Makalelerdidemcan.com

  • DEPREMLER VE ASTROLOJİK GÖSTERGELER

    <strong>DEPREMLER VE ASTROLOJİK G&Ouml;STERGELER</strong><br /> <strong>Didem Can</strong><br /> <strong>Ağustos 2025</strong>

    <h2>&Ouml;zet</h2>

    Tarih boyunca depremlerin nedenleri ve mekanizmalarıyla ilgili sorular, bilimsel ve teknolojik gelişmelerle birlikte giderek evrim ge&ccedil;irmiştir. İlk d&ouml;nemlerde sorular daha &ccedil;ok &ldquo;neden&rdquo; ve &ldquo;nasıl&rdquo; &uuml;zerine odaklanırken, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde yaklaşımlar giderek &ldquo;ne zaman&rdquo; sorusu &uuml;zerinde yoğunlaşmaktadır. Bununla birlikte, D&uuml;nya&rsquo;nın derin i&ccedil; yapısına erişimin zorluğu, fay sistemlerinin karmaşık yapısı ve &ouml;nc&uuml; sarsıntıların tutarsızlığı gibi nedenlerle depremlerin kesin olarak tahmin edilmesi h&acirc;l&acirc; &ouml;nemli bir bilimsel zorluk olmaya devam etmektedir.

    Bu &ccedil;alışmanın temel amacı, sismik olaylar ile gezegensel dizilimler arasındaki olası ilişkileri astrolojik bir bakış a&ccedil;ısıyla incelemektir. Analiz; gezegen konumlarını, a&ccedil;ısal ilişkileri (a&ccedil;ıları), bur&ccedil; yerleşimlerini, a&ccedil;ı kalıplarını, Ay fazlarını ve midpoint (orta nokta) yapılarını kapsamaktadır. Klasik gezegenlerin &ouml;tesinde, sabit yıldızlar, trans-Nept&uuml;nyen noktalar (TNP&rsquo;ler), kritik dereceler, asteroitler ve bunların kombinasyon etkileri de &ccedil;alışmaya dahil edilmiştir. Depremlerin kesin zamanlarının bilindiği durumlarda, Y&uuml;kselen (ASC) ve Tepe Noktası (MC) eksenleri de değerlendirmeye katılmıştır. &Ouml;rneklem grubu 1687 deprem haritasından oluşmaktadır.

    <h2>Kaynaklar</h2> <h2>Depremlerin Tarihsel Algılanışı ve Felsefi Yorumlar</h2>

    Tarih boyunca depremler, insanlığı hem korkutan hem de meraklandıran doğal olaylar olmuştur. Antik &ccedil;ağlarda bu gizemli sarsıntılar, nedenleri ve nasıl oluştukları hakkında b&uuml;y&uuml;k bir merak uyandırmış; ancak bu soruların &ccedil;oğu cevapsız kalmıştır. Bu nedenle erken d&ouml;nemlerde depremler &ccedil;oğunlukla ilahi gazabın bir yansıması olarak yorumlanmıştır. Tarihsel metinler, her b&uuml;y&uuml;k sarsıntıdan sonra bu ilahi &ouml;fkeyi yatıştırmak amacıyla &ccedil;eşitli dualar, rit&uuml;eller ve b&uuml;y&uuml;sel uygulamaların geliştirildiğini g&ouml;stermektedir (1).

    Depremlere ilişkin eski algılar b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de dini inan&ccedil;lara dayanırken, zamanla bu yorumlar yerini daha bilimsel a&ccedil;ıklamalara bırakmaya başlamıştır. S&uuml;mer inancında depremler, insanlığa y&ouml;nelik bir ilahi ceza olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;yordu. Bu sarsıntılardan sorumlu tanrı, yeraltı sularının ve denizlerin tanrısı olan EA (daha sonra Enki olarak anılmıştır) idi. Bu tanrı daha sonra Yunan mitolojisindeki denizleri hareketlendirdiğine ve depremlere neden olduğuna inanılan Poseidon ile ilişkilendirilmiştir (Kramer, 1999).

    Poseidon&rsquo;un, &uuml;&ccedil; dişli mızrağı (trident) ile yere vurarak depremler oluşturduğuna inanılırdı. Bu nedenle kendisine &ldquo;yeri sarsan&rdquo; anlamına gelen <strong>Enosigaios</strong> adı da verilmiştir (2).

    Tarih ilerledik&ccedil;e, dini yorumlar felsefi d&uuml;ş&uuml;ncelerle sorgulanmaya başlanmıştır. İlk Yunan filozoflarından Thales, d&uuml;nyayı a&ccedil;ıklarken mitolojik anlatıları bırakıp doğa felsefesine y&ouml;nelen ilk d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r olarak kabul edilir. Thales, t&uuml;m maddenin tek bir temel unsurdan oluştuğunu ve bunun da su olduğunu &ouml;ne s&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. Bu teori, sonraki d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rler &uuml;zerinde &ouml;nemli bir etki yaratmıştır.

    Thales&rsquo;e g&ouml;re D&uuml;nya, tıpkı bir gemi gibi suyun &uuml;zerinde y&uuml;z&uuml;yordu. Ona g&ouml;re depremler, D&uuml;nya&rsquo;nın altındaki suyun hareket etmesi sonucu meydana geliyordu (3). 28 Mayıs M&Ouml; 585&rsquo;te ger&ccedil;ekleşen g&uuml;neş tutulmasını doğru tahmin etmesiyle de tanınan Thales&rsquo;in en kalıcı mirası, muhtemelen rasyonel sorgulama y&ouml;ntemi olmuştur.

    Ancak t&uuml;m filozoflar onun g&ouml;r&uuml;şlerini kabul etmemiştir. &Ouml;rneğin Romalı filozof Seneca daha sonra Thales&rsquo;in teorisini ger&ccedil;ek&ccedil;i bulmayarak reddetmiştir (4).

    Thales&rsquo;in &ouml;ğrencisi Anaksimandros ise D&uuml;nya&rsquo;nın bir davul şeklinde olduğunu ve kendi ağırlığı altında &ccedil;atlayarak depremlere neden olduğunu &ouml;ne s&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r (5). Bir diğer Miletli filozof olan Anaksimenes de depremleri akıl yoluyla a&ccedil;ıklamaya &ccedil;alışmıştır. Onun teorisi, tarihteki en erken sismik faaliyet modellerinden biri olarak kabul edilir. Hatta Sparta&rsquo;da meydana gelecek bir depremi &ouml;nceden tahmin ettiğine inanılmaktadır.

    Anaksimenes&rsquo;e g&ouml;re depremler, toprağın aşırı yağış sonrası ister nemli ister kuru olsun &ccedil;atlamasıyla oluşuyordu. Ona g&ouml;re kurak veya aşırı yağışlı d&ouml;nemlerde, i&ccedil; basın&ccedil; nedeniyle toprak par&ccedil;alanıyordu. Yağmur, D&uuml;nya i&ccedil;indeki boşlukları dolduruyor; yağış d&ouml;nemi sona erdiğinde ise ısı y&uuml;zeyi kurutarak &ccedil;atlaklara ve ardından sismik hareketlere yol a&ccedil;ıyordu (6)(7).

    Aristoteles ise topraktaki nem ve kuruluğun buharlar oluşturduğunu ve depremlerin bu buharların birikip şiddetli şekilde a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmasıyla meydana geldiğini ileri s&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. Ayrıca depremlerin genellikle ilkbahar ve sonbahar gibi ıslak ve kuru d&ouml;nemler arasındaki ge&ccedil;iş zamanlarında ger&ccedil;ekleştiğini belirtmiştir. Nadiren de olsa depremler ile Ay tutulmaları arasında zamansal bir ilişki g&ouml;zlemlediğini de ifade etmiştir (8).

    Batlamyus (Ptolemy), <strong>Tetrabiblos</strong> adlı eserinde depremlerle ilgili astrolojik sınıflandırmalar yapmıştır. &Ouml;rneğin:

    <ul> <li>

    <strong>Boğa burcu</strong> genel olarak sıcak &ouml;zellikler g&ouml;sterir ve orta derecede sıcaktır. Ancak &ouml;zellikle &Uuml;lker (Pleiades) k&uuml;mesine yakın ilk dereceler depremler, r&uuml;zg&acirc;rlar ve sis ile ilişkilendirilir.

    </li> <li>

    <strong>İkizler burcu</strong> genel olarak ılıman bir iklim oluşturur; ilk dereceleri yağışlı ve yıkıcı, orta dereceleri ılıman, son dereceleri ise kaotik ve dengesizdir. Kuzey b&ouml;lgeleri r&uuml;zg&acirc;r ve depremlerle, g&uuml;ney b&ouml;lgeleri ise kuraklıkla ilişkilidir.

    </li> <li>

    <strong>Yenge&ccedil; burcu</strong> genel olarak hoş ve sıcak havaları temsil eder; ancak ilk dereceler ve Praesepe k&uuml;mesi bunaltıcı, sismik ve sisli etkiler taşır. Orta dereceler ılıman, son dereceler r&uuml;zg&acirc;rlıdır.

    </li> <li>

    <strong>Akrep burcu</strong> g&ouml;k g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml; ve ateşle ilişkilidir; ilk dereceler karlı, orta dereceler ılıman, son dereceler ise depremlerle bağlantılıdır. Kuzey b&ouml;lgeler sıcak, g&uuml;ney b&ouml;lgeler nemlidir (9).

    </li> </ul>

    Aynı eserde Batlamyus, &ouml;zellikle <strong>Sat&uuml;rn ve Mars&rsquo;ın toprak bur&ccedil;larındaki kavuşumlarının veya etkileşimlerinin</strong> depremleri tetikleyebileceğini de &ouml;ne s&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r:

    <blockquote>

    &ldquo;Sat&uuml;rn ve Mars, &ouml;zellikle ışıkları y&ouml;nettiklerinde ve birbirlerinden uzak konumlandıklarında b&uuml;y&uuml;k tehlikeler yaratırlar&hellip; ve eğer toprak bur&ccedil;larındalarsa, vahşi hayvan saldırıları veya depremler yoluyla...&rdquo; (10)

    </blockquote>

    Doğa felsefesinin kurucusu olarak kabul edilen Thales&rsquo;in başlattığı rasyonel sorgulama geleneği, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde de depremlerin nedenlerini araştırmaya ilham vermeye devam etmektedir. Daha yakın d&ouml;nemlerde Uran&uuml;s gezegeninin keşfedilmesinin ardından, bu gezegen yıkıcı, beklenmedik ve sarsıcı olaylarla, &ouml;zellikle depremlerle ilişkilendirilmiştir. Bazı &ccedil;alışmalar, sismik olaylar sırasında Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n meridyen noktalarına yakın konumlandığını vurgulamaktadır (11).

    <h2>Metodoloji</h2>

    Yukarıda belirtilen &ccedil;er&ccedil;eveye dayanarak bu &ccedil;alışma, sismik olaylar sırasında ortaya &ccedil;ıkan &ouml;nemli astrolojik g&ouml;stergeleri belirlemeyi ve &ouml;zellikle Uran&uuml;s, Nept&uuml;n, Poseidon (TNP), Sat&uuml;rn ve Mars gibi gezegen etkileri ile depremler arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını araştırmayı ama&ccedil;lamaktadır.

    <h2>Veri &Ouml;rneği</h2>

    &Ccedil;alışma, b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; <strong>6.0 ve &uuml;zeri olan 1687 deprem</strong> verisi &uuml;zerinde ger&ccedil;ekleştirilmiştir. Veri setinin zaman aralığı, <strong>1293 Kamakura Depremi</strong>&rsquo;nden <strong>22 Mart 2025 Filipinler Depremi</strong>&rsquo;ne kadar uzanmaktadır. D&ouml;nemlere g&ouml;re dağılım ise şu şekildedir:

    <em>(İstersen devamını da &ccedil;evirebilirim 👍)</em>

    <p style="margin-left:.5in"><img alt="" src="/dosyalar/images/graph.jpg" style="border-style:solid; border-width:5px; height:310px; margin:5px; width:965px" />

    Tarihsel deprem verileri &ouml;ncelikle USGS (United States Geological Survey &ndash; Değişen Bir D&uuml;nya i&ccedil;in Bilim) veri tabanından elde edilmiştir; daha eski deprem kayıtları ise Wikipedia&rsquo;dan derlenmiştir. Wikipedia yerel saat verileri sunduğundan, bu saatler olduğu gibi kullanılmıştır. Ancak USGS verileri UTC formatında kaydedildiği i&ccedil;in, bunlar yerel saate d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş ve Sirius 3.0 yazılımı kullanılarak kaydedilmiştir.

    Zaman ve konum bilgilerinin mevcut olması nedeniyle, ASC (Y&uuml;kselen) ve MC (Tepe Noktası) veri analizine dahil edilmiştir. Bunlar &ouml;zellikle hızlı hareket eden g&ouml;k cisimleriyle ilişkili olası tetikleyici etkileri a&ccedil;ısından dikkate alınmıştır.

    <div> <hr /></div>

    A&ccedil;ılar

    Bu &ccedil;alışmada temel a&ccedil;ılara ek olarak 135&deg; ve 45&deg; a&ccedil;ıları da 5&deg; orb ile analiz edilmiştir. Dikkate alınan a&ccedil;ılar:

    <ul> <li>Kavuşum (0&deg;)</li> <li>Yarı-kare (45&deg;)</li> <li>Altıgen (60&deg;)</li> <li>Kare (90&deg;)</li> <li>&Uuml;&ccedil;gen (120&deg;)</li> <li>Seskikare (135&deg;)</li> <li>Karşıt (180&deg;)</li> </ul>

    Sabit Yıldızlar

    Gezegenlerle sabit yıldızların kavuşum sıklığı (2&deg; orb i&ccedil;inde) incelenmiştir.

    Bur&ccedil;lar

    Deprem anındaki gezegenlerin bur&ccedil; konumları sıklık ve &ouml;r&uuml;nt&uuml; tanıma a&ccedil;ısından analiz edilmiştir.

    OOB (Out-of-Bounds) Gezegenler

    Her olay haritasında, deprem sırasında hangi gezegenlerin sınır dışı (OOB) konumda olduğu değerlendirilmiştir.

    Kritik Dereceler

    &Ccedil;alışmada kavuşumlarla aktive edilen kritik dereceler ve bu derecelere a&ccedil;ı yapan gezegenler analiz edilmiştir.

    Kullanılan kritik dereceler:

    <ul> <li>&Ouml;nc&uuml; bur&ccedil;lar: 0&deg;, 11&ndash;13&deg;, 24&ndash;26&deg;</li> <li>Sabit bur&ccedil;lar: 7&ndash;9&deg;, 20&ndash;21&deg;</li> <li>Değişken bur&ccedil;lar: 3&ndash;4&deg;, 16&ndash;17&deg;, 29&deg;</li> </ul>

    Bu kritik derecelerin k&ouml;keni klasik veya Helenistik gelenekte kesin olarak belirlenemese de, hem İbn Ezra hem de Vettius Valens eserlerinde bazı derecelerin &ouml;zel niteliklerinden bahsetmiştir.

    &Ouml;rneğin, İbn Ezra Ko&ccedil; burcunun 6&deg;, 11&deg;, 17&deg; ve 23&deg; derecelerinin talihi azalttığını belirtir. Valens ise 0&deg; Ko&ccedil;&rsquo;u fırtınalı, dolulu, r&uuml;zg&acirc;rlı ve yıkıcı olarak tanımlar; İkizler&rsquo;in ilk &uuml;&ccedil; derecesini ise istikrarsız ve değersiz g&ouml;r&uuml;r. Ne Ezra ne de Valens bu dereceleri bur&ccedil; niteliklerine (&ouml;nc&uuml;/sabit/değişken) g&ouml;re sınıflandırmıştır.

    Bu dereceler arasında, 0&deg; Ko&ccedil;&rsquo;taki ilkbahar ekinoksu (Ko&ccedil; Noktası) g&ouml;k ekvatoru ile ekliptiğin kesişimini işaret eder ve yery&uuml;z&uuml; olaylarının analizinde sık&ccedil;a kullanılır.

    Asteroitler, TNP&rsquo;ler, D&uuml;ğ&uuml;mler, A&ccedil;ılar (MC&ndash;ASC), Vertex &amp; East Point

    Analize 5&deg; orb ile dahil edilen ek astrolojik noktalar:

    <ul> <li>TNP&rsquo;ler (Nept&uuml;n &ouml;tesi noktalar)</li> <li>Asteroitler</li> <li>Ay D&uuml;ğ&uuml;mleri (Kuzey ve G&uuml;ney)</li> <li>A&ccedil;ılar (MC, ASC)</li> <li>Vertex</li> <li>East Point</li> </ul>

    TNP a&ccedil;ıları ve orta noktaları ayrıca 30&#39; orb ile ikinci kez analiz edilmiştir; her iki orb i&ccedil;in yapılan &ccedil;alışmada aynı sıralama elde edilmiştir.

    Orta Noktalar

    T&uuml;m gezegenler, asteroitler, d&uuml;ğ&uuml;mler ve a&ccedil;ılar arasındaki orta noktalar 5&deg; orb ile değerlendirilmiştir.

    A&ccedil;ı &Ouml;r&uuml;nt&uuml;leri

    Başlıca a&ccedil;ı konfig&uuml;rasyonları incelenmiştir:

    <ul> <li>B&uuml;y&uuml;k &Uuml;&ccedil;gen: 5&deg; orb i&ccedil;inde</li> <li>T-Kare: 5&deg; orb i&ccedil;inde</li> <li>B&uuml;y&uuml;k Kare: 8&deg; orb i&ccedil;inde</li> </ul>

    &nbsp;

    BULGULAR

    <strong>Gezegen ve G&ouml;ksel Cisimlerle İlgili Astrolojik Dağılım &Ouml;r&uuml;nt&uuml;leri</strong>

    Bu &ccedil;alışma, gezegenlerin element ve bur&ccedil; konumları, Nept&uuml;n &ouml;tesi cisimlerin (TNO) etkileri, asteroit etkileşimleri, a&ccedil;ısal ilişkiler, Ay evreleri, orta noktalar, sabit yıldızlar ve sınır dışı gezegenler gibi &ccedil;eşitli astrolojik parametreler &uuml;zerinden g&ouml;ksel cisimlerin dağılımını incelemektedir. Analiz, &ouml;zellikle belirli doğal olaylar bağlamında anlamlı astrolojik korelasyonları belirlemeyi ama&ccedil;lamaktadır.

    <strong>Gezegen ve Asteroitlerin Bur&ccedil;lardaki Dağılımı</strong><br /> Gezegenlerin element dağılımı incelendiğinde &ldquo;toprak&rdquo; elementinin &ouml;ne &ccedil;ıktığı g&ouml;r&uuml;lmektedir. Aynı zamanda bur&ccedil; dağılımında Oğlak ve Balık bur&ccedil;ları &ouml;zellikle dikkat &ccedil;ekici bulunmuştur (Grafik 1).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%201(4).jpg" style="height:310px; margin:5px; width:962px" />

    Daha ayrıntılı analiz, Sat&uuml;rn ve J&uuml;piter&rsquo;in sıklıkla kendi y&ouml;neticisi oldukları bur&ccedil;larda konumlandığını g&ouml;stermektedir (Tablo 1).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%201(1).jpg" style="height:310px; margin:5px; width:832px" />

    Bu bulguların sağlamlığı, farklı gruplar &uuml;zerinde yapılan testlerle doğrulanmış ve istatistiksel olarak anlamlı sonu&ccedil;lar elde edilmiştir (Tablo 2).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table2.jpg" style="height:107px; margin:5px; width:500px" />

    Asteroitler ve Bur&ccedil; Dağılımı

    Asteroitlerin kendi grupları i&ccedil;indeki incelenmesi, gezegen dağılımına benzer şekilde Oğlak ve Balık bur&ccedil;larının baskın olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca Yay burcu da dikkat &ccedil;ekici bir şekilde &ouml;ne &ccedil;ıkmaktadır. Ancak gezegenlerin ev dağılımında anlamlı bir farklılık g&ouml;zlenmemiştir.

    Gezegenler ve TNP&rsquo;lerin A&ccedil;ılar İ&ccedil;indeki Konumu

    Gezegenler ile varsayımsal g&ouml;k cisimlerinin etkileşimlerini anlamak i&ccedil;in Trans-Nept&uuml;n Nesneleri (TNO) tanımlanmalıdır. Alman astrolog ve matematik&ccedil;i Alfred Witte, Uranian Astrolojinin kurucusu olarak I. D&uuml;nya Savaşı sırasında (1919&ndash;1925, ilk g&ouml;zlemleri 1913) top&ccedil;u ateşi zamanlamalarını incelemiştir. Witte, bilinen astrolojik tekniklerin bu kesin zamanlamalarla &ouml;rt&uuml;şmediğini fark etmiştir. Bunun &uuml;zerine g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde bilinen g&ouml;k cisimlerine karşılık gelmeyen, ancak gezegenler gibi hareket eden enerji alanlarının varlığını &ouml;ne s&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. Bu noktaların hen&uuml;z keşfedilmemiş gezegenleri barındırdığına inanılmakta ve Trans-Nept&uuml;n Nesneleri (TNO), Trans-Nept&uuml;n Gezegenleri veya Hipotetik Gezegenler olarak adlandırılmaktadır. Bunlar şunlardır: <strong>Cupido, Hades, Zeus, Kronos, Apollon, Admetos, Vulcanos ve Poseidon.</strong> İlk d&ouml;rt tanesi Witte tarafından, diğer d&ouml;rt tanesi ise Friedrich Sieggnum tarafından tanımlanmıştır.

    Bu bilgiler ışığında, gezegenler arasındaki a&ccedil;ılar ve gezegenlerle TNO&rsquo;lar arasındaki a&ccedil;ılar analiz edilmiştir.

    Gezegenler arasındaki a&ccedil;ılara bakıldığında, &ouml;zellikle <strong>Nept&uuml;n&ndash;Uran&uuml;s</strong> ve <strong>Nept&uuml;n&ndash;Pl&uuml;ton</strong> etkileşimleri dikkat &ccedil;ekmektedir. Ayrıca Sat&uuml;rn de bu a&ccedil;ı ilişkilerinde &ouml;ne &ccedil;ıkan bir gezegen olarak belirlenmiştir (Grafik 2).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/grph2.jpg" style="height:510px; margin:5px; width:800px" />

    Grafik 2&rsquo;de g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; &uuml;zere, farklı gruplar &uuml;zerinde Nept&uuml;n/Pl&uuml;ton, Nept&uuml;n/Uran&uuml;s, G&uuml;neş/Ven&uuml;s ve Sat&uuml;rn/Uran&uuml;s &ccedil;iftlerinin a&ccedil;ılarına y&ouml;nelik yapılan t-testleri istatistiksel olarak anlamlı sonu&ccedil;lar vermiştir (Tablo 3).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%204.jpg" style="height:310px; margin:5px; width:892px" />

    İşte metnin T&uuml;rk&ccedil;e &ccedil;evirisi:

    <hr /> <h3>Gezegenler ve TNO A&ccedil;ılarının İncelenmesi</h3>

    TNO&rsquo;lar ile t&uuml;m gezegenler arasındaki a&ccedil;ılar incelendiğinde, <strong>Zeus/Pl&uuml;ton</strong> a&ccedil;ıları belirgin şekilde &ouml;ne &ccedil;ıkmakta, bunu <strong>Apollon/Nept&uuml;n</strong> eşleşmesi izlemektedir (Tablo 4).

    Uranian astrolojide Zeus, Mars ve Uran&uuml;s&rsquo;e benzer bir enerjiyle sembolize edilir; ama&ccedil; odaklı itici g&uuml;&ccedil; ve dinamik kuvveti temsil eder. D&uuml;zenli eylem, ateş, silahlar, d&ouml;llenme ve bir s&uuml;reci ileriye taşıyan momentumla ilişkilidir. Pl&uuml;ton/Zeus birleşimi, yeni bir evrenin başlangıcını veya mevcut koşulların ani değişimini ifade edebilir.

    Apollon ise J&uuml;piter enerjisiyle bağlantılıdır ve geleneksel olarak İkizler burcu ile ilişkilendirilir. Katıldığı her konfig&uuml;rasyona &ccedil;oğalma ilkesini ekler; bilim, ticaret ve entelekt&uuml;el uğraşlarla ilişkilidir. Apollon genişleme, b&uuml;y&uuml;tme ve gelişim s&uuml;re&ccedil;lerini simgeler. Deprem bağlamında Apollon&rsquo;un genişletici etkisi, korku, yıkım ve kaybın tezah&uuml;r&uuml;n&uuml; yoğunlaştırarak doğal afetlerin etkisini daha belirgin hale getirebilir.

    Gezegenler arası ve gezegen&ndash;TNO a&ccedil;ıları a&ccedil;ısından bakıldığında, <strong>artan (waxing) fazın</strong> &ouml;zellikle etkili olduğu g&ouml;r&uuml;lmektedir.

    <h3>Gezegenler ve NN, ASC, MC</h3>

    Gezegenlerin Y&uuml;kselen (ASC) ve Tepe Noktası (MC) ile a&ccedil;ı oluşturduğu konfig&uuml;rasyonlar incelendiğinde, Merk&uuml;r&rsquo;&uuml;n ASC ile 45&deg; yarı-kare a&ccedil;ı yaptığı; J&uuml;piter ve Sat&uuml;rn&rsquo;&uuml;n ise sırasıyla MC ile yarı-kare (45&deg;) ve seskikare (135&deg;) a&ccedil;ı oluşturduğu g&ouml;r&uuml;lmektedir (Grafik 3).

    <hr />

    &nbsp;<img alt="" src="/dosyalar/images/graph3.jpg" style="height:610px; margin:5px; width:900px" />

    Gezegenlerin Ay D&uuml;ğ&uuml;mleri (NN), Y&uuml;kselen (ASC) ve Tepe Noktası (MC) ile kavuşumları incelendiğinde, <strong>Nept&uuml;n&rsquo;&uuml;n Uran&uuml;s ve Pl&uuml;ton ile</strong>, ayrıca <strong>Sat&uuml;rn/Uran&uuml;s</strong> a&ccedil;ı ilişkilerinin hiyerarşik konumlarını koruduğu g&ouml;r&uuml;lmektedir. Buna ek olarak, <strong>Mars&rsquo;ın MC ve Pl&uuml;ton ile etkileşimleri</strong> &ouml;rneklem grubunda belirgin bir farklılık g&ouml;stermektedir (Tablo 5).

    Tablo 5&rsquo;te listelenen gezegen &ccedil;iftleri arasındaki t&uuml;m a&ccedil;ılar farklı gruplar &uuml;zerinde test edilmiş ve sonu&ccedil;ların istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (Tablo 6).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%205.jpg" style="height:410px; margin:5px; width:843px" />

    Gezegenler ve Asteroitler

    Asteroitler, astrolojik literat&uuml;rde g&ouml;rece yeni bir kavram olup 1808&rsquo;den itibaren alana girmiştir. Astrolojideki uygulamaları ise Eleanor Bach&rsquo;ın 1973&rsquo;te yayımladığı ilk asteroit efemerisi ile başlamıştır. İlk keşfedilen d&ouml;rt asteroit &ndash; <strong>Ceres, Pallas, Juno ve Vesta</strong> (keşif sırasına g&ouml;re) &ndash; son d&ouml;nemde daha sık kullanılmaya başlanmıştır. 1977&rsquo;de <strong>Chiron</strong>&rsquo;un keşfi ise <strong>Kentaur</strong>ların ayrı bir grup olarak sınıflandırılmasına yol a&ccedil;mıştır.

    Deprem gibi olağan&uuml;st&uuml; doğa olayları &uuml;zerindeki etkileri incelendiğinde, <strong>Uran&uuml;s/Pallas</strong> ile <strong>J&uuml;piter/Juno</strong> etkileşimleri verilerde &ouml;ne &ccedil;ıkmaktadır. Bu bulgu, farklı gruplar arasında karşılaştırıldığında da istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (Tablo 7).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%207(1).jpg" style="height:210px; margin:5px; width:700px" />

    İlk asteroit olan <strong>Ceres</strong> 1801&rsquo;de keşfedildiğinden, erken d&ouml;nem kaynaklarda bu g&ouml;k cisimlerinin depremlerle ilişkilendirildiğine dair doğrudan referanslar bulunmamaktadır. Ancak, bu asteroitlere adını veren mitolojik fig&uuml;rler ile sismik olaylar arasında sembolik veya dolaylı bağlantılar kurulabilir. Bu bağlamda <strong>Pallas</strong> ve <strong>Juno</strong> &ouml;zellikle dikkat &ccedil;ekicidir.

    Pallas doğrudan depremlerle ilişkilendirilmemekle birlikte, bazı ezoterik yorumlarda kozmik patlamaların veya yıkıcı g&uuml;&ccedil;lerin sembol&uuml; olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Mitolojik anlatılarda Pallas Athena&rsquo;nın babası Zeus&rsquo;un başından tamamen silahlı şekilde doğuşu, son derece şiddetli ve sarsıcı bir olay olarak tasvir edilir. Bu durum, literal bir sismik aktiviteyi değil, sembolik veya psikolojik bir sarsıntıyı işaret edebilir.

    <strong>Juno</strong> ise genellikle Zeus ile yoğun kıskan&ccedil;lık ve g&uuml;&ccedil; m&uuml;cadelelerine giren bir fig&uuml;r olarak betimlenir. Bu ilahi &ouml;fke ifadeleri, bazı sembolik okumalarca yery&uuml;z&uuml;n&uuml; &ldquo;sarsabilecek&rdquo; g&uuml;&ccedil;te g&ouml;r&uuml;l&uuml;r ve b&ouml;ylece depremlerle metaforik bir bağ kurulur. İlgin&ccedil; bir şekilde, Juno asteroidi en sık <strong>J&uuml;piter</strong> (Zeus ile ilişkilendirilen gezegen) tarafından a&ccedil;ılanır.

    Ko&ccedil; Noktası

    <strong>0&deg; Ko&ccedil; Noktası</strong>, ekliptik ile ekvatorun kesişimini ifade eder ve ilkbaharın başlangıcını simgeler. Sembolik olarak D&uuml;nya yeniden canlanır ve yeni bir d&ouml;ng&uuml;ye hazırlanır. Mitolojide, <strong>Persephone</strong> ilkbahar ekinoksunda annesi <strong>Ceres</strong> ile yeniden birleşir; bu buluşma Ceres&rsquo;in yasını sonlandırır ve d&uuml;nyayı yeniden canlandırır.

    İlkbahar ekinoksu tarihsel olarak bir mevsimsel d&ouml;ng&uuml;n&uuml;n başlangıcını işaret etmekle kalmaz, g&ouml;k cisimleriyle etkileşimine bağlı olarak bir &ccedil;ağın doğuşunu da sembolize edebilir. Bu bağlamda, <strong>Pl&uuml;ton&rsquo;un 0&deg; Ko&ccedil; Noktası ile 1&deg; orb i&ccedil;inde a&ccedil;ı yaptığı</strong> g&ouml;zlemlenmiştir; bu durum, Pl&uuml;ton&rsquo;un gezegen kombinasyonları ve Tepe Noktası (MC) ile etkileşimlerinde olduğu gibi dikkat &ccedil;ekicidir (Grafik 4).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%204(2).jpg" style="height:402px; margin:5px; width:600px" />

    Kritik Dereceler

    Kritik dereceler, her bur&ccedil; i&ccedil;inde astrolojik &ouml;nemi yoğunlaştırdığına inanılan &ouml;zel noktalardır. Genellikle <strong>0&deg;, 29&deg;</strong> ve bazen <strong>15&deg;</strong> dereceleri başlangı&ccedil;lar, bitişler ve yoğun nitelikler ile ilişkilendirilir. Bu hassas dereceler bur&ccedil;ların &uuml;&ccedil; niteliğiyle bağlantılıdır. Bir g&ouml;k cismi bu dereceleri aktive ettiğinde, ilgili bur&ccedil;la bağlantılı belirli zorlukları ortaya &ccedil;ıkarma olasılığı y&uuml;ksektir. Bu karşılaşmalar zorlayıcı olsa da, &ouml;nemli yeni bakış a&ccedil;ıları sunabilir. Deprem gibi trajediler sosyolojik ve teknik a&ccedil;ıdan insanlığı mevcut sınırların &ouml;tesine ge&ccedil;meye zorlamıştır.

    <strong>Kritik dereceler:</strong>

    <ul> <li>&Ouml;nc&uuml; bur&ccedil;lar (Ko&ccedil;, Yenge&ccedil;, Terazi, Oğlak): 0&deg;, 13&deg;, 26&deg;</li> <li>Sabit bur&ccedil;lar (Boğa, Aslan, Akrep, Kova): 8&ndash;9&deg;, 21&ndash;22&deg;</li> <li>Değişken bur&ccedil;lar (İkizler, Başak, Yay, Balık): 4&deg;, 17&deg;</li> </ul>

    Verilerde g&ouml;zlenen bur&ccedil; dağılımıyla tutarlı olarak, kritik dereceler i&ccedil;inde yine <strong>Oğlak</strong> ve <strong>Balık</strong> &ouml;ne &ccedil;ıkmaktadır. &Ouml;zellikle <strong>26&deg; Oğlak (&ouml;nc&uuml; bur&ccedil;)</strong> ve <strong>16&deg; Balık (değişken bur&ccedil;)</strong> dikkate değer bulunmuştur. Bu bulgu, depremler ile Oğlak burcu arasında daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir ilişki olduğunu g&ouml;stermektedir (Grafik 5).

    Gezegenlerin bu derecelerdeki dağılımı aşağıdaki tabloda sunulmaktadır.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph5.jpg" style="height:516px; width:1395px" />

    Bu aynı dereceler Y&uuml;kselen (ASC) ve Tepe Noktası (MC) ile ilişkilendirildiğinde, <strong>değişken bur&ccedil;ların</strong> daha belirgin şekilde &ouml;ne &ccedil;ıktığı g&ouml;r&uuml;lmektedir (Grafik 6).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph6.jpg" style="height:523px; width:994px" />

    Ay Evreleri

    Son d&ouml;nemde, tutulmalar gibi Ay evreleri depremlerle ilişkilendirilen g&ouml;ksel olaylar arasında yer almaktadır.

    US Geological Survey&rsquo;den Susan Hough ve araştırma grubu tarafından <strong>Seismological Research Letters</strong>&rsquo;ta yayımlanan yeni bir &ccedil;alışmada, 1600&rsquo;den g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar ger&ccedil;ekleşen 8 ve &uuml;zeri b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kteki 204 deprem incelenmiştir. Araştırmacıların vardığı sonu&ccedil;, depremler ile Ay evreleri veya yılın belirli zamanları arasında algılanan ilişkinin tamamen rastlantısal olduğudur. Araştırmacılara g&ouml;re, belirli g&uuml;nlerde ilgisiz depremlerin k&uuml;melenmesinin arkasında &ouml;zel bir neden yoktur. Tek bir g&uuml;nde meydana gelen en fazla deprem sayısı 16&rsquo;dır ve bu tarih Yeni Ay evresinden 7 g&uuml;n sonrasına denk gelmiştir. İstatistiksel olarak bu verilerle Ay evrelerini b&uuml;y&uuml;k depremlerle doğrudan ilişkilendirmek m&uuml;mk&uuml;n g&ouml;r&uuml;nmemektedir. Bununla birlikte, araştırmacılar Ay evreleri ile b&uuml;y&uuml;k depremler arasındaki ilişkinin tamamen g&ouml;z ardı edilmemesi gerektiğini de belirtmektedir.

    Araştırmacılara g&ouml;re, <strong>gelgit stresleri</strong> bazı depremleri tetikleyebilir; ancak bu streslerin katkısı deprem veya sarsıntı tahmini yapmaya yetecek d&uuml;zeyde değildir.

    2016&rsquo;da Tokyo &Uuml;niversitesi&rsquo;nden iki ekip, son 20 yıl i&ccedil;inde 5 ve &uuml;zeri b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kteki depremleri analiz ederek, bu depremlerden &ouml;nceki iki haftaya odaklanmıştır. B&uuml;y&uuml;k depremlerin Dolunay ve Yeni Ay tarihlerine yakın ger&ccedil;ekleştiğini g&ouml;zlemlemişlerdir. İlgin&ccedil;tir ki aynı &ccedil;alışmada k&uuml;&ccedil;&uuml;k depremler i&ccedil;in herhangi bir bağlantı bulunmamıştır.

    2003&rsquo;te Tayvan&rsquo;da yapılan bir başka &ccedil;alışma da, 5 ve &uuml;zeri b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kteki depremler ile Ay evreleri arasında bir korelasyon olmadığını vurgulamıştır.

    1687 deprem haritasında yapılan Ay evreleri analizi ise anlamlı bir farklılık g&ouml;stermemiştir. Grafik 7&rsquo;de g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; &uuml;zere, hem d&ouml;rt ana Ay evresi hem de sekiz detaylı evre ayrı ayrı incelenmiştir. Hi&ccedil;bir grafik belirgin bir fark ortaya koymamaktadır. <strong>Yayılma (Disseminating) evresi</strong> ortalamadan belirgin şekilde sapmasa da diğerlerine kıyasla g&ouml;rece &ouml;ne &ccedil;ıkmaktadır. Ancak &ouml;rneklemde Dolunay &ouml;ncesi evre 840 haritada, Dolunay ve sonraki evreler ise 847 haritada g&ouml;zlemlendiğinden, kesin sonu&ccedil;lar &ccedil;ıkarmak m&uuml;mk&uuml;n değildir.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%207(2).jpg" style="height:259px; margin:5px; width:800px" />

    Araştırmacıların sık&ccedil;a kullandığı bir ifadeyi hatırlamak faydalıdır:<br /> <strong>&ldquo;Bir parayı art arda 5 kez atarsanız, 4 kez yazı gelebilir. Ancak bundan, her atışta yazı gelme olasılığının y&uuml;ksek olduğu sonucunu &ccedil;ıkarmak yanlış olur.&rdquo;</strong>

    <strong>Orta Noktalar</strong>

    Orta noktalar, iki astrolojik nokta arasındaki tam yarıyı temsil eder. T&uuml;m gezegenler, Ay D&uuml;ğ&uuml;m&uuml; (NN), Y&uuml;kselen (ASC) ve Tepe Noktası (MC) ayrı ayrı gezegen orta noktalarında ve bu orta noktalara yapılan a&ccedil;ılarda analiz edilmiştir.<br /> &Ouml;rneğin: <strong>Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n J&uuml;piter/Pl&uuml;ton orta noktasına yaptığı a&ccedil;ı (0&deg;, 45&deg;, 60&deg;, 90&deg;, 120&deg;, 135&deg;, 180&deg;)</strong> (Tablo 8).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%208.jpg" style="height:431px; width:861px" />

    <strong>Vx ve Ep</strong>

    Vx ve Ep analiz edildiğinde, bu noktaların gezegen orta noktalarıyla oluşturduğu a&ccedil;ılarda anlamlı bir farklılık g&ouml;zlenmemiştir.

    <strong>Sabit Yıldızlar</strong>

    Evrenin her şeyi s&uuml;rekli hareket halindedir. Astrolojide kullanılan &ldquo;sabit yıldızlar&rdquo; terimi aslında yanıltıcıdır; &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu yıldızlar G&uuml;neş Sistemi&rsquo;nin par&ccedil;ası olmadıkları i&ccedil;in hareketsizmiş gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;rler. Oysa ger&ccedil;ekte sabit yıldızlar yaklaşık her 72 yılda bir derece kayar. Antik astrologlar, g&ouml;zlemlenebilir en &ouml;nemli yıldızların, gezegenler veya doğum haritasındaki a&ccedil;ılarla yakın ilişkide olduklarında &ouml;zel bir etkiye sahip olduklarına inanmışlardır.

    Sabit yıldızların gezegenler, TNO&rsquo;lar, asteroitler, Vx, Ep, ASC ve MC ile 2&deg; orb i&ccedil;inde kavuşumları incelendiğinde, en belirgin sabit yıldızların <strong>Alhena</strong> ve <strong>Gemma</strong> olduğu g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Diğer &ouml;nemli sabit yıldızlar ise Tablo 9&rsquo;da &ouml;nem sırasına g&ouml;re listelenmiştir.

    <table cellpadding="0" cellspacing="0" style="width:100%"> <tbody> </tbody> </table>

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%209.jpg" style="height:450px; width:946px" />

    &Ouml;rneklemde <strong>Alhena</strong>, en sık <strong>Kuzey Ay D&uuml;ğ&uuml;m&uuml; (NN)</strong> ile birlikte g&ouml;zlemlenmiştir; bunu <strong>Kronos</strong> ve <strong>Hades</strong> takip etmektedir.<br /> <strong>Gemma</strong> ise en &ccedil;ok <strong>Juno</strong> ve <strong>J&uuml;piter</strong> ile birlikte g&ouml;zlemlenmiş, ardından <strong>Poseidon</strong> gelmiştir.

    Gezegenlerle ilişkili sabit yıldızların dağılımı <strong>Tablo 10</strong>&rsquo;da sunulmaktadır.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%2010(1).jpg" style="height:514px; width:1252px" />

    Gezegenlerin sabit yıldızlarla a&ccedil;ıları a&ccedil;ısından bakıldığında, <strong>Vega</strong> ve <strong>Achernar</strong> sıklıkları ve g&uuml;&ccedil;l&uuml; hizalanmaları nedeniyle &ouml;zellikle dikkat &ccedil;ekmektedir.

    <ul> <li><strong>Vega</strong>, incelik, idealizm ve sanatsal yetenekle ilişkilendirilir; &ccedil;oğunlukla onurlu ama duyusal y&ouml;nelimli bir doğayı yansıtır.</li> <li><strong>Achernar</strong> ise entelekt&uuml;el uğraş, otorite ve d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mle sembolize edilir; geleneksel olarak denizcilik tehlikeleriyle bağlantılıdır.</li> </ul>

    Bu yıldızların &ouml;nemli gezegensel konfig&uuml;rasyonlarda tekrar eden varlığı, g&ouml;zlemlenen astrolojik imzalarda y&uuml;kseltilmiş bir sembolik rezonansa işaret edebilir (Tablo 11).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%2011(1).jpg" style="height:370px; width:351px" />

    OOB Gezegenler

    Bir gezegenin <strong>out of bounds (OOB)</strong> olarak tanımlanması, deklinasyonunun 23&deg;28&prime; Kuzey veya G&uuml;ney&rsquo;i aşmasıyla ger&ccedil;ekleşir. Her gezegen ekliptik boyunca hareket eder ve ekliptiğin ekvator dairesine eğiminin dışına &ccedil;ıktığında, o gezegene olağan&uuml;st&uuml; bir &ouml;nem atfedilebilir. Bu bağlamda OOB gezegenler, sıra dışı &ouml;zelliklere sahip kabul edilmektedir.

    1687 deprem haritasından oluşan &ouml;rneklem grubunda, OOB gezegenler arasında en belirgin şekilde <strong>Mars</strong> g&ouml;zlemlenmiştir; ardından <strong>Merk&uuml;r, Ay ve Ven&uuml;s</strong> gelmektedir. Bu sonu&ccedil; farklı gruplar &uuml;zerinde test edildiğinde yalnızca <strong>iş grubu</strong> ile anlamlı bir sonu&ccedil; elde edilmiştir (0.5 değeriyle). Diğer gruplarda ise anlamlı bir korelasyon bulunmamıştır. Dolayısıyla OOB gezegenlerle ilgili belirgin bir bağlantı olduğunu s&ouml;ylemek m&uuml;mk&uuml;n g&ouml;r&uuml;nmemektedir (Grafik 8).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%208(1).jpg" style="height:431px; width:861px" />

    A&ccedil;ı Desenleri

    A&ccedil;ı desenleri, gezegenlerin bir haritada oluşturduğu belirli geometrik konfig&uuml;rasyonları ifade eder:

    <ul> <li><strong>B&uuml;y&uuml;k &Uuml;&ccedil;gen (Grand Trine):</strong> &Uuml;&ccedil; gezegenin birbirine 120&deg; a&ccedil;ı yapmasıyla oluşur.</li> <li><strong>T-Kare (T-Square):</strong> İki gezegenin karşıt a&ccedil;ı yapması ve &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; bir gezegenin her ikisine kare a&ccedil;ı yapmasıyla oluşur.</li> <li><strong>B&uuml;y&uuml;k Kare (Grand Cross):</strong> D&ouml;rt farklı gezegenin birbirine kare a&ccedil;ı yapmasıyla oluşur.</li> </ul>

    &Ouml;rneklemde g&ouml;zlemlenen a&ccedil;ı desenleri arasında, <strong>Merk&uuml;r&ndash;J&uuml;piter&ndash;Pl&uuml;ton</strong> &uuml;&ccedil;l&uuml;s&uuml;n&uuml; i&ccedil;eren bir <strong>B&uuml;y&uuml;k &Uuml;&ccedil;gen</strong> tespit edilmiştir (Tablo 12).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%2012.jpg" style="height:230px; width:1200px" />

    Başlangı&ccedil;ta yalnızca gezegenlerin oluşturduğu a&ccedil;ı desenleri incelenmiştir. Daha sonra <strong>TNO&rsquo;lar, asteroitler, ASC ve MC</strong> de dahil edilerek dağılımın nasıl değiştiği g&ouml;zlemlenmiştir.

    Son derece stresli bir a&ccedil;ı deseni olan <strong>B&uuml;y&uuml;k Kare (Grand Cross)</strong>, geniş orb (8&deg; orb) ile incelendiğinde bile nadiren g&ouml;zlemlenmiştir.

    Ayrıca bu sonucun farklı gruplar arasında karşılaştırılması, <strong>istatistiksel olarak anlamlı</strong> olduğunu g&ouml;stermektedir (13).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%2013.jpg" style="height:376px; width:977px" />

    Sonu&ccedil;

    T&uuml;m bu bulgular ışığında, <strong>Pl&uuml;ton&rsquo;un</strong> farklı kombinasyonlarda en belirgin gezegen olarak &ouml;ne &ccedil;ıktığı sonucuna varılabilir. Gerek gezegenler arasındaki a&ccedil;ılarda gerekse Trans-Nept&uuml;n Gezegenleri (TNP) ile yapılan konfig&uuml;rasyonlarda Pl&uuml;ton baskın bir fig&uuml;r olarak ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Pl&uuml;ton&rsquo;un &ouml;nemi yalnızca a&ccedil;ılarla sınırlı değildir; a&ccedil;ı desenlerinde, orta nokta kombinasyonlarında, <strong>0&deg; Ko&ccedil; Noktası</strong> ile ilişkilerinde, sabit yıldızlarla bağlantılarında ve kritik dereceler i&ccedil;inde de &ouml;ne &ccedil;ıkarak veri seti genelinde temel bir bulgu olarak dikkat &ccedil;ekmektedir.

    Pl&uuml;ton&rsquo;un yavaş hareket eden bir gezegen olması ve &ouml;rneklem grubunun tarihsel kapsamı g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alındığında, farklı kategorilerde sık&ccedil;a g&ouml;r&uuml;lmesi belli &ouml;l&ccedil;&uuml;de beklenen bir durumdur. Ancak, a&ccedil;ı desenleri, orta nokta kombinasyonları ve a&ccedil;ısal noktalarla bağlantıları dikkate alındığında &ouml;nemi daha da belirgin hale gelmektedir.

    Daha &ouml;nce tartışıldığı &uuml;zere, <strong>Batlamyus&rsquo;un (Ptolemaios)</strong> depremlerle ilgili yorumları Sat&uuml;rn ve Mars&rsquo;ın toprak bur&ccedil;larındaki konumuna vurgu yapmıştır. Bu araştırma da bu perspektifi destekler g&ouml;r&uuml;nmektedir: Sat&uuml;rn&rsquo;&uuml;n Oğlak burcundaki baskınlığı Batlamyus&rsquo;un g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yle &ouml;rt&uuml;ş&uuml;rken, Mars en sık <strong>İkizler&ndash;Yay ekseninde</strong> g&ouml;zlemlenmiştir.

    Ayrıca, Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n meridyen (MC) ile ilişkisine dair geleneksel yorumlar mevcut bulgularla doğrudan &ccedil;elişmese de, Uran&uuml;s yine de MC ile a&ccedil;ı yapan gezegenler arasında yer almaktadır. Sırasıyla <strong>Sat&uuml;rn MC&rsquo;ye 135&deg; a&ccedil;ı</strong>, <strong>Ay 90&deg; a&ccedil;ı</strong>, <strong>J&uuml;piter 45&deg; a&ccedil;ı</strong> yapmaktadır. Uran&uuml;s ve Mars da MC ile a&ccedil;ı yapan ilk on gezegen arasında bulunmaktadır. Y&uuml;kselen (ASC) a&ccedil;ısından ise, en sık hızlı hareket eden gezegenlerin yarı-kare (45&deg;) a&ccedil;ılarıyla aktive olduğu g&ouml;r&uuml;lmektedir (Tablo 14).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%2014.jpg" style="height:363px; margin:5px; width:1000px" />

    T&uuml;m bulgular, nihai <strong>astro imza</strong> altında bir araya getirilmiş ve t&uuml;m &ouml;rneklem gruplarında test edilmiştir.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/final%20earthquake.jpg" style="height:131px; width:545px" />

    T&uuml;m belirgin bulgular tek bir <strong>astro imza</strong> altında birleştirilmiş ve orijinal &ouml;rnekleme dahil olmayan, <strong>2025 Mart ve Temmuz aylarında meydana gelen 6.0 ve &uuml;zeri b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kteki 13 deprem haritası</strong> &uuml;zerinde test edilmiştir.

    Bu incelemede:

    <ul> <li><strong>Yavaş hareket eden gezegenler (Sat&uuml;rn, Uran&uuml;s, Nept&uuml;n ve Pl&uuml;ton)</strong> birbirleriyle eşzamanlı etkileşim i&ccedil;inde g&ouml;zlemlenmiştir.</li> <li><strong>Ay d&uuml;ğ&uuml;mleri</strong>, hem gezegenlerle hem de gezegen orta noktalarıyla etkileşim halinde bulunmuştur. Bu durum, depremlerle bağlantılı olarak <strong>Ay ve G&uuml;neş arasındaki ilişkinin g&ouml;z ardı edilemeyeceğini</strong> g&ouml;stermektedir.</li> <li><strong>Hızlı hareket eden gezegenler</strong> arasında &ouml;zellikle <strong>Mars</strong>, hem diğer gezegenlerle hem de <strong>Tepe Noktası (MC)</strong> ile kurduğu etkileşimler aracılığıyla, depremler bağlamında dikkatle g&ouml;zlemlenmesi gereken bir fakt&ouml;r olarak &ouml;ne &ccedil;ıkmaktadır (Tablo 15).</li> </ul>

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%2015.jpg" style="height:421px; width:294px" />

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    Kaynak&ccedil;a

    (1) Arınma rit&uuml;ellerinin b&uuml;t&uuml;n&uuml;n&uuml; kapsayan <strong>Namburbi Rit&uuml;elleri</strong>&rsquo;nin metin ve i&ccedil;erikleri hakkında ayrıntılı bilgi i&ccedil;in bkz. (&Ccedil;e&ccedil;en, G&ouml;k&ccedil;ek, Aky&uuml;z 2020, s. 159)

    (2) Agizza, R., 2001. <em>Antik Yunan&rsquo;da Mitoloji</em>. &Ccedil;eviren: Z&uuml;hre, Z., Arkeoloji ve Sanat Yay., İstanbul, 18 s.

    (3) Kranz, W., 1984. <em>Antik Felsefe</em>. &Ccedil;eviren: Baydur, S. Y., Sosyan Yay., İstanbul, 29 s.

    (4) O&rsquo;Grady, P. F., 2002. <em>Thales of Miletus: The Beginnings of Western Science and Philosophy</em>, Routledge, New York, USA, s. 131&ndash;132.

    (5) Ben-Menahem, A., 2006. <em>A Concise History of Mainstream Seismology: Origins, Legacy and Perspectives</em>, Bulletin of the Seismological Society of America, Vol. 85, No. 4, 1206 s.

    (6) Şahin, &Ouml;v&uuml;n&ccedil;, 2019. <em>Mavi Gezegen</em>, 27 s.

    (7) Aristoteles, 2012. <em>Philoponus On Aristotle Meteorology 1.4-9, 12</em>. &Ccedil;eviren: Kupreeva, I., Bloomsbury, London, UK, 84 s.

    (8) Aristoteles, 2012. <em>Philoponus On Aristotle Meteorology 1.4-9, 12</em>. &Ccedil;eviren: Kup&hellip;

    (9) Ptolemy, <em>Tetrabiblos</em>, Kitap II, (11. Bur&ccedil;ların Doğası ve Hava &Uuml;zerindeki Etkileri).

    (10) Ptolemy, <em>Tetrabiblos</em>, Kitap IV, B&ouml;l&uuml;m 8, s. 197.

    (11) R. Tomaschek, 1959, Nature Publishing Group.

    (12) 2023, 18 Şubat, Biamag, Durakcan Yusuf Cem.

    (13) 2016, 13 Eyl&uuml;l, <em>Science Alert</em>, Peter Dockrill.

    (14) Ekim 2003, <em>Terrestrial Atmospheric and Oceanic Sciences</em> 14(3):1&ndash;10.

    (15) Vivian E. Robson, 1923. <em>Fixed Stars and Constellations in Astrology</em>, s. 46, 126&ndash;127.

    (16) George Noonan, 1990. <em>Fixed Stars and Judicial Astrology</em>, s. 14.

  • Geçmişten Günümüze Uzanan Medeniyetlerin Beşiği: Suriye

    <strong>MEDENİYETLERİN BEŞİĞİ GE&Ccedil;MİŞTEN G&Uuml;N&Uuml;M&Uuml;ZE; SURİYE</strong>

    <strong>Didem Can, Aralık 2024</strong>

    Suriye, tarım ve hayvancılığın ilk kez g&ouml;r&uuml;lmeye başladığı d&ouml;nemden bu yana bir&ccedil;ok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. &Uuml;lkede 2011&rsquo;den beri devam eden i&ccedil; savaş, <strong>8 Aralık 2024&rsquo;te Başkan Beşar Esad&rsquo;ın &uuml;lkeyi terk etmesiyle</strong> farklı bir aşamaya evrilmiştir.

    &Uuml;lkenin d&ouml;n&uuml;m noktalarına astrolojik g&ouml;stergeler a&ccedil;ısından bakıldığında, Suriye i&ccedil;in &ouml;nemli kırılma noktalarına geri d&ouml;nmek gerekir. Kullanılan haritalar tarih ve saat i&ccedil;ermediğinden (antik d&ouml;nemlere ait oldukları i&ccedil;in), bu makale yavaş hareket eden gezegenlerin d&ouml;ng&uuml;leri a&ccedil;ısından ele alınmaktadır. Haritalara bu farkındalıkla yaklaşmak daha faydalı olacaktır.

    &nbsp;

    <strong>Osmanlı D&ouml;nemi</strong>

    1516&ndash;1918 yılları arasında Osmanlı topraklarının bir par&ccedil;ası olan Suriye, Osmanlılar tarafından b&uuml;y&uuml;k bir eyalet olarak yeniden d&uuml;zenlenmiştir.

    &Uuml;lke 400 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu&rsquo;nun bir par&ccedil;ası olduğundan, <strong>1516 yılındaki gezegensel kombinasyon</strong> &uuml;lkenin gidişatı hakkında ipucu verecektir.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/1516%20ottoman%20Syria.jpg" style="float:left; height:290px; margin:5px; width:300px" />

    Osmanlı d&ouml;nemi haritasında, hem yavaş hareket eden gezegenlerin (Pl&uuml;ton ve Uran&uuml;s) ardışık olarak bur&ccedil; değiştirdiğini g&ouml;rmekteyiz. Pl&uuml;ton&rsquo;un Oğlak burcuna girişiyle birlikte &uuml;lkede 400 yıllık Osmanlı h&acirc;kimiyeti başlamış, Uran&uuml;s ise kısa s&uuml;re &ouml;nce Boğa burcuna girmiştir. Dolayısıyla g&ouml;ky&uuml;z&uuml;, hik&acirc;yeyi değiştiren bir enerjiyle h&acirc;kimiyet kurmuştur.

    Bu iki gezegenin &uuml;&ccedil;gen a&ccedil;ısının, kolektife radikal değişimi besleyen yeni fikirler ve enerji y&uuml;klediğini s&ouml;yleyebiliriz. Tarihte bu ikilinin d&ouml;ng&uuml;leri, yeni yerlerin fethedildiği ve genişleyen toprakların yeniden yapılandırıldığı d&ouml;nemlerle &ouml;rt&uuml;şmektedir.

    Osmanlılar, Suriye&rsquo;yi b&uuml;y&uuml;k bir eyalet olarak yeniden organize etmiştir. Devlet birka&ccedil; sancak veya b&ouml;lgeye ayrılmıştır. Suriye toplumundaki her dini azınlık &ndash; Şii M&uuml;sl&uuml;man, Ortodoks Rum, Marun&icirc;, Ermeni ve Yahudi &ndash; bir millet oluşturmuştur. Her cemaatin dini liderleri, t&uuml;m kişisel stat&uuml; yasalarını y&ouml;netmiş ve bazı sivil g&ouml;revleri de yerine getirmiştir.

    Hi&ccedil; ş&uuml;phe yok ki, toprak bur&ccedil;larında ger&ccedil;ekleşen Uran&uuml;s&ndash;Pl&uuml;ton &uuml;&ccedil;geni g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir &ouml;rg&uuml;tlenme s&uuml;recine yol a&ccedil;mıştır. Bunun sonucunda, eyaletlere b&ouml;l&uuml;nerek dini gruplardan oluşan birleşik bir &uuml;lke yapısı ortaya &ccedil;ıkmıştır.

    &nbsp;

    &nbsp;

    <strong>Fransız Mandası Altında Suriye</strong>

    1916&rsquo;da B&uuml;y&uuml;k Britanya ile Fransa arasında imzalanan <strong>Sykes-Picot Anlaşması</strong>, Rusya ve İtalya tarafından da onaylanmış, bunun sonucunda Suriye 1920&rsquo;de Milletler Cemiyeti mandası olarak Fransız kontrol&uuml;ne ge&ccedil;miştir.

    1920 haritasında Pl&uuml;ton bur&ccedil; değiştirerek <strong>Yenge&ccedil; burcuna</strong> girmiştir. Tıpkı Osmanlı haritasında olduğu gibi, Uran&uuml;s ile &uuml;&ccedil;gen a&ccedil;ı yapmaktadır (Harita 2). Yani her iki haritada da aynı konfig&uuml;rasyon g&ouml;r&uuml;lmektedir.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/1520%20Franch%20mandate.jpg" style="float:left; height:295px; margin:5px; width:300px" />&nbsp;

    Fransa, b&ouml;lgedeki mezhepsel &ccedil;eşitliliğe g&ouml;re Suriye topraklarını altı par&ccedil;aya ayırarak y&ouml;netmiştir. Bu b&ouml;l&uuml;nmenin nedeni, Arapların gelecekte ulusal bir birlik oluşturmasını ve Fransız mandasına karşı direnmesini engellemekti. Ancak neredeyse t&uuml;m dini gruplar Fransızlara karşı &ccedil;ıkmış ve onların y&ouml;netimi altında yaşamayı reddetmiştir.

    Hem Osmanlı hem de Fransız Mandası haritalarında g&ouml;r&uuml;len <strong>Pl&uuml;ton&ndash;Uran&uuml;s &uuml;&ccedil;geni</strong>, Suriye&rsquo;nin par&ccedil;alara ayrılması (Uran&uuml;s) ve y&ouml;netilmesi (Pl&uuml;ton) şeklinde kendini g&ouml;stermektedir. Bu ikilinin birleşimi, k&ouml;kl&uuml; yapıların ve tutumların yıkılmasına y&ouml;nelik siyasi bir yaklaşımı da sembolize ettiğinden, &uuml;lkenin girdiği mezhepsel b&ouml;l&uuml;nme s&uuml;reci beraberinde radikal gelişmeler getirmiştir.

    Fransız Mandası haritasında g&ouml;r&uuml;len <strong>Sat&uuml;rn&ndash;Uran&uuml;s karşıtlığı</strong> ve <strong>J&uuml;piter&ndash;Nept&uuml;n kavuşumu</strong> da bu yapıya &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de katkıda bulunmaktadır. Bu kombinasyonlar, sembolik olarak b&uuml;y&uuml;k ideallerle yeniden yapılanma d&ouml;neminin diğer g&ouml;stergelerini oluşturmaktadır.

    &Ouml;zellikle, <strong>Pl&uuml;ton&rsquo;un Yenge&ccedil; burcundaki d&ouml;nemi</strong>, Birinci D&uuml;nya Savaşı sırasında ve sonrasında vatan sevgisinin milliyet&ccedil;i kabileciliğe d&ouml;n&uuml;şmesine neden olmuştur. Bu d&ouml;nem, sınırların hızlı ve radikal bi&ccedil;imde değiştiği, savaşlar nedeniyle ailelerin par&ccedil;alandığı ve barınma ihtiyacının belirgin şekilde &ouml;ne &ccedil;ıktığı bir d&ouml;nemdir. İnsanlık olarak, Yenge&ccedil; sembolizminin kolektifteki en şiddetli d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;n&uuml; Birinci D&uuml;nya Savaşı sırasında g&ouml;zlemledik.

    <strong>Sat&uuml;rn&ndash;Uran&uuml;s karşıtlığı</strong>, yeniliği fikir d&uuml;zeyinde bırakmak yerine eyleme d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmek ister. Aksi takdirde s&uuml;rekli bir gerilim ve huzursuzluk yaratır. Suriye&rsquo;nin Fransız mandasına ge&ccedil;işi ve mezhepsel b&ouml;l&uuml;nmesi, Fransa&rsquo;nın neredeyse her b&ouml;lgede ayrı ayrı direnişle karşılaşmasının temelini oluşturmuştur.

    <strong>Balık&ndash;Başak eksenindeki Sat&uuml;rn&ndash;Uran&uuml;s karşıtlığı</strong>, otoriteye karşı isyan ve &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k ihtiyacının, &uuml;lkede karşı-devrimci bir ayaklanmaya yol a&ccedil;an olayların oluşumunun arka planında işleyen &ouml;nemli bir fakt&ouml;r olduğunu g&ouml;stermektedir.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/ottoman-Franch.jpg" style="float:left; height:320px; margin:5px; width:300px" />

    1920 haritasını Osmanlı d&ouml;nemi haritasıyla karşılaştırdığımızda en &ccedil;arpıcı etki, <strong>Pl&uuml;ton&ndash;Pl&uuml;ton karşıtlığı</strong>, <strong>Nept&uuml;n&ndash;Nept&uuml;n karşıtlığı</strong> ve buna eşlik eden <strong>Sat&uuml;rn&ndash;Sat&uuml;rn karesi</strong>dir (Harita 3).

    İki kolektif gezegenin (Pl&uuml;ton&ndash;Nept&uuml;n) d&ouml;ng&uuml;s&uuml; <strong>498 yıldır</strong>. Bu yarım y&uuml;zyıllık d&ouml;ng&uuml;, doğamızdaki itici g&uuml;c&uuml;n (derin motivasyon) ve ger&ccedil;ekliği aşan hayaller/ideallerin harmanlanmasını temsil eder. Suriye&rsquo;nin Osmanlı İmparatorluğu&rsquo;ndan Fransız mandasına ge&ccedil;işi, bu iki kolektif gezegenin eşzamanlı d&ouml;ng&uuml;s&uuml;yle ger&ccedil;ekleşmiştir.

    Aslında bu d&ouml;nemde insanlık, kolektif olarak kendi ger&ccedil;ekliğini yeniden yazmış ve tanımlamıştır. <strong>1920&rsquo;ler</strong>, Birinci D&uuml;nya Savaşı sonrasında b&uuml;y&uuml;k kayıpların yaşandığı d&ouml;nemi temsil eder.

    Birinci D&uuml;nya Savaşı &uuml;lkeler arasındaki sorunları &ccedil;&ouml;zememiş, ağır yaptırımlar i&ccedil;eren antlaşmalar sonucunda aşırı milliyet&ccedil;ilik, yeni oluşan faşizm ve ulusal sosyalizm gibi ideolojiler gelişmiş ve bu durum İkinci D&uuml;nya Savaşı&rsquo;nın yolunu a&ccedil;mıştır. İmparatorluklar yıkılmış, yerlerine bir&ccedil;ok yeni devlet kurulmuştur.

    1920 Fransız Mandası haritasının, Pl&uuml;ton ve Nept&uuml;n&rsquo;&uuml;n eşzamanlı karşıtlığıyla, Osmanlı İmparatorluğu&rsquo;nun Suriye &uuml;zerindeki 400 yıllık h&acirc;kimiyetinin sonunu a&ccedil;ıkladığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.

    &nbsp;

    <strong>Bağımsız Suriye</strong>

    Suriye, <strong>17 Nisan 1946&rsquo;da</strong> bağımsızlığını kazanmıştır; ancak &uuml;lke siyaseti 1960&rsquo;ların sonlarına kadar ayaklanmalarla şekillenmiştir.

    Fransa, askeri kontrol&uuml;n&uuml; ve ekonomik h&acirc;kimiyetini s&uuml;rd&uuml;rmesine rağmen, <strong>Eyl&uuml;l 1936&rsquo;da</strong> Suriye&rsquo;nin bağımsızlığını prensipte kabul etmiştir. Bu d&ouml;neme baktığımızda, Pl&uuml;ton&rsquo;un <strong>Yenge&ccedil; burcunu terk etmek &uuml;zere olduğunu</strong> g&ouml;rmekteyiz (Harita 4).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/1936%20france%20independance.jpg" style="float:left; height:294px; margin:5px; width:300px" />

    Pl&uuml;ton&rsquo;un <strong>Yenge&ccedil; burcuna girişiyle</strong> başlayan Fransız mandası, gezegenin Yenge&ccedil; burcundan &ccedil;ıkışıyla sona yaklaşmaktadır.

    <strong>Tam bağımsızlık 1946&rsquo;da</strong> ger&ccedil;ekleşmiştir. Yine, Pl&uuml;ton&rsquo;un yeni bir burca (<strong>Aslan</strong>) ge&ccedil;işiyle birlikte yeni bir d&ouml;nem başlamıştır.

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    Bağımsızlık haritasında <strong>Pl&uuml;ton ile Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n altmışlık (sextile) a&ccedil;ısını</strong> g&ouml;zlemlemekteyiz (Harita 5).

    Suriye&rsquo;nin &ouml;nceki d&ouml;nemlerine baktığımızda &ndash; <strong>273 Roma İmparatorluğu, 395 Doğu Roma, 1181 Eyyubiler, 1400 Timurlenk d&ouml;nemleri</strong> &ndash; aynı g&ouml;ky&uuml;z&uuml; kombinasyonlarını g&ouml;rmekteyiz; Pl&uuml;ton bur&ccedil; değiştirirken Uran&uuml;s ile &ouml;nemli bir a&ccedil;ı yapmış ve buna Sat&uuml;rn&rsquo;&uuml;n a&ccedil;ıları eşlik etmiştir.

    Bu durum bize, Suriye&rsquo;nin <strong>Pl&uuml;ton ve Uran&uuml;s gezegenlerinin d&ouml;ng&uuml;lerine duyarlı</strong> olduğunu g&ouml;stermektedir.

    &nbsp;

    <img alt="" src="/dosyalar/images/1946%20independeance.jpg" style="float:left; height:278px; margin:5px; width:300px" />&nbsp;

    <strong>1940&rsquo;ta Fransa&rsquo;nın d&uuml;şmesiyle</strong> (İkinci D&uuml;nya Savaşı sırasında) Suriye &uuml;zerindeki kontrol&uuml; azalmaya başlamış, Britanya&rsquo;nın desteğiyle Suriyeli milliyet&ccedil;ilerin devam eden baskısı sonucunda &uuml;lke <strong>1946&rsquo;da bağımsızlığını kazanmıştır</strong>.

    &Ouml;te yandan, <strong>1946 haritasının en belirgin a&ccedil;ısı J&uuml;piter&ndash;Sat&uuml;rn karesidir</strong> (Harita 5).

    1920 yılında (yılın sonlarına doğru), yani Fransız mandası d&ouml;neminde <strong>J&uuml;piter&ndash;Sat&uuml;rn kavuşumunu</strong> g&ouml;rmekteyiz. Suriye sınırı 1920&rsquo;de uluslararası olarak tanınmış ve bug&uuml;ne kadar değişmemiştir.

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    1946 Bağımsızlık haritasını hem Osmanlı d&ouml;nemi hem de Fransız Mandası haritasıyla karşılaştırdığımızda, yine <strong>Pl&uuml;ton ve Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n aktif bi&ccedil;imde tetiklendiğini ve birbirlerini tetiklediğini</strong> g&ouml;rmekteyiz (Harita 6).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/ottoman%20and%20Manda%20Syria.jpg" style="height:498px; margin:5px; width:900px" />

    &Uuml;lkelerin tarih boyunca ge&ccedil;irdiği değişimler, &ouml;nceki haritalarını ortadan kaldırmaz. &Ouml;nceliğini kaybettiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z haritalar h&acirc;l&acirc; aktiftir ve arka planda dinamik bir şekilde &ccedil;alışmaya devam eder.

    Mundane astrolojide gezegen d&ouml;ng&uuml;leri daha &ccedil;ok &ouml;ne &ccedil;ıkar &ccedil;&uuml;nk&uuml; kolektif olarak değişen şeyler, &uuml;lkeler ve k&uuml;lt&uuml;rlerin de onunla birlikte değişmesinin bir par&ccedil;asıdır.

    Baas&ccedil;ı Suriye

    <strong>8 Mart 1963&rsquo;te</strong> Arap Sosyalist Baas Partisi &uuml;yeleri bir darbeyle iktidarı ele ge&ccedil;irmiştir. Baas Partisi, Suriye&rsquo;yi totaliter bir devlet olarak y&ouml;netmiş; &uuml;lkenin siyasetini, eğitimini, k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;, dinini kontrol altına almış ve g&uuml;&ccedil;l&uuml; gizli polis aracılığıyla sivil toplumu denetim altına almıştır (Harita 7).

    &nbsp;

    <img alt="" src="/dosyalar/images/1963%20cahrt(1).jpg" style="float:left; height:261px; margin:5px; width:300px" />

    1963 haritasında <strong>Pl&uuml;ton&ndash;Uran&uuml;s kavuşumuna eşlik eden Sat&uuml;rn&ndash;Nept&uuml;n karesini</strong> g&ouml;rmekteyiz.

    Pl&uuml;ton&ndash;Uran&uuml;s birleşimi, alışılmış kalıpları kırmaya yardımcı olur. Bu nedenle tarihte bu ikilinin g&uuml;&ccedil;l&uuml; etkilerini g&ouml;zlemlemekteyiz. Uran&uuml;s (yıkıcı eylem) ve Pl&uuml;ton&rsquo;un (ezici g&uuml;&ccedil;) kavuşumunun kolektife bir sı&ccedil;rama tahtası ya da eşik olarak hizmet ettiğini s&ouml;ylemek yanlış olmaz. Yavaş hareket eden gezegenler oldukları i&ccedil;in, kavuşumun ektiği tohumların meyvelerini g&ouml;rmek doğal olarak zaman alır.

    Bu ay, <strong>8 Aralık 2024&rsquo;te Beşar Esad&rsquo;ın &uuml;lkesinden ka&ccedil;masıyla 61 yıllık bir rejimin &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;ne tanık olduk</strong>. Aslında 61 yıl, <strong>127 yıllık Uran&uuml;s&ndash;Pl&uuml;ton d&ouml;ng&uuml;s&uuml;n&uuml;n yarısına</strong> karşılık gelmektedir.

    Pl&uuml;ton&ndash;Uran&uuml;s kavuşumu &uuml;lkeye bir darbe yoluyla yeni bir rejim getirmiştir. D&ouml;ng&uuml; 2011&rsquo;de kare a&ccedil;ıya ilerlediğinde ise &uuml;lkede i&ccedil; savaşla birlikte kaos yaşanmıştır. Bug&uuml;n geldiğimiz noktada Suriye, k&uuml;llerinden yeniden doğmak &uuml;zeredir. &Uuml;lke toprakları &uuml;zerinde h&acirc;l&acirc; hak iddia eden devletler veya grupların varlığı, bu etkinin devam ettiğini g&ouml;stermektedir.

    <strong>2026&rsquo;da Uran&uuml;s&ndash;Pl&uuml;ton &uuml;&ccedil;gen a&ccedil;ı yaptığında</strong>, b&uuml;y&uuml;k olasılıkla Suriye&rsquo;nin yeniden b&ouml;l&uuml;nm&uuml;ş bir yapıyla karşımıza &ccedil;ıkacağını, tıpkı Osmanlı ve Fransız d&ouml;nemi haritalarında olduğu gibi, &ouml;ng&ouml;rebiliriz.

  • Venezuela’nın Geleceğini Belirleme Mücadelesi

    Venezuela&rsquo;nın Geleceğini Belirleme M&uuml;cadelesi

    Son d&ouml;nemde Venezuela&rsquo;da sular durulmuyor. 29 Temmuz 2024&rsquo;te yapılan başkanlık se&ccedil;imlerinde hem iktidar hem de muhalefet partileri zafer ilan edince &uuml;lkede bir ayaklanma yaşandı.

    Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino L&oacute;pez, sosyal medya hesabından yaptığı a&ccedil;ıklamada, &ldquo;&Uuml;lkenin 2014, 2017 ve 2019&rsquo;un karanlığına d&ouml;nmesine izin vermeyeceğiz. Yanlış bir adım atmayın,&rdquo; dedi.

    &Uuml;lkenin mevcut konumunu astrolojik a&ccedil;ıdan anlamak i&ccedil;in ge&ccedil;mişten bug&uuml;ne nasıl geldiğine bakmamız gerekir.

    1960&rsquo;lar ve 70&rsquo;lerde Venezuela, Latin Amerika&rsquo;nın en zengin &uuml;lkelerinden biriydi. Kişi başına d&uuml;şen milli gelir İspanya, İsrail ve Yunanistan&rsquo;dan y&uuml;ksekti; iş&ccedil;i &uuml;cretleri de diğer Latin Amerika &uuml;lkelerinden daha fazlaydı.

    Bu tablo, 1980&rsquo;lerde petrol fiyatlarının ani ve hızlı d&uuml;ş&uuml;ş&uuml;yle dramatik bi&ccedil;imde değişti. &ldquo;Venezuela ekonomisi kontrolden &ccedil;ıkıyor; k&ouml;t&uuml; y&ouml;netim, yolsuzluk ve bor&ccedil; y&uuml;k&uuml; altında eziliyor.&rdquo;

    Gıda ve ila&ccedil; kıtlığı, yoksulluk, kamu d&uuml;zenini tehdit eden su&ccedil;lar ve vatandaşların can ve mal g&uuml;venliği sorunları arttı. Bunun sonucunda halkın bir kısmı bu duruma tepki g&ouml;stermeye başladı. Protesto eylemleri yoğunlaşırken, y&ouml;netimin karşı &ouml;nlemleriyle birlikte toplumsal kutuplaşma daha da derinleşti.

    Peki, durum bug&uuml;ne nasıl geldi?

    1502&ndash;1515 Kolonileşmenin başlangıcı ve resmileşme d&ouml;nemi

    Venezuela, 1522&rsquo;de İspanya tarafından kolonileştirilen &uuml;lke olmuş, 1811&rsquo;de ise İspanya&rsquo;dan bağımsızlığını ilan eden ilk b&ouml;lge haline gelmiştir. Ancak &uuml;lkenin kolonileşmeye ilk başladığı tarih 1502 olarak belirtilmektedir (1).

    Astrolojik g&ouml;stergelere baktığımızda; o yıl iki yavaş hareket eden gezegenin bur&ccedil; değiştirdiğini ve kare a&ccedil;ı yaptığını g&ouml;rmekteyiz (<strong>Pl&uuml;ton&ndash;Uran&uuml;s =&gt; b&uuml;y&uuml;yen kare</strong>). G&ouml;rece daha hızlı hareket eden J&uuml;piter, Pl&uuml;ton&rsquo;a karşıt a&ccedil;ı yaparak enerjinin etkisini b&uuml;y&uuml;tmektedir.

    1502&rsquo;de başlayan kolonileşme s&uuml;recinin 1515&rsquo;te (G&uuml;ney Amerika Yerleşimi&rsquo;nin kurulmasıyla) resmileştiği bilinmektedir. Bu da Pl&uuml;ton&rsquo;un yaklaşık 13 yıllık Yay burcu yolculuğuna işaret etmektedir. Yay burcu genişleme, fırsatlar ve b&uuml;y&uuml;meyi sembolize eder. 1502&ndash;1515 kolonileşme yıllarının Pl&uuml;ton&rsquo;un Yay burcundaki seyriyle &ouml;rt&uuml;şmesi olduk&ccedil;a dikkat &ccedil;ekicidir (Harita 1).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/1502-1515.png" style="height:453px; margin:5px; width:800px" />

    Son d&ouml;nemde Venezuela&rsquo;da sular durulmuyor. 29 Temmuz 2024&rsquo;te yapılan başkanlık se&ccedil;imlerinde hem iktidar hem de muhalefet partileri zafer ilan edince &uuml;lkede bir ayaklanma yaşandı.

    Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino L&oacute;pez, sosyal medya hesabından yaptığı a&ccedil;ıklamada, &ldquo;&Uuml;lkenin 2014, 2017 ve 2019&rsquo;un karanlığına d&ouml;nmesine izin vermeyeceğiz. Yanlış bir adım atmayın,&rdquo; dedi.

    &Uuml;lkenin mevcut konumunu astrolojik a&ccedil;ıdan anlamak i&ccedil;in ge&ccedil;mişten bug&uuml;ne nasıl geldiğine bakmamız gerekir.

    1960&rsquo;lar ve 70&rsquo;lerde Venezuela, Latin Amerika&rsquo;nın en zengin &uuml;lkelerinden biriydi. Kişi başına d&uuml;şen milli gelir İspanya, İsrail ve Yunanistan&rsquo;dan y&uuml;ksekti; iş&ccedil;i &uuml;cretleri de diğer Latin Amerika &uuml;lkelerinden daha fazlaydı.

    Bu tablo, 1980&rsquo;lerde petrol fiyatlarının ani ve hızlı d&uuml;ş&uuml;ş&uuml;yle dramatik bi&ccedil;imde değişti. &ldquo;Venezuela ekonomisi kontrolden &ccedil;ıkıyor; k&ouml;t&uuml; y&ouml;netim, yolsuzluk ve bor&ccedil; y&uuml;k&uuml; altında eziliyor.&rdquo;

    Gıda ve ila&ccedil; kıtlığı, yoksulluk, kamu d&uuml;zenini tehdit eden su&ccedil;lar ve vatandaşların can ve mal g&uuml;venliği sorunları arttı. Bunun sonucunda halkın bir kısmı bu duruma tepki g&ouml;stermeye başladı. Protesto eylemleri yoğunlaşırken, y&ouml;netimin karşı &ouml;nlemleriyle birlikte toplumsal kutuplaşma daha da derinleşti.

    Peki, durum bug&uuml;ne nasıl geldi?

    1502&ndash;1515 Kolonileşmenin başlangıcı ve resmileşme d&ouml;nemi

    Venezuela, 1522&rsquo;de İspanya tarafından kolonileştirilen &uuml;lke olmuş, 1811&rsquo;de ise İspanya&rsquo;dan bağımsızlığını ilan eden ilk b&ouml;lge haline gelmiştir. Ancak &uuml;lkenin kolonileşmeye ilk başladığı tarih 1502 olarak belirtilmektedir (1).

    Astrolojik g&ouml;stergelere baktığımızda; o yıl iki yavaş hareket eden gezegenin bur&ccedil; değiştirdiğini ve kare a&ccedil;ı yaptığını g&ouml;rmekteyiz (Pl&uuml;ton&ndash;Uran&uuml;s =&gt; b&uuml;y&uuml;yen kare). G&ouml;rece daha hızlı hareket eden J&uuml;piter, Pl&uuml;ton&rsquo;a karşıt a&ccedil;ı yaparak enerjinin etkisini b&uuml;y&uuml;tmektedir.

    1502&rsquo;de başlayan kolonileşme s&uuml;recinin 1515&rsquo;te (G&uuml;ney Amerika Yerleşimi&rsquo;nin kurulmasıyla) resmileştiği bilinmektedir. Bu da Pl&uuml;ton&rsquo;un yaklaşık 13 yıllık Yay burcu yolculuğuna işaret etmektedir. Yay burcu genişleme, fırsatlar ve b&uuml;y&uuml;meyi sembolize eder. 1502&ndash;1515 kolonileşme yıllarının Pl&uuml;ton&rsquo;un Yay burcundaki seyriyle &ouml;rt&uuml;şmesi olduk&ccedil;a dikkat &ccedil;ekicidir (Harita 1).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/1811.png" style="float:left; height:299px; margin:5px; width:300px" />

    Pl&uuml;ton&ndash;Uran&uuml;s d&ouml;ng&uuml;leri yıkıntılar &uuml;zerinde inşa edilen yapılar olarak tanımlanırken, Pl&uuml;ton&ndash;Sat&uuml;rn d&ouml;ng&uuml;s&uuml; derin k&uuml;lt&uuml;rel değişim, arınma ve yeniden doğuş sembolizmiyle yerini bulur.

    1811 haritasındaki <strong>Uran&uuml;s&ndash;Pl&uuml;ton &uuml;&ccedil;geni</strong> dikkat &ccedil;ekicidir. K&uuml;&ccedil;&uuml;len &uuml;&ccedil;gen a&ccedil;ıyı, tohumun (fikir) meyve vermesi ve toplumda motive edici bir fakt&ouml;r haline gelmesi olarak yorumlayabiliriz. Değerini kanıtlamaya zorlayan koşullar, fikrin d&uuml;nyaya sunulmasını ve kendini savunmasını gerekli kılar.

    Pl&uuml;ton&ndash;Uran&uuml;s b&uuml;y&uuml;yen kareden k&uuml;&ccedil;&uuml;len &uuml;&ccedil;gene (120&deg;) ge&ccedil;tiğinde, &ouml;zg&uuml;rleşmenin ilk adımlarının atıldığını g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Toplumu k&ouml;leleştiren ve &uuml;lkeleri s&ouml;m&uuml;rgeleştiren bir yapının artık kolektifte yer bulamadığını s&ouml;yleyebiliriz. Bu, s&ouml;z konusu fikrin kendini pekiştirmesi ve farklı bir y&uuml;zle yeniden ortaya &ccedil;ıkması gereken bir d&ouml;neme işaret eder.

    Venezuela, 1811&rsquo;de İspanya&rsquo;dan ayrıldıktan sonra bir s&uuml;re Kolombiya Cumhuriyeti&rsquo;nin par&ccedil;ası olarak varlığını s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;ş, <strong>1830&rsquo;da tam bağımsızlığını ilan etmiştir</strong>.

    <strong>1830 Tam Bağımsızlık</strong>

    Bağımsızlık haritasında (1830), aynı gezegenler (<strong>Pl&uuml;ton&ndash;Uran&uuml;s</strong>) bu kez k&uuml;&ccedil;&uuml;len altmışlık a&ccedil;ıyla sahnede yer alır. Pl&uuml;ton ile J&uuml;piter&rsquo;in kesin karesini eklediğimizde, bağımsızlık arzusunun yıkıcı etkisini ve yoğunluğunu anlayabiliriz (Harita 3).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/1830.png" style="float:left; height:291px; margin:5px; width:300px" />

    1830&rsquo;un enerjisine daha dikkatli baktığımızda; Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n kendi y&ouml;nettiği bur&ccedil; olan <strong>Kova&rsquo;ya</strong> (ayaklanma ve isyan) girdiğini, Pl&uuml;ton&rsquo;un ise <strong>Ko&ccedil; burcuna</strong> (savaş, &ccedil;atışma) yerleştiğini g&ouml;r&uuml;yoruz.

    Bu d&ouml;nemde d&uuml;nyada yıkıcı ayaklanmaların ve &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k arayışının baskın etkisini g&ouml;zlemlemekteyiz. &Ouml;nemli başlıklardan bazıları şunlardır:

    <ul> <li>Louis Philippe d&ouml;neminde Fransa&rsquo;da Temmuz Monarşisi Devrimi ile burjuva krallığının kurulması,</li> <li>Bel&ccedil;ika&rsquo;nın bağımsızlığını ilan etmesi,</li> <li>Polonya ayaklanması,</li> <li>Brezilya&rsquo;nın &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ilan etmesi,</li> <li>Afganistan&rsquo;daki siyasi b&ouml;l&uuml;nmelerin Pl&uuml;ton&ndash;Uran&uuml;s&ndash;J&uuml;piter a&ccedil;ı etkisine iyi bir &ouml;rnek olması.</li> </ul>

    Aynı d&ouml;nemde Sat&uuml;rn&rsquo;&uuml;n <strong>Aslan burcundaki</strong> seyri, h&uuml;k&uuml;metin otokratik bir politika izleyebileceğinin işaretidir. Baskıcı y&ouml;netimler ve siyasi &ccedil;alkantılarla sarsılan Venezuela, 20. y&uuml;zyıl ortalarına kadar askeri diktat&ouml;rl&uuml;kler tarafından y&ouml;netilen bir &uuml;lke olarak kayıtlara ge&ccedil;miştir.

    &Uuml;lke tarihine hızlıca baktığımızda, Venezuela&rsquo;nın <strong>Pl&uuml;ton&ndash;Uran&uuml;s d&ouml;ng&uuml;lerine tepki veren bir &uuml;lke</strong> olarak &ouml;ne &ccedil;ıktığını g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. &Ouml;zellikle J&uuml;piter de işin i&ccedil;ine girdiğinde&hellip;

    <strong>2014&rsquo;ten G&uuml;n&uuml;m&uuml;ze</strong>

    Savunma Bakanı L&oacute;pez&rsquo;in sosyal medya hesabında bahsettiği <strong>2014 yılı</strong>, aynı zamanda transit Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n natal Pl&uuml;ton ile kavuşumuna denk gelmektedir. Transitlerde oluşan <strong>J&uuml;piter&ndash;Pl&uuml;ton&ndash;Uran&uuml;s T-kare</strong> natal Pl&uuml;ton&rsquo;u (1830 haritasındaki) tetiklediği i&ccedil;in, &uuml;lke &uuml;zerindeki baskının ka&ccedil;ınılmaz olarak artacağını s&ouml;yleyebiliriz (Harita 4).

    &nbsp;

    <img alt="" src="/dosyalar/images/1830-2014.jpg" style="float:left; height:267px; margin:5px; width:300px" />

    Transit Pl&uuml;ton&rsquo;un, &uuml;lkenin 1811 haritasındaki <strong>Uran&uuml;s&ndash;Pl&uuml;ton orta noktası (16&deg; Oğlak)</strong> ile kavuşum yapması dikkat &ccedil;ekicidir. Venezuela&rsquo;nın <strong>Uran&uuml;s&ndash;Pl&uuml;ton d&ouml;ng&uuml;lerine duyarlılığı</strong> her iki haritada da bir kez daha vurgulanmaktadır (Harita 5).

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    <img alt="" src="/dosyalar/images/1811-2014.jpg" style="height:124px; margin:5px; width:300px" />

    2014 yılında ABD, Venezuela h&uuml;k&uuml;metinin protestoculara karşı şiddet kullanması nedeniyle &uuml;lkeye ekonomik ambargo uygulamaya başladı. Bir yandan ABD ambargosu, diğer yandan petrol fiyatlarının hızlı d&uuml;ş&uuml;ş&uuml;, ihracatının yaklaşık %95&rsquo;ini petrole dayandıran Venezuela&rsquo;nın ekonomik &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;n&uuml; hızlandırdı.

    Savunma Bakanı L&oacute;pez&rsquo;in işaret ettiği diğer tarihler olan <strong>2017 ve 2019</strong>, Sat&uuml;rn&rsquo;&uuml;n g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde Pl&uuml;ton ile kavuşuma doğru ilerlediği d&ouml;nemlere denk gelmektedir. 1518&rsquo;de kolonileşmenin ilk yıllarında Oğlak burcundaki Sat&uuml;rn&ndash;Pl&uuml;ton kavuşumunu da g&ouml;zlemliyoruz. Bu nedenle, &uuml;lkenin yeni bir yapılanma s&uuml;recinde olduğunu s&ouml;ylemek yanlış olmaz. Mevcut sistemin değiştiğine dair işaretler vardır.

    <strong>Ağustos 2024&rsquo;te</strong>, tıpkı &ouml;nceki yıllarda olduğu gibi, başkanlık se&ccedil;im krizinin yanında &uuml;lkede ayaklanmalar patlak verdi. Polis g&ouml;stericileri dağıtmak i&ccedil;in biber gazı kullandı; Fransız haber ajansı AFP&rsquo;ye g&ouml;re en az 16 kişi g&ouml;sterilerde hayatını kaybetti.

    Venezuela&rsquo;daki insan hakları &ouml;rg&uuml;t&uuml; Penal Forum ise protestolar sırasında 46 kişinin tutuklandığını a&ccedil;ıkladı.

    Ağustos 2024 transitlerinde en belirgin astrolojik sembolizm, kuşkusuz <strong>Uran&uuml;s&ndash;Pl&uuml;ton kombinasyonu</strong>dur (Transit Pl&uuml;ton natal Uran&uuml;s ile kavuşumda) ve Transit Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n natal Sat&uuml;rn&rsquo;e karesi. Chavez&rsquo;in &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra 2013&rsquo;te &uuml;lke y&ouml;netimini devralan Maduro&rsquo;nun başkanlığı, son se&ccedil;imlerde artık ciddi bir diren&ccedil;le karşılaşmaktadır (Harita 6).

    Transit Nept&uuml;n&rsquo;&uuml;n natal G&uuml;neş&rsquo;e karşıt a&ccedil;ısı, &uuml;lke liderini sembolize eden G&uuml;neş &uuml;zerinden, se&ccedil;imlerdeki kafa karışıklığını ve zaferin ş&uuml;pheyle karşılanmasını g&ouml;sterebilir. Aynı zamanda liderin karizmasının giderek azalmasını ve h&uuml;k&uuml;metin y&ouml;ns&uuml;zleşmesini sembolize eder.

    Aynı şekilde, Transit Uran&uuml;s&ndash;Algol (sabit yıldız) kavuşumu otoriteyi (natal Sat&uuml;rn) zorlamaktadır. Eşzamanlı Transit Pl&uuml;ton&ndash;Natal Uran&uuml;s kavuşumu ise radikal değişimi, &ouml;zg&uuml;rleşme arzusunu ve hatta beklenmedik gelişmeleri simgelemektedir.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/1830-2024.jpg" style="float:left; height:245px; margin:5px; width:300px" />

    1811&rsquo;in ilk bağımsızlık haritasına g&ouml;re Transit Sat&uuml;rn natal Pl&uuml;ton ile kavuşum yaparken, Transit Pl&uuml;ton natal Uran&uuml;s&rsquo;e kareye doğru ilerlemektedir.

    2024 se&ccedil;imlerinde de aynı gezegensel etkilerin sahnede olduğunu g&ouml;rmekteyiz. Bu yılın sonunda Pl&uuml;ton, son kez Oğlak burcunun son derecesine geri d&ouml;necek ve 1830 haritasındaki G&uuml;neş&rsquo;e &uuml;&ccedil;gen a&ccedil;ı yapacaktır. Maduro i&ccedil;in işlerin tamamen sakinleştiğini s&ouml;ylemek zor; &ccedil;&uuml;nk&uuml; Nept&uuml;n h&acirc;l&acirc; olayların &uuml;zerine g&ouml;lge d&uuml;ş&uuml;rmekte, bu da otoritenin yavaş yavaş g&uuml;c&uuml;n&uuml; kaybettiğini g&ouml;stermektedir.

    2025&rsquo;te ikinci kez ger&ccedil;ekleşecek Transit Uran&uuml;s&ndash;Natal Sat&uuml;rn karesi ve yaklaşmakta olan Transit Pl&uuml;ton&ndash;Natal Uran&uuml;s kavuşumu, Maduro h&uuml;k&uuml;metinin iktidarının sona doğru ilerlediğinin g&ouml;stergeleridir. Pl&uuml;ton&ndash;Uran&uuml;s kesin kavuşumu 2027&rsquo;de ger&ccedil;ekleşecektir.

    2026&rsquo;da Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n İkizler burcuna girişiyle birlikte natal Uran&uuml;s hem Transit Pl&uuml;ton hem de Uran&uuml;s&rsquo;ten a&ccedil;ı alarak tetiklenecektir. Aynı zamanda Nept&uuml;n&rsquo;&uuml;n Ko&ccedil;&rsquo;tan natal Pl&uuml;ton ile kavuşuma ilerlemesiyle Venezuela&rsquo;da ciddi bir değişim r&uuml;zg&acirc;rının eseceğini s&ouml;ylemek yanlış olmaz.

    Jenerasyon gezegenlerinin bur&ccedil; değiştirmesiyle ortaya &ccedil;ıkan yeni enerji, uzun vadeli yeni bir maceranın başlangıcını işaret etmektedir. Kova Uran&uuml;s, Venezuelalı halkı s&ouml;m&uuml;rgeleştirilmekten kurtarmıştı; şimdi Pl&uuml;ton&rsquo;un Kova&rsquo;ya ge&ccedil;işiyle birlikte halk farklı bir &ouml;zg&uuml;rleşme deneyimi yaşayabilir.

  • Afganistan: Geçmişten Günümüze

    Afganistan: Ge&ccedil;mişten G&uuml;n&uuml;m&uuml;ze (Temmuz 2023)

    <strong>&Ouml;zet ve Tez</strong>

    2023 Mayıs ayının sonunda, İran sınır muhafızları ile Afgan Taliban g&uuml;&ccedil;leri arasında sınır b&ouml;lgesinde yaşanan &ccedil;atışmada en az &uuml;&ccedil; kişinin &ouml;ld&uuml;ğ&uuml; a&ccedil;ıklandı. Bu haber, d&uuml;nyadaki m&uuml;lteci krizi ve son d&ouml;nemde sık&ccedil;a g&uuml;ndeme gelen Taliban a&ccedil;ısından dikkatimi &ccedil;ekti. Bu olay, Afganistan tarihine geleneksel mundane astroloji tekniğiyle bakmamı sağladı. &Ccedil;alışmada gezegen d&ouml;ng&uuml;leri ve gezegenlerin işlevleri, astro-kartografi, Solar Arc (SA) ve Uranian sistemden orta noktalar ile hassas noktalar (0&ordm;, 22.5&ordm; kardinal, 15&ordm; sabit, 29&ordm;, 7.5&ordm; değişken &ndash; hepsi Ko&ccedil; Noktası yani D&uuml;nya Ekseni ile a&ccedil;ı yapar) kullanıldı.

    Bu analiz, Uran&uuml;s&ndash;Nept&uuml;n d&ouml;ng&uuml;s&uuml;n&uuml;n ve Oğlak burcundaki kavuşumunun modern Afganistan tarihindeki g&uuml;&ccedil;l&uuml; g&ouml;stergeler ve d&ouml;n&uuml;m noktaları olarak rol&uuml;n&uuml; vurgulamaktadır.

    İbn Ezra, sabit yıldızların mundane astrolojide kişisel haritalardan daha fazla dikkate alınması gerektiğini s&ouml;yler. Bazı sabit yıldızlar değişim s&uuml;recinde olayların seyrinde olduk&ccedil;a etkili olabilir. Afganistan &ouml;rneğinde &ouml;zellikle <strong>Algol&rsquo;&uuml;n etkilerine</strong> değinilmektedir.

    Bu &ccedil;alışmada t&uuml;m bu teknikler kullanılarak Afgan toplumunun tarih boyunca yaşadığı siyasi değişimler, kabile savaşları ve yabancı &uuml;lkelerin Afganistan y&ouml;netimi &uuml;zerindeki etkisi incelenmiştir.

    &Uuml;lkenin d&ouml;n&uuml;m noktalarını oluşturan olayların haritaları tartışılmış, karşılaştırılmış ve her harita ilgili b&ouml;l&uuml;mde grafik olarak eklenmiştir.

    Hanedan değişiminin yaşandığı d&ouml;nemin kesin ay ve g&uuml;n bilgisi bulunmadığından, harita yıllık bazda değerlendirilmiştir. Ancak kesin tarihli olaylarda &ouml;ğle ve gece yarısı haritaları kullanılmıştır.

    Tarih boyunca bir &uuml;lkeyi en iyi hangi haritanın anlattığını s&ouml;ylemek zordur. Bu nedenle, bir &uuml;lke i&ccedil;in en etkili gezegeni anlamak istiyorsak, rejim değişimlerinde &ouml;ne &ccedil;ıkan d&ouml;ng&uuml;leri belirlememiz gerekir.

    <strong>Afganistan</strong>

    &Ccedil;eşitli uygarlıkların y&uuml;kselişine ve &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;ne tanıklık etmiş, kadim ticaret yolları &uuml;zerinde yer alan Afganistan, ge&ccedil;mişten bug&uuml;ne aradığı barış ve istikrarı bulmakta zorlanmaya devam etmektedir.

    Afgan tarihindeki siyasi otoritenin belirlenmesinde <strong>etnik k&ouml;kenler</strong> &ouml;nemli bir rol oynamaktadır. 1747&rsquo;de Abdali h&uuml;k&uuml;metinin kurulmasından g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar siyasi g&uuml;&ccedil; m&uuml;cadelesi kabileler arasında yaşanmış, bu da s&uuml;rekli bir istikrarsızlığa yol a&ccedil;mıştır.

    Ge&ccedil;mişten bug&uuml;ne kabile savaşlarının s&uuml;rekli yaşandığı bir &uuml;lkede, <strong>1819&rsquo;da Dost Muhammed Kabil&rsquo;de iktidarını ilan etmiş</strong> ve b&ouml;ylece Afganistan&rsquo;da hanedan değişimi ger&ccedil;ekleşmiştir. (1)

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph(1).jpg" style="float:left; height:358px; margin:6px 5px; width:300px" />

    &nbsp;Kesin g&uuml;n ve ay bilgisi bulunmasa da, hanedan değişimi yaşandığı ve Dost Muhammed&rsquo;in iktidarını ilan ettiği d&ouml;nemde (1819 haritasında) <strong>Pl&uuml;ton&ndash;Sat&uuml;rn kavuşumu, Uran&uuml;s&ndash;Nept&uuml;n kavuşumuna kare a&ccedil;ı yapmaktadır</strong> (Grafik 1).

    Balık&ndash;Yay karesine Uran&uuml;s eklendiğinde, b&uuml;y&uuml;k idealleri sembolize eden bu a&ccedil;ı kalıbının ayaklanma ve isyanla birlikte değişim ve zamanında yenilenme getirmesi şaşırtıcı değildir.

    Nept&uuml;n, yanılsama ve hayal nedeniyle savaşlar ve skandallarla ilişkilendirilirken; Uran&uuml;s devrim, yenilik ve isyanı sembolize eder. Bu iki gezegene kare a&ccedil;ı yapan Sat&uuml;rn&ndash;Pl&uuml;ton kavuşumu ise ulusların ortaya &ccedil;ıkışı, derin k&uuml;lt&uuml;rel değişim, arınma ve yeniden doğuş anlamına gelir. Alfred Witte&rsquo;ye g&ouml;re Sat&uuml;rn&ndash;Pl&uuml;ton, engellenmiş gelişim, ayrışma ve zorunluluğu ifade eder. Uran&uuml;s bu kavuşuma eklendiğinde, gelişen ayrışma krizlere d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r. Başka bir deyişle, bu s&uuml;reci k&uuml;lt&uuml;rel yapının yeniden inşası olarak da adlandırabiliriz.

    Sat&uuml;rn&ndash;Pl&uuml;ton kavuşumunun tek başına bile bazı d&ouml;nemlerde isyanlara, i&ccedil; savaşa, kan d&ouml;k&uuml;lmesine ve mezhep &ccedil;atışmalarına yol a&ccedil;tığı g&ouml;zlemlenmiştir. 1819 yılının ikinci yarısında Sat&uuml;rn&rsquo;&uuml;n <strong>0&ordm; Ko&ccedil; Noktası&rsquo;na</strong> girmesi, değişim s&uuml;recinin başlatılmasında gezegenin rol&uuml;n&uuml;n &ouml;nemini vurgulamaktadır.

    Dost Muhammed, i&ccedil; karışıklıkların ardından <strong>1826&rsquo;da ikinci kez resmen iktidarını ilan etmiş</strong> ve Afganistan&rsquo;da yeni bir d&ouml;nemi başlatmıştır. Bu tarihte ayrıca <strong>Uran&uuml;s&ndash;Nept&uuml;n kavuşumunu Oğlak burcunda</strong> g&ouml;rmekteyiz (Grafik 2).

    &nbsp;

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%20(2).jpg" style="float:left; height:339px; margin:5px; width:300px" />

    Bu d&ouml;nemde &uuml;lke, İngilizler ile Ruslar arasında ayakta kalmaya &ccedil;alıştığı i&ccedil;in istenen dengeyi sağlamak kolay olmamıştır. İngilizlerin desteğiyle &uuml;lkedeki iktidar bir kez daha değişmiştir.

    1819 ve 1826 haritalarında yer alan <strong>Pl&uuml;ton&rsquo;un Uran&uuml;s&ndash;Nept&uuml;n kavuşumuna yaptığı kare a&ccedil;ı</strong>, g&uuml;&ccedil; m&uuml;cadeleleri, ayaklanmalar, krizler ve devrimlerle ilişkilendirilebilir.

    <ol start="19"> <li>y&uuml;zyılın sonlarına doğru Afganistan&rsquo;ın kıta h&acirc;kimiyetinde kilit &uuml;lke olarak g&ouml;r&uuml;lmesi stratejik bir bakış a&ccedil;ısıdır. İngilizler, imparatorlukları i&ccedil;in &ouml;nemli olan Hindistan&rsquo;ı korumak amacıyla Afganistan&rsquo;ı ellerinde tutmaları gerektiğine inanmışlardır. Bu hedef doğrultusunda Afganistan&rsquo;ı kontrol altına almak istemişlerdir. İki y&uuml;zyıldır s&uuml;ren bu oyunun ilk hamlesi, Orta Asya&rsquo;da ilerleyen Rusya&rsquo;yı zayıflatmaktır.</li> </ol>

    Bir yandan Ruslar Kafkasya&rsquo;da ilerlerken, diğer yandan Afganistan sınırına yaklaşarak Orta Asya&rsquo;da yeni işgallere girişmişlerdir. Bu sırada İngilizler, hoşnut olmadıkları Dost Muhammed Han&rsquo;ı tahttan indirip yerine eski h&uuml;k&uuml;mdar Şuca Han&rsquo;ı (Şuca ul-M&uuml;lk) getirmek istemiştir.

    <strong>1843&rsquo;te İngilizlerin Afganistan&rsquo;dan &ccedil;ekilmesiyle</strong> Dost Muhammed yeniden tahta &ccedil;ıkmıştır. Bu kez Nept&uuml;n&rsquo;e eşlik eden gezegen Uran&uuml;s değil, J&uuml;piter&rsquo;dir. Onun h&uuml;k&uuml;mdarlık d&ouml;nemi, &uuml;lkenin uzak b&ouml;lgelerinde merkezi kontrol&uuml;n yeniden tesis edildiği ve İngilizlerle dostluk antlaşmalarının imzalandığı bir d&ouml;nem olarak kaydedilmiştir.

    Her ne kadar J&uuml;piter&ndash;Nept&uuml;n d&ouml;ng&uuml;leri dini savaşları beraberinde getirse de, ideolojik ve insani d&ouml;ng&uuml;ler olarak da tanımlanabilir.

    <strong>Monarşiye Ge&ccedil;iş</strong>

    &Uuml;lke, 1919&rsquo;da yabancı h&acirc;kimiyetten kurtulmuş ve Amanullah Han d&ouml;neminde monarşiye ge&ccedil;iş yapmıştır (Grafik 3).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph3%20.jpg" style="float:left; height:305px; margin:5px; width:300px" />

    &Uuml;lkenin bağımsızlığını ilan etmesi ve monarşiye ge&ccedil;işi, <strong>Pl&uuml;ton&ndash;J&uuml;piter kavuşumu (Yenge&ccedil; &ndash; kardinal bur&ccedil;)</strong> ile ger&ccedil;ekleşmiştir. Bu 12 yıllık d&ouml;ng&uuml;y&uuml; anlamak i&ccedil;in arka planda işleyen diğer d&ouml;ng&uuml;lere bakmak anlamlıdır.

    1819 ve 1826&rsquo;da ardışık olarak g&ouml;zlenen <strong>Uran&uuml;s&ndash;Nept&uuml;n kavuşumları (Yay ve Oğlak)</strong> ideolojik &ccedil;atışmaları, İngiliz ve Rus m&uuml;dahalelerini/işgallerini ve &ccedil;atışmalarla başlayan d&ouml;nemi temsil ediyordu. Monarşi haritasında ise Uran&uuml;s&ndash;Nept&uuml;n d&ouml;ng&uuml;s&uuml;n&uuml;n karşıt a&ccedil;ıya ilerlediğini g&ouml;r&uuml;yoruz.

    Herhangi iki gezegenin kavuşumdan karşıt a&ccedil;ıya ilerlemesi s&uuml;reci; yayılma, b&uuml;y&uuml;me, risk alma ve keşfetme anlamına gelir. Dolayısıyla &uuml;lkenin bağımsızlığını ilan ederek monarşiye ge&ccedil;işi bu bağlamda daha anlaşılır hale gelir. Yalnızca Uran&uuml;s&ndash;Nept&uuml;n karşıtlığı değil, aynı zamanda <strong>Pl&uuml;ton&ndash;Sat&uuml;rn kavuşumu</strong> da s&uuml;reci arka planda hazırlamış ve temaya katkıda bulunmuştur.

    1919&ndash;1929 arasında Kral Amanullah, Avrupa &uuml;lkeleri ve Atat&uuml;rk etkisiyle T&uuml;rkiye ile ilişkileri geliştirerek &uuml;lkede bir <strong>modernleşme hareketi</strong> başlatmıştır. İdari, asker&icirc;, tarımsal ve tıbbi alanlarda &ouml;nemli gelişmeler yaşanmıştır.

    <ul> <li><strong>Sat&uuml;rn</strong> sınırları, sorumlulukları ve yapıları;</li> <li><strong>Pl&uuml;ton</strong> yıkımı, &ouml;l&uuml;m&uuml; ve d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml; sembolize eder.</li> </ul>

    Bu iki gezegenin kavuşumu her zaman zorlu s&uuml;re&ccedil;leri ve yavaş ilerleyen gelişmeleri simgeler. Amanullah&rsquo;ın Afganistan&rsquo;da yapmaya &ccedil;alıştığı değişimler, Sat&uuml;rn&ndash;Pl&uuml;ton&rsquo;un zorlayıcı d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m s&uuml;recinin bir yansımasıdır.

    Bu noktada, Yenge&ccedil; burcundaki Pl&uuml;ton&ndash;Sat&uuml;rn kavuşumunun &uuml;lkenin kendi acil ihtiya&ccedil;larını yapılandırma s&uuml;recini temsil ettiğini; J&uuml;piter&rsquo;in Pl&uuml;ton ile kavuşum yaptığı anda ise <strong>monarşinin ilan edildiğini</strong> s&ouml;yleyebiliriz.

    28 Şubat 1919 tarihli monarşi haritasında <strong>Merk&uuml;r&rsquo;&uuml;n Uran&uuml;s/Mars orta noktasında</strong> bulunduğunu g&ouml;r&uuml;yoruz. Ebertin&rsquo;e g&ouml;re Mars/Uran&uuml;s orta noktası &ldquo;operasyon&rdquo; anlamına gelir. Olağan&uuml;st&uuml; enerji ve cesareti sembolize eden bu orta nokta, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n ve savaş&ccedil;ı enerjinin a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmasını kolaylaştırmıştır.

    Amanullah d&ouml;nemindeki modernleşme hamleleri her ne kadar İslami &ccedil;evrelerce hoş karşılanmasa da, yeni anayasayı y&uuml;r&uuml;rl&uuml;ğe koyabilmiş, yasama alanında reformlar yapmış ve kadınlara siyasi haklar tanımıştır. Bu &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k ve yenilik teması, G&uuml;neş/Ay ve Ay/Merk&uuml;r orta noktalarının Uran&uuml;s ile bağlantısında da g&ouml;r&uuml;lmektedir.

    <strong>Han y&ouml;netiminden Monarşiye ge&ccedil;iş</strong>

    Burada Monarşi haritasındaki G&uuml;neş&rsquo;in, 1819 haritasındaki <strong>J&uuml;piter/Sat&uuml;rn ve J&uuml;piter/Pl&uuml;ton orta noktalarında</strong> yer aldığını g&ouml;rmekteyiz (Grafik 4).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%204(1).jpg" style="float:left; height:281px; margin:5px; width:500px" />

    1819 yılının ortasında Sat&uuml;rn Balık&rsquo;tan Ko&ccedil; burcuna ge&ccedil;erken J&uuml;piter sabit bur&ccedil; olan Kova&rsquo;ya yerleşmiştir. <strong>Ko&ccedil; Noktası (0&ordm; Ko&ccedil;)</strong> mundane olaylarda olduk&ccedil;a etkili olduğundan, Sat&uuml;rn&rsquo;&uuml;n Ko&ccedil;&rsquo;a girdiği d&ouml;nem Afganistan tarihi a&ccedil;ısından belirleyici bir rol oynamıştır. Uranian perspektifte Ko&ccedil; Noktası&rsquo;na yapılan 15&ordm; sabit a&ccedil;ılarla birlikte bu etki daha da &ouml;nem kazanır. Bu s&uuml;re&ccedil;te yenilik&ccedil;i Kova burcunda hareket eden J&uuml;piter&rsquo;in kitleleri etkileyerek değişime katkısını g&ouml;z ardı edemeyiz.

    J&uuml;piter ve Sat&uuml;rn&rsquo;&uuml;n sosyal gezegenler olarak yıl i&ccedil;inde kardinal ekseni tetiklemesi, 1919 monarşi haritasında Afganistan&rsquo;ın rejim değişimindeki rol&uuml;ne iyi bir &ouml;rnektir. J&uuml;piter Kova&rsquo;nın ortasında yer alırken, Sat&uuml;rn yeni Ko&ccedil;&rsquo;a girmiştir ve bu ikilinin orta noktası 1919 monarşi haritasının G&uuml;neşi tarafından etkinleştirilmiştir (Grafik 4).

    Bir toplumun kolektif bilincini yansıtan harita, kendinden &ouml;nce gelen haritanın enerjisinden doğar; bu nedenle birbirlerini nasıl a&ccedil;ığa &ccedil;ıkardıkları &ouml;nemlidir. 1819 haritasındaki <strong>J&uuml;piter/Sat&uuml;rn orta noktası, 1919 haritasının G&uuml;neşi (8&ordm; Balık) ile kavuşumdadır.</strong> J&uuml;piter/Sat&uuml;rn orta noktası yavaş ilerleme ihtiyacını, kontroll&uuml; b&uuml;y&uuml;meyi, organize genişlemeyi ve disiplini g&ouml;sterir. İngilizlerle s&uuml;regelen savaşlar nedeniyle b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de yıkıma uğramış ve ulusal birlik duygusu zayıflamış &uuml;lke, monarşiye ge&ccedil;iş s&uuml;recinde yeniden yapılanmaya girmiştir. Bu d&ouml;nemde Kral Amanullah bir&ccedil;ok alanda yenilikler ve gelişmeler getirmeyi başarmıştır.

    Dikkatimizi &ccedil;ekmesi gereken &ouml;nemli bir orta nokta ise 1819 haritasındaki <strong>Nept&uuml;n/Pl&uuml;ton orta noktasıdır</strong>; bu nokta monarşi haritasının Ay&rsquo;ı tarafından etkinleştirilmiştir (Grafik 4). Bu gezegensel model, d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;c&uuml; hayallerin ve derin ideolojilerin (Nept&uuml;n/Pl&uuml;ton) yeni Afganistan&rsquo;da halkın (Ay) ortak g&ouml;r&uuml;ş&uuml; olarak hayata ge&ccedil;irilmesi şeklinde yorumlanabilir.

    Ay, halkı ve kadınları, ayrıca kamuoyunu sembolize eder. 1919&ndash;1929 arasında h&uuml;k&uuml;m s&uuml;ren Kral Amanullah, &uuml;lkeyi birleştirme ve modernleştirme girişiminde dikkate değer değişiklikler yapabilmiştir. Kadınların &uuml;zerindeki ataerkil aile kontrol&uuml;n&uuml; azaltmak i&ccedil;in onlara kamusal alanda &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k tanımış, kız &ccedil;ocuklarının okula g&ouml;nderilmesini teşvik etmiş, kadınların baş&ouml;rt&uuml;lerini &ccedil;ıkarmalarını ve daha Batılı bir giyim tarzı benimsemelerini sağlamıştır. 1921&rsquo;de zorla evlilik, &ccedil;ocuk evliliği ve başlık parasına karşı yasa &ccedil;ıkarmış, &ccedil;ok eşliliğe sınırlamalar getirmiştir. Toplumun dini kesimleri tarafından onaylanmasa da, Afganistan&rsquo;ın yenilik anlaşmaları yaptığı bir d&ouml;nem olarak g&ouml;r&uuml;lebilir.

    Amanullah, her t&uuml;rl&uuml; zorluğa rağmen hayalindeki yeni &uuml;lkeyi inşa etmeye &ccedil;alışıyordu. Ancak Kasım 1928&rsquo;de bir kabile ayaklanması sonucu başkent Kabil&rsquo;i kaybetti. Tahtı geri almaya &ccedil;alışsa da başarılı olamadı ve Afganistan&rsquo;dan ayrılmak zorunda kaldı.

    <strong>1973 Sosyalist Afgan Rejimi</strong>

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%205(1).jpg" style="float:left; height:332px; margin:5px; width:300px" />

    Sovyetler Birliği, 1960&rsquo;larda Afganistan&rsquo;ın i&ccedil; siyasi gelişmelerine m&uuml;dahale etmeye başlamış, 1973, 1978 ve 1979&rsquo;daki darbelerin ardından &uuml;lkeyi işgal ederek sosyalist Afgan rejiminin kurulmasına zemin hazırlamıştır. 1973 darbesiyle tahttan indirilen kral s&uuml;rg&uuml;n hayatına Roma&rsquo;da başlarken, Afganistan&rsquo;da sosyalist rejim d&ouml;nemi başlamıştır (Grafik 5).

    1919 monarşi haritası ile 1973 haritası arasındaki bağlantıya baktığımızda; Monarşi haritasındaki <strong>Sat&uuml;rn/Uran&uuml;s orta noktası</strong>, Boğa 26&rsquo;daki sabit yıldız <strong>Algol</strong> ile kavuşum yapmaktadır. Benzer şekilde, 1973 haritasındaki Sat&uuml;rn/Uran&uuml;s orta noktası, monarşi haritasındaki <strong>Sat&uuml;rn (23 Aslan)</strong> ile kavuşumdadır (Grafik 6).

    1973 haritasındaki <strong>Sat&uuml;rn/Uran&uuml;s orta noktası</strong>, yozlaşmış yerleşik kalıplar ile yeni başlangı&ccedil; yolları veya ideoloji arasındaki gerilimi sembolize eder. Bu, Sat&uuml;rn&rsquo;&uuml;n g&uuml;venli ve d&uuml;zenli olma isteğidir. Eski programlardan ve kısıtlamalardan kurtulma d&uuml;rt&uuml;s&uuml;n&uuml; dengeleyen, fakat bunu yapma korkusunu da i&ccedil;inde barındıran bir birleşimdir. S&uuml;re&ccedil;, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n ve bağımsızlığın ger&ccedil;ek anlamını bulma ihtiyacıyla ilgilidir.

    Bu a&ccedil;ıdan bakıldığında, 1973 sosyalist rejimi Afganistan i&ccedil;in yalnızca siyasi bir d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m değil, aynı zamanda k&uuml;lt&uuml;rel yapının yeniden tanımlanması s&uuml;recini de temsil etmektedir.

    &nbsp;

    &nbsp;

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%206(1).jpg" style="float:left; height:281px; margin:5px; width:500px" />

    1919 monarşi haritasında <strong>Sat&uuml;rn/Uran&uuml;s orta noktasının şiddetle ilişkilendirilen sabit yıldız Algol ile kavuşumu</strong>, beklenen değişimin olduk&ccedil;a acı verici ger&ccedil;ekleşeceğini g&ouml;stermektedir (Grafik 6). Bu i&ccedil; savaş ortamı, Algol&rsquo;&uuml;n &ldquo;baş kesilerek &ouml;l&uuml;m&rdquo; niteliğini doğrular.

    1973 haritasında ise <strong>Sat&uuml;rn/Uran&uuml;s orta noktası, 1919 haritasındaki Sat&uuml;rn (23 Aslan) ile kavuşum yapmaktadır.</strong> Aynı şekilde, 1973 haritasındaki Sat&uuml;rn&ndash;Uran&uuml;s ve G&uuml;neş&ndash;Pl&uuml;ton orta noktaları da Algol ile kare a&ccedil;ı yapmaktadır (Grafik 6).

    Afganistan&rsquo;dan gelen haberlerde h&acirc;kimlerin halka a&ccedil;ık infaz, kırba&ccedil;lama, uzuv kesme ve recm gibi cezaları uygulamakla g&ouml;revlendirildiğini duymaktayız. Bu g&uuml;&ccedil;l&uuml; gezegensel yapı ve astrolojik sembolizm, 1919 ve 1973 haritalarını birbirine bağlayarak g&uuml;n&uuml;m&uuml;z Afganistan&rsquo;ının şiddet doğasını a&ccedil;ık&ccedil;a ortaya koymaktadır.

    1973 haritasındaki Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n 1919 haritasıyla bağlantısına baktığımızda, rejim değişimini i&ccedil; savaşlardan ve işgal g&uuml;&ccedil;lerinden kurtulma arayışı olarak değerlendirebiliriz. Bug&uuml;n g&ouml;zlemlediğimiz Afganistan, Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n sembolize ettiği modern ve yenilik&ccedil;i bir ortamla y&ouml;netilen bir &uuml;lke olmasa da, Rusya tarafından işgal edilen toprakların &ouml;zg&uuml;rleştirilmesi olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir.

    &Ouml;te yandan, &ouml;nceki haritalarda &ouml;ne &ccedil;ıkan <strong>Uran&uuml;s&ndash;Nept&uuml;n d&ouml;ng&uuml;s&uuml;</strong>, yerini <strong>Uran&uuml;s&ndash;Pl&uuml;ton d&ouml;ng&uuml;s&uuml;ne</strong> bırakmış g&ouml;r&uuml;nmektedir. Uran&uuml;s&ndash;Pl&uuml;ton d&ouml;ng&uuml;leri toplumların ve ulusların radikal yeniden yapılanmasını işaret eder. Ebertin bu d&ouml;ng&uuml;y&uuml; &ldquo;yıkıntılar &uuml;zerinde inşa edilen bir yapı&rdquo; olarak tanımlar. 1973 haritasında yalnızca Uran&uuml;s&ndash;Nept&uuml;n değil, aynı zamanda <strong>Sat&uuml;rn&ndash;Nept&uuml;n kapanış fazı</strong> da g&ouml;zlemlenmektedir.

    Bu kapanış fazı; dağılım, k&uuml;&ccedil;&uuml;lme, &ccedil;&uuml;r&uuml;me ve yeniden tohum haline d&ouml;n&uuml;ş s&uuml;recidir. D&ouml;ng&uuml;n&uuml;n b&uuml;y&uuml;k b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde dikkat geri &ccedil;ekilmeye, karamsarlığa, konsolidasyona ve muhafazak&acirc;rlığa y&ouml;nelir. Afganistan&rsquo;da bu d&ouml;neme baktığımızda, 1984&rsquo;ten itibaren işgalcilere karşı başarı sağlanmış, SSCB 1989&rsquo;da Afganistan&rsquo;dan &ccedil;ekilmiştir. Bu tarih, Sovyet rejiminin &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml; ve Berlin Duvarı&rsquo;nın yıkılışıyla da &ouml;rt&uuml;şmektedir.

    Bu d&ouml;nem, h&uuml;k&uuml;met i&ccedil;inde paralel yapılar (derin devlet) oluştuğu, tarım politikalarının halkın yararına olmayacak şekilde değiştirildiği, ordunun k&uuml;&ccedil;&uuml;lt&uuml;l&uuml;p etkisizleştirildiği bir s&uuml;re&ccedil;tir. Yani hem Uran&uuml;s&ndash;Nept&uuml;n hem de Sat&uuml;rn&ndash;Nept&uuml;n kapanış d&ouml;ng&uuml;leriyle birlikte &uuml;lke yeniden &ccedil;atışmalarla boğuşur hale gelmiştir.

    <strong>1992 Peşaver Anlaşması ve Afganistan İslam Cumhuriyeti</strong>

    24 Nisan 1992&rsquo;de, bazı ancak t&uuml;m m&uuml;cahit gruplar tarafından Peşaver Anlaşması ilan edilmiştir. Hezb-e İslami lideri Gulbeddin Hikmetyar, Mart 1992&rsquo;den itibaren koalisyon h&uuml;k&uuml;meti girişimlerine karşı &ccedil;ıkmıştır. Bu anlaşma, Afganistan ge&ccedil;ici h&uuml;k&uuml;meti olarak <strong>Afganistan İslam Devleti&rsquo;nin</strong> kurulduğunu ilan etmiştir (Grafik 7).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%207(1).jpg" style="float:left; height:316px; margin:5px; width:300px" />

    1992 İslam Devleti haritasında, tıpkı 1819 ve 1826 haritalarında olduğu gibi <strong>Uran&uuml;s&ndash;Nept&uuml;n kavuşumunu</strong> g&ouml;rmekteyiz (Grafik 1).

    İslam Cumhuriyeti ile eşzamanlı olarak Taliban&rsquo;ın &uuml;lkedeki varlığını artırdığını g&ouml;r&uuml;yoruz. 1994&rsquo;te İslami şeriat hukukunu yaymak amacıyla kurulan Taliban, hara&ccedil; toplama, fidye ve tutuklamalar ile uyuşturucu ticareti gibi faaliyetlerle finanse edilmiştir. Uran&uuml;s&ndash;Nept&uuml;n kavuşumu yeniden Oğlak burcunda ger&ccedil;ekleşmektedir. Bu iki gezegenin d&ouml;ng&uuml;lerinin Afganistan i&ccedil;in d&ouml;n&uuml;m noktalarını işaret ettiği a&ccedil;ık&ccedil;a s&ouml;ylenebilir.

    1992 haritasında Uran&uuml;s&ndash;Nept&uuml;n kavuşumuna eşlik eden <strong>Pl&uuml;ton&ndash;Sat&uuml;rn a&ccedil;ılım karesi</strong>, Afganistan&rsquo;ın daha geleneksel ve muhafazak&acirc;r bir yapıya doğru ilerlediğini g&ouml;stermektedir. &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k ve eşitlik gibi kavramların (Sat&uuml;rn Kova karesi Pl&uuml;ton Akrep) bastırıldığını ve diktat&ouml;rl&uuml;kle yer değiştirdiğini g&ouml;rmekteyiz. Nitekim BM Uyuşturucu ve Su&ccedil; Ofisi&rsquo;nin Kasım 2021&rsquo;de yayımladığı rapora g&ouml;re, 2020&rsquo;de d&uuml;nyada elde edilen haşhaştan &uuml;retilen afyonun %85&rsquo;inden fazlası Afganistan&rsquo;da yapılmıştır. Bu durum, Nept&uuml;n&rsquo;&uuml;n &uuml;lke i&ccedil;in ne kadar belirleyici olduğunu kanıtlamaktadır; &ccedil;&uuml;nk&uuml; Nept&uuml;n aynı zamanda uyuşturucuyu da sembolize eder.

    &Uuml;lke haritaları <strong>Nept&uuml;n ve Uran&uuml;s transitlerine &ccedil;ok duyarlıdır.</strong> 1992 haritasında 17&ordm; Kova&rsquo;daki Sat&uuml;rn, kardinal eksene (15&ordm; sabit) yakın sektil a&ccedil;ıdadır. 1819 haritasında J&uuml;piter&rsquo;in aynı derecede bulunduğunu g&ouml;zlemledik. Hem J&uuml;piter hem Sat&uuml;rn yasa, d&uuml;zen ve stat&uuml;koyu sembolize eden sosyal gezegenlerdir; kardinal eksene yaptıkları kombinasyonlar değişimleri tetikleyen unsurlar olarak &ouml;ne &ccedil;ıkar.

    1992 haritasındaki <strong>Mars/Uran&uuml;s=Sat&uuml;rn</strong> gezegensel resmi, Afganistan&rsquo;ın kabile savaşlarına s&uuml;r&uuml;klenmeye devam ettiğini vurgular. Benzer bir gezegensel resim (Mars/Uran&uuml;s=G&uuml;neş) 1919 monarşi haritasında da g&ouml;zlemlenmektedir. Evrensel sembolizmde hem Sat&uuml;rn hem G&uuml;neş liderliği ve otoriteyi temsil eder.

    Bir diğer dikkat &ccedil;ekici nokta, 1992 haritasındaki <strong>Ay/Uran&uuml;s ve Ay/Nept&uuml;n orta noktalarının 23&ordm; Oğlak&rsquo;ta</strong> bulunmasıdır. Bu nokta kardinal eksene (22.5&ordm; kardinal) başka bir a&ccedil;ıya denk gelmektedir. Uran&uuml;s ve Nept&uuml;n, Afganistan i&ccedil;in her anlamda daha yakından incelenmesi gereken gezegenler olarak &ouml;ne &ccedil;ıkar.

    ABD&rsquo;nin 11 Eyl&uuml;l saldırısı sonrası işgal ettiği Afganistan&rsquo;dan &ccedil;ekilme kararının alındığı <strong>29 Şubat 2020 Doha Anlaşması</strong> tarihinde, <strong>Pl&uuml;ton&ndash;Sat&uuml;rn&ndash;J&uuml;piter kavuşumu</strong> ger&ccedil;ekleşmiştir. Bu anlaşmadan sonra Taliban &uuml;lkeyi yeniden ele ge&ccedil;irmiş ve baskıcı rejimini s&uuml;rd&uuml;rmeye başlamıştır.

    1819&rsquo;da Balık burcundaki Pl&uuml;ton&ndash;Sat&uuml;rn kavuşumuyla hanedan değişimini, Yenge&ccedil; burcundaki kavuşumla monarşiye ge&ccedil;işi g&ouml;zlemlemiştik. Sat&uuml;rn&ndash;Pl&uuml;ton&rsquo;un Oğlak burcunda, yani geleneksel ve muhafazak&acirc;r bir bur&ccedil;ta buluştuğu 2020&rsquo;de ise &uuml;lke Taliban rejimine teslim olmuştur. Taliban&rsquo;ın uyguladığı şeriat rejimi, Oğlak burcunun sembolizmini a&ccedil;ık&ccedil;a ifade etmektedir.

    Sat&uuml;rn&ndash;Pl&uuml;ton kavuşumunun derin k&uuml;lt&uuml;rel değişimi ve yıkıntılar &uuml;zerinde yeni bir yapı inşasını sembolize ettiği d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde, bu kavuşumun Afganistan&rsquo;ın 2020 Taliban rejimini yozlaşma ve k&ouml;ktenciliğe doğru y&ouml;nlendirdiğini s&ouml;ylemek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.

    <strong>2021 Sonrası Afganistan</strong>

    ABD&rsquo;nin 2021&rsquo;de Afganistan&rsquo;dan &ccedil;ekilmesiyle birlikte Taliban&rsquo;ın &uuml;lkedeki y&ouml;netimi hızla şeriat hukukuna geri d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;r. Afganistan haritasının Uran&uuml;s&ndash;Nept&uuml;n d&ouml;ng&uuml;lerine duyarlılığı, Washington y&ouml;netiminin &ccedil;ekilme kararının alındığı tarihteki (29 Şubat 2020 Doha Anlaşması) <strong>J&uuml;piter&ndash;Sat&uuml;rn&ndash;Pl&uuml;ton kavuşumu</strong> ile bir kez daha tetiklenmiştir.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%208.jpg" style="float:left; height:281px; margin:5px; width:500px" />

    Doha Anlaşması&rsquo;nın imzalandığı tarihte Transit Sat&uuml;rn&rsquo;&uuml;n, 1992 haritasındaki <strong>natal Ay ile kavuşumda</strong> olduğunu g&ouml;r&uuml;yoruz. Aynı zamanda Transit Nept&uuml;n, 1992 haritasının <strong>G&uuml;neş/Ay orta noktasıyla kavuşumda</strong> bulunmaktaydı. Bu durum, halk ve &uuml;lke kaynakları a&ccedil;ısından gelişmelerin olumlu y&ouml;nde ilerlemeyeceğini g&ouml;stermektedir. Ayrıca <strong>Pl&uuml;ton/G&uuml;neş ve Sat&uuml;rn/G&uuml;neş orta noktaları</strong> da 1992 haritasındaki Sat&uuml;rn&rsquo;&uuml; tetiklemektedir (Grafik 8).

    Witte, <strong>Sat&uuml;rn=G&uuml;neş/Pl&uuml;ton orta noktasını</strong> &ldquo;yavaş fiziksel gelişim, fiziksel sertleşme, &ouml;z&uuml;mseme&rdquo; olarak a&ccedil;ıklar. Taliban rejimiyle birlikte &uuml;lkede medya kuruluşlarının kapatıldığı, kadınların &ccedil;alışmasının ve dışarıda dolaşmasının yasaklandığı, kızların okula gitmesinin bile kısıtlandığı bir s&uuml;re&ccedil; başlamıştır.

    Transit <strong>Mars/Pl&uuml;ton ve Mars/Sat&uuml;rn orta noktaları</strong>, yoğun ve takıntılı bir saldırganlığı sembolize ederek 1992 haritasındaki Uran&uuml;s ile kavuşum yapmaktadır. Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n bu etkisi, 2020&rsquo;de ABD&rsquo;nin Afganistan&rsquo;dan &ccedil;ekilme kararına benzer şekilde, 1973&rsquo;te Sovyetlerden kurtuluş s&uuml;recini hatırlatmaktadır. Ancak ABD&rsquo;nin &ccedil;ekilmesinden sonra Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n g&ouml;lge y&ouml;n&uuml; olan isyan, b&ouml;l&uuml;nme ve &ccedil;atışma atmosferi t&uuml;m &uuml;lkeyi etkilemiştir.

    Ayrıca Transit J&uuml;piter&rsquo;in 1992 haritasındaki <strong>Uran&uuml;s&ndash;Nept&uuml;n kavuşumuyla kavuşumda</strong> olduğunu s&ouml;yleyebiliriz. Bu kavuşum, iki gezegenin sembolizmini abartılı bir bi&ccedil;imde ortaya koymuştur. Kısacası, şeriat hukukunun dayatılması, taraflılık ve kaos bu kavuşumun Afganistan i&ccedil;in sonucu olmuştur.

    1992 İslam Cumhuriyeti haritasına baktığımızda, Transit Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n <strong>natal Pl&uuml;ton&rsquo;a karşıt a&ccedil;ı</strong> yaptığını ve Transit Pl&uuml;ton&rsquo;un <strong>natal Ay ile kavuşumda</strong> olduğunu g&ouml;r&uuml;yoruz (Grafik 9). Her iki transit de t&uuml;m yıl boyunca etkin olacağından dikkatle g&ouml;zlemlenmesi gereken s&uuml;re&ccedil;lerdir.

    Bu g&uuml;&ccedil;l&uuml; gezegensel etkileşimler, Afganistan&rsquo;ın 2020 sonrası Taliban rejimi altında neden yeniden baskı, b&ouml;l&uuml;nme ve &ccedil;atışma d&ouml;ng&uuml;s&uuml;ne girdiğini astrolojik a&ccedil;ıdan net bi&ccedil;imde a&ccedil;ıklamaktadır.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%209.jpg" style="float:left; height:281px; margin:5px; width:500px" />

    Pl&uuml;ton, kitle psikolojisini ve halkın g&uuml;c&uuml;n&uuml;, aynı zamanda yeniden doğuş ve d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml; sembolize eder. Tetiklendiğinde ise toplumsal ayaklanmalar, g&uuml;&ccedil; m&uuml;cadeleleri, ter&ouml;rizm veya yolsuzlukla ilişkilendirilir. Bu bağlamda Afganistan&rsquo;da ter&ouml;r ve &ccedil;atışma ikliminin devam edeceğini s&ouml;ylemek yanlış olmaz. &Uuml;lkenin kaynaklarının yetersizliği nedeniyle baskı, &ccedil;atışma ve ter&ouml;r ortamının uzun s&uuml;re halkı zor durumda bırakacağı g&ouml;r&uuml;lmektedir.

    Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n gen&ccedil; kadınları temsil etmesi nedeniyle, Solar Arc (SA) Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n natal Pl&uuml;ton ile kavuşumu Taliban&rsquo;ın kadınlar ve kız &ccedil;ocukları &uuml;zerindeki baskısının devamını desteklemektedir. Bu tema ayrıca Transit Pl&uuml;ton&rsquo;un natal Ay ile kavuşumuyla da g&uuml;&ccedil;lenmektedir. Ven&uuml;s&rsquo;&uuml; finansal bir g&ouml;sterge olarak ele aldığımızda, Batı desteğinin &ccedil;ekilmesiyle ortaya &ccedil;ıkan ekonomik sorunların da s&uuml;receğini g&ouml;stermektedir.

    &Ouml;zellikle yaz d&ouml;nemindeki g&uuml;&ccedil;l&uuml; transitler &uuml;lkeyi savaş ortamına s&uuml;r&uuml;klemiştir. Ağustos 2023&rsquo;teki <strong>retrograd Ven&uuml;s&ndash;G&uuml;neş kavuşumu</strong>, 1992 haritasındaki natal Pl&uuml;ton&rsquo;a kare a&ccedil;ı yapmıştır. Transit Sat&uuml;rn&rsquo;&uuml;n natal J&uuml;piter&rsquo;e karşıt a&ccedil;ısı ve Transit Mars&rsquo;ın natal Mars&rsquo;a karşıt a&ccedil;ısı dikkat &ccedil;eken diğer konfig&uuml;rasyonlardır. Ekim 2023&rsquo;teki <strong>Terazi G&uuml;neş tutulması</strong>, natal Ven&uuml;s&rsquo;e karşıt a&ccedil;ı yaparak &ccedil;atışma ortamını hızlandırmıştır.

    Geleneksel astroloji kaynaklarına g&ouml;re Ven&uuml;s sabah yıldızı olduğunda savaş potansiyelini işaret eder. Bu nedenle yalnızca İran ile olan gerilim değil, kabile &ccedil;atışmalarının da s&uuml;receğini s&ouml;yleyebiliriz. Nitekim Transit Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n Boğa burcunda natal Pl&uuml;ton&rsquo;a karşıt a&ccedil;ı yapması ve retrograd hareketle natal Uran&uuml;s&ndash;Nept&uuml;n kavuşumuna &uuml;&ccedil;gen a&ccedil;ı oluşturması olayların istenmeyen bir şekilde y&ouml;n değiştirmesine yol a&ccedil;mıştır.

    Yılın son Ay tutulması (5&ordm; Boğa), 1992 Afganistan haritasındaki natal G&uuml;neş (4&ordm; Boğa) ile kavuşumda ger&ccedil;ekleşmiştir. G&uuml;neş&rsquo;in sert a&ccedil;ı alması &uuml;lke i&ccedil;inde gerilimi işaret eder. Kısacası, 2023&rsquo;te gelişen olayların 2024&rsquo;te de devam edeceğini s&ouml;yleyebiliriz.

    <strong>Astrokartografi:</strong><br /> 2023&rsquo;&uuml;n ikinci yarısında ger&ccedil;ekleşen G&uuml;neş ve Ay tutulmalarının &ccedil;izgilerine baktığımızda, tutulma anındaki <strong>Nept&uuml;n ve Uran&uuml;s &ccedil;izgilerinin Afganistan &uuml;zerinden ge&ccedil;tiğini</strong> g&ouml;rmekteyiz (Grafik 10&ndash;11). Bu da &uuml;lkenin kaderinde Uran&uuml;s ve Nept&uuml;n etkilerinin ne kadar belirleyici olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%2010.jpg" style="height:478px; margin:5px; width:850px" />

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph11.jpg" style="height:478px; margin:5px; width:850px" />

    Kanser ingress haritasında <strong>Pl&uuml;ton hattının Hindistan &uuml;zerinde konumlandığını</strong> ve Afganistan&rsquo;a olduk&ccedil;a yakın olduğunu g&ouml;rmekteyiz. Burada en &ouml;nemli nokta, Afganistan &uuml;zerinden ge&ccedil;en <strong>Mars hattının Pl&uuml;ton hattıyla kesişmesidir</strong> (Grafik 12).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%2012.jpg" style="height:478px; margin:5px; width:850px" />

    İkinci yarıda ger&ccedil;ekleşen tutulmalara kadar b&ouml;lgede yaşanan gerginlik ve &ccedil;atışmaların Hindistan ve Pakistan&rsquo;ın ulusal birlik ve b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; etkileyeceğini s&ouml;yleyebiliriz. Nitekim 1947&rsquo;den beri s&uuml;regelen Pakistan&ndash;Afganistan sınır sorunu h&acirc;l&acirc; devam etmektedir. Afganistan&rsquo;daki savaşlar nedeniyle ortaya &ccedil;ıkan m&uuml;lteci sorunu da b&ouml;lge &uuml;lkelerinin g&uuml;venliğini tehdit etmektedir. Ayrıca Afganistan, Hindistan&rsquo;ın Orta Asya enerji kaynaklarına erişimi a&ccedil;ısından stratejik bir konumdadır.

    Rusya&rsquo;nın &Ccedil;in ile stratejik işbirliğini geliştirmesi, Hindistan&rsquo;ın 2019&rsquo;da ABD&ndash;Rusya&ndash;&Ccedil;in &uuml;&ccedil;l&uuml; birliğine (Afganistan barış g&ouml;r&uuml;şmeleri i&ccedil;in) dahil edilmemesi ve Pakistan&rsquo;ın bu yıl s&uuml;rece katılması, Hindistan&rsquo;ın oyunun dışında kalma endişelerini artırmaktadır. Afganistan meselesi Hindistan&ndash;&Ccedil;in arasındaki u&ccedil;urumu b&uuml;y&uuml;t&uuml;rken, Hindistan&ndash;Rusya arasındaki mesafeyi de artırma potansiyeline sahiptir.

    Yılın diğer ekinoks ingress haritasında, <strong>G&uuml;neş (Terazi) hattının Nept&uuml;n ile birlikte Afganistan &uuml;zerinden ge&ccedil;tiğini</strong> g&ouml;rmekteyiz. Oğlak ingress haritası ise aynı temayı <strong>Pl&uuml;ton hatlarıyla</strong> desteklemektedir (Grafik 13&ndash;14). Bu astrolojik g&ouml;stergeler, Afganistan&rsquo;ın b&ouml;lgesel dengelerde kritik bir rol oynadığını ve yaşanan &ccedil;atışmaların yalnızca &uuml;lkeyi değil, &ccedil;evresindeki b&uuml;y&uuml;k g&uuml;&ccedil;leri de etkilediğini ortaya koymaktadır.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%2013.jpg" style="height:478px; margin:5px; width:850px" />

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%2014.jpg" style="height:478px; margin:5px; width:850px" />

    Daha &ouml;nce vurguladığımız gibi Afganistan i&ccedil;in <strong>Nept&uuml;n ve Uran&uuml;s d&ouml;ng&uuml;leri</strong> kritik &ouml;neme sahip. Son d&ouml;nemde yaşanan savaş ve yıkım enerjisinin h&acirc;l&acirc; g&uuml;ncel olduğunu s&ouml;ylemek m&uuml;mk&uuml;n.

    &Ouml;zetle, <strong>2023 yılı Afganistan a&ccedil;ısından hem Batı hem Doğu sınır komşularıyla ilişkilerde parlak g&ouml;r&uuml;nmemektedir.</strong> Ulusal birlik ve b&ouml;lgesel g&uuml;venlik sorunları devam etmektedir.

    &Ouml;zellikle <strong>2025 başında Nept&uuml;n&rsquo;&uuml;n 0&ordm; Ko&ccedil; burcuna ge&ccedil;işi ve aynı derecede Sat&uuml;rn ile kavuşumu</strong>, &uuml;lke tarihinde olduğu gibi radikal bir değişim s&uuml;recini işaret etmektedir (Grafik 15). Bu kavuşum, kardinal eksen &uuml;zerinde &uuml;lkenin <strong>Ay d&uuml;ğ&uuml;mleriyle T-kare a&ccedil;ı kalıbı</strong> oluşturacaktır. Bu da Afganistan&rsquo;ın kendi kaynaklarını savunabilmek i&ccedil;in yapısal değişimlere ihtiya&ccedil; duyacağını g&ouml;stermektedir.

    Astrolojik a&ccedil;ıdan bu d&ouml;nem, &uuml;lkenin yeniden yapılanma ve d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m s&uuml;recine gireceğini, ancak bunun sancılı ve k&ouml;kl&uuml; bir değişim olacağını işaret etmektedir. Nept&uuml;n&ndash;Sat&uuml;rn kavuşumu, hem sınırların ve sorumlulukların yeniden tanımlanmasını hem de ideolojik ve toplumsal yapının d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;n&uuml; beraberinde getirecektir.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%2015.jpg" style="height:478px; margin:5px; width:850px" />

    G&uuml;&ccedil; savaşlarının yarattığı yıkım atmosferinin, &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki iki yıl boyunca Doğu Bloku&rsquo;nda t&uuml;m şiddetiyle devam edeceği g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor.

    <strong>Didem Can</strong><br /> <strong>Temmuz 2023</strong>

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

  • Venüs’ün Sabah Yıldızı Olması Savaşları mı Gösterir? Astrolojide Savaş Döngüleri

    &nbsp;

    Ven&uuml;s Sabah Yıldızı Savaşları mı G&ouml;sterir?<br /> Astrolojide Savaş D&ouml;ng&uuml;leri

    <strong>Didem Can, 2024</strong>

    <strong>&Ouml;zet</strong><br /> Astrolojide yaygın inanışa g&ouml;re Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n Sabah Yıldızı fazı savaş g&ouml;stergesi olarak tanımlanmıştır. Bu araştırmanın temel amacı bu d&uuml;ş&uuml;nceyi incelemektir.

    Klasik/Helenistik, Arap, Orta&ccedil;ağ ve sonraki kaynakların taranması bu kavramı g&uuml;&ccedil;l&uuml; bi&ccedil;imde desteklememiştir. Ancak tapınaklar ve sikkeler gibi başka kaynaklarda işaretler bulunmuştur. Bu &ccedil;alışmanın amacı bu doktrinin kaynaklarını belirlemek ve doğrulamak ya da &ccedil;&uuml;r&uuml;tmektir. Ayrıca savaş olayında bu doktrinin hangi zaman noktasında ge&ccedil;erli olabileceğini anlamaya &ccedil;alışılmıştır.

    Şimdiye kadar elde edilen sonu&ccedil;lar kesin değildir. Bu nedenle ikinci bir girişim olarak gezegen d&ouml;ng&uuml;lerini, gezegenlerin bur&ccedil; yerleşimlerini, dağılımlarını ve a&ccedil;ılarını inceleyerek astrolojik savaş g&ouml;stergeleri belirlenmeye &ccedil;alışılmıştır.

    <strong>Kaynaklar</strong><br /> Yunan ve Mezopotamya mitolojik kaynaklarında Ven&uuml;s, Afrodit, İştar ve İnanna olarak savaş ve &ccedil;atışma hik&acirc;yelerinde karşımıza &ccedil;ıkar. &Ouml;rneğin Adonis ve Afrodit hik&acirc;yesinde Afrodit, Asur Kralı Kinyras&rsquo;ın kızı Myrrha&rsquo;yı lanetler ve babasıyla ilişkiye girmesine neden olur. Bu ilişkiden doğan Adonis&rsquo;e Afrodit &acirc;şık olur. Onu diğer tanrılardan saklamak i&ccedil;in yeraltı tanrı&ccedil;ası Persephone&rsquo;ye teslim eder. Ancak Persephone de Adonis&rsquo;e &acirc;şık olur ve geri vermeyi reddeder; b&ouml;ylece aralarında d&uuml;şmanlık başlar.

    Ovidius, Apollodoros ve Bion&rsquo;un versiyonları iki ana hik&acirc;ye &ccedil;izgisi oluşturur. Ancak bir&ccedil;ok farklı versiyon vardır; t&uuml;m kaynaklar Adonis&rsquo;in bir yaban domuzu tarafından &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde hemfikirdir. Bu mitolojik hik&acirc;yede Ven&uuml;s yalnızca aşk ve g&uuml;zellik tanrı&ccedil;ası değil, kıskan&ccedil;lık ve intikamla harmanlanmış bir aşk &uuml;&ccedil;geni yaratan farklı &ouml;zellikleriyle g&ouml;r&uuml;l&uuml;r.

    Homeros&rsquo;un <em>İlyada</em>&rsquo;sında Paris&rsquo;in Yargısı hik&acirc;yesi, Nifak Tanrı&ccedil;ası Eris&rsquo;in bir d&uuml;ğ&uuml;nde konukların arasına altın bir elma atarak en g&uuml;zel tanrı&ccedil;ayı se&ccedil;meye zorlamasıyla başlar. Juno, Minerva ve Ven&uuml;s yarışır; Paris kazananın Ven&uuml;s olduğunu ilan eder. Bunun karşılığında Ven&uuml;s ona Truva&rsquo;nın Helen&rsquo;ini vaat eder ve Truva Savaşı&rsquo;nın &ccedil;ıkmasına neden olur. Burada da Ven&uuml;s savaşı kışkırtan tanrı&ccedil;a olarak karşımıza &ccedil;ıkar.

    Mezopotamya Yıldızı, antik S&uuml;mer tanrı&ccedil;ası İnanna ve Doğu Sami karşılığı İştar&rsquo;ın sembol&uuml;d&uuml;r. Bu sembol &ccedil;oğunlukla Sabah Yıldızı olarak da bilinen Ven&uuml;s gezegeniyle ilişkilendirilmiştir.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/i%C5%9Ftar.jpg" style="float:left; height:300px; margin:5px; width:300px" />Ahamenid D&ouml;nemi&rsquo;nde Ven&uuml;s&rsquo;e <strong>Anahid Abaxtari</strong> adı verilmiştir; S&uuml;mer&rsquo;de <strong>İştar</strong>, Akadca&rsquo;da ise <strong>İnanna</strong> veya <strong>Sami</strong> olarak anılmıştır. Bir yandan aşk ve bereket tanrı&ccedil;ası olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;rken, diğer yandan savaş tanrı&ccedil;ası olarak da adlandırılmıştır. Pek &ccedil;ok Mezopotamya kralı, siyasi meşruiyetleri i&ccedil;in Ven&uuml;s&rsquo;ten yardım ummuş, hatta İştar/İnanna&rsquo;nın savaşta esirleri taşıyan bir savaş&ccedil;ı olarak tasvir edildiği &ouml;rnekler bulunmaktadır. (4)

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    <img alt="The Gates of Ishtar — Inanna (Ishtar) Part 1 (Warning: Long post!) Part..." src="file:///C:/Users/didem/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image003.jpg" style="height:197px; width:197px" />

    Samuel Noah Kramer, d&uuml;nyanın &ouml;nde gelen Asurologlarından biri ve S&uuml;mer tarihi ile S&uuml;merce konusunda uzman bir isim, kitabında British Museum&rsquo;da (BM 23820) İnanna&rsquo;ya atıfta bulunan ve tanrı&ccedil;anın &ccedil;eşitli &ouml;zelliklerini tasvir eden şiiri inceleme fırsatı bulduğunu belirtmiştir. Alıntı:

    Yer tanrısının krali&ccedil;esi, gururlu, g&ouml;k tanrıları arasında y&uuml;ce,

    İnanna, t&uuml;m topraklara, t&uuml;m insanlara yağmur yağdıran, g&uuml;rleyen fırtına,

    G&ouml;ğ&uuml; titreten, yeri sarsan kutsal hizmet&ccedil;i, kalpleri yatıştırabilen,<br /> Yery&uuml;z&uuml;ne kor ateşleri sa&ccedil;an, dağlarda şimşek gibi &ccedil;akan&hellip;

    G&uuml;ney R&uuml;zg&acirc;rı, buyruğuyla b&uuml;y&uuml;k dağları par&ccedil;alayan,

    İtaatsizleri yaban ke&ccedil;isi gibi &ccedil;iğneyen, g&ouml;ğ&uuml; ve yeri titreten,<br /> &Uuml;lkenin korkusu olan,

    &Ccedil;ığlığı g&ouml;ğe ve yere ulaşan, uğultusu yıkıcı olan&hellip;<br /> Yeri sarsan elin deniz &uuml;zerine &ouml;ğle sıcağını getirir,

    Gece karanlığında g&ouml;klerde dolaştığında, t&uuml;m insanlar serin r&uuml;zg&acirc;rla &uuml;rperir.

    &Ouml;fkeli kalbin, t&uuml;m nehir kıyılarını taşıran korkun&ccedil; bir sel dalgasıdır.

    (<em>Poetry of Sumer</em>, s. 89, University of California Press)

    Kramer&rsquo;e g&ouml;re her yeni ayın yedinci g&uuml;n&uuml;nde, Ay batı g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde g&ouml;r&uuml;nmeye başladığında tanrı&ccedil;a sakinleşir ve karakterini değiştirir.

    Avustralya Queensland &Uuml;niversitesi&rsquo;nden Catherine Julia Smallcombe, Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n askeri &ouml;zelliklerinin Roma&rsquo;da siyasi ama&ccedil;larla kullanıldığını, &ouml;zellikle Sulla, Pompeius ve Julius Caesar tarafından &ouml;ne &ccedil;ıkarıldığını belirtir. Smallcombe&rsquo;a g&ouml;re Forum Iulium ve Ven&uuml;s Genetrix Tapınağı, tanrı&ccedil;anın himayesi sayesinde Caesar&rsquo;ın devletteki g&uuml;c&uuml;n&uuml; ve konumunu s&uuml;rekli hatırlatan bir unsur olarak işlev g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r. (6) Ven&uuml;s, Roma sikkelerinde bir savaş kahramanı ve fatih olarak tasvir edilmiştir; bu da destekleyici bir kanıt sunmaktadır. (7)

    <strong>Enuma Anu Enlil</strong>, g&ouml;ksel kehanetlere dair en eski kaynak olarak bilinir ve Ven&uuml;s hakkında şu ifadeyi i&ccedil;erir:

    <blockquote>

    [MUL dil-bat ina] ITI.DU6 KUR-ha SA[L.K&Uacute;R.ME&Scaron; ina KUR G&Aacute;L-ME&Scaron; EBUR KUR GI&Scaron;]<br /> [Eğer Ven&uuml;s VII. ayda doğarsa: &uuml;lkede d&uuml;şmanlık olacak, hasat bereketli olacak] (8)

    </blockquote>

    İbn Ezra&rsquo;ya g&ouml;re Ven&uuml;s, D&uuml;nya&rsquo;ya en uzak noktadan yaklaşmaya başladığında d&uuml;nyevi olaylar &uuml;zerindeki etkisi aynı oranda artar. (9)

    Mesoamerikan k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n &ouml;nemli uygarlıklarından Mayalar, Ven&uuml;s&rsquo;e b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem vermiştir. Onu savaş&ccedil;ı bir tanrı&ccedil;a olarak g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. <strong>Borgia Codex</strong>, Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n sabah yıldızı olarak heliakal doğuşunun savaş&ccedil;ı Ven&uuml;s&rsquo;&uuml; işaret ettiğini a&ccedil;ık&ccedil;a belirtir. (10)

    Ven&uuml;s, aşk, tutku ve g&uuml;zellikle ilişkilendirilen tanrı&ccedil;a olmakla birlikte, hayatımızda fark yaratan ve &ccedil;atışmaya yol a&ccedil;abilecek t&uuml;m d&uuml;rt&uuml;leri de sembolize eder.

    Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n sabah ve akşam fazlarının etkileri birbirinden &ccedil;ok farklıdır ve iki zıt doğa sergiler. Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n Sabah Yıldızı olarak &ouml;zg&uuml;ven ve tutkulu duyusallık g&ouml;sterdiği kabul edilmektedir.

    <strong>&lsquo;Ven&uuml;s Sabah Yıldızı&rsquo; nedir?</strong>

    Başlangı&ccedil;ta sabah yıldızı ve akşam yıldızı terimleri yalnızca en parlak gezegen olan Ven&uuml;s i&ccedil;in kullanılıyordu. Antik g&ouml;ky&uuml;z&uuml; g&ouml;zlemcilerinin, doğu ufkunda ve batı ufkunda g&ouml;r&uuml;nen bu parlak yıldızın aslında aynı gezegen olduğunu fark etmeleri zaman aldı.

    Genel olarak gezegen G&uuml;neş etrafındaki y&ouml;r&uuml;ngesini tamamlarken:

    <ul> <li><strong>&Uuml;st kavuşumdan alt kavuşuma</strong> (doğu uzanımı) hareket ettiğinde gezegen <strong>Akşam Yıldızı</strong>dır.</li> <li><strong>Alt kavuşumdan &uuml;st kavuşuma</strong> (batı uzanımı) doğru ilerlediğinde ise gezegen <strong>Sabah Yıldızı</strong>dır.</li> </ul>

    Bu olgu hem <strong>jeosantrik</strong> (D&uuml;nya merkezli) hem de <strong>heliosantrik</strong> (G&uuml;neş merkezli) grafiklerde g&ouml;sterilmektedir.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/geocentric%20point%20of%20viwe.png" style="height:310px; margin:5px; width:600px" />

    D&uuml;nya merkezli bakış a&ccedil;ısı

    <img alt="" src="/dosyalar/images/heliocentric%20view.png" style="height:319px; margin:5px; width:500px" />

    G&uuml;neş merkezli bakış a&ccedil;ısı

    &nbsp;

    <strong>Y&ouml;ntem</strong>

    Bu bilgiler ışığında, bu araştırma d&uuml;nya &ccedil;apındaki b&uuml;y&uuml;k savaşların astrolojik sembolizmdeki belirgin g&ouml;stergelerini ortaya koymayı ve Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n Sabah Yıldızı rol&uuml;n&uuml; incelemeyi ama&ccedil;lamaktadır. &Ouml;rnek grupta g&ouml;zlemlenen fakt&ouml;rler arasında savaş gezegenleri, savaşa yol a&ccedil;an a&ccedil;ılar, gezegenlerin bur&ccedil;ları, sabit yıldızlarla kavuşum yapan gezegenler, hassas derecelere yapılan a&ccedil;ılar, tutulmalar sırasında Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n fazları ve gezegen d&ouml;ng&uuml;leri yer almaktadır.

    <strong>Veri &Ouml;rneği</strong><br /> B&uuml;y&uuml;k savaşlar ve etkileri &uuml;zerine yazılmış makale ve kitapların yanı sıra tarihsel bilgiler esas olarak Wikipedia&rsquo;dan alınmıştır. Tarihler takvim değiştirilmeden kullanılmıştır. Haritalar &uuml;zerinde &ccedil;alışırken, zaman bilgisi olmadığı i&ccedil;in haritaların a&ccedil;ıları ve bu a&ccedil;ılara yapılan a&ccedil;ılar dikkate alınmamıştır. Aynı şekilde, en hızlı g&ouml;k cismi olan Ay&rsquo;ın yaptığı a&ccedil;ılar da kesin zaman bilgisi olmadan istatistiksel değerlerde sapmaya yol a&ccedil;acağı i&ccedil;in g&ouml;z ardı edilmiştir.

    <strong>Yıl Dağılımı</strong><br /> Savaş tarihlerinin yıllara g&ouml;re dağılım grafiği aşağıda verilmiştir (grafik1). &Ouml;rnek grubun ilk savaş haritası 624 yılındaki Bedir Savaşı ile başlamakta, son savaş haritası ise 2022&rsquo;deki Ukrayna Savaşı&rsquo;dır.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%201%20year%20distrubution.png" style="height:242px; margin:5px; width:400px" />

    (graph1)

    <ul> <li><strong>Ven&uuml;s Fazı ve Tutulmalar</strong>

    Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n sabah ve akşam yıldızı olarak dağılımında 60 &ouml;nemli savaş haritasında belirgin bir fark g&ouml;r&uuml;lmediği i&ccedil;in &ouml;rnek 161 savaş haritasına genişletilmiştir.

    Olay haritasındaki sabah ve akşam yıldızı Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n yanı sıra, ilgili d&ouml;nemde ger&ccedil;ekleşen tutulmalar sırasında Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n fazı da incelenmişt

    </li> </ul> <ul> <li><strong>A&ccedil;ı</strong>

    Gezegenlerin yalnızca sert a&ccedil;ıları, 3 derecelik orb i&ccedil;inde incelenmiştir:&nbsp;Kavuşum (0&ordm;),&nbsp;Yarım kare (45&ordm;),&nbsp;Kare (90&ordm;),&nbsp;Seskikare (135&ordm;),&nbsp;Karşıt (180&ordm;)

    </li> <li><strong>Sabit Yıldızlar</strong></li> </ul>

    Gezegenlerle 1 derecelik orb i&ccedil;inde kavuşum yapan sabit yıldızların sıklığı incelenmiştir.

    <ul> <li><strong>Bur&ccedil;</strong></li> </ul>

    Gezegenlerin bur&ccedil;lardaki yerleşimlerinin dağılımı incelenmiştir.

    <ul> <li><strong>Kritik Dereceler</strong></li> </ul>

    Gezegenlerin hangi <strong>kritik derecelerde</strong> kavuşumda oldukları incelenmiştir. Ayrıca bu kritik derecelerle kavuşum yapan gezegenler ve bu derecelere a&ccedil;ı yapan gezegenler de değerlendirilmiştir.

    <ul> <li><strong>&Ouml;nc&uuml; bur&ccedil;lar:</strong> 0 derece, 11&ndash;13 derece, 24&ndash;26 derece</li> <li><strong>Sabit bur&ccedil;lar:</strong> 7&ndash;9 derece, 20&ndash;21 derece</li> <li><strong>Değişken bur&ccedil;lar:</strong> 3&ndash;4 derece, 16&ndash;17 derece, 29 derece</li> </ul>

    Bu derecelerin kesin kaynağı, klasik/Helenistik d&ouml;nemde bilinmemektedir. Ancak İbn Ezra ve Vettius Valens, bur&ccedil; derecelerinin bazı &ouml;zelliklerinden eserlerinde bahsetmişlerdir.

    <ul> <li><strong>İbn Ezra</strong>, Ko&ccedil; burcunun 6, 11, 17 ve 23 derecelerinin şansı azalttığını belirtmiştir.</li> <li><strong>Valens</strong>, Ko&ccedil;&rsquo;un ilk derecesini fırtınalı, dolu yağışlı, r&uuml;zg&acirc;rlı ve yıkıcı olarak tanımlar; ayrıca İkizler&rsquo;in ilk &uuml;&ccedil; derecesini yıkıcı ve değersiz olarak nitelendirir.</li> </ul>

    Ne Valens ne de Ezra kritik dereceleri bur&ccedil; niteliklerine (&ouml;nc&uuml;, sabit, değişken) g&ouml;re sınıflandırmıştır.

    Bu dereceler arasında <strong>ilkbahar ekinoksu (0&deg; Ko&ccedil;)</strong>, yani ekvator ile ekliptiğin kesişim noktası, <strong>Ko&ccedil; noktası</strong> olarak bilinir ve &ccedil;oğunlukla yery&uuml;z&uuml; olaylarının analizinde kullanılır.

    &nbsp;

    <ul> <li><strong>Gezegen D&ouml;ng&uuml;leri</strong></li> </ul>

    Andre Barbault&rsquo;un yaklaşımını biraz farklı bir şekilde ifade edersek: <strong>gezegen d&ouml;ng&uuml;s&uuml;</strong>, evrende zaman ve mek&acirc;n i&ccedil;inde gezegenlerin ortak &ouml;z&uuml;n&uuml; taşıyan bir &ccedil;izgidir. Bu d&ouml;ng&uuml;ler d&uuml;nyanın kaderi &uuml;zerinde h&uuml;k&uuml;m s&uuml;rer; her kavuşum, gezegen b&uuml;t&uuml;n&uuml;n&uuml;n kalbindeki bir odak noktasıdır.

    <strong>Harvey&rsquo;nin tanımına g&ouml;re:</strong>

    <ul> <li><strong>0&ndash;180&deg; arasındaki b&uuml;y&uuml;yen faz</strong>: gelişim, genişleme ve iyimserlik s&uuml;reciyle ilişkilidir.</li> <li><strong>180&ndash;360&deg; arasındaki k&uuml;&ccedil;&uuml;len faz</strong>: dağılım, yayılma ve &ccedil;&ouml;z&uuml;lme s&uuml;reciyle; ayrıca k&ouml;t&uuml;mserlik ve geri &ccedil;ekilme ile ilişkilidir.</li> </ul>

    Bu yaklaşımlara dayanarak, araştırmada beş yavaş hareket eden gezegenin (J&uuml;piter, Sat&uuml;rn, Uran&uuml;s, Nept&uuml;n ve Pl&uuml;ton) birbirleriyle olan temel a&ccedil;ıları ve senkronizasyonu ayrıca incelenmiştir.

    B&ouml;ylece, uzun vadeli d&ouml;ng&uuml;lerin tarihsel olaylarla nasıl &ouml;rt&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; ve &ouml;zellikle b&uuml;y&uuml;k savaşların başlangı&ccedil; d&ouml;nemleriyle hangi gezegen kombinasyonlarının &ccedil;akıştığı ortaya konmaya &ccedil;alışılmıştır.

    <strong>Bulgular</strong>

    <strong>Sabah ve Akşam Yıldızları</strong>

    Sabah yıldızı ve akşam yıldızı gezegenlerinin sonu&ccedil;ları incelendiğinde, gezegenin sabah yıldızı konumunun savaşın g&ouml;stergesi olduğuna dair radikal bir sapma bulunmamıştır. &Ouml;rneğin, Ven&uuml;s toplam 161 savaş haritasından yalnızca 85&rsquo;inde sabah yıldızı olarak g&ouml;r&uuml;nmektedir (Tablo 1).

    Bu bulgu, Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n sabah veya akşam yıldızı oluşunun tek başına savaşların belirleyici astrolojik g&ouml;stergesi olmadığını, ancak diğer fakt&ouml;rlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

    İstersen, bu tabloyu g&ouml;rsel bir &ouml;zet halinde hazırlayabilirim; b&ouml;ylece sabah ve akşam yıldızı dağılımını daha net şekilde takip edebilirsin.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%201.jpg" style="height:129px; margin:5px; width:350px" />

    (Tablo&nbsp;1)

    G&uuml;neş&rsquo;ten &ouml;nce doğan gezegenin, G&uuml;neş&rsquo;in yolunu a&ccedil;an bir <strong>doryphory (mızrak taşıyıcı)</strong> olarak tanımlanması daha mantıklıdır. Bu gezegen, G&uuml;neş&rsquo;in kendisini nasıl ortaya koyacağını g&ouml;sterir. Aynı zamanda G&uuml;neş&rsquo;ten &ouml;nce doğan gezegenler, yeni bir kralın doğuşunu m&uuml;jdeleyen haberciler olarak da d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir.

    <strong>Tutulmalar ve Ven&uuml;s Fazları</strong>

    &Ouml;rneklemde yer alan yıllardaki tutulmalar incelendiğinde:

    <ul> <li>Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n tutulmalar sırasında i&ccedil;inde bulunduğu faz dağılımında belirgin bir sapma g&ouml;r&uuml;lmemiştir.</li> <li>Savaş aylarına yakın tutulmalarda da Ven&uuml;s fazı a&ccedil;ısından anlamlı bir farklılık g&ouml;zlenmemiştir.</li> </ul>

    Bu bulgular, Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n sabah/akşam yıldızı oluşu gibi tutulma d&ouml;nemlerindeki fazının da tek başına savaşların astrolojik g&ouml;stergesi olmadığını; ancak diğer fakt&ouml;rlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır (Tablo 2).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%202%20Venus%20Phase.jpg" style="height:91px; margin:5px; width:650px" />

    (Tablo2)

    &nbsp;

    <strong>A&ccedil;ılar</strong>

    Bu araştırmada yalnızca sert a&ccedil;ılar kullanılmıştır: <strong>0&deg; (kavuşum), 45&deg; (yarım kare), 90&deg; (kare), 135&deg; (seskikare), 180&deg; (karşıtlık)</strong>.

    <ul> <li>Verilerde en sık g&ouml;zlenen a&ccedil;ılar <strong>yarım kare (45&deg;)</strong> ve <strong>kavuşum (0&deg;)</strong> olmuştur.</li> <li>Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n G&uuml;neş&rsquo;ten en b&uuml;y&uuml;k uzaklığı (en b&uuml;y&uuml;k elongasyon) <strong>45&ndash;47&deg;</strong> arasındadır.</li> <li>Merk&uuml;r&rsquo;&uuml;n G&uuml;neş&rsquo;ten en b&uuml;y&uuml;k uzaklığı ise <strong>28&deg;</strong>&rsquo;dir.</li> <li>Bu nedenle Ven&uuml;s ve Merk&uuml;r&rsquo;&uuml;n G&uuml;neş ile yapabileceği tek sert a&ccedil;ılar <strong>yarım kare (45&deg;)</strong> ve <strong>kavuşum (0&deg;)</strong> olmaktadır.</li> </ul>

    T&uuml;m gezegen kombinasyonları (Ay hari&ccedil;) analiz edilmiştir. Ancak yavaş hareket eden gezegenlerin a&ccedil;ı oluşturması uzun s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;nden, hızlı hareket eden gezegenler olan <strong>Merk&uuml;r ve Ven&uuml;s</strong> daha sık a&ccedil;ı yapmış ve verilerde daha fazla g&ouml;zlemlenmiştir (Grafik 2&ndash;3&ndash;4).

    Bu bulgu, savaş d&ouml;nemlerinde hızlı gezegenlerin (&ouml;zellikle Merk&uuml;r ve Ven&uuml;s) daha belirgin rol oynadığını ve sert a&ccedil;ıların yoğunlukla bu gezegenler &uuml;zerinden oluştuğunu g&ouml;stermektedir.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/grpah2%20planetary%20aspect.jpg" style="height:222px; margin:5px; width:550px" />

    (Grafik 2)

    &nbsp;

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph3%20palnet%20in%20conjunction.jpg" style="height:316px; margin:5px; width:700px" />

    (Grafik 3)

    <img alt="" src="/dosyalar/images/Graph4%20%20planet%2045.jpg" style="height:288px; margin:5px; width:700px" />

    &nbsp;

    (Grafik 4)

    Bu bulguları savaşla ilişkisi olmayan piyanistler, politik d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rler, biyolog/hekimler ve gazeteciler &uuml;zerinde test ettiğimde, sonucun anlamlı olduğunu g&ouml;rd&uuml;m (Tablo 3).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%203.png" style="height:88px; margin:5px; width:500px" />

    (Tablo3)

    &nbsp;

    <strong>Bur&ccedil;lar</strong>

    Beklenebileceği &uuml;zere, kavgacı ve tartışmacı bir bur&ccedil; olan <strong>Ko&ccedil;</strong> &ouml;rneklem grubunda daha sık g&ouml;r&uuml;lmeliydi; ancak verilerde baskın şekilde &ouml;ne &ccedil;ıkan bur&ccedil; <strong>Aslan</strong> olmuştur (Grafik 5).

    <ul> <li><strong>Ko&ccedil;</strong>: Ani eylemler, ilk adımı atmak ve spontane hareketlerle ilişkilidir. Mars&rsquo;ın y&ouml;nettiği bu bur&ccedil; savaşla doğal olarak bağdaştırılır. Ancak savaş, basit bir kavga değil; belirli bir ama&ccedil; i&ccedil;in planlı ve organize bir harekettir, g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir strateji gerektirir.</li> <li><strong>Aslan</strong>: Aslan transiti sırasında ger&ccedil;ekleşen savaşlar, g&uuml;&ccedil;l&uuml; liderlerin &ouml;n plana &ccedil;ıkması ve saldırıdan &ccedil;ok <strong>savunma odaklı</strong> m&uuml;cadelelerle ayırt edici olmuştur. Aslan&rsquo;ın sabit doğası, aylar s&uuml;ren kuşatmalarda odaklanmış organizasyon yetenekleri ve dayanıklılık a&ccedil;ısından belirleyici olmuştur. Diğer &ouml;rneklerde ise Aslan transiti sırasında yapılan savaşlar, yaratıcı cesaret sayesinde Ko&ccedil;&rsquo;un aceleci doğası altında ger&ccedil;ekleşen savaşlardan daha başarılı sonu&ccedil;lar vermiştir.</li> </ul>

    Bu bulgular, savaşların astrolojik a&ccedil;ıdan yalnızca saldırganlıkla değil, aynı zamanda <strong>liderlik, organizasyon ve stratejik dayanıklılık</strong> ile de şekillendiğini g&ouml;stermektedir.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph5%20planet%20in%20sign.jpg" style="height:327px; margin:5px; width:660px" />

    (Grafik 55)

    Bu bulguyu savaşla ilişkisi olmayan piyanistler, politik d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rler, biyolog/hekimler ve gazetecilerin verileriyle test ettiğimde, sonucun anlamlı olduğunu g&ouml;rd&uuml;m (Tablo 4).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%204%20planet%20in%20Leo.jpg" style="height:91px; margin:5px; width:500px" />

    (Tablo&nbsp;4)

    &nbsp;

    <strong>Sabit Yıldızlar</strong>

    &Ouml;rneklemde gezegenlerin sabit yıldızlarla kavuşumlarına baktığımızda, <strong>Kochab (Beta Ursa Minor)</strong> ile <strong>Sertan (Acubens, Alfa Cancer)</strong> &ouml;ne &ccedil;ıkmaktadır (Grafik 6).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/grap%206.jpg" style="height:256px; margin:5px; width:1000px" />

    (Grafik&nbsp;6)

    <strong>Kochab</strong>

    Bu, K&uuml;&ccedil;&uuml;k Ayı (Ursa Minor) takımyıldızında yer alan dev turuncu bir yıldızdır. G&uuml;neş&rsquo;in parlaklığının <strong>135 katı</strong> g&uuml;ce sahiptir. (15)

    <ul> <li><strong>RA (Right Ascension):</strong> 14h 50m 42.33s</li> <li><strong>Declination:</strong> +74&ordm; 09&rsquo; 19.81&rdquo;</li> </ul>

    Joseph E. Rigor&rsquo;un <em>The Power of the Fixed Stars</em> adlı eserinde Kochab&rsquo;ın kişilere sınırsız cesaret, savaşla ilgili kazanımlar, d&uuml;ş&uuml;ncesiz davranışlar, şiddet, otoriteye y&uuml;kselme ve k&ouml;t&uuml; niyetli entrikalar verdiği belirtilir. Genel olarak bu yıldızın olumsuz doğum haritalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği, yorumlarda dikkatli olunması gerektiği vurgulanır.

    Rigor&rsquo;a g&ouml;re <strong>G&uuml;neş&ndash;Kochab kavuşumu</strong>, neredeyse &ldquo;ya hep ya hi&ccedil;&rdquo; tavrıyla sınırsız cesaret verir. Bu araştırmada Kochab en sık <strong>G&uuml;neş</strong> ile kavuşumda g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş, ardından <strong>Pl&uuml;ton</strong> ve <strong>Nept&uuml;n</strong> ile kavuşumlarda &ouml;ne &ccedil;ıkmıştır (Tablo 5).

    &nbsp;

    Ptolemaios&rsquo;a g&ouml;re bu parlak yıldız <strong>Sat&uuml;rn&rsquo;e benzer</strong>, kısmen de <strong>Ven&uuml;s&rsquo;e</strong> benzer &ouml;zellikler taşır. Ruhsal a&ccedil;ıdan kayıtsızlık ve d&uuml;ş&uuml;ncesizlik verdiği, bunun da bir&ccedil;ok sıkıntıya yol a&ccedil;tığı s&ouml;ylenir.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table5.jpg" style="height:204px; margin:5px; width:200px" />

    (Tablo&nbsp;5)

    &nbsp;

    Grafikte g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; &uuml;zere, <strong>Sertan</strong> &ouml;rneklemde en belirgin ikinci sabit yıldızdır. Yenge&ccedil; takımyıldızında yer alan bu sabit yıldız aynı zamanda <strong>Acubens</strong> olarak da bilinir.

    <ul> <li><strong>RA (Right Ascension):</strong> 08h 58m</li> <li><strong>Declination:</strong> +11.52&rsquo;</li> </ul>

    Doğası itibarıyla <strong>Sat&uuml;rn ve Merk&uuml;r</strong> &ouml;zellikleri taşır. &ldquo;Saklanma yeri&rdquo; olarak adlandırılmıştır ve etkinlik, k&ouml;t&uuml;c&uuml;ll&uuml;k ve zehir ile ilişkilendirilir; kişilerine yalancılık ve su&ccedil; eğilimi verebilir. Spektral olarak Ven&uuml;s&rsquo;e benzer olsa da Yenge&ccedil;&rsquo;in pen&ccedil;esinde yer aldığı i&ccedil;in k&ouml;t&uuml;c&uuml;ll&uuml;k ve zehirlenme ile &uuml;nlenmiştir.

    Joseph E. Rigor&rsquo;a g&ouml;re bu yıldız kişisine g&uuml;&ccedil;, sebat, mantıklı bir zihin, a&ccedil;ık s&ouml;zl&uuml;l&uuml;k, y&uuml;ksek idealler, spek&uuml;lasyon yeteneği, organizasyon becerisi, baskınlık ve kuvvet kazandırır (16).

    &Ouml;rneklemde, tıpkı Kochab gibi Sertan da en sık <strong>G&uuml;neş</strong> ile kavuşumda g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş, ardından <strong>Nept&uuml;n</strong> ve <strong>Pl&uuml;ton</strong> ile kavuşumlarda &ouml;ne &ccedil;ıkmıştır (Tablo 6). Rigor, bu yıldızın G&uuml;neş ile kavuşumunda y&uuml;ksek askeri etkilerin g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; &ouml;zellikle vurgulamaktadır.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%206.jpg" style="height:229px; margin:5px; width:200px" />

    (Tablo&nbsp;6)

    Araştırmamda tropikal zodyağı kullandığım i&ccedil;in sabit yıldızlar boylam derecelerine g&ouml;re incelenmiştir. &Ouml;rneklemde <strong>Aslan burcunun &ouml;ne &ccedil;ıkması</strong> dikkate alındığında, Acubens&rsquo;in <strong>13&deg; Aslan 38&rdquo;</strong>, Kochab&rsquo;ın ise <strong>13&deg; Aslan 19&rdquo;</strong> konumunda bulunması şaşırtıcı değildir.

    Bu bulguları savaşla ilişkisi olmayan piyanistler, politik d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rler, biyolog/hekimler ve gazetecilerin verileriyle test ettiğimde, sonucun anlamlı olduğunu g&ouml;rd&uuml;m (Tablo 7).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%207.jpg" style="height:88px; margin:5px; width:500px" />

    (Tablo&nbsp;7)

    &nbsp;

    <strong>Kritik Dereceler</strong>

    Verilerde <strong>Ko&ccedil; Noktası (Aries Point)</strong>, <strong>4&deg; Balık</strong> ve <strong>8&deg; Boğa</strong> derecelerine kıyasla daha belirgin şekilde &ouml;ne &ccedil;ıkmaktadır (Grafik 7). Ko&ccedil; Noktası &ouml;ne &ccedil;ıktığında, gezegenler ve yaptıkları a&ccedil;ılar da incelenmiştir.

    <ul> <li><strong>G&uuml;neş, Merk&uuml;r, Ven&uuml;s ve Mars</strong>: Ko&ccedil; Noktası ile belirgin bir sert a&ccedil;ı yapmamaktadır.</li> <li><strong>J&uuml;piter</strong>: 45&deg; (yarım kare) a&ccedil;ısı ile &ouml;ne &ccedil;ıkmaktadır.</li> <li><strong>Sat&uuml;rn</strong>: 180&deg; (karşıtlık) a&ccedil;ısı ile dikkat &ccedil;ekmektedir.</li> </ul>

    Toplumları gelenekler, inan&ccedil;lar, hukuk ve d&uuml;zen aracılığıyla organize eden bu iki sosyal gezegenin Ko&ccedil; Noktası&rsquo;nı tetiklemesi, yery&uuml;z&uuml;nde savaş gibi olaylarla bağlantılı olabilir.

    &nbsp;

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph7%20critical%20degree(1).jpg" style="height:230px; margin:5px; width:1000px" />

    (Grafik&nbsp;7)

    <strong>Gezegen D&ouml;ng&uuml;leri</strong>

    &Ouml;rneklemde, g&ouml;r&uuml;nmeyen dış gezegenlerin d&ouml;ng&uuml;lerinin <strong>k&uuml;&ccedil;&uuml;lme (waning) fazında</strong> daha yaygın olduğu g&ouml;r&uuml;lmektedir. Diğer gezegen d&ouml;ng&uuml;lerinde ise belirgin bir sapma ile karşılaşılmamıştır.

    Dış gezegenler arasında &ouml;zellikle <strong>Uran&uuml;s&ndash;Nept&uuml;n d&ouml;ng&uuml;s&uuml;</strong>, diğer dış gezegenlere kıyasla daha fazla &ouml;ne &ccedil;ıkmaktadır (Grafik 8).

    Bu bulgu, savaş d&ouml;nemlerinde veya toplumsal olaylarda Uran&uuml;s&ndash;Nept&uuml;n etkileşiminin daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir rol oynayabileceğini g&ouml;stermektedir.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph8%20waning%20waxing.jpg" style="height:394px; margin:5px; width:700px" />

    (Grafik&nbsp;8)

    Yavaş hareket eden gezegenlerin birbirleriyle yaptıkları <strong>Ptolemaik a&ccedil;ılar</strong> &ccedil;ok uzun zaman alır. Bu nedenle, kolektif bilin&ccedil; &uuml;zerindeki etkileri arka planda daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; şekilde hissedilir.

    Bazı olaylar, diğer transit gezegenlerin bu kavuşumları, kareleri veya karşıtlıkları zaman i&ccedil;inde tetiklemesiyle ortaya &ccedil;ıkar. Ancak asıl &ouml;nemli olan, bu yavaş hareket eden gezegenlerin kolektif bilin&ccedil;te yarattığı değişimdir.

    Dış gezegen d&ouml;ng&uuml;leri, kolektif bilin&ccedil;te eski kalıpları değiştirmek ve yıkmak i&ccedil;in arka planda &ccedil;alışır. <strong>K&uuml;&ccedil;&uuml;lme (waning) fazları</strong>, toplumlarda h&acirc;kim yapıların &ccedil;&uuml;r&uuml;mesi ve bozulmasıyla, kolektifte yeniye duyulan ihtiyacın ortaya &ccedil;ıkmasıyla &ouml;rt&uuml;ş&uuml;r.

    Benim g&ouml;r&uuml;ş&uuml;me g&ouml;re, <strong>savaşlar ve salgınlar/pandemiler</strong>, kolektifte tarihsel değişimi en hızlı bi&ccedil;imde etkileyen dış olaylardır.

    <strong>Eşzamanlı D&ouml;ng&uuml;ler</strong>

    &Ouml;rneklemde savaş yoğunluğunun g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; tarih aralığında, yavaş hareket eden gezegenler arasında en fazla <strong>9 eşzamanlı a&ccedil;ı</strong> g&ouml;zlemlenmiştir. Bu a&ccedil;ılar; <strong>J&uuml;piter, Sat&uuml;rn, Uran&uuml;s, Nept&uuml;n ve Pl&uuml;ton</strong> arasında kavuşum, altmışlık (sextile), kare (square), &uuml;&ccedil;gen (trine), karşıtlık (opposition), yarım kare (semi-square) ve 135&deg; a&ccedil;ı (sesquiquadrate) şeklinde ger&ccedil;ekleşmiştir.

    İki gezegenin bir kavuşumdan diğerine kadar olan s&uuml;recini anlamak i&ccedil;in, &ccedil;alışmada yalnızca Ptolemaik a&ccedil;ılar değil, aynı zamanda <strong>yarım kare</strong> ve <strong>sesquiquadrate</strong> a&ccedil;ılar da değerlendirmeye alınmıştır.

    Bu &ccedil;oklu ve eşzamanlı a&ccedil;ıların, kolektif bilin&ccedil;teki d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m s&uuml;re&ccedil;lerini hızlandırarak savaş gibi tarihsel olayların ortaya &ccedil;ıkışında &ouml;nemli rol oynadığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%208%20observed%20cycle.jpg" style="height:294px; margin:5px; width:450px" />

    (Tablo&nbsp;8)

    <strong>Dokuz D&ouml;ng&uuml; (Yavaş Gezegen A&ccedil;ılarının Tarihsel Yoğunluğu)</strong>

    &Ouml;rneklemde savaş yoğunluğuyla &ouml;rt&uuml;şen d&ouml;nemlerde <strong>9 farklı eşzamanlı d&ouml;ng&uuml;</strong> dikkat &ccedil;ekmektedir:

    <ul> <li>

    <strong>1704 &ndash; B&uuml;y&uuml;k Kuzey Savaşı (1700&ndash;1721):</strong><br /> Rusya&rsquo;nın İsve&ccedil; İmparatorluğu&rsquo;nun genişlemesine karşı direnişi bu &ccedil;atışmanın temel nedeniydi. İsve&ccedil;, Osmanlı&rsquo;dan yardım almaya &ccedil;alışsa da bir&ccedil;ok cephede savaşması m&uuml;mk&uuml;n olmadığından yenildi. Yarım y&uuml;zyıldan fazla s&uuml;ren İsve&ccedil; genişlemesi sona erdi. Rusya ise Baltık kıyılarında geniş sahil b&ouml;lgeleri kazanarak d&uuml;nyanın en b&uuml;y&uuml;k devletlerinden biri haline geldi.

    </li> <li>

    <strong>1755 &ndash; Yedi Yıl Savaşları (1756&ndash;1763):</strong><br /> İngiltere ile Fransa arasında imparatorluk kurma yarışında ger&ccedil;ekleşen k&uuml;resel bir savaş. Amerika&rsquo;da &ldquo;Fransız ve Kızılderili Savaşı&rdquo; olarak bilinse de, Yedi Yıl Savaşları tarihte geniş bir coğrafyaya yayılan ilk savaş olarak tanımlanabilir. &Ccedil;atışmalar yalnızca Kuzey Amerika&rsquo;da değil, Karayipler, G&uuml;ney Asya ve Batı Afrika&rsquo;da da yoğun şekilde yaşandı. İngiltere savaşı kazansa da kısa s&uuml;re sonra Amerika&rsquo;daki kolonilerini kaybetti.

    </li> <li>

    <strong>1918 &ndash; I. D&uuml;nya Savaşı (1914&ndash;1918):</strong><br /> Avrupa merkezli k&uuml;resel savaş, yeni teknolojilerle silahların &ouml;l&uuml;mc&uuml;ll&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n artması sonucu yaklaşık 9 milyon asker ve 10 milyon sivilin hayatını kaybetmesine yol a&ccedil;tı. Bu savaş, d&uuml;nya tarihindeki en y&uuml;ksek beşinci can kaybına neden oldu ve bir&ccedil;ok &uuml;lkede siyasi değişim ve devrimleri tetikledi. 1918 yılı İttifak Devletleri i&ccedil;in iyi başlamış olsa da k&ouml;t&uuml; bitmiştir. Rusya&rsquo;daki sosyal ve ekonomik dengesizlikler hızla artmış, 7 Kasım 1917&rsquo;de Bolşevikler iktidarı ele ge&ccedil;irmiştir.<br /> 1918 aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu&rsquo;nun &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;ne ve modern T&uuml;rkiye Cumhuriyeti ile bir&ccedil;ok &uuml;lkenin kuruluşuna giden yolun başlangıcıdır. <strong>Ekim Devrimi (7 Kasım 1917)</strong> ise sosyalizmin t&uuml;m d&uuml;nyaya yayılmasına neden olan en &ouml;nemli tarihsel olaylardan biri olmuştur.

    </li> </ul>

    Bu yıllardaki d&ouml;ng&uuml; dağılımları <strong>Tablo 9</strong>&rsquo;da listelenmiştir.

    👉 Burada dikkat &ccedil;ekici olan nokta, <strong>9 eşzamanlı d&ouml;ng&uuml;n&uuml;n</strong> savaşların en yoğun ve d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;c&uuml; d&ouml;nemlerinde ortaya &ccedil;ıkmasıdır. Bu, yavaş gezegenlerin kolektif bilin&ccedil;teki değişim ve kırılmaları tetikleyen g&uuml;&ccedil;l&uuml; arka plan etkilerini g&ouml;stermektedir.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%209%20cycle%20distribution%20in%20years.jpg" style="height:233px; margin:5px; width:1000px" />

    (Tablo&nbsp;9)

    <strong>Gezegen D&ouml;ng&uuml;leri ve Tarihsel S&uuml;re&ccedil;ler</strong>

    J&uuml;piter, yavaş hareket eden gezegenler arasında daha hızlı olduğu i&ccedil;in <strong>Ptolemaik a&ccedil;ılarını kısa s&uuml;rede</strong> yapar. Retrograd hareketi hesaba kattığımızda, J&uuml;piter aynı yıl i&ccedil;inde bir gezegenle <strong>iki ardışık a&ccedil;ı</strong> kurabilir. Bu nedenle J&uuml;piter&rsquo;in a&ccedil;ıları &ccedil;alışmada ayrı listelenmiştir.

    2011&rsquo;den bu yana d&uuml;nya s&uuml;recine baktığımızda, başlangı&ccedil;ta b&ouml;lgesel gibi g&ouml;r&uuml;nen savaşların hızla daha geniş cephelere yayıldığı g&ouml;r&uuml;lmektedir.

    <ul> <li><strong>1914 &ndash; I. D&uuml;nya Savaşı:</strong> Sat&uuml;rn&ndash;Pl&uuml;ton kavuşumu ile başlamıştır.</li> <li><strong>Sat&uuml;rn&ndash;Nept&uuml;n kavuşumu (0&deg; Ko&ccedil; Noktası):</strong> Varoluşsal krizleri ve geniş alana yayılan toplumsal d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mleri anlatır.</li> <li><strong>2020 &ndash; Pandemi:</strong> Sat&uuml;rn&ndash;Pl&uuml;ton kavuşumu ile başlayan k&uuml;resel değişim s&uuml;reci, farklı alanlara evrilecek yeni bir d&ouml;nemin başlangıcıdır.</li> </ul>

    2020&rsquo;de başlayan <strong>&uuml;&ccedil;l&uuml; kavuşum d&ouml;ng&uuml;s&uuml;n&uuml;n zaman &ccedil;izelgesi</strong>, yalnızca sert a&ccedil;ılar dikkate alınarak hazırlanmıştır. J&uuml;piter diğerlerinden hızlı hareket ettiği i&ccedil;in, daha fazla a&ccedil;ıya sahip olduğundan tabloda ayrı listelenmiştir (<strong>Tablo 10&ndash;11</strong>).

    👉 Bu yaklaşım, J&uuml;piter&rsquo;in hızlı tetikleyici rol&uuml;n&uuml;; Sat&uuml;rn, Pl&uuml;ton ve Nept&uuml;n gibi ağır gezegenlerin ise kolektif bilin&ccedil;te uzun vadeli d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m yaratan arka plan etkilerini ortaya koymaktadır.

    &nbsp;

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%2010.jpg" style="height:291px; margin:5px; width:600px" />

    (Tablo&nbsp;10)

    <img alt="" src="/dosyalar/images/table%2011.jpg" style="height:529px; margin:5px; width:700px" />

    (Tablo&nbsp;11)

    <strong>Sonu&ccedil; ve Değerlendirme</strong>

    Araştırmanın sonunda birka&ccedil; &ouml;nemli nokta &ouml;ne &ccedil;ıkıyor:

    <ul> <li>

    <strong>Astroloğun rol&uuml;:</strong> Anders Engberg-Pedersen&rsquo;in vurguladığı gibi, eski d&ouml;nemlerde astrologların g&ouml;revi savaş komutanına yıldızlara g&ouml;re avantajlı zaman ve y&ouml;n&uuml; belirlemekti. Bu bağlamda, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde de g&ouml;ky&uuml;z&uuml; ile yery&uuml;z&uuml; olayları arasındaki bağlantıyı olabildiğince ger&ccedil;ek&ccedil;i şekilde ortaya koymak &ouml;nemlidir.

    </li> <li>

    <strong>Mundane astroloji:</strong> Andr&eacute; Barbault, 20. y&uuml;zyılda bu alanın en &ouml;nemli &ouml;nc&uuml;lerinden biri olarak, tarihin ve savaşların dış gezegen d&ouml;ng&uuml;leriyle nasıl bağlantılı olduğunu a&ccedil;ıklamıştır.

    </li> <li>

    <strong>Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n savaş sembol&uuml;:</strong> Antik uygarlıklardan g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar sabah yıldızı Ven&uuml;s savaş sembol&uuml; olarak kaydedilmiştir. Ancak 161 haritalık &ouml;rneklemde belirgin bir doğrulama bulunmamıştır. Araştırma &ouml;rnekleminin genişletilmesi daha doğru sonu&ccedil;lar verebilir.

    </li> <li>

    <strong>Maya kayıtları:</strong> Mayalar Ven&uuml;s&rsquo;&uuml; savaş yıldızı olarak adlandırmış, fakat g&ouml;zlemlerinin %70&rsquo;inde Ven&uuml;s&rsquo;&uuml; sabah yıldızı değil, akşam yıldızı olarak kaydetmişlerdir. Araştırma sonu&ccedil;ları, Ven&uuml;s fazı a&ccedil;ısından Maya kodekslerini doğrulamaktadır.

    </li> <li>

    <strong>Alternatif yaklaşım:</strong> Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n tek başına savaş g&ouml;stergesi olarak ele alınması yerine, diğer gezegenlerin ufukla ilişkili konumlarının incelenmesi daha etkili olabilir. Meira Epstein&rsquo;in &ouml;nerisine g&ouml;re:

    <ul> <li><strong>Sabah yıldızı Ven&uuml;s</strong> doğu ufkunda y&uuml;kseldiğinde haritanın 12. evine d&uuml;şer; bu ev genellikle d&uuml;şmanlar ve sorunlarla ilişkilendirilir.</li> <li><strong>Akşam yıldızı Ven&uuml;s</strong> batı ufkunda batarken haritanın 7. evine yerleşir; bu ev ise anlaşmalar ve antlaşmalarla ilişkilidir.</li> </ul> </li> </ul>

    👉 Genel olarak, araştırma g&ouml;ky&uuml;z&uuml; d&ouml;ng&uuml;lerinin toplumsal ve tarihsel olaylarla bağlantısını ortaya koyarken, Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n savaş sembol&uuml; olarak geleneksel rol&uuml;n&uuml;n &ouml;rneklemde g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir şekilde doğrulanmadığını, ancak ufuk konumları ve diğer gezegen ilişkilerinin daha anlamlı ipu&ccedil;ları sunduğunu g&ouml;stermektedir.

    <h2>Kaynak&ccedil;a</h2> <ul> <li>Apollodoros, <em>K&uuml;t&uuml;phane</em>. Sir James George Frazer, ed. Kitap 3, B&ouml;l&uuml;m 1. <a href="https://www.perseus.tufts.edu/hopper/text?doc=Perseus%3Atext%3A1999.01.0022%3Atext%3DLibrary%3Abook%3D3&amp;force=y">Perseus Digital Library</a></li> <li>Ovidius, <em>Heroides Mektupları</em>, 16&ndash;18. <a href="https://www.theoi.com/Text/OvidHeroides4.html">Theoi Project</a></li> <li><em>İştar Yıldızı</em>. <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Star_of_Ishtar">Wikipedia</a></li> <li><em>Anahita ve İştar: Ven&uuml;s Gezegeni ile Bağlantılar</em>. Ancient Origins. <a href="https://www.ancient-origins.net/myths-legends/anahita-and-ishtar-connections-planet-venus-007136">Link</a></li> <li>Samuel Noah Kramer, <em>S&uuml;mer Şiirlerinden: Yaratılış, Y&uuml;celtme, Tapınma</em>. University of California Press, 1979, s. 89</li> <li>Catherine Julia Smallcombe, <em>Ge&ccedil; Cumhuriyet ve Augustan Roma&rsquo;da Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n Asker&icirc; &Ouml;nemi</em>. Queensland &Uuml;niversitesi, Avustralya, 2017, s. 1. <a href="https://espace.library.uq.edu.au/">Link</a></li> <li><em>Antik Sikkeler: Roma&rsquo;nın Atası Ven&uuml;s</em>. <a href="https://www.forumancientcoins.com/moonmoth/reverse_venus.html">Forum Ancient Coins</a></li> <li>J.M. Steele, <em>Ven&uuml;s Kehanetleri</em>. Reiner ve Pingree tarafından &ccedil;evrilip d&uuml;zenlenmiştir. Brown University, 2013, s. 253</li> <li>Arielle Gutman, <em>Venus Star Rising: A New Cosmology for the Twenty-First Century</em>. Sophia Venus Productions, 2010, s. 45 (Robert Hand alıntısı)</li> <li>Susan Milbrath, <em>Mesoamerika&rsquo;da Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n &Ccedil;ok Y&uuml;z&uuml;</em>. Oxbow Books, Mayıs 2014, University of Florida, s. 65</li> <li>Abraham Ibn Ezra, <em>Bilgeliğin Başlangıcı</em>. İbranice&rsquo;den &ccedil;eviri: Meira Epstein. Astroloji Okulu Yayınları, 2018, s. 35</li> <li>Vettius Valens, <em>Antolojiler Kitap I&ndash;IX, Bur&ccedil;ların Doğası</em>, s. 2. <a href="https://www.csus.edu/indiv/r/rileymt/vettius%20valens%20entire.pdf">PDF</a></li> <li>Andr&eacute; Barbault, <em>Gezegen D&ouml;ng&uuml;leri</em>. Lightning Source, 2014</li> <li>Michael Baigent, Nicholas Campion ve Charles Harvey, <em>Mundane Astrology</em>. Thorsons, HarperCollins Publishers, 1984, s. 153</li> <li><em>Constellations of Words &ndash; Kochab</em>. <a href="https://www.constellationsofwords.com/kochab">Link</a></li> <li>Joseph E. Rigor, <em>Sabit Yıldızların G&uuml;c&uuml;</em>. Astrology &amp; Spiritual Publishers Inc., 1979, s. 118</li> <li>Anders Engberg-Pedersen, K&uuml;lt&uuml;r &Ccedil;alışmaları B&ouml;l&uuml;m&uuml; Do&ccedil;ent. <a href="https://www.sdu.dk/en/forskning/forskningsenheder/samf/cws/cws+activities/previous/astrologyofwar">University of Southern Denmark</a></li> <li><em>Star War</em>. <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Star_war">Wikipedia</a></li> </ul>

    &nbsp; <p style="margin-left:1.5in">&nbsp;

    <p style="margin-left:1.5in">&nbsp;

    <p style="margin-left:1.5in">&nbsp;

    <p style="margin-left:122.15pt">&nbsp;

    &nbsp;

  • Türkiye’de Deprem

    <strong>T&uuml;rkiye&rsquo;de Deprem &ndash; Şubat 2023</strong>

    6 Şubat 2023&rsquo;te merkez &uuml;ss&uuml; <strong>Kahramanmaraş</strong> olan, b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kleri <strong>7.7 ve 7.6</strong> olan iki b&uuml;y&uuml;k deprem T&uuml;rkiye&rsquo;yi derinden sarstı. B&ouml;lge i&ccedil;in <strong>olağan&uuml;st&uuml; h&acirc;l</strong> ilan edilirken arama&ndash;kurtarma &ccedil;alışmaları g&uuml;nlerce devam etti.

    <ul> <li><strong>Uluslararası değerlendirmeler:</strong> Japonya&rsquo;daki Tohoku &Uuml;niversitesi&rsquo;nden Prof. Shinjin, bu depremleri &ldquo;1000 yılda bir g&ouml;r&uuml;lebilecek g&uuml;&ccedil;te&rdquo; olarak nitelendirdi.</li> <li><strong>Jeolojik a&ccedil;ıklamalar:</strong> DE&Uuml; DAUM M&uuml;d&uuml;r&uuml; Prof. Dr. Hasan S&ouml;zbilir, b&ouml;lgede 500 yıldır stres biriktiren fay par&ccedil;alarının kırıldığını belirtti.</li> <li><strong>Yer değiştirme:</strong> İtalyan deprem uzmanı Doglioni, sarsıntının 150 km boyunca en az 3 metrelik yer değiştirme yarattığını ve bunun birka&ccedil; saniye i&ccedil;inde ger&ccedil;ekleştiğini a&ccedil;ıkladı. Ayrıca T&uuml;rkiye&rsquo;nin g&uuml;neybatıya, Arabistan&rsquo;ın ise kuzeydoğuya doğru kaydığını ekledi.</li> </ul>

    Kesin can kaybı ve yaralı sayısı, yazının kaleme alındığı sırada h&acirc;l&acirc; netleşmemişti. Ancak yaklaşık <strong>60 &uuml;lke</strong>, yardım ekipleri g&ouml;ndererek dayanışma &ouml;rneği sergiledi.

    <strong>Astrolojik bakış:</strong><br /> Bu iki yıkıcı depremin ardındaki g&ouml;stergeleri anlamak i&ccedil;in <strong>ingress haritaları, tutulmalar, ay d&ouml;ng&uuml;leri ve jeodezik haritalar</strong> incelenebilir. B&ouml;ylece arka plandaki tetikleyici g&ouml;stergeler daha iyi anlaşılır.&nbsp;

    &nbsp;

    <strong>Tutulma</strong>

    25 Ekim 2022&rsquo;de G&uuml;ney Ay D&uuml;ğ&uuml;m&uuml; ile ger&ccedil;ekleşen <strong>Akrep tutulması</strong>, T&uuml;rkiye&rsquo;nin G&uuml;neş&rsquo;ini tetiklemesi bakımından olduk&ccedil;a dikkat &ccedil;ekicidir (Grafik 1).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%201.jpg" style="float:left; height:310px; margin:5px; width:300px" />

    Ankara&rsquo;ya g&ouml;re &ccedil;izilen tutulma haritasında:

    <ul> <li><strong>Pl&uuml;ton</strong>, 12. evden ASC ile kavuşum yapmaktadır. Bu ev &ldquo;g&ouml;r&uuml;nmeyen &acirc;lem&rdquo; olarak kabul edilir.</li> <li><strong>Uran&uuml;s</strong>, IC ile kavuşumdadır.</li> <li><strong>Nept&uuml;n</strong>, ASC/MC orta noktasına kare a&ccedil;ı yaparak etkisini g&ouml;stermektedir. Mitolojide Poseidon&rsquo;un bir devi deniz boyunca kovalayıp Kos Adası&rsquo;na kadar s&uuml;rmesi ve adadan bir par&ccedil;ayı koparıp &uuml;zerine atarak g&ouml;mmesi, Nept&uuml;n&rsquo;&uuml;n depremlerle ilişkilendirilmesine &ouml;rnek olarak aktarılır. ASC/MC orta noktası, &ldquo;anı nasıl yaşadığımızı&rdquo; g&ouml;sterir. Kolektif gezegenlerin a&ccedil;ıları bu orta noktayı işaret ettiğinde, toplumsal bilin&ccedil;te bir kaymadan s&ouml;z edilebilir. &Ouml;zellikle Nept&uuml;n, kolektif bilin&ccedil;, dayanışma, merhamet ve şefkati &ouml;n plana &ccedil;ıkaracaktır.</li> </ul>

    Tutulmanın y&ouml;neticisi olan <strong>Mars</strong>, retro hareketinden hemen &ouml;nce &ccedil;ok yavaş ilerlemekte ve Nept&uuml;n ile kare a&ccedil;ı yapmaktadır. Mars&rsquo;ın 12. evde tutulma ile konumlanması, daha zorlu ve yıkıcı bir eylem planına işaret eder.

    Kısacası, Ankara tutulma haritasında <strong>Uran&uuml;s, Nept&uuml;n ve Pl&uuml;ton</strong> arka planı hazırlayan başlıca akt&ouml;rler olarak g&ouml;r&uuml;nmektedir.

    T&uuml;rkiye haritası ile birlikte incelendiğinde, tutulmanın natal G&uuml;neş ile kavuşum yapmasının yanı sıra <strong>G&uuml;neş/Ay orta noktasına (2&deg; Başak) altmışlık a&ccedil;ı</strong> yaptığı g&ouml;r&uuml;lmektedir. Bu orta nokta, bilin&ccedil;altından bilince ulaşma ve anlam&ndash;d&uuml;zen arayışının s&uuml;recini temsil eder. Tutulmanın bu orta noktayı tetiklemesi, bilin&ccedil; değişimi temasını bir kez daha vurgulamaktadır.

    &Ouml;te yandan Mars, natal haritanın 12. evindeki Ay&rsquo;ı tetikleyerek Nept&uuml;n ile kare a&ccedil;ı yapmaktadır. Bu bile tek başına &uuml;lke i&ccedil;in sıkıntılı bir s&uuml;recin başlayacağını g&ouml;stermektedir.

    Bu d&ouml;nem yalnızca depremle ilgili değildir; aynı zamanda se&ccedil;im atmosferinin gerginliği, ekonomik sorunlar, yoksulluk ve m&uuml;lteci problemleri halkın sabrını zorlayan koşullar olarak &ouml;ne &ccedil;ıkmıştır. Depremle birlikte kaotik ortam (Nept&uuml;n) &ouml;zellikle deprem b&ouml;lgelerinde h&acirc;kim olmuştur. Diğer b&ouml;lgelerden gelen bağışlar ve gece g&uuml;nd&uuml;z hayatlarını riske atan g&ouml;n&uuml;ll&uuml;ler ise Nept&uuml;n sembolizminin başka bir yansımasıdır.

    <strong>(Grafik 1) &ndash; 25 Ekim 2022 G&uuml;neş Tutulması</strong>

    <strong>Jeodezik Haritalar ve Tutulma</strong>

    Chriss McRae&rsquo;ye g&ouml;re: <em>&ldquo;Her g&uuml;&ccedil;l&uuml; tutulma jeodezik a&ccedil;ılara d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;nde, &ouml;zellikle birka&ccedil; dakika s&uuml;renler, dikkate değerdir.&rdquo;</em> (<em>Geodetic Astrology for Relocation and World Affairs</em>, 2016, The Wessex Astrologer Ltd.)

    Bu noktada, tutulmaların jeodezik harita &uuml;zerindeki izd&uuml;ş&uuml;m&uuml;ne baktığımızda, <strong>Ven&uuml;s ile birlikte ilerleyen tutulma &ccedil;izgisinin T&uuml;rkiye &uuml;zerinden ge&ccedil;tiğini</strong> g&ouml;r&uuml;yoruz. &Ccedil;alışma, disiplin ve zorlukları sembolize eden <strong>Sat&uuml;rn</strong>, &uuml;lkeyi DSC hattı ile kesmektedir (Grafik 2).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%202.jpg" style="height:400px; margin:5px; width:864px" />

    <strong>(Grafik 2) 25 Ekim 2022 G&uuml;neş Tutulması jeodezik haritası</strong>

    &nbsp;

    <strong>Jeodezik Haritalar ve Tutulma</strong>

    Bu tutulmaların &uuml;lke &uuml;zerindeki etkilerini, temel Astrocartography haritasına kıyasla <strong>jeodezik haritada</strong> &ccedil;ok daha net g&ouml;rebiliriz. İki ardışık G&uuml;neş tutulmasına yakından baktığımızda, 2022 tutulmalarının hangi gezegenlerle işbirliği yaptığını ve hangi olaylara &ouml;nc&uuml;l&uuml;k ettiğini daha iyi anlayabiliriz (Grafik 3).

    <strong>(Grafik 3) &ndash; 30 Nisan ve 25 Ekim 2022 G&uuml;neş Tutulması jeodezik haritaları</strong>

    &nbsp;

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%203.png" style="float:left; height:285px; margin:5px; width:300px" />

    İlk dikkatimizi &ccedil;eken nokta, iki tutulmanın karşıtlığını bir <strong>T-kareye</strong> d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ren gezegen olarak <strong>Sat&uuml;rn</strong>&rsquo;&uuml;n &ouml;ne &ccedil;ıkmasıdır.

    <ul> <li><strong>İlk tutulmada</strong> yıkıcılığıyla &ouml;ne &ccedil;ıkan <strong>Uran&uuml;s</strong>&rsquo;&uuml; g&ouml;r&uuml;yoruz.</li> <li><strong>Diğer tutulmada</strong> ise G&uuml;ney Ay D&uuml;ğ&uuml;m&uuml; ile birlikte zayıf konumda olan <strong>Ven&uuml;s</strong> dikkat &ccedil;ekmektedir. &Ouml;zellikle Sat&uuml;rn&rsquo;&uuml;n T-kareyi oluşturması &ouml;nemlidir, &ccedil;&uuml;nk&uuml; Sat&uuml;rn T&uuml;rkiye&rsquo;nin natal haritasında <strong>8. ev y&ouml;neticisidir</strong>.</li> </ul>

    Tutulmaların y&ouml;neticileri olan <strong>Mars ve Ven&uuml;s</strong>&rsquo;&uuml; dikkatle incelemek gerekir:

    <ul> <li><strong>Mars</strong>, &ouml;l&uuml;m ve finansal konuları sembolize eden <strong>8. evde</strong> yer almaktadır.</li> <li><strong>Ven&uuml;s</strong>, jeodezik referans haritasında MC y&ouml;neticisi olup bu tutulmada <strong>4. evde</strong> konumlanmıştır. İlk tutulmada Nept&uuml;n ile kavuşum yaparken, ikinci tutulmada J&uuml;piter tarafından tetiklenmektedir. J&uuml;piter&rsquo;in <strong>0&deg; Ko&ccedil; noktasında</strong> (d&uuml;nya noktası) bulunması bu kavuşumu &ouml;nemli kılar.</li> </ul>

    İkinci tutulmanın ASC&rsquo;si, ilk tutulma derecesine kare a&ccedil;ı yaparken; MC&rsquo;si, ilk tutulma Pl&uuml;ton&rsquo;una &uuml;&ccedil;gen a&ccedil;ı yapmaktadır. Bu durum, &ouml;l&uuml;m ve gerekli d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m temasını vurgular. <strong>Pl&uuml;ton</strong>, her zaman &ouml;l&uuml;m ve yeniden doğuş s&uuml;recini (duygusal ya da ger&ccedil;ek) sembolize eder. J&uuml;piter ile ilişkisi, &ouml;zellikle d&uuml;nyevi olaylarda kitlesel &ouml;l&uuml;mleri &ccedil;ağrıştırır. Daha iyi bir organizasyonun nerede ve nasıl ortaya &ccedil;ıkacağı Pl&uuml;ton ile bağlantılıdır. Bu gezegen kolektifin g&uuml;c&uuml;n&uuml; g&ouml;sterir. Tutulma haritasında aktif rol oynaması, sosyolojik &ccedil;alkantılar, g&uuml;&ccedil; m&uuml;cadeleleri, ter&ouml;rizm veya yolsuzluk gibi olasılıkları işaret edebilir. T&uuml;rkiye&rsquo;nin yeniden doğuş s&uuml;reci, depremle yıkılan şehirlerin yeniden inşası ve toplumsal yaraların sarılması &uuml;zerine kurulmalıdır.

    İkinci tutulma ile birlikte <strong>Merk&uuml;r</strong>, ilk tutulmadaki Nept&uuml;n/G&uuml;ney Ay D&uuml;ğ&uuml;m&uuml; altmışlığını bir <strong>yod a&ccedil;ı kalıbına</strong> d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmektedir. T&uuml;rkiye&rsquo;nin jeodezik referans haritasında MC Boğa, ASC Aslan olsa da, Ptolemaios&rsquo;un <em>Tetrabiblos</em>&rsquo;ta a&ccedil;ıkladığı &uuml;lke y&ouml;neticiliklerine g&ouml;re T&uuml;rkiye&rsquo;nin y&ouml;neticisi <strong>Merk&uuml;r</strong> kabul edilebilir. Bu a&ccedil;ıdan bakıldığında, Nept&uuml;n&rsquo;&uuml;n yine &ouml;nemli bir rol &uuml;stlendiğini g&ouml;r&uuml;yoruz.

    T&uuml;rkiye&rsquo;nin natal haritasında <strong>Merk&uuml;r</strong>, toprak b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;, ev ve aileyi sembolize eden <strong>4. evin y&ouml;neticisidir</strong>. <strong>Nept&uuml;n</strong> ise MC&rsquo;nin y&ouml;neticisidir. Bu durum, &uuml;lkenin s&uuml;r&uuml;klendiği belirsiz ortamda yeni bir vizyon geliştirmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    <strong>Oğlak Ingress</strong>

    <strong>(Grafik 4) &ndash; 21 Aralık 2022 Oğlak Ingress jeodezik haritası</strong>

    2022 g&uuml;nd&ouml;n&uuml;m&uuml; jeodezik haritasında, yıkımı ve beklenmedik &ouml;nemli değişimleri sembolize eden <strong>Uran&uuml;s hattı</strong>, Kuzey Ay D&uuml;ğ&uuml;m&uuml; (NN) ile birlikte meridyen &uuml;zerinde yer almaktadır. Deprem b&ouml;lgesinde <strong>Uran&uuml;s ve Sat&uuml;rn hatlarının kesiştiğini</strong> g&ouml;rmekteyiz (Grafik 4).

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%204.jpg" style="height:400px; margin:5px; width:863px" />

    G&uuml;nd&ouml;n&uuml;m&uuml; haritasında <strong>G&uuml;neş&ndash;J&uuml;piter karesi</strong>, IC ve DSC noktalarıyla kavuşum yapmaktadır. Bu durum, &uuml;lke i&ccedil;in sorunlu bir d&ouml;nemin başlangıcına işaret eden başka bir g&ouml;stergedir. J&uuml;piter&rsquo;in <strong>0&deg; Ko&ccedil;</strong>&rsquo;ta ve a&ccedil;ısal konumda olması, &uuml;lkeyi m&uuml;cadele beklenen ve cesaretin toplanması gereken bir ortama &ccedil;ekeceğini g&ouml;stermektedir.

    İki &ouml;nemli tetikleyici olan <strong>Merk&uuml;r ve Ven&uuml;s</strong>, g&uuml;nd&ouml;n&uuml;m&uuml; haritasında <strong>Pl&uuml;ton ile kavuşum</strong> yapmaktadır. Aynı zamanda T&uuml;rkiye&rsquo;nin natal haritasında <strong>8. evin ucu</strong>nda yer almaktadırlar.

    <strong>(Grafik 5)</strong>

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%205.jpg" style="float:left; height:290px; margin:5px; width:300px" />

    Aynı anda, g&uuml;nd&ouml;n&uuml;m&uuml; haritasının MC noktası, halkı sembolize eden 12. evdeki Ay ile kavuşum yapmaktadır.

    G&uuml;nd&ouml;n&uuml;m&uuml; haritasında hem MC hem de ASC y&ouml;neticisi olan Merk&uuml;r&rsquo;&uuml;n Pl&uuml;ton ile kavuşumu, halkın &ccedil;aresizliğini ve sorunlarını ana tema olarak sembolize ederken; Pl&uuml;ton&rsquo;un 8. eve girmesi bu temaya &ouml;l&uuml;m ve kayıpla ilgili sıkıntıları eklemektedir.

    Transit Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n Ven&uuml;s&rsquo;e karşıtlığı da pek yardımcı olmamaktadır. Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n, T&uuml;rkiye&rsquo;nin jeodezik referans haritasında MC y&ouml;neticisi olduğu ve &uuml;lke i&ccedil;in bir&ccedil;ok olayda &ouml;nemli rol oynayan bir gezegen olduğu unutulmamalıdır.

    <strong>(Grafik 5) 21 Aralık 2022 G&uuml;nd&ouml;n&uuml;m&uuml; Haritası &ndash; T&uuml;rkiye Natal Haritası ile</strong>

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    &nbsp;

    Bu iki tutulma haritası, depremin yaklaşık 6,5 saat &ouml;ncesinde ger&ccedil;ekleşen dolunay tarafından da tetiklenmiştir.

    <strong>(Grafik 6)</strong>

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%206.jpg" style="height:277px; margin:5px; width:300px" />

    &nbsp;

    Bu iki tutulma haritası, depremin yaklaşık 6,5 saat &ouml;ncesinde ger&ccedil;ekleşen dolunay tarafından da tetiklenmiştir (Grafik 6).

    Hızlı hareket eden gezegenlerin tetikleyici rol oynadığını biliyoruz. Bu noktada, tutulma y&ouml;neticileri <strong>Mars ve Ven&uuml;s</strong>, ilk tutulmanın 8. evindeki Mars&rsquo;ı tetiklemektedir.

    Dolunay haritasındaki <strong>Mars&ndash;Ven&uuml;s karesi</strong>, uzun s&uuml;redir enerji biriktiren retro Mars&rsquo;ın salınımı nedeniyle daha yıkıcı şekilde deneyimlenmiştir.

    Mars&rsquo;ın y&ouml;neticisi olan <strong>Merk&uuml;r</strong>, ikinci tutulmadaki Merk&uuml;r&rsquo;e kısmi kare a&ccedil;ı yaparken; dolunay haritasının MC&rsquo;si Mars ile kavuşumdadır. &Ouml;te yandan dolunay ASC&rsquo;si Nept&uuml;n&rsquo;e karşıt a&ccedil;ı yapmaktadır. Aslan dolunayının Mars karakterinde &uuml;lkeyi yıkıcı bir olayla etkilemesi son derece doğaldır.

    Bir diğer &ouml;nemli nokta, T-kareyi oluşturan <strong>Sat&uuml;rn</strong>&rsquo;&uuml;n dolunay ile etkileşimidir. Dolunay tarafından hem Mars hem de Sat&uuml;rn tetiklendiğinde, &uuml;lkenin doğusunda (10 şehir) iki nadir, b&uuml;y&uuml;k ve ardışık deprem (7.6 ve 7.7 b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nde) meydana gelmiştir.

    Dolunay haritasında <strong>Uran&uuml;s</strong>, G&uuml;neş&ndash;Ay karşıtlığını T-kareye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmekte ve T&uuml;rkiye haritasının a&ccedil;ısal evlerinde yer almaktadır. Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n sabit yıldız <strong>Menkar</strong> ile kavuşumu, gezegenin yıkıcılığını daha da vurgulamaktadır. Menkar, Sat&uuml;rn doğasında bir sabit yıldızdır ve felaket, yıkım, kayıp ve harap olma ile ilişkilidir.

    Ankara i&ccedil;in &ccedil;ıkarılan dolunay haritasında Uran&uuml;s, <strong>8. evde</strong> yer almaktadır. Bu konum tek başına &ouml;l&uuml;m ve servet kaybına işaret etmektedir.

    &Ouml;te yandan, <strong>Kuzey Ay D&uuml;ğ&uuml;m&uuml; (NN)</strong> 8. evde yer almakta ve Mars ile Sat&uuml;rn doğasında olan sabit yıldız <strong>Hamal</strong> ile kavuşumdadır. Bu yıldız şiddet, zul&uuml;m, baskı ve kasıtlı su&ccedil;lara neden olur. T&uuml;m bu semboller, bu yıkıcı doğal olayın a&ccedil;ık g&ouml;stergeleridir.

    &nbsp;

    <strong>Deprem Anı Haritası</strong>

    Depremin dolunaydan birka&ccedil; saat sonra ger&ccedil;ekleştiği ana baktığımızda, Ay&rsquo;ın <strong>20&deg; Aslan</strong>&rsquo;a ilerlediğini g&ouml;r&uuml;yoruz (Grafik 7). Bu, dolunay enerjisinin Ay tarafından natal <strong>Nept&uuml;n</strong>&rsquo;e taşındığı anlamına gelir. Daha &ouml;nce de Nept&uuml;n&rsquo;&uuml;n depremlerle ilişkilendirildiğini belirtmiştik.

    Deprem anı haritasında &ouml;zellikle vurgulanması gereken en &ouml;nemli konu, <strong>ASC&rsquo;nin Nept&uuml;n&rsquo;e kare a&ccedil;ı yapmasıdır</strong>. G&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi, tutulmadan itibaren sırayla incelediğimiz her d&uuml;nyevi teknikte Nept&uuml;n&rsquo;&uuml;n tekrar eden bir tema olarak karşımıza &ccedil;ıktığını g&ouml;zlemlemekteyiz.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/graph%207.jpg" style="float:left; height:303px; margin:5px; width:300px" />

    Transit <strong>Pl&uuml;ton</strong>, &uuml;lkenin <strong>G&uuml;neş&ndash;Sat&uuml;rn orta noktasını</strong> tetikleyip hassaslaştırmaktadır. &Ouml;yle ki, transit Ay&rsquo;ın transit G&uuml;neş/Sat&uuml;rn orta noktasına karşıt a&ccedil;ı yaptığı anda yıkım ger&ccedil;ekleşmiştir.

    Transit G&uuml;neş ve Sat&uuml;rn&rsquo;&uuml;n, T&uuml;rkiye haritasındaki natal <strong>J&uuml;piter&ndash;Ven&uuml;s kavuşumuna kare a&ccedil;ı</strong> yapması da g&ouml;stergeler arasında sayılabilir. Sat&uuml;rn&rsquo;&uuml;n <strong>2&deg; Akrep (tutulma derecesi)</strong> antisciasında bulunması, deprem anındaki rol&uuml;n&uuml; tutulmaya bağlamaktadır.

    Yukarıda sık&ccedil;a bahsettiğimiz <strong>Ven&uuml;s</strong>, deprem anı haritasında natal <strong>Uran&uuml;s</strong> ile kavuşumdadır. Ven&uuml;s&rsquo;&uuml;n bir kez daha &ouml;nemli olaylarda a&ccedil;ık bir etki yarattığını g&ouml;rmekteyiz.

    G&ouml;r&uuml;n&uuml;şe g&ouml;re, T&uuml;rkiye&rsquo;nin daha &ouml;nce yaşadığı bir&ccedil;ok deprem felaketinden farklı olarak, bu kez kendi ilerlemesini kendisinin sağlaması gerekecek. Kolektif gezegenlerin her biri, &uuml;lkenin natal haritasındaki a&ccedil;ılara temas ederek &uuml;lkeyi yeni bir bilin&ccedil; ve aydınlanma seviyesine &ccedil;ağırmaktadır. Tutulmalar da bu eşiğin aşılması gerektiğini s&ouml;ylemektedir.

    Geriye tek bir soru kalıyor: <strong>Bu eşik aşılabilecek mi?</strong>

    &nbsp;

    &nbsp;

    (Grafik&nbsp;7)

    <div>&nbsp; <hr /> <div id="ftn1">

    <a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title="">[1]</a> (https://ia802205.us.archive.org/22/items/ptolemystetrabib00ptol/ptolemystetrabib00ptol.pdf, pg 49)

    </div> </div>

  • Çin

    &nbsp;

    <strong>&Ccedil;in&rsquo;de Ayaklanma</strong>

    <span style="font-size:11px">Aralık 2022,</span>

    Aralık 2022&rsquo;de &Ccedil;in&rsquo;de yaşanan ayaklanmayı tarihsel bağlamda değerlendirdiğimizde, yaklaşık beş bin yıllık yazılı ge&ccedil;mişi olan bu uygarlığın modern temellerinin <strong>1911&ndash;1912 Xinhai Devrimi</strong> ile atıldığını s&ouml;yleyebiliriz.

    Nicholas Campion&rsquo;a g&ouml;re, &Ccedil;in&rsquo;in kom&uuml;nist rejimi i&ccedil;in en uygun harita, <strong>21 Eyl&uuml;l 1949</strong> tarihli haritadır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Mao Zedong, Pekin&rsquo;deki Siyasi Danışma Konferansı&rsquo;nda &Ccedil;in Halk Cumhuriyeti&rsquo;ni bu tarihte ilan etmiştir.

    Hanedanlığın yıkılışı ve kom&uuml;nist &Ccedil;in&rsquo;in kuruluşu a&ccedil;ısından <strong>1912 haritası</strong>, en az 1949 haritası kadar &ouml;nemlidir. Bu nedenle, &Ccedil;in&rsquo;in toplumsal ve siyasal d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mlerini anlamak i&ccedil;in her iki haritanın da birlikte incelenmesi gerekir.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/china%20VSP%201.jpg" style="float:left; height:277px; margin:5px; width:300px" />

    1912&rsquo;de hanedanlığın yıkıldığı ve kom&uuml;nist rejimin temellerinin atıldığı haritaya baktığımızda, <strong>Sat&uuml;rn, Ay ve Mars&rsquo;ın Boğa burcunda</strong> olduğunu g&ouml;r&uuml;yoruz. Oğlak&rsquo;taki G&uuml;neş&rsquo;in y&ouml;neticisi olan Sat&uuml;rn, hem G&uuml;neş&rsquo;e hem de 1912 haritasının 6. evinde yer alan VSP&rsquo;ye &uuml;&ccedil;gen a&ccedil;ı yapmaktadır. Bu yerleşimle oluşan <strong>toprak b&uuml;y&uuml;k &uuml;&ccedil;geni</strong>, &uuml;lkenin dinamiklerinde &uuml;retim, iş&ccedil;i sınıfı, emek g&uuml;c&uuml; ve sanayinin &ouml;nemini anlamamıza yardımcı olmaktadır.

    1949&rsquo;da Mao Zedong &ouml;nderliğinde Kom&uuml;nist Parti &Ccedil;in Halk Cumhuriyeti&rsquo;ni ilan ettiğinde, 1912 haritasındaki <strong>Uran&uuml;s&ndash;Ven&uuml;s&ndash;Pl&uuml;ton yod a&ccedil;ı kalıbı</strong>, transit J&uuml;piter tarafından tetiklenmiş; Uran&uuml;s ise natal G&uuml;neş&rsquo;e karşıt a&ccedil;ı yapmıştır. Bu dizilim, &uuml;lkede devrim niteliğinde bir değişime yol a&ccedil;mıştır. Ayrıca transit Sat&uuml;rn&rsquo;&uuml;n, G&uuml;neş&rsquo;in y&ouml;neticisi olarak natal VSP&rsquo;ye (21 Başak) kavuşuma ilerlediğini de unutmamak gerekir.

    17 Nisan 1949&rsquo;da ger&ccedil;ekleşen <strong>Cazimi Ven&uuml;s (26&deg; Ko&ccedil;)</strong>, natal Nept&uuml;n&ndash;Uran&uuml;s karşıtlığını T-kareye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rm&uuml;ş ve G&uuml;ney Ay D&uuml;ğ&uuml;m&uuml; ile kavuşum yapmıştır. Bu konum, haritada stres, gerilim ve baskı alanını tetiklemiştir. Aslında &Ccedil;in&rsquo;in kom&uuml;nist devrime ge&ccedil;işini, 1937&rsquo;de (İkinci &Ccedil;in&ndash;Japon Savaşı, 1937&ndash;1945) 27&deg; Ko&ccedil;&rsquo;ta sabah yıldızı olarak doğan Ven&uuml;s ile başlayan s&uuml;recin tamamlanması olarak d&uuml;ş&uuml;nebiliriz (8 yıllık Ven&uuml;s d&ouml;ng&uuml;s&uuml;).

    <strong>&Ccedil;in&rsquo;i bug&uuml;ne getiren olaylar</strong><br /> D&uuml;nya pandeminin etkilerini ortadan kaldırmaya &ccedil;alışırken, &Ccedil;in &ldquo;sıfır Covid vaka politikası&rdquo; uyguladığını ve kısıtlamaları s&uuml;rd&uuml;receğini a&ccedil;ıklamıştır.

    Haberlerde yer aldığına g&ouml;re, 13 şehirde başlayan protestolarda bir ilk yaşanmıştır: halk &ldquo;&Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k istiyoruz&rdquo;, &ldquo;Karantina yok&rdquo;, &ldquo;Sağlık kodu yok&rdquo;, &ldquo;Sincan&rsquo;a &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k&rdquo; ve &ldquo;Şi Jinping istifa!&rdquo; sloganlarıyla protestolarını s&uuml;rd&uuml;rmektedir. B&uuml;y&uuml;yen protestolar karşısında &Ccedil;in Kom&uuml;nist Partisi, &uuml;lke &ccedil;apında kısıtlamalar getirerek g&ouml;sterilerin yayılmasını engellemeye &ccedil;alışmaktadır.

    1912 haritasında, transit Pl&uuml;ton&rsquo;un Uran&uuml;s&rsquo;&uuml; baskılaması sonucu ortaya &ccedil;ıkan <strong>katı karantina politikalarının</strong> astrolojik sembolizmini g&ouml;rmekteyiz. Buna karşılık yaşanan ayaklanma ise Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n natal Sat&uuml;rn &uuml;zerindeki etkisiyle a&ccedil;ıklanabilir.

    Bu g&uuml;nlerde yavaş hareket eden gezegenler devrede olduğundan, transit Nept&uuml;n&rsquo;&uuml;n 1912 haritasındaki Uran&uuml;s&rsquo;e (altmışlık), Nept&uuml;n&rsquo;e (&uuml;&ccedil;gen) ve Pl&uuml;ton&rsquo;a (kare) yaptığı a&ccedil;ılar; yalnızca siyasi değişime değil, aynı zamanda reformlara ve teknolojik gelişmelere zemin hazırlayacaktır.

    Bug&uuml;n bilinen bir ger&ccedil;ek olarak, &Ccedil;in&rsquo;in <strong>uydu savaşlarına hazırlandığı</strong> ve d&uuml;şman uydularını yok edecek silahlar geliştirdiği ifade edilmektedir.

    <img alt="" src="/dosyalar/images/china%20VSP%202.jpg" style="float:left; height:281px; margin:5px; width:300px" />

    2020 pandemi haritasındaki <strong>Oğlak&rsquo;taki Sat&uuml;rn&ndash;J&uuml;piter&ndash;Pl&uuml;ton stelliumu</strong>, 1912 haritasındaki yod a&ccedil;ı kalıbının par&ccedil;ası olan <strong>Uran&uuml;s ile kavuşum</strong> yapmıştır. Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n natal haritadaki rol&uuml;n&uuml;, 1946 devrimi ve pandemi gibi &ouml;nemli kırılma noktalarında a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;rmekteyiz.

    &Ccedil;in haritasında Uran&uuml;s &ouml;ne &ccedil;ıkan bir gezegendir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; hem VSP ile oluşan <strong>toprak b&uuml;y&uuml;k &uuml;&ccedil;geninin</strong> par&ccedil;asıdır hem de yod, mistik dikd&ouml;rtgen ve rozet gibi farklı a&ccedil;ı kalıplarında yer almaktadır. Bu nedenle transitlerle tetiklendiğinde &ouml;nemli olaylara yol a&ccedil;tığını g&ouml;zlemliyoruz.

    Pandemiyle başlayan ekonomik kriz, &Ccedil;in h&uuml;k&uuml;metini ihracat odaklı b&uuml;y&uuml;me yerine <strong>i&ccedil; t&uuml;ketimi artırmaya y&ouml;nelik bir politika</strong> izlemeye zorlamıştır.

    Transit Oğlak stelliumunun yanı sıra, arka planda &ccedil;alışan bir diğer etki de <strong>Cazimi Ven&uuml;s (21&deg; Aslan)</strong>&rsquo;tur. 14 Ağustos 2019&rsquo;da Mars ile kavuşum yapan bu Ven&uuml;s, &uuml;lkenin natal <strong>Boğa&rsquo;daki Ay&rsquo;ını</strong> (parayı temsil eder) kare a&ccedil;ıyla tetiklemiştir. Bu d&ouml;nemde &uuml;lke ekonomisinin gerilediğini ve kişi başına d&uuml;şen milli gelirin &ouml;nceki yıllara kıyasla azaldığını g&ouml;zlemliyoruz.

    Pandeminin ilan edildiği tarihe 1949 kom&uuml;nist rejim haritası a&ccedil;ısından baktığımızda, &Ccedil;in&rsquo;in <strong>J&uuml;piter d&ouml;ng&uuml;s&uuml;nde</strong> olduğunu g&ouml;r&uuml;yoruz. Oğlak stelliumu yalnızca J&uuml;piter&rsquo;i değil, aynı zamanda Ay d&uuml;ğ&uuml;mlerini de tetiklemiş ve &Ccedil;in&rsquo;i bug&uuml;nk&uuml; &ccedil;alkantılara taşıyan taşları d&ouml;şemiştir. J&uuml;piter&ndash;Pl&uuml;ton d&ouml;ng&uuml;leri uluslararası ter&ouml;rizm, siyaset, fiziksel ve ruhsal d&uuml;zeyler ile ekonomik d&ouml;ng&uuml;lerle ilgilidir. Sat&uuml;rn&ndash;Pl&uuml;ton d&ouml;ng&uuml;leri ise derin k&uuml;lt&uuml;rel değişim, arınma ve yeniden doğuşu sembolize eder. Bu nedenle ekonomik daralma ile başlayan pandemi d&ouml;nemi, son iki yılda Orta Doğu ile yeni ticari anlaşmalara ve halkın kendini farklı bi&ccedil;imde ifade etmesine kadar uzanan bir &ouml;l&ccedil;eğe evrilmiştir.

    <strong>&Ccedil;in&rsquo;in geleceği</strong><br /> Sokak ayaklanmalarının astrolojik sembolizmine baktığımızda, 1945 haritasındaki <strong>Sat&uuml;rn&ndash;J&uuml;piter &uuml;&ccedil;geni</strong>, transit Uran&uuml;s tarafından toprak b&uuml;y&uuml;k &uuml;&ccedil;genine d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lmektedir. Uran&uuml;s&rsquo;&uuml;n isyank&acirc;r, yenilik&ccedil;i ve gergin enerjisi mevcut d&uuml;zeni (Sat&uuml;rn) yıkmaya y&ouml;nelmektedir. Yakın gelecekte mevcut yapının daha modern, pragmatik ve yenilik&ccedil;i bir sistemle değiştirildiğine tanık olabiliriz. Aynı zamanda natal Pl&uuml;ton&rsquo;un transit Uran&uuml;s tarafından kare a&ccedil;ıyla zorlandığını da unutmamak gerekir. Transit Uran&uuml;s, Sat&uuml;rn ve Pl&uuml;ton&rsquo;un baskıcı ve h&acirc;kimiyet kuran enerjisini zorlamaya devam edecek gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor.

    Pandemi d&ouml;nemi &Ccedil;in i&ccedil;in <strong>Uran&uuml;s kapanış altmışlığı</strong> (4&deg; Boğa Uran&uuml;s) ile başlamıştı. &Ccedil;in&rsquo;in Uran&uuml;s d&ouml;ng&uuml;s&uuml; 2033&rsquo;te ger&ccedil;ekleşeceği i&ccedil;in &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki on yıllık d&ouml;nem &uuml;lke i&ccedil;in yeni bir oluşum anlamına gelmektedir. Kısacası, &uuml;lkedeki değişimin temelleri pandemi ile atılmıştır.

    Transit Sat&uuml;rn&rsquo;&uuml;n Kova&rsquo;da natal <strong>Pl&uuml;ton&ndash;Mars kavuşumuna karşıt</strong> a&ccedil;ı yapmasıyla birlikte, kom&uuml;nist rejimde daha &ouml;nce g&ouml;r&uuml;lmemiş şekilde h&uuml;k&uuml;meti istifaya &ccedil;ağıran eylemler duymaya başladık. Her t&uuml;rl&uuml; cezaya rağmen halk, evlerin kapılarının dışarıdan kilitlenmesi (10 kişinin yangında &ouml;lmesi) veya apartman kapılarının kaynakla kapatılması gibi sert &ouml;nlemlere karşı tepkisini g&ouml;sterilerle dile getirmiştir. Bir iPhone fabrikasında k&ouml;t&uuml; karantina koşulları nedeniyle patlak veren ayaklanma, yalnızca polis şiddetiyle bastırılabilmiştir. Halk, artan ekonomik zorluklara ve insanlık dışı (anal test) Covid testlerine karşı tepkisini protestolarla g&ouml;stermektedir.

    Bug&uuml;nlerde transit <strong>Sat&uuml;rn&ndash;Uran&uuml;s karesi</strong>, &uuml;lke haritasındaki Pl&uuml;ton&ndash;Mars kavuşumunu T-kareye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmektedir. Ayrıca Ko&ccedil;&rsquo;taki VSP de transit Pl&uuml;ton ile kare a&ccedil;ı yapmaktadır. Protestoların yoğunluğunun artacağını ve <strong>Nisan 2023&rsquo;e kadar s&uuml;receğini</strong> &ouml;ng&ouml;rebiliriz.

    Pl&uuml;ton&rsquo;un Kova&rsquo;ya ge&ccedil;işiyle birlikte Pl&uuml;ton&ndash;Mars kavuşumu yeniden tetiklenecek, transit Nept&uuml;n natal G&uuml;neş&rsquo;e karşıt a&ccedil;ı yapacaktır. Sat&uuml;rn d&ouml;ng&uuml;s&uuml;n&uuml; de bu denkleme eklediğimizde, &uuml;lkenin yeniden bir d&ouml;n&uuml;m noktasında olduğunu s&ouml;ylemek yanlış olmayacaktır.

    1912 ve 1949 haritalarının Ay d&uuml;ğ&uuml;mleri <strong>Ko&ccedil;&ndash;Terazi eksenindedir</strong> ve gelecek yıl d&uuml;ğ&uuml;mler d&ouml;ng&uuml;lerini tamamlamış olacaktır.

    2026&rsquo;da Nept&uuml;n&rsquo;&uuml;n Ko&ccedil;&rsquo;a ge&ccedil;işiyle &Ccedil;in&rsquo;de işler daha da ısınacaktır. 23 Mart 2025&rsquo;te ger&ccedil;ekleşecek <strong>G&uuml;neş&ndash;Ven&uuml;s kavuşumu (2&deg; Ko&ccedil;)</strong> sonrasında Ven&uuml;s sabah yıldızı olarak doğacak ve natal Uran&uuml;s ile kavuşum yapan Ven&uuml;s Yıldızı pentagramının diğer noktasını tetikleyerek &uuml;lkeyi uzun bir karmaşa d&ouml;nemine s&uuml;r&uuml;kleyebilir.

    2028&rsquo;de Sat&uuml;rn&rsquo;&uuml;n VSP ile kavuşumu, transit Pl&uuml;ton&rsquo;un Mars&rsquo;a karşıt a&ccedil;ısı, ilerletilmiş Ay&rsquo;ın Aslan&rsquo;daki Pl&uuml;ton&ndash;Mars kavuşumu ve SA Pl&uuml;ton&rsquo;un Ven&uuml;s kavuşumu haritada &ccedil;ok aktif olacaktır. Bu d&ouml;nemde <strong>para piyasaları, bankalar, bankacılık sistemleri, askeri yapılanma ve silah sanayi</strong> gelişen olaylardan etkilenecektir.

    Bana g&ouml;re bu tarihler, &Ccedil;in&rsquo;in Uran&uuml;s d&ouml;ng&uuml;s&uuml;ne giden yolda &ouml;nemli gelişmelerin k&ouml;şe taşlarını oluşturmaktadır. Diğer baskıcı rejim &uuml;lkelerinde olduğu gibi, baskı arttık&ccedil;a aynı şiddetle kendini g&ouml;steren ayaklanmalar; &ouml;zg&uuml;rleşen ve eşit haklar arayan toplumların sahneye &ccedil;ıkmasını sağlayacaktır. Tarihten bildiğimiz &uuml;zere, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k ve insan hakları arayışı her zaman b&uuml;y&uuml;k kayıplar pahasına ger&ccedil;ekleşmiştir. Aynı olaylar birebir yaşanmasa da, benzer temaların deneyimleneceğini s&ouml;yleyebiliriz.

    &nbsp;

    Didem Can

    Aralık 8, 2022

    &nbsp;

    ***

    &nbsp;

    <a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/cin">https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/cin</a>

    <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87in">https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87in</a>

    Nicholoas Campion, The book of World Horoscopes pg.81

  • IRAN AND THE WOMEN`S RESİSTANCE

    IRAN AND THE WOMEN'S RESİSTANCE

    By Didem Can, 2022

    Interpreting the charts of nations forces us to determine an initial chart. Bill Sheeran states his views by saying;

     “If astrology operates continuously on a collective level, then how do we describe and explore the astrological situation of a national group prior to the date of the chosen national chart? For the national group itself has no birth date. if we can postulate one, in what way can we rationalize the extinction of its validity when it is superseded by a new horoscope or birth chart as the national group experiences a major societal or political symmetry break? One has to ask what exactly it is that such unique national birth charts represent, and question whether the concept has any real value. Are they simply an erroneous artefact of the application of natal astrology perspectives to the collective level?"  in Radical Astrology site; (1)

    It is obviously difficult to say which of the three different charts of Iran featured in Nicholas Campion's The Book of World Horoscopes is more valid. Campion notes that the current parliamentary regime in Iran was established in 1906 under the pressure of an alliance of commercial and clerical interests, and emphasizes that the first meeting of the parliament was held on October 7, 1906, without knowing the exact time. Of course, this date is essential in terms of being the moment when the monarchy collapsed and the first steps of the republic were taken. Khomeini's announcement that they had established the Islamic republic on the radio in Tehran at 15:00 on April 1, 1979 appears as a founding chart of the country. (The book of World Horoscopes pg. 163)

    Based on the view that the past determines the future and the future includes the past, let's evaluate the common themes of the two maps over two charts that are in Campion’s book.

    According to the similarities of the charts of the transition to the first parliamentary structure and the announcement of the Islamic republic in the light of this information, let's look at the important events that bring us to the present day.

    Iran, which has a tremendous and deep history, is the present-day heir of the Persian and Medic Empires dating back to 625 BC. When we look at these empires in question, I think it would not be wrong to emphasize that the Iranians have warrior characteristics. Especially the wars between the Persians and the Greeks, and Alexander the Great are the wars that constitute critical points of history on a regional basis.

    Due to Iran's deep-rooted history and geographical location, it has always needed a strong army. Considering its geopolitical position, Iran is located at the heart of the world's transportation network. From this point of view, it is not surprising that the ascendant is Leo and the ASC ruler is in Aries, which is exalted.

    While the religious belief in Iran was Zoroastrianism until 630 AD, when it was conquered by the Islamic State in 652, the Islamic religion began to spread within the borders of Iran.

    Trade on the silk road during the Sassanid and Parthian eras played an important role in the development of Iran. The country improved its relations with China quite well during the Sassanid period. The Silkroad connecting the east to the west has helped to transport not only merchandise but also art and culture.

    Exalted ASC ruler, which is located in the ninth house, is in its joy. We see the importance of the position of the Sun, which has both essential and accidental dignity, not only in terms of the Silkroad but also when we consider the 9th house as higher education. Iran, under the rule of the Sassanids, made a great breakthrough in art, music, and architecture by improving its relations with China. World-renowned science and research centers such as Nizip School and Gundeshapur Academy were established. This was also seen during the Seljuk period. Even the Seljuks, who became Iranian, carried the Iranian culture to Anatolia. Still a strong 9th house emphasis at this point.

    If we consider the chart of 1906 as the basis of the chart of the Islamic republic, the trine aspect between Pluto in Gemini and the Sun indicates that power will be shaped by information and knowledge. Of course, it is impossible to interpret house cusps when we do not have the time information, but planetary combinations will also be enlightening in terms of understanding the situation. Neptune/Jupiter conjunctions indicate idealism, while the opposition of Uranus explains the country's breakthroughs in art, education, and science.

    the Aquarius VSP in the chart of 1906 reflects the nation's revolutionary, organized, independent, creative, original, and knowledgeable nature. Considering that the supportive signs of the Venus star (helping hands) are Sagittarius and Taurus, we understand the importance of tolerance and the resources it has in achieving the creativity and independence we are talking about. It is essential for Iran to be inspired and interact with different cultures with Sagittarius energy.

    It is known that hundreds of Iranian researchers and scientists made huge contributions during this period, which later supported the birth of the European Renaissance.

    On the chart of the Islamic republic, the fourth house, representing the roots of a nation, begins with the sign of Scorpio. I want to emphasize that the VSP of this chart is also Scorpio. Pluto, the VSP ruler, is located in 3rd house, symbolizing neighboring countries and education. This sign is a zodiac sign that symbolizes cohesiveness. Throughout its history, Iran has hosted many civilizations (such as the Medes, Achaemenids, Macedonians, Sasanians, and Umayyads) on its lands and has a rich cultural history.

    The Scorpio fourth house and the connection of Uranus — which is located in this house — with the eighth house also explain the mass deaths caused by wars in the history of the country. The most striking statistic is that the population of the country, which was 2.5 million during the Mongol invasion in the Kharzemshah period, fell to 250,000. In recent history, it has been recorded that Iran has lost more than 100,000 victims due to chemical weapons in eight years.

    The discovery of oil in Iran in 1908 marked a critical turning point in its history. This situation not only reflects the thoughts of the imperialist states on Iranian territory but also reveals its complex socio-economic structure, which will mark Iran's 20th century. VSP is located with natal Uranus in the fourth house which symbolizes the underground resources of the country. The conjunction of VSP and Uranus points to the potential of natural resources to transform the country through issues such as change, turmoil, rebellion, and individualization. This location is also the most important secret power of the country. the chart of 1906 emphasizes the same theme if we pay attention. One of the helping hands (RH) is in Taurus located in the fourth house. So, the country's natural resources can actually support Iran to become a modern and liberal country. Also, Sagittarius GH located in the 12th house in the same chart explains the dominance of the caste system in the country.

    The feudalism prevalent in rural Iran deepened the gap between the landlords and the landless peasants and brought the bourgeois in the cities to the fore as an active class. It is known that the Iranian ulama and mullahs, who have a unique hierarchy, decisively influenced both landowners and bazaar shopkeepers.

    With the introduction of oil as an economic product, the precursors of the industrial bourgeoisie begin to form in the 1940s. From the point of view of the imperialist countries, the country is now becoming a good target in which a share can be taken.

    The transition of Pluto to Leo in the 1940s triggered the Lunar nodes of the 1906 Iranian chart, while the Transit Neptune makes a square aspect to Pluto. Simultaneously, transit Saturn and Uranus oppose natal Venus, which represents the country's resources, money, banks, and diplomacy. In the 1906 chart, the aspects of the Lunar nodes to two important planets, both the Moon and Saturn, indicate that Pluto is preparing a radical change by activating not only the nodes but also these two planets. Not only that; transit Uranus triggers the Aquarius VSP of the 1906 chart with the square aspect, starting the disintegration process. Transit Neptun, on the other hand, conjunct with one of the karmic feet (Virgo GF) and natal Mars, indicating a misconception about international agreements.

    After the Second World War, there was a struggle for existence and decoupling between the USA and the USSR, which are considered the two poles of the world, like other states in the world. Immediately after the war, Russia's influence began to be seen more in Iran. With the support of the nationalist party, Mossadegh was appointed prime minister in 1951, after which a number of new reform movements began. With the decision of Mossadegh's government to nationalize oil, Mossadegh was arrested on August 19, 1953 (Ajax operation). After this date, a multinational consortium was established with half of the operating rights of the oil produced in Iran.

    The Uranus/Uranus opposition on the 1906 chart, which represents the beginning of the chart of the Islamic republic, indicates that the country is moving towards a step-by-step change. And again, the Pluto Mars square in the same chart is triggered by the transiting Jupiter. Fierce competition and a radical transformation process are inevitable. The Pluto-Mars conjunction in transit also squares natal Venus in the country chart (1906), linking the issue to material resources. Perhaps the most important effect of the transit of Pluto's opposition to the VSP during this period. Since Saturn is trining to the VSP simultaneously beside Pluto, these transits to VSP suppress the country's processes on the way to development, becoming a modern and free country (Aquarius VSP). After this period, Iran's direction is starting to move towards the mullah regime.

    Venus represents the polarity of war and peace as well as diplomacy in the astrology of countries. After the Venus/Sun inferior conjunction, which took place at 23 degrees Aries in 1953, Venus is born as the morning star and shows its influence on earth with its warrior identity by triggering the natal VSP (24 Aquarius) of the country.

    After the anti-shah demonstrations began in January 1978, shah Riza Pahlavi fled the country in February 1979. Then the leader of these demonstrations, Ayatollah Khomeini returned from exile. With the declaration of neutrality by the army on February 11, 1979, the shah's era is effectively over. On April 1, 1979, the establishment of the Islamic Republic of Iran was officially declared.

    When we look at the chart of the Islamic Republic together with the 1906 chart of Iran, we see the opposition of Saturn. The transition process to the democratic regime that started with Saturn Pisces evolved into the Islamic Republic with the transition of Saturn to Virgo. We see that Jupiter, who rules the qadis and mullahs, is involved in the preparation of the foundations of a new Islamic republic for the country throughout the sign of Cancer, where it is exalted.

    The Thor’s hammer aspect pattern formed between the Moon-Saturn-Mercury in the 1906 chart was triggered by Pluto in the Islamic republic chart and a new era began for Iran.

    On the other hand, the Venus/Sun conjunction in 1978 takes place at 15 degrees Scorpio and Venus continues its course as a morning star. In the background, this sensitive point helps to lay the foundations of the Islamic Republic of Iran by triggering the Jupiter/Neptune conjunction and Mars of the 1906 chart. During this period, we see that Uranus, Neptun, and Saturn triggered the stars that represent the future of the country, namely GH and GF.

    If we continue with recent history; the Iran-Iraq war, which lasted eight years starting on November 22, 1980, ends with the UN's peace proposal. It has been recorded that Iraq caused the death of a significant number of Iranians due to the chemical weapons it used. (2)

    It is also known that Iran, one of the important figures in the Middle East, supported the so-called Arab spring movement in order to increase anti-western influences. (3) However, when the popular movements started in Syria, the Tehran administration changed its policy and supported the Syrian government instead of supporting the Syrian people. (4) The opposition of the Sun-Pluto, located in the ninth-third house of the country chart, presents Iran as a power trying to dominate the Middle East.

    When the Arab spring began in Tunisia on December 17, 2010, we see that the Venus/Sun conjunction took place, as an inferior conjunction, in the fifth-degree Scorpio, and immediately after that, the belligerent energy of Venus as the morning star began to dominate the earth. This conjunction in question (5 Scorpio) is located in the 3rd of the chart and quite close to the IC. Simultaneously makes a trine aspect to Venus, located in the 7th house which represents the war.

    The VSP of Iran and the natal Uranus are located in the fourth house, which represents the homeland. Considering the VSP as part of the big water trine, we can say that reform and revolution are quite important for the development of the country.

    The riots that started when Mahsa Amini was beaten to death by the morality police (on the grounds that she was not wearing a headscarf properly) are taking place as a result of the Saturn/Uranus square in transit triggering the angles. While Saturn conjunct with DSC, Uranus increases the effects of the event with a square aspect. Of course, we should not forget that the country is in the Uranus cycle.

    During Saturn-Saturn opposition, we witnessed the establishment of the Islamic Republic, and now in Uranus-Uranus opposition, we are witnessing riots against the mullah's regime and the rebellions spreading throughout the country.

    On the other hand, the Mars/Neptune square in the country chart is also triggered by the transit Neptune. Neptune symbolizes socialist political movements, collective values, fluctuations of popular ideas, and utopian ideas in mundane astrology. While these transits in question point to political instability, it also indicates that the conflicts in the country may be hurtling in an uncertain direction. We see that not only the public and young people who want to modernize are joining the protesters but also famous artists and activists based in other countries.

    At the beginning of the year 2022, the Sun/Venus conjunction in 18 degrees of Capricorn activated the natal Pluto. As we know, Pluto symbolizes the psychology and power of the masses in mundane astrology. It usually indicates where the complications are and, when triggered, points to sociological upheavals, power struggles, and terrorism.

    Transiting Pluto is also opposite Jupiter, which is located in the 12th house throughout the year; it challenges common values and the belief system that holds society together. It also points out the difficulty of ensuring political control for Iran, which is a religious state. It is certain that from this date on, religious value judgments, the concept of morality and ethical rules will be transformed in a way that will never be the same for Iran.

    Iran's transit (progress) VSP is testing natal Jupiter once again with 29 degrees of Libra (October 2022).

    Iran has often been a scene for big protests throughout its history; (5) the student riots of 1999, the Iranian presidential election protests of 2009, 2017, and 2019, and recently the protests that started after the death of Mahsa Amini in September 2022. Among the main reasons for these are topics such as the economic crisis, the cost of living, unemployment, increasing poverty, the water crisis, human rights violations, and gender injustice. Even this is an important indicator in terms of explaining the impact of the Uranus VSP connection on the internal dynamics of the country.

    We witness the change in the content of the rebellions as Iran's VSP exits the sign of Scorpio under Mars ruling and enters Libra under Venus ruling. According to the Washington Post's comment; unlike the riots that have taken place in the last 5 years, for the first time, women are leading the demonstrations in 2022 and they are in a very creative plan of action against the regime. (6) Even this interpretation alone is an example of the effectiveness of the energy released by the components of the Venus Star in itself, in my opinion.

    According to the news, Iranian women have been protesting for many years against the current laws based on gender inequality in the country and impositions that limit the right to life. Women conducted a wide campaign on social media in 2014 for the first time, when the natal Uranus was triggered by the other point of the star in transit (Venus, the morning star of Capricorn at 21 degrees).

    In 2014, journalist Masih Alinejad ignited the fuse by sharing a photo of herself driving a car without a hijab on her social media account in the My Stealthy Freedom movement, which she started on Facebook to protest the necessity of covering up. The act of individual disobedience soon became a widespread protest by Iranian women.

    According to the news dated November 13, 2022; the first death sentence was given due to the demonstrations that started after the death of Mahsa Amini.

    If we look at the eclipses; 10 degrees Taurus activates the MC, which represents the leader of the country and national prestige, while simultaneously Uranus squares the ASC and opposes the VSP.

    The lunar eclipse on November 8, on the other hand, activates both the angles and the VSP, dragging the country into a radical change.

    We see that the next eclipse will likewise trigger Jupiter with a square aspect from 29 degrees of Aries. With this eclipse, we will simultaneously witness the breaking of taboos and a change in the belief system. While the Uranus opposition will maintain its effect throughout the year, Neptune will maintain its pressure on natal Mars and prevent the concentrated outflow of energy.

    It is unlikely that these uprisings, which began in 2022, will cause a regime change in the country anytime soon, as the uprisings are irregular and scattered. However, it is also certain that the country is in a process that marks a turning point.

    Saturn and Uranus transits indicate that Iran needs to reassess its allies and give the country a new direction. Although Iran cannot be the playmaker alone in the Middle East, it is a country with the power to disrupt established games. Although the country does not always take joint decisions with its allies under all circumstances, Iran determines its own allies according to what the situation and circumstances indicate. This phase that it is going through today is forcing Iran to pursue a different policy.

    The Uranus/Saturn square, which is triggering the angles of the chart throughout the year, will bring changes to the country. Unlike the Saturn opposition from 1906 to the establishment of the Islamic Republic, the Uranus opposition is taking place in angular houses, which are more powerful these days. The country will evolve in a more modern and innovative direction.

    In the short term, we can predict that the mullahs who are in power will increase the pressure and execution decisions will be taken more often. However, the people's rebellion — even if it is idle — will continue despite all the pressure. It seems that the uprisings that started with women will continue, including students and business owners. Even at the 2022 FIFA World Cup, the Iranian national team and the fans did not recite their national anthem at all risk. The women's volleyball team posed without headscarves. Perhaps for the first time in its history, the mullah's regime is being shaken so strongly.

    The Pluto transit will continue to trigger Jupiter, which represents the mullahs, until the end of 2024. The country's intellectuals claim that the Iranian revolution of 1979 was stolen by the mullahs and they believe that they will get the stolen revolution back.

    The PRG Asc will continue to trigger natal Mars until 2025, while the PRG Moon will be entering Aquarius. To me, this is a sign that it is impossible Iran will calm the waters by the end of 2026. The prominence of Uranus shows us that a more modern Iran will take its place on the world stage in the long run. Nevertheless, the beginning of 2026 will be more decisive in terms of the course of events.

    
     
    (1)    (http://www.radical-astrology.com/articles/articles/mundane/observer1-1.html)
    1. (https://onedio.com/haber/ortadogu-nun-gizemli-bir-gucu-olan-iran-hakkinda-bilinmesi-gereken-10-dikkat-cekici-tarihi-ozellik-492080)
    (3)     https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2217112  
    (4)    (Yalçın ve Duran, 2017: 207).
    (5)    https://www.hurriyet.com.tr/dunya/iranli-kadinlar-ayakta-iran-muhalefeti-ilk-defa-mahsa-amini-sonrasinda-birlesti-6-soru-6-yanit-42143572
    (6)    https://www.washingtonpost.com/politics/2022/09/23/amini-hijab-morality-police-iran/

  • How do we find and Analysis our VSP?

     

    The prenatal conjunction of the Sun and Venus determines the VSP. For example; our first chart date is 2nd March 1977. The previous conjunction of Venus and Sun occurred in June 1976. Her VSP is 27 Gemini.

    The two conjunctions before and after form the Venus star Pentagram. The two conjunctions Before her birth are receiving hand and foot.

    The two conjunctions after her birth are giving hand and foot. Just like a man! Vitruvian man or Star man.

    The symbolism of this sign of VSP tells us about the bond that we have established with ourselves. Venus shows how we socialize, while VSP is the temperament in which we project the natural abilities that exist in us to the outside without difficulty.

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    In this pattern Each star feeds the next star. I mean in each 1.6 year period, one morning star sign helps or inspire the next morning star signs. In this regard; if we look at the current pentagram;

    In this context, Gemini helps Capricorn to explore the goal it wants to achieve and the ways to achieve it, while Capricorn provides Leo to gain self-confidence with patience and discipline and so on.

    This information will help us in the analysis of the Venus Star

    She has Gemini Star Point.

    Virgo is the receiving hand

    Scorpio is the receiving foot

    Aries is the giving hand

    And Aquarius is giving foot

    She has 1 water, 1 earth, 2 air and 1 fire in her Venus Star pentagram.

    since there are 4 elements and 5 points, there is always one element with more emphasis in the pentagram.

    So, she has 2 yin, 3 yang energy in her Venus Star.

    While yang energy has a more masculine and extrovert–action nature, the fact that it is ES somewhat balances this feature. ES has a trait that needs more approval by others and is looking for the ideal partner.

    In our example, VSP, depicted by the head, is located in the sign of Gemini. Other hands and feet are complementary energies that guide the head.

    The thing we should not forget is that the signs in the star symbolize energy, not people.

    Gemini here; It gives an active, intellectual, and multifaceted personality. In her career, her position as director of corporate communications explains this theme very well. Strong communication skills and the ability to solve problems within the daily life are the main characteristics of Gemini. She is very good at managing the reporters (press).

    Receiving foot is Scorpio and located in the fourth house. Her grounding leg is her home. She will always want to be supported by her family. Since it is Scorpio energy, she may have some difficulties separating herself from her family. She always wants to keep going, taking strength from them.

    Uranus is the modern ruler of 7th house of marriage, the nest she built with her husband by getting married is the basis on which she feels safe. On the other hand, her originality and creativity will be the most important promoter of the energy of Gemini VSP.

    Scorpio energy support the Gemini by offering the ability to focus so she learns how to concentrate her energy on one point. (otherwise, Gemini may lose interest).

    Let’s look at the VSP ruler here.

    When we consider that the VSP ruler is also involved in 7th house, it becomes clear once again how important relationships are to the person. Mercury connects 7th house to 8th house as it is located on the cusp. We see that money issues in marriage are the criterion regarding self-worth.

    Hands are Virgo and Aries.

    Receiving Hand is Virgo; analytical mind that solves the problems, the ability to drill down to the smallest detail, the ability to work systematically, the ability to criticize and analyze oneself when it comes to it. That is the personality that attributes its own value (2nd) to its productivity (6th)

    She experiences that will develop her abilities by producing them and tries to create conditions in which she will expose them. As she masters it, she becomes nourished and can share her knowledge.

    This is how Venus Star pentagram works for her.

    The feet represent the basis on which we get strength, and the hands represent the energy that helps us.

     

    So, how does this Venus Star affect our lives?

     

    January 2001 Relationship begins, she was 24 years old

    When she experienced her first relationship; Saturn (7th house), which is preparing the background, is manifesting the relationship as it conjunct the ruler of the house of love (Jupiter). Tr Venus is playing a triggering role here.

    Mars Conjunct Uranus and RF

    Both Receiving Foot and Giving Hand are ruled by Mars.

    Transiting Mars acts to energize and activate the conditions surrounding the planets and points it touches. The receiving foot of the star is triggered. If you remember, we are giving direction to the head by taking strength from this foot. So, Mars triggers that point.

    Transiting Jupiter has already entered Gemini, where VSP is, and making a trine to Giving foot. It brings experience opportunities where the “head (VSP)" can improve its communication skills. (There is no planet in Aquarius and Gemini but star points are in that signs)

    Jupiter just energize Gemini in here and as soon as she graduated from university, she got a job at a public relations company.

    The Venus star actually reflects the developmental process of Venus. That is, it reflects the connection of the soul or the purpose of the soul. The Venus star symbolizes about the experience of unconditional love. For this experience, we need to leave our comfort zone, change our habits and surrender.

    Likewise, PRG charts describe the developmental process of our functions represented by each planet. In other words, both Venus star pentagram and progress charts describe our developmental process. So, both techniques can support our interpretation of chart.

    That why we can also look how these progressions affect our natal chart.

    Prg Mercury is in conjunction with GH. Because Mercury is the ruler of VSP, it is important for us. Developing mind triggers the courage to have an experience (9th). This is how she experiences her first love affair. only if she is thrown on experience then she'll be on the way to mastering. I am using “mastering” word here because GF is located in 6th house of Virgo/master & apprentice.
    If we want to be a master at something, we have to work hard, make an effort, spend time on a job for a long time

    On the other hand, prg Moon triggers the GF. Remember that the Gemini VSP feeds the Aquarius energy. when the PRG Moon triggers this point means, you will master it through interaction in your daily life. She's trying out both her first job and her first relationship. She has a lot on her plate, you see. It is also a step from being a student to being a professional. It is an important experience for the person.

    On the other hand, Solar Arc ASC is making conjunction with RH which is located in the second house. It is important energy that supports Gemini. We also see the period when she got her first salary at the same time. Now she becomes an individual who creates her own resource, and is able to make her own decisions.

    In short, because the rulers of the star points are at work, we see karmic lessons are about to be learned.

    How about the Venus Star?

    Doesn't the star itself matter?

    Yes, it does! If you remember, the star was also moving clockwise. Now let's look at the chart from the point of view of the star

    When the relationship started, VSP moved to 20 Gemini and conjunct the Saturn/MC midpoint.

    Saturn/MC is about taking over responsibility for a mission and making our way to where life calls us.

    The fact that the VSP has reached this midpoint indicates the progress towards the turning point that affects our life.

    RH triggers VSP by changing house and signs.

    Leo star point supports Gemini by entering the first house, which represents expressing oneself.

    GH trine ASC and RF square ASC.

    GF makes a trine with Jupiter (5th house ruler). So, the relationship began.

    If we look at the picture from a wide-angle, without much detail, the 8-year cycle of Venus immediately catches our eye.

    by the 8-year cycle, we are talking about the conjunction of Venus' and Sun in the same sign again.

    They met in 2000 and married in 2004. and in 2008, they decided to raise their family and had a child. They went to see doctor and took some pills in order to get pregnant.

    I am sure everyone in here witnessed how a tree grows. A tree always grows and expands by sprouting branches at opposite directions.

     In the conjunction with the sun on the opposite side, that is, in a period of 4 years, the events in the previous periods that started take shape and develop.

    She states that the break in the relationship began in May 2016. They had a big fight that year and this is the date that the breaking point of the marriage. Few years later they divorced.

    Let’s continue with Marriage

    Mercury, the ruler of the VSP, again comes across effectively. SA Mercury is in charge now.

    In marriage year, the fourth house and the ninth house are the most triggered. Saturn which is the ruler of the seventh house, triggering the star points.

    Saturn transits always force us to make decisions and take responsibility. He plays a very important role as the ruler of the 7th house. As Neptune dissolves her ties with its current family, Jupiter and Saturn together offer the opportunity to build a new home and open a new page in her life. (4th and 9th houses)

    So, it makes sense that Mars triggers the other Venus Star Point.

    In the same way, PR Moon and ASC are also extremely active on the chart.

    In the marriage chart; transiting VSP came to 17 Gemini.

    we see that the RH is making sextile to the North node and the other star point in square with the Jupiter/Venus midpoint

    In the separation chart; As soon as Transiting Uranus changes sign it makes a square aspect to GF, it frees the person to find her way.

    Both Tr Mars and Neptun are making aspects to the RF in the fourth house. Neptune dissolved the structure that she described as her home. VSP is triggered by SA Mars in the separation year. It is Mars energy; fighting, surviving. They had very bad divorce process.

    In the marriage chart we see SA Mercury but in the separation chart we see SA Mars.

    TRS VSP separation chart; RH moves to 21 Leo and triggers the Sun/Moon midpoint. As we all know Sun/Moon midpoint refers to relationship.

    As we have seen in this example, important developments occur in our lives regarding our love pattern when the points of Venus Star are triggered, whether by transits or by the star itself.

    we experience the new incidents that are necessary for us to complete the developmental process of our relationships.

    NCGR-PAA Level IV Didem Can

    www.didemcan.com

    info@galaktikmerkez.istanbul

    didemcandc@yahoo.com

     

  • ASTROLOGICAL SIGNATURE FOR AUTISM SPECTRUM DISORDER - A QUANTITATIVE ANALYSIS

    INTRODUCTION

    Autism Spectrum Disorder (ASD) as defined by the Diagnostic and Statistical Manual Fifth Edition of the American Psychiatric Association [1] is a “complex developmental disorder associated across multiple contexts'' and  "restricted, repetitive patterns of behavior, interests, or activities." It includes at a minimum the following symptoms:

    • Difficulties with social interaction 

    • Challenges and delays in communication 

    • Restricted or repetitive patterns of thought and behavior

    There are also other symptoms like sensory disconnection, impulse control, etc which is associated with ASD.  This research is to test if the astrological signatures found in the charts of people who have been diagnosed with Autism will be a reflection of these issues. Based on the symptoms associated with Autism, one would expect Saturn to play a big role as most of their symptoms involve restriction and/or  delay in some manner. 

    RESEARCH TECHNIQUE

    To obtain data, autism schools, autism associations and school’s administrators were contacted and interviewed.  In some cases parents of children were directly contacted to collect data. A total number of 189 birth data with birth time was obtained. This research like other Community-based studies show that sex ratio is heavily skewed towards males in autism spectrum disorders (ASD). However, the data was not separated based on the specific diagnosis like “aspergers”, etc.  The data was analyzed for prominent signs, houses, aspects to angles, aspects between all planets,  midpoints with focal planets as ascendant or midheaven, all midpoints,  aspects to nodes and midpoints with node as focal point.  More focus was given to hard aspects  Since there is very limited research  found regarding astrological findings related to autism, an exploratory research tool in  “Sirius software” [2]  was first used to find prominent astrological signatures in the study group. The signatures that were prominent in the study or test group (more than the Chi square limit), were further analyzed using control groups and tested for “significance” using a  t-test. For the purpose of convenience, four diverse control groups (soccer and rugby players, writers, scientists and politicians) available in Sirius were used.  The main idea of this study was to have a better understanding of the astrological factors that may be related to Autism. 


     

    LITERATURE REVIEW   

    A brief literature review was done by doing an internet search and although not much was found, there were few studies relating Autism to season and month of year. According to an article which was published in Autism Research [3],  there is correlation between Autism Spectrum Disorder (ASD)  and spring births. According to this research, a total of 86 children with ASD were identified and there was some evidence for an excess of children with ASD being conceived during the summer months with a rate per 1,000 conceptions of 9.5 in summer compared to 5.1, 4.6, 5.7 in spring, autumn and winter, respectively. Another research about birth season and autism points out that Autism is more often seen in children born in March [4]. The validity of season/month was tested in this research and more births were  observed in September-October, which is the period of Libra. The observed number of charts with the Sun in Libra were higher than the expected value. So there seems to be no consensus with other studies conducted.   Also, when the date was analyzed based on division into four seasons, spring (March–May); summer (June–August); autumn (September–November) and winter (December–February), no significant association between seasons was found as well.

    Another article in Mountain Astrologer [5] talked about the rising incidence of ASD in Pluto in Sagittarius generation, and the opposition of Mars and Saturn during this specific period. Although  not all aspects of this study were re-tested,  the analysis showed that midpoint Mars/Saturn in association with the Ascendant was significantly higher. 

    SIGNIFICANT FINDINGS 

    The data was analyzed for planets (including Chiron) that were involved in prominent hard aspects and midpoint configuration and the most important findings are shared below  

    House Positions 

    When time of the year, signs and houses were analyzed, the only factor that stood out was Chiron in 6th house. So this was further analyzed with the 4 control groups  and as seen below in Table 1, it was significant with all the four control groups.  According to Melanie Reinhart [6] “Chiron describes the nature of wounds we have received in the early stages of life” and this seems reflective with people diagnosed with ASD, with early wounding in their  “physical and mental health” which is an  area ruled by 6th house. Also Ms.Reinhart mentions that with Chiron in the 6th house “control is often an issue - either too much or too little! Life in general and body in particular may be controlled rigidly” which is again very related to lack of “impulse control seen in ASD.  Impulse control can be evident with ASD as “tantrum behaviors, aggression and extreme reactions to minor issues” and can affect  “day to day social functioning. Interrupting others during conversation, challenges with focus and being easily distracted, problems” [7]

    Table 1 - T-test results for Chiron in 6th 

     

    Aspects Involving the Ascendant, Midheaven and Between Planets 

    When hard aspects to angles (Ascendant and Midheaven) were analyzed in the study group, there was no particular aspect that was found to be prominent and hence not analysed further. 

    When hard aspects between planets were examined, both Venus-Sun and Pluto-Uranus are above the chi-square limit along with the Moon Neptune aspect as seen in Figure 1. Since Uranus and Pluto hard aspects only occur once in 20 years approximately, it could be attributable to the generational planet bias.   With the sample size obtained and kind of data analyzed, it is hard to say that more autistic kids are born during a generational aspect like Uranus Pluto. So this aspect will not be considered as an astro-signature for autism.

    Figure 1 - Hard Aspects between Planets 

    When Venus-Sun and Moon-Neptune hard aspects were tested separately with 4 different control groups; soccer players, writers, politicians and scientists, Venus-Sun hard aspects were not found to be significant.  On the other hand, Moon Neptune aspects were found to be slightly significant with p value of 0.05 with only 2 of the 4 control groups as seen in table 2.  Moon Neptune aspects are usually correlated to high sensitivity to emotions, environment, etc.  This is also evident in ASD as heightened sensitivity to sensory stimuli in the environment. They experience “world "turned up too loud," and many autistic individuals have that same experience—especially about seemingly "small" stimuli, like the rub of clothing texture or an intrusive noise” [8]. However, since this was only found in 2 of 4 control groups and so was not used as part of the astro-signature. 

    Midpoints with Focal Planets as Ascendant and Midheaven

    In previous studies, it has been observed that midpoints are effective both in natal chart readings and in understanding mundane or mass events, like in mass shootings and accidents. For example, previous studies show that Mars/Uranus midpoints are related to school shootings [9] and Sun/Uranus or Saturn/Uranus midpoints with accidents [10]. Specifically, midpoints related to the angles are very relevant as they are very personal, fast moving,  and hence cannot be attributable to other factors like generational bias.  Also, aspects and midpoints related to angles show what is easily visible to others and also refers to the native’s viewpoint of the world. 

    When we look at the prominent midpoint configurations in the autism data, we can say that Mars/Saturn=Ascendant and Saturn/Neptune=Midheaven are prominent in the study group.  Mars/Saturn=Ascendant midpoint occurs in higher frequency than normally expected, relative to other midpoints as seen in Figure 2, while Saturn/Neptune= MC is very close to the Chi square limit, as seen in Figure 3, and hence both were chosen for further analysis with control groups. This is a very interesting and relevant finding because Mars/Saturn, and Saturn/Neptune along with Neptune/Mars are considered the three important midpoints related to health.

    Figure 2 -  Midpoints aspects to Ascendant 

    Figure 3 - Midpoint Aspects involving Midheaven

    However, when we tested both the signatures with the 4 control groups, Mars/Saturn was found to be slightly significant with 3 out of the 4 control groups but Neptune/Saturn=MC was found significant with only 2 out of the 4 control groups.  So only Mars/Saturn = ascendant was considered as part of  the astro-signature.  According to Ebertin [11], Mars/Saturn = Ascendant is “a person whose advancement in life takes place with great difficulty” This also shows the frustration and restriction felt by people with ASD diagnosis in channeling their energy towards specific activities or goals.  Also an article published in mountain astrologer in relation to Autism [5], says about Mars Saturn opposition as “producing tension with both the proprioceptive sense (an inner sense of how our bodies are positioned in space) and impulse control (both associated with Mars), and the tactile and auditory senses”.

    Table 3- T-test Results for Mars- Saturn midpoint

     

    Midpoints with Moon Nodes as the Focal Planet 

     

    Moon Nodes were also studied as they may signify important life lessons [12]. When the midpoints to the node were examined, we see that the three midpoints  Sun/Pluto=Node , Jupiter/Saturn=Node and Mars/Sun=Node were prominent,  So these were further analyzed with the control group. For this study “True Moon Nodes” were used.

    Figure 4 - Midpoint Aspects involving Moon Nodes 

     

     

    When the prominent midpoint structures were compared to 4 control groups, Sun/Pluto=Node and Mars/Sun=Node were significant in all 4 control groups, while Jupiter/Saturn=Node was significant in 3 out of the 4 control groups as shown in Figure 4..   So only Mars/Sun= node was used as part of the final astrosignature.

     

    Table 4 - T-test results for midpoint structures related to nodes

     

     

    All Midpoint Combinations involving angles 

     

    When all midpoint combinations were  analyzed, the two most prominent midpoint structures were  Saturn/MC= Jupiter, and  Mercury/MC=Saturn as seen in Figure 5.  When we tested the results with the 4 different control groups the findings appear to me moderately significant with Mercury/MC=Saturn, and borderline significant with Saturn/MC= Jupiter.. Both have Saturn as part of the midpoint structure involving the midheaven - which shows the obvious limitations in their life.  According to Ebertin [11] Saturn and MC in a midpoint structure are related to “hindered growth and development”

     

     

                     Figure 5 - All midpoint combinations involving angles 

     

    Table 5 - T-test results for Saturn/MC and Mercury/MC

     





     

    Midpoint Structure between all Planets 

    The midpoint combinations that were found to be most prominent in the study group were tested further.   The first four rankings of the midpoint combinations with the same control group; Mercury/Mars = Jupiter midpoint gave significant results in all groups. It is important to note that since angles are not involved, these midpoint structures probably apply to all people during the specific period, and are not personal as when angles are involved.   The results for the first four midpoint combinations’s test results are shown in Table 6.

     

     

    Table 6 - T-test results of midpoint structure between all planets 

     

    ASTRO-SIGNATURE FOR AUTISM SPECTRUM DISORDER 

    Based on findings, the following rules were applied to select astro-signature.  These are not hard and fast rules but of help in shortlisting those that are most significant.  Please note that aspects and midpoint structures that involve an angle are much more significant as it is more personal to the individual.  Without involvement of angles, the midpoint structures or aspects apply broadly to anybody born during a specific period.  

    • Aspects and Midpoints related to angles were included when there was significance with p values of 0.05 or less when compared to at least 3 out of the 4 control groups. 

    • For all other aspects and midpoints that did not involve angles,  only those that were significant with p value of 0.05 or less with all the four control groups were considered.  

    Chiron in 6th house 

    Symbolizes illness or disease that cannot heal and which requires constant effort and management.  Also Melanie Reinhard [6] says “control is often an issue - either too much or too little! “ 

    Mars/Saturn - Asc

    This is one of the most critical health related midpoints especially in combination with ascendant.  According to Ebertin [11] ”illness, a person whose advancement in life takes place with great difficulties”.  There is limitation in how much energy is available and very relevant to ASD diagnosis could lead to  “restricted activities and delays” 

    Mercury/MC=Saturn

    Could be related to restriction in the ability to communicate. Mercury/MC midpoint related with self-knowledge, persons’ life goals, how to express the opinion. Also related to the motor  nerve center of the brain which is very important with autism. When Saturn involves this midpoint, in these areas, delay, difficulties and struggle could be seen 

    Saturn/MC=Jupiter 

    Saturn/MC midpoint refers to prominent delay and restriction that may be visible to people with moderate to severe ASD diagnosis.

    Sun/Pluto=Node 

    With this midpoint, the person can be drawn to any experience that is limiting and obstructive for the development of their identity/strength. Since nodes are in this combination, they are pushed to develop this in challenging circumstances. This combination means “physical suffering, lack of adaptability” according to Ebertin [11].  

    Mars/Sun=Node 

    This midpoint is about the nature of  energy level and how one uses this to manifest desires. People with ASD generally have less energy available and hard time channeling their energy and learning this could be a lifelong effort. 

    Mercury/Mars=Jupiter 

    Mercury Mars is related to realization of thoughts and plans and in association with Jupiter it may be the out of control or sometimes exaggerated movements and response seen with severe ASD diagnosis. According to Ebertin [11], rashness, nerve irritation and tendency to exaggerate are the expressions often seen in  the Mercury/Mars midpoint.

    Two other Astro-signatures worth mentioning from the results are both related to Saturn/Neptune being part of the configuration. The Saturn/Neptune midpoint is considered as one of the important health related midpoints and is related to chronic health issues [13].  This is also consistent with ASD symptoms (given below). Saturn/Neptune = MC was significant with 2 out of the 4 control groups and Saturn/Neptune=Mars  was significant with 3 out of 4 control groups. 

    Saturn/Neptune = MC

    This is another midpoint which is often associated with chronic health. Ebertin [11] says “painful or tormenting emotional inhibition, undermining circumstances leading to state of illness, neurosis expressive of chronic illness, organic disorders”. It is a known fact that people with autism overreact and lose control when their sensitivity is triggered, and can be emotionally restricted

    Saturn/Neptune = Mars

    According to Ebertin [11]  is “lack of energy, listlessness. emotional related sickness

    When the top six astro-signatures short listed above and Chiron in 6th house are compared together with the 4 control groups, the results were very significant with a p value of 0.001  which is basically saying there is 99% probability that the results are not because of random reasons Table 8.

    Table 7- T-test results for Final Astro-signature 

     

    CONCLUSION

    This research demonstrates once again that midpoints are highly decisive in a particular event or situation as compared to other planetary positions and configurations in a natal chart.  As anticipated Saturn showed up in four of the top six  midpoint structures reflecting the restriction and delays in many area of life, as seen in those with ASD diagnosis.The midpoints of Mars/Saturn, and Saturn/Neptune in relation to the ascendant and midheaven respectively are the most promising results in this study as these configurations are also considered as important health related midpoints.  Mars/Saturn in relation to ascendant shows the delay and struggle in  body coordination which is very often easily visible with ASD natives while Saturn/Neptune midpoint symbolizes prolonged illness which correlates with Autism being a lifelong disease. Also, two of the other midpoints related to the angles, Mercury/MC=Saturn and Saturn/MC= Jupiter also had Saturn as part of the configuration.  This study has a lot of potential especially if it can be repeated with more data. 

     

    REFERENCES

    1. “What Is Autism Spectrum Disorder?” American Psychiatric Association, https://www.psychiatry.org/Patients-Families/Autism/What-Is-Autism-Spectrum-Disorder 

    2. “Astrology Software.” Cosmic Patterns Astrology Software, https://www.astrosoftware.com/

    3. Hebert, Karen J. “Association of Autistic Spectrum Disorder with Season of Birth and Conception in a UK Cohort.” Autism research. 3.4 (2010): 185–190. 

    4. Stevens, M C et al. “Season of birth effects in autism.” Journal of clinical and experimental neuropsychology vol. 22,3 (2000): 399-407. doi:10.1076/1380-3395(200006)22:3;1-V;FT399

    5. Robertson, Raye. “Holding a Lighted Candle - The Pluto in Sagittarius Generation Makes Its Mark on Autism Research.” Astrodienst, https://www.astro.com/astrology/tma_article150811_e.htm

    6. Reinhart, Melanie. Chiron and the Healing Journey: An Astrological and Psychological Perspective. Starwalker Press, 2009. 

    7. “The Relationship between Autism and Impulse Control.” The Carmen B. Pingree Autism Center of Learning, 28 Aug. 2020, https://carmenbpingree.com/blog/the-relationship-between-autism-and-impulse-control/

    8. Solo, Andre. “Do Highly Sensitive People Have Autism?” Psychology Today, https://www.psychologytoday.com/us/blog/highly-sensitive-refuge/201905/do-highly-sensitive-people-have-autism

    9. Selva, Manda. “Midpoint Research: Mars Uranus Midpoint and School Shootings.” AstroManda, http://www.astromanda.com/Astrological-Research-Using-Midpoint/

    10. Cochrane, David. “Accident Research with Midpoints.” ISAR, 9 Aug. 2017, https://isarastrology.org/Tr/David-Cochrane-Accident-Research-with-Midpoints/

    11. Ebertin, Reinhold. The Combination of Stellar Influences. American Federation of Astrologers, 1994. 

    12. Reinhart, Melanie. Incarnation: The Four Angles and the Moon's Nodes. Starwalker Press, 2014. 

    13. Cornell, H. L. Encyclopedia of Medical Astrology. Samuel Weiser, 1984.  

     

  • UKRAİNE VSP ANALYSIS

    The magnificent geometry of Venus' dance with the Sun marks the sky in the form of five-pointed star. These five zodiac signs of Venus Star which energetically support each other, reflect the theme they symbolize on earth. Therefore, we can also look at the events and countries on Earth from the point of view of the influence of the Venus Star. If we look specifically at the crisis in January 2022; the tension experienced was not limited to Ukraine and Russia, but Europe and America were also involved in the issue.

    Nick Campion, in his book “The Book of World Horoscopes”, reports that Ukraine declared its sovereignty within the Soviet Union on July 16, 1990 and independence was proclaimed on 24th August 1991 and the result was announced at about 6:00 pm. In the light of this information, Ukraine’s chart ascendent is 16° Capricorn. If we look at each star of Ukraine separately;

    Head: 29°Leo in 7th house: This house is related to the cabinet and internal affairs, tourism, the bond of relationships amongst masses and business establishments, foreign affairs, and agreements. Ukraine VSP is in conjunction with Venus, Mercury, and Jupiter. Mercury; Strategist, intellectuals, and journalists. Venus; resources, arts.  Jupiter; diplomatic attaches, teachers, judiciary, and banking systems. Both Mercury and Jupiter refer to advisors to the head of state. When VSP conjoins with these planets; Ukraine should be able to act in a way that does not put the country's resources at risk, both when managing foreign relations and when choosing the country in which it will act as a partner. Out of sign conjunction of VSP with the Sun means that the country's administrator should be the one who is responsible for concluding agreements in the interests of the country and should take the first step in ensuring cooperation with the right allies.

    Helping Hand: 8°Scorpio in 9th house: The judicial system, morality, religion, diplomats, foreign missions, progress, and development. The helping hand tells the energy that will be used to use the Venus Star effectively. Ukraine’s energy flow refers that the laws and the legal system being undeniable for proper cooperation. What the country can offer its collaborators is to show that it has a system that works fairly and in accordance with the legal order.

    Receiving Hand: 22°Gemini in 5th house: The fifth house rules celebrities, emotional stability, communal harmony, speculative nature of the people, investments, stock exchange, children, population, morals, and values of the people. The fact that the other hand is located in the 5th house indicates that Leo's energy will easily flow and support the 5th house theme. Any agreement that takes into account the interests of the country can reduce the financial risks of the country. It can help to get recognition in the fields of literature, education, general culture, art, and entertainment. In this way, it can have the potential of a country that can also come to the forefront with tourism revenues.

    Foundational foot, 28°Capricorn in first house: The first house is the nation as a whole, body politic, myth of nations, the nature of the state. The foundational foot is here symbolizes that Capricorn's discipline and perseverance in achieving can restore the country to its potential reputation. The country will be able to show itself with a solid foreign policy. North Node is a diplomatic move. The Star is in conjunction with the node with a wide orb in here. Diplomacy, law, and order is the key to success regarding the country’s position in the world.

    Receiving Foot, 11°Aries in 2nd house: The second house is national wealth, status and relationships within the country, the purchasing power of the people, financial stability, national income, strength of the currency, budget and balance of trade. the fact that the other leg of the star is located in this area emphasizes that the country must create a solid foundation for the resources and increase the gross national product

    In short, the issues that the country should pay the most attention to are its foreign relations and solid business activities. In this regard, it is necessary to establish laws, discipline, education and sound policies.

    The VSP of Ukraine is Leo and is located in the seventh house. Although the country’s regime is a unitary presidential republic, we can say that oligarchs were active in the governance of the country after it declared its independence. The fact that one of the helping hands is in Scorpio along with Pluto may explain the mafia connections. Ukraine consists of 24 special districts, two cities of special status and one autonomous republic. I think it is quite understandable that the VSP is located in the seventh house, representing allies and collaborations. Ukraine is a country consisting of special regions that benefit each other through agreements. The fact that Venus is in contact with Mercury and Jupiter is also the supporting theme of this structure.

    In the five-pointed star of Venus, Capricorn feeds Leo, and Leo feeds Aries. According to this energy flow; Capricorn energy in the first house supports Leo VSP in the seventh house. This stellium, which connects with the twelfth house, is quite active in the current state of the country. It is a well-known fact that illegal organizations in Ukraine influence the country's politics without exposing themselves. One article even states that the future of Ukraine is being shaped by billionaires from behind the scenes. One specific name is even mentioned throughout the political events of the country, whether he is in office or not. The current situation, reflected in the international press, can be explained by the Capricorn star, which connects the twelfth house to the first house. Capricorn always symbolizes achievement and wants to establish his own authority. Oligarchs who dominate politicians and do business with them can be clearly observed in the potential energy flow of the country's Venus Star. We can think of Leo's energy that feeds Aries as the motivation behind this cooperation, the sharing of material resources. In a report, analyst Lauren Goodrich from the global intelligence company Stratfor emphasizes that oligarchs are actively in politics without a specific ideology, and who they support depends entirely on their monetary power and the continuity of their own empire. It seems to me that this visible face of the country clearly explains the symbolism of the house and signs of VSP and its receiving foot.

    The fact that VSP is located with Venus and Mercury in Leo—and its receiving hand being in the fifth house in Gemini—indicates that the country can take an advantageous position in matters concerning art, creativity and communication. Moreover, if we look at the seventh house from an international relations perspective, it would be safe to say that sports, art and creativity can be used to the country’s advantage in negotiations. We already see the combination of inspiration and creativity in the duo of Neptune/Uranus in conjunction with the ascendant. It is obvious that this Venus Star energy is not used in the development process. Instead, we see that the dramatic effects of the Uranus/Neptune conjunction have come to the fore more in the history of the country. Nevertheless, this collective potential can be noticed in the characteristics of the country’s president. Volodymyr Zelenskyy is a screenwriter, actor and director. He spearheaded the passing of legislation regarding oligarchs in parliament, which is a first in the nation’s history. He is also challenging Russia these days by trying to make his country join NATO.

    The Euromaidan uprising;

    It is possible to say that the events that led to Ukraine’s current crisis began with the Euromaidan uprising on November 21, 2013. If you recall, as a result of these events, the government was overthrown, and Russia annexed Crimea. Just like today, the eyes of the world were on the developments in Ukraine on these days.

    While transit Pluto is in conjunction with natal Uranus, it simultaneously in a sextile aspect with the helping hand in Scorpio and in a square aspect with the star in Aires (receiving foot). This uprising was caused by the ruling president Viktor Yanukovych’s approach, suspending the Ukraine-European Union agreement and becoming closer to Russia.

    We can explain the theme behind this event as the economy, national resources (second house Aries receiving foot), international relations and legal agreements (ninth house helping hand).

    Transit Mars, on the other hand, in a square aspect with the other star in the fifth house. Transit Mars, in accordance with its nature, manifested itself in the form of quarrels, violence, conflicts, and the uprising that began resulted in Yanukovych leaving the country. I must also say that transiting Saturn, the dispositor of the Venus Star, is in conjunction with natal Pluto. In other words, it triggered the helping hand and irreversibly changed the direction of events. This event presents us a Ukraine that is governed by a president (VSP Leo) different from his predecessors.

    On the other hand, if we look at this uprising in terms of Solar Arc; ascendant triggering the helping hand that is in Scorpio indicates that the transformation (Scorpio ninth house) in the country's politics (first house) will undergo a radical change through a Russian-backed conflict. The Solar Arc Sun in the eighth house, representing death and crises, in square aspect with the other helping hand in Gemini, indicating losses, deaths in the streets, and depression. I think this explains the early stage of power struggles.

    The Oligarch Law;

    During Saturn in a square aspect with Venus Star located in the house of laws, judges and the search for meaning, a major bill passed the assembly (September 23, 2021). This is a piece of legislation that is expected to eliminate the national security threat of the oligarchs who dominate the country. Transit Jupiter also trines the other helping hand, the 22° Gemini, paving the way for the country to be governed more liberally. Considering the inconjunct aspect of the second house Progress Moon with the VSP, we can say that the current plan involves the prevention of the use of the country’s material resources in a few people’s personal interest.

    Not only the Progress Moon, but the Progress Saturn is also in an inconjunct aspect with the VSP, and in (applying) conjunction with the foundational foot. Saturn indicates the amount of freedom that a society allows or denies itself. It symbolizes the separation of order from chaos. Saturn, more than anything else, represents states and institutions. The fact that Progress Saturn touches both stars of Venus suggests that the country should now enter into a different structure than the current one.

    Indeed, at the 2008 NATO summit, Ukraine and Georgia were promised membership. As it stands, this situation is not very much in line with the interests of Russia. USA evacuated its embassy in Kiev. Great Britain, Canada, Japan, France and Australia issued warnings to their own citizens to leave the country. The VSP of Ukraine is located in its seventh house, which is the house of hostilities and war. Since both the Progress Saturn and the Progress Moon trigger VSP, hostility and conflict are a strong possibility in the current situation.

    On the other hand, Mercury is the ruler of the sixth house, which represents the army and defense forces of the country. Progress Mercury squares the receiving hand in Gemini. As for Venus, it is the planet that represents the territorial integrity of the country, its mines (fourth house), and foreign relations (ninth house). Progress Venus also forms a sextile to the star in Gemini. I think this is enough to indicate a violent dispute. The Venus Star of Ukraine has been triggered in every angle.

    Currently, transit Pluto in a conjunction with the foundational foot in Capricorn. As you know, the applying aspect is always the most effective one. Pluto will form a partile conjunction with this star at the end of April 2022 at 28° Capricorn. Neptune, on the other hand, will again form a square to the Star at 22° Gemini. Uranus is already in opposition with the helping hand. These three generation planets are simultaneously activating the Venus Star. We can interpret the silence of these days as the silence before the storm. It seems to me that the Solar Arc Moon and Uranus triggering helping hands supports this possibility.

    In addition to that; progress Moon will accelerate events by forming a conjunction with the giving foot in June 2022, after making quincunx with the star in Scorpio. Since Progress Mars will square to the ASC, it would not be wrong to say that Ukraine is entering a period in which it will protect itself and its resources.

    The retrograde motion of Venus took place on the Ascendant of the country. The Heliacal rising of Venus on the eastern horizon also took place over Neptune, which rules the material resources of Ukraine. According to the ancient Greek belief; when Venus is visible again, the energy in the macro system tells the story that develops in the micro system. The moment Venus is reborn with her warrior identity as the morning star in the sky, Mars and Uranus oppose both helping hands. Mars is the ruler of the third house of Ukraine, which symbolizes neighboring countries; and also the ruler of the MC, which symbolizes the country's power, oligarchs and reputation. In other words, it is not very surprising that Ukraine is in dispute with its border neighbor Russia. This situation causes the whole world to get involved, including the United States.

    On the other hand, Ukraine’s VSP leg in Capricorn moves to 18° Capricorn and is in conjunction with the North Node and ASC, while in a sextile aspect with MC and Pluto (The Venus Star moves clockwise along the chart. Venus goes retrograde every 8 years, in the same zodiac sign but a few degrees earlier). The is a critical point of the current situation. Respected astrologer Ivy Jacobson says that, “Any planet or angle in the same degree as the Nodes points to a catastrophe, casualty, fatality or tragedy in a horary or natal chart, the more far-reaching when a malefic is involved.” It seems unsurprising that in January 2022 there were developments that brought countries to the edge of war. Because nodal axis reveals some of greatest challenges and opportunities, Ukraine needs to reorganize its policies in such a way as to develop an adequate structure for itself.

    In October, the sign of Scorpio, located in the Venus Star, will be terminated and be replaced by Libra. This Libra star will be in a square aspect with the foundational foot in Capricorn, while in a sextile aspect with the VSP itself. The topic for Ukraine will still be foreign relations, hostility, the search for compromises and negotiations.

    If we look at the autumnal equinox in-Mundo planet positions, the Uranus line is very close to the western side of the country. The intersection point of Mars and Saturn also passes through an area close to the north of Europe. This Mars line intersects with Uranus around Ukraine later. However, Venus, Mercury and Neptune are separately triggering the three Venus stars in the chart.

    On the Aries ingress chart; Mars, Pluto, Saturn and Neptune (even Moon and Venus) trigger the Venus Star, while transit Uranus opposes from IC to the country’s Pluto on the Cancer ingress chart. In the winter solstice, Saturn, Neptune and Pluto trigger the Venus Star. Also, in Mundo position, Jupiter and Neptun intersect the Sun line on Ukraine.

    It would be wrong to say that Ukraine can maintain its current silence. Winds of radical change are blowing.

    We will probably be witnessing the change of the dominant power in the world based on the eclipse's tracking on the world map. The eclipse at the end of April takes place on the west coast of America and on the Russia/Iran, even the United Arab Emirates lines.

    An alternative storage for natural gas was established off the coast of Alexandroupoli, Greece. Again, the United States - Qatar partnership has launched natural gas exploration attempts off Cyprus. This means that countries continue to take position against each other. On the other hand, the United Arab Emirates has signed an oil agreement with Israel, as well as an agreement of military cooperation with Greece. So, it seems like this eclipse, which will occur at the end of April, will set many things in motion.

    It is possible that the ultimatums and confrontations between these sovereign powers (Russia/Chine and America) will take place through Ukraine (border domination). Let's hope that the Jupiter-Neptune conjunction supports this atmosphere with the energy of optimism, kindness and compassion.

  • TURKEY VSP ANALYSIS

    Venus's dance with the Sun creates a magnificent geometry in the sky. The love of the Sun and Venus is so great that they cannot be too far apart from each other. Although Venus wants to get away, the Sun calls her right next to him to experience romance and share love. That is why we witness the return of Venus to the Sun for about 40 days every 1.6 years.

    We can look at the mathematics in order to be able to analyze our personal lives, social structures, or events that have left their mark on the era. Each retrograde motion of Venus occurs as it passes between the Earth and the Sun, which is more active in earthly events. Venus is born as a morning star in this phase, when it goes underground with the Sun, with a more aggressive and warrior-like identity. With this feature, she leads the Sun and clears his path.

    After meeting at the farthest point from the Earth, behind the Sun, she continues her journey with the identity of the evening star. Venus has a more sensitive and moderate nature during this period. She shines in the sky with her more intuitive and spiritual side.

    We are talking about two different conjunctions; two different identities when it comes to the union of the Sun and Venus. The time between these two different appointments covers a period of 9.5 months, and this oscillation forms the 5-pointed star in a 40-year period. Each star is completed in 250 years, so it takes 1250 years for the Venus Star to traverse the entire zodiac. It is possible for us to take a deeper look into these calculations and interpret each one separately. But the subject of this article is to understand what is going on in Turkey and to shed light on where the country's journey is headed to. Turkey's Venus Star (VSP) is in Virgo and conjunct IC. The conjunction of Virgo VSP with IC shows that its roots will shape the future of the country. The Republic of Turkey draws its strength from its ancestors, lands and traditions that shaped the region. At the same time, the fourth house tells us that agriculture and mines should be the main resources that guide the country. Virgo is a zodiac sign that is highly connected with topics such as agriculture, production and health. It is important to remember that the people were oppressed under epidemic diseases, poverty and the feudal system in the founding years of the country. Under the leadership of Mustafa Kemal Atatürk, a full mobilization was declared, and the country produced and developed using its own resources. Even this setting alone explains the Virgo symbolism of the Venus Star. Mass congresses were held in various provinces in every field, the people were educated, the land was improved and the country made serious progress towards becoming self-sufficient over the years. The starting point of the path leading up to the proclamation of the Republic was actually the occupation of the country by foreigners; territorial integrity and homeland are represented by the fourth house of the chart. As you can see, it is not surprising that the Venus Star is in Virgo with IC. The mobilization of a nation and the will to work constitute the locomotive theme of Turkey's Venus Star. The symbolism that gives strength to the locomotive (VSP) in the chart of Turkey is the signs of Aquarius and Taurus (grounding feet). Aquarius, the symbolism of originality and innovation, has influenced the changes in the country's crust, starting from the last period of the 600-year-old Ottoman Empire. Aquarius in the Venus Star always nourishes Virgo, and Virgo nourishes Taurus. We observe this energy flow in the Star of the country. The modernization process covers an era that started with the Imperial Edict of Gülhane period (1839) and continued with the proclamation of the Republic. The liberation and development processes of the Aquarius sign manifested themselves in the fields of law and administration, and from there, extended to the agriculture and banking systems. Efficiency and productivity can only be achieved through freedom, innovation and technological development. Otherwise, it is impossible to achieve perfect purity in itself and separate the useful from the useless. Aquarius rules the ninth house of the chart of the country, where the legal system, laws, religion, higher education, publishing and foreign relations are symbolized. Legislative force is one of the forces that make up the balance system in state bodies. Equality and justice in state policies should form the most important foundation and be able to revise themselves according to world developments, no doubt. Other topics that symbolize the ninth house of the chart are religion and education. In order to avoid bigotry, monotony and even pessimism, Turkey should always be a country that expands its horizons with a questioning approach.

    The other grounding feet, Taurus, symbolizes fertility, resources and wealth. It stands for access to sustainable resources and self-sufficiency. In fact, this star says that the country can achieve the wealth and productivity that will ensure its continuity when it produces and works with the solid information and technology.

    On the other hand, Taurus is intercepted in the eleventh house of the chart, which cannot reveal itself comfortably like other zodiac signs. Intercepted signs do not ever start a house on charts. For this reason, it is also not easy for their symbolism to manifest itself. Taurus symbolizes local governments, councils, institutions affiliated to the state, and associations on the country chart. The soundness of future plans based on income and revenue depends on the healthy management of the country's natural resources.

    Sagittarius and Cancer appear as the helping hands in the chart. We observe Sagittarius in the field representing workers, labor unions, public health and the military. Turkey is a country that has experienced international population exchange during the foundation years of the country. It has been shaped both by receiving migration and experiencing internal migration. It is true that Sagittarius symbolizes foreign and foreign cultures, but let's not forget that the difference between rural and urban lifestyles is also explained by the symbolism of Sagittarius. Due to its location, Turkey also serves as a major path for immigration traffic.

    The fact that Sagittarius—the helping hand of the Venus star—is involved in the field of service emphasizes that it must be a visionary. It highlights the importance of knowledge that comes with experience. The importance of experience in improving productivity is absolutely undeniable. When it comes to production and labor policies, Turkey should always be able to learn from past experiences. This way, it will manage to become a force that can feed itself, transform in itself.

    When we look at the characteristics of the signs that form the Venus Star, we see a disrupted developmental process across our recent history. Turkey is under the major influence of the symbolism’s shadow sides. This is why it seems difficult for the Venus Star to manifest itself with the symbolism of Virgo. İt seems the country has difficulties to take advantage of its wisdom or inner strength.

    The five-pointed Venus Star moves clockwise along the chart. The Venus Star Point (VSP), located in Virgo, is moving towards the sign of Leo as of today to conjunct with natal Neptune. It is a period when there will be a number of developments that determine the direction of the country. Interestingly, the Transit Neptune also triggered the MC simultaneously. Neptune, the planet of uncertainty, scandals and misconceptions, shows that the country is on its way to a chaotic situation. The transit VSP junction of Natal Neptune in the third house also indicates that there may be scandalous developments in areas such as relations with neighboring countries, communication, journalism and the use of the media. Besides, we entered the year 2022 with various polemics in which celebrities were targeted on social media. Intentionally or not, these events are trending via social media; even detentions and arrests continue unabated. I would say that there is no connection between what is being said, what is being meant, and what is being understood. In short, it is a typical Neptune-in-third-house situation. To me, the fact that the VSP emphasizes this point is a warning to use Neptune's energy correctly. If we manage to do that, of course.

    Neptune is also associated with oil, gas, sea, water resources, cinema, and the pharmaceutical industry. In my opinion, our maritime boundaries and dams will see some important developments, especially when Neptune enters Aries in 2025. But the foundations of that point in time will be laid this year for Turkey. The planet always shows itself with an energy that dissolves and disperses. For this reason, in addition to the VSP Neptune conjunction, its passing through the MC of the chart of Turkey in transit may cause issues such as political instability, dissolution, and illusion.

    Considering that Aquarius, the grounding feet of the star, is triggered by the transit VSP; we see that the legal system and foreign relations are important factors in the formation of the current conditions of the country, especially in financial matters.

    Let’s see how this star proceeds.

    Aquarius's energy moves to Capricorn, moving from the foreign affairs and legal themes to the seventh house—the house of alliance and enmity—in sextile to natal Venus. Considering that since 2018, both Saturn and Pluto have been testing the country in this area, we can say that the fate of the country will be shaped by its search for new allies or new agreements. Today, it is still not clear which countries exactly we cooperate with, and how. I think this is the case all over the world. The problems that grew with the pandemic continue to shape the whole world. With the UK-European Union issues, Russia-China-Iran triad, and the domestic politics of USA, it will naturally be difficult to strike a healthy balance on this slippery slope.

    The helping hand, on the other hand, proceeds from the cusp of the sixth house to the fifth house, which is quite loaded, triggering the natal Moon of the country. Even though the Moon symbolizes the people and the public opinion of the country, it also stands for its material resources, banks and supplies. This explains the decrease in sources of vital supplies and a public in distress in a country where financial losses have occurred due to speculation. And if we look at the fifth house from the perspective of happiness and the entertainment industry, it is possible to state that the depressing tone stemming from loss may linger for a while.

    Natal Moon is located on the twelfth house of the chart. This house is about illegal organizations, secret societies, seclusion. The Natal Moon and the Sun/Saturn midpoint are triggered by the helping hand. In this case, Turkey will go through times where secret groups that do not reveal themselves are considered authorities. It could also touch on secret agreements made behind the scenes affecting the will of the country.

    The other helping hand of the star progresses to the twelfth house of the chart and triggers Uranus, which symbolizes freedom. In order for the country to increase its productivity, it must be able to move forward with support from reforms in the fields of law and foreign relations. Now that Turkey's Uranus is conjunction with MC, it is time for the country to free itself from collective belief patterns.

    The 5° Aries star of March 26 was located in the area representing the government/leaders of Turkey and opposite its natal Mars. Transiting Mars, the dispositor of the Venus Star, was simultaneously on 13° Gemini which is the degree of the other star. In short, all the hidden issues, occult groups, secret hostilities have affected the country's agenda. For a long time, the country was shaken by the government/mafia connections. Scandals taking place in cult dormitories began to appear in the press. The topic of young people committing suicide was trending on social media. I think the result of this process is that the people's support for the ruling party has started to decrease.

    The retrograde of Mars will begin in November and progress from 25° Gemini to 8°.  The triggering of the 13° Gemini of the star will also mark the movement of natal Uranus. The country will have to make new choices, whether it wants to or not.

    With the entry of Uranus into the eleventh house—symbolizing the national assembly— in 2017, the country switched to the presidential system, in which the powers of the assembly were relatively reduced. Now, it will pave the way of reform towards transformation by triggering the helping hand in the same field. We will witness the parliament being reconstructed.

    In the progress chart,

    the new moon takes place in Aquarius in the eighth house, where financial matters are represented. This new moon inconjuct the country's VSP. The country's foreign debt stock is increasing year-on-year, and as a result, it is unfortunately in the position of a country struggling with severe currency shortages and high inflation. At this point, the country may have to use its vital resources, mines, and even lands to maintain its debt balance. Saturn, which represents the open enemies and allies of the country, seems to be active in all areas of the chart. The transit Saturn conjunct the country's progress new moon, as the progress Saturn conjunct the country's natal Sun and oppose the star's grounding feet. We can assume that fields such as communication, transportation, media, and education will be restructured due to disruptions or restrictions. Since the Sun represents the ruler of the country and also its celebrities, it would not be wrong to assert that the rulers and celebrities of the country are also under pressure in this case. Naturally, it is sure to be a depressing year due to limitations and insufficient resources.

    Progress Mars inconjunct Pluto, which is located in the first house, as well as the helping hand. The synchronicity with the new moon in the eighth house, which represents the rates of crises and deaths, reinforces the possibility that the country will experience a process of confusion, rebellion, conflict and riots. The helping hand of the Venus Star, in junction with Pluto, had already started the transformation process in the fields of production and efficient working policies. The experiences that come with Pluto are not easy. It represents the struggle for survival, existential crisis. The planet, located in the first house on the country’s chart, is triggered by Mars this year. With the transit Jupiter’s progress in mid-February, we can expect a number of developments in this area.

    Since Progress New Moon also triggers the VSP, Turkey will have to revise its social structure. The social identity of the country, which has been receiving devastating migration since 2011, is gradually transforming. The economic and sociological developments that have taken place as a result will force the country to handle this situation as a priority.

    The fact that Progress Moon will trigger (sesquiquadrate) natal Mars immediately after it conjunct 19° Aquarius (grounding feet) in May will speed things up. Progress Moon always acts as a trigger. In July, we can expect some action in terms of national defense issues in the country.

    In fact, Progress Jupiter provides the necessary power and the opportunity to meet the need for defense. Turkey can use its own resources to provide an efficient production system if it wants to, as long as it can free itself from collective belief systems. Uranus is the prominent planet on the country’s chart. In other words, the country has to turn its direction towards the enlightenment and innovation that Uranus symbolizes. The country can only move forward with modern approaches and a visionary understanding of leadership. The path that should be followed for this is the symbolism of Virgo, in which the VSP is located. Its legacy, its treasure it inherited from its roots is productivity; working with humility. Turkey is a country that can produce and grow thanks to its natural resource wealth. And the only way to achieve this is through the symbolism of Sagittarius; education and knowledge mobilization starting from the nuclear family. Of course, this is not about literacy. Sagittarius is about the code of ethics, tolerance and understanding. First and foremost, one needs to be a decent person, and then arm oneself with knowledge. One should first train the soul, then equip the brain. Because without one, the other will be displeasing.

    Hoping that we will take the right path…

  • UKRAYNA VE VENUS YILDIZI

    Ukrayna’nın VSP’si aslan burcunda ve yedinci evde yer alıyor. Ülkenin yönetim şekli her ne kadar üniter başkanlık cumhuriyeti olsa da, bağımsızlığını ilan ettikten sonra oligarkların ülke yönetiminde etkin olduğunu söyleyebiliriz. Yardımcı ellerden birinin Pluto ile birlikte Akrep burcunda yer alması mafya bağlantısını astrolojik olarak açıklıyor sanırım. Ukrayna 24 adet özel bölge iki özel statülü şehir ve bir özerk cumhuriyetten oluşuyor. VSP’nin, müttefikleri ve işbirliklerini temsil eden yedinci evde konumlanması oldukça anlaşılır bir durum sanırım. Anlaşmalar üzerinden birbirlerine fayda sağlayan özel bölgelerden oluşan bir ülke konumunda Ukrayna. Venus Merkür ve Jupiter ile kavuşum halinde olması da bu yapının destekleyici teması.

    Venus’ün beş köşeli yıldızında Oğlak Aslan’ı, Aslan da Koç’u Besler. Bu enerji akışına göre; birinci evde yer alan Oğlak enerjisi yedinci evdeki Aslan VSP’yi destekliyor. On ikinci evden başlayarak birinci eve bağlanan bu stelyum, ülkenin mevcut durumunda oldukça etken. Ukrayna’da yasa dışı örgütlerin, kendilerini açığa çıkartmadan ülke siyasetinde etkinlikleri bilinen bir gerçek. Hatta bir makalede Ukrayna’nın geleceğinin perde arkasından milyarderler tarafından şekillendirildiği yer alıyor. Görevde olsun olmasın, her zaman ülkedeki siyasi olayların içinde spesifik bir isimden bile bahsediliyor. Uluslararası dünya basınına yansıyan mevcut durum, on ikinci evi birinci eve bağlayan Oğlak yıldızı ile açıklanabilir. Oğlak her zaman zirveyi yönetir ve kendi otoritesini kurmak ister. Siyasilere hükmeden ve onlarla ortak iş yapan oligarklar, ülkenin Venus yıldızının potansiyel enerji akışında net olarak gözlemlenebiliyor. Aslan’ın Koç’u besleyen enerjisini ise; söz konusu bu işbirliğinin altında yatan motivasyonun maddi kaynakların paylaşımı olarak düşünebiliriz. Küresel istihbarat şirketi Stratfor’dan analist Lauren Goodrich bir raporunda; oligarkların belirli bir ideolojileri olmaksızın aktif siyaset içinde olduklarını  ve kimi destekleyeceklerinin ise tamamen parasal güçlerine ve kendi imparatorluklarının devamlılığına göre değiştiğini vurguluyor. Ülkenin görünen bu yüzü VSP ve destekleyici ayakların ev ve burç sembolizmini net olarak açıklıyor bana göre.

    Ukrayna,insani gelişme endeksinde 74. sırada yer alan, gelişmekte olan bir ülkedir. Moldova ile birlikte Avrupa'nın en fakir ülkesidir ve çok yüksek yoksulluk oranı ve yolsuzlukla mücadele etmeye çalışan bir ülkedir.

    VSP’nin Aslan burcunda Venus ve Merkür ile yer alması ve yardımcı elinin ikizler burcunda beşinci evde olması sanat, yaratıcılık ve iletişim konularında ülkenin avantajlı konuma gelebileceğini gösteriyor. Hatta yedinci evi, uluslararası ilişkiler olarak ele alırsak, spor, sanat ve yaratıcılığının müzakere ortamında avantaj olarak kullanılabileceğini söylemek yanlış olmaz sanırım. İlham ve yaratıcılığın kombinasyonunu yükselenle kavuşum yapan Neptun/Uranus ikilisinde de görüyoruz. Venus yıldızının bu enerjisinin gelişim sürecinde kullanılmadığı aşikar. Yine de kolektife işleyen bu potansiyel, ülkenin son cumhurbaşkanın karakteristik özelliğinde gözümüze çarpıyor. Volodemir Zelenski  senarist, oyuncu ve yönetmen. Ulkede bugüne kadar yapılamayan oligark yasasını meclisten geçirmiş bir başkan olarak kendini gösterdi ve ülkesini Nato’ya sokmaya çalışarak Rusya’ya meydan okuyor bugünlerde.

    Yevromaydan ayaklanması;

    Ukrayna’nın bugünkü krizin eşiğine gelmesine neden olayların 21 Kasım 2013 tarihinde Yevromaydan ayaklanmasıyla başladığını söylemek mümkün. Bu olayların sonucu hükümet devrilmiş ve Rusya Kırım’ı ilhak etmişti hatırlarsanız. Bugün hala dünyanın gözü Ukrayna’daki gelişmelerde.

    Transit Pluto natal Uranus’e kavuşum yaparken eşzamanlı olarak, Akrep’teki yardımcı ele sekstil ve Koç’taki destekleyici yıldıza ise kare yapmakta. Bu ayaklanmaya iktidardaki başkan Victor Yanukovic’in Ukrayna-Avrupa Birliği anlaşmasını askıya alıp Rusya ile yakınlaşması neden olmuştu.

    Bu olayın arka planındaki temayı ekonomi, ülke kaynakları (2. Ev Koç destekleyici yıldız) ile uluslararası ilişkiler ve hukuksal anlaşmalar (9. Ev yardımcı el) olarak açıklayabiliriz.

    Transit Mars ise beşinci evdeki diğer yıldıza kare açı yapıyor. Transit Mars doğasına uygun olarak kavga, şiddet, çatışma şeklinde kendini göstermiş ve başlayan ayaklanma, Yanukovic’in ülkeyi terk etmesi şeklinde sonuçlanmıştır. Transit halindeki, Venüs yıldızının dispozitoru olan Saturn’un, natal Pluto’nun üzerinde olduğunu da söylemeliyim. Yani yardımcı eli zaten tetikleyerek olayların yönünü bir daha eskisi gibi olmayacak  şekilde değiştirmiş oluyor. Bu olaylar daha öncekilere benzemeyen bir Başkan (VSP Aslan) ile yönetilen Ukrayna çıkarıyor karşımıza.

    Solar Arc yükselenin Akrep’te bulunan yardımcı eli tetiklemesi, ülke politikasının (1. Ev) dönüşümünün (Akrep 9. Ev) Rusya destekli bir çatışma ile köklü bir değişime gireceğini açıklıyor. Ölüm ve kriz evi olan sekizinci evdeki Solar arc Güneş ise diğer yardımcı el olan İkizlere kare açıyla ülkenin kayıplarını, meydanlardaki ölümleri ve depresyonu işaret ediyor. Güç savaşlarının başlangıç resmini açıklıyor sanırım bu durum.

    Oligark Yasası;

    Saturn’un kanunlar, yargıçlar, yabancılar ve anlam arayışını temsil eden alandaki Venus yıldızına kare açısıyla önemli bir yasa tasarısı meclisten geçti (23 Eylül 2021). Ülkeyi yöneten oligarkların ülke güvenliğine olan tehdidini ortadan kaldırması planlanan bir yasa bu. Transit Jupiter de diğer yardımcı el olan 22° İkizler’e üçgen açı yaparak, ülkenin daha özgür bir sistemle yönetilmesinin önünü açıyor. Progres Ay’ın ikinci evden VSP’ye 150’lik açısını düşündüğümüzde, ülkenin maddi kaynaklarının, birkaç kişinin kişisel çıkarlarına kullanılmasının önüne geçilmesinin planlandığını söyleyebiliriz. VSP’nin progress Ay tarafından tetiklenmesi, Ülkenin rakiplerinin yanında (yedinci ev)  kendini güvenli bir şekilde temsil edebilmesi (Aslan VSP)  için atılan adımı sembolize ediyor olabilir.

    Sadece Ay değil. Progres Saturn de hem VSP’ye 150’lik açı yapıyor hem de destekleyici yıldıza kavuşum yapıyor. Saturn bir toplumun kendine izin verdiği veya inkar ettiği özgürlük miktarını gösterir. Düzeni kaostan ayırmayı sembolize eder. Saturn her şeyden daha çok devlet ve kurumları temsil eder. Progres Saturn’un Venus’un her iki yıldızına da dokunması artık ülke olarak mevcuttan farklı bir yapılanma içine girmeleri gerektiğini gösteriyor.

    Nitekim 2008 Nato zirvesinde Ukrayna ve Gürcistan’a üyelik sözü verildi. Bu durum Rusya’nın çıkarlarına pek uygun değil haliyle. Amerika Kiev büyükelçiliğini boşalttı. İngiltere, Kanada, Japonya, Fransa, Avustralya kendi vatandaşlarına ülkeyi terk etmeleri konusunda uyarıda bulundu. Ukrayna’nın VSP’si düşmanlık ve savaş evi olan yedinci evinde yer alıyor. Hem Progres Saturn hem de Progres Ay VSP’yi tetiklediği için düşmanlık ve çatışma mevcut durumda kuvvetli bir ihtimal.

    Diğer yandan Merkür ülkenin ordu ve savunma kuvvetlerini temsil eden altıncı evin yöneticisi. Progres Merkür de ikizlerdeki yardımcı ele kare yapıyor. Venus ise ülkenin toprak bütünlüğünü, madenlerini, dış ilişkilerini temsil eden gezegen. Progres Venus de yine ikizlerde yer alan yardımcı ele sekstil yapıyor. Bu durum şiddetli bir anlaşmazlığın göstergesi olarak yeterli sanırım. Ukrayna’nın Venus Yıldızı her bir koldan tetiklenmiş durumda.

    Bugün ise transit Pluto ülkenin destekleyici yıldızına kavuşum yapmakta. Yaklaşan açı her zaman en etkili açıdır bildiğiniz üzere. Pluto, Nisan 2022 sonunda 28° Oğlak’ta bu yıldıza tam kavuşum yapacak. Neptun ise yine 22° İkizler’deki yıldıza kare açı yapacak. Uranus ise zaten Akrep burcunda bulunan ele karşıtlık halinde. Bu üç jenerasyon gezegeni, Venus Yıldızını aynı anda harekete geçiriyorlar. Bugünlerdeki sessizliği fırtınadan önceki sessizlik olarak yorumlayabiliriz. Solar arc haritadaki Ay ve Uranus’un de, yardımcı elleri tetiklemesi bu ihtimali destekler durumda bana göre.  

    Progress Ay Haziran 2022 tarihinde önce Akrepteki yıldıza 150 açı yaptıktan sonra, 3 ay içinde destekleyici ayağa kavuşum yaparak olayların hızlanmasını sağlayacak. Progres Mars da ülkenin yükselenine kare yaptığı için, ülkenin kendini ve kaynaklarını koruyacağı bir döneme girdiğini söylemek yanlış olmaz.

    Venüs’ün gerilemesi ülkenin yükseleninin üzerinde gerçekleşti. Venüs’ün Heliacal rising olarak doğu ufkunda yeniden doğması, Ukrayna’nın maddi kaynaklarını yöneten Neptün’ün üzerinde gerçekleşti. Eski Yunan inanışına göre; Venüs tekrar görünür olduğunda makro sistemdeki enerji, mikro sistemde gelişen hikayeyi anlatır. Venüs’ün gökyüzünde sabah yıldızı olarak savaşçı kimliği ile yeniden doğduğu anda, Mars ve Uranus her iki yardımcı ele karşıtlık yapıyorlar. Mars, Ukrayna haritasının komşu ülkeleri sembolize eden üçüncü evin yöneticisi ve aynı zamanda ülkenin iktidarını, oligarkları ve ülke repütasyonunu sembolize eden MC’nin de yöneticisi. Yani Ukrayna’nın sınır komşusu Rusya ile anlaşmazlık içinde olması çok şaşırtıcı değil aslında. Bu durum  Amerika dahil tüm dünyanın olaya müdahil olmasına neden oluyor.  

    Ukrayna’ya göre in-Mundo dünya haritasına bakarsak, Uranus ülkenin batı şeridine çok yakın bir izdüşümüne sahip. Mars ve Pluto kesişim noktası da Avrupa’nın doğusuna yakın bir bölgeden geçiyor.

    Bununla birlikte sonbahar ekinoksu dünya haritasına göre baktığımızda, Uranus- Mars kesişim noktalarının Ukrayna’nın kuzeyine düştüğünü görüyoruz. Bununla birlikte Venus,Merkür ve Neptun ise üç Venus yıldızını ayrı ayrı hareketlendiriyorlar.

    Koç girişi haritasında ise; Mars, Pluto ve Neptun Venus yıldızını tetiklerken, Yengeç soltisinde ise Transit Uranus IC’den natal Pluto’ya karşıtlık yapıyor. Güneş ise VSP’ye sekstil yapıyor.

    Ukrayna’nın 2022 yılını şu andaki sessizliği ile devam ettirebileceğini söylemek yanlış olur. Havada köklü değişime doğru rüzgarlar esiyor. Oğlak soltistinde ise Saturn, Neptun ve Pluto Venus Yıldızı tetikliyorlar. Bununla birlikte Neptun’un dünya haritası üzerinde ülkenin batısından geçtiğini görüyoruz.

    2022 yılında dünyada egemen gücün değişimine seyirci olacağız büyük ihtimalle. Tutulmanın dünya haritasına iz düşümüne bakacak olursak. Nisan sonundaki tutulma Amerika’nın batı kıyısında ve Rusya/İran hatta birleşik arap emirlikleri hattında gerçekleşiyor.

     

    Rus doğalgazına alternatif bir depolama alanı Yunanistan Dedeğaç açıklarında kuruldu. Yine Amerika Katar ortaklı Kıbrıs açıklarında doğalgaz arama çalışmaları başladı. Yani ülkeler birbirlerine karşı pozsyon almaya devam etmekte. Öte yandan, Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail ile petrol anlaşması imzalarken, Yunanistanla da askeri işbirliği anlaşması imzaladı. Yani Nisan sonunda gerçekleşen bu tutulma pek çok şeyi harekete geçirecek gibi duruyor.

    Bu iki egemen gücü karşı karşıya getirecek restleşmelerin Ukrayna üzerinden (enerji paylaşımı) gerçekleşme ihtimali yüksek gibi duruyor. Jupiter Neptun kavuşumunun atmosferi iyimserlik, merhamet ve şefkat enerjileri ile desteklemesini umalım.

  • Venus Yıldızı ve Türkiye

    Venus’un Güneş ile dansı muhteşem bir geometri oluşturur gökyüzünde. Güneş ile Venüs’ün aşkı o kadar büyüktür ki birbirlerinden çok da ayrı kalamazlar. Venüs uzaklaşmak istese de Güneş; sevgiyi yaşamak ve aşkı paylaşmak için çağırır hemen yanına. Bu yüzden Venüs’ün her 1.6 yılda yaklaşık 40 gün Güneş’e geri dönüşüne şahit oluruz.

    Bu matematiğe, kişisel hayatlarımızı, toplumsal yapıları veya döneme damgasını vuran olayları analiz edebilmek için bakabiliriz. Venus’ün her geri hareketi Dünya ile Güneş’in arasından geçerken gerçekleşir ki, dünyasal olaylarda biraz daha etkindir. Venüs, Güneş ile yeraltına indiği bu fazda daha atak ve savaşçı bir kimlikle sabah yıldızı olarak doğar. Bu özelliği ile Güneş’in önünü açar ve ona yol verir.

    Dünya’dan en uzak noktada, Güneş’in arkasında kavuşmalarının ardından ise akşam yıldızı kimliği ile yolculuğuna devam eder. Bu dönemde daha hassas ve ılımlı bir doğaya sahiptir Venüs. Biraz daha sezgisel ve spritüel yanıyla parlar gökyüzünde.

    İki farklı kavuşum, iki farklı kimlikten söz ediyoruz Güneş ve Venüs’ün birlikteliği söz konusu olduğunda. Bu iki farklı randevunun  arasındaki süre ise 9.5 aylık bir süreci kapsar ve bu salınım 40 yıllık bir zaman diliminde 5 köşeli yıldızı oluşturur. Her bir yıldız ise 250 yılda tamamlanır ve böylece yıldızın tüm zodyağı katetmesi 1250 yılı bulur. Bu matematiğe biraz daha derinden bakmamız ve her birini ayrı ayrı yorumlamamız mümkün. Ama bu yazının konusu ülkemizde olup bitenleri anlamak ve ülkenin yolculuğunun nereye olduğuna ışık tutmak.

    Türkiye’nin Venüs Yıldızı (VSP) Başak burcunda ve IC ile kavuşumda.   Başak VSP’nin IC ile kavuşumu, ülkenin geleceğine köklerinin yön vereceğini gösteriyor. Gücünü atalarından, topraklarından, yöreye şekil  veren geleneklerinden alıyor Türkiye Cumhuriyeti. Aynı zamanda tarım ve madenlerin ülkeye yön veren ana kaynaklar olması gerektiğini de anlatıyor bize dördüncü ev.

    Başak burcu tarım, üretim, sağlık gibi konularla oldukça bağlantılı bir burçtur. Ülke’nin kuruluş yıllarında halk salgın hastalıklar, fakirlik ve ağalık sistemi altında ezilmekteydi hatırlayacak olursak. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde tam bir seferberlik ilan edilerek, kendi kaynaklarıyla, üretip, gelişmiştir ülke. Bu ortam bile tek başına Venüs Yıldızının Başak sembolizmini açıklıyor aslında. Ekipler halinde, çeşitli illerde her alanda kongreler düzenlenmiş, halk eğitilmiş, toprak ıslah edilmiş ve ülke yıllar içinde kendine yeter hale gelme yolunda ciddi ilerleme kaydetmiştir.  Cumhuriyetin ilanına kadar uzanan yolun çıkış noktası aslında ülkenin yabancılar tarafından işgal edilmesidir ki; toprak bütünlüğü ve vatan haritanın dördüncü evi ile temsil edilir. Venüs Yıldızının IC ile Başak burcunda yer alması çok şaşırtıcı değil gördüğünüz gibi. Bir ulusun seferberliği ve çalışma azmi Türkiye’nin Venüs Yıldızının lokomatif temasını oluşturuyor.  

    Türkiye haritasında lokomatife (VSP) güç veren sembolizm ise Kova ve Boğa burçlarıdır. Özgünlüğün ve yeniliğin sembolizmi Kova burcu, 600 yıllık Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinden başlayarak, ülkenin kabuk değişimine etkili olmuştur.

    Kova burcu beş köşeli Venüs yıldızında her zaman Başak burcunu Besler, Başak burcu da Boğa’yı Besler. Ülkenin yıldızında da bu enerji akışını gözlemliyoruz. Modernleşme süreci Tanzimat dönemiyle başlayıp, Cumhuriyetin ilanıyla devam eden bir dönemi kapsıyor. Kova burcunun özgürleşme ve gelişim süreçleri, hukuk ve idari alanlarda kendini göstermiş, ordan da  tarım ve bankacılık sistemlerine kadar uzanmıştır.

    Verimlilik ve üretkenlik ancak özgürlük, yenilik ve teknolojik gelişimlerle sağlanabilir. Aksi taktirde kendi içinde mükemmel saflığa ulaşmak ve faydalıyı faydasızdan arındırmak mümkün değildir.

    Kova burcu ülke haritasında; hukuk sistemi, kanunlar, din, yüksek öğrenim, yayıncılık ve dış ilişkilerin sembolize edildiği 9. Evi yönetir. Devlet organlarındaki fren ve denge sistemini oluşturan kuvvetlerden biridir yasama kuvveti. Devlet politikalarında eşitlik ve adalet en önemli temeli oluşturmalıdır ve dünyasal gelişimlere göre kendini revize edebilmelidir hiç şüphesiz. Haritanın dokuzuncu Evini sembolize eden diğer konu başlıkları ise din ve eğitimdir. Bağnazlık, monotonluk ve hatta karamsarlığın önüne geçmek adına, her zaman sorgulayıcı bir yaklaşımla, ufkunu genişletmesi gereken bir ülke olmalıdır Türkiye.

    Diğer destekleyici burç Boğa ise, bereketi, kaynakları ve zenginliği sembolize eder. Tabiatın hamile kaldığı dönemdir Boğa dönemi. Sürdürülebilir kaynaklara erişebilmek ve kendine yeterlilik demektir Boğa. Ülkenin doğru bilgi ve teknolojiyle üretip çalıştığında, zenginlik ve devamlılığı sağlayan verimliğe ulaşabileceğini söylüyor aslında.

    Boğa burcu ise ülke haritasında onbirinci evini sembolize ediyor. Kıstırılmış burç olan Boğa burcunun kendini diğer burçlar gibi rahat bir şekilde açığa çıkartamadığını görüyoruz. Kıstırılmış buçlar haritalarda hiç bir evi başlatmazlar. Bu sebeple sembolizmin kendini göstermesi de kolay olmaz. Boğa ülke haritasında yerel yönetimleri, meclisi, devlete bağlı kurumları, dernekleri sembolize eder. Gelir ve kazançlara bağlı olarak yapılan gelecek planlarının sağlamlığı ülkenin doğal kaynaklarının sağlıklı yönetilmesine bağlıdır.

    Venus Yıldızını iki ayak, iki el ve bir baş olarak ele alırsak; destekleyici ayaklarını Kova ve Boğa olarak açıklamış olduk sanırım. Şimdi yardımcı eller hangileri bir göz atalım isterseniz.

    Destekleyici enerjiler; Yay ve Yengeç burçları olarak karşımıza çıkıyor. Işçiler, işçi sendikaları, halk sağlığı ve orduyu temsil eden alanda Yay burcunu gözlemliyoruz. Türkiye, kuruluşunun ilk yıllarında uluslararası nüfus mübadelesi yaşamış, göç alarak ve iç göç yaşayarak şekillenmiş bir ülkedir.  Yay burcu yurtdışı ve yabancı kültürleri sembolize eder evet ama unutmayalım köy ve kent arasındaki yaşam biçimi farkı da Yay sembolizmi ile açıklanır. İlk kuruluş yıllarındaki göç alan ve göç veren ülke pozisyonundan coğrafi konum nedeniyle, göç trafiğine de yol olan bir konumda bulunmaktadır.

    Venüs yıldızının destekleyici elini oluşturan yay burcunun servis ve hizmet alanında yer alması, vizyoner olması gerektiğini ve deneyimle gelen bilginin önemini vurguluyor. Tecrübenin verimliliğin arttırılması konusundaki önemi kesinlikle yadsınamaz. Üretim aşamasında ve işçi politikalarında her zaman yaşananlardan öğrenmeyi ilke edinebilmelidir Türkiye. Bu sayede kendi kendini besleyebilen, kendi içinde dönüşebilen bir güç olabilecektir.

    Beş köşeli Venüs yıldızını oluşturan burçların özelliklerine baktığımızda yakın tarihten günümüze aksayarak gelen gelişimsel bir süreç görüyoruz. Sembolizmin gölge yönlerinin ağırlıklı olarak hakim olduğu bir ülke durumunda Türkiye. Bu sebeple de Venüs yıldızının Başak burcunun sembolizmiyle kendini göstermesi zor gibi duruyor. Ne bilgeliğinden ne de içsel gücünden faydalanamıyor.

    Peki bundan sonra ne olacak? Venüs yıldızını oluşturan enerjiden faydalanması mümkün olmayacak mı?

     

    Elbette mümkün olacaktır. Tek koşul her zaman her şeyde olduğu gibi, niyet ve farkındalıktır.

    Beş köşeli Venüs Yıldızı harita boyunca saat yönünde hareket eder. Başak burcunda  yer alan Venüs Yıldızı (VSP) bugün itibariyle Aslan burcuna ilerleyerek natal Neptun ile kavuşum yapıyor. Ülkenin yönünü tayin eden bir takım gelişmelerin yaşanacağı bir dönem. İlginçtir ki, Transit Neptün de eş zamanlı olarak MC’den geçmekte. Belirsizlik, skandal ve yanılgıların gezegeni olan Neptün ülkenin kaotik bir ortama doğru yol almakta olduğunu işaret ediyor. Üçüncü evde yer alan natal Neptun transit VSP kavuşumu ise komşu ülkeler ile ilişkiler, haberleşme, gazeteciler ve medyanın kullanımı gibi alanlarda skandal tabir edeceğimiz  gelişmelerin yaşanabileceğini gösteriyor. Kaldi ki; 2022 yılına sanatçıların sosyla medyada hedef alındığı çeşitli polemiklerle girdik. Kasıtlı ya da değil, olaylar sosyal medya üzerinden gündemi meşgul ediyor, hatta gözaltılar tutuklamalar hız kesmeden devam ediyor. Söylenen, kastedilen, anlaşılan arasında bir bağ yok diyebilirim. Kısacası tam bir Neptün  üçüncü ev durumu. VSP’nin bu noktaya vurgu yapması, Neptün enerjisini doğru kullanmamız gerektiğinin işareti bana göre. Elbette becerebilirsek.

    Neptun aynı zamanda petrol, gaz, su ile ilişkilendirilir, sinema, ilaç sanayi, su kaynakları Neptünün sembolize ettiği alanlardır. Bana göre denizlerimizdeki sınırlar ve barajlar önemli gelişmelere sahne olacaktır mutlaka, özellikle 2025 yılında Neptun Koç burcuna giriş yaptığında. Ama o günün temelleri Türkiye için bu yıl atılmış olacak. Gezegen kendisini her zaman çözen, dağıtan, eriten bir enerji ile gösterir. Bu sebepledir ki VSP Neptün kavuşumunun yanısıra, transitte Türkiye haritasının MC’sinden geçmesini siyasal istikrarsızlık, çözülme, yanılsama gibi unsurların yaşanmasına neden olacaktır.  

    Yıldızın destekleyici ayağı olan Kova’nın transit Venüs Yıldızı tarafından tetiklendiğini düşünürsek; hukuk sistemi ve dış ilişkilerin, özellikle finansal konularda, ülkenin mevcut koşullarının oluşmasında önemli bir etken olduğunu görüyoruz.

    Peki bu yıldız nereye ilerlemiş ona bakalım isterseniz.

    Kova enerjisi Oğlak’a geçerek, yurt dışı ve hukuk alanından, müttefikler ve düşmanlık evi olan yedinci eve taşınıyor ve natal Venus’e sekstil açı yapıyor. 2018 yılından bu yana, hem Saturn hem de Pluto’nun bu alanda ülkeyi test ettiğini düşündüğümüzde, yeni müttefik arayışlarının, yeni anlaşmaların ülkenin kaderine yön vereceğini söyleyebiliriz. Bugün hala tam olarak hangi ülkelerle ne şekilde işbirliği yaptığımız net değil. Tüm dünyada durum bu sanırım. Pandemi ile artan sorunlar tüm dünyayı şekillendirmeye devam ediyor. İngilitere/Avrupa birliği süreci, Rusya Çin İran üçlüsü, Amerika’nın iç siyaset dengesi derken, bu kaygan zeminde dengeleri sağlam tutmak doğal olarak zor olacaktır.

    Yardımcı el olan yıldız ise altıncı evin girişinden, oldukça yoğun olan beşinci eve ilerleyerek ülkenin natal Ay’ını tetikliyor. Ay, her ne kadar halkı ve ülkenin kamuoyunu sembolize etse de, maddi kaynaklarını, bankaları ve ihtiyaç malzemelerini de işaret eder. Spekülasyonlar nedeniyle finansal kayıpların yaşandığı ülkede, yaşamsal ihtiyaç kaynaklarının azalmasını ve zor durumdaki halkı da açıklıyor bu durum. Beşinci evi, mutluluk ve eğlence sektörü olarak ele alırsak da; kayıplar nedeniyle depresif bir temanın bir müddet daha devam edeceğini söylemek mümkün.

    Natal Ay, Türkiye haritasının on ikinci evinde yer alıyor. Bu ev; yasa dışı örgütleri, gizli toplulukları, inzivayı anlatır. Natal ay ve Güneş/Saturn orta noktası, yıldızın yardımcı eli tarafından tetikleniyor. Bu durumda, kendini ortaya koymayan gizli grupların, otorite olarak görüldüğü bir sürecin içinde olacaktır ülke bir süre. Ya da perde arkasında yapılan gizli anlaşmaların, ülke iradesinde etkin olabileceğinden de bahsedebiliriz. Gün geçmiyor ki suç örgütleri, tarikatlar, cemiyetler hakkında yeni bir kitap yazılmasın veya bir dosya yayınlanmasın.

    Yıldızın diğer yardımcı eli ise ülkenin onikinci evine ilerleyerek özgürlüğü sembolize eden Uranus’ü tetikliyor. Ülke’nin verimliliğini arttırması için, hukuk ve dış ilişkiler konusunda reformlardan destek alarak, ilerleyebilmesi gerekir. Türkiye’nin Uranus’u MC ile kavuşum halinde olduğuna göre artık kollektif inanç kalıplarından mutlaka özgürleşmesinin vakti gelmiş demektir.    

    26 Mart tarihinde gerçekleşen 5° Koç burcundaki yıldız, Türkiye’nin iktidarını temsil eden alanda ve natal Mars’ının karşısındaydı. Venüs yıldızının dispozitoru olan Mars ise diğer yıldızın  derecesi olan 13° İkizler’de yer alıyor aynı gün. Kısacası tüm gizli kalmış konular, okült gruplar, gizli düşmanlıklar ülkenin gündemini etkiledi. 2021 yılına Sedat Peker’in yurtdışından videolarıyla girdik. Uzun bir süre ülke gündemini etkileyen devlet/mafya bağlantıları ile sarsıldı gündem. Tarikat yurtlarında yaşananlar bir bir basında yer almaya başladı. Gençlerin intiharları tartışılır oldu sosyal medyada. Eş zamanlı olarak ülkenin ASC’sinin de tetiklendiğini düşünürsek, ülkenin kaderine doğru yol alacağı dönemin tohumları atılmış oldu demek yanlış olmaz sanırım. 2021 yılı itibarıyla, İktidarın ülke politikalarını yeniden ele alması gereken gelişmeler arka arkaya gelmeye başlıdığını görüyoruz. Halkın iktidar partisi üzerindeki desteğinin azalmaya başlaması da bu sürecin sonucu sanırım.

    Kasım ayında başlayacak  olan Mars gerilemesi 25° İkizler’den 8°’e kadar devam edecek. Yıldızın 13 derecesinin tetiklenmesiyle birlikte natal Uranus de hareketlenmiş olacak. Ülke ister istemez yeni bir seçim yapmak zorunda kalacak. Aralık ayında tam tetiklenme gerçekleşecek. 

    Uranus’un 2017 yılında meclisi temsil eden onbirinci eve girişiyle birlikte ülke, meclisin yetkilerinin görece olarak azaldığı başkanlık sistemine geçti hatırlarsanız. Şimdi aynı alandan yardımcı eli tetikleyerek dönüşümün önündeki reform yolunu açacak. Meclisin yeniden yapılanacağına şahitlik edeceğiz. Ekonomik şartların ülkenin her alanında kendini hissettirdiğini söylemeye gerek yok sanırım.

    Progres haritada ise finansal konuların temsil edildiği sekizinci evde Kova burcunda yeni ay gerçekleşiyor ve bu yeni ay ülkenin VSP’ini tetikliyor. Ülkenin dış borç stoğu yıllar bazında artıyor ve sonuç olarak da ülke ciddi döviz sıkıntısı ve yüksek enflasyonla boğuşan bir ülke konumunda maalesef. Gelinen bu noktada ülke, yaşamsal kaynaklarını, madenlerini, hatta topraklarını borç dengesini sağlayabilmek için kullanmak durumunda kalabilir. Saturn haritanın her alanında etkin görünüyor ki gezegen; ülkenin açık düşmanlarını, müttefiklerini temsil ediyor. Hem transit Saturn ülkenin progress yeni ayını, hem de progress Saturn ülkenin natal Güneş’ini ve yıldızın destekleyici ayağını etkiliyor. Heberleşme, medya, eğitim gibi konuların aksaklıklar veya kısıtlanmalar nedeniyle yeniden yapılandırılacağını düşünebiliriz. Güneş ülkenin yöneticisini ve aynı zamanda ünlüleri temsil ettiğinden dolayı, ülkedeki yöneticilerin ve sanatçıların da baskı altında olduğunu söylemek yanlış olmaz bu durumda. Haliyle kıstlamalar ve kaynakların yetersizliği nedeniyle depresif bir yıl olacağı kesin.

    Progres Mars birinci evde yerleşen Pluto’yu ve yardımcı eli tetikliyor. Kriz ve ölüm oranlarını  temsil eden sekizinci evdeki yeni ay ile eş zamanlılık, ülkenin karışıklık, başkaldırı ve isyanlarla çatışma süreci yaşaması ihtimalini kuvvetlendiriyor. Venüs yıldızının Pluto ile kavuşan yardımcı eli üretim ve verimli çalışma politikaları alanlarında dönüşüm sürecini başlatmıştı zaten. Pluto ile gelen deneyimler kolay olmaz. Hayatta kalma mücadelesini, var olma savaşını temsil eder Pluto. Ülke haritasında birinci evde yerleşen gezegen bu yıl Mars ile tetikleniyor. Şubat ayı ortalarında transit Jupiter’in geçişiyle bu alanda bir takım gelişmelerin yaşanmasını belkleyebiliriz.

    Progress yeni ay da VSP’yi tetiklediğine göre, Türkiye toplumsal yapısını gözden geçirmek zorunda kalacaktır. 2011 yılından bu yana yıkıcı bir şekilde göç alan ülkenin toplumsal kimliğinin yavaş yavaş dönüşmeye başladığını düşündüğümüzde, yaşanan ekonomik ve sosyolojik gelişmeler bu durumu öncelikli olarak ele almaya zorlayacaktır ülkeyi.

    Progress Ay’ın 19° Kova’yı Mayıs ayında tetiklemesinin hemen ardından natal Mars’ı tetikleyecek olması, işleri hızlandıracaktır. Progres Ay her zaman tetikleyici olarak işlev görür. Temmuz ayında ülkede ulusal savunma konularında hareketlenme bekleyebiliriz.

    Aslında Progres Jupiter gerekli olan iş gücünü ve savunma ihtiyacını karşılayabilecek fırsatı veriyor. Türkiye, kendi kaynaklarını verimli üretim sistemi sağlayacak şekilde kullanabilir isterse. Yeter ki kollektif inanç sistemlerinden kendisini kurtarabilsin. Natal haritanın ön plana çıkan gezegeni Uranus. Başka bir deyişle ülke yolunu Uranüs’ün sembolize ettiği aydınlanma ve yeniliğe çevirmek zorundadır. Modern yaklaşımlarla, vizyoner bir iktidar anlayışı ülkeyi geleceğe taşıyabilir. Bunun için izlemesi gereken yol ise VSP’nin yer aldığı Başak sembolizmidir. Köklerinden, atalarından miras kalan hazinesi; tevazuyla çalışıp, verimli olmaktır. Doğal zenginlikleriyle üretip büyüyebilecek bir ülkedir Türkiye. Bunu yapmanın tek yolu ise Yay sembolizminden geçiyor. Çekirdek aileden başlayarak eğitim seferberliği yapmaktır. Elbette okuma yazmadan bahsetmiyorum. Yay; etik kurallar, hoşgörü ve anlayıştır. Önce doğru insan olmak sonra bilgiyle donanmak gerekir. Önce ruhu eğitmek, ardından beyni donatmak gerekir. Biri olmadan diğeri sakil durur çünkü.

    Doğru yola girmemiz ümidiyle.. 

  • Venus Yıldızı -Heliacal Rising

    Venus gökyüzünde Güneş ve Ay’dan sonra en parlak gezegen olarak tüm ihtişamıyla parlar. Bu sebeple de tarihten günümüze her zaman ilgiyi üzerinde toplamıştır ve insanlık tarihinde yer alan önemli buluşlara da izini bırakmıştır.  Bu yazıya konu olmasının sebebi ise, bu hafta sabah yıldızı olarak ufuktan doğacak olması.

    19 Aralık’tan bu yana  gerilemekte olan Venus, bu ayın başında Güneş ile birleşmek üzere yeraltına çekildi. Yaklaşık bir haftadır gökyüzü Venüs’ün parlaklığı ve ihtişamından mahrum. Güzellik tanrıçası Afrodit’in ilham alındığı bu parlak gezegen, yeni bir kimlikle doğacak yarın doğu ufkundan.  

    “Heliacal Rising” olarak yeniden gökyüzünde Güneş’in hemen önünden doğması, özellikle belirli kültürlerde (Babil, Maya, Mısır) daha çok önemsenen bir gökyüzü olayı olmuş tarih boyunca. Güneş ve Dünya arasında yer alan Merkür ve Venüs’ün geri hareketleri, Dünya’ya en yakın mesafede gerçekleştiği için, kişisel etkilerinin yanı sıra dünyasal olaylarda da oldukça etkilidir.

    Venüs’ün Güneş ile evliliği sadece geri hareketinde değil, bir de Dünya’dan en uzak olduğu düz hareketinde de gerçekleşir ki, o zaman gökyüzünde yaklaşık 60 gün kadar görünmez olur. Geri hareketindeki birleşim sabah yıldızının doğumuna, düz hareketindeki birleşim ise akşam yıldızının doğumuna neden olur. Haliyle bu iki özellik farklı şekillerde yansır hayatımıza. Biri diğerinin yansıması, devamı niteliğinde işlev görür kişisel olaylarda.

    Venus’un Güneş ile bu ihtişamlı dansı bize muhteşem bir görsel şov oluşturur. Dünyasal olaylarda ve karekterimizin oluşumunda da bize önemli ipuçları sağlar. Söz konusu estetiğin sırrı; oldukça düzenli bir matematik ile yörüngesinde salınım yapmasıdır diyebilirim. Altın oran olarak da bilinen 1.6 sayısı Venüs’ün Dünya ile bağlantısını ifade eder ki, bu da gezegenin estetik ve sanat ile ilişkilendirilmesini çok iyi açıklıyor.

    Her 8 yılda bir aynı burçta geri giderek, bizi geçmişten günümüze taşımaya çalışır bu gizemli gezegen. Düzenli hareketinin en can alıcı parçası ise, her 1.6 yılda 40 gün geri gitmesi diyebilirim. Bu sayede 5 ayrı istasyonda (burçta) gerileme yaparak, 5 köşeli yıldızı oluşturuyorlar Güneş ile birlikte. İlginçtir ki; düz ve geri kavuşumların arasında da 9.5 aylık bir zaman dilimi vardır. Tıpkı ana rahmindeki embriyonun gelişim süreci gibi..  Hayran olmamak elde mi bu matematiğe? Makro kozmozda ne görüyorsak, mikro kozmozda da aynen mevcut. Yeter ki baktığımızı görelim, gördüğümüzü anlamlandırabilelim.

    İsterseniz şimdilik sadece gezegenin sabah yıldızı olarak doğuşunu ele alalım.

    Venüs Urania (akşam yıldızı) ve Venüs Pandemos (sabah yıldızı) iki farklı kişilik olarak karşımıza çıkıyor gezegenin sembolizminde. Ouranus ve Gaia’nın kızı olarak Afrodit, sevginin her türlü yönünü yansıtıyor bize; şefkatli, sevecen, şehvetli, kıskanç veya intikamcı.. Akşam yıldızı Venüs daha sosyallik ve kabullenicilik için arzu duyarken, sabah yıldızı Venüs daha ön plana çıkar ve onaylanma ihtiyacı duymadan hareket eder, iddialıdır. Güneş’ten önce doğduğu için Güneş’in yolunu açar. Akşam yıldızı aşk tanrıçası, sabah yıldızı ise savaş tanrıçasıdır.

    Aşk, sevgi ve uyumun gezegeni Venüs’ün savaş ile ilişkilendirilmesi garip gelebilir size. Ama unutmayın savaşa sebep olan, nefret, kin, tutku gibi duygular aslında “kırık bir kalp”in eseridir. Afrodit aşığı Adonis’i kıskandığı için intikam planları yapmış ve uzun süre aşığının yasını tutmuş bir tanrıçadır. Afrodit’in mitolojisinde aşkın her yüzüne rastlamamız mümkün, tıpkı günümüzde gerçek hayatlarda da olduğu gibi.

    Venüs’ün dünyaya en yakın halinde sabah yıldızı olarak doğması genelde major dünyasal olaylara işaret eder.  Yarın ve öbür gün Venüs’ün doğu ufkunda Güneş’in önünde doğacağı heliacal rising fazı başlıyor ve artık Venüs Pandemos olarak gökyüzünde tüm ihtişamıyla salınacak.  Venus’ün evrensel teması olan, uyum, sosyalleşme ve arabulucuk gibi kavramları düşünürsek, ülkelerin bu alanlarda pek de iyi sınavlar vereceğini söyleyemeyiz.

    Aralık ayından bu yana haber başlıklarına bakarsak, Maya’ların özellikle üzerinde durdukları savaşçı Venüs arketipi sahnede yerini alacak gibi duruyor. Kazakistan, Ukrayna, Rusya, Amerika, Kore derken ipler son derece gergin.  Özellikle bugün Rusya’nın Nato’ya karşı gerginliği arttıran açıklamalar yapması, içinde bulunduğumuz yılın temasını da belirlemiş oluyor. Buna Rusya-Amerika diye de bakabiliriz. Elbette bir diğer güç olarak Çin de dünyaya korkusuzca meydan okuyor. Diplomasi Venüs’ün yetki alanında gökyüzünde unutmayın. Aslında aşk gezgeni olarak sınıflandırılan Venüs’ün küçümsenmeyecek kadar önemli bir rolü var zodyakta. Hatta bu yazıya konu olan Güneş Venüs ilişkisinin yanısıra Venus/Mars ilişkisi de dünyasal olaylarda son derece önemli bir ikili. Venüs’un bu fazında dünya üzerinde ülkelerin saflarını belirleyeceği bir döneme girmiş oluyoruz.

    Pluto gibi güç ve ölüm gezegeniyle gerileyen Venüs, heliacal rising fazında Pluto’nun sembolizmini dünyaya taşımış olacak. Yani gizli, gömülü her türlü konunun, toplumsal bilinç dışının, gizli güçlerin, organize işlerin, bu fazda açığa çıkmasıyla olayların gelişeceğini düşünebiliriz.

    2014 yılındaki gerileme fazından örnek verecek olursak; Mit tırları haberi, Amerikan askerlerinin Irak işgali sırasındaki fotoğrafları, Tunus yeni anayasası ki; kadın erkek eşitliği kabul edilmişti, Mısır ve Müslüman kardeşler gibi olayları sıralayabiliriz. Her bir başlık önemli bir mihenk taşını oluşturuyor günümüz için. Venüs, her 8 yıllık gerileme döneminde geçmişin yansımasını yaşatır bize.

    Bunu ister ülke bazında, ister bireysel olarak ele alalım, Venüs’ün öğretmek istediği şey aynıdır: Bize olgunlaşma süresi tanıdıktan sonra, yarım kalmış konuların tamamlanması için geri döner ve sevgiye çağırır. Kendimizi sosyal bir varlık olarak ortaya koyabilememizi sağlar ve aslında yakalamamız gereken uyumun hangi alanlarda olması gerektiğini anlatmaya çalışır.

    Bir önceki kavuşumun Koç enerjisiyle bugüne taşındığını düşünürsek, geçtiğimiz 9,5 aylık süreçte son derece atak, hızlı, ateşli (orman yangıları), çatışmalı, kavgalı bir periyottan geçerek bugüne ulaştık. Koç’un düşünmeden hareket etme özelliğinin bu fazda Saturn tarafından baskılanacağını, engelleneceğini söyleyebilirim.

    Saturn toplumsal bir burç olan kova’da ilerlemesini sürdüyor. Koç’un ve Kova’nın talep ettiği özgürlük ve ilerleme heyacanının, bir süre sonra dirençle karşılaşacağı kesin. Baskı arttıkça isyan da artacak. Tam heliacal rising fazında Saturn, ikizlerdeki kavuşum derecesini tetikliyor bu hafta. Ay düğümleri ve Uranus de 4 Ağustos tarihinde 18° Oğlak’ı tetikleyecekler. İkizler’den, Koç’a, Koçtan Oğlak’a taşınan bir enerji akışından bahsediyoruz. Kısacası, yazışmalar, haberler, sert atışmalar, eyleme dönüşecektir. Uzun dönem planları için aksiyon alma zamanının geldiğini söyleyebiliriz. Bu sürecin nasıl yaşanıp, şekilleneceğini birlikte gözlemleyeceğiz bundan sonra.

    Kısacası Venüs’ün Güneş ile birleşmesi (evliliği) bizi zamanın içinde yolculuğa çıkarır. Geçmişi geleceğe, geleceği ise geçmişe bağlar. 2014 yılında yaşadığımız olayların gelişimi 2018 yılında kendini göstermiş olmalı. Bugün ise 2014 yılında yarım kalan olayların tamamlanacağı ya da anlamlandırılacağı bir zaman dilimi ve aynı şekilde geleceğin tohumlarının atıldığı da bir dönem.

    Venüs gerilemesi diğer gezegenler içinde, yaşarken en az hissedilen ama geriye dönüp baktığımızda ise en net ifade edilebilen gerilemedir.

    Yeniden ayarlama, yeniden değerleme, yeniden sevme zamanı. Umarım ülkemiz de bu zorlu sınavı başarıyla atlatır.

     

     

     

     

     

     

    
     

     

  • İkizler Dolunayı

    Güneş galaktik merkezde yer alırken bir dolunay gerçekleşti bu sabah. Dolunayların duygusal krizleri ifade ettiklerini artık biliyoruz; yeni ayın ardından atılan tohumların sonuç verdiği dönemleri işaret eder. Yay burcundaki güneş tutulmasının karşıtlık fazını yaşıyoruz şimdi. Tutulmanın temasını da taşıdığı için biraz daha etkili bir dolunay enerjisi anlayacağınız.

    Eş zamanlı olarak, Venus gerilemesinin başlaması ve Saturn/Uranus karesinin son kez etkinleşmesi; bu dolunayın temasını güçlü kılıyor.

    Tek tek ele alalım isterseniz bunları..

    Değişim fırtınasının tam göbeğindeyiz ve hızla olup bitenleri anlamlandırmakta zorluk çekiyoruz. Ülke politikasında söz sahibi değiliz ve yaşananlara çözüm getirecek karar mercii de biz değiliz. Bu durum eğitimli ve farkındalığı yüksek insanlarda baskıyı arttıyor haliyle. Çaresizlik duygusu bizi eylemsizliğe doğru çekiyor farkındayım. Ama gerçekten çaresiz miyiz?

    İkizler dolunayında  zihin her zamankinden biraz daha hızlı çalışıyor. Bin tilki dolaşıyor zihinlerde ve kuyrukları birbirine değmiyor. Nasıl çıkarız bu işin içinden, nere gidiyor ülke, ne yaparız batarsak, gibi deli sorular..

    Öncelikle, şartların değiştiğini Kabul etmek gerekir. Bu kabulleniş, zihnimize düşünmek için ana istikamet belirlemiş olacaktır. Bununla başlasak iyi olur. Şartlar ve kurallar değişti!!. Zorlamayın, hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Yeni düzene ayak uydurmak için araştırıp, plan yapmak gerekecek bundan sonra.

    Unutmayalım Güneş galaktik merkezde yer alıyor dolunay sırasında. Eşikteyiz şu anda. Bir ayak içerde, bir ayak dışarda. Galaktik Merkez Samanyolu galaksisinin dönme merkezidir. Çok yoğun bir merkezdir ve bir eşik gibi çalışır. Farklı dünyalara açılan bir kapı olduğunu düşünebiliriz. Bu kadar yoğun bir noktada, galaksimizin merkezinde gerçekleşiyor bu dolunay. Bence evrenin bize söylemeye çalıştığı önemli bir mesaj var.  

    Güneş bilinçtir, güneş kimliktir, güneş farkındalıktır. O zaman dolunayın mesajı; yeni bir bilinçle farklı bir yaşam kurmamız gerektiği olabilir.

    Bu arada, çok derin anlamlar yüklemeye gerek yok “farklı dünya” lafına. Sadece sıkı sıkıya ya da körü körüne bağlı olduğumuz tek bir inanç kalıbını kırmak bile bize farklı bir dünyanın kapısını açabilir. Mesela; günah ya da ayıp kavramlarımızla başlayabiliriz bu değişime. Ya da bizi felç eden derin korkularımızı kırma niyeti de olabilir bu. Sadece bir tek şeyi değiştirebildiğimizde hayatımız yani dünyamız değişecektir zaten. Biz değiştiğimizde ilişkilerimiz de değişecektir hızla. Sahne korkusu olan birinin kameralara konuşması mesela. Alın size atlanmış bir eşik! Taşınma kararı vermek, şehir ya da ülke değiştirmek, sevgiliye bittiğini ya da başlamak istediğini söyleyebilmek gibi…. Buna benzer örnekler kendi insiyatifimizde, bizim aşabileceğimiz eşikler.

    İlişkilerimiz de bu dolunayın ana temalarından biri. Venus, gerileme hareketinde, ölüm gezegeni Pluto ile dans ediyor bu sene. Güzellik ve aşk tanrıçası Venus neden yer altı tanrısını seçti dersiniz bu yıl? İşin ilginç yanı sadece Venus değil, yasal evlilik ve ortaklıkların tanrıçası Juno da Pluto ile birlikte. Yani sözünü ettiğimiz değişim gerçekten ilişkilerden başlıyor. Ülkelerin ittifaklarından, hükümet koalisyonlarına, şirket birleşmelerinden, evlilik ve ortaklıklara kadar uzanan bir yelpaze düşünün şimdi.

    O zaman kimlerle dans ediyoruz sorusu sorulması gerekiyor öncelikle. Bizi amacımıza götüren insanlarla mı birlikteyiz yoksa bizi yavaş yavaş eritiyorlar mı? Hangisi?? Biz değişime gönüllü oluyorsak, yola birlikte devam edeceksek, yanımızdaki kişilerin de aynı şeyi istemesi gerekir. İşte Venus, Pluto ve Juno ile birlikte bu derin sorgulamayı talep ediyor bizden.

    Pluto, aşk tanrıçası Venus’e “Doğru insanla mı birliktesin? Bir daha düşün istersen?” diye sesleniyor şu an. Onu yeraltına indirip ne istediğine karar vermesini istiyor. Şimdi yeraltı deyince aklınıza kötü bir şey gelmesin. Amacı acı çektirmek değil elbette. İlk etapta böyle bir his olacaktır mutlaka ama uzun vadede bu acı reçeteyi içmek fayda getirecektir inanın.

    Jung’un dediği gibi; insanlar acı çekmemek için ızdırap içinde yaşarlar. Bize uygun ilişki modelini bir kez kavradığımızda ızdırap biter. İnsandan insana dolaşmak yerine, önce kendimizle sonra başkasıyla olmamız gerektiğini anlatmaya çalıyor Pluto.  

    Aslında bir çoğumuz cevabı biliyoruz. Sadece adım atmaya gücümüz yok ya da çözüme giden yola dair fikrimiz yok. Şunu belirtmek zorundayım; değişim artık çok hızlı gelecek. Galaktik Merkez başka bir evrene açılan kapı. Dolunayın bu eşikte gerçekleşmesi ve Jupiter’e titreşim göndermesi; bize bu yolculuğun geçiş biletini göstermesi gibi bence. Yapmamız gereken bu olasılığı kabul etmek, araştırmak ve bu yolculuğa gönüllü olmak.

    Her kriz içinde fırsatları da barındırır. İkizler dolunayı bu fırsatları görmemizi sağlayan bir enerji yüklüyor evrene. Yay’ın optimistliği ile en azından bu hüzünlü atmosferden başımız kaldırıp, fırsatları yakalamaya çalışsak nasıl olur sizce?

    Hayatımız çözülüp, dağılıyor olabilir, nerden biliyoruz ki daha iyisini yapamayacağımızı. En azından şimdi artık ne gibi hataları yapmayacağımızı biliyoruz. Pahalı bir ders aldık ama dersimiz aldık.

    Ödevler bizi bekler, Pluto ile dans etmeyi öğrenmemiz ilk dersimiz.

  • YAY BURCUNDA GÜNEŞ TUTULMASI

    Yay burcunun son tutulması gerçekleşiyor bu haftasonu. Tutulmaların da etkisiyle gökyüzündeki enerji değişiyor bundan sonra. Yay-ikizler aksında yaşadığımız tutulmalarla inançlarımızı test ettik, doğru zannettiğimiz pek çok konuda yanıldığımızı anladık. Hatta” bu da olmaz artık” dediğimiz pek çok şey ile alıgımız değişti. Tüm bunlar bilgi ve inanç zemininde gerçekleşti. Bireysel olarak hepimizde kodlu olan bazı bilgi kayıtlarını düzelttik böylece. Zenginlik, sevgi, aşk, zaman, lüks, para, sağlık gibi kavramlara artık farklı anlamlar yüklemeye başladık.

    Söz konusu algının değişmesi için tutulmaların aks değiştirmesi tek başına yeterli değil elbette. Gökyüzündeki devinim büyük bir orkestra gibi çalışır. Hepsi bir düzen ve sistem içinde hareket ederek toplumsal dönüşüme hizmet ederler. 2021 için ana konu; Saturn-Uranus karesi ve Saturn-Jupiter kavuşumuydu.

    Uranus, Saturn ve Jupiter mitolojide baba oğul çatışmasını anlatan gezegenler. Hikayeye göre Saturn, babasının tahtını ele geçirip iktidar olmuştu hatırlarsanız. Aynı şekilde Jupiter de, babası Saturn’un tahtını ele geçirip Olimpos’u yönetti. Bu hikayedeki metafor; otoriteye isyan, baskıya boyun eğmemek, yeni ve adil olana yönelme olarak ele alınabilir.

    Tutulmalar da aslında bu temaları ateşleyip, görünür olmalarını sağlayan belirleyiciler. Öne çıkan Saturn-Uranus çatışmasının başlangıç noktası da yay burcunda gerçekleşmişti yıllar önce. Tohum Yay burcunda atıldığına göre, Yay burcu sembolizmini doğru anlamak önemli bizim için.

    Bilgiyi revize etmek, zihnimizi esnetmek, yaşadıklarımızdan bir anlam çıkartmak Yay sembolizmi ile açıklanabilir. Bilgi ve deneyim belki de en önemli kısmını oluşturuyor sembolizmin. İhtiyaç duyulan zihinsel süreç yaşanmadıktan sonra, hayatın içinde çekilen onca acıya, harcanan emeğe, kaybedilen zamana yazık olacak demektir. Sürekli aynı hatayı yaparak, benim kaderim böyle demek çok da akıllıca olmasa gerek. İşte bu sebeple evrenin dilini doğru okumamızda fayda var.

    Her şeyden önce, yalnız değiliz bunu bilelim. Yaşama sanatının sırları gökyüzünün matematiğinde gizli. Gözlemlememiz yeterli. Kurulan düzen, örülen duvarlar, işleyen kurallar değişecek bu süreç içinde. Bu kadar basit! Zaten bunu anlamayan da kalmadı tahminen. Bu noktada hemfikiriz. Ama dikkatinizi çekmek istediğim konu; bu değişime bilinç olarak ne kadar hazır olduğumuz.

    Hibrit çalışma sistemine alıştık, o da tamam. Peki bakış açımız, algılama biçimimiz ve değer yargılarımız ne kadar değişti?? Aynı işi ofisten ya da evden yapmak değil konu aslında. Konu ürettiğimiz katma değer. Kapitalist toplumlarda otomatikleşen bireyler olmuştuk. Duygudan uzaklaşan, görevini yapan mekanik insanlar olarak sürüye uyum sağlamştık. Doğal olarak bu da bastırdığımız konuların sayısını arttırdı zaman içinde. İşte dikkatimiz bu noktaya çekilecek tutulmalarla.

    Yay-İkizler aksındaki tutulmalar artık Akrep-Boğa aksına geçerek, olaylara yeni bir boyut katıyor arka planda. Yani ödevimiz biraz daha ağır gibi. Güney Ay düğümü (true node) hala Yay burcunda. Hoşgörüyü, farklı inançlara saygıyı, optimist olabilmeyi öğrenmiş olduğumuzu dilerim. Çünkü buna ihtiyaç duyacağız yolculuğumuzun geri kalan döneminde. Güney ay düğümü Akrep burcunda olacağı için salıverilen enerji hoşumuza gitmeyen konuları içeriyor olacak. Hiç astroloji ile ilgilenmeyen ve hatta alay edenler bile az çok Akrep burcunun ne olduğunu biliyor artık.

    Akrep öldürmek isterken Boğa yeşertmek ister, Akrep güç isterken Boğa keyif almak ister, Akrep tahhakküm ederken Boğa dokunmak ister, Akrep karanlıkken Boğa çiçek açar. Bu durumda önümüzdeki yılın konusu Akrep sürecinin Boğa özelliklerine dönüşmesi olacaktır.

    Nasıl mı?

    Bireysel olarak Akrep özelliklerini hayatımızın hangi alanında yaşıyorsak, bu alanda bu süreci deneyimlememiz gerekecektir. “Bana ne oynamıyorum” deme lüksümüz yok maalesef. Tıpkı gübrenin çiçeği besleyip büyütmesi gibi, geçmişimizden, yaşadıklarımızdan ders alıp, olgunlaşacağız. Kendimizi büyüteceğiz. Duygularımızı arındıracağız. Kötü anıların bizi çürütmesi yerine, bizi beslemesine izin vereceğiz. Elmas yerin altında, en gizli alanda gömülüdür hatırlatırım!

    Bu dönemde bu coğrafyada dünyaya geldiğimiz için, bu süreçleri biraz fazlaca hissediyoruz, bu da bir gerçek. Sonuçta Türkiye Akrep ülkesi. Seks, ölüm, seks cinayetleri, hırs, iktidar savaşı, manipülasyon konuları, memleketin karekteristik özelliklerinin ne olduğunu açıklıyor sanırım. Bu sebeple buna benzer temalar önümüzdeki iki yıllık periyoda damgasını vuracaktır.

    Tutulmanın yöneticisi Jupiter ise Mars ile çatışma halinde. Farklı görüşlerin çarpıştığı bir atmosferde olduğumuzu söylemek yanlış olmayacaktır. Tutkunun, hırsın ve sonuç odaklı hareket tarzının ağır basacağı bir atmosferde geçireceğiz tutulmayı. Venus’un yumuşaklığını ve Yay burcunun iyimser yanını görebilmemiz zor gibi duruyor. Uranus’un de tutulmaya dahil olması tahminimizin dışında bir takım gelişmelerin yaşanabileceğinin işareti.

    Her zaman olduğu gibi bize büyük iş düşüyor. Birey olmayı başabilen insanların oluşturduğu toplumlar şüphesiz medeni bir yaşam sürerler. Ancak hoşgörüden uzak, kör inançla zihnimizi kilitlediğimizde ise, şu anda içinde bulunduğumuz ortam gibi, cahiliye dönemine mahkum yaşarız.

    Seçim bizim.. Uyanacak mıyız dersiniz?

  • Boğa Burcunda Ay tutlması

    Cuma günü öğlen saatlerinde Boğa burcunun 27 derecesinde Ay tutulması gerçekleşiyor. 2020 senesinin Haziran ayında Yay burcu ile başlayan tutulma serisi artık sona eriyor bu hafta. Kasım ayının ilk haftası Akrep burcundaki yeni ayın Uranus ile birlikte gerçekleştiğini de hesaba katarsak; gerçek bir değişim döngüsünün içinde olduğumuzu söyleyebiliriz. Hem tutulma aksı değişiyor hem de yeni ayın enerjisi tutulma ile zirveye taşınıyor.

    Yay/İkizler tutulmasının yani 2020 yılının ana konusu pandemiydi hiç şüphesiz. Pandemi sadece gelmekte olan yeni düzenin tetikleyicisiydi. Uranus’un Boğa burcuna geçişiyle birlikte, değer yargılarının ve maddiyata yüklediğimiz anlamın değişeceğinden daha önceki yazılarımda sürekli bahsetmiştim hatırlarsanız. Pandemi ile birlikte “zaman ve mekan” kavramlarının anlamı da değişti. “Özgürleşme, zamanı yönetme, emeğin gerçek karşılığı” gibi konular tartışılır oldu. Değişken burçlar olan Yay/İkizler aksı, yeni dünya düzenine adaptasyon niteliğinde işlev gördü aslında.

    Herkes bu ay tutulmasından korkuyor anladığım kadarıyla. O kadar çok soru geliyor ki bana bu tutulmayla ilgili, korku salınmış herkesin yüreğine belli ki. Değişimin, aslında uzun zaman önce başladığını söylemeliyim. Bu tutulma sadece olayları hızlandıracak olan bir etki. Buna benzer pek çok tutulma yaşadık önceki yıllarda. Oluşturulan korku atmosferine kapılmanın bize bir yararı olmayacağını düşünüyorum.

    Şimdi biraz daha analiz etmeye çalışalım isterseniz bu tutulmayı.  Gerçekten korkmamızı gerektirecek etkiler var mı bakalım.

    Yay/İkizler aksındaki tutulmalardan, Boğa/Akrep aksına geçiş yaşıyoruz.

    Değişken nitelikten sabit niteliğe geçmek demek; stabilite, güvenlik ve süreklilik arayışına ihtiyaç anlamına geliyor.

    Ay düğümleri tutulma esnasında hala Yay/İkizler aksında yer alıyor unutmayın. İnançlarımız, değer yargılarımız, etrafta duyduğumuz haberler, hepsi yeniden gözden geçirilecek. Belki bugüne kadar çevremizde olan bitene önyargılıydık ya da yakınlarımızın söylediklerini duymuyorduk/duymak istemiyorduk. Kendi sesimizden sağır olmuştuk belki de..

    Akrep burcu; gömülen, baskılanan, dipte bizi zehirleyen her türlü konunun yüzeye çıkarılarak arıtılmasını talep eder. Akrep psikanalizi sembolize ederken, Boğa güvenlik ister, huzur arar, dinginliğin peşindedir.

    O zaman neyi sabitlemeye çalışıyor bu yeni ikili? Neyin kök salmasına ihtiyaç duyacağız bundan sonra?

    Sonlanmakta olan tutulma burcu olan Yay; hoşgörüdür, etik kurallardır, adalettir, inançlardır. Yay’dan Akrep’e geçen tutulmalar; bazı inançlarımızın artık bize hizmet etmediğine işaret ediyor. Yaşanılanlar doğrultusunda doğru varsaydığımız şeylerin de yeniden değerlendirilmesi gerektiğine ışık tutuyor. Uranus’un hem Boğa’ya geçişi, hem de bir önceki yeni ayın Uranus ile gerçekleşmesi; aynı vurguyu pekiştiriyor bana göre. Öyleyse tutulma aksının değişimi; bakış açımızı değiştirmek suretiyle, gelişim ve büyüme kaydedebilme imkanı verebilir bize.

    Elbette akşamdan sabaha, bir gecede böyle bir değişimden söz etmek mümkün değil. Hiç birimiz bunu bir gecede başaramayız. O zaman sözünü ettiğimiz değişim, yıllara yayarak gömdüğümüz, konuşmak dahi istemediğimiz psikolojik temalarla ilgili olacaktır. Geçmişle yüzleşmeye hazır olsak iyi olur.

    Akrep yerin altında yaşar hatırlatmak isterim. Kuş, kedi, köpek gibi ulu orta gördüğümüz bir hayvan değildir akrep. Burdan yola çıkarsak Akrep burcu da; yerin altında olanı, gizli olanı, bilinmeyeni, çöplüğü, lağımı temsil eder. Ne demek istediğimi anladığınızdan eminim. Her birimizin çöplüğünün arıtılma zamanı geldi demek istiyorum. Gönüllü olun ya da olmayın, psikanaliz ihtiyacı ortaya çıkacaktır bu haftadan sonra. Akrep karanlık bir burçtur, öyle ya da böyle kendi karanlığımızla yüzleşeceğiz demektir.

    Zaten geçtiğimiz günlerde korkuyu temsil eden gezegen Saturn, Mars, Merkür ve Uranus tarafından tetiklenmişti. Bizi neyin durdurduğunu az çok anlamış olmalıyız. Yani hangi korkularımız adım atmamıza engel oluyordu biliyor olmalıyız az çok. Boğa neyi garantilemeye çalışıyor derseniz? Bu sorunun cevabı için dönüp Saturn Jupiter ikilisinin Kova burcunun başlangıcında yaptığı kavuşuma baksak iyi olur. Bu ikili de değişim sürecini başlatmışlardı sene başında. Yani farkında değiliz pek çoğumuz ama saat çoktan çalışmaya başlamıştı. Tutulmalar olaylara hız kazandıracak sadece. Sabit burçlardaki tema aslında uzun zamandır aktif.

    Ana konu şu ki; tutulmayla ilgili yazılan çizilen, korku pompalayan her şeyden uzak durmakta fayda var. Zaten atmosfere bu enerji hakimken, sadece korkuya odaklanmak bizi hiç bir yere götürmez, götüremez. Tam tersi daha çok dibe çeker. Değişim tüm dünyada, istisnasız her ülkede, her toplumda ve en önemlisi bilincimizde başladı. Farkındalığı oldukça düşük olanlar bu durumu huzursuzluk ve endişe olarak hissediyor zaten.

    Ay tutulması, sonuç alma enerjisidir aynı zamanda. Tutulma döneminde, Merkür ve Mars’ın Neptun ile yaptığı etkileşim ve Venus’un Uranus ile yaptığı etkileşim, bana göre son derece ilham dolu, yaratıcı ve dinamik bir enerjiyi içinde barındırıyor.

    Tutulmanın Jupiter ile gerçekleşmesi zaten kendi içinde oldukça dinamik. Bunu yıkıcı ya da yapıcı bir şekilde kullanmak bizim kendi tercihimiz olacaktır. Elbette dünyasal olaylarda ya da politik süreçlerde hiç birimizin söz hakkı ve kontrol gücü yok, farkındayım. Ancak yaşanan olaylar sonucunda, alacağımız tutum tamamen bize bağlı. Hayatımızın kontrolu bizim elimizde.

    Şunu aklımızda tutalım: Derin iç gözlem ve psikanaliz sürecinde kavrayacağımız şey; kendi değerimiz olacaktır.

    Akrep/Boğa tutulmaları bize, kendi değerimizi, ürettiğimiz her şeyin değerini, neyin geliştirilmeye değer olduğunu, gerçek dinginliğin ne olduğunu öğretmeye çalışıyor. Akrep ile kriz ve ölümü öğrenip, Boğa ile gerçek değerin ne olduğunu kavrayacağız. Akrep ile yerin altına inip, Boğa ile yeryüzüne çıkacağız. Ama önce Akrep karanlığına inmeye gönüllü olalım ki; Boğa zenginliğine ulaşabilelim.

    Jupiter gibi bilge bir gezegenin bu tutulmada yer alması ve Uranus gibi aydınlık ve yenilik gezegeninin bir önceki yeni ay tohumunu ekmesinin bir nedeni olsa gerek, öyle değil mi?

    Bu yüzden lütfen pompalanan korkuya odaklanmayalım. Sadece Jupiter ve Uranus ile gelen değişime odaklanalım. Her birimiz kendi değişimimizin ne yönde olacağına kendimiz karar veririz. Yeni bir şeyin başlaması için eskinin yıkılması gerekir. Hayatımızda biten bir şey varsa, mutlaka yenisi ile yeri dolacaktır. Hazır olun ve inanın.

  • Akrep Burcunda Yeni Ay

    Yeni ay Akrep burcunun 12. derecesinde gerçekleşiyor. Hafta başında yeni aya giden taşların nasıl dizildiğini anlatmaya çalışmıştım (http://www.didemcan.com/yeni-aya-giderken), bugün ise yeni ayın hangi enerji ile oluşacağından bahsetmek istiyorum.

    Tüm yıl boyunca değişim ihtiyacının hissedildiği bir ortam vardı yeryüzünde. Baskıya isyan, değişime direnç, yenilik korkusu gibi konular hakimdi atmosphere. Daha sade bir ifadeyle; bardağı dolduran kısım burasıydı diyebiliriz. Peki bardağı taşıran nedir diye sorarsanız yeni ay diyebilirim. Çünkü yeni ay enerjisi tutulmalarla tamamlanacak ve bardağı taşıran ana temayı oluşturacaklar.

    Ay ve Güneş, Uranus ile tam karşıtlık yaparak gökyüzündeki enerjiyi adam akıllı geriyor. Gökyüzündeki iki ışığın elektrik yüklü gezegene karşıtlık yapması, atmosferin basıncının yüksek olacağını gösterir. Her birimizin hayatında, Akrep, Boğa ve Kova burçlarının temsil ettiği yaşam alanlarında, sürpriz gelişmelerin yaşanacağını söylemek yanlış olmaz. Her zaman yeni ayın başlangıçları işaret ettiğini söyleriz ama bu yeni ay bence bitişleri anlatıyor.  Akrep burcuna giren her gezegen önce Saturn’e ardından da Uranus’e temas ediyor. Her bir gezegen kendi doğasına göre oluşan zemine yeni bir boyut ekliyor.

    Mars’ın yeni yolculuğunu bir önceki yazımda anlatmaya çalışmıştım (http://www.didemcan.com/yeni-aya-giderken). Merkür de uzun zamandır uyum ve uzlaşma aradığı Terazi burcundan çıkıp Akrep burcuna giriyor. Bu durumda aynı yolculuk Merkür’ü de bekliyor yani tanrıların savaşına o da dahil olacak. Bu demektir ki işimiz biraz daha zor. Akrep burcu güç, ölüm, dönüşüm, arıtma gibi anahtar kelimelerle ifade edilebilir ama aynı zamanda su grubu burcu olduğundan lağım, kanalizasyon, pis sular da Akrep’in alanına girer. Tutulmaların da aynı eksende yani Akrep/Boğa aksında olduğunu düşünürsek, tatsız konuların bir süre bizi meşgul edeceğini söyleyebilirim. Mars’ın yolculuğu “mafya ve seks” gündemiyle başladı maalesef, hem mafya hem de seks yine Akrep temalarıdır unutmayın. Umarım bu konuya daha fazla  maruz kalmayız ancak Merkür önce Mars ile kavuşacak ve hemen ardınan Saturn ve Uranus ile etkileşime girecek. Bu hikayeler daha çok su kaldırır gibi duruyor..

    Biz yine dönelim kişisel hayatlarımıza

    Merkür Terazi burcunda gerileyerek içinde bulunduğumuz gruplarla olan uyumumuzu sorgulamamızı istemişti. İlişkimizde huzuru yakalamanın ara yollarını aramamızı talep etmişti. Merkür artık burç değiştirdiğine göre Terazi burcundaki yolculuğunu içselleştirmenin vakti gelmiş demektir. İşte şimdi derinleşme ve aksiyon alma zamanı. Güneş, Ay ve yükseleni sabit burçlarda (Akrep, Kova, Aslan, Boğa) olanlar bu dönemi iliklerine kadar hissedeceklerdir eminim.

    Yeni ayın getirdiği kopuş ve beklenmedik olaylar bizi kavga ve tartışma atmosferine sürükleyecek gibi görünüyor. Kirli çamaşırlar, baskıladığımız duygular, konuşulmamış ertelenmiş konular ister istemez yüzeye çıkacaktır. Akrep doğası gereği öldürme içgüdüsü taşır. Öldürmek zorundadır ki yeniden doğabilsin. Mars, Merkür ile birleşerek ilginç bir son hazırlıyor olabilir bizim için. Önemli olan neyin ne şekilde biteceğine bizim karar verebilmemiz. Değişime direnç gösterdiğimizde “son” daha acı bir şekilde gelir maalesef. Farkındalığı yüksek olanlar için sorun yok zaten; değişime hazırlıklı ve refleksleri daha güçlüdür. Neyi nasıl bitireceğini bilir, kontrol kendindedir. Ancak kaygı ve korkuya kolay kapılanlar için, kontrolu kaybetme riski yüksek demektir.

    Sorun şu ki; işin içinde Saturn ve Uranus olunca korku bazlı aksiyon almak içten bile değil. Yani güç savaşlarının perde arkasında intikam duygusu olabilir.

    Savaş gezegeni ve dönüşüm gezegeni var da barış gezegeni yok mu yani?? Evrende her şey zıddı ile mevcut olduğuna göre Mars’ın tamamlayıcısı olarak Venüs’ü düşünebiliriz. O zaman bu duruma yardımcı olabilecek gezegen Venüs’e dönelim isterseniz.

    Venus yeni ay esnasında yay burcunu terk ederek Oğlak burcuna doğru ilerliyor. Oğlak burcundaki Venus’ün her şeyden önce görev dediğini söylemeden edemeyeceğim. Venus’ün işi zevk, keyif, aşktır. Oğlak burcunda bunlar kesinlikle geri planda kalır ve birşeyleri inşaa etmek üzere hareket eder. Yani gerilen ortamı yumuşatmaya yönelik bir tutum sergileyemeyecektir. Özellikle de olması gereken sınırın dışında (OOB) hareket ederken, dışardan toplumu gözlemliyor gibidir. Sadece bu kadarla kalsa iyi, bir de yıl sonunda gerileyerek işleri biraz daha komplike hale getirecektir. Çünkü gerileme hareketine Pluto ile başlayacak. Bunu da başka bir yazının konusu yapalım isterseniz. Oldukça önemli bir başlık çünkü.

    Kısaca toparlayacak olursak iş yine bize düşüyor. Seçilecek iki yol var; ya mızmızlanıp ağlayacağız ve sürekli şikayet edeceğiz (ki o da ara sıra hakkımız tabii) ya da sorumluluk duygusuyla karar alıp harekete geçeceğiz.

    Ben yeni ayın mesajını şöyle okuyorum: “Ne duruyorsun,  hadi yap o zaman!”

  • Yeni Aya Giderken

    Yeni bir aya daha girdik ve yılı neredeyse tamamlamak üzereyiz.  Yeni ay ve ay tutulması bu ayın önemli iki olayı. Önce yeni aya giden yolculuktan biraz bahsedelim istiyorum. Sene başından beri yaşanan olaylara göz attığımızda tansiyonun oldukça yüksek olduğunu görüyoruz. Politik kararlar, ekonomik göstergeler, orman yangınları ve pandemi kısıtlamaları derken  uzun döneme yayılan ve yavas seyreden bir değişim süreci içindeyiz. Uranus ve Saturn sabit burçlarda olduğundan değişimin etkileri görece olarak zamana yayılarak gerçekleşiyor. Ancak Kasım ayı itibariyle olayların hızlanacağını ve daha anlaşılır bir sona doğru ilerleyeceğini söyleyebilirim. Bazen “ne olacaksa olsun artık yeter” deriz ya, işte öyle bir zaman dilimine girdik bu ay.

    Aksiyon ve hareket gezegeni Mars burç değiştirerek güçlü olduğu Akrep burcundaki seyrine başladı bu hafta. Bu yolculuğun keyifli bir süreci başlattığını söylemek  doğru olmaz. Akrep ölüm ve yeniden doğumu sembolize ettiği için, bu yolculuk pek çok kişi için bitişleri işaret edecektir. Elbette hepimiz kendi konfor alanımızı severiz ve düzenimizin bozulmasından hoşlanmayız. Ama Mars özellikle değişimi tetiklemek üzere hareket edecek Akrep burcunda. Neden mi? Hem içinde bulunduğu burç, hem de diğer gezegenlerle yaptığı kombinasyon nedeniyle.

    Öncelikle içinden geçtiği burç (Akrep) itibariyle işlevsel olmayanları hayatımızdan çıkartmak üzere çalışacak. Akrep’in en önemli özelliği zor da olsa dönüşüm sürecini tamamlamaktır. Öyle deneyimler yaşatır ki bize bu süreç; gerçek iç gözlemin ve sorgulamanın ne olduğunu anlarız. Gerçekten neyin gerekli olduğunu acı ile öğreniriz bazen. Mars hayatta kalmamızı sağlayan en ilkel dürtümüzü temsil ettiğine göre; ölüm gibi gelen olaylarla da karşılaşsak, aslında hayatta kalmaya programlı yanımızı görmemizi sağlar. Öğrenmiş ve büyümüş olarak yaşamaya devam ederiz.

    Bu yolculukta Mars’ın asıl zorlayıcı olan yanı, Saturn ve Uranus ile yaptığı etkileşim olacak. Aslında daha önce Ocak ayında ve daha sonra da Temmuz aylarında aynı kombinasyon içinde yer aldılar. Bu etkileşimi Jeopolitik olarak değerlendirmek bu yazının konusu olmadığı için, dünyasal olaylardaki etkilerine değinmeyeceğim ancak kişisel olarak hayatlarımızdaki etkisini yadsıyamayız. Sabit burçlarda gerçekleşen bu açı kalıbının mesajı çok net; yerleşlik düzenin içinden geçtiğimiz dönemin ihtiyaçlarını karşılayamadığı gerçeği!

    Hepimiz kendimize neyin değişmesi gerektiğini sorsak iyi olur. Elbette bu sorunun cevabını önyargısız bir şekilde, objektif olarak cevaplamamız gerektiğini söylememe gerek yok sanırım. Bazı sinyalleri görmek, doğru okumak ve aksiyon almak için koca bir yıl vardı önümüzde. Gerekli adımları atmak için bir sinyal daha geliyor şimdi gökyüzünden. Unutmayalım ki Akrep, ölümü öldürebilme yeteneğini simgeler yani yeniden doğuş demektir. Akrep burcundaki Mars ise yenilik ve özgürlüğün gezegeni Uranus ile, bu göreve gönüllü oluyor şimdi. Bir an durup düşünelim hadi hep birlikte, Ocak ve Temmuz aylarında hayatımızda ne oldu acaba? Nasıl geçti bu yıl genel olarak? Bizde nasıl bir tortu bıraktı yaşanan olaylar? İşte Kasım ve Aralık için bir ipucu size. Yani ipucu geçtiğimiz yılın Ocak ve Temmuz aylarında yaşananlar!!  

    Birkaç gün içinde etkili bir yeni ay gerçekleşecek. Şimdiden bir fikir, bir plan oluşmaya başlamış olmalı. Çünkü Merkür gerilemeye başladığı derecesinde hızla ilerliyor bu hafta. Yani aslında içsel olarak bize neyin iyi olacağını, nasıl bir ortamın huzurlu hissettireceğini biliyoruz. “biliyoruz bilmesine de, nasıl yapacağız, kolay mı!” diyenleriniz olacaktır mutlaka. İşte yeni aya yaklaşırken olaylar hızlanacak dememin sebebi de bu zaten. Gökyüzündeki enerji sizin için olayları hızlandıracak merak etmeyin.

    Aslında kendi bilinçdışımız sebep olur dışsal olaylara. Biz adım atmaya cesaret edemeyiz, açıkça yüzleşemeyiz ve olayları tatsız sonuca doğru sürükleriz. Birden kısacık bir tetiklenmeyle biter, kopar bazı şeyler. İşte böyle bir dönem başladı bu hafta Mars’ın yolculuğuyla. Yeni ay ve tutulma pek çok gelişmelere gebe hepimiz için. Neyin tohumunun atılacağını anlamak, neyin bitmesi gerektiğini kavramak için birkaç gün dinamik bir zihne ihtiyacımız olacaktır unutmayın. Özellikle Ay’ın, yeni aya giderken Terazi burcundaki enerjisini güzellik, uyum, denge ve huzurun tanımını yapmak için kullanabiliriz.

    Gerçeklikten kopmamak kaydıyla, hayalleriden destek almak güzel bir hazırlık aşaması olabilir. Yani ayda buluşmak üzere..

  • Koç Burcunda Dolunay

     

    Haftaya damgasını vuran etkili bir dolunay yaşıyoruz. Dolunay Koç burcunun son derecelerinde gerçekleşecek bu ay. Bu sefer başrolde savaşçı gezegen Mars’ı, Güneş ile birlikte görüyoruz. Sadece Mars’ın bile dolunaya eşlik etmesi sert bir enerjiyi simgelerken, Pluto ve Eris de işin içinde yer alıyor bu hafta. Yani işimiz kolay değil.

    Bu kombinasyonu  biraz açalım isterseniz:

    Eris savaş tanırısı Mars’ın kızkardeşi olarak bilinir ve onunla birlikte savaşlara katılır. Aralarındaki fark; Ares (Mars) savaşı kazanmak, hayatta kalmak ve zafer ilan etmek için savaşır. Eris ise dişi savaşçı olarak savaş ortamından ve acı çeken insanlardan garip bir şekilde keyif alır. Eris’in bu hali bana her zaman, amacının mücadeleyi kazanmaktan ziyade acıdan beslenmek olduğunu çağrıştırmıştır. Eris’in bu davranış ve tutumu hayatta kalma mücadelesinden çok ötedir. Bu sebeple savaşta yer alma sebebinin asil duygular olduğunu söylemek doğru olmayacaktır. Mitoloji sevenlerin hemen hatırlayacağı Truva savaşının başlangıç hikayesi de Eris’e dayanır.  

    Ares ve Eris aynı anda gökyüzünde dolunaya eşlik ettiklerine göre, temayı zaten anlamış olmalısınız. Ortada bir mücadele olduğu kesin.

    Açıkçası dolunayı anlayabilmek için Pluto’yu da göz önünde bulundurmamız gerekecek. Uzun lafın kısası bu hafta zorlu  bir güç savaşı olacak. Haber başlıkları bile adım adım bazı şeylerin yaklaştığını işaret ediyor. Oldukça yakışıksız uslupların gündemi meşgul ettiği bir gerçek.

    Biraz daha açalım isterseniz bu güç savaşının anlamını:

    Koç burcunda Dolunay dediğimiz zaman Koç-Terazi kutupsallığından bahsediyoruz demektir. Koç “ben” derken, Terazi “biz” der. Koç “benim isteğim” derken, Terazi sosyal kurallar ve nezaket talep eder. Koç özgürlük ve serbestlik isterken, Terazi ödün vererek uyumu arar. Koç kararlılığı simgelerken, Terazi ikilemi yaşar. Koç ne kadar öfkeliyse, Terazi o kadar huzurludur.

    Sanırım bu dolunay Ares, Eris ve Pluto olmaksızın kendi içinde zaten gerginliği sembolize ediyor. Üzerine bir de mitolojinin ünlü kahramanları da sahnede yerini alınca, hikayedeki olayların ilginç bir şekilde gelişeceğini söyleyebiliriz.

    Bu hikayeyi her birimiz kendimiz için yazacağız elbette. Bu kahramanların her biri, bizim bir özelliğimizi sembolize ediyorlar. Mars savaşma ve savunma fonksiyonumuzdur ve hayatta kalmamız için gerekli olan motivasyonu sağlar. En ilkel dürtülerimizi sembolize eder. Güneş ile birlikte Terazi burcunda olduğu için arayışımız elbette ilişkilerimizdeki uyuma yönelik olacak. Dolunay enerjisi ilk bakışta orta yolu bulmak için adım atmak çabası gibi görünse de, durum beklenen gibi gelişmeyebilir. Pluto’nun dolunay ile hizalanması dengeleri bozacaktır ister istemez. Bu sebeple ortama “benim adaletim” vurgusunun daha fazla yayılmasına sebep olabilir.

    Diğer yandan dolunayda gerçekleşen oldukça etkili bir Merkür/Kayron hizalanması var. Başka bir deyişle, dolunay  Merkür düz hareketine başlarken meydana geliyor. Yazılarımı takip edenler bilirler, Merkür gerilemelerinin çok verimli dönemler olduğuna inanırım ve her fırsatta bunu vurgulamaktan çekinmem (http://www.didemcan.com/merkur-gerilemesi). Merkür geri hareketine Eris ve Jupiter ile etkileşim halindeyken başlamıştı. Yani düşüncelerimiz öncelikle en yıkıcı yanımıza-- kıskançlık, öfke, intikam-- yönelerek bizi bizimle yüzleştirmeyi hedefliyordu. İster istemez bu konuların deneyimlenmesiyle alınan dersler, farklı bir bakış açısı geliştirmemize vesile olur. Merkür’ün son 21 günlük gerileme sürecinin kısa hikayesi buydu. Şimdi de Kayron’u tetikleyerek tüm eski yaraları yüzeye çıkarıyor. İşte dolunayın damgasını vurduğu güç savaşı, öncelikle kendimizle vereceğimiz savaş olacak bana göre.

    Kayron sadece yaralı şifacı değil aynı zamanda mentordur. Tüm tanrıların çocuklarına öğretmenlik yapan bir bilgedir. Mitolojiye göre dövüş ustası, sanatçı, şifacı, edebiyat ustasıdır.  Merkür gerilerken Eris’i, ilerlerken de Kayron’u tetikleyerek, aslında dönüştürmemiz (şifalanmamız) gereken konuların yıkıcı tutum ve davranışlarımızla ilgili olduğunu söylemeye çalışıyor.

    Yıkıcılık olgusunun dozu her insan için farklıdır. Kimisi için birini incitecek söz söylemek yıkıcılıkken, bir diğeri için kaba kuvvete başvurmak olabilir. Siz kendinize göre bir anlam çıkarın bundan. Sonuçta her insan kendi bilir içinde ne yaşadığını.

    Kendimce bu dolunaydan benim öğreneceğim ders; içimdeki savaşın arabulucusu olabilmek.

    İyi bir hafta dilerim hepinize

  • DOLUNAYA YAKLAŞIRKEN

    Dolunaya yaklaşırken gökyüzünde yeni bir telaş var bu hafta. Oyun kurucu olan ağır giden gezegenler artık yön değiştiriyor ve teker teker ileri hareketlerine başlıyorlar. Genel olarak gezegenlerin hava elementinde olması bir an fırtına mevsimine yaklaşıyormuşuz izlemini uyandırıyor bende.

    Hava elementi; sosyallik, zihinsel yaklaşım, analiz ve sentezle ilişkilidir. Rüzgarın doğasını düşünün bir an için. Sürekli esmesi, şiddetini artırıp, azlatması gerekir. Bu rüzgarın doğasıdır ve doğasına uygun hareket eder. Rüzgarın yönünü belirleyen ise basınçtır. Gökyüzünün ihtiyaç duyduğu bu basınç Pluto’dan gelecek diyebiliriz.  Zira iki büyük oyuncu; Pluto ve Saturn ileri hareketlerine başladılar. Sırasıyla yıl sonuna kadar diğer büyük oyuncular da sahnede yerlerini alarak, eteklerindeki taşları dökecekler.

    Gizli bilgilerin açığa çıkması, sosyal media üzerinden kavgalar, politik açıdan ülkelerin birbirine meydan okumaları, aşı karşıtlığı, komplo teorileri derken, birikmiş olan konuların sayısı bile insanı yoruyor. Dünya gündeminin üstüne, bir de kişisel hayatlarımızda olup biten kendi gündemimiz var. Her konu başlığı hızlı bir şekilde açılıp, gelişecek ve gerekli değişimler hayatımızda yer bulmaya başlayacak. Bu kaçınılmaz.

    Rüzgarın şiddeti, yönü, basınca bağlı olduğuna göre, Pluto’nun hayatımızdaki etkisini anlamamız önemli bir konu. Pluto ve Saturn 2020’de başlattıkları değişim döngüsünü bir sonraki seviyeye çıkarıyorlar yani vites değiştiriyorlar. Dünyasal olaylar bu yazının konusu olmadığı için oraya hiç girmeden devam edelim.

    Geçtiğimiz son iki üç yılda  olanlara bakarsak; önce Uranus Boğa’ya girerek değer yargılarımızı ve maddeye bakışımızı sorgulattı bize.

    Ardından Pluto ve Saturn, Jupiter ile birlikte uzun dönem hedeflerimizi, kurduğumuz hayatın geçerliliğini test etti. (Pandeminin bize dayattığı yeni yaşam şekli kalıcı olacak ve bu pek tartışmaya açık bir konu gibi de durmuyor.)

    Bu yılın başında da Saturn ve Jupiter yeni ve farklı bakış açısıyla ileriye/yeniye yol almamız için  düğmeye bastılar.

    Hadi bir düşünün bakalım şimdi; 2018’de başlayan bu yolculuk sizi bugün nereye taşıdı. Hayatınızın bu son dönemini değerlendirin ve kendinize bir not verin. Geçer miydiniz, kalır mıydınız?

    Yeterince özgürleşebildik mi?,

    Kendi sesimizi bulabildik mi?

    Başladığımız noktadan ne kadar ileri gidebildik? 

    Tüm bunlar hepimizin ayrı ayrı cevaplaması gereken sorular. Şunu her zaman akılda tutmakta fayda var; Saturn zamanın efendisi ve baş öğretmen. Bu yüzden Saturn’e cevap vermek kolay değildir. Deneyimleri zorludur. Ancak verdiği ödül uzun solukludur, kalıcıdır ve muazzam bir gururu da içinde barındırır.

    Pluto ise hayatımızda bir yere dokunduysa mutlaka verecek cevabımız olmalıdır. Bizden kendimizi aşmamızı ister. Bu durumda bu iki oyuncunun talebi oldukça açık sanırım; “zor gelse de yeni düzene geçmek zorunluluğu”. Yoğun baskıyı ve bunalmışlık duygusunu hayatımızın hangi alanında yaşıyorsak o alanda bir yeniliğe ihtiyacımız var demektir.

    “Hayatımda hiç bir şey değişmedi, hala eskisi gibi” diyenler bile dışsal koşulların maddi ve dolayısıyla manevi baskısını hissediyordur eminim. Hayatı eski şartlarıyla devam ettirmeye çalışanlarımız için bile şu günlerde yaratıcılığa ihtiyaç var sanırım.

    Pluto ve Saturn ileri hareketleriyle baskıladıkları enerjiyi salacaklar ve olayları hızlandıracaklar. Olaylar ne zaman ve ne şekilde açığa çıkacak diye soranlara, dolunayı bekleyin diyebilirim.

    Peki dolunayda ne olacak derseniz; işte o, içinde bulunduğumuz bir haftalık süreçteki tutum ve davranışlarımıza bağlı. Gerginlik ve tansiyonun yoğunlaşacağı bir haftaya girdiğimizi düşünürsek, yolumuza döşeyeceğimiz taşları doğru seçsek iyi olur.

    Şu anda Venus bu gerginlikten biraz uzak,Yay burcunda ilerliyor ve umut ışığını elinde tutuyor. Yay macera, bilgi, deneyim, bilgelik, ateş, … Venus zevk, şehvet, keyif, huzur.. Madem gökyüzünde oyun kurucular kendi aralarında kavgaya tutuşuyorlar, bu kavgayı seyretmek, alkış tutmak veya endişelenmek yerine, Venus’ten ilham alarak kendimizi biraz rahatlatabiliriz.

    Atmosferdeki gerginliğin tek çıkış yolu Venus’un Yay burcundaki yolculuğu diyebilirim. Yay ve İkizler kutupsallığı,  bir aksın iki ucunu oluştururlar.  İkizler’e kısaca bilgi dersek, Yay burcuna bilgelik diyebiliriz. Bilgi olmadan bilgelik olmaz. Bu iki burç muazzam bir işbirliği ile hareket ederler. Bu sebeple Venus’un hayatımıza katabileceği her türlü deneyimden bir anlam çıkarmamız mümkün. Yay’ın yani ateşin ışığında stresi bertaraf edebiliriz. Baskıyı azaltabiliriz. Seçim her zaman olduğu gibi yine bize ait. Hayat bize zorlu deneyimler kartını verdi belli ki, sızlanmak, korkup sinmek yerine bu deneyimden öğrenmeyi seçebiliriz.

    Dolunayda görüşmek üzere..

  • Terazi Burcunda Yeni Ay

    Uzun zamandır gerilemekte olan gezegenlerin çoğu ileri hareketlerine başlıyorlar. Bizim için ağır giden gezegenler, yani Jupiter ve ötesi gezegenler, zemini hazırlayan gezegenlerdir ve hayatımızdaki etkileri daha dramatiktir. Yeni ay ile birlikte Pluto ileri hareketine başlıyor ve tutulma dönemine de yaklaştığımızı düşünürsek, yılın son çeyreği oldukça hareketli geçecek  bana göre.

    Neden hareketli geçeceğini açıklamaya yıla damgasını vuran Saturn Uranus ile başlayalım dilerseniz.

    Saturn; kısıtlama, engel, gecikme, daralma, duvar, otorite

    Uranus; yeni, isyan, özgürlük, uyanış, aydınlanma, reform

    Bu kavramlar yıl boyunca hayatımızda etkiliydi. Kapana kısılmışlık hissi, çeşitli nedenlerle engellenme duygusu, yerleşik düzenden kurtulma çabası, yeniye yer açmak için heyecan, bireysel olarak hissettiğimiz duygular. Artık evlere kapanma dönemi bitse de, seyahatler konusunda hala tam olarak özgürleştiğimiz söylenemez. Bu iki gezegenin çatışması, özgürlük ve eşitlik kavramlarının tekrar şekillendiği bir yılı temsil ediyor.

    Bu tema atmosfere hakimken, geri giden gezegenler yoğunlaşan enerjinin oluşturduğu baskıyı iyice hissettiriyor diyebiliriz. Artık bu aydan itibaren birer birer düzeldiklerinde, olaylar da kendisini açığa çıkartmaya başlayacak. Baskılama ve üstünü örtmeye çalışma çabası sonuç vermeyebilir. Dünyasal olayları ve ülkelerin politikalarını bir kenara bırakırsak; bireyler olarak hayatımızda Terazi yeni ayı ile birlikte uyum ve ahenk arayışı hakim olacak.

    Terazi’de gerçekleşen yeni ayın, hayatımıza aradığımız ahengi getireceğini düşünmek hata olabilir ama huzur arayışında olacağımızı rahatlıkla söyleyebilirim.

    Bu yeni ay Mars ve Uranus ile birlikte hizalanıyor. Olaylar bundan sonra hızlanacak derken bu etkileşimden bahsediyorum aslında. Yeni ayın bir tohum olduğunu ve önümüzdeki sürecin gündemini belirlediğini düşündüğümüzde, beklenmedik pek çok gelişmeye de hazırlıklı olsak iyi olur. Merkür de aynı burçta gerilediğinden dolayı, bir çoğumuz ilişkilerini masaya yatırıyor olabilir.

    Şubat ve Haziran  aylarında kesinleşen Saturn Uranus çatışması, bu yeni ay ile birlikte finale doğru yol alıyor. Belki sene başında ve ortasında yaşanan olayları değiştiremeyiz ama şimdi gerileyen  Merkür ile bunları sağlıklı bir şekilde masaya yatırıp düşünebiliriz. Sebep sonuç bağlantısını kurup yeni çıkış yolları arayabiliriz.

    Geçtiğimiz hafta Merkür gerilemek üzere yavaşladığında Pluto ile etkileşim halindeydi. Görmek/duymak istemediğimiz şeyler karşımıza çıkmış olsa da, tatsız münakaşaların içinde yer alsak da, bunu bir fırsat olarak görüp yeni bir yol haritasıyla ilerlemek mümkün. Biliyorum bazen konuşmak zor gelir, kavga etmektense hiç yüzleşmemek daha iyi deriz. Sırtımızı döneriz, tatsızlık çıkmasın yeter ki deriz. Sorunları erteleriz. Ancak bu hafta yıl boyunca biriken konuların masaya yatıralacağı hafta olacak. İster istemez  pandoranın kutusu açılacaktır, kaçış yok. Çünkü yeni ayın yönetcisi olan Venus uzun zamandır güç, tatmin ve derinlik peşinde. Bunu elde etmek için zorlayıcı olacaktır. Eğer cevap arıyorsa bulmaya odaklanmış olabilir. Başka bir deyişle “Ya hep ya hiç” teması Terazi yeni ayının arkasındaki gizli mesaj.

    Yeni ayda atılacak tohumun filiz vermesinin yolu, sabır, dayanıklılık, planların ardından gidebilme yeteneği ve önceki deneyimlerden gelen bilgiden öğrenebilmektir. Bu sonuncusu belki de en önemli konu hayatımızda. Pek çoğumuz geçmişe takılı kalıyoruz ara sıra, ancak ondan ders almak tamamen farklı bir konu. Aynı hataları tekrar tekrar yapıyoruz, baş roller değişse de oyun hep aynı kalabiliyor.

    Bence Saturn/Jupiter ikilisinin bu yeni aya yardımcı olması boşuna değil. Uranus aydınlanma ve yeniye yol almayı temsil ettiğine göre, bize geçmişten özgürleşme fırsatı veriyor olamaz mı gökyüzü? Kararlılıkla ve iyimserlikle hatalarımızdan öğrenme, geçmişi objektif bir şekilde değerlendirme ve yeni olana adım atma zamanı olabilir bizim için.

    Her ne kadar yeni bir sayfa açılsa da önümüzde, etrafımızda olup bitenin adını koymak için acele etmesek iyi olur. İşin içinde Uranus var sonuçta. Değişimin nerden ve ne şekilde geleceği hiç belli olmaz. Yeni başlangıcın aynı zamanda bitişleri de içinde barındırdığını unutmamakta fayda var.

    Yıl boyunca hazırlanan ortam üzerimizde hissettiğimiz baskıdan özgürleşmek olduğuna göre, bence bu haftayı olup biteni anlamaya çalışarak ve rahatlamamızı sağlayacak aktivitelerin planlarını  yaparak geçirebiliriz.  

    Telaşsız, dingin bir şekilde aktif halde pasif kalmayı öneririm. Aktif halde pasif kalmak derken; aksiyona geçmeden hazırlık planları yapmayı kastedediyorum. Zira Uranus’un etkin olduğu bir yeni ayın tam olarak ne getireceğini kestirmemiz mümkün olmayacaktır.  Benim okuduğum gökyüzünün bana söylediği bu.

    İyi haftalar dilerim

  • MERKÜR GERİLEMESİ

    Merkür her dört ayda bir, yaklaşık olarak, 21 gün kalacağı geri hareketine döner.  Astrolojik sembolizmde  en çok yanlış anlaşılan konunun Merkür’ün geri hareketi olduğuna inanıyorum. Bu dönemlerde oldukça fazla endişe söylemleri duyuyorum. Bu sebeple Merkür’e biraz vakit ayırmak istedim bu yazımda.

    Merkür Güneş’in hemen yanında ve çok hızlı hareket eden bir gezegen. Güneş’ten çok fazla ayrılamayan iki gezegen olan Merkür ve Venus, astrolojik sembolizmde kişisel gezegenler olarak adlandırılırlar. Güneş canlılıktır, yaşam kaynağımızdır, bilincimizdir. Merkür ve Venüs’ün, Güneş’imizi yani bilincimizi destekleyen, şekil veren gezegenler olarak önemleri yadsınamayacak kadar fazladır. Ancak zodyaktaki hızları nedeniyle kısa dönemli analizlerde göz ardı edilebiliyorlar ve bundan dolayı da yorumlanmalarında bir takım eksiklikler olabiliyor.

    Merkür gerilemesinin aslında yanlış alişveriş yapmanın veya yanlış mail göndermenin ötesinde bir anlamı var. Öncelikle geri hareketin hangi elementte gerçekleştiği önemli. Her 6 veya 7 yılda bir Merkür aynı elementte geri gider. Her bir elementte de yaklaşık 1.5 yıl kadar kalır. Tıpkı tutulmaların da yaklaşık 1.5 yıl boyunca aynı burçlarda gerçekleşmesi gibi. Merkür hava elementindeki gerilemesine bu yılın başında (30 Ocak 2021 26° Kova) başladı ve 2022 Eylül ayında bu elementte son kez gerileyecek.

    Peki hava elementinde gerilemesi ne anlama geliyor?

    İkizler, Terazi ve Kova burçlarını düşündüğümüzde bu sorunun cevabını bulmak çok da zor olmasa gerek, öyle değil mi..

    Bu burçların hepsinin ana teması sosyalleşmek, iletişim içinde olmak ve entelektüelite. Analiz etmek, sentezlemek ve bilgi hava grubunun ortak temaları. Astrolojik sembolizmde Merkür’ü elçi olarak adlandırıyoruz. Başka bir deyişle Hermes/Merkür; tanrıların habercisi olarak da bilinir.  Ana görevi konular arasında bağlantı kurmaktır, iletişimi koordine etmektir. Merkür’ün zamanının %80’ninde oldukça hızlı olduğunu düşünürsek; arada bir durup yavaşlamak ve görüp öğrendiklerini sindirmek için zaman harcamak hiç de şaşırtıcı olmasa gerek.

    Bu sebeple Merkür gerilemeleri çok kıymetli zamanları ve bilgiyi sindirme dönemlerini temsil ediyor bana göre. Özellikle hava elementindeki gerilemesi diğer elementlere göre daha kolay ele alınabilir ve hatta keyifli bile olabilir. “Keyifli” diyorum ama bazılarımız için rahatsızlık da verebilir tabii. Eğer alışkanlık nedeniyle bazı grupların/ilişkilerin içinde yer alanlarımız varsa, bu gerileme dönemi oldukça rahatsız edici de olabilir onlar için. Çünkü sorgulama anı gelip çatmıştır ve yapılan bazı yanlışlar gün yüzüne çıkıp, rahatsız etmeye başlıyor demektir. Hava elementindeki  gerileme duygusal dönemleri temsil etmez, oldukça sorgulayıcı bir süreçtir. İçinde bulunduğumuz gruplar, ilişkiler, sosyal çevreyi sorgulatır bize.

    Her zaman konforlu bir alandan, şartlarını kurallarını bildiğimiz bir noktadan başlar Merkür’ün geri hareketi ve bilinmez bir yöne doğru ilerler. Elbette bu süreci sindirmek herkes için kolay olmayacaktır. Ama unutmayın ki yaşanan bu deneyim her koşul ve şart altında içsel bir süreçtir. Dış dünyadan fark edilmez. Yine gülmeye, eğlenmeye, günlük söylemlerimize devam ederiz ama dış dünyada meydana gelen olaylar içsel bir süreci başlatırlar.

    27 Eylül tarihinde gerilemeye başlayan Merkür, 18 Ekim tarihine kadar gerilemesine devam edecek. Bu ay ana konu ilişkiler, ortaklıklar ve uyum arayışı olacak. Eğer aşktan bahsediyorsak, uyum ve estetik ne derece yaşamımızın parçası acaba? Yoksa sadece idare eder bir halde mi yaşıyoruz ilişkimizi? Eğer konu ortaklıksa; bizim ortaklığa katkımız ne kadar? Verdiğimiz emekte eşit bir paylaşım söz konusu mu?

    Sedece ortaklık veya aşk ilişkisinin ötesinde, her türlü ilişkide de aynı şeyi  sorgulatır bize içinden geçtiğimiz bu dönem.  Hatta basit ihtiyaçların bile karşılanması konusunda şartların giderek ağırlaştığı şu  günlerde; “kendim için ne yapıyorum?” sorusu veya “İyi hissetmek için bir şeyler yapmalıyım” cümleleri sık sık beynimizin içinde dönüyor olabilir. Merkür uyum ve huzurun burcu Terazi’de geriliyor bu ay. Bize doğru cevapları bulduruna kadar da beynimizde çınlamaya devem edecek.

    Sokrates’in dediği gibi; “sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez”. Hayatı yaşamaya değer kılan şey güzelliklerse, o zaman Merkür, her şeye rağmen hayatımızı güzelleştirmenin yollarını bulmamızı istiyor bizden. Ya bunu doğru ilikişkilerle bulacağız ya da mevcut ilişkimizi güzelleştirmenin yollarını bulacağız. Kaçış yok!

    Her birimizin ilişki ihtiyacı, uyum anlayışı, güzellik tanımı farklıdır. Belki bu kavramların ne olduğu ile ilgili düşünmeye başlamak basit bir adım olabilir bu hafta.

    Zevk ve huzuru bulmanız dileğiyle…

  • BAŞAK BURCUNDA DOLUNAY

     

    Başak dolunayı “sapan” tabir ettiğimiz gezegen dizilimi ile gerçekleşiyor. Ay bu dizilimde tek başına tüm gezegenlerin karşısında yer alarak enerjiyi kendisinde toplayacak. 120 derecelik bir arkın içinde olan tüm gezegenlere meydan okuyor da diyebiliriz.

    Sistemli ve koordineli çalışıldığı taktirde bu enerjiden oldukça faydalı sonuçlar çıkartmak mümkün. Balık ve Başak zıt iki burç olduğundan; ilerlememize ve kendimizi geliştirmemize engel olan tüm duygusal etkilerin açığa çıkıp salıverilmesini sağlayan bir dizilim olacak dolunayda. Bu sebeple sistemli bir efor sarf etmemiz gerekebilir bu hafta.

    Yıla damgasını vuran Saturn ve Uranus’ün ilk etkileşimi dolunay enerjisi ile aktive oluyor. Bu durum oldukça gergin ve rahatsız edici bir ruh hali oluşturacaktır ister istemez. Uranus yeni, aykırı, bağımsız ve reformu temsil ederken, Saturn eski, geleneksel, kontrol edici ve tedbiri sembolize eder. Başak dolunayı, söz konusu birbirine zıt temalar gökyüzünde baskın şekilde kendini hissettirirken gerçekleşiyor. Yani biz de hayatımızda bu gerginliği ister istemez yaşıyor olacağız. Sonuç olarak kendimizi mevcut düzene ayarlamamız gerekecek elbette.

    Ay dışında tüm gezegenler Mars ve Pluto arasında diziliyorlar. Bu durum yoğun bir kendini ortaya koyma hali, kazanma dürtüsü (hayatta kalma), dayanıklılık ve cesaret şeklinde kendini gösterecektir. Kısacası dolunayın bizden istediği ayarlama ve düzenleme; mevcut koşulları devam ettirme ve var olma adına olacak demektir. Nasıl ve ne şekilde ayarlama yapabileceğimiz ise Uranus’un titreşimi ile zihnimizde belirebilir. Elbette buna açık olursak!

    Uranus radikal değişimdir, gerçeğin getirdiği özgürlüktür, uyanıştır. Kısacası Uranus, dolunaya ihtiyacı olan “Nasıl” ve “Ne şekilde” sorularının cevabını sağlayacaktır.

    Diğer yandan henüz düz hareketine dönen Merkür ise Kova burcunda ilerleyen diğer gezegenlerle birlikte uzun zamandır bekleyen, ertelenen tüm işlere hız katabilir. Olayları daha net görme, duyguları düşünceden uzak tutabilme yeteneği ve odaklanma kısmen mümkün. İhtiyacımız olan değişim sert şekilde gelse dahi, yolumuza devam edebilecek koşulları yaratma fırsatı oluşabilir.  Ne de olsa güzellik tanrıçası Afrodit bu dolunaya tüm ışığını veriyor. 

    Venus Güneş ile birlikte huzur için, uyum için ve keyif veren hayaller için yolumuzu aydınlatacaklar. Sonuçta hayatımızdaki 1 dakikalık huzur Venüs’ün bize getirdiği armağan. Buna kulak vermemizi istiyor şimdi bizden. Dolunayın gerginliğini ancak Venüs’ün hayalleriyle dindirebiliriz. O zaman hayalini kurarak mutlu olduğumuz konular için yaratıcı çözümler bulmak ve bunun için tüm enerjimizi ortaya koyma vakti gelmiş demektir.

    Kısaca toparlayacak olursak; her ne kadar direnmeye çalışsak da önümüzde büyük bir değişimin ayak sesleri var. Kırılıp dökülmek yerine, bu durumu kendi huzurumuz ve verimliliğimiz adına değiştirme imkanımız da var. Her zaman olduğu gibi gönüllü olduğumuz taktirde elbette..  

  • Kova Burcunda Yeni Ay

    Şubat yeni ayı Kova burcunda gezegen yığılmasıyla gerçekleşti. Günün temasını ise, gökyüzüne uzun zamandır hakim olan Saturn oluşturuyor. Bu sebeple öncelikle Saturn gezegenini anlamakta fayda var. Zamanın efendisi olarak da bilinen Saturn; kısıtlamalar, engeller ve sorumlulukları sembolize eder. Zor yollardan öğreten bu gezegen, disiplin ve sabır ile şekillendirir hepimizi. Kişisel haritalarımızda her nerede yer alıyorsa “geç açan çiçek” olarak da düşünebiliriz hayatımızın o alanını.

    Bu yeni ayda tohum Saturn gezegeni ile atılıyor. Kova burcunda hem Güneş ve Ay hem de Jupiter ve Venus birleşerek kısa bir döngüyü başlatmış oluyorlar. Kova enerjisinin grup enerjisi olduğunu düşünürsek, bu tohumlama içinde yer aldığımız gruplarla da bağlantılı olacaktır. Kova - Aslan aksı birbirleriyle bir bütündür zodyakta (zıtlıkların birliği). Aslan sahnedeki ışıktır, kova ise onu izleyen topluluktur. Bu yeni tohumlamayı biraz da bu gözle değerlendirelim isterseniz.

    Kendimizi gerçekleştirebilmek için inançlarımızı, ilhamlarımızı, umutlarımızı ve hayallerimizi sorgulayacağız. Sergilediğimiz performansın doğru izleyici ile buluşup buluşmaması da bizim için önemli olacaktır ister istemez. Acaba özgür bir sahne performansı sergileyebilecek miyiz dersiniz? Saturn ile Kendimizi kısıtlanmış, daralmış ve engellenmiş hissetmemiz içten bile değil. Sorumluluklarla, kurallarla, mahalle baskısıyla veya pandemi nedeniyle olabilir bu engellenmişlik hissi! Sebep ne olursa olsun, duygumuz kısıtlanma duygusu olacaktır.

    Saturn güçlü olduğu Kova burcundayken sosyal hayatımızda, bulunduğumuz çevreye katkımızı, ilişkilerimizi gözden geçirmeyi, sadeleşmeyi ve hatta öncelikleri belirlememizi ister. Amacı bize zorluk çıkartmaktan öte, bu duygu aracılığıyla hayatımıza düzen vermemizi sağlamaktır. Bizden istenen zamana dayanan sağlam bir yapı oluşturmamızdır. Ama hayatın değişen düzeni içinde işlevsel olmayan yapıların da revize edilmesi gerekir. İşte bu yıl böyle bir yıl. Saturn Uranus kavgası bu revizyona sebep olacak hepimizin hayatında.

    Öncelikleri belirleyip sadeleşmemize yardımcı olacak bir kombinasyon da; Jupiter ve Venus kavuşumu olacak şüphesiz. İki iyicil gezegen yeni ay enerjisine destek olacaklar. Arzular canlanacak, iyimserlik artacak ve ilişkiler ön planda olacak.

    Acaba Aslan’ın sahnesinde aşka dair bir oyun mu sergilenecek dersiniz?

    Gönüller bunu isteyecek şüphesiz ama hayatın başka planları da olabilir arka planda. Yıla hakim olan Uranus Saturn etkileşimi bizi seçim yapmaya zorlayacak. Uranus’un tüm Kova dizilimine gönderdiği titreşim, mücadeleyi sembolize ediyor. Ana tema özgürleşme üzerine olacak. Hem Kova hem de Uranus diğer tüm özelliklerinin yanı sıra, ayrılığı, kopuşu, bağımsızlığı da sembolize ediyor.

    Merkür’ün de bu dizilimin içinde gerilemesi; kendince farklı bir ton yükleyecek bu döneme. Hava elementindeki gerileme hem eğlenceli hem de rahatsız edici bir süreçtir aslına bakarsanız. Merkür’ün bu hareketi duygusal bir süreç değildir!

    Venus Jupiter kavuşumunu tamamen ilişkilere bağlayan yorumlar okumuşsunuzdur mutlaka. Ancak gökyüzünün tamamı duygusal tondan ziyade sosyal çevreden duyulan rahatsızlıkla alakalı bana göre. Bu dönemde Venüs’un vurguladığı ilişki romantizmin çok ötesinde. Doğru kabilede yaşayıp, yaşamadığımızı değerlendireceğiz. Sokrates’in söylediği gibi “sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez”. Ancak dikkat! Merkür’ün bu hareketi, en basit seviyede yapılan değerlendirmelerde bile hayatı kabusa çevirebilir. Altı gezegenin Kova burcunda dizlimi bu sorgulamyı hayatın her alanına yansıtacak ve gelecek ile ilgili muhasebeyi gündeme taşıyacaktır.

    Diğer yandan tüm gezgenler 360 derecelik dairenin 120 derecelik kısmına sıkışmış durumda. Bu öyle bir enerji yoğunludur ki;  küçücük bir tohumu verimli bir ağaca dönüştürebilir. Doğanın içinde olanlar bilirler; ağaç budanmadıkça mahsul verip sağlıklı büyüyemez. Geleceğimizi amaçlarımız doğrultusunda gerçekleştirebilmemiz, uygun sosyal çevrede olabilir. Aynı yöne bakmadığımız, amacımızı desteklemeyen kişilerle yollarımız ister istemez ayrılabilir bu süreçte. Ancak gelişen kimliğimize uygun yeni insanlar girecektir hayatımıza. Yeni gruplar oluşacaktır hayatın içinde akarken.

    Kova enerjisi modern yarınlara işaret ediyor şüphesiz. Peki biz bu yeni ayda  durumun adını net olarak koyabilecek miyiz derseniz. Cevap: Hayır, henüz değil. Heyacan, sabırsızlık, telaş hissetsek de biraz daha sabır ve sakinlik şart. Aktif bir halde pasif kalmayı öneririm. Yani emin olduğunuz aksiyon planlarınız için  araştırma yaparak, strateji geliştirmek akıllıca olabilir, tıpkı sahadan önce masa başı işlerini hazırlamak gibi…

    Güzel başlangıçlar dilerim..

  • ASLAN DOLUNAYI

     

    Güne dolunay enerjisi ile başlıyoruz. Aslan burcunda dolunay yaratıcı enerjimizin dışa vurumunu sembolize ediyor. Dolunay enerjisi; tamamlanma, aydınlanma, açığa çıkarma enerjisidir. Aslına bakarsanız her dolunayda  kendimizdeki değişimi  fark edebileceğimiz duygusal dalgalanmaları yaşıyoruz, ancak günlük telaşımız nedeniyle çok da kulak vermiyoruz kendimize. Hep dışarısıyla meşguluz çoğu zaman.

    Kendimizi daha fazla ihmal edemeyeceğimiz bir zaman diliminden geçiyoruz bu aralar. 2021 yılını düşünürsek, tüm yıl boyunca gökyüzü bizi bize çağıracak. Yılın ilk dolunayı bireyliğimiz ve içinde yer aldığımız gruplarla ilgili. Kendimizi diğerleriyle nasıl dengelediğimiz oldukça önemli bu hafta.

    Kova bireyliğin, özgürlüğün ve özgünlüğün burcudur. Eşitlik, farklılık ve isyanı temsil eder. Rahatlıkla mesafe koyabilen bir burç olduğu için, dolunayda Mars’ın da etkisiyle, kopuşların, ayrılıkların bu haftaya damgasını vuracağını söylemek yanlış olmaz.

    Sadece Güneş değil Jupiter, Saturn ve Merkür de Kova burcunda Ay’ın karşısında yer alıyorlar.   Yoğun bir isyan ve başkaldırı enerjisi hakim gökyüzünde. Bir de aynı temayı sembolize eden Uranus/Mars etkileşimini ekleyince, süprizlere hazırlıklı olsak iyi olur.

    Birlikteliklerin sonlanması, ayrılık ve kopuşlar, tartışmalar, kazalar bu enerjinin hayatımızdaki görünür etkileri olacaktır. Yaşanan her ne olursa olsun dolunayın ana teması; aldığımız kararların ve davranış şeklimizin bizi ne kadar yansıttığını sorgulatmak. Bu sorgulamayı yapmadığımız taktirde birbirine benzer olaylarla sınanırız hep. Sonra “tüm dünya bana karşı”, “neden hep benim başıma geliyor” diye söylenip dururuz.

    Aslan-Kova aksındaki dolunay biraz daha kişisel aslında. Aslan kendisini izleyen topluluğun önünde parlamak ve alkışlanmak ister. Kendisiyle gurur duyar ve beğenilmek ister. Onu izleyen topluluk tahmin ettiğiniz gibi Kova’dır. Samimi olmayan ilişkilerle, suni bağlarla yer aldığımız çevrede mutlu olma şansımız da olmaz. Sürekli Kabul görmeyi ve onaylanmayı istediğimizde, başkalarına bağımlı davranış modeli geliştiririz. Böyle bir atmosferde gerçek kimliğimiz nasıl şekillenebilir ki!

    Önce kendimizi tanıyıp, kendimize inanmamız gerekir ki, doğru çevrede yerimizi bulabilelim.

    Kova; farklı perspektif ve sıradan olmayan bakış açısı ile olayları değerlendirme yeteneğidir aynı zamanda. Bu bilginin ışığında Merkür’ün de gerileme fazına geçtiğini düşünürsek; yeniden öğrenmek, yeniden değerlendirmek, yeniden düşünmek imkanı bulacağız demektir.

    Neden yaşanıyor bu öfke? Neden bu ayrılık? Neden bu uyumsuzluk? Dur ve düşün diyor gökyüzü.

    Bazen mecburiyetler veya alışkanlıklar tutar bizi olduğumuz yerde. İçinde bulunduğumuz koşulları, sebep ve sonuçlarını daha farklı bir bakış açısıyla değerlendirmemiz isteniyor bizden. Öyle bir zamandan geçiyoruz ki  her şey sil baştan yazılıyor. Değer yargılarımız değişti, yaşam kalitemiz değişti. Önem sırası değişti.

    Pandemi nedeniyle çalışma koşulları ve iş sahaları yeniden yapılandırılıyor. Bir yandan karantina ve özgürlüğün kısıtlanmasından şikayet ederken, diğer yandan çalışma ortamımıza (evden-online- çalışma) özgürlük geldi. İlginç bir ikilem!

    Bu dolunayı Jupitersiz değerlendirmek olmaz. Kova burcundaki bu kavuşum; yaratıcı fikirlere sınırsız bir özgürlük arayışını sembolize ediyor bana göre.

    Bu noktada grup baskısından özgürleşmek, sınırlarımızı zorlamak, kendi yöntemimizle iş yapma çabası duygusal yoğunluğa neden olacaktır ister istemez. Hayatımıza dair seçme özgürlüğümüz olmalı ki, ışığımızı (benliğimizi) parlatabilelim. Özgürlüğümüzün kısıtlanması, bizim alkışa olan bağımlılığımızdan ve/veya ait olma ihtiyacımızdan kaynaklanıyor olabilir. Bunun farkına varabilirsek gerçek özgürlüğü yaşayabiliriz.

    Eğer bizi acıtan ayrılık sürecine girmişsek belki de doğru yerde değilizdir, belki de bize ait olmayan boşlukları doldurmaya çalışıyoruzdur.

    Bazen hayat bizi olmamız gereken yere kendine has yöntemlerle çağırır. Bize düşen bu çağrıyı duymaya niyet etmektir.  

    Sözde kolay, uygulamada zor görünüyor bu yazdıklarım. Haklısınız. O zaman ilk adım olarak zihini esnetmeyi deneyebiliriz. Nasıl bir çevrede, nasıl bir ilişki yaşayacağımızı hayal ederek başlayabiliriz. Bu bile bize özgürlük duygusunu yaşatacaktır. Kendi sahnemizi düşüncelerimizde kurup, kendi yazdığımız hikayenin kahramanı olabiliriz. Ne de olsa her şey hayal etmekle başlar değil mi?

  • OĞLAK BURCUNDA YENİ AY

    Oğlak burcunda yılın ilk yeni ayı oluşuyor sabahın erken saatlerinde. Toprağın derinliklerinde bir tohumun filizlenmeye yüz tutması gibidir yeni aylar. İçimizde bir yerlerde yeni bir başlangıç için küçük bir kıvılcım oluşur bu dönemlerde. Küçük bir ateş çok büyük bir değişime neden olmak zorunda değildir her zaman. Ancak 2021 yılının Oğlak yeni ayı oldukça etkili diyebilirim. Gölgelerimizi açığa çıkararak bizi derinlemesine etkileyecek ve seçimlere zorlayacak bir enerjiye sahip bu yeni ay.

    Önemli gezegenlerin burç değiştirerek, gökyüzünü bu  enerjiye hazırladıklarını belirtmek isterim öncelikle. Mars yaklaşık 6 aydır biriktirdiği kışkırtıcı enerjiyi tek bir noktaya odaklamaya hazırlanırken, Merkür farklı açılardan daha rasyonel bir bakış açısı geliştirme peşinde. Venus ise yeni bir şeyler denemek arzusuyla yanıp tutuşuyor. Yani hedefe giden farklı yollara saparak, yeni aya rehberlik ediyor.

    Nerdeyse (Neptün dışında) tüm gezegenleri yöneten Saturn oldukça önemli bir konumda bu hafta. Sadece yeni aya değil, tüm yıla damgasını vuruyor aslında. Oldukça güçlü olduğu bir burçta ve bizi gerçeklerle yüzleşmeye zorluyor.

    Saturn/Jupiter kavuşumu hava elementinde yeni bir döngü başlatıyorlar. Bu geçen ayın konusuydu ve hemen hemen her yerde okuyup, dinlediniz eminim. Hava elementi akıl, düşünce, iletişimle ilgilidir. Entellektuel perspektif oldukça önemlidir. Bu durumda toplumsal gezgenler olarak bu ikili, kış dönencesinde girdikleri Kova burcunda, yeni bir toplumsal gelişim sürecini başlattılar aslında.  

    Bu sürecin zorlu bir maraton olacağını söylemeliyim, akşamdan sabaha gerçekleşmesi söz konusu değil.

    Bu yeni ayın diğerlerinden farkı bu noktada başlıyor bana göre.

    Yeni ay Pluto gibi güçlü bir gezegenle kavuşuyor. Pluto’nun döngüsü yaklaşık 248 yıldır ve Saturn/Jupiter ikilisinin hava elementindeki yolculuğu da 240 yıllık bir döngü. Sizce bu basit bir tesadüf mü? Bence kesinlikle değil. Kozmik sistem hata yapmaz! Evrenin muhteşem matematiği saat gibi çalışıyor arka planda. Bazılarımız için basit bir Oğlak yeni ayı olarak kayda geçecek olabilir ama büyük resmi görebilenlerimiz için bu büyük bir fırsatı içinde barındıran tohumlama zamanı…

    Kısacası önümüzde uzun ve zorlu bir yolculuk var ve bu yolculukta önemli bir şeyin başlangıcına şahitlik ediyoruz.  

    Pluto ile oluşan yeni ay toplumların tüm gölge yanlarını açığa çıkaracaktır. Peki bunu nasıl yapacak biraz açalım isterseniz;

    Mars 6 aylık Koç burcu macerasının hemen ardından Saturn ile kavgaya tutuşuyor. Gökyüzündeki kavga yeryüzünde de aynı şekilde, direnç ve engeller şeklinde kendini gösterecektir mutlaka. Sanki elimizi neye atsak kuruyor gibi, sanki her şey aksi gidiyor gibi gelebilir. Hatta bazılarımız sebebini bilemediğimiz öfke ve hırs ile doluyor olabiliriz. Hissettiğimiz bu nedensiz kıstırılmışlık hissi, açığa çıkmaya çalışan bastırdığımız temalardır aslında.

    Dalgıçlar okyanusun derinlerine dalarken vurgun yememek için kendilerini suyun basıncına ayarlarlar. Beden bu basınca uyumlandığında yavaş yavaş dibe dalmaya devam ederler. Bir kere vurgun yemeden aşağıya inebilmişsen, geriye derinlerin muhteşem güzelliğine kendini teslim etmek kalır. İşte böyle bir hazırlık safhasındayız bu ay.

    Yeni ay hepimizden kendi gölgelerimize dalmamızı ve onlarla yüzleşmemizi istiyor. Engellenmeler, gecikmeler, kısıtlanmalar ise bu yolculuğun rehberleri. Bizi kendimize ulaştıran dışsal faktörler. Dediğim gibi bu uzun bir yolculuk. Pluto jenerasyon gezegeni ve ölüm/yaşam döngüsünü sembolize eder. Benim okuduğum gökyüzü; eski bizi öldürüp yeni bize ulaşmamızı istiyor. Stilimiz, işimiz, yaşadığımız yer, ilişkilerimiz, sorumluluklarımız.. hepsi buna dahil.

    Gezegenlerin gökyüzü konumuna bakarsak hepsi sıralı bir şekilde hizalanmış durumdalar. Yani gökyüzünde ilk yükselen Venüs ile son batacak olan Uranus arasında uyumlu bir etkileşim var. Bu gökyüzü hizalanması küçücük bir tohumun büyük sonuçlar doğurabileceğini işaret ediyor.

    Söylemeye çalıştığım; bu yeni ayda toplumsal bir uyanış, farkındalık gelişebilir.

    Bunun için sancılarımıza kulak verelim ki onları iyileştirebilelim.

    Pasif izleyici olmayalım ki topluma katkıda bulunabilelim.

    Böylece neler yapabileceğimizin ve bireyler olarak gerçek gücümüzün  farkına varabilelim.

    Düğümlerin Neptün ile yaptığı etkileşimi de unutmamak gerekiyor. Mars/saturn orta noktası da aynı şekilde Neptün tarafından tetikleniyor. Uzun zamandır sıkı sıkıya bağlı olduğumuz inanç kalıplarının çözüp eriyeceğini söylemek yanlış olmaz bence. Artık biraz burnumuzun ucunda olup bitene dikkat etmek, elimizdeki gerçeklikle yüzleşmek gerekiyor. Bu doğrultuda modern dünyaya uygun bilgiye zihnimizi açsak iyi olur. Bunun için körü körüne inandıklarımızı gözden geçirmenin tam zamanı.

    Bu noktada üzerinde düşünülmesi gereken bir soruyla başbaşa bırakayım sizi isterseniz.. Söz konusu engellenmişlik hissi (öfke duygusu, sebepsiz  kızgınlık), inanç kalıplarımızın çözülmesi olabilir mi?  Bir yalandan uyanmanın hayal kırıklığını yaşıyor olabilir miyiz?

    Eğer öyleyse; derinlere yavaş yavaş inme zamanı gelmiş demektir.

    Kendimize acıyacak bir dakikamız dahi yok inanın. Şimdi gerçekliğe uyanma zamanı.

  • Yengeç Dolunayı

    Yılın son dolunayına Venus, ufuktan ilk yükselen gezegen olarak, damgasını vuruyor. Sadece sabah yıldızı olarak doğması değil, aynı zamanda güney ay düğümü ile kavuşum yapması da iz bırakıyor bugüne.

    Yengeç dolunayını müjdeleyen  Venus’ü daha yakından incelersek; sabah yıldızı olarak savaşçı ve aktivist özellikleri ile ön plana çıktığını söyleyebiliriz. İnandıkları ve hissettikleri için savaşan güzel tanrıça şimdi Vesta ile birlikte, geçmişten bugüne getirdiğimiz ilişki modelinin işlevselliğini sorgulatıyor.

    Vesta/Venus etkileşiminde sosyal hayattan zevk almak ve keyfi doyasıya yaşamak zorlaşır. Hele bir de güney ay düğümü bu kombinasyona dahilse, işimiz biraz daha zor anlayacağınız. Başka bir deyişle, hayatı yaşamaya (zevk almaya) değer kılan şeyleri anlamak için çaba sarf etmemiz gerekiyor.

    Dolunayın duygusal krizler olduğunu düşünürsek, Venüs’ün bu çağrısına  yaptığımız özverilerle yol alacağız demektir.

    Nedir söz konusu olan özveri?

    Tüm dünyaya hakim olan hastalık (ölüm) korkusu. Hastalık; ölüm korkusunu, ölüm korkusu ise yaşam korkusunu içinde barındırıyor. Korkuya bu kadar sarıldığımızda, hayatın keyifli yanlarını görebilmek mümkün olmuyor maalesef. İnsanlığı esir alan bu korku hiç de haksız bir korku değil elbette. Ancak dolunayın özellikle bu konfigürasyonla oluşmasının sebebi korkunun dozunu ayarlayabilme kabiliyeti geliştirebilmemizdir.

    Yengeç ev, yuva, beslemek, beslenmek demektir. Kendimizi yuvada hissettiğimiz alanları, hayattan nasıl beslendiğimizi sembolize eder. 2020 yılını evde geçirdik ve anladık gerçek ihtiyaçlarımızın ne olduğunu. Yanımızda yürüyen insanların doğru kişiler olup olmadığını iliklerimize kadar hissettik. Bazılarımız aksiyon aldı, bazılarımız korktu ve katlandı. Yazılarımı takip edenler hatirlayacaklardır mutlaka, 2019 yılından beri pek çok tutulma, ekinoks, soltis gibi gökyüzü olaylarında Venus baş rolde yer alıyordu. Aslında 2019’dan beri ilişkilerin gerçekliği ve doygunluğu ile ilgili mesajlar veriyordu bize. Sanırım şimdi anladık Venüs’ün çağrısını.. Ya da bazılarımız anladık en azından.

    Yengeç/Oğlak aksı tutulmaları sonlanırken, yılın son dolunayı da Yengeç temasına işaret ediyorsa, hala bir şeyler fısıldanıyor kulağımıza demektir.

    Venus cazibe gezegeni olarak Ay’ın ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Aralarındaki görev tanımı budur. Yani hepimiz için geçmişe dönüp ilişki dinamiklerimizi gözden geçirmek hatta hesaplaşmak zamanı gelmiş demektir.

    Nelerden fedakarlıkta bulunduk bu yıl diye soralım kendimize.

    Sarılmak? Dokunmak? Öpüşmek? Buluşmak?

    Tüm bunlar Venus fonksiyonları… Ve dolunayı müjdeleyerek hala bizden bir şeyleri fark etmemizi istiyor güzel tanrıça. Geçtiğimiz iki yıl boyunca ilişkiye giriş modelini geliştirenlerimiz için sonuç alma zamanı. Kalpten ve samimi şekilde kurulmuş ilişkiler bu zorlu sınavdan büyüyerek çıkacaklardır. Yine tekrara düşeceğim belki ama altını çizmekte fayda var sanıyorum: ilişki derken sadece aşk ilişkisinden bahsetmiyorum. Çevremizle kurduğumuz ilişkiden, doğru grupların içinde yer almaktan ve hatta doğa ile kurduğumuz ilişkiden bahsediyorum.

    Sevgiyle besleyip büyütmek, birine dokunmak, birine sarılmak (ister beslediğiniz hayvan, ister çocuk, ister sevgili) duygusal büyümenin göstergeleridir.

    Dolunay bize zevkin; ilgilenmek, büyütmek, emek vermekle geleceğini söylemeye çalışıyor. Ne yazık ki bunu anlamak için elimizdekini feda etmek zorunda kaldık. Bunlardan mahrum bırakıldık.

    Ay Yengeç burcunda en güçlü olduğu halde Güneş’in ışığını bize taşıyor. Ben bu dolunaya “kalp çağrısı” diyorum. Bir an ama sadece bir an! siz de korkuyu, kaygıyı sorumlulukları bir yana bırakıp, kalbin çağrısına kulak verin.  Size doyumun nerede ve kiminle olduğunu söylecektir.

    İyi haftalar

  • 14 Aralık 2020 Güneş Tutulması

    14 Aralık 2020 yılının son güneş tutulması Yay burcunda gerçekleşiyor. Sabah yıldızı Venüs, tutulma gününü müjdeleyen, ufuktan ilk doğan gezegen olarak kendisini gösteriyor. Evet tutulmanın kendisi başlı başına önemli ancak tutulma enerjisine renk katan diğer temaları da göz önünde bulundurmalıyız bana göre. Venus ve Mars gibi mesela..  

    Venus ufuktan yükselen ilk gezegen olarak kendi enerjisini gökyüzüne yüklüyor ve bize yeni tohumlamanın müjdesini veriyor. Güneş’in arkasında bir süre gözlerden uzaklaşacağı döneme az kaldı. Gözden kaybolmadan önce gerek özel gerekse sosyal ilişkilerimizi gözden geçirmemiz gerekiyor.

    Venüs’ünTutulma sırasında Juno ile kavuşum halinde olduğunu düşünürsek; hayatımıza kimleri çektiğimiz, hangi gruplarla nasıl ilişki kurduğumuz son derece önemli hale geliyor. Jupiter/Saturn kavuşumuyla olan etkileşimi de düşünürsek, uzun soluklu ve güvenilir ilişkiler kurmak için son ayarlamaları yapmamız isteniyor bizden. Bu ikili Oğlak burcunda son kez birleşerek bize sorumluluklarımızı hatırlatıyorlar çünkü.

    “Hayatımıza dair hedeflerimiz nedir?”

    “Hedefe ne kadar yaklaşabildik? Bunun için ne yaptık?”

    “Doğru kişilerle mi yürüyoruz?”

    Tüm bunların cevabı sizin için netse sorun yok.. Yeni sayfa açmaya hazırsınız demektir. Çünkü artık geriye dönüş yok. Yeni dönem için yeni şartlar oluşmaya başlayacak, hem de son derece hızla ilerleyecek olaylar.

    Bunun için Zemin bu yılın başında Pluto, Saturn, Jupiter üçlüsü tarafından hazırlanmıştı zaten.

    Tüm dünya kabuğuna çekildi, nefeslerimizi tuttuk ve uyumlanmaya çalıştık. Bildiğimiz düzen bozuldu. Olmaz dediklerimiz oldu. Hayrete düştük. Bu duruma korkuyla yaklaşmak bizi yeni sisteme hazırlamayacak bu kesin. Korkuya teslim olmak yerine,  maceraya gönüllü olmak daha hızlı adapte olmayı sağlayabilir.

    Venus’ün sabah yıldızı olarak savaşçı, gözüpek, girişken özellikleri daha ön plandadır. Belki de Venus gözden kaybolmadan önce, can simidi olarak bize yol göstereci kimliği ile gökyüzünde yerini alıyordur. Jupiter/Saturn ikilisiyle flörtü almamız gereken kararları hatırlatıyor olabilir bize. Venüs’ün tutkulu enerjisi Güneş tutulmasıyla perçinleniyor. Yani neyin tohumunu atıyoruz ve ne kararlar aldık  hayatımıza dair? Cevapları siz biliyorsunuz..

    Diğer önemli konu ay düğümlerinin Neptün ile etkileşimi ve Mars Eris kavuşumu. Eris mitolojide fitne ve fesat tanrıçası. Hikayeye göre Truva savaşını çıkaran tanrıça. Savaş alanında yaralı askerleri görmekten ve onların çektiği acıdan keyif alan tanrıça. Erkek kardeşi ise Mars! İki kardeş bu tutulmayla işbirliği halinde.  Bir kardeş fitne ve fesat ile ortalığı karıştırırken, diğer kardeşine (savaş tanrısına) zemin mi hazırlıyor acaba..

    Neptun gezegeninin de gerçekleri görmemize engel olan özelliğini düşünürsek. İçinden geçtiğimiz dönemde duyduğumuz haberlerin, dinlediğimiz kaynakların pek de güvenilir olduğunu söyleyemeyiz. İşte tutulma tam da böyle bir zeminde gerçekleşiyor. Merkür de ay düğümleriyle birlikte Neptun’ün yanıltıcı enerjisine kapılmış olacak. Bu durumda Neptün enerjisini sezgisel akıla rehberlik olarak kullanmayı önerebilirim. Bu da ancak farkındalıkla olabilir elbette.

    Bana göre İkizler-Yay aksındaki tutulmaların ana mesajı yarınla, ideallerle, inançlarınla değil biraz da bugünle, gözünün önündekiyle, içinde bulunduğun çevreyle ilgilen.  Yarına giden yollar, önümüzdeki adımlarla aşılır. İlk adımı hangi yöne atacağımıza karar vermek için, şimdi içinde bulunduğumuz yolun durumunu doğru tahlil edebilmeliyiz. Fikrimizin olması için bilgimizin olması şart. Sağlıklı muhakeme yapamadığımız taktirde, idealimizdeki yarına ulaşmamız da mümkün olamaz. Ben böyle okuyorum tutulma enerjisini.

    Eğer doğru soruları sormaya, karar vermeye, dikkatimizi odaklamaya ve en önemlisi dinlemeye gönüllü değilsek  hayatla mücadelemiz keskin bir viraj alacak demektir.  

    Yolumuz açık olsun..

  • Yeni Ay ve Saturn

    Tutulmalar ve son Yengeç yeni ayını da geri bıraktık. Gökyüzünde okunacak oldukça fazla şey var aslında. Okuyup anlam çıkartmaya çalışalım ama ne kadar yapabiliyoruz bizden istenenleri veya ne kadar olumlu kullanabiliyoruz bu atmosferi çok emin değilim.

    Saturn tüm yıla damgasını vuran baş rol oyuncusu bana göre. Oğlak burcuna girdiği andan itibaren tek misyonu koşa koşa Pluto ile el ele verip düzeni değiştirmekti. Yıllara yayılacak olan bu etkinin tohumları bu yıl atıldı ve değişim devam etmekte. Her gezegenin bu yeni oyunda rolleri belirli. Birinin görevini diğeri yapamaz. Saturn bu yeni ayda da oldukça etkindi. Bize sorumluluklarımızın ne olduğunu hatırlatıyordu ama duygusal açıdan.

    Saturn karmanın efendisi ve zamanın lordu. Dürüstlük öncelikli talebi. Eğer bize bahşedilen zamanı hak ettiği gibi kullanamazsak, Saturn vakti geldiğinde acı bir şekilde hesap sorar bizden. Şu an böyle bir zamandan geçiyoruz galiba. Hesap verme zamanı. Hepimiz bir şekilde köşeye sıkıştık ve daha fazla gidecek yer kalmadı. Saturn’un Pluto ve Jupiter ile buluşmasının sebebi de bu. Bu yılı tek cümleyle özetlersek; Mevcudu yenisi için yıkıp, yeniden yapmak. Çünkü gidecek yer kalmadı artık.

    Öyleyse neyi yıkmamız gerekiyor hayatımızda?

    Bu cümleleri okuyunca size kocaman ve ürkütücü gelecektir eminim. Yıkmak!! Yeniden yapmak!!!

    Aslında her gün aldığımız kararlarla zaten yapıyoruz bunu. Duygumuz değişince eylemlerimiz de değişiyor. Duygumuz mimiklerimize yansıdığında ilişkilerimiz de değişiyor. Aslında yıktığımızı fark etmeden, kopuyor ve uzaklaşıyoruz birilerinden veya bir şeylerden.

    Saturn Pluto birlikte dünyanın yükünü sırtında taşıma duygusu verir insana. Jupiter’in de büyütücü etkisini eklediğimizde konu katlanılmaz olabilir. Bardağı taşıran bir damla gerekir bazen bu sıkışmış ruh haline. İşte tutulmalar iyice gerip ortamı hazırladı yeni değişim için. Bundan sonrası sadece bir damla artık.

    Peki ne yöne ilerlememiz gerekiyor?

    Bunun cevabını ise Venüs ve Merkür rehberliğinde veriyoruz. Her ikisi de tutulma mevsiminde gerilediler yani bize düşünmek için zaman tanıdılar. Şimdi hızla gerileme derecelerine döndüklerine göre bir zahmet kendimize sormamız gerekir “ne istiyorum ben bundan sonra” diye. Elbette bunun için farkındalık gerekir. Genelde bizde “hayatımın sorumluluğunu al, beni çek götür” psikolojisi var. Yarın ne olacağını kendi adımıza karar almak için değil de, merakımızı gidermek için öğrenmek istiyoruz. Ama bu bilgiyle ne yapacağımızı bilmiyoruz.

    Hadi bir ipucu size..

    Şu dönemde ay düğümleri galaktik merkezde ilerliyor. Hatta bir etki daha var; Polaris de bu noktada yer alıyor!!!

    Polaris eskiden insanların yol bulmak için kullandıkları ve “kutup yıldızı” olarak bilinen yıldızdır. Günümüzde doğa sporları yapanlar hala kullanıyordur diye düşünüyorum. Ay düğümleri de bilgiyi sembolize eden burçlarda olduğuna göre, acaba gökyüzü ne anlatmak istiyor bize dersiniz? Biraz daha açalım konuyu. Galaktik merkez samanyolu galaksinin merkezidir. Öngörüyle, içten bilmeyle ilgilidir. Yay/ikizler aksı da bilginin deneyime taşınmasını ve süzgeçten geçirilmesini, bilinç olarak büyümeyi ve farkındalığa ermeyi sembolize ettiğine göre geriye yapılacak tek şey kalıyor. Oturup düşünmek! Olaylar arasındaki bağlantıyı kurmak! Gördüğünüz rüyayı, duyduğunuz haberi, seyirci olduğunuz olayı sağduyulu şekilde akıl süzgecinden geçirmek.  

    Kutup yıldızı neden Galaktik merkezin tam karşısında yani İkizler burcunda yer alıyor dersiniz?

    Aslında Galaktik Merkez cehaleti yönetir. Bence Cehalet bilgi eksikliğini göstermez. Cehalet, kişinin bilinçli olarak görmezden gelmeyi seçtiği bilginin varlığını ifade eder. İşareti kaçırmamak için, bilgi ister rüya ile gelsin, ister sezgisel bilgi olsun, ister duyduğunuz okuduğunuz bilgi olsun fark etmez verilerin arasındaki bağlantıyı kurmak bizim asıl görevimiz. Düşünmeyen bir toplum olduk.

    İşte yıkıp yeniden yapmamız gereken şey inançlarımızın yenilenmesi, bilgilerimizin tazelenmesi, olmalı. İnanın 8 yaşındaki çocuğun bilgisiyle 50 yaşında yaşamak dar bir kıyafetin içine sığmaya çalışmak gibidir. Nefes alamayız.  

    Hayatımızın değişimini sağlamak bizim elimizde, yeni ayda bilgiye yolculuk tohumlarını atalım ki farkındalık gelişsin.

  • TUTULMALARIN ARDINDAN

    Tutulma dönemini geride bıraktık. Tutulmalarla birlikte gökyüzünde pek çok gezegen de gerileme dönemindeydi. Astronomik olarak gezegenler geri harekette bulunduklarında Dünya’ya en yakın haldedirler. Tutulmaların da her zaman çalar saat gibi işlediklerini düşündüğümüzde, gökyüzünün bize mesajı çok açık; artık biraz düşünme ve sonuca varma zamanı.

    Gezegenler dünyaya bu kadar yakın olduklarında ve yön değiştirdiklerinde üzerimizdeki etkilerini yoğun olarak hissederiz. Şimdi bizden istedikleri; yeniden düşünme, yeniden yapılandırma, yeniden planlama, yeniden ayarlama… kısacası ödevimiz çok. Şapkayı masaya koyup düşünme zamanı.

    2020 senesinin tutulmalarına bakacak olursak, normal tutulma seyrinden biraz farklı olduğunu görüyoruz. Ortalama yılda iki Ay, iki Güneş tutulması gerçekleşirken bu sene, dört Ay tutulmasına mukabil iki Güneş tutulması yaşıyoruz. Uzun lafın kısası “sonlanmalar” temalı tutulma rüzgarının tam ortasındayız.

    Sadece sonlanmalar mı, Ay ve Güneş’in gökyüzünde karşılıklı olduğunu ve tam olarak Dünya’nın bu iki karşıtlığın ortasında durduğunu düşünürsek, bir nevi çatışma enerjisi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu durum kaçınılmaz olarak duygusal krizleri beraberinde getirir. Bazılarımız hayatlarında bir şeylerin de sonlanmakta olduğunun farkındadırlar eminim. İş, aile, ortaklık, eş, eğitim, üretim, alışveriş alışkanlıkları gibi örnekleri çoğaltmak mümkün.

    Sahneyi her zaman ağır giden gezegenlerin oluşturduğunu ve en büyük öğretmenin de Oğlak burcuna geri döndüğünü düşünürsek; sınav soruları zor yerden gelecek demektir. Neden mi böyle söylüyorum? Çünkü 2020’nin gökyüzü olaylarının zamanlamaları bana ilginç geldi de ondan..

    Saturn ilkbahar ekinoksunda burç değiştirip Kova’ya geçti, yaz soltistinde önemli bir Güneş tutulması gerçekleşti ve sonbahar ekinoksunda Saturn ileri hareketine geçmek üzere duracak. Tüm bunlar bana sınavımızın oldukça zorlu olduğunu çağrıştırıyor.

    Saturn ve Pluto en zorlu öğretmenler. Bu iki gezegenin birlikteliği yıkıp yeniden inşaa etmek üzerine kurulu. Pluto transiti kapımızı çaldığında mutlaka verilecek bir cevabımız olmalı. Pluto yaşamın daha büyük bir anlamı olması gerektiği üzerine dikkatimizi çekmek ister her zaman. Daha büyük bir amaca hizmet etmeli varlığımız. Bunun için de küllerimizden doğup büyük bir yapıcı gücü hayata çıkarmayı öğrenmek zorundayızdır.  İşte bu sebeple sınav ağır olacak diyorum. Çünkü Pluto ve Saturn yıl boyunca iki ileri bir geri dans ediyorlar ve bizden kendilerine eşlik etmemizi talep ediyorlar.

    Tek başına bu kadar olsa iyi. Neptun de ağır gidenler kategorisinde gerilediğine göre, sahnedeki ağır toplara kulak versek iyi olur. Ne diyorlar diye soruyorsunuz değil mi, haklısınız..

    “Duyduğunuz, gördüğünüz, bildiğiniz gerçek değil” diyorlar.

    “Sen doğru olduğunu sanıyorsun ama değil! Şimdi sana son kez soracağım, iyi düşün” diyorlar.

    Astroidler de gezegenlerle birlikte geri harekette. Sonuçta astroidler; kollektif bilince uzanan köprülerdir, toplumsal bilince ne şekilde katkıda bulunacağımıza işaret ederler aslında. Demek ki hep beraber oturup düşünme vakti.

    Ana tema “Yeniden” kelimesinde yatıyorsa; geleceğimizi yeniden, bize uygun olarak inşaa etme vakti. Bu sebeple gökyüzü enerjiyi dış dünyadan çekip, iç dünyaya yöneltmemizi istiyor ki aradığımız cevapları bulabilelim. Geleceğe uyum sağlayabilecek bilince ulaşabilelim. İşte tam da bu noktada Carl Jung’un bir sözünü alıntılamak istiyorum;

                   Birey “içimizdeki insan” mitini kaybetmek üzere olduğunun farkında mı? Eğer bu felaket gerçekleşirse başına neler gelebileceğini biliyor mu? Hatta bunun bir felaket olduğunu anlayabilme yeteneğine sahip mi? Ve son olarak, teraziyi dengeleyen o küçük, ekstra ağırlığın kendisi olduğunu biliyor mu?

    Jung’dan bu alıntıyı yazıma ekleme sebebim twitterda izlediğim 25 yaşında bir gencin “okumak ve kendimi yetiştirmek istiyorum ama psikolojim bozuk, ben kendimi yetiştiremezsem çocuğumu nasıl yetiştirebilirim” demesiydi. Yani bazılarımız hem dış dünyada hem iç dünyada neler olduğunun farkında. Gökyüzü tam da bu mesajı veriyor. Köprüden önceki son çıkış misali, hatalardan öğrenilmesi gereken dersler varsa bu yaz sınıf tekrarı var gökyüzünde. Gezegenler son kez anlatıyorum der gibiler. Hem tutulmalar hem gerilemeler öğrenmemiz gereken detaylar için.

    Son kez Oğlak burcuna giren Saturn diğer gezegenlerle birlikte yarına hazırlanmamızı istiyor. Çünkü ancak toplu olarak farkındalık geliştirip ilerlemek durumundayız.

    Merkür henüz düz hareketine dönmeden önce Mars ile temas halinde bu hafta. Merkür düşünmemizi talep ederken, Mars aksiyon almamızı istiyor. Bu ne yaman çelişki böyle!

    O zaman duygularımızla işe başlasak iyi olur. Hissettiklerimizden korkmadan yüzleşmek en büyük cesaret aslında. Mars normalden daha uzun süre Koç burcunda kalacak ve bu burçta gerileyecek. Bu enerjiye alışsak iyi olur. Lütfen Merkür’ün Yengeç burcunda gerilemesini küçümsemeyin çünkü su elementinde gerilemesi yaşam kalitemizin sorgulanması açısından önemli. Merkür gerilemelerini bu açıdan değerlendirmekte fayda var.

    İçinizde hissettiğiniz sıkıntıyı; içki, televizyon, deniz, kum, güneş ile geçirmek de mümkün elbette. Ama bunları yaparken bir parça da yarına dair sorumluluklarımızı ve amaçlarımızı da düşünsek iyi olur.

    Gökyüzünün çığlığı şöyle; arkada kimse kalmasın lütfen, tren bir sonraki durağa hareket etmek üzere! Bir sonraki durak; Kova Çağı….

  • AKREP DOLUNAYI VE CESARET

     

    Akrep burcunda dolunay oluşuyor bugün. Boğa/Akrep aksındaki ışıklar bize hayatımızın kalitesini sorgulatacak. Gerçekten bizi tatmin eden şeylere sahip miyiz, yoksa bazı şeylere sadece güç veya güvenlik duygusu için mi sahip olmaya çalışıyoruz?

    İkizlerdeki durağan Venüs ile gerçek bir sorgulama dönemine girmiş olacağız bu dolunayla birlikte. Peki bu kadar kolay olur mu dersiniz aradığımız cevapları bulmak. Pek sanmıyorum. Çünkü Neptün bu dolunayda fazlasıyla etkin olacak. İlişkilerimizde ne kadar samimiyiz, sadece sosyalleşmek için mi yüzeysel ilişkiler kuruyoruz? Bu gibi soruların beynimizde dönüp durduğu bir dolunay haftası bu. Neptün bu konulara sisli bir ortamdan bakmamıza neden oluyor. Hemen vesvese ve kuruntu sarıveriyor bizi.

    Hepimizin bildiği gibi dolunay duygusal krizleri işaret eder. Akrep ise zodyaktaki en derin burçtur, içsel gücümüzü keşfetmemizi ister. Bu da ancak çok keskin bir iç gözlemle mümkündür.

    Venüs ve Neptün’ün bu dolunaya katkıları ise, toplumla kurduğumuz ilişkinin kalitesini sorgulatmak. En hassas gezegenlerden biri olan Ay’ın Akrep gibi ölümü sembolize eden bir burçta rahat olmayacağını söylemem gerekir.

    İkizler enerjisinin ön plana çıkacağı yeni bir dönem dolunay ile başlıyor bu hafta. Lokal çevre en önemli konular arasında. Zaten hepimiz evlerdeyiz, komşularımızın farkına vardık. Yaşadığımız çevredeki esnafın farkına vardık. Günlük hayatın dilini öğrenme vakti gelmiş olabilir hepimiz için. Bulunduğumuz çevrede bizi doyuran ilişkilerde var olmayı deneyimleyeceğiz bir süre. Belki herkese iyi gelecek kim bilir!

    Neptün Venüs karesi, özellikle Venüs geri giderken baş etmesi zor bir enerji olabilir. Ne de olsa dolunay zorlayıcı bir gökyüzü olayı. Pek çok bilinç dışı temanın açığa çıkma ihtimali kuvvetli. Buna olumlu tarafından bakacak olursak; ilişkilerdeki bağımlılık temalarını anlamamız açısından güzel bir fırsat. Konfor alanlarımız için neyi göz ardı ediyoruz diye düşünsek iyi olur. Evde olduğumuz süre boyunca anladık aslında ne kadar gereksiz şeyler için enerji harcadığımızı. Kendi kendimize neleri yapabileceğimizi öğrendik, ihtiyacımız olmayan binlerce şeye para harcadığımızı anladık. Bağımlısı olduğumuz şeyler gerçek ihtiyaçlarımız değilmiş aslında. Hayat bir anda sadeleşti. Belki de çoğumuza iyi geldi bu sadelik. Bu arada hepimiz aslında gizli birer fırıncı olduğumuzu da keşfettik galiba J

    Dolunayın Boğa burcundaki Merkür’ü de tetiklemesi ile birlikte, “istikrar”, “güvence”, “süreklilik” kavramlarının anlamını bir kez daha gözden geçirmemiz de gerekecektir. İkizler, somut gerçekler arasında bağlantı kurmamızı isteyecek. Bizi güvende tutacak olan şey nedir? Geleceğimizi nasıl garanti altına alacağız? Bundan sonra ne olacak? Tüm bunlar haklı sorular ve kaygılar elbette. Boğa’nın istikrar ve güven arzusu bir şekilde sarsıldı karantina günlerinde.

    Sonuçta Ay düğümleri öncü burçlardan değişken burçlara geçiyor. YENİ “BİZ”e uygun şekilde evrilmeye gönüllü olmamız gerekir. Değişime direnç dalımızın kırılmasından başka bir işe yaramayacaktır.

    Tüm bunların cevabını arayacağız tamam ama bir nokta daha var vurgulamamız gereken; o da Mars Kova!

    Geçerliliğini yitirmiş olan her şeye başkaldırabilen bir enerjiden bahsediyoruz. Sıradan olmak istemez Mars Kova. Değişim için gereken cesareti göstermekten korkmamamız gerekiyor belki de.

    Bulduğumuz cevaplar varsa uygulamak için yürek de olmalı. Hayatımızda ne olmak, nerde olmak veya kiminle olmak istediğimize karar verdiysek; ilk adımı atacak cesaretimiz de olmalı. Daha önce yapılmamış, denenmemiş, hatta belki de aykırı kaçacak bir adım bile olabilir bu. Mars bizden yine de bu cesareti göstermemizi istiyor. Dolunaya kare açı yaparak vermek istediği mesaj bu bana göre.

    Neptün’ün buradaki rolü teslimiyeti öğretmek olacak sanırım. Teslim olmak bir yerde ölmeyi kabul etmek yani kontrolü bırakabilmektir. Gerçeklerle yüzleşmekten korkmadan, geride kalması gerekenlerle vedalaşmak. Kısacası dolunayın ana teması; ölüm gibi gelse de eskiyi bırakabilmek ve köklerimizin yeni filizler vereceği yere yol alabilmektir.

     

    O zaman bu dolunayın ödevi şöyle;

    Gerçekliğimizi gözden geçirmek

    İç gözlem yaparak, kendimizi sorgulamak

    İşlevsel olmayan her şeyi geride bırakmak

    Yeni kararlar almak için cesaret bulmak

  • TERAZİ DOLUNAYI VE GİZLİ ZENGİNLİK

    Terazi dolunayı bu haftaya damgasını vuruyor. Dolunay duyguları yüzeye çıkaran ve anlamamızı sağlayan önemli gökyüzü olaylarından biridir. Bu dolunayın diğerlerine göre farkı, baskıladığımız her temanın ortaya çıkmasına fazlaca ışık tutması olacak. Neden derseniz, cevabı Jupiter/Pluto kavuşumunda yatıyor. Bu hafta dolunay eşliğinde ilk danslarını yapıyorlar ve yıl sonuna kadar birlikte sürekli dans edecekler. Spot ışıkları üzerlerine çevriliyken dans eden iki kişi gibi düşünebilirsiniz bu durumu. Bu ikiliyi anlamak dolunayı yorumlayabilmek için önemli bana göre.

    Gökyüzündeki eş zamanlılıklar bize önemli mesajlar verirler ve mutlaka dikkatimizi bir noktaya çekmek isterler. Öyleyse bu ikiliyi anlamaya çalışmakta fayda var.

    Pluto mitolojideki “Hades” karakterini sembolize eder. Hades, hikayede yer altı tanrısıdır ve aşık olduğu Persofone’yi yerin altına kaçırmıştır. Pluto da tıpkı bu hikayede olduğu gibi birlikte olduğu gezegenin enerjisini yerin altına çeker yani baskılar. Bu durumda bastırdığımız temalar; iyimserlik, hoşgörü, inanç ve umutlarımız diye düşünebiliriz. Evlere korkuyla kapandığımız şu günlerde, en çok ihtiyacımız olan şey biraz iyimserlik sanırım. Ölüm ve dönüşüm gezegeni olarak bilinen Pluto, aslında çok büyük bir gücü, gizli kaynakları, sırları da sembolize eder. Şimdi dolunayın ışıkları altında enerjilerini birleştirerek bize iletecekler.

    Farkında olmadığımız, bastırdığımız arzularımız neler olabilir dersiniz? Şimdi bu sırları tek tek keşfetmeye hazırlansak iyi olur.

    Dolunayın gerçekleştiği Terazi, ikiliğin, dengenin ve uyumun burcudur. Nasıl ilişkiye giriyoruz ve kendimizi karşı tarafa nasıl yansıtıyoruz. Sınırlarımız nerde başlıyor nerde bitiyor. İlişkilerimiz hangi noktada ne kadar acı verici oluyor. Tüm bunların cevaplarını bulmamızı sağlayacak olan bir dolunay gerçekleşiyor bu hafta. Elbette bu cevaplar yaşadığımız olaylarla gelecek. Tahmin edersiniz ki pek de kolay olmayacaktır derine gömülen temaların ortaya çıkması. Neden mi? Çünkü sahnede bir oyuncu daha yer alıyor da ondan. Uranus!

    “Düşüncelerine dikkat et kaderin olur” sözüne çok inanırım. Her kötü düşünce yavaş yavaş çürütür içimizi. Hep, bir ton yükle hayatı yürümeye çalışmak gibidir bu düşünceler ve duygular. Taşıdıkça ağırlaşır, kaldıramaz oluruz. Zamanla bir parçamız haline gelir, neyi taşıdığımızı unuturuz. Yükümüzü gizlemek için bir maske takarız, o maskeyi kendimiz sanırız. İşte Pluto böyle bir enerjidir. Dönüştürebilirsek bu duygu ve düşünceleri; o zaman en büyük zenginliktir, gizli madendir Pluto.

    Bu sebeple, arada içimizdekileri boşaltmak bizi biraz rahatlatır ve dinamik hale getirir. Biz gönüllü olmadığımız zaman evren bunu bizim yerimize yapar ara sıra. O kadar ani ve beklenmedik olaylar yaşarız ki, birden boşaltıveririz içimizi. Bazen bir kavga anında, bazen bir kayıpla, bazen de yakalanıveririz kıskıvrak ve boşaltmak zorunda kalırız içimizi, rahatlarız bir anda. Yük kalkar üzerimizden.

    Bu dolunayda gökyüzü o kadar ilginç hizalanıyor ki; sanki olayların çözülmesi için beklenmedik gelişmelere sahne hazırlıyor gibi. Merkür/Jupiter ve Mars/Uranus etkileşimleri de aynı anda mevcut. Kendimizde olup bitenleri anlama gayreti içindeyiz. Biraz sersem, biraz karamsar, biraz endişeli bir ruh hali diyebiliriz buna.

     Aslında bu durum bastırdığımız korkularımızı, hangi noktada panik yaptığımızı anlamamızı sağlayabilir. Bunu fark edebilenlerimiz için aydınlanma ve özgürleşme mümkün. Bir kez korkularımızdan özgürleşebildiğimizde kendimizi sıkıştırılmış hissetmeyiz. Ne çaresizlik ne de endişe olmaz artık. Çünkü içimizdeki saklı zenginliği yani içsel gücü uyandırmış oluruz ve özgürleşiriz.  

    Aslında bu dolunay biraz sert enerjilere sahip görünse de, içinde muazzam bir dönüşüm fırsatını barındırıyor. Bu enerjiyi her ne kadar ilişkide olduğumuz kişiler üzerinden deneyimleyecek olsak da bu dönüşümü sadece biz gerçekleştirebiliriz. Şimdi gömdüğümüz her şeyi, yüzeye çıkarıp iyileştirme şansımız var.

    Terazi barışın ve adaletin burcudur. Her şeye önce kedimizle barış yapmakla başlayabiliriz bence, ne dersiniz?

    İyi haftalar

  • KOÇ BURCU YENİ AYI VE YARALI ŞİFACI

    Karanlık ayın Mars ve Pluto kavuşumunda meydana gelmesi hissettiğimiz korkuyu ve güvensizliği tetikliyor açıkçası. Bu endişe ve şiddetli korkunun öfke şeklinde dışarıya vurması çok sık rastlanan bir durum. Bunu da haber başlıklarında görebiliyoruz bu günlerde. Yeni ayın Koç burcunda Kayron ile gerçekleşmesi, enerjinin şifa ile birleşeceğini sembolize ediyor. Ancak bu durum eski yaraların da açığa çıkmasına neden olabilir. 

    Kayron yaralı şifacıyı sembolize eder ve eğer bir gezegenle etkileşim halindeyse, dikkatimizi şifalandırmamız gereken alana çekmek istiyor demektir. Bu hafta yeni ay enerjiyle harmanlanarak aktive oluyor. Bu durumda biraz daha yakından bakalım bu yaralı şifacıya isterseniz.

    Neden yaralı şifacı?

    Kayron mitolojide en sevdiği öğrencisi tarafından yanlışlıkla vuruluyor. Zehirli bir okla vurulduğu için de yarası hiçbir zaman iyileşmiyor ve kendisine büyük bir acı veriyor. Hikayenin detayına girmeye gerek yok sanırım. Ancak sembolizmdeki yansıması önemli bence, çünkü bu yeni ayın tüm enerjisi bu alanda yoğunlaşacak.

    Hepimiz aslında doğuştan yaralıyız insanoğlu olarak. İlk yaramızı doğum esnasında annemizden göbek bağımız kesilmek suretiyle alıyoruz. Bu, bedenin unutmadığı bir acı ve bizi en güvenli alanımızdan yani annemizden ayıran bir acı. Hayatın ilerleyen dönemlerinde de bazı derin yaraları gömerek, acıyı içimizde baskılamaya devam ediyoruz.

    Kayron astrolojide şifalandırmamız gereken alanları temsil eder. Yarı at yarı insan olduğu için bir çeşit ucube yani yaratık olarak tarif edilir. Hatta bu sebeple annesi tarafından terk edilmiş bir karakterdir. Bu sebeple ucube tarafımızı, terkedilmiş hissettiğimiz parçamızı da sembolize eder. Aynı zamanda kendi acısını dindirmek için her türlü ilacı denediği için önemli bir şifacıdır. Belki kendi acısını dindiremiyor ama bu sayede başkalarının acısını nasıl dindireceğini ve onlara ne şekilde şifa vereceğini de öğrenmiş oluyor. Kısacası şimdi kendi acımızı, şifalanmamız gereken alanları keşfedip çalışmaya koyulma zamanı.

    Bugüne kadar gönüllü olarak kendimizle ilgilenmediysek, şimdi koşullar bizi buna zorlayacak gibi duruyor. Bu noktada sembolizmin ne kadar çalıştığına hayran kalmamak mümkün değil bana göre. Korona salgını nedeniyle evlere kapanıp kendimizi korumaya çalışırken, tüm dikkatimiz mecburen kendimizde oluyor. Ne istiyorum, neden sıkılıyorum, ne yapsam acaba, bundan sonra ne olacak… milyonlarca soru. Her bir soru aslında kendimize bir yolculuk. Anlayana elbette.. Ama önce biraz daha dikkatli bakalım isterseniz karanlık ay fazına.

    Pluto ve Mars kavuşumu Oğlak burcunda korkuyu tetikliyor ve bilinçaltında bastırdığımız ne kadar tema varsa hepsini açığa çıkartmak için ortam hazırlıyor. Depresif, yalnız, hatta biraz kayıp hissetmemizi sağlıyor. Ölüm ve yıkım gezegenlerinin birlikteliği, tüm dünyada ölüm oranlarının artmasına da neden olduğundan, bu korkunun hepimizi sarması çok doğal. Ancak bu enerjinin bu şekilde yıkıcı kullanılması gerekmiyor. Kendi adımıza bunu dönüştürücü güç olarak kullanabiliriz. Sanırım bu salgın ve depremler nedeniyle herkes en büyük korkusuyla yüzleşti. Ölüm korkusu! Ölüm korkusu içinde yaşama korkusunu da barındırır unutmayın. Bu korkuya teslim olduğumuzda yaşamayı unuturuz. Hayallerimizi kuruturuz. Aman dikkat.. Gönüllü karantinadayken zamanın ne demek olduğunu anladık. Eve kapandığımızda aslında bir dakikanın ne kadar uzun olduğunu, nefes alabilmenin kıymetini, sevdiklerimizi görebilmenin en büyük zenginlik olduğunu anladık. Bu durumu hayatın bize bahşettiği bir mola olarak düşünebiliriz. Hastalarımız için de, bizim için de bir iyileşme süreci bu. Dünya bize kendimizi hem zihnen, hem ruhen, hem de bedenen şifalandırmamız için bir zaman bahşediyor bence.

    O zaman nedir kendimizde şifalandırmamız gereken, bunu düşünme zamanı. Acaba ne yaparsak başkalarına şifa olur dersiniz? Belki bir ses, belki bir mesaj, belki bir merhaba? Artık elinden ne geliyorsa..

    Neptün çok güçlü olduğu Balık burcunda. Saturn de çok güçlü olduğu Kova burcunda. İlahi bir plan işliyor arka planda. Zor dönemlerden geçerken, insan yaşamından daha önemli hiçbir şey olmadığını ve karşılıksız bir çabayla, özveriyle çalışmanın önemini anlatmaya çalışıyor gökyüzü bize. Şefkat ve merhameti çok büyük bir acıyla deneyimliyoruz. Keşke bu şekilde öğrenmeseydik ama son çare buymuş demek ki. Hayat bize böyle bir sınavla bu dersi öğretmeye çalışıyor.

    Bu yeni ay yaralarımızı sarma zamanı. Koç savaşçı burçtur. Hayatta kalma mücadelesini sembolize eder. Savaşımız yaşamaya dair bu yeni ayda. Eski yaralarımızı iyileştirirken yenilerinin verdiği acıyı kabullenmek zorundayız. Kayron acısını kabullendiğinde başkalarına şifa olabilmişti ve kendi ölümsüzlüğünden vazgeçmişti. Yapmamız gereken acımızı kabullenmek ve acıya rağmen başkasına şifa olup, yaralarını sarmaya gönüllü olmaktır. Dün akşam Küba’dan gelen gönüllü sağlık ekibi büyük alkışlarla indi İtalya havaalanına. Herkes ayakta dakikalarca alkışladı ekibi. “Evet korkuyoruz ama bunu insanlık için yapıyoruz” diye demeç verdiler. Sembolizmi bu cümlede de görmemiz mümkün. Yani şifacıların (Kayron) insanlık adına (Neptün Balık) savaş (Koç) vermesi.

    Önceliğimiz duygusal olarak güçlü olabileceğimiz ortamları kendimiz için hazırlamak olmalı. Her zaman bir çıkış yolu vardır ve olacaktır.

    Koç yeni ayı savaşmamızı istiyorsa; çıkış yolunu görebilmek, yaralansak da yaralarımızı sarıp yola devam edebilmektir savaşmak.

    Koç yeni ayı cesaretimizi geliştirmemizi istiyorsa; bazen merhaba diyebilmektir, bazen de korkularımızla yüzleşmektir gerçek cesaret.

    Yeni ayın hayrı üzerimize olsun..

  • OLAYLARIN SEYRİ; Ay Oğlak burcunda

    Ay’ın Oğlak burcuna geçişiyle birlikte Kayron ve Oğlak enerjisinin hazırladığı ortam tetikleniyor. Balık burcunun son derecelerinde olan Güneş ekinoks noktasına doğru ilerliyor. Bu duruma başka bir açıdan bakarsak alacakaranlık dönemindeyiz. Karanlıkta ilerlemenin yanı sıra, ateş elementinde hiç gezegen olmaması da canlılık, şevk ve neşeyi hayatımızdan uzaklaştırdı bir bakıma. Yaşam enerjisi en çok ihtiyaç duyduğumuz şey bu günlerde.

    Ay’ın da Oğlak burcuna geçmesiyle bu enerjiyi yansıtan gezegen yoğunluğu da artmış oldu. Oğlak burcu en uzun gecenin yaşandığı Aralık ayı ile başlar. Oğlak zodyakın en karamsar burcudur dersek yanlış olmaz. Oldukça temkinli ve “ya yaz gelmezse” felsefesiyle hayata yaklaşan, sorumluluğunun bilincinde olan bir burçtur. Bardağın yarısını boş görme durumu abartılırsa, karamsarlık ve korku çabucak sarıverir hepimizi. İşte tam da böyle bir atmosferde ilerlemeye çalışıyoruz. Yaşam enerjimiz sönmüş, canlılık, heves yok. Hatta korku ve karamsarlık sarmış dört bir yanımızı.

    Peki ne olacak bundan sonra?

    Ay iki gün boyunca hızla ilerleyerek Oğlak burcundaki tüm gezegenleri tetikleyerek olaylara hız kazandıracak. Bunun iki şekilde görülmesi mümkün kişisel hayatlarımızda; ya korkularımız artıp panik ortamına sürükleneceğiz ya da içsel otoritemizi kullanıp bulunduğumuz koşullara soğukkanlılıkla uyum sağlayacağız. Kaçımız bu soğukkanlılığı koruyabilir şüpheliyim. Farkındalık bu gibi durumlarda çok önemli sanırım.

    Balık burcundaki Neptün Güneş kavuşumunu düşündüğümüzde pek çoğumuzun kendini kandırdığını ve yaşananların boyutunu fark etmediğini söylemeliyim. Bir şekilde afyon etkisi ve uyuşma halinden söz edebiliriz.

    Diğer önemli bir nokta ise, 26 Aralık 2019 tarihindeki Güneş tutulmasının Kayron ve Ay düğümleri tarafından tetiklenmesi bana göre. Açıkçası Ay, yılın son tutulmasının enerjisini Oğlak burcundaki gezegenlere taşıyacak. Bu sebeple olayların seyri çok hızlı değişecek bu iki gün içinde. Uranus bu tutulmayla etkileşim halindeydi geçen sene, şimdi de Venüs ile kavuşumda. Yani daha önce denenmemiş yeni planlarla ilerlenmesinde fayda var. Farklı çıkış yolları, yeni ilişki modelleri geliştirebilmek çok önemli. Bu da değer yargılarımızı yeniden gözden geçirmekle olabilir. Bizim için olmazsa olmaz nedir? Hayatımızı idame ettireceğimiz kaynaklar nelerdir? 

    2018 yılından beri 2020 için hazırlık yapmamız gerektiğini konuşuyoruz. Uranus’un Boğa’ya geçişiyle değer yargılarımızın değişeceğini, maddeye yüklediğimiz anlamın yenileneceğini vurguluyoruz. Sanırım şimdi bu cümleler biraz daha anlam kazanmıştır. Paradan, koltuktan veya sahip olduğumuz eşyalardan daha önemli olan bir şeyi fark ettik: Sağlık! Ne kadar kırılgan bir dünyada yaşadığımızı anladık.

    Merkür uzun zamandan beri Balık burcunda seyrediyor. Bize sezgisel bilginin önemini anlatmaya, içsel rehberliğin nasıl kullanılacağını öğretmeye çalışıyor. Akıl yoluyla bir sonuca varmak mümkün değil şu aralar. Sosyal medyadaki bilgi kirliliği, haberlere olan inandırıcılığın azalması, bir uzmanın söylediğini diğerinin yalanlaması… böyle bir ortamda hangi bilgiye nasıl güvenilir ki.. Bu sebeple sezgisel akla da kulak vermek önemlidir hayatta. Merkür’ün rehberliğinde, kaosun yarattığı korkuya kapılmadan, bizim için en iyi olan alana yönleneceğiz zaten. Kaos ve korkunun bizi içsel rehberimizden uzaklaştırmasına izin vermeyelim.

    Eğer dikkatli bakarsak şefkat ve merhamet enerjisinin nasıl kurtarıcı olduğunu görebiliriz. Hiçbir ülkenin kabul etmediği İngiliz yolcu gemisi Küba kıyılarına demirledi ve Küba insanlık adına korona hastalarını tedavi edeceğini açıkladı. Çin’den bir sağlık ekibi İtalya’da bu hastalıkla savaşıyor. Bir pizza restoran sahibi sağlık ekibine ücretsiz yemek veriyor. Bunlar aslında Balık sembolizminin yansımaları.

    Bu durumu atlattığımızda toplumsal bir bilinç sıçraması yaşanacağına inanıyorum. İnançlarımızda değişim, hayata yaklaşımımızda başkalaşım olacak. Bireyler olarak birbirimizden çok da uzak olmadığımızı anlayacağız. Hepimiz bir bütünün parçasıyız ve yanımızdaki kişiden de sorumluyuz. Her birimizin ayrı ayrı topluma katkısı bir bütün olarak ayakta kalmamızı sağlayabilir. Keşke bu noktaya gelebilsek. Küçücük bir virüs bize kocaman bir insanlık dersi veriyor. Ne kadar ilginç değil mi?

    Sağlıklı günler dilerim

  • BAŞAK DOLUNAYI

    Bu akşam Başak burcunda dolunay gerçekleşiyor. Neptun enerjisi dolunay ile harmanlanarak kendini hissettirecek. Biraz illüzyon, biraz hassasiyet, biraz da sürüklenme duygusu diyebiliriz buna. Dolunay esnasında Venus ve Uranus’un kavuşumu da gökyüzünde önemli bir etki oluşturduğu için beraber yorumlamak daha doğru olacaktır bu dolunayı.

    Balık burcunun şefkat, merhamet ve birlik bilinci ile Başak burcunun somut düzlemde detaycı sistematiği, dengelenmeye çalışacak bu dolunayda. Bu iki burç paranın iki yüzü gibidirler, biri diğerini bütünler aslında. Birlik duygusuna ulaşmaya çalışmak, dünyevi işlerden geçer. Başak hizmet üzerinden kendini mükemmelleştirmek ister. Tüm amacı yaptığı işin ustası olmaktır. Bir işin ustası olmak ise tekrar tekrar, en ince detayına kadar üzerinde uğraşmakla olur. Bir işe yoğunlaşıp onu en mükemmel haliyle topluma sunduğunda zaten insanlığa hizmet etmiş olursun. Böylece ortaya büyük bir şefkat enerjisi çıkar.

    Bu dolunayın amacı da kendimizi arındırarak teslimiyeti sağlamak bana göre. Bu teslimiyet ise merhamet ve şefkat duygusuyla gelebilir ancak. Karşılık beklemeden en iyi yaptığımız şey ile verimli olmak ve böylece şefkat ve merhamet duygusunu geliştirmek… İçinden geçtiğimiz şu günlerde en çok ihtiyacımız olan şey de bu değil mi zaten.. Sahte değer yargılarıyla, üzerimize oturmayan bize ait olmayan mevkilerle, kazanımlarla kirlendik ve yozlaştık zaman içinde. Sözüm ona kurtarmaya çalışırken kendi sistemimizi dayattık, zorbalaştık belki de.. İşte bu dolunay enerjisi içimizdeki merhametin uyanmasına yardımcı olan bir mesajla dolu bu hafta.

    Peki Uranus ve Venus bu dolunaya nasıl eşlik ediyor dersiniz?

    Venus aşk, sevgi, şehvet, beş duyuyla hissettiğimiz her şey. Uranus ise aydınlanma, yenilik, ani değişim. Bu durumda sevgiyi algılayış biçimimizde değişimden söz edebiliriz. Sadece sevgi değil, toplumla kurduğumuz ilişki ve değer yargılarımızda da bir değişim olacaktır bu dönemde. Benim fikrim Venus’un aradığı huzur ve dinginliğin önce bedende başlayacağı yönünde. Beden gevşemeyi başardığında zihnen uyanış arkasından gelecektir şüphesiz. Merkür sezgiyi zihnimizle birleştirmeyi öğretti geçtiğimiz üç haftalık dönemde. Şimdi Kova burcunda ileri gitmek üzere durmasıyla birlikte, parçaları birleştirmemiz kolaylaşacaktır.

    Tüm bu tabloya bakılınca gerçek ihtiyaçlarımızın ne olduğunu anlayabilmemiz ve madalyonun her iki tarafını da görebilmemiz mümkün. Elbette işaretleri doğru yorumlayabilenlerimiz için. Ancak kuyruk dik ve kibirle kabaran insana ilham zor gelir hatırlatırım! İşte o zaman, kafa karışıklığı, sürüklenme ve hayal kırıklığı kaçınılmaz olur.

    Tüm yaşananlara bakınca kaos ve karamsarlığın daha ağır bastığı günler yaşıyoruz bu doğru. Ancak dolunayın enerjisini kaçış, küskünlük veya söylenme şeklinde kullanırsak, enerjiyi boşa harcamış oluruz. Bu kadar yoğun Oğlak enerjisiyle karamsar tablo ve korku aşılayan haberleri satın almak yerine, kaosun içindeki güzelliği ve düzeni görmeyi seçersek kendimizi şifalandırmış oluruz. Venüs boğa burcunda Uranus ile birlikte bu güzelliğe ışık tutuyor unutmayın.

    Başak usta çırak ilişkisiyle mükemmel olmamızı ister. Bir işte usta olmak; o işi tekrar tekrar yılmadan, usanmadan yapmaktan geçer. Hayatın ustası olmak, yani kendimizi mükemmelleştirmek, bize özgü nitelikleri sistematik şekilde geliştirmeye gönüllü olmakla olur ancak.

    Başak dolunayı; yeteneğimizin olduğu alanda tevazuyla çalışıp, birlik duygusuna ulaşmamızı istiyor bizden. Ancak o zaman hayatta ihtiyaç duyduğumuz huzuru, dinginliği ve şükran duygusunu yakalayabiliriz.

    İyi haftalar

  • BALIK BURCUNDA YENİ AY

    Pazar günü Balık burcunda bir yeni ay gerçekleşiyor. Hemen öncesinde Ay Kova burcundayken karanlık ay fazını yaşayacağız. Ay tüm duygusal bağlantıları kesmek isterken, Güneş akışta kalıp biraz teslimiyeti deneyimlemek istiyor. Kendi isteklerimizi, öfkemizi ve farklılıklarımızı kabul etmek en büyük zorluk olabilir bu dönemde.

    Karanlık ay fazı bırakma, salıverme, yeniye yer açma sürecini temsil ettiğine göre; kendimizi ortaya koyarken yaşadığımız çekincelere yönelmek bu dönem için son derece uygun aslında. Her zaman isteklerimizi elde edemeyeceğimizi kabullenmemiz gerekir. Sorun şu ki bu kabullenişle gelen öfke, kızgınlık ve hayal kırıklığı ile nasıl başa çıkacağımızı da bilmemiz şart.  Adım atmaktan koktuğumuzda ulaşmamız gereken yere varmak zorlaşır. Bana göre karanlık ay fazı dikkatimizi bu noktaya çekiyor. Mars ve Kayron bu cesareti ortaya koyabilecek hazırlığı yapmamız için birlikte hareket ediyorlar.

    Dünya değişiyor ve yeni bir düzen kuruluyor bu günlerde. Eğer kendimizi yarına dair beklentiler konusunda “olması gereken bu” anlayışıyla kandırıyorsak, değişen düzende ayakta kalmakta zorlanırız. Hiçbirimiz yarın için bizi neyin beklediğini kestiremiyoruz. Bunu neden mi söylüyorum? Çünkü Uranus son zamanlarda her yeni ayın içinde yer alıyordu. Bu hafta sonu da yeni aya destekleyici bir konumda olacak. Uranus gelecekle, yenilikle, teknoloji ile, isyanlarla ilişkili bir gezegen. Bu değişim sürecinin içinde, yarına yürüyeceğimiz partnerleri, üzerinde çalıştığımız projeleri, otorite ile olan ilişkinin dinamiğini etkilediğini söylemek yanlış olmaz. Yıllara dayanan ortaklıklar, evlilikler, hatta dostluklar bitti geçtiğimiz süreçte. Kimi işini bırakıp, farklı sulara yelken açtı, kimi bulunduğu şehri, ülkeyi terk etti. Hiç aklımıza gelmeyen gelişmelerle geldik bu günlere. Şimdi yarın için ne olacak endişesi veya korkusu hakim çoğumuzda. Aradığımız cevaplar ise düşünüp akıl yürüterek bulacağımız cevaplar değil maalesef.

    Balık burcunda gerçekleşecek olan yeni ay ile birlikte Merkür gerilemesi, spritüel bir enerjinin de akmakta olduğunun işareti. Akıl değil ama ruh biliyor neyin yaklaşmakta olduğunu. Her zaman cevapları akıl yoluyla bulmamız da gerekmiyor zaten.

    Bazen hayatta boşluklara, belirsizliklere ihtiyaç vardır. Belirsizlik özgürlüğü getirir bana göre. Yarınımız belirsizse seçeneklerimiz sonsuz demektir, hem de her yöne doğru! Seçimler ise önümüze gelen durum ve koşullara bağlı olarak sadece bize aittir. Elbette kurban psikolojisine kapılmadan, alternatifleri görebilmek en temel konu. Karar bize ait, yeter ki gururumuz bize engel olmasın.

    Seçim yapmak, adım atmak korkutucu gelebilir böyle bir dönemde. Oğlak enerjisi o kadar yoğun ki gökyüzünde, Balık burcu temalarıyla birleştiğinde belirsizliğin getirdiği korkuların tetiklenmesi son derece normal. “Bu karışıklıkta adım atmasak daha iyi”, diye düşünebiliriz. Ama unutmayalım ki hayatta her gün risk alarak yaşıyoruz. Her gün bir karar veriyoruz. Balık yeni ayı ve Mars, Uranus’u destekliyor. Eğer geçmişi geçmişte bırakmayı becerebilirsek, korkularımızın bizi engellemesine izin vermezsek, yeni düzene hazırlayan enerjiyle birlikte akabiliriz.

    Evet, belirsizliklerle dolu bir dönem. Evet, çok çalkantılı bir dönem. Ama aynı zamanda bir o kadar vizyonlarla dolu, yeniliğe de açık bir dönem. Evet, korku enerjisi var, ama ilk adımı atma cesaretini gösterebilenlerimiz için çabayla gelen bir başarı da var. Yani kayıp ve kazanç aynı anda mevcut gökyüzünde. Şimdi kaosun içindeki düzeni görme zamanı.

    Sürüklenip, korkuya teslim olmak yerine, izin verin ilahi plan işlesin. Bazen bir kapı kapandığında, bizim için hayırlı olan başka bir kapı açılacak demektir. Bu kapının açılması için evrene güvenmek ve teslim olmak gerekir.  Geçmişi temizlemeden geleceğe yol alınmaz. Sezgimize güvenip, içimizde yükselen duyguyu rehber olarak kullanabiliriz. Geçmiş hesaplaşmaları doğru yaptığımız taktirde, geleceğe özgür ve aydınlanmış bir zihinle yol alabiliriz. Yeter ki hayatın önümüze sunduğu her seçeneğe açık olalım. Zaten iç sesimize güvendiğimizde ne zaman hareket etmemiz gerektiğini de biliriz.

    Yeni ayın hayrı üzerinize olsun..

  • MERKÜR GERİLEMESİ VE KENDİNE DOĞRU AKMAK

    Oğlak enerjisi iyice yoğunlaşmaya başladı bugünlerde. Mars da bugün itibariyle bu yolculuğa eşlik ediyor. Oğlak burcu mevsim olarak kara kışın ortasını temsil eder. Elde etmek istediğimiz konular için disiplini ve planlı olmayı sembolize eder. Kışın ortasında bahara hazırlanmak da sabır ister, güçlüklerle mücadele ister. Oğlak zamanın efendisi olduğu için, zamanın değerini ve önemini bize hatırlatır. Şimdi bu burca savaş gezegeni Mars da eklendi.  Bir şeylerin fitili ateşlenecek, olaylar biraz daha hız kazanacak.

    Günümüzde teknoloji hız üzerine yani zaman üzerine kurgulanmış durumda. En hızlı internet, en hızlı uçak, en hızlı işgücü (robotlar).. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Sosyal medyada yapılan paylaşım sayıları da haftada 1 veya 2 paylaşımdan günde 3 veya 4 paylaşıma çıktı. Her şeyin içi boşaldı ve gittikçe anlamsızlaşmaya başladı. Yaptığımız işin, paylaştığımız mesajların anlamları kayboldu. Amaç daha hızlı ve daha çok paylaşım haline geldi. Hangimiz zamana karşı zafer elde edebiliriz ki?

     Soru: O zaman bu kadar etkin olan gezegenlerin Oğlak enerjisiyle bize anlatmak istediği şey nedir?

    Cevap: Biraz yavaşlayıp ne yaptığımıza bakmak ve doğru hedefe doğru strateji ile mi ilerliyoruz kontrol etmemizi sağlamak.

    Şimdi biraz açalım cevabı;

    Saturn bu gezegenlerin içinde en güçlü olanı, hatta Oğlak’ın son derecelerinde daha da güçlü. Saturn’un bize zamanı öğretmek konusunda ilginç taktikleri var. Engeller çıkarmak, kısıtlamak, mevcut olanı elimizden alarak kıtlık duygusu yaratmak gibi pek de sevimli olmayan yöntemler uyguluyor. Bunu bize kötülük olsun diye yapmıyor elbette. Disiplin ve sabır geliştirmek adına, doğru hedef belirlemek ve korkularımızı yenebilmek adına yaşatıyor bunları bize.

    Kendi doğamıza uygun şekilde hareket ettiğimizde başarı elde edebiliriz ancak. Bize iki beden büyük veya küçük bir ceketi giydiğimizde nasıl komik görünürsek, bize uygun olmayan işte da aynı şekilde sakil dururuz. Toplum önünde kendi doğamızı yansıtmamız gerekir her zaman. “Göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün” sözü bu konuyu çok iyi açıklıyor sanırım. Sonuçta toplumsal rolümüzün ne olduğunu bulma yolculuğudur Oğlak.. Zorlu bir dağ tırmanışıdır.

    Bugün Mars yüceldiği Oğlak burcuna giriş yapıyor ve Güney Ay Düğümü ile kavuşuma ilerliyor. Eski kavgalar, eski korkular, eski hedefler gündeme gelebilir yeniden. Eş zamanlı olarak Merkür de Balık burcunda geri gitmeye başlıyor. İki gökyüzü olayını birlikte okumaya çalışırsak, zorlu ve karmaşık bir sürecin içine girdiğimizi söylemek yanlış olmaz. İçinden çıkmaya çalıştığımız zorlu koşullar ve anlam arayışı devam edecek bir süre. Merkür’ün en çok zorlandığı burçtaki seyri işi daha da karmaşık hale getiriyor kuşkusuz. Bunun iyi tarafı, duygusal olarak bağlandığımız konular varsa bunların neler olduğunu saptayabilmektir.

    Duygusal olarak bağlanmaktan şunu kastediyorum: Bazen geçmişte yaşarız ve geçmişin hayaletleriyle savaşır dururuz. Hayalet deyince kötü anılar gelmesin aklınıza. Eski mutlu anılara saplanıp kalmak da geçmişte yaşamaktır. Bunun tam aksi; kin ve intikam duygusuyla geçmişte yaşayıp kalmak da aynı hayaletle boğuşmaktır. Her ikisi de bizi yarına ulaşmaktan alıkoyar. Bir nevi yanlış hedeftir. Enerjimizi kaptırırız ve bir türlü ilerleyemeyiz.

     Artık bize hizmet etmeyecek şeyleri düzeltmeye çalışmak enerjimizi tüketmek ve zaman kaybetmek demektir. Merkür gerilemesini ve Mars Ay düğümü kavuşumunu duygusal olarak bağlandığımız geçmiş hikayelerimizden özgürleşme fırsatı olarak değerlendirebiliriz.

    Balık burcunda gerileyen Merkür eski alışkanlıklarımız ve hayatın değişimine verdiğimiz tepkiyi düşünüp değerlendirmemizi ister. Mars da geçmiş kavgalarımızdan kurtulma fırsatı sunduğuna göre, kendimize yeni bir yöntem geliştirerek yola devam etsek iyi olur. Gökyüzünde artık Yay enerjisi yok. Optimistlik, yarına havale etmek, ya da bardağın dolu tarafını görmeyi bırakmak gerekiyor. Ciddiyetle işe sarılmak ve savaş alanını doğru saptamak gerekiyor.

    Bazen okuduklarımızdan duyduklarımızdan etkilenip, başımıza kötü şeylerin geleceği endişesi yaşıyoruz. Bu sadece astrolojik yorumlar için değil, haber başlıklarından da kaynaklanabiliyor. Bir parça umutsuzlukla yine mi felaket haberi ya da yorumu diye düşünüyoruz. Eğer konu haberse zaten yaşanmış veya yaşanmakta olan bir şeyden bahsediyoruz demektir. Bana göre yapmamız gereken şey yaşananlardan bir anlam çıkartmak ve ders almaktır. Oğlak en sert kışın ortasında bile bahar için hazırlanır unutmayın. Sabır ve disiplin bunun için Oğlak burcunun işidir. Aklımızda tutmamız gereken nokta burası! Umutsuzluk ve kurban psikolojisi bizi yarına taşımaz, taşıyamaz.

    Diğer taraftan Güneş Kova burcunda. Yani gökyüzünde yarını, yenilenmeyi, geleceği sembolize eden bir enerji var. Sürekli yenilenmeyi ve yarına adapte olmayı anlatır Kova burcu. Bu durumda Merkür ve Mars enerjisini geçmişin koşullanmalarından kurtulmak ve yarına daha kolay adapte olmak için kullanabiliriz kolaylıkla. Duygusal ve zihinsel dengeye meydan okuyup, korkularımızla savaşabiliriz bu dönemde. Kova özgürlüğün burcu olduğuna göre, özgürlüğe giden yolu bulmak adına, 21 günlük Merkür yolculuğuyla kendimize doğru akmaya başlasak iyi olur. Keyifli yolculuklar dilerim. 

  • ASLAN BURCUNDA DOLUNAY

    Pazar günü sabah saatlerinde Aslan burcunda dolunay gerçekleşecek. Şöyle bir bakınca gökyüzüne, gezegenlerin bulundukları yerlerde mutlu olduklarını söylemek pek de olası değil. Sanki her biri “benim burada ne işim var” der gibiler. Üstüne üstlük en büyük iyicil gezegenimiz Jupiter de olabilecek en kötü pozisyonunda. Mars galaktik merkeze ilerleyerek genişleyebileceğimiz alanların neresi olacağını araştırmanın derdinde. Mars’ın bir sonraki adımı ise, kuvvetli olduğu Oğlak burcuna geçmek olacak. Gelin görün ki kendisi burada bulunmaktan çok memnun olsa da, Güney Ay düğümü ile birlikte olmaktan hoşnut olmayacak. Bunu kayıpların çokluğu ya da engellerin büyüklüğü şeklinde yorumlamamız da mümkün. Gökyüzündeki bu karmaşayı yeryüzünde de yaşadığımız kesin, bildiğiniz gibi hiç de güzel başlamadık yeni yıla. Her gün bir başka haber başlığı içimizi sıkıyor. Birini hazmedemeden bir diğeri düşüyor önümüze. Tıpkı gezegenler gibi “Ne işim var benim burada”, “ne yapıyorum ben” sorusu geliyordur aklınıza eminim. Bazen de boşa kürek çekiyormuşuz duygusu hissettiriyordur günlük haberler. Ne de olsa gökyüzündeki enerji yeryüzüne yansıyor. Kısacası yine karışık bir enerji hakim yukarıya.

    Merkür’ün hiç hoşlanmadığı bir burçta, tam gerileme öncesi, Neptün ile kavuşması bu dolunaya ilginç bir titreşim gönderiyor. Kafalar tam karışık. Hayaller, umutlar, gerçekler, engeller, cevaplar… Oğlak enerjisiyle başarı odaklı planlar yapmaya çalışırken kontrol etme refleksimiz ister istemez öne çıkıyor. Sağlam ve güvenilir yapı kurma peşine düşüyoruz. Ama maalesef içinden geçtiğimiz dönem öyle bir dönem ki; en güvenilir olarak düşündüğümüz temalar bile birer birer elimizden alınıyor. Uranus Boğa burcundayken, bugüne kadar güvenilir dediğimiz her şeyi değiştirmek üzere hareket ediyor.  Hatta Venüs de Koç burcuna girdiği andan itibaren Kayron ile kavuşuyor olacak. Reddedilme korkusu, ilişkilerde dengeye gelememek veya tek taraf lehine sürekli vermek söz konusu olabilir. Sosyalleşirken en tuhaf/ucube yanımızın açığa çıkmasından korkmak söz konusu olabilir.

    Durum biraz karışık görünüyor değil mi?

    Bir de madalyonun diğer yanından bakalım isterseniz olaya neden böyle diye..

    Evet, ortalık karışık ve iyi hissettirecek olaylar yaşanmıyor. Evet, aynı anda pek çok dramla ilgilenmek zorundayız gerçek hayatta. 

    Evet, nasıl hayatta kalacağımıza ve bizi aşan tehditlerle nasıl savaşmamız gerektiğine nafile kafa yoruyoruz.

    Hepsi geçerli bunların. Ama bu dolunay tüm ışığını Aslan burcu sembolizmine gönderiyor. Aslan zodyağın en neşeli, en coşkulu burcudur. Burçlar kuşağının kralı, altın çocuğudur. Öyle ki varlığıyla ve ışığıyla diğerlerine yaşam enerjisi aşılar. Gerçek bir Aslan burcu insanı yaşamın her anını kutsayabilen, hayatı çocuk neşesiyle yaşayabilen kişidir. Aşk, çocuk coşkusuyla yaşanır aslan burcu için. Kalp de Aslan burcu tarafından yönetilir unutmayalım. Bu durumda Güneş tüm enerjisini mutluluğa, aşka, coşkuya yönlendiriyor bu dolunayda.

    Bana göre her ne kadar şartlar kötü olsa da, çıkış yokmuş gibi görünse de hatta dibe vurduğumuzu düşünsek de yarın mutlaka yeni bir ışık doğacaktır. Balık burcundaki Merkür ve Neptün hayaller ve umutlar konusunda küçük de olsa bir kaçamak fırsatı sunuyor. Kendimizi fazla kaptırmadığımız sürece, üzerimizdeki baskı ve stresi azaltmanın yolu her zaman vardır. Aşk ve mutlu bir yaşam için gerçekten kimsenin ne düşündüğü veya nasıl yargılandığımıza bakmaksızın akalım hayatın içine. Önce içimizde sönmeye başlayan ateşi besleyelim, biraz umutla dolduralım kendimizi ki yola devam edebilelim.

    Venus ve Kayron ikilisi her ne kadar yaramızı, güvensizliğimizi açığa çıkarsa da bir o kadar da şifalanma fırsatı sunar. Konumuz aşksa, rezil olma ihtimalini göze almamız gerekir. Konumuz ilişkilerse bırakın bozulsun denge, görelim ilişkideki problemleri. Böylece neyi şifalandırmamız gerektiğini de bileceğiz günün sonunda.

    Bu dolunay hem umutları, hem neşeyi aydınlatacak. Venus her ne kadar Koç burcuna yeni girmiş olsa da gökyüzünde harika bir ateş üçgeni oluşturmuş olacak. Heves, canlılık ve aşka yol vermiş olacak.

    Dolunaya hazırlanırken bir de bu gözle bakalım istedim haftaya. Çünkü dolunayın hemen ardından Ay’ın Başak burcuna geçişiyle zaten gerçeklerle yüzleşeceğiz ve detaylarla uğraşmamız gerekecek. Yoğun iş temposuna enerji depolamak için arada kendimizi şarj etmemiz gerekir değil mi? Mutluluk ve neşe şu dönemde en çok ihtiyacımız olan şey. Dolunay öncesi birkaç gün çalın hayattan kendiniz için.

  • KOVA YENİ AYI

    Hafta sonuna yeni ay enerjisi ile giriyoruz. Kova burcunun ilk derecelerinde gerçekleşen yeni ay 29 günlük yeni bir döngüyü başlatacak. Ama öncesinde hayatımızın hangi alanında yeniye yer açmak için düzenleme yapmamız gerektiğini düşünsek iyi olur sanırım. Karanlık ay fazı bu ay oldukça ilginç bir dizilimle gerçekleşiyor. Oğlak burcunda yer alan Saturn ve Pluto, Ay tarafından örtülecek (okültasyon) yani görünmez olacaklar. Buna bir çeşit tutulma da diyebiliriz.  

    Karanlık ay fazının bırakma ve yeniye hazırlık fazı olduğunu artık hemen hemen her yerde okuyorsunuz. Ama bu sefer durum biraz farklı. Çünkü Ay Pluto ve Ay Saturn okültasyonu karanlık ay fazında gerçekleşiyor. Hem Oğlak enerjisinin hem de çok kuvvetli iki gezegenin hazırladığı ortama iyice dikkat çekilmesinden bahsediyoruz bu dönemde. Neden yeni ay öncesi ve bu kadar kuvvetli iki gezegenle gerçekleşiyor bu durum dersiniz? Nereye hazırlanıyoruz?

    Bir çeşit tutulma enerjisi olan okültasyon; Pluto ve Saturn’un temsil ettiği konulara vurgu yapacak anlamına gelir. Her iki gezegenin temsil ettiği konuların zemini karanlık ay döneminde oluşuyor diyebiliriz.

    Neden önemli bu iki gezegen?

    Pluto derin evrimsel bir güç kaynağıdır. Çürüme, ölüm, yenilenme ve dönüşümü sembolize eder. Saturn ise kısıtlanma, daralma, engel, gecikmeler ile ilişkilendirilir. Saturn bizim yapılandırma fonksiyonumuzdur. Bu durumda karanlık ay fazında, Ay’ın bu iki gezegenle yaptığı okültasyon hayatımızdaki bazı şeylerin yeniden inşa edilmek üzere yıkılması gerektiğine işaret ediyor.

    Genelde Pluto’nun sembolize ettiği türden bir değişimi hayatımızda gerçekleştirmek için gönüllü olmayız. Günün sonunda ölüm gezegeninden bahsediyoruz. Bize yaşatacağı deneyimler gerçek bir ölüm olmasa da bize ölüm gibi gelen olaylar olacaktır. Böyle bir şeye kim gönüllü olmak ister ki! Saturn ise bizden “kan” ve “ter” ister. Hazır hayat akıp giderken, neden canımızı dişimize takıp koşturalım ki! Yuvarlanıp gidiyoruz işte, öyle değil mi? Ama maalesef şu anki gökyüzü konumu, bu tavrımızın artık işe yaramayacağını işaret ediyor. Bu sebeple Ay tutulmasının hemen ardından gerçekleşen karanlık ay fazında, buna benzer bir tutulma etkisi altındayız. Dönüşüm şart ve bize uygun yeni bir hayatın tohumlarının atılması için bazı yapıların yıkılması gerekli.

    Elbette hayat tarzımızda yapacağımız değişimler beraberinde korkuyu da getirecektir. Bildiğimiz alıştığımız şeyleri yapmak, bilmediğimiz yeniyi deneyimlemekten daha kolay gelir insana. Ancak bu davranış modeli kolay olduğu kadar, gelişimimize de engel teşkil eder. Ruh her zaman gelişmek ve ilerlemek ister. Bu yüzden hayat monotonlaştığı zaman, kaşıntı başlar ve macera bizi çağırır. Yeni bir aşk, yeni bir iş, yeni bir çevre, yeni bir ev gibi değişimlere ihtiyaç duyarız. Hiçbirini yapamazsak gardırop yenileriz.  

    Bundan daha fazlası yaşanıyor içinden geçtiğimiz bu dönemde. Dünya da enerjisini değiştiriyor ve kendi bilincini daha üst bir frekansa ayarlamaya çalışıyor. İşte Pluto ve Saturn’un kavuşumu bu yeni dönemin tohumlarının atıldığı bir dönem.

    Dünyanın her yerinde bizim henüz bilmediğimiz birtakım gelişmeler kapalı kapılar ardında yaşanıyor. Yeni bir düzen ve yaşam tarzı ile devam edecek insanlık. Teknolojik gelişmeler, doğa olayları, yeni keşifler, yeni ekonomik düzen derken hayatımız bambaşka bir yaşam formuna evrilecek. Biz de her zaman olduğu gibi adapte olup devam edeceğiz hayata. Kimilerimiz yeni düzene daha kolay uyum sağlarken, kimilerimiz ise daha zor adapte olacak elbette. Günün sonunda herkes kendi kapasitesi kadar karşılayabilir hayatı. İşte böyle bir dönemin başlangıcına ışık tutuluyor gökyüzünde bu hafta.

    Ay Güneş ile kavuşup yeni ay enerjisini göndermeye başladığında içimizde özgürleşme ve yeniye yolculuk çığlıkları yükselecek. Kova en insancıl burçtur. Toplumsal ilerlemeyi temsil eder. Kova burcunda yeni ay olduğuna göre içinde bulunduğumuz gruplarla bağ kurma ihtiyacımız da açığa çıkacak demektir.

    Şimdi kalıplar yıkılıp, işlevsel olmayan şeyleri hayatımızdan çıkartmak durumunda olduğumuza göre işe nerden başlayacağız dersiniz.. Bunun için her birimiz üzerimize düşen görevi yapıp, kimliğimizle toplumsal rolümüzün uyumunu araştıracağız. İçinde bulunduğumuz gruplar, sosyal çevre bize ne kadar uygun? Doğru muhitte mi yaşıyoruz? Görüştüğümüz kişiler, arkadaşlarımız, yaşadığımız çevre kişiliğimizi yansıtıyor mu, yoksa sadece durumu idare etmeye mi çalışıyoruz? Cevaplar sadece sizde..

    Bana göre yeni ay enerjisinin Uranus ile etkileşimi, daha iyi yaşam koşullarına doğru ilerleme çağrısıdır. Sadece Uranus değil, Venus ve Mars da sürtüşme halinde olacaklar gökyüzünde bu hafta. Bu durumda sadece kendimizi anlamak değil, bizim dışımızdaki kişilerin de değer yargılarını anlamak önemli olabilir böyle bir süreçten geçerken.

    Kısacası bu yeni ayın mesajı geleceğe odaklanmak. An itibariyle yaşanan problemlere, engellere ve bastırılmış tüm acılara rağmen sadece geleceğe odaklanmak. Eğer odağımızı içinden geçtiğimiz sıkıntılara kaydırırsak, rotadan çıkacağımız kesin. Bu da bizi kurban psikolojine sürükler ve bu enerjiyi yanlış kullanmış oluruz.

    Düzeltilmesi gereken konuları saptamak ve üzerinde çalışmak yeni ay enerjisini akıllıca kullanmanın en iyi yolu bence. Sanırım sorulması gereken soruları biliyorsunuz artık.

    Baş gözün baktığı yere döner, vücut da başın döndüğü yere yönelir.  Yönümüzü yarına çevirebilmek dileğiyle..

  • YENGEÇ BURCUNDA AY TUTULMASI

    2020 senesinin pek de güzel başladığını söyleyemeyiz. Daha ilk haftadan sarsıcı olaylarla başladık yeni seneye. 10 Ocak akşam saatlerinde Ay tutulması ile olaylar biraz daha hızlanacak ve şekillenmeye devam edecek. Tutulma arifesinde orta doğuda başlayan gerilimin daha ne kadar tırmanacağını merak ederken, Avustralya kıtasında dinmek bilmeyen yangının sönmesi için dua ediyoruz. Dünyanın çeşitli yerlerinde ise sel felaketleri haberleri arka arkaya sıralanıyor. Dünyanın çivisi çıktı derler ya, işte öyle bir zamandan geçiyoruz. Vicdanı ve aklı olanı, her bir haber başlığı kor ateş gibi delip geçiyor. Ya da bana öyle geliyor..

    “Büyük bütünün içinde ne varsa küçük parçada da yer alır” yaklaşımıyla bakarsak bu döneme, hepimizin hayatlarında buna benzer, depremler, savaşlar, yangınlar yaşanıyor. Daha önce gökyüzü böyle bir enerji ile bizi test etmemişti. Belki benzer hizalanmalar vardı ama bu kadar yoğun Yengeç/Oğlak enerjisi yaşanmamıştı. Bu sebeple sembolizmi doğru anlamak ve mesajı kavramak bizim için önemli diye düşünüyorum.

    Acıyla veya zorlukla baş etmek istemeyenlerimiz için zor bir tutulma olabilir. Çünkü hayat mücadeleye çağırıyor şimdi herkesi. Kafayı kuma gömme vakti geride kaldı. Bu tutulmanın talebi; zamanı doğru yönetebilmek. Zaman ve emek arasındaki bağlantıyı yakalayabilmek. Derinlere gömerek bastırdığımız duygularımızı açığa çıkartabilmek. Hayata katlanmak değil, hayatı yaşayabilmek.

    Nedir hayatı yaşamak?

    Bugüne kadar ertelediğimiz ve yarına attığımız her şeyin, bu kısıtlı zaman diliminde ne kadar önemli olduğunu anlamaya başladık sanırım. Ya da ayaklarımızın geri geri gittiği, bizi yansıtmayan işlerin modern kölesi olduğumuzu yeni yeni anlamaya başlıyor olmalıyız. Otomatik pilotta yaşarken zamanımızı hızla tüketiyoruz.  Sadece işte değil, yan yana yürüdüğümüz partnerimiz için de geçerli bu durum. Oğlak enerjisi bizden kimliğimize uygun bir kariyer planı yapmamızı ister. Yaptığımız iş, taşıdığımız kartvizit otantik kimliğimizi yansıttığı taktirde hem verim, hem bereket, hem de mutluluk gelir yaşantımıza. Öyleyse zamanı yaşamaya değer hale getirmek için emek harcamak gerekmez mi?

    Bugüne kadar para, eşya, taşınmaz mallar ön plandaydı belki pek çoğumuz için. Hatta bazılarımız için hala öyle. Şimdi bu algı değişmeye başlıyor yavaş yavaş. Öyle bir dönem başlıyor ki, Dünya bile bu enerji değişimine tepki veriyor. Dünya’nın kaynakları, verimliliği değişmeye başladı. Artık toplu olarak uyanmak zamanı.

    Bu tutulma nesil gezegenleri ve toplumsal gezegenlerle birlikte gerçekleşiyor. Bu sebeple toplu olarak uyanma zamanı diyorum. Bu dizilimin en güçlü gezegeni ise zamanın efendisi olan Saturn. Yanında ölüm gezegeni olan Pluto duruyor ve meydan okuyor. Tüm dünyada olup bitenler zaten bu ikilinin diline tercüman oluyor, bana fazla laf düşmez. Ancak bireysel olarak bize düşen konular da var elbette.

    Dünyada olup bitenlere gücümüz yetmeyebilir ama kendi hayatımızın kontrolü bizim elimizde. Bulunacak bahane yok! Gökyüzünün ana teması yaşam/ölüm döngüsüyse; kendi içimizde öldürmemiz gereken yanlarımızın ne olduğunu bulmak öncelikli konumuz olmalı.

    Yengeç Ay tutulması kendi köklerimize açık bir davet. Yengeç; anneyi, yuvayı, beslenmeyi, beslemeyi sembolize eder. Ay tek başına Oğlak burcundaki dizilimle tutulmaya giriyor. Yengeç bizim sığınağımız, duygusal olarak beslendiğimiz mahrem alanımız, gündüz sosyal alanda verdiğimiz mücadelenin yaralarını sardığımız yuvamız. Bana göre en önemli yuvamız bedenimiz aslında. Ruhumuzun içinde yaşadığı korunaklı alandır beden. Yani öncelik bedenimizin ihtiyaçlarına kulak kabartmak ve daha sonra ruhumuzu doyurmak olmalı.

    Ruhumuza iyi gelmeyen gündelik işlerle meşgulken, her gün kendimizi biraz daha zehirliyoruz demektir. Bu zehri nereye ve ne şekilde boşalttığımız ise üçüncü sayfa haberlerinde yer alıyor zaten. Bir de sosyal medya bu kirli duyguların boşaltıldığı yeni arena sanırım. Öncelik bedenin ihtiyaçları ve bize iyi gelecek bir yaşam şeklinin temellerini araştırmak olmalı.

    Tutulma, evlilik ve ilişkilerin yöneticisi Juno ile sert açı içinde olacağı için ilişkiler yine hayatımızın gündemine oturuyor. Kimilerimiz için iyi, kimilerimiz için kötü haber olabilir ama bazı birlikteliklerin sonlanması söz konusu bu tutulmada.

    Aslında amaç; dikkatimizin bizi beslemeyen her türlü temaya çekilmesi sadece.

    Eğer bizi doyurmayan ilişkilerle zaman harcıyorsak, kendimizi yavaş yavaş öldürüyoruz demektir. Ya yanımızda yürüyen kişilerle birlikte evrilmeyi öğreneceğiz, ya da aynı frekansta titreştiğimiz kişilerle yürümek için bırakmayı öğreneceğiz. Önemli olan ne istediğimize karar vermek. Başka bir deyişle kendimizle yüzleşmeyi kabul etmek.

    Bu tutulma kendi duygularımıza bir çağrı! Kulak versek iyi olur.

    Tutulmanın en ilginç yanı ise Uranus’un ileri hareketi için durağan konumda olması. Tutulmanın hemen ardından o da ileri hareketine başlayacak ve biriktirdiği tüm elektriği bir anda atmosfere salıverecek.

    Bundan sonra hiçbir şeye aynı şekilde bakmayacağız. Gerçeklik kendisini tüm çıplaklığı ile gösterecek ve farkındalık gelişecek. Bugüne kadar kabullenmek istemediğimiz ne varsa ilgilenmek durumunda kalacağız. Geçmişin bilgisi, deneyimin bilgeliği uyanacak. Yeter ki ilgimiz kendimize yönelsin. Samimiyet içinde kendi sorumluluğumuzu alalım ki, bizimle birlikte içinde bulunduğumuz toplum da şifalanabilsin.

    Bunu neden mi söylüyorum? Tutulma Neptün’e çok güzel bir enerji gönderiyor. Merhamet, şefkat, empati hakim olabilir eğer istersek. İçsel bilginin yolu göstermesine izin verdiğimizde, kaosun içindeki düzeni görebilmemiz mümkün olacaktır. Hayır yapamam, karar vermek istemiyorum. Bu şekilde devam etsin her şey. İdare ediyorum işte, böyle gelmiş böyle gider derseniz; karar sizin. Endişe, kaygı ve korkuya teslim oldunuz demektir. Değişen dünya düzeninde yer bulabilmek için bir sonraki treni beklemeniz gerekebilir. Tabii zamanınız varsa!

  • SATURN PLUTO KAVUŞUMU: YENİ BİR DÖNGÜ

    Dünya önemli bir eşikten geçiyor bugünlerde. Saturn ve Pluto tam kavuşuma doğru ilerliyorlar. Ay tutulmasının hemen ardından, 12 Ocak 2020 tarihinde tam kavuşumlarını yapacaklar.

    Hem Saturn hem de Pluto ağır giden gezegenler oldukları için etkileri de bir o kadar kuvvetli ve dönüştürücü nitelikte.  Bu ikilinin sert etkileşimi söz konusu olduğunda, hakim duygu genelde korku ve endişe oluyor. Baskı ve zorbalığın ortaya çıkabileceği ortamlar oluşuyor. 1982, 2001 ve 2010 yıllarında dünyada ya da ülkemizde yaşanan olayları incelediğimizde Saturn ve Pluto’nun döngülerini daha net anlayabiliriz.

    Kişisel seviyede ise bu ikili ruhun tekamül etmesine destek olurlar. Aktif ve canlı bir şekilde gelişim sürecini desteklerler. Farkındalık, güllük gülüstanlık bir ortamda gerçekleşmez genelde. İnsanın evrilme sürecinde biraz acı ve zorlanma vardır hep. “Bir musibet bin nasihattan iyidir” sözü Saturn ve Pluto’nun çalışma prensibini çok iyi özetliyor sanırım.  

    Yeni dönemi başlatacak olan bu gezegenleri biraz anlamaya çalışalım isterseniz.

    Saturn; yapıları, kısıtlanmayı, engelleri temsil eder. Her türlü gecikme ve kıtlık duygusuyla bizi terbiye etmeye çalışır. Pluto ise dönüşüm ve ölüm gezegeni olarak aşırı odaklanmış bir gücü sembolize eder. Gözün görebileceği en son gezegendir Saturn, bu yüzden sınırlar da Saturn’un kontrol ettiği konuların içinde yer alır. Sınırlar, kanunlar, kurallar, eskiden getirdiğimiz ne varsa başkalaşacak, yeniye evrilecek bundan sonra.

    Eskinin yıkılması ve ölüm aslında yeni olana yer açmak için gerçekleşir. Hayatın içinde “ürün yaşam döngüsü” diye bir kavram vardır. Her şey doğar, gelişir ve ölür. Bizim için bunu kabul etmek zor olsa da, bu şekilde gerçekleşir yaşam döngüsü. Sanırım insanoğlu sadece moda söz konusu olduğunda bu gerçeği kabul edip, modası geçti diye vazgeçebiliyor hayatındaki bir şeyden. Ama konu, inanca, kişiye, kavramlara, yapılara gelince durum biraz dramatikleşiyor. Sıkı sıkı sarılıyoruz bir fikre ya da kişiye.. Bırakmak istemiyoruz ve acı çekmeye, çektirmeye başlıyoruz. Bu da içsel gerilimin artmasına neden oluyor maalesef.

    Şu anda içinden geçtiğimiz süreçte yaşananlar da bundan farklı değil.

    Oğlak burcu yapıları, hedefleri, sınırlarımızı ve hayatımızın tanımını sembolize eder. Bu durumda çok majör bir dönüşümden yani eski işlevsel olmayan kurumların, kurduğumuz yapıların yıkılmasından bahsediyoruz demektir. Belki artık çok dallı budaklı büyük yapılara ihtiyaç yoktur, kim bilir. Hatta yaşam tarzında sadeleşmek bile gerekebilir bundan sonra.

    İçinden geçtiğimiz bu günlerde, koşullar ne olursa olsun, bizi daha işlevsel bir modele götürecek olan başarma azmini korumamız gerekir.

    Pluto Saturn ikilisi, elenmeye ve yıkılmaya hazır olan her şeyi yüzeye çıkaran bir enerjiye sahiptir. Hayatımızda görmezden geldiğimiz ve değiştirmemiz gereken temaların yüzeye çıkması çok büyük bir ihtimal. Direnmek bu süreci biraz daha zorlar sadece. Bu konuların neler olduğunu görüp kabullendiğimizde, dönüşüm o kadar da sancılı olmayabilir. Gönüllü olursak, Jupiter bize bu konuların farkındalığı için rehberlik edecektir. Çıkış yollarını tüm alternatifleri ile gösterebilir.  

    Başka bir deyişle bu üçlü yeni bir döngüyü birlikte başlatacaklar. Peki bu ne kadar sürecek? 2021’de bitecek mi? En çok bu soruları duyuyorum. Cevap; sonsuza kadar sürecek. Hayır 2021 yeni tohumun olgunlaşmaya başladığı sene olacak.

    Yazımın başında da belirttiğim gibi bu döngü 1982 yılında başlamıştı 2020 yılında tamamlanıyor. Şimdi bir öncekinden oldukça farklı ve daha kuvvetli bir döngü başlıyor. Aslında çok heyecan verici. Bana göre yeninin belirsizliği özgürlük ve potansiyeli de içinde barındırır her zaman. Olaylara nerden ve hangi perspektiften baktığımıza göre değişir tabii. Bazılarımız depresif ve negatif bakış açısıyla yaklaşacaktır mutlaka, bu da bir gerçek.

    Yaşadığımız sorunlar her neyse; ister para, ister sağlık, ister aşk, ister çocuk fark etmez, konunun köküne inip, derinlemesine araştırmaya yönelmemize neden olacak bir süreç içindeyiz. Her zaman her konuda olduğu gibi madolyonun iki yüzü var. Biz bu üçlünün hazırladığı ortamı nasıl kullanacağız? Yıkıcı mı yoksa yapıcı mı olacağız?

    Bana göre içinden geçtiğimiz süreç bakış açımızı değiştirmeye yarayan bir süreç. İnançlarımızın bazılarını terk etmemiz ve yeni bir kavrayışla hayata yaklaşmamız gereken bir noktadayız. Yeni çağ, eski anlayışla yaşanamayacak kadar farklı olacak. Gezegenlerin bize anlatmaya çalıştığı gerçek bu aslında. Pluto işin içindeyse ruhun spiritüel yolculuğu da mutlaka işin içindedir. Bir de Jupiter’i eklediğimizde bu gelişim, toplumsal olarak yaşanacaktır mutlaka. Hissettiğimiz baskı belki de bizim için uygun olanı anlamamızı sağlayacaktır, kim bilir..  Verdiğimiz mücadele sayesinde vizyonumuzu geliştirebiliriz. Vizyon, büyümenin ilk temel taşıdır unutmayın.

    Her türlü engele ve kısıtlanmaya hatta baskıya rağmen, hayata dair iyimserliğimizi koruyarak, emek harcadığımızda büyüme de beraberinde gelecektir. Biliyorum hiç kolay bir dönem beklemiyor bizleri, ancak doğum sancısız olmuyor. Bizden beklenen kendi geleceğimizi yaratmak için yoğun bir çaba. İnancımızı yitirmediğimiz sürece sorun yok. Güzel bir döngünün başlamasını temenni ederim.

    İyi haftalar

  • Oğlak Burcunda Güneş Tutulması

    Enerji değişiminin yoğun olarak hissedildiği bir dönemden geçiyoruz. Her an her şey değişiyor etrafımızda. Böyle zamanlarda yaşadığımız her olay büyük bir dikkat istiyor aslında. Astrolojik olarak gökyüzünde enerji değişimini sağlayacak olan dizilim Saturn Pluto kavuşumu. Bu ikilinin 2010 yılında yaptığı kare açıyla gelişen olaylar, neticelenmek adına, gündemimizi tekrar meşgul ediyorlar. Bu durumda geçmişten bugüne gelen konulara, ciddiyetle ve planlı bir şekilde eğilmek akıllıca olacaktır. Öncelikleri doğru belirlemek ve ciddiyetle çalışmak, tutulma enerjisini doğru kullanmanın ilk adımı. Genellikle bu iki gezegen söz konusu olduğunda, hepimizin genel eğilimi; sorunları bastırmak veya görmezden gelmek oluyor. Korkuyla geri çekilmek ve umutsuzluk ise diğer davranış şekli olarak karşımıza çıkabiliyor. Engellerin ve sınırların bizi aşağı çekmesine izin vermediğimizde sorun yok demektir.

    Şimdi Oğlak burcunun 4 derecesinde gerçekleşecek olan Güneş tutulması sözünü ettiğimiz konuların açığa çıkmasına sebep olacaktır.  Bu günlerde yaşadığımız olaylara dikkat edersek önümüzdeki dönemde değişime ihtiyaç duyulan konuların ne olduğunu da anlayabiliriz.

    Bu tutulmanın en güzel yanı fırsat gezegeni Jupiter’in de sahnede yerini alması. Jupiter her zaman bolluk ve bereket gezegeni olarak en büyük iyicil unvanını elinde tutar astrolojik sembolizmde. Her ne kadar Oğlak burcunda rahat etmese de, iyicil bir gezegen olarak tutulmaya olumlu katkıları olacaktır bana göre.  Fırsat derken kastettiğim; büyüme fırsatı, kendi dar çevremizi aşıp ufkumuzu genişletebilme fırsatı, farkındalık fırsatı, olaylara geniş açıdan bakabilme fırsatı.

    Yarınımız için hangi fırsatları gole çevireceğiz acaba? Eğer güneş tutulması yeni tohum atmaksa, yeni başlangıçlar yapmaksa, Jupiter bize nasıl başlangıçların tohumunu sunacak dersiniz?

    Bu durumda; geçmiş ve gelecek aynı anda dikkatimizi çekebilir, haberiniz olsun. Bu tutulma geçmişin prangalarından koparak, yeni ufuklara açılmak için çok önemli bir fırsat bana göre. Yeter ki bırakmaya gücümüz ve yeniyi almaya da gönlümüz olsun.

    Jupiter’in Uranus ile olan uyumlu açısı ani gelişen fırsatları da sembolize ediyor. Gerçekten bir değişimin eşiğindeyiz, ancak bu değişim bakış açımızı değiştirebildiğimizde mümkün olacaktır. Farkındalık; deneyimlerimizden öğrenmek ve geçmişten ders almakla mümkün olabilir. Jupiter’in bu tutulmadaki rolü biraz da bunu anlamamızı sağlamak.

    Gökyüzündeki diğer eş zamanlılık ise Mars Pluto etkileşimi. Bu etkileşim; tutkuyla kendimizi ortaya koyduğumuzda, arzu ettiğimiz değişimi gerçekleştirebileceğimizin bir göstergesi. Pluto ve Mars kombinasyonları ölümüne savaşı işaret eder. Gökyüzü gerçekten doğru hedef koyanlarımız için açık destek veriyor. İdeallerini gerçekleştirecek yüreği olanlarımız için fırsatlarla dolu bir tutulma haftası bu hafta.

    Bu fırsatlardan faydalanmak ve tutulma enerjisini avantaja dönüştürmek için iç gözlem yapabilmek ve gerçeklerle yüzleşmek gerekir unutmayın. Koşulları değiştirme gücümüzü sadece mevcut durumu doğru analiz etiğimizde bulabiliriz. Bu tutulmanın ana teması sadece geleceğe hareket etmek için aksiyon almak değil, bu aksiyonun ne kadar bilgece alındığı ile de ilgili. Jupiter zodyağın bilgesi ve yargıcı olduğu için, sunduğu fırsatları akıllıca değerlendirmemizi talep ediyor bizden.    

    Dağın zirvesi Oğlak burcu ile temsil ediliyor zodyakta. Zirveye ulaşmak her zaman çetin ve zorlu bir yolculuktur, disiplin, çaba ve mücadele gerektirir. Bu sebeple Oğlak burcu başarmanın burcudur. Bu güneş tutulması pek çok gezegenle birlikte Oğlak burcunda gerçekleşiyor. Kendimize sormamız gereken sorular çok basit;

    Ulaşmak istediğimiz zirve nedir?

    Gitmek istediğimiz yolda mı ilerliyoruz?

    Bunların cevabını net olarak verebiliyorsak yolun sonunda ödül bizi bekliyor olacak, bundan emin olabilirisiniz. Geçmişi bırakabilecek gücü ve geleceğe ilerleyecek yüreği olanlarımız için güzel bir tutulma haftası.

    Mutlu seneler

  • İKİZLER DOLUNAYI; SEZGİ VE AKIL ARASINDAKİ DENGEYİ BULABİLMEK

    Bu sabah İkizler burcunda bir dolunay gerçekleşiyor. Bugünkü dolunaya izini bırakan gezegen ise Neptün. Genelde Neptün gezegeninin etkilerini anlamak zordur. Karışıklık, hayal alemine dalmak, önünü görememek veya anlamlandıramamak gibi etkileri olabilir. Biraz siste yürümek gibidir Neptün ile yaşamak. Başka bir deyişle dolunay enerjisine belirsizlik temasını ekleyecek bugün. Neptün’ün okyanus tanrısı Poseidon ile ilişkilendirildiğini düşünürsek; Med-Cezir etkisini iliklerimizde hissedeceğimizi söylemek yanlış olmaz.  Bazen suyun akışında kalmak ve bizi sürüklemesine izin vermek de güzel olabilir. Suyun şifalandırma ve rahatlatma özelliğini düşünürsek bu durum çok da kötü olmayabilir.

    İkizlerin cevap arayıp, anlamlandırma gayreti ve sebep sonuç bağlantısı kurma çabası, bu dolunayda ne kadar gerçekleşebilir emin değilim. Özellikle ilişkiler masaya yatırılan konuların başında geliyor. Kimilerimiz kendisini ortaklık yapısı içinde sıkışmış hissederken, bazılarımız üzerinde çalıştığı projede iş birliği yaptığı gruplarda değişikliğe gidebilir. Çoğunluğun gündemini meşgul eden aşk ve sevgili problemi de ana başlıklar arasında yer alabilir bu hafta.

    İlişkileri temsil eden Venus Oğlak burcunda pek de hoş bir yolculuk yapmıyor doğruyu söylemek gerekirse. Venus gezegeni aşktır, bir dakikalık huzurdur, sevgidir, güzelliktir. Ancak hem Oğlak burcunda, hem de Saturn ve Pluto’nun arasında kendi doğasını dilediği gibi ortaya koyamıyor. Bu sebeple konunun ortaklık ve ilişkiler olduğunun altını çiziyorum.

    Bu dolunayla birlikte gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalıyoruz biraz. Hayal ettiğimiz, beklediğimiz ilişki veya ortaklık değil yüzleştiğimiz şey. Gerçeğin gözlerine bakıyoruz şu an. Buna ister karma deyin, ister dünkü deneyimlerimizden edindiğimiz farkındalık deyin, önemi yok. Yüzleşmemiz gereken bir durum, aşmamız gereken bir engel var önümüzde. Dolunay duygusal krizlerdir. Farkındalıktır. Bazen sonlanmaları da temsil eder. Sorun şu ki; cevap arayışımız sürerken, kendimizi kandırmamız veya uyuşturmamız ya da sorunu erteleme eğilimi içinde olmamız da mümkün. Buna dikkat! Çünkü bir sonraki adım Güneş tutulması olarak gelecek unutmayın.

    Venus Pluto ve Saturn kombinasyonu oldukça derinden hissettiğimiz bir ilişki modelini temsil ediyor aslında. Belki pek çoğumuz derin bir tutku arıyoruz ilişkimizde. Karşımızdaki partnerin bizimle aynı tutkuyu, aynı amacı, aynı özlemi paylaşmasını istiyoruz. Bunu bulamadığımızda da acı çekiyoruz. Hedef partnerimiz oluyor ve onu değiştirmek için nafile çaba içine giriyoruz. Sonuç: Hüsran. Her iki tarafta biraz eksik çıkıyor ilişkinin içinden. Mutlu sonun sadece hayatın içinde bir “an” olduğu gerçeği ile yüzleşmek vaktidir şimdi. Zor zamanlarda dahi sevgiyi yeşertebilmek bu kombinasyonun en olumlu kullanımı olabilir.

    Dolunay bir enerji döngüsüdür aslında. Yeni ay enerjisinin zirve yaptığı dönemi temsil eder. Ektiğimiz tohumun sonucunu aldığımız bir fazdır. Bundan sonra artık düzeltme ve bir başka yeni ay dönemine hazırlık aşaması gelir. İlişkilerimiz hangi aşamada bu dönemde? Nasıl bir ortaklık yapısı kurduk? Kimlerle yolumuza devam edeceğiz? Hangi gerçekliğe göre neyi düzeltmeliyiz? Şimdi sormamız gereken sorular bunlar.

    Bana göre bu soruların cevabı Mars/Neptün ve Uranus/Jupiter etkileşiminde gizli. Hem Mars hem de Neptün en güçlü pozisyonlarında ilerliyorlar. Diğer ikiliyi de göz önüne aldığımızda, sezgisel olarak ne yapmamız gerektiğini biliyoruz diyebilirim. Fırsatlar mevcut, şans rüzgarları esiyor. Mantıklı cevaplar aradığımız bir dönem evet! Ama sezgileri devre dışı bırakmak ne kadar doğru dersiniz? Bazen hayat bize daha büyük bir pencereden bakmamız için zemin hazırlar. Bir kapının açılması başka bir kapının kapanması ile olur. Bırakın ilhamlarınız ve hayalleriniz liderlik etsin bu dolunayda. Evrenin aklı bizim aklımızdan daha büyük unutmayın.

    Bize düşen akıl ve sezgi arasındaki dengeyi bulabilmek. Engeller aşılmak için var ve bu engelleri aşmanın yolu ise sezgileri akılcı bir planla yürürlüğe koyabilmektir.

    Sevgiler

  • YAY BURCUNDA YENİ AY

    Yay burcunda bir yeni ay gerçekleşiyor bu hafta. Yeteri kadar derinleşip duygularımızda boğulduk, dersimizi aldık. Artık ne hissettiğimizi ve ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. Venus ve Jupiter’in birlikteliği hayatımızda yeni fırsatların olduğunu anlamamıza yardımcı olmuştur umarım. Yeni ayın hemen öncesindeki karanlık ay fazında Neptün’ün ileri hareketi için durması hayallerimize ve ideallerimize odaklanmamız için fırsat veriyor. Sizce neyin tohumlarını atacağız bu dönemde?

    Venus Oğlak burcuna yeni ay enerjisiyle giriyor. Farklı ufuklara açılmamızı sağlayan yeni karşılaşmalara hazır olsak iyi olur. Eminim bazılarımız bunun için can atıyordur. Bizi büyütecek, zenginleştirecek birliktelikleri kim istemez ki! Kulağa çok hoş geliyor değil mi?  Kimse kapımızı çalıp, altın tepside bize “fırsat kapısının” anahtarını sunmaz. Belki sadece filmlerde, bilemiyorum. Gerçek dünyada her zaman bu anahtar bizim elimizde bulunur. İlhamlarımızın hayatımıza yön vermesine izin vermek bizim elimizde.

    Yeniay esnasında Venüs Mars enerjisi de etkin olacak. Enerjimizi, ilhamlarımızı hayata geçirecek bir projeye yöneltebilmek faydalı olacaktır. Yeni ay; yeni enerji, yeni tohum diyoruz her zaman. Ancak unutmamak gerekir ki, yeniye yer açmak eskiden vazgeçebilmekle olur. Yeni ay enerjisi ani ve beklenmeyen bir şekilde bazı kapıların da kapanması anlamına gelebilir bu ay. Uranus’un bu yeni ayla birlikte titreşmesi, hayatımızda bazı parçaların ne şekilde oturacağına dair ipucu verebilir. Anlamlı bağlantılar kurmamızı sağlayabilir. Bir türlü karar veremediğimiz konular varsa şimdi daha net görüp, çözüme odaklanabiliriz. Hangi yolu seçeceğimiz daha net belirebilir önümüzde.

    Gökyüzü hareketlerinin şiirsel sıralaması, muhteşem bir orkestra melodisi gibi bana göre. Size bu yazıları yazarken, bir beste dinler gibi hissediyorum kendimi. Duyduğum müziği kelimelere dökememe endişesi bile hissediyorum bazen. Bu şiirsel hizalanmayı ben şu şekilde okuyorum; Merkür gerilemesi biter bitmez, Neptün yeni ay ile durağanlaştı ve bize mesajı; “en derin hayallerine odaklan lütfen” oldu.

    Eş zamanlı olarak Mars Uranus karşıtlığında “tutkuların için harekete geç ve değer yargılarına uygun olana yönel, seni engelleyen bağları kopart” mesajını veriyordu.

    Hemen ardından Venus Jupiter ile galaktik merkezde birleşti ve “etrafında seni farklı ufuklara taşıyan insanlar var, gözlerini aç ve dinle onları” diye fısıldamaya başladı.

    Şimdi bu yeni ay Kayron ile etkileşimdeyken gerçekleşiyor ve söz konusu engellerin bir kısmının kendi yaralarımız olduğuna ışık tutuyor.

    Yani bizi özgürleştirecek olan şey kendimizi şifalandırmak olacaktır. Farkında olmadan kendimizde sevmediğimiz yanımızı saklamaya çalışarak yaşarız hayatı. Ucube yanımızı saklamaya çalışmak müthiş bir enerji kaybıdır ve kimimiz hayatımızdaki seçimleri bu refleksle yaparız. Hatta eş ve partner seçimi buna dahil. İşte Yay yeni ayı bu yanımızı nasıl şifalandıracağımıza ışık tutacak.

    Deneyimlerimizden öğrenerek kendimizi iyileştirmemiz mümkün. Elbette bu tereyağından kıl çeker gibi olmayacaktır. Neptün’ün yardımıyla, bir adım geri çekilip ilhamlarımıza göre bir planla hareket etmekte fayda var. Yola hazırlıklı çıktığımızda her türlü engeli kararlılıkla aşmak mümkündür bana göre.

    Her aşamada bir adım atmak en doğrusu; ne eksik ne fazla.. Neptün hayaller, umutlar, rüyalar demek. Her rüyanın ardından iyi veya kötü bir duyguyla uyanır insan. Hayat Yay enerjisiyle yaralarımızı şifalandırmak üzere bizi maceraya çağırıyor. Yani rüya aleminden uyanıp, madde alemine dalış yapmamız gerekiyor. Rüyalarımızı gerçekleştirmek üzere yeni maceraya atılmamız gerekiyor. Her zaman olduğu gibi iki seçenek var önümüzde; ya rüyadan uyanıp hayallerimizi gerçekleştirmek üzere kararlı adım atacağız ya da rüyaya devam edip, kendimizi kandırarak hayal aleminde yaşamaya devam edeceğiz.

    Evet soruyorum size; gökyüzünden gelen müziğin ritmiyle dans etmeye hazır mısınız? Belki de ayaklarınız yerden kesilecektir, kim bilir..

  • KENDİ EVRENİNİ AŞABİLMEK

    Jupiter Venus kavuşumu hızla galaktik Merkezde etkinleşirken, Ay da karanlık faza doğru ilerliyor.

    Geçtiğimiz üç hafta içinde keskin bir iç gözlem yaparak tutkularımızı ve ihtiyaçlarımızı bulmaya çalıştık. Belki bazılarımız bu karşılaşmalardan rahatsız oldu, bazılarımızsa aradığı cevapları sonunda buldu. Sonuç ne olursa olsun artık aksiyon alma zamanı. Sadece Merkür değil, Mars da Akrep enerjisiyle atmosferi destekliyor bugünlerde. Güneş ise burcun son derecesinde küllerinden doğarak Yay burcuna geçiş yapacak ve yeni deneyimlerin kapısını bizim için aralayacak. Kısacası hayat bizi maceraya çağıracak.

    Neden macera?

    Çünkü Jupiter ve Venüs farklı bir galaksiye açılan eşikteler bu hafta. Üstelik tanrılar tanrısı yüce Zeus, 12 yılda bir ziyaret ettiği bir eşikte duruyor. Bir önceki ziyaretinden farklı olarak bu yıl, güzellik tanrıçası Afrodit ile birlikte bize yeni ufukların kapısını aralıyor. Vermek istediği mesaj; kendi evrenimizin sınırlarını genişletmek istiyorsak bunun mümkün olduğu. Yapmamız gereken ise sadece fırsatların çıkmasını beklemek ve görebilmek. Jupiter ve Venus’un bu hizalanmasıyla birlikte Akrep dönemini kapatıp Yay’a geçiş yapıyoruz. Başka bir deyişle kendi karanlığımızı öldürüp, yeniye yol alıyoruz. Bu yeni macera farklı bir evrene, hiç denenmiş bir yola doğru olabilir. Büyüyebiliriz. Yani, gezgin öğrenciye, öğrenci filozofa dönüşebilir. Unutmayın Zeus yani Jupiter her zaman yolcuya rehberlik eder. İnsanoğlu yolunu hiçbir zaman kaybetmez. Sonuçta iki tane rehberi vardır; biri Merkür diğeri Jupiter!

    Tüm bunlar olurken eş zamanlı Mars da en güçlü halinde Uranus ile yüzleşmeye doğru ilerliyor. Bu karşıtlık, değer yargılarımız, sahip olduklarımız ya da sahiplendiklerimizi gözden geçirip yeniden tanımlamamız gerektiğinin sembolü bana göre.

    Bugüne kadar edindiğimiz bilgi ve deneyimle yola devam edebilecek miyiz dersiniz? Bilmiyorum! Herkesin kendine göre bir cevabı vardır mutlaka. Bana göre insanlık önemli bir bilinç eşiğinde bulunuyor. Bazı doğru bildiğimiz şeyler değişebilir. Gerçekliğimiz sarsılabilir. Jupiter gerçeği arar, hayata tutunması ve mutlu olması için inanması gerekir. Venus sosyalleşip, huzur ve dengeyi arar. Venus’ün işi güzeli görmektir. Bu durumda bu iki iyicil gezegen, tam da galaktik merkezde yani kendi dünyamızın sınırında, bize yeni bilgilerin var olduğunu, eskiyi yıkıp yeniye yer açmamız gerektiğini söylemeye çalışıyor.

    Uranus’un Boğa burcundaki seyri, değer sistemimizi sarsmak ve öz değer duygumuzu mevcut koşullara göre ayarlamamızı sağlamakken, Mars Akrep burcunda kendine meydan okur. İmkansızı başarmak üzere ölümüne savaşır. Peki bu iki gezegen birbirlerine meydan okurken, bizde nasıl bir etkisi olur dersiniz?

    İşte burası tamamen bize kalmış. Kabımız kadar alırız bilgiyi, hepimizin farkındalığı aynı değil maalesef. Bu yüzden bazılarımız bu karşılaşmayı başka insanları zorlayarak, onları değiştirmeye ve onlara sahip olmaya çalışarak kullanacaktır. Bazılarımız ise kendisine meydan okuyarak, mevcut dünyasını değiştirmek üzere sınırlarını aşmaya çalışacaktır.

    Akrep’in zorlayıcı, güç odaklı enerjisi geçtiğimiz üç haftalık Merkür gerilemesiyle yoğun bir şekilde hissettirdi kendisini. Hepimiz biraz kendimize döndük ve geçmiş hesaplaşmalar yaşadık. Kendi karanlığımızla yüzleşmeye çalıştık. Oğlak burcunun da bu sürece katkısını unutmamak gerekir elbette. Haber manşetlerinden de takip ettiğimiz gibi, bazılarımızda istenmeyen şekilde sonuçlanabiliyor bu iç gözlem süreci.

    Eğer vurgun yemeden derine inmeyi ve yüzeye çıkmayı başardıysak, Uranus Mars karşılaşmasında son derece yaratıcı fikirlerle, bize faydalı olan ufuklara açılma cesaretini bulabiliriz demektir.

    Korkmadan kendi değerimizi ortaya koyarak, yüzleşme cesaretini bulabilirsek, yeni deneyimlerle daha mutlu bir yaşam alternatifi yaratabiliriz kendimize. İhtiyacımız olan tek şey, fırsatları görebilmek ve yeni bilgiye açık olabilmektir. 

  • BOĞA DOLUNAYI VE BEDENDE OLABİLMEK

    Merkür Güneş kavuşumunun hemen ardından bir dolunay gerçekleşiyor bu hafta. Akrep burcunda gerileyen Merkür’ün Güneş ile buluşması bir çeşit tohumlanma dönemidir. Son dönemde yaşananların değerlendirilmesi yapılır. Bu noktada keskin bir iç gözlem tüm zihni kuşatır. Bir nevi bilinç eşiği de diyebiliriz buna.  İhtiyaç duyduğumuz çözümlerin ne olduğunu anlamaya başlarız.

    Akrep enerjisini yoğun olarak hissettiğimiz bu dönemde geçmişin izleri, tatsız duygular, şahit olduğumuz olayların yoğunluğu ya da güç savaşları derken, kendimizi sıkışmış ve/veya engellenmiş hissetmiş olabiliriz. Dolunaylar her ne kadar duygusal krizleri yansıtsa da, Boğa dolunayı biraz nefes aldıracak bir enerjiye sahip bana göre. Boğa 5 duyu, huzur ve keyif ile ilgili bir burçtur. Bu nedenle dolunay; Merkür’ün derin analizinden ve bulduğu çözümleri uygulamaya koyma telaşından uzaklaştırıp nefes almamızı sağlayabilir. “Şimdi ve burada kök salalım” der Boğa arketipi.  “Biraz tadını çıkartalım bu anın” talebiyle yaşar hayatı.

    Akrep güçtür, Boğa ise huzuru sembolize eder. Bu dolunayda gerçek huzura içsel gücü keşfettiğimizde ulaşabileceğimizi anlamamız gerekiyor.

    Bu enerjiyle birlikte Jupiter Mars etkileşimi de gökyüzüne hakim olan temalardan. Jupiter galaktik merkezde, bize kendi evrenimizin dışındaki dünyanın varlığını işaret ediyor. Pek çoğumuz değişen şartların farkındayız ve adım atacak gücü bulmaya çalışıyoruz. Şimdi savaşma gücümüzü daha rahat ortaya koyabileceğimiz bir enerji var gökyüzünde. Jupiter Mars etkileşimini “korkuyu hisset ama yine de üzerine git” şeklinde yorumlayabiliriz. Engelleri ve kısıtlamaları düşünmeden, fırsatları görebilmek bu enerjiyi olumlu kullanabilmenin anahtarı.

    Mars Terazi burcunda kibar bir diplomattır. Savaşçının elindeki kılıç değil, kalemdir. İşin içine her zaman ilişki teması girer. Kısacası bu dolunayda, “ulaştığımız sonuçlar bizi hangi ortaklıklara taşıyacak?” gibi bir soru yöneltebiliriz kendimize.

    Kendi dünyamızı ne kadar ve hangi sınırlara kadar genişleteceğiz?

    “Eski” evrenimiz nasıl bir “yeniye” doğru ve kiminle dönüşecek?

    Dolunaydan sonraki Merkür’ün gerileme fazını, aktif bir şekilde işlerin altyapısını hazırlayarak geçirebiliriz. Unutmayın, bu dönemde yaptığımız küçük sohbetler günün sonunda büyük işlere dönüşebilir. İşin içinde bizi farklı ufuklara taşımaya can atan bir Jupiter var. Üstelik cesaret gezegeni kendisine destek olmak için hazırda bekliyor. Önünde duran tüm engelleri aşmış bir şekilde, ilerlemeye devam ediyor. Bizim yapmamız gereken tek şey, geçmişin travmasını ve geleceğin kaygısını bir kenara bırakıp bugün burada olmak. Hayata kısacık bir dolunay molası vermek ve bedenin ihtiyacına kulak verip dinlenmek. Bu dinlemek koltukta boş boş oturup cips yemek değil tabi. İsteyen bu şekilde de geçirebilir elbette bu haftayı. Benim kastettiğim zihne yükselen duygusal baskıya dur diyebilmek. Başka bir deyişle geçmiş hesaplaşmaları, güç savaşlarını, yenilgilerin acısını hafifletecek çözümlerle kendimizi şımartmak. Hepsi bu!

    Şimdi biraz bedende olma zamanı. Biraz huzur bulma zamanı.

    Aslına bakarsanız geçmişin acısından ve geleceğin kaygısından özgürleşmeyi başardığımızda; Boğa’nın son noktasına yani sonsuz huzura da erişmiş oluruz.

    İyi haftalar

  • AKREBİN YENİ AYI

    Akrep dönemine yeni ay ile giriyoruz. Yenilenme enerjisi taşıyan yeni ay, Akrep burcunun küllerinden doğma temasına da uyuyor bana göre.

    Yeni ayların başlangıçları temsil ettiğini her zaman her yerde okuyoruz. Bu yıl, Temmuz ayından beri tüm yeni aylar Uranus ile birlikte gerçekleşti. Uranus, özgürlük ve yeniliği temsil eder. Bizden çıtayı her zaman daha yukarı çekmemizi ister. Boğa burcuna giriş yaptığı andan itibaren değer yargılarımızı sorgulamaya başladık. Çünkü daha iyi bir yaşamın mümkün olabileceği fikri yavaş yavaş toplumsal bilince işlenmeye başladı. Pek çok şeyi sorgular olduk. Sadece Uranus değil, Venus de her önemli gökyüzü olayının merkezindeydi bu yıl.  

    Hem Merkür hem de Venus’ün akrep burcunda kavuşumu konuya yine “ilişkiler” temasını taşıyor. Merkür’ün de gerileme dönemine girmesi, yaşadığımız olayların ve edindiğimiz tecrübenin değerlendirileceği anlamına geliyor. Daha derin bir analize ihtiyacımız olacak.

    Sorulması gereken soru; derinden bağlanabileceğimiz kişilerle yarına yürüyebilecek miyiz?

    Uranus özgürlük ve yeniliğin sembolüyse; bizi özgürleştireceği konu eski değer yargılarımız ve sıkı sıkıya bağlı olduğumuz bazı konfor alanlarımızdır. Hangi mesleği yaparsak yapalım fark etmez, hepimizin hayatında bizi esir alan gereksiz yükler vardır. Fayda-maliyet hesabı yaptığımızda bizi yoran bazı kalemlerden özgürleşebiliriz. Merkür gerilemesinden böyle bir çalışma için faydalanmak da mümkün. İçinde bulunduğunuz ilişki denklemindeki yükler neler? Cevabı yalnızca sizde.

    Ne Ay ne de Venus Akrep burcunda rahat değildirler. Yeni ayın da küçük bir güneş tutulması etkisi yarattığını düşünürsek; bu hafta duygusal olarak zayıf hissettiğimiz bir hafta olabilir. Sadece bu da değil, Mars ve Saturn etkileşiminin de işimizi kolaylaştırdığını söyleyemeyiz.

    Hareket kabiliyetimiz sınırlı, yollarımız engellerle dolu. Bu engeller karşıdan da gelebilir, bizden kaynaklı da olabilir. Bazen korkularımız ve başaracağımıza olan inancımız o kadar zayıftır ki, elimize geçen fırsatları değerlendiremeyiz. Hayat geçer bu korkularla. Bazen de yapamayacağımızı söyleyen sesler yükselir. Eleştiriliriz, enerjimiz azalır.

    Bu yeni ay gerçeklerle yüzleştirip bizi özgürleştirecek. Yeni bir sahne hazırlanıyor önümüzde. Uranus’un yenilikçi yanı farklı bir dünya sunacak bize. Temmuz ayından beri her yeni ay; “kısır döngünü kır ve farklı bir hayata tohum at” mesajıyla geçti. Çoğumuz farkında bile değildik belki. Ama şimdi tüm ağır giden gezegenler ileri, Neptün de yeni ayın ardından ileri hareketine başlayacak. Kısacası dünya değişirken, bu değişimi anlayıp cevap verebilirsek, uyum sağlamamız bir nebze kolaylaşacak.

    Bu yeni aydan sonra olayların hiç beklenmedik bir şekilde hızlanıp, gelişeceğini söylemek yanlış olmaz. Ne yöne doğru gelişecek derseniz, işte orası muamma. Uranus’un getireceği konuların öngörülebilir olması mümkün değil. Bu gezegen keşfedildiğinde, Amerika iç savaşa doğru ilerlerken, Fransa’da ihtilal yaşanıyordu. Yıkımlarla gelen bir değişim ve eşitlik enerjisi taşıyan gezendir Uranus. Getireceği özgürlüğün bedeli vardır mutlaka. Bu noktada düşünmemiz gereken nelerden özgürleşeceğimizdir. Bunlar bazı alışkanlıklarımız, davranış kalıplarımız ve bazen de birlikte yürüdüğümüz kişiler olabilir.

    Yaşanacak olan değişimin mutlaka yıkıcı olması gerekmiyor. Kendi dinamiklerimizi gerçekten anlayabildiysek zaten atılması gereken adımların farkındayız demektir. O zaman yapmamız gereken Uranus’un çarpıcı fikirlerini Akrebin derin kavrayış ilkesiyle birleştirmektir.

    Unutmayın Akrep duygusal güç temasını taşır. Onun görevi krizlerle dönüşebilmeyi başarmaktır. Karanlıktan aydınlığa çıkabilmek sadece duygusal güce ulaşmaktan geçer. 

  • AVCININ AYI KOÇ DOLUNAYI

    AVCININ AYI KOÇ DOLUNAYI

    Pazar akşamı Koç burcunda bir dolunay gerçekleşiyor. Ekim ayında gerçekleşen dolunaya “Hunter’s Moon” yani “Avcı’nın Ayı” da deniyor. Eski kültürlerde yıl içinde oluşan dolunaylara zamanı ayırt etmek için belirli anlamlar yüklemişler. Avcı-toplayıcı topluluklar bu aktivitelerin zamanlarını Ayın fazlarına göre belirlemişler. Bunlardan biri olan Avcı’nın Ayı kışa hazırlık için avlanma zamanının geldiğini gösterir. Avcılar bu dolunayda geyikleri, kümes hayvanlarını avlamaya gelen tilkileri rahatça görüp vurabiliyorlarmış. Bu sebeple “Hunter’s Moon” Ekinokstan sonraki dolunaya verdikleri isim.

    Hafta sonu gerçekleşecek “Avcı’nın ayı”da neyi avlayacağız ya da neyi koruyacağız?

    “hunter’s Moon” Terazinin karşıt burcu olan Koç’ta gerçekleşiyor.

    Terazi eşitliğin, adaletin, hasatın, politikanın burcu. Arabulucu ve diplomat.

    Koç ise gözü pek, rekabetçi, kahraman, savaşçı.

    Koç dolunayı; ben-sen karşıtlığını, kişisel istekler ve sosyal normların dengelenmesini sembolize ediyor. Bu dolunayın diğerlerinden farkı ise ölüm gezegeni Pluto ile iş birliği halinde gerçekleşmesi. Uzun zamandır gergin olan gökyüzü tüm enerjisini boşaltıyor. Tanrıların savaşı artık yeryüzünden de hissedilmeye başladı. Hareket ve değişimin düğmesine basıldı. Gökyüzünde her ne olursa yer yüzünde de o olur. Bu durumda en büyük parçanın içindeki model, en küçük parçada da mevcuttur diyebiliriz.

    Gökyüzündeki savaş büyük topluluklarda olur da, en küçük topluluk olan ailelerde olmaz mı dersiniz?

    Ülkeler, kurumlar, topluluklar ve tabii aileler savaş halinde. Hatta “ben yalnız yaşıyorum. Bende bir numara yok demeyin”. Bireyler de kendi savaşını veriyor ve verecek bu günlerde. Çünkü insanlık tarihi yeniden yazılıyor. Kurduğumuz yapılar yıkılıp, değişecek mecburen. Çünkü bu haliyle yeniye uyum sağlamak mümkün olamayacak.

    Pluto ve Saturn Güney Ay Düğümü ile birlikte Koç burcu dolunayı ile tetiklendi.

    Savaşmamız gereken şey; kendi ilkelerimizi feda etmeden karşı tarafla orta noktada buluşabilmek. Korumamız gereken şey; verme ve alma dengesi.

    Her iki burç da savaşla ilgili burç aslında. Genellikle aktif savaşma görevi Koç burcuna ihale edilirken, Terazi’ye düşen, uyum ve adalet için savaşmak.. Elbette bunu diplomatça, kendi nezaketinde yapıyor. Terazi’nin savaşı kılıçla değil kalemledir. Masa başında anlaşma yaparak, altına kibarca imzasını atar. Uzun lafın kısası; konu yine ilişkiler. Sene başından beri her yazımda altını ısrarla çizdiğim ilişki teması. Bir diğer deyişle; diplomasi!

    Gökyüzü sene başından beri uzun dönem planlarımızı gözden geçirmemizi istiyordu. Ortaklık yapısında kiminle nasıl ilerlememiz gerektiği, alışkanlıklarımız, yürümeyen kronik ilişki modelleri bugüne kadar test edilmişti. Yolun bundan sonraki kısmını kimin yanında yürüyeceğiz? Kimin elini tutacağız?

    Şimdi artık tüm kirli çamaşırlar ortada. Dolunayın Pluto ile kavgası, hem birikmiş konuları hem de bilinçaltına attığımız psikolojik temaları açığa çıkarıyor.

    Değişime gönüllü olmayanlarımız veya cesareti olmayanlar için bu dolunay ile başlayan süreç, bilinç altının yansıması olacaktır. Güç savaşları ve hırs nedeniyle yaşananların sonuçlarıyla yüzleşilir. Küçük bir tartışma büyük sonuçlara götürebilir.

    Hırs ve kin bu hafta sonu büyük tuzak olacaktır. Dikkat!

    Geçen sene Ekim ayında Venus yine akrep burcunda gerilemekteydi. Bu hafta gerilemiyor ama yine Akrep burcunda.  Aslında tüm dava geçen sene bu zamanlarda başladı. 2018 yılının bu zamanlarında hayatımızda olup biten konular her neyse, bu dolunay o konuların uzantısı ve devamı niteliğinde. İlişkilerin en karanlık ve gizli yanı ortaya çıktı ve konu çözüme doğru ilerlemek zorunda.

    Bunca zamandır çözüm hala gözümüzün önünde belirmemişse, hazır olun! Bu yıl Merkür akrep burcunda gerileyerek size çözüm paketi sunacak merak etmeyin. Yıl sonuna kadar bu burçta ileri geri bize bir şeyleri öğretecek.. Anlamamızı sağlayacak.

    Hatta Jupiter de Güneş’e destek ve fırsat sunmaya hazır. Bir çıkış kapısı aralıyor. Diploması için biraz hoşgörü sunuyor. Olaylara farklı açılardan bakabilmeyi öneriyor. Oğlak burcundaki Pluto Ve Saturn bardağın yarısını boş görmemiz konusunda o kadar baskın ki, bu çıkış kapısını görebilir miyiz emin değilim.  Çünkü insanoğlu genelde çektiği acıya odaklanmaya meyilli maalesef.

    Ay dolunaya ilerlerken en son açısını Kayron ile yaptığından dolayı, bizi bu gerilimli sahneye hazırlayan temalar, eski yaralarımız oldu. Kendimizi eksik, garip, çaresiz hatta kurban gibi hissettiğimiz için bardağın yarısını boş görmek daha kolay oluyor haliyle.

    Diğer yandan Jupiter’in sunduğu iyimserlik ve açık fikirlilik gelişim ve farkındalık için bulunmaz bir nimet. Dolunayla gelen yüzleşmeleri, ilişkiyi dönüştürmek ve ileriye taşıyabilmek için bir fırsat olarak kullanmak da mümkün. Bunun için yapılması gereken krizi ustalıkla yönetebilmektir. Aksi taktirde yaşayacağımız kayıplar da karşılaştırılamayacak kadar büyük olabilir.

    Umutla kalın

  • ZAMANI MANİPÜLE ETMEK,İYİLEŞMENİN ANAHTARI...

    ZAMANI MANİPÜLE ETMEK,İYİLEŞMENİN ANAHTARI...

    Mars Terazi burcunda ilerlerken Kayron ile karşıtlık yapıyor. Kişiliğimizi nasıl ortaya koyacağımızla ilgili şüpheye düşebiliriz. Merkür de tıpkı Mars gibi burç değiştiriyor ve Akrep burcunda ilerlemeye başlıyor. Hatta aynı burçta gerileyeceği için uzun süre Akrep enerjisiyle varlığını hissettirecek. En derinlere dalıp, gerçeğe ulaşmaya çalışmak ve çözüm aramak bugünlerin ana konusunu oluşturuyor. Artık Saturn ve Pluto her ikisi de ileri hareketine başladığına göre değişime hazır olsak iyi olur.

    Bana en çok sorulan soru “ne kadar sürecek?” ya da “Ne zaman bitecek?”

    Her birimizin hayatında altından kalkmakta zorlandığımız olaylar olduğu için bu sorular çok doğal. Pluto ve Saturn birlikteliğinden bahsettiğimiz için Cevap da bir o kadar basit: sonsuza dek!

    Saturn zamanın efendisi. Pluto ölüm gezegeni, dönüşüm ve güç gezegeni. Oğlak ise yapı, kurumlar, başarı, otorite, saygınlık. Bu kombinasyonu düşündüğümüzde; en basit haliyle, kurduğumuz yapıların çökmesi ve gücün değişmesinden bahsediyoruz. 

    Hayatımızdaki bazı şeyler kalıcı olarak değişecek. Bu kesin!

    Bazılarımız ısrarla aynı şeyi aynı şekilde yapmaya devam ederek değişime direnmek isteyebilir. Bu da anlaşılır bir refleks elbette. Ancak bahsettiğimiz değişim toplumları etkileyecek bir değişim. En sağlam olduğunu düşündüğünüz şeyler bile test edilecektir bu dönemde. İnsanlık buna benzer süreçleri zaman içinde en acı şekilde yaşamış. (cadı avları, birinci ve ikinci dünya savaşları) Bu tür dönemler insanlık bilincini ve toplum kurallarını kalıcı olarak değiştiren dönemler. Genelde değişim enerjisi, uç noktalarda yaşanan olayların sonucunda gelir. Sizce de içinden geçtiğimiz süreçte, her şey en uç noktalarda, mantığı zorlar şekilde yaşanmıyor mu?

    “Gökyüzünde ne olursa yeryüzünde o olur” prensibiyle bakacak olursak; gökyüzünde tanrıların savaşı var. Her biri ayrı ayrı çok güçlü ve birbirlerini yenmeye çalışıyorlar. Yeryüzünde de ülkeler, partiler, insanlar, şirketler savaş halinde. Kazanan var mı belli değil. Jupiter ve Neptün iki güçlü gezegen çatışma halindeler. Yani hiç olmadığımız kadar belirsizlik, yanılgı ve illüzyon içinde yönümüzü bulmaya çalışıyoruz. Saturn ve Pluto el ele vermiş güç için ölüm saçıyorlar. Oğlak’ın soğuk ve karanlık enerjisiyle zamanı manipüle ediyorlar. Sanki hala zamanımız varmış gibi rahat ve sorumluluktan kaçar halde uyuşmayı tercih ediyoruz. Hayır zamanımız yok! Pluto da Saturn gibi ileri hareketine başladı artık.

    Yapmamız gereken farkındalığımızı arttırmak. Hatta henüz gezegenler en güçlü halindeyken mesajlarını doğru okumak ve yıldızların rehberliğine kulak vermek.

    illüzyon içinde kendimizi kandırmak ve uyuşturarak beklemek yerine, ideallerimize yoğunlaşıp, ilahi rehberliği yani sezgilerini dinlemeyi öğrenebiliriz. Öyle bir dönemin içindeyiz ki; bizim dışımızda çok büyük bir güç, dış koşulları oluşturuyor ve bize sadece uyum sağlamak kalıyor. Değişen şartlara uyum sağlamamız gerekiyorsa en azından bunu bilinçli olarak yapmamız gerekir. Bu kendimize karşı olan sorumluluğumuzdur.

    Pluto Satürn kavuşumu zor seçimler dönemi demektir. Alacağımız hiçbir karar kolay olmayacak bunu bilmemizde fayda var. Savaşmak için ihtiyaç duyduğumuz Mars ise maalesef elinde kılıç yerine kalemle bize eşlik ediyor. Bazı durumlarda bu Mars’ı tercih edebiliriz ama Saturn ve Pluto’nun bizden istediği zorlu mücadele için pek de uygun bir konum olduğunu söyleyemeyiz.

    10 Aralık tarihine kadar Akrep burcunda olan Merkür en derinlere dalıp çözüme odaklanacak. Değer yargılarımızın gözden geçirilmesi için iyi bir fırsat olabilir. Hatta talep ettiğimiz güvenceyi nerde ve nasıl bulacağımıza dair yeni yöntemler de geliştirebiliriz. Eğer değişim süreci başladıysa buna kendimizi hazırlamak için Merkür retrosundan daha iyi bir dönem olamaz. “Yaşam kalitem nedir” sorusunun cavabını bulmak için iyi bir fırsat.

    Kayron Mars karşıtlığında kendimizi nasıl ortaya koyacağımızla ilgili şüpheler varsa çözüm; öfkeyi (düşmanlık) sağlıklı ve olumlu yollarla ifade etmeyi öğrenmektir.

    İyileşmenin anahtarı, başkalarını kızdırsa bile istediğimizin peşinden gidebilmektir.

    İyileşmenin anahtarı, kendinizi savunmayı ve bir güç haline gelmeyi öğrenmektir.

    İyileşmenin anahtarı, her durumda doğru kuvvet ölçüsünü bilmektir.

    İyileşmenin anahtarı, yaptığımız şeyi neden yaptığımızı anlamaktır

    Güzel bir Ekim ayı dilerim..

  • YENİAY, EKİNOKS VE İLİŞKİLER

    YENİAY, EKİNOKS VE İLİŞKİLER

    Bu hafta hem ekinoks hem de yeni ayı birlikte yaşıyoruz. Hayatımızda yine dengeyi bulmamız gereken bir dönemdeyiz. Ekinoks aydınlık ve karanlığın, soğuk ve sıcağın, almanın ve vermenin dengelenmesi gereken dönemi temsil eder. Artık Güneş yavaş yavaş karanlığa doğru yol almaktadır. Yapmamız gereken tek şey içe dönüp kendimizi bu karanlığa hazırlamaktır. Biz insanoğlu olarak her ne kadar doğaya hükmetmeye çalışsak da onun ayrılmaz bir parçasıyız. Doğa ile uyumlu yaşadığımız sürece mutlu ve huzurlu bir şekilde gelişim gösteririz. Tıpkı ruh halimiz gibi yılın bu döneminde ağaçlar da tüm yapraklarını döker ve kışa hazırlanır. Artık Güneş’in sıcaklığı ve ışığı azalmaya başladığı için, bizi de nedeni belli olmayan bir hüzün kaplar. Şarkılar, şiirler bile bu hüzne eşlik ederler.

    Karanlığa doğru çıkılan yolculuk içe çekilip dengeyi bulma çabasından başka bir şey değildir.  Hayatla kurduğumuz bağın ve alışverişimizin ne kadar gerçekçi olduğuna dair bir gözlem sürecidir bu süreç. İlişki dediğimiz şey, kendimizi bir başkası üzerinden görebilmektir aslında. Eğer kendimizle kurduğumuz bağ samimi değilse, bir başkasıyla girdiğimiz ilişiki de o kadar zayıf olur. Samimi olmayan birlikteliklerde menzile ulaşmak neredeyse imkansızdır. Acı ve doyumsuzluk başlar. İlişkinin içinde kalmak için herkesin kendine göre sebepleri vardır mutlaka. Ekinoks döneminde yani hüzünlü sonbahar döneminde denge arayışına doğru uzun bir yolculuk başlar. Dengeyi bulmanın ilk adımı ise sorgulamaktır.

    Nedir sorgulanması gereken şey?

    Venus her iki gökyüzü olayının yöneticisi olarak Saturn ile etkileşim halinde. Başka bir deyişle, gerçeğin gözünün içine bakmaya hazır. Gökyüzü ilişkilerdeki tüm sorunları gün yüzüne çıkarıyor uzun zamandır. Sorunlarla yüzleştikçe kaçıyoruz, oyalanıyoruz, toparlamaya çalışıyoruz ya da tabiri caizse katlanıyoruz. Ama etrafımızdaki enerji sadece yenilenmeye ve ilerlemeye yönelik bir enerji. Çıtayı yükseltmemizi ve daha iyi bir yaşamın tohumlarını atmamızı talep ediyor.

    Her birimiz iş hayatında bir hedef için koşturup duruyoruz. Kotaları, gelir hedefini tutturmak, gözüne kestirdiğin bir şeyi elde etmek gibi.. İş hayatımda aynı hadeflerle boğuşmuş biri olarak söylemem gerekir ki, “kendini aşmak” konusu en zorlu hedefi insanoğlunun. Alışkanlıklarımız ve/veya toplum baskısına direnememek, bizi aynı noktada tutan zayıf tarafımız.

    Sorguladığımız şey, Saturn’un temsil ettiği, korkular, alışkanlıklar, gelenekler, kurallar. İlişkinin içinde mutsuz olduğumuz herşey zihnimize yükseldi. Aslında büyük ihtimalle ne istediğmizi biliyoruz. Bildiğimiz halde cesaretle adım atamamış ve/veya hala bocalayanlar olabilir aramızda. Özellikle Güneş Kayron karşıtlığında ego problemleri, güvensizlik gibi temalar da devreye girip karamsarlığa sebep olabilir.

    Sorun yok. Hala zaman var. Güneş karanlığa doğru dalışa geçti. Bu yolculuk boyunca içselleşip denge ve huzuru bulmamıza yardım edecek. Tıpkı ışıkları söndürüp uyumak üzere yatağa uzanmak gibi bir durum bu bana göre. Uykuya dalmadan önce beynimizde döndürürüz ya olan biteni, bir muhakeme yaparız kendi kendimize. İki seçeneğimiz vardır; ya olumlu yanını görüp daha olgun bir bakış açısıyla sabaha uyanmak ya da kendimize ve olana bitene kızarak öfkeyle uyumaya çalışmak.

    Gökyüzünde Venus ve Merkür’ün Jupiter ile etkileşimi çok güzel. Görmesini bilen için harika fırsatlar var. En büyük iyicil Jupiter, bu yeniayda farklı ve doygun bir hayatın kapılarını aralıyor. Yazılarımı takip edenler bilirler, uzun zamandır yeni bir dönemin eşiğinde olduğumuzu yazıyorum. Bu seçim bize ait ve orada duruyor. Yapmamız gereken sadece bakış açımızı değiştirerek bu fırsatı değerlendirmek. Korkular ve engeller de eş zamanlı olarak önümüzde farkındayım. Ama hayatın kendisi bu değil mi zaten? Pek çoğumuzun geçmiş deneyimlerimiz için “keşke” dediğinden eminim. Seçimlerimizin sorumluluğunu almamız gereken zamanlar gelir mutlaka. Her gün o kadar çok seçim yaparız ki farkında olmadan. İşte böyle bir dönemdeyiz şu anda; yeni seçimler ve yeni kararlar hayatımızın kalanını etkileyecek. İlerleyen dönemlerde “keşke” dememek için bilincimizin yüksek olması ve gerçekten neyin iyi neyin kötü olduğunun ayrımına varmamız gerekiyor.

    Yeni ay; korku ve alışkanlıklarımıza yenik düşmeden, farklı dünyaya açılan kapıları görmek ve yeni ilişkilerin tohumunu atabilmek için özgür irademizle yapacağımız seçimdir.

    Hangisini nasıl seçeceğimiz ise yeniye ne kadar açık olduğumuzla alakalı. Ufkumuz ne kadar? Zihnimizi ne kadar esnetebiliriz? Bu durumda biraz daha düşünelim isterseniz; önümüzde açılan kapıları görebilecek kadar esnetebilir miyiz zihnimizi?

    Yeniay, yeni tohum, yeni hayat..

  • BALIK DOLUNAYI VE RÜZGAR

    BALIK DOLUNAYI VE RÜZGAR

    Yine bir dolunay yazısıyla buluşuyoruz sizinle. Balık burcunda Neptün ile oluşan bir dolunayı deneyimleyeceğiz hep birlikte. Biraz anlamaya çalışalım isterseniz gökyüzünün mesajını.

    Bu dolunayın tohumları yine Başak burcunda Venus ve tüm kişisel gezegenlerle birlikte atılmıştı hatırlarsanız. Başak burcu Aslan ve Yengeç’ten sonra gelen bir burçtur ve bizden, duygularımızı ve coşkumuzu entegre etmemizi ister.

    Yeni ay kendimizle kurduğumuz bağın sağlamlığı ve nasıl uyum içinde olacağımızla ilgiliydi. Öyleyse bu dolunay söz konusu entegrasyon için gerekli olan ayarlamaları sembolize ediyor diyebiliriz.  Artık bazı şeyler tüm çıplaklığı  ile ortada, gizlenip saklanacak hiç bir şey yok. Ektiğimiz tohumun meyveleri görünür halde karşımızda duruyor olmalı.

    İlişkiler, çevre, aşk, para, ortaklıklar, üzerinde çalışılan projeler her bir konu için ayrı ayrı uğraş verip sonuç almaya çalışıyoruz. Bir an önce olayların hangi sonuca doğru gideceğini görmek istiyoruz. En küçük detayları dahi gözden kaçırmadan, somut sonuç almaya uğraşıyoruz. Ama gökyüzünün en büyük yargıcı Jupiter “dur” işaretiyle karşımıza çıkıyor bu hafta. Tüm seçenekleri etrafalıca değerlendirip, değerlendirmediğimizi soruyor bize.

    Dolunayın kendisi zaten gergin bir enerjiyi içinde barındırır. Duygusal krizleri sembolize eder. Bu haftaki gerginliğin ana temasını, farkında olmadığımız davranış kalıplarımız ve alışkanlıklarımız oluşturuyor. Aceleyle sonuca gitmek ve her şeyin mükemmel olmasını istemek güzel elbette. Mükemmellik kişiden kişiye göre değişir. Genelde alıştığımız sistemin içinde yaşıyorsak bu yeterince “mükemmeldir” bizim için.

    Ancak, bu dolunayda içimizde bir ses; tüm alternatifleri yeterince değerlendirmediğimizi, etraflıca düşünüp tartmadığımızı söyleyerek bizi huzursuz ediyor olabilir. Sürekli aynı şarkıyı dinlemek nasıl bir zaman sonra sıkarsa, aynı şeyleri aynı sistemde yapmaya devam etmek de bir zaman sonra bizi strese sokar mutlaka. İşte Jupiter’in bu dolunaya yaptığı etki böyle bir etki. “Tüm seçenekleri gözden geçirip deneyimlediğine emin misin? Yapman gereken araştırmayı yaptın mı?” Jupiter’in bu soruları Mars’ın uygulamacı enerjisini doğru yere yönlendirmesi için gerekli olabilir.

    Neptün kendi yönettiği Balık burcunda oldukça güçlü, tıpkı Jupiter gibi. Jupiter büyüme, genişleme, bilgelikle ilgili bir gezegen. Neptün ise hayaller, illüzyon, merhamet ve şefkat ile ilgili gezegen. Bu ikisi şu anda ruhun gelişimi için gerekli olan idealleri ve  vizyonu sembolize ediyor. Dolunayın Başak/Balık aksında bu kadar güçlü iki gezegenle gerçekleşmesi; tam bir saflaşma ve arınma temalarını içinde barındırıyor. Başak burcu tüm titizliği ile temizlik yaparak saflaşmak ve arınmak ister.

    O zaman nedir hayatımızda  temizlik yapmamız gereken alanlar?

    Neptün ve Pluto’yu göz önünde bulundurursak; bilinçdışı konular, yanılgılar ve korkular bu dolunayın bizden farketmemizi istediği başlıklar. Bana göre Venus ve Merkür boşuna aynı derecede kavuşum yapmıyorlar! Her ikisi de ele vererek, hayatımızdaki kişileri, bulunduğumuz çevreyi, konuşma dilimizi, üzerinde çalıştığımız projeleri sorgulayıp anlamamızı istiyorlar. Anlayalım ki; bu dolunayda neyi temizleyip arıtacağımıza karar verebilelim. Bu sebeple Jupiter “sorgula ve geniş açıdan bak” diye bu dolunayın önüne çıkıyor. “Her şeyi etraflıca düşündün mü?” diye sormasının sebebi değişen koşullara uygun bir hazırlık içinde olmamızı istemesi, hepsi bu.

    Eski alışkanlıklarımızdan vaz geçmek istemediğimizde ya da kendimizi hayallerle kandırdığımızda gerekli ilerlemeyi sağlamamız da gecikir. Yeniye cesaret edemediğimizde kendimizi yalanlarla avuturuz. Bazen illüzyonun içinde yaşamak daha kolay gelir. Hep yarından bekleriz ve yarına erteleriz. Bu durumda da gelişim sürecimizi kendimiz geciktirmiş oluruz. Bu dolunay bize bir fırsat sunuyor aslında. Değişim fırsatı! Gökyüzünde esnek ve uyuma yönelik bir enerji var. Yani bir dönemin bitişini ve yenin başlangıcını ifade eden ara dönemdeyiz. Hazırlık safhası gibi de düşünebiliriz bu enerjiyi. Yeni başlayacak olan şey ise yine Merkür ve Venus birlikteliğinde gizli. Venus bu dolunay sonrası en rahat olduğu burca geçerek, yeni ilişkilerin öncülüğünü yapacak. Merkür de diplomasi diliyle bu başlangıçlara, aşka, flörte, ortaklığa yardımcı olacak.

    Tüm bunlar gökyüzünün potansiyeli elbette. Benim okuduğum alt yazı böyle. Bazılarımız Neptünün ilahi planını ve Jupiter’in bilgeliğini görerek adım atar ve değişen koşullara kendini bırakabilir. Bazılarımız da hiç şüphesiz korkularına teslim olup, eski alışkanlıklarıyla aynı şarkıyı dinlemeye devam eder ve bir dolunay daha sadece iç huzursuzluğu ve endişe ile geçer gider.

    Bana göre gökyüzünü okuma sanatı, bize başımıza gelecek olan olayların ne olacağını adlı adınca söylemek değildir. Özgür iredemizle biz her gün geleceğimizi kendimiz şekillendiririz. Yıldızların bize fısıldadıkları şey sadece rüzgarın hangi yönden ve hangi şiddetle eseceği hepsi bu…

    Haydi yelkenler fora!

  • İKİ AŞIĞIN KAVUŞUMU; MARS VE VENÜS

    İKİ AŞIĞIN KAVUŞUMU; MARS VE VENÜS

    Mars ve Venus gökyüzünün en ünlü iki aşığı ve bu iki aşık tekrar kavuşmak üzereler. Ama önce Güneş bu iki çapkını, kendi ışığında saklayarak görünmez olmalarını sağlayacak. Bir önceki yazılarımda da http://didemcan.com/dolunayda-cesaret/ belirtiğim gibi  Ağusos ayı olduça ilginç bir ay. Venus’ün, kendi döngüsünü tamamlamak üzere çıktığı yolculuğun tam ortasında dolunay gerçekleşiyor. Peki tüm bunlar bizim için ne ifade ediyor?

    Venus’un yolculuğunun başlangıç noktası 2018 Ekim ayında olmuştu. Akrep burcunda Güneş ile birleşerek ilk kavuşumlarını yapmışlardı. 13 Ağustos tarihinde ikinci kez tekrar birleşiyorlar. Yani ilk kavuşumun yöneticisi olan Mars ile birlikte yeni bir döngü başlatıyorlar. Her iki gezegen de dünyadan en uzak pozisyonda ve en hızlı hallerindeler. Ayrıca Güneş’in ışınları altında oldukları için de görünmüyorlar. İki aşık için çok ideal bir ortam..

    Sembolik olarak Venus sabah yıldızı konumundan akşam yıldızı konumuna geçiyor. Yani Venüs; “gökyüzü kraliçesi” kimliğini bırakıp, “yeryüzü ve gökyüzü kraliçesi” kimliği ile yolculuğuna devam edecek. Geri dönüp hafızamızı biraz yoklayalım isterseniz; geçen yaz neler yaşamıştık? Gündemimiz  neydi?

    2018 Ekim ayında yaşanan olayların etkileri bugünlerde artık sonuçlanmaya doğru hızla ilerliyor olmalı. O zaman net olarak ne hissettiğimizi veya ne istediğimizi bilmiyorsak, şimdi daha net olarak adını koymaya başlamış olmalıyız. Çözüm yavaş yavaş belirmeye başlamıştır. Hayatımızda neyi isteyip, neyi istemediğimizi bilmemiz gerekiyor. “Hayır, hala bilmiyorum” diyorsanız, 1.5 ay daha bekleyin derim ben. Gelişen olaylar daha net anlamamızı sağlayacak. Nasıl mı?

    Mars ve Venus’ün dünyadan gözlemlenmemesi, kendimizle kuracağımız bağı sembolize ediyor bana göre. Dişil ve eril tarafımızın dengelenmesi ve/veya karşı cinsten beklentilerimizin gözden geçirilmesi olarak yorumlayabiliriz bunu. Yani söz konusu iki aşık; eril ve dişil yanımız aslında. Cazibemiz ve dürtülerimiz. İlişkiye giriş şeklimiz ve kendimizi nasıl ortaya koyduğumuz. Gizlenerek kavuşumları ise, ilişkilerdeki tüm bastırılmış temaları işaret ediyor. Bunları; kıskançlık, manipülasyon, hırs, tutku, şehvet diye sıralayabiliriz.  Bazı ilişki dinamikleri bastırıldığı için, dolunayın etkisiyle kuvvetli bir şekilde dışa vurumu söz konusu olabilir. Amaç bir çuval inciri berbat etmek değil elbette. Sadece birbirimize aynalama yaparak ilişkinin içinde büyümeyi sağlamak hepsi bu. 

    Venus yeniden doğmak üzere ölmek gerektiğini bilir ve kendi döngüsünde bir süre görünmez olur. Bu yıl kendisine Mars da eşlik ediyor ki; bundan sonra yeni tohumlanacak ilişkiler daha sağlıklı bir şekilde serpilip, gelişebilsin.

    Bu ay, aşk bizi kendi karanlık tarafımızla yüzleştirecek büyük ihtimalle. Hangi koşullarda yakınlaşıyoruz? veya neden uzaklaşıyoruz? İlişkideki korkularımız nelerdir? Kendimizi hangi ölçüde karşı tarafa teslim ediyoruz gibi temaları düşünmemizi sağlayacak. Elbette tüm bunlar Pluto ve dolunay ile tetiklendiği için biraz daha dramatik bir süreçte yaşanabilir.

    Güzeller güzeli Venüs’ün, çirkinliği ile ünlü Vulcan ile evli olması güzel/çirkin, iyi/kötü kavramlarının da altını çiziyor bence.  

    Çirkin adledilenin güzel ile eşleştirilmesi ve güzelliğin ise kıskançlık ve kibir ile gölgelenmesi, hikayenin özü sanırım.

    Mitolojide Afrodit’in güzel olmayan yanlarını görüyoruz. Aşk ve kıskançlık uğrana düştüğü zor durumlar anlatılmıştır hep.

    Tıpkı Afrodit’in hikayesinde olduğu gibi; Venüs, Güneş ile en uzak noktada kavuştuğunda, en karanlık yanımızla yüzleşmemizi ister bizden. Sonuçları ne olursa olsun bu karanlık fazda kuluçkaya yatarız. Hangi ortamlarda bulunduk? Kimlerle nasıl ilişkiye girdik? Oynadığımız oyunların bedelleri nelerdi?

    Tüm bu hesaplaşmaların ardından, Venus’ün akşam yıldızı olarak yeniden parlamasıyla bilrlikte içsel bir uyanış olur mutlaka benliğimizde. Artık eskisi gibi değilizdir. İlişkiye giriş şeklimize format atılmıştır artık. Bu kavuşum Mars ile birlikte olduğuna göre, konu aşk ve şehvet.

    Zamanın en büyük mitleri; iki ünlü sevgili, Güneş’in ışınları altında yeniden birleşiyorlar! Nasıl eskisi gibi olabiliriz ki..

    Venus’un sadece Mars ile olan yasak aşkı değil, aynı zamanda Adonis’e olan tutkulu aşkının da mutlu sonla bittiğini söyleyemeyiz. Afrodit’in bu hikayesi de bana, Pluto’nun dolunaya  eşlik etmesini çağrıştırıyor. Kısacası içinde bulunduğumuz koşulları “ya benimsin ya toprağın” mantığı ile değerlendirdiğimizde, kendi isteklerimizi korkuyla karışık ön planda tuttuğumuzda, işler daha da karışabilir. Yapmamız gereken dolunayda içimizde yükselen duygunun farkına varmak. Gereksiz güç savaşlarına girmemek. Kendimizi değerlendirmek ve zor da olsa karar vermek.

    Her zaman ilişkiler üzerinden kendimizi gerçekleştiririz. Doğru partner bizi büyütüp, parlamamızı sağlar. Yeni kimliğimizi oluşturma savaşı verirken bize destek olacak ve ileriye taşıyacak birliktelikler için uygun bir dönemdeyiz. Eski alışkanlıklara sıkı sıkı bağlanma veya tamir olamayacak olanın üzerinde çalışma dönemi değil. Yeni tohumlar atma ve yenilenme dönemi.

    Venus, Ay ile Başak burcunda kavuşum yaptığında; duyguları ve anıları sembolize eden Ay, şifayı da beraberinde getirmiş olacak. Başak burcu üretkenliğin, verimliliğin, somut sonuçların ve kendini iyileştirmenin burcudur. Dengeli sosyalleşmenin ön koşulu kendimizle sağlıklı ilişkiye girebilmemizdir. Başak yeni ayının, Venus ve Mars’ın kavuşumunu verimli, üretken ve faydalı bir tohum atma süreci olarak kutsayacağını düşünüyorum.

    Sevgiyle sarmalanmak dileğiyle

  • DOLUNAYDA CESARET

    DOLUNAYDA CESARET

    Ağustos ayı yoğun enerjilerle dolu bir ay. Bu ayın hem başında hem de sonunda yeni ay oluşuyor. Tekrarlanan tanrının parmağı açı kalıbı da dikkat çekiyor gökyüzünde. Daha ilginci ise dolunayın bu açı kalıbıyla birlikte oluşması. Gerçekten işaret edilen bir konu var galiba. Şimdi yıldızların mesajını anlamaya çalışalım isterseniz.

    Bir önceki yeniay yazımda da bu açı kalıbından bahsetmiştim http://didemcan.com/kader-ve-iliskiler/  Tanrının parmağı her gezegenle olabilir ancak Güneş işaret edilen noktada yer aldığında, konu biraz daha önemli hale geliyor. Üstelik Güneş, Venüs kadar kişisel bir gezegenle birlikteyse düşünmemiz gereken pek çok konu olabilir.

    Gökyüzünün bu şekline “kaderin eli” de diyebiliriz. Tanrı’nın kelimelerinin bittiği ve kaderin yeniden yazılacağı bir dönemi ifade eder. İşaret edilen şey Güneş ve Venus’tür artık.  Yani başkalarıyla kurduğumuz bağ işaret edilir. Birlikteliklerimiz gerçek kimliğimizi gösteriyor mu? Konu bu. Kurduğumuz bağlar ne kadar sağlam?, kumdan kaleler mi yaptık bunca yıldır, yoksa zamana direnebilir mi içinde yaşadığımız yapılar?

    Bu ay 3 kez oluşuyor “kaderin eli”. Sonuncusu bu ayın sonunda Merkür ile gerçekleşecek. Ancak ondan önce dolunay bu açı kalıbının tam ortasında bizi bir hayli zorlayacak. Çünkü Güneş’i işaret eden gezegenler bizi seçim yapmaya zorluyorlar. Biri zamanın efendisi Saturn diğeri ise hayal dünyasını yöneten Neptün. Bu denklemin ucundaki her bir gezegen kendi krallıklarındalar, yani çok güçlüler. Başka bir deyişle bu kesinlikle karmik bir konu ve geçmişin hesabının verilmesi gereken bir dönem. Geçmişten getirdiğimiz karmik ilişkilere dair karar alınması, borç ödenmesi, bir dönemin kapanması söz konusu.

    Tanrının parmağı açı kalıbı bir seçim yapılmasını ister. Aldığımız her karar, her seçimimiz alternatif olanı eler, devre dışı bırakır. Burada hayati bir karar alıyoruz. Sonuçta bir kimliğimizden, bizi bütünleyen bir ilişkiden vazgeçiyoruz. Tekrar vurgulamak istiyorum; burada bahsettiğimiz konu tek başına bir aşk ilişkisi değil. Proje, ortaklık, yakın arkadaşlık yani sosyalleştiğimiz kişiler… (Altını bir kez daha çizmek istedim). Elbette bazılarımız için konu aşk.

    Saturn’un hemen ardından hatta eş zamanlı Pluto da bu açı kalıbını tetikliyor şimdi. Dolunay tam bu savaşın ortasında gerçekleşecek. Her ne kadar Neptün’ün etkisi azalsa da, yine de bu enerji gökyüzüne hakim. Sonuçta göklerden gerçek kimliğimizi bulmamız için bir çağrı var, duymak isteyene elbette.. Dolunay Aslan/Kova aksında gerçekleşiyor. Venus’ün Güneş ile tam kavuşumunu düşündüğümüzde ilişkilerde gerginlikten bahsetmek yanlış olmaz. Pamuk ipliğine bağlı, yürekten kurulmamış bir yapının bu titreşimlere dayanmasını beklemek yanılgı olur. Eğer konumuz aşksa; o zaman herkes bir ilişki içinde olmadığına göre, ilişki özlemi bu dolunayda artabilir. Şiddetli bir bağlanma ihtiyacı kendini hissettirebilir. Unutmamak gerekir ki; dolunay’ın kendisi duygusal krizleri sembolize eder. Ay’ın ışığı yoktur Güneş’in ışığını yansıtır. Bu durumda Ay’ın yansıttğı Güneş ve Venus’un kavuşum enerjisidir. Hatta Güneş’in ışınlarının Venus’u görünmez yaptığını da belirtmek isterim. Bu da bir başka yazı konusu olsun :)

    Peki dolunay ile birlikte neler olup bitiyor yukarda, sahnedeki diğer oyuncuların rolü nedir bu karmik tiyatroda.

    Merkür’ün Jupiter ve Uranus ile eş zamanlı yaptığı etkileşimler, inançlarımız ve değer yargılarımızı gözden geçirmemiz gerektiğine işaret ediyor. İçinden geçtiğimiz şu dönemde, gerek yaşadıklarımız, gerekse şahit olduklarımız ufkumuzu değiştirmiş olmalı.  Uranus çıtayı yukarıya taşımamızı talep eder, Jupiter de daha geniş perspektiften bakmamızı ister. Her iki gezegen de bizi olayların tüm boyutlarını görmeye, fırsatları değerlendirebilmeye çağırıyor. Zihni esnetip, kalıplarımızı kırmaya çağırıyor. Hiç denenmemiş olanı denemeye, yeni maceralara çağırıyor. Ruhumuz bunu duyabiliyor ve seziyor aslında, bizi hapseden modası geçmiş kalıplar ve alışkanlıklarımız sadece.

    Jupiter bir daha 12 yıl sonra yönettiği Yay burcuna geri gelecek. Şu an tüm bu oluşumun içinde en güçlü haliyle bizi yeniliğe çağırıyor. İlginç olan şu ki; Jupiter ileri hareketine geçerken, Uranus de geri gitmeye başlıyor. Sizce bunların hepsi tesadüf olabilir mi? Yay’ın oku tüm yaz boyunca gerilmişti şimdi uçmaya hazır. Bizi ateşleyecek olan Mars ise Aslan’ın son derecesinde. Jupiter’in istediği hedefi bize Mars gösteriyor! Nasıl mı?

    29 derece Aslan, Regulus kraliyet yıldızının yaklaşık olarak bulunduğu yer. Bu kraliyet yıldızını “Aslan’ın kalbi” olarak düşünebiliriz. Dolunay esnasında Mars ile birlikte Galaktik merkez’e uyumlu titreşim gönderiyorlar. Galaktik merkez bizim güneş sistemimizden uzaya açılan eşiktir. Belki de artık farklı ufuklara açılma zamanı gelmiştir. Belki kendi küçük güvenli dünyamızdan biraz uzaklaşmamız gerekiyordur. Her gün aynı yoldan işe gitmek yerine farklı bir güzargahı denemek bile bazılarımız için bir macera olabilir. Kendi güvenli alanından çıkmak demektir. Alışveriş yaptığımız ya da yemek yediğimiz yeri değiştirmek gibi küçük şeylerden bahsediyoruz aslında. Yan masada oturan yaşlı bir amcaya “merhaba” demek hangi kapıları açacak kim bilir. Kendi evreninden çıkmak demek, hayatımızı ters yüz etmek demek değildir. Yeniye fırsat tanımak demektir.

    Kısacası yapacağımız seçimler; yeni maceralara yönelik olmalı. Hangi inancımızla veya hangi bilgiyle geleceğe yürüyeceğiz? Bizi geçmişte tutan korkularımız nelerdir? Gerçekten kalbimizle entegre olmuş şekilde mi yaşıyoruz yoksa toplum baskısı mı yaşamımızı şekillendiren?

    İşte Tanrı’nın parmağı bu konulara işaret ediyor. Seçim yap diyor bize bu dolunayda. Bana göre seçimi bize bıraksa da, net şekilde kendini gösteren bir adres var ortada. Yenilik, yaratıcılık, ruha uygun bir hayat, deneyimle gelen olgunluk!

    Jupiter’in oku Mars ile birleştiğinde kendi evreninden çıkıp farklı bir evrene geçiş yapabilirsin. Aslanın kalbi cesaret göstermeni istiyor. Gökyüzü cesaret diye bağırıyor, duyuyor musun? 

  • KADER VE İLİŞKİLER

    KADER VE İLİŞKİLER

    Bu hafta gökyüzünün mesajını çok dikkatli okumak gerektiğini düşünüyorum. Haftanın başından beri özellikle dikkat çekilen konu, Güneş Jupiter uyumu. Yani fırsat, bolluk, iyimserlik ve neşe. Bunun hangi alanlarda ve ne şekilde fırsat getireceği veya bize hangi kapıları açacağı kısmı üzerinde pek durulmuyor. Sembolizmde her bir gezegenin görevi birbirinden farklı ve Güneş’in çekim gücünde, ona hizmet eder şekilde işlev görüyorlar. Bu nedenle gökyüzünün mesajını bir bütün olarak okumak gerektiğine inanıyorum ben. Bu durumda Güneş ve Jupiter bize ne şekilde fırsat getiriyor? Büyüme hangi alanda olacak değerlendirelim isterseniz.

    Gezegenlerin her biri birbiriyle uyum içinde hareket ediyorlar. Biri tetiklendiğinde diğeri de aynı şekilde tetiklenerek birbirlerini aktive ediyorlar. Bu haftaki enerji yoğunluğunu, ağır giden ve olayların zeminini hazırlayan iki önemli gezegen oluşturuyor bana göre. Bunlar Saturn ve Neptün. Saturn sene başından beri tek başına değil, Pluto ile birlikte el ele vererek dünyayı ve otorite figürlerini, hatta kuralları değiştirmek üzere hareket ediyorlar. Saturn ve Pluto son olarak yaklaşık 30 yıl önce Terazi burcunda bir aradaydılar. İlişkiler ve denge burcu olan Terazi’nin son noktası sonsuz uyumu yakalayabilmektir, İki insan arasında orta yolu bulabilmektir. Yönetici gezegeni ise Venus. Bu hafta gökyüzünde oluşan “tanrının parmağı” açı kalıbını Satrun, Neptün ve Venus oluşturuyorlar. Venus bu rolü Güneş ile paylaşıyor, bu da etkiyi daha önemli ve görünür kılıyor. Yani kaderin bize işaret ettiği konu “ilişkiler”.

    Dönüp dolaşıp hep aynı temaya geliyoruz sanırım. İnsan sosyal bir varlık ve biz diğer yarımız olmadan yaşayamayız. Sonuçta bizi bütünleyen kişilerle kendi doğamıza uygun bir şekilde birleşmemiz de önemli bir konu elbette. Ancak hepimizin görmezden geldiği detay, kendi bireyliğimiz oluşmadan bir ilişki içinde yer almaya çalışmaktır. Hayatta ne istediğimizi tam olarak bilmeden, iç dinamiklerimizi anlayamadan başkasıyla yaşamaya çalışırken zorlanmak bu sürecin doğal sonucu. Sürekli uyum sağlamaya çalışırken her adımda kendimizden biraz daha uzaklaşırız ve kendimize yabancılaşırız. Saturn Pluto gibi çok kuvvetli iki gezegenin ilişki dinamiklerini, dengeli ilişki kurma sanatını ve bireyliğini yitirmeden bir hayatı nasıl paylaşabileceğimizi öğretmeye çalıştığı bir dönem kapanıyor önümüzdeki 6 ay içinde.

    “Tanrının parmağı” dediğimiz gökyüzü konumunun işaret ettiği tema; bireyliği yitirmeden gösterilen nezaket ve uyumun, ilişkilerdeki önemi.

    Aslan burcundaki Güneş ve Venus; içimizdeki coşku ve sevinci dışarıya yansıtmanın arayışı içinde. Ama yıllardır içinde yaşadığımız yapılardaki kurallar ve zorunluluklar bizi kendimizi bastırmaya itmiş olabilir, hatta “idare edelim, böyle gelmiş böyle gider” kolaylığını benimseyenlerimiz bile olmuştur. Sürekli uyum sağlama gayretinin ve özünü baskılamanın en kötü yanı, patlayıcılığıdır. Geçen sene yaşanan tutulmalar da birey olabilmek ve gruplar içinde kendi farkını ifade edebilmeyi sembolize ediyordu. Hala bu tutulma serisinin etkileri altında olduğumuzu hatırlatmak isterim. Yani yürüdüğümüz yolda kiminle nasıl bir birliktelik içindeyiz? İlişkinin içinde gerçekten tatmin oluyor muyuz? Kendi sorumluluğumuzu mu aldık yoksa başkalarının yükünü mü taşıyoruz? Eğer öyleyse yaşam enerjimizi nasıl bulabiliriz? Sahte kurallar ve kalıplar içinde yaşamaya mı çalışıyoruz? Sormamız gereken sorular bunlar. Eğer birkaçına bile cevabımız varsa Aslanın cesaretini ortaya koyma zamanı gelmiş demektir.

    Tanrının parmağı dediğimiz hizalanma, her zaman bir ikilemi beraberinde getirir. Bir seçime zorlar bizi. Birini seçsek aklımız diğerinde kalır. Psikolojik bir etkiden, bir sıkışıklıktan bahsediyoruz aslında. O zaman söz konusu ikilem nedir?

     İlişkinin sorumlulukları ve ilişkinin kurbanı olmak.

    Bir çoğumuzda bu iki cümle bir çağrışım yapmış olmalı. Yaptığımız seçimlerin kurbanı gibi hissetmek ve kurallar/sorumluluklar nedeniyle zorlanarak ilişkinin içinde kalmak diyebiliriz buna. İlişkiden kastım elbette sadece aşk ilişkisi değil. Bunu; ortaklık, yakın arkadaşlık, üzerinde çalışılan projeler, 3. Partiler ile olan temaslar diye düşünebiliriz. Sonuçta nasıl sosyalleştiğimizdir konu. Kendimizi tam olarak bulmadan, sağlıklı ego gelişimi olmadan kurulan çatılar yıkılır mutlaka günün birinde.

    Mars, birkaç gün içinde geçen yaz başlayan tutulma derecesini tetikleyerek, konuyu finale doğru taşımaya başlayacak. Hafta Ay / Uranus karşıtlığı ile başladı. Yani sözünü ettiğimiz temaya farkındalık katmış oldular. Acı gerçeklerle yüzleştirdiler bizi. Uranus Boğa burcunda değer yargılarımızı yeniden gözden geçirip, yeni döneme uygun hale getirmemizi talep ediyor.Bu yüzden maddeye, güvenlik temalarına, konfor alanlarımıza format atmamız gerekebilir. Derinden arzu ettiğimiz şeyleri ve bize iyi gelen ana başlıkları yeniden yazacağız şimdi.

    Bu hafta Saturn ve Güneş/Venus bu açı kalıbını oluşturuyorlar. Peki tamam ama henüz gökyüzünün işaret ettikleri bitmedi. Önümüzdeki hafta Mars tutulma derecesini tetiklerken, Pluto Venus/Güneş AYNI (tanrının parmağı) etkileşim içine girecekler.

    Güneş hayattır, Pluto ise ölüm. Eski davranış kalıplarını öldürmek ve yeni bir yaşamı seçmek mümkün. Cesaret ve umutla hayallerin peşinden gitmek de mümkün. Seçim bizim elbette. Ya da kurbanı oynayıp, tamir olamayacak olanı onarmaya çalışarak debelenmek de seçeneklerin arasında. Nasıl olsa böyle gelmiş böyle gider değil mi… Hangisinin olacağı tamamen bizim farkındalığımıza bağlı. Yaşadıklarımızın ne kadarından ders aldığımız, değişmeyi ne kadar istediğimiz bize bağlı. Benim görüşüm hayatın önümüze mutlaka birtakım fırsatları getireceği ama bunların hangisini değerlendireceğimiz ve nasıl karar alacağımız konusu özgür irademiz. Özgür irademiz de farkındalığımız kadar maalesef. 

    Bana göre gökyüzündeki Jupiter Güneş uyumlu açısı bize cesaretin kapılarını aralıyor. Kendimizi bulmanın kapılarını aralıyor. Doğru ilişkilerle, gerçek kimliğimizi yansıtmamızı sağlayacak karşılaşmaları getiriyor. İki güçlü ve pozitif gezegenin tanrının parmağı ile eş zamanlı hizalanması tesadüf olamaz. Siz ne dersiniz?

  • YENİ AY VE CESARET

    YENİ AY VE CESARET

    Aslan burcunda yeni ay gerçekleşiyor bugün. Her zaman her yerde yeni ay için yeni başlangıçları ifade ettiğini okumuşsunuzdur. Öyledir de! Peki, ne için yeni başlangıç ve ne zaman Yeni başlangıç? Hatta söz konusu başlangıcın tanımı nedir? Yeni ayı daha net anlayabilmek için biraz geriye dönerek değerlendirmek gerekebilir.

    Geçen sene Aslan/Kova tutulma serisinin sonuncusu, Ağustos ayında 18 derece Aslan burcundaydı. Bu hafta Mars tam 18 derece Aslan burcunda “tanrının parmağı” adı verilen açı kalıbını oluşturuyor. Venus’un de aynı burçta ilerlediğini düşündüğümüzde, geçen seneden bu yana devam eden olaylar, çözülmesi gereken konular bu dönemde tamamlanacak diyebiliriz. Merkür de Yengeç burcunda gerileyerek, kurduğumuz bağların sağlamlığını gözden geçirmemize neden oldu. Aile, kökler, geçmiş, anılar, sarmalanma ihtiyacı hepsi birden son 20 gündür bir yük olarak bizi meşgul etmiştir bu süreçte.

    Tanrının parmağı açı kalıbının iki ucunda yer alan gezegenlerin her ikisi de çok kuvvetli ve ağır ilerleyen gezegenler. Başka bir ifadeyle etkileri uzun soluklu ve zorlayıcı. Biri Saturn diğeri Neptun. Pek çoğumuz duygusal olarak hassasiyet, zorlanma, hatta belki de kendini geri çekme ihtiyacı duymuş olabilir. Bu açı kalıbının zorlayıcılığı da burada zaten. Yol ayrımında durup hangi yönü seçeceğini bilememek. Bocalama ve ikilem. Birini seçtiğinde aklının diğer seçenekte kalması gibi bir duygudur bu. Gökyüzündeki bu enerjiyi başarılı kullanmak, ruhsal olarak olgunluğa erişmekle olabilir ancak. O zaman hedeflediğimiz yöne doğru sistemli ve kararlı adımlarla ilerlememiz çok daha kolay olur.

    Bunun yanı sıra yeni ayın Uranus ile etkileşimi de durumu pek kolaylaştırmıyor elbette. İlişkilerde canlılık, yenilik, farklılık arayışı ikilemi arttırıyor diyebiliriz. Yeni sulara mı yelken açsam, mevcudu mu korusam? Eski yaraları sarıp mı ilerlesem, yoksa kabuğuma mı çekilsem? Venus’un Uranus ve Kayron ikilisi ile dansı, bu hafta ilişki problemlerinin ana konumuzdan biri olduğunu işaret ediyor. Artık geri dönüş yok, köprüler atıldı. Mevcut durum korunuyor gibi görünse de, eski duyguyu ve heyecanı yakalamak mümkün görünmüyor. Merkür’ün de Aslan’dan Yengeç’e gerilediğini unutmamak gerekiyor.

    İlhamlarımız ve geleceğe yönelik arzularımız, duygusal yaşamımızın kalitesini destekliyor mu? Merkür gerilemesi boyunca bunu beynimizin içinde dolaştırıp durmuş olmalıyız. Kiminle ortaklık yapmalıyım? ister iş ortaklığı, ister hayat ortaklığı, fark etmez. Kendimi hangi partnerle güvende hissediyorum? Kiminle ilişkim beni gerçekten doyuruyor? Tüm bunların cevabı artık zihnimize yükselmiş olmalı. Karanlık ay ve Mars’ın Aslan burcundaki seyri, 2018 yılından bu yana gündemimizde olan konuları tamamlayıp aydınlatmaya yardımcı olmuştur. Bir kararla veya yeni bir fikirle hangi yöne adım atılacağı daha net belirmiştir zihnimizde.  Artık bir sayfa kapanıyor.

    Bardağın dolu tarafından bakarsak; hem Venus hem de Mars’ın Aslan enerjisi ile yeni ayın içinde olması, neşe ve coşku getirecektir mutlaka. İçimiz kıpır kıpır kendimizden emin yeni aşklara yelken açıp, hayalini kurduğumuz ilişkinin kollarına atmak isteriz kendimizi. Sonuçta gökyüzü bize destek, kim tutabilir ki bizi.. Güneş Aslan’da, Jupiter Yay’da, Neptün Balık’ta, Saturn Oğlak’ta, Venus ve Mars hoşlandıkları burçtalar.. Yani sadece bir açıdan bakıldığında gökyüzünde herkes mutlu da diyebiliriz. Doldurun yelkenleri…

    Yeni ay enerjisi çok kısa bir süre sonra Jupiter’e taşınacak ve yeni fırsatlar yaratacak bizim için. Eğer o kapıdan geçebilirsek, bizi farklı deneyimlere taşıyacak olan fırsatlar kapımızda.

    Bu yeni ay gerçekten yeni bir tohum fırsatı barındırıyor içinde. Ancak, bu fırsatları yakalayabilmek için, son dakikaya bırakılmış işlerin kelimenin tam anlamıyla bitirilmesi de gerekiyor. Şahsen ben, hem Merkür’ün burç değiştirerek gerilemesini, hem de tanrının parmağı açı kalıbının bu yeni ay ile ilişkisini önemli buluyorum. Yeni ayın mesajını ruhsal büyüme fırsatı olarak okuyorum. Seçimler hepimiz için zor ama bir o kadar da büyütücü nitelikte oluyordur eminim. Gerçek ihtiyaçlarımızın ne olduğunu anlamak başlı başına kendi sorumluluğumuzu almak demektir bana göre. Aslında düşündüğümüzde “İhtiyacım nedir?” sorusunu soracak kıvama gelmek bile bir olgunluk. Çoğumuz günlük telaşın içinde bu soruyu bile sormadan, gün kurtararak yaşadığımız için, aslında “kendimizi” erteliyoruz her zaman. Suni hedefleri oldurma gayreti içinde yuvarlanıp gidiyoruz. Aslan cesaretin burcudur, Mars savaşçı gezegendir. Bu yeni ay, başroldeki Mars’a kendini bulma cesaretini öğretiyor. Peki biz bu titreşimlerin ışığında kendimiz olma cesaretini gösterebilecek miyiz?

  • GERİ GİDEN GEZEGENLER VE AY TUTULMASI

    GERİ GİDEN GEZEGENLER VE AY TUTULMASI

    Merkür gerileyerek Aslan burcundan Yengeç burcuna geçiş yapıyor. Sadece Merkür değil, Saturn Pluto ve Jupiter de geri hareketlerindeler. Geri giden gezegenin faaliyet alanı, sosyal ortamdan farklı olarak içsel arenadır.  Ay tutulmasının da, daha çok duygusal krizleri ifade ettiği düşünüldüğünde oldukça yoğun bir atmosferle geçiriyoruz bu haftayı. Bu yoğunluk içsel bir mücadele aslında. Kendimizle ve ilerlediğimiz yolla ilgili bir mücadele.

    Üzerinde çalıştığımız, emek verdiğimiz konuların duygusal ihtiyaçlarımızı da karşılayacak nitelikte olması esas konumuz. Yaşadığımız olaylar, etrafımızda olup bitenler yeniden değerlendirme yapmamızı gerektirebilir. Bizi doyurmayan ilişkilerin içinde yer almak ve bize ait olmayan sorumlulukları almak, sahte etikete takıntı gibi temalar bizi olduğumuz noktada esir alır. Geri giden Saturn bir nevi kendi olgunlaşmamızdan korkmamızdır aslında. Bu yüzden son 15 gündür yaşadığımız olaylar, kendi gelişimimiz için bize ayna tutan olaylar olabilir. Bir de bu gözle bakabiliriz yaşananlara.  

    Yazılı çizili olmayan kurallar yani kişisel kanunlarımızın değişme vakti gelmiş olabilir. İnanç kalıplarımız, değer yargılarımız, güvenlik modelimiz yeniden gözden geçirilmeli ki; değişen dünyaya ayak uydurabilelim ya da uyum sağlarken daha az zorlanalım.

    Tutulma döneminin başrol oyuncusu olan Pluto, Ölüm ve dönüşüm gezegeni olarak tanımlanır ve kollektif enerjinin kişiselleştirilmesini sembolize eder. Düşünsenize güneş sistemindeki en uzak gezegen. Hatta artık gezegen bile değil! Yani Güneş ego ise, egodan iyice uzaklaşmış olan bir gök cisminden bahsediyoruz. Elbette Pluto’nun ölüm bilincini sembolize etmesi çok doğal. Yani doğanın doğum/ölüm döngüsünü ifade eder. O zaman içinden geçtiğimiz süreçte hayatımızda sonlanması gereken konular neler? Neleri arkamızda bırakıp yolumuza devam etmeliyiz?

    İşte Merkür belki bu aşamada bize biraz ışık tutabilir.

    Merkür, Aslan burcundan çıkmak üzere ve Güneş ile kavuşuma gidiyor. Fikirlerin ve eylemlerimizin olgunluk dönemindeyiz diyebiliriz. Bilinçaltına bastırdığımız her tema yaşadığımız olaylarla bilince çıkıyor olmalı. Elbette bunu fark etmeye gönüllüysek! Merkür’ün vermeye çalıştığı mesaj; kişisel motivasyonumuzu gözden geçirmek ve bakış açımızı genişletmek. Ateş elementinde son gerilemesi bu. Sıkışmış ve çözüm bekleyen konulara daha net biçimde çözüm bulma fırsatımız var. Eminim pek çoğumuzun hayatında tutulmanın rüzgarıyla birtakım olaylar hızlanmıştır. Bu olaylara yaklaşım şeklimizi gözden geçirip farklı bir bakış açısıyla değerlendirirsek sıkışıp kaldığımız noktadan ilerleme şansını da yakalayabiliriz.  

    Önümüzdeki hafta Güneş Merkür kavuşumunda artık ne yapmak istediğimizi daha net şekilde görüp, karar almamız kolaylaşır. Bu kavuşum su elementinin son derecelerinde olacağı için zihnimizi duygularla dolduracaktır mutlaka. Venüs’ün de bu konuda hatırı sayılır rolü olduğunu söylemeliyim. Merkür ateş elementindeyken yaratıcılığımız ve ilhamlarımızı test ettik şimdi bunu duygularımızı tatmin etmek için kullanmalıyız. Yaratıcılık derken bunu sadece resim, kitap, müzik gibi dar alanda düşünmeyelim olur mu.. hayatta karşılaştığımız krizleri aşmakta da yaratıcılığımız önemli bir faktördür. Her zaman ilhamlarımızdır hayata yön veren. Hayallerimizi gerçekleştirmek için yaşarız çoğumuz. Şimdi bu ideallerimize ulaşmak için önümüzdeki engelleri gözden geçiriyor olmalıyız. Eski alışkanlıklar ve hayatın değişimine verdiğimiz duygusal tepkileri düşünüp değerlendirme dönemi.  

    Merkür önümüzdeki hafta Güneş ile kavuşup hızla Venus’e ilerleyecek. Yani tutulmanın etkisini daha anlaşılır şekilde ortaya çıkaracak. Başka bir deyişle sabah yıldızı olarak şafak vaktinin müjdesini verecek. Çözümün atık elimizde olduğunu anlayarak, hızlı kararlar almak telaşında olacağımızdan eminim. Ancak haftaya ileri harekete geçen bir gezegen olmadığı için, el freni ile hareket etmeye çalışan araba misali, istesek de hızlı yol alamayabiliriz. En iyisi bir yol haritası belirlemek derim ben. “Tutuma döneminde beni derinden etkileyen olaylar nelerdi?” ve “bu olaylara nasıl bir tutumla cevap verdim?”

    İyi yolcuklar

  • DOĞRU PARTNERLE ÖZGÜRLEŞMEK

    DOĞRU PARTNERLE ÖZGÜRLEŞMEK

    Yengeç burcunda Güneş tutulmasıyla haftaya başlamış olduk. Mevsimleri başlatan öncü burçlarda gerçekleşen Güneş tutulması yoğun bir enerjiyle kendisini hissettiriyor. Yengeç burcu, aile, yuva, anılar, duygusal güvenlik gibi konularla ilgilidir. Tutulmalar öyle olaylardır ki dikkatimizi bir yönden diğer tarafa çeker ve bizi rahat konforlu alanımızdan uzaklaştırırlar. Çalar saat gibi işlev görürler. Zamanı gelmiş olayların hayatımızda yer alması için sistemi harekete geçirirler. Elbette tutulmaların da muhteşem bir döngü içinde gerçekleştiğini söylememiz gerekir. Nasıl ki her gezegenin kendi içinde bir anlam ve düzeni varsa , tutulmaların da takip eden sıralamasının bir anlamı var.

    Sadece tutulma burcunu anlamlandırmaya çalışmak, hikayeyi yarım bırakmak gibi bana göre. Tutulma esnasındaki gökyüzü konumu da hikayeyi destekleyen önemli temaları oluşturuyor. Mesela bu tutulma esnasında, Mars Aslan burcuna henüz girmişken, Merkür de Aslan burcunun başında  geri hareketine hazırlanıyor.

    2018 Temmuz’unda da Merkür ile aynı derecede gerçekleşen bir Ay tutulması  yaşamıştık. Aynı yıl hem Mars hem Venüs gerilemesi tutulmalarla gerçekleşmişti. Eminim bir çoğumuzun hayatında karışıklık, karar almada zorluk, bir türlü ilerlemeyen sürüncemede kalan konular olmuştur. 2020 yılında yine aynı şekilde Mars ve Venüs gerilemesi yaşayacağız. Üstelik Venüs ikizler burcundayken Ay tutulması gerçekleşecek. Vurgulamak istediğim konu, zaman içinde birbirine bağlı olaylar ve ilişkiler ağı örülüyor son iki yıldır. Birini diğerinden ayırarak değerlendirmek yerine zamana bütüncül bakmak ve sebep sonuç ilişkisini kurarak değerlendirme yapmak, tabloyu net görmemizi sağlayabilir.

    Geçen sene önemli kararlar almaya zorlayan gelişmeler yaşanmış olabilir. Hatta bazılarımız için karar almak zaruri olsa da, harekete geçmek zor gelmiş olabilir.  Bu gücü bulup aksiyona geçmiş olanlarımızda mutlaka vardır. 2018 idrak  ve hazırlık yılıydı.  2019 senesi ise bırakma ve aksiyon yılı. Bu yılın başından itibaren, biraz daha hızlı akmaya başladı olaylar. Özellikle Merkür’ün güçlenmeye başladığı bahar aylarından itibaren ne istediğimiz konusu beynimizde yankılanmaya başlamıştır eminim.  

    2018 senesinin konusu bireyliğimizi bularak özgürleşmekti. İçinde bulunduğumuz gruplardan, bizi desteklemeyen arkadaşlardan özgürleşmek, aynı hedefe yol aldığımız kişilerle eşit ilişki kurarak özgürleşmekti. 2019 ise; bu özgürleşmenin/yüklerinden arınmanın nasıl olacağını gösteriyor bana göre. Yani uzun dönem hedefe giderken, kendine güvenli bir sığınak oluşturabilmek ana tema. Bu sığınağın adı “yuva” “siper” “ev” “kadın şefkati” “anne kalbi” Bunu elde edebilmek ise kalbimizin nerde attığını bilmekten geçiyor. Yüreğin çağrısını idrak edebilmekten geçiyor.

    Bizi bundan alıkoyan şeyler ise sırtımızda taşıdığımız ağır yükler. Bu yükler neler mi? Uymak zorunda olduğumuz kurallar elbette. Oğlak burcu; sorumluluk, görev, zaruret, hedefler, engeller ve kısıtlanmaları temsil eder. Oğlak burcunun yönetcisi Saturn “duvar”dır. Gelenekleri sembolize eder. Zamanın efendisidir. Pluto ise dönüşüm, yenileme, eleme, yıkım, ölüm, güç, derin analizi sembolize eder. Bu noktada Pluto’nun gömdüğü, baskıladığı konuların bu tutulmanın arka planında olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Gizlenen konular ise bizi yöneten, bilinçaltında çalışan kendimize koyduğumuz kurallar. Alışkanlıklarımız, bize dayatılan kurallar. Bunlar açık ve net bir yerlerde yazılı değil maalesef. Bu kurallar bizim beynimizde, belki de çocukluk koşullanmalarımızda, ailemizden bize miras kalan geleneklerde. Muhtemelen bu kuralların biz bile farkında değiliz.

    Bilinçaltımıza kodlanmış eski kurallarla yeni bir kişilik yaratmaya  çalışıyoruz büyük ihtimalle. Öğretilmişlikler, alışkanlıklar ve sahte hedeflerle bizi doyurmayan hayatlar içinde kıvranıyoruz. 

    Jupiter ve Neptün karesini de bu tutulmaya eklediğimizde; alışkanlıklar ve kalıpların ötesinde inanç sistemimizin de bizi yarına taşıyamayacağını söyleyebiliriz. Deneyimden öğrendiklerimizin hangisini yanımıza alıp yarına yürüyeceğiz dersiniz? Hangi değerlerimiz değişecek acaba?

    Bizi hayalini kuruğumuz yuvaya ulaştıran yoldaki engeller, kendimize koyduğumuz kurallar.

    Gökyüzünün saati uyanmamız için çalıyor.

    Rahat ve güvenli hissettiğimiz alanlar artık bizi “yuva”ya götürmüyor. Taşıdığımız yükleri bırakma zamanı. Aslan burcu kalbi sembolize eder. Mars bugün Aslan burcuna tutulmayla girerek 2018 tutulma serisinin ana fikrini 2019’a taşımış oldu. Mars, kalbimizin sesine uygun hedef koymamız gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Hatta belki hala anlamayanlarımız vardır diye yanına Merkür’ü de alıyor. Tutulma anında Venus ise İkizler burcunda. 2020 yılında yine İkizler burcunda gerileyerek Ay tutulmasına eşlik edecek. Kısacası Mars geçmiş olayları, Venüs ise gelecekteki  tutulma temasını bugüne bağlıyor.

    Anlamamız gereken ana konu; bir dönemin artık kapandığı veya kapanması gerektiğidir. Saturn, Pluto ve Güney Ay düğümü ile gerçekleşen tutulma hayatımızdan bazı şeyleri koparıp alır. Biz gönüllü bırakamamışsak, evren bizden daha önce verdiklerini acıtarak geri alır. Acizlik deneyimini yaşatır.  Amaç bellidir aslında, koyduğumuz ve ısrarla ulaşmaya çalıştığımız hedefler ruhumuza hizmet etmiyordur artık. İlerlediğimiz yolda aradığımız yuvanın sıcaklığı yoktur büyük  ihtimalle. Bu sebeple bize acı gelen deneyimler yaşaırız. Dışsal modellerle büyümek yerine duygusal olarak büyüme zamanı bu yıl. Bu da bir başkası üzerinden şefkat ve vericiliğin deneyimlenmesiyle mümkün olabilir ancak.

    “Yuva” dediğimiz yerde bizi yarına taşıyacak yol arkadaşımız, sosyalleştiğimiz kişiler, ortaklar, eş yer alır. “Yuva”nın sıcaklığı bizi çevreleyen, sarmalayan insanlardan gelir.  Sadece zirvede yalnızdır insan. Çünkü zirve paylaşılmaz. Herkesin zirvesi kendine özgüdür.

    Ancak Yengeç tutulması yalnızlığın kimsesizliğe dönüşmemesi adına kendi zirvemizin tanımını yapmamızı ve bu zirveye ulaşırken doğru partneri seçmemizi talep ediyor. 

  • MUTLULUK BİZE ANLAM KATAN İLİŞKİLERDE

    MUTLULUK BİZE ANLAM KATAN İLİŞKİLERDE

    Yaz Mevsiminin başlangıcındayız bu hafta. Güneş Yengeç burcuna giriyor ve 6 aylık bir dönemi başlatıyor. Güneş’in Yengeç burcuna girdiği ana göz atacak olursak; Merkür, Mars ve Jupiter’in etkin olduğunu söyleyebiliriz. Yani ne demek bu? Nasıl yorumlamalıyız bunu?

    Yaz gündönümü, tutulma döneminden hemen önce ve Merkür gerilemesinin gölge fazıyla gerçekleşiyor. Kuzey Ay Düğümü, Merkür ve Mars Yengeç burcunda kavuşurken Yengeç dönemi başlıyor. Yengeç; anneliğin yani besleyip büyütmenin burcudur. Hayatımızda Yengeç burcunu temsil eden konuları sanki bebeğimizmiş gibi besleyip, büyütmeliyiz. Gelişmeye müsait olana emek vermeliyiz.  Bu dönemin anahtar kelimesi “Hissederim”dir. Bu durumda hislerimize odaklanmak ve kendi duygusal ihtiyaçlarımızı beslemek için harekete geçmemiz en temel konu.

    Mars ve Merkür kavuşumunun, bu noktada işi kolaylaştıracağını söylemeliyim. Mars tüm telaşıyla “hemen şimdi anlamak istiyorum, neler oluyor bana. Neden bu kadar hüzün var içimde?” diye soruyor Merkür’e. Merkür ise geçmişin acı veren anılarıyla boğularak, anlam vermeye çalışıyor duyularına. Mars’tan güç alarak çözüm arayışına doğru ilerliyor.

    Geçmişin yükü, bastırdığımız tüm acı veren olaylar, kendimize koyduğumuz sahte hedefler şimdi rahatsızlık yaratıyor çünkü bize uygun olmayan bir kimliği taşımaya çalışıyoruz. İşte şimdi zamanın efendisi bizden hesap sormak üzere karşımızda. Bugüne kadar bize verilen zamanı kendimize uygun bir yaşam modeli kurmak için mi kullandık, yoksa bize dayatılan sosyal statü için mi harcadık?

    Kendini tanımdan otomatik pilotta yaşanmış hayatlar için değişim zamanı.

    Aldığımız her kararın bir bedeli vardır hayatta. Bu kararların kalitesi, yaşamımızın kalitesini belirler. Ödediğimiz bedeller de aldığımız riskleri işaret ederler. Bu sebeple zamanın efendisi bize hesap sormak üzere karşımızda..

    Amaç kesinlikle canımızı yakmak veya sahip olduklarımızı elimizden almak değil. Nihai amaç; en doygun, en mutlu hayatı yaşayabilmek. Yani kendi cennetimizi yaratmak. Buna ulaşmanın en önemli adımı ise duygusal ihtiyaçlarımızı anlayabilmemizdir. Başka bir ifadeyle; kendi hayatımızın sorumluluğunu almaktır. Doğru hedef koyup, bunun için çalışmaktır.

    Yaz gündönümün hemen ardından Merkür’ün gerilemesi Aslan burcundan Yengeç burcuna doğru olacak ve tutulmalarla birlikte bu döneme damga vuracak. Ne anlama geliyor şimdi bu?

    “İlhamlarım geleceğime yön verebiliyor mu, yaşam kalitem nedir?” bu soruların cevabını arayacak Merkür gerilerken. Yani imza atmalı mıyım, alışveriş yapmasam mı gibi detaylarda boğulup gerçek mesajı es geçmeyelim! Carl Jung’un dediği gibi; bilinçli bir şekilde yüzeye çıkarılmamış her tema belirsiz bir süreçte bilinçdışında, kişiyi etkilemeye devam eder..” Yani günlük yaşamın karmaşası ve telaşında (gereksiz yarışında), bilinçdışının kontrolünde yaşadığımızın farkında bile değiliz. Merkür gerilemelerinin asıl amacı, bu temaları yüzeye çıkarmak ve farkındalığımızı arttırmaktır.

    Yaz gündönümü önümüzdeki birkaç aylık periyoda damgasını vuracak. Merkür ve Mars, bu süreçte Pluto ve Saturn ile karşıtlık yaptığı için kendi geçmişimiz ve korkularımızla yüzleşmek en temel meselemiz olacak. Çok kaba bir örnekle; adınıza gelmiş bir davetiyeyle özel bir partiye tüm sülalenizle girmeniz mümkün değildir. Yani geçmişinizle ve size acı veren anılarla helalleşmeyi başaramazsanız, hayatınızda tamamen yeni bir sayfa açmanız da mümkün olmaz.

    Elbette eskiyi geçmişte bırakmak, duygularımızı açıkça dillendirmek kolay değildir. Sonuçta insanın temel korkularından biri “yüzleşme” korkusudur. Karşımızdaki insanı incitmekten ve bize vereceği tepkiden/cevaptan korkarız. Böyle bir şeyi yaşamaktansa yarına ertelemek kolay gelir. Ama yarın mutlaka gelir ve ertelediğimiz küçük bir konu büyümüş olarak bize geri döner. Daha büyük bir sorunla baş başa kalırız.

    Üzgünüm ama tutulmalar bu sürecin çok önemli bir parçası. Biz istemesek de olaylar bizi bazı kararlar almaya zorlayacaktır.

    İlişkiler, ana konulardan birisi olabilir bu dönemde. İlişki, sosyalleşme, grup aktiviteleri ve aşk arayışı var atmosferde. İyi hissetme ihtiyacı çok yüksek. Bu da son derece normal. İçinden geçtiğimiz süreçte her şeyi unutup, dertleri geride bırakıp, umuda odaklanmak istiyoruz. Yazın ışıkları ile kendimizi aşka ve hazza bırakmak istiyoruz. Tamam güzel. Gün dönümü haritasında Ay kova burcunda, Venus ve Jupiter’e güzel titreşimler gönderiyor ki, bu da bir avantaj. Bu durumun uzun soluklu olması ve tatminkar bir süreçte ilerleyebilmesi için önce duygusal ihtiyaçlarımızı belirlemeliyiz. Güvenli sığınağımızın tanımını yapmalıyız ve bu tanıma göre adım adım bu sığınağı inşa etmeliyiz. Aksi taktirde yine hep aynı duvara çarpmak içten bile değil. “Hata yapıyoruz ama nerde?” diyerek, harcar dururuz zamanımızı. Korkularımızın mahzeninde geçer bir ömür. Zamanın efendisi gelip hesap sorduğunda, ayağa kalkacak gücü bulamayız ve hayat otomatik pilotta devam eder.

    Özetle; mutluluk ve güvenlik tanımı, sahip olduğumuz mallar, markalar, banka hesabında olmayabilir. Uranus Boğa burcunda unutmayalım! Maddeye yüklediğimiz anlam da değişiyor bu dönemde. Ya da gökyüzü değiştirmemizi istiyor diyelim.

    Mutluluk bize anlam katan ilişkilerde.  Bizi yarına taşıyan birlikteliklerde, aynı yöne baktığımız ve bize destek olacak olan kişilerde.

    Yüzleşerek, konuşarak, anlatarak, dinleyerek geçmişle helalleşelim ki yeniye yer açılsın. Önce kendimizle başlayalım sonrası gelir zaten.

    Keyifli bir yaz dilerim.

  • YAY DOLUNAYI VE TANRILARIN SAVAŞI

    YAY DOLUNAYI VE TANRILARIN SAVAŞI

    Gökyüzünde Tanrıların savaşı var. Ağır giden gezegenler kendi yönettikleri burçlarda birbirlerine güç gösterisi yapıyorlar. Kim kazanır bu savaşı derseniz, galibi yok. Tıpkı Sümer tanrısı Gılgamış’ın hikayesinde olduğu gibi, Her iki taraf da eşit güce sahip. Gılgamış ve can dostu Enkidu, dövüşte birbirlerini yenemeyeceklerini anladıklarında çok yakın iki dost olurlar. İşte gökyüzünde Jupiter, Saturn ve Neptün kendi yönettikleri burçlarda faaliyet halindeler.  Ne ilginçtir ki tam da Yay dolunayı gerçekleşirken son derece güçlü olan bu üç gezegen ve Ay düğümleri, 18 derecedeler. Başka bir deyişle, maddiyat ve maneviyatın çatışması ve bir düzenin bitip yeni bir düzenin başlayacağının işareti var gökyüzünde. Bu sayının enerjisi, aşırı maddeciliğin ruhsallığı yok etme riskini taşımasıdır. Hem sayı olarak hem de gezegen enerjisi olarak bir değişimin arifesinde olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Peki ne yöne doğru bu değişim? Gerçek benliğimizi bulmaya ve hayatımızın anlamını aramaya doğru bir değişim bana göre.

    Dolunayla birlikte büyük fırsatların kapıları açılıyor önümüzde. Bunlar öyle seçenekler ki ister istemez, kendimizi, İnanç sistemimizi sorgulatıyor bize. Geçmişten bugüne getirdiğimiz bilgilerin, doğru zannettiğimiz her algının test edilmesi söz konusu. Bugüne kadar oluşturduğumuz sistemin, kurduğumuz yapıların bizi yarına taşımadığı gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Buna inançlarımız da dahil!

    Şimdi yeni gerçeklere uyanma, farkındalık ve aydınlanma söz konusu. Ne yöne gideceğimizi bilmeyi ve “evim” diyebileceğimiz yeri oluşturmayı arzuluyoruz. Bunun ilk şartı da soru sormak ve cevabı duyabilmek elbette. Dolunay enerjisi bize fırsatları getirmekle kalmıyor, aynı zamanda bu fırsatları değerlendirebileceğimiz bilgeliği de sunuyor bize.

    Çoğu zaman farkında değiliz ama önümüzdeki en büyük engel yine kendimiz oluyoruz. Düşünce sistemimizle kendimizi kilitliyoruz. Kalıplaşmış inançlarla büyüyoruz. Bazı görüşler yaş ilerlese de önyargı ve/veya fanatizm şeklinde bizimle yaşamaya devam ediyor. Değer duygumuz parayla ve statüyle eşitleniyor.

    Yay dolunayında zihnimizi esnetmeyi başarabilmemiz en temel konudur bana göre. Farklı görüşlere, farklı fırsatlara açık olabilmek ve hayata doğru akmayı başarabilmek gerekir bu enerjiyle birlikte. Bunun için kendi kabuğumuzu kırmamız ve büyümeyi göze almamız ilk şart.  Önümüzdeki seçenekler zorlu seçenekler. Ancak yaşamımızın kalitesi, aldığımız kararların kalitesiyle doğru orantılıdır unutmayın. Hiçbirimiz eski kurduğumuz yapıların esiri değiliz. Bugünün şartlarına uygun olarak yeni bir yaşam formu oluşturmak da yine bizim elimizde, yeter ki duygusal olarak besleneceğimiz bir modelin ne olduğuna karar verelim.

    Gökyüzünün bir kazananı yoksa tek çare uzlaşmayı ve birlikte hareket etmeyi öğrenebilmektir. Parçaları birleştireceğimiz bilgiyi edindikten sonra, sezgilerimizi de işin içine katabilmeliyiz. İlahi kaynaktan gelen rehberliği duyabilmek için esnemeyi ve hayata doğru akmayı öğrenmek yeni dersimiz.  

    İkizler; bilgiyi toplayıp, bağlantı kurmaya çalışır, sebep sonuç ilişkisi arar. “Neden” diye sorar

    Yay; resmin bütününü görmeye çalışır, inanır, artık sebep sonuç ilişkisi yoktur, inanç vardır.

    İkizler ahlak dışı, yaramaz çocukken, Yay; yargılayan anlam yükleyen bilgedir.

    Bana göre Yay dolunayının ana teması; yaşam amacımızı öğrenmek ve kendi inanç sistemimizi oluşturabileceğimiz bilginin peşinden gitmektir.

    “Esnemeyi bil, fırsatlara açık ol, deneyerek öğren ve hayatının bilgesi ol”

  • DOĞRU PARTNERLE YOL ALMAK

    DOĞRU PARTNERLE YOL ALMAK

    İkizler Yeni Ay’ına yaklaşmak üzereyiz. Güneş ve Ay yani bilinç ve bilinçdışı birleşirler bu fazda. Yeni ay özellikle İkizler burcunda olduğunda bizi kısıtlayan ve/veya kontrol eden bilinçaltı temaların da farkına varmamıza yardımcı olur. Söz konusu bilinçaltı temalar, sadece aldığımız kararlara değil, başkalarına yansıttığımız ve ilişkilerimizi etkileyen dramatik olaylara da neden olabilirler.

    Yeni ay içinde bulunduğu burcun gölge yönleri de dahil tüm özelliklerini yansıtma eğilimindedir. Bu noktada zihnimizin kandırmacalarına da hazırlıklı olmamız gerekir. Sonuçta akıl oyunları oynayan Merkür bu yeni ayın baş kahramanı. Hızlı edinilen bilgiyi analiz edip değerlendirmek, can kulağıyla dinlemeden sonuca varmak veya duyduklarımızı işimize geldiği gibi almak dikkat etmemiz gereken ana başlıklar.

    Yeni ayın da telaşı ile, gerçek olamayacak kadar güzel senaryolar bize çekici gelebilir. Hayallerimizin ışığında aklımız bize oyunlar oynayabilir.  Bazı durumlarda olaylara aklımızın yanı sıra, sezgilerimizle yaklaşıp sonuca varmak en doğrusu olabilir. Çünkü gökyüzü bizden, sezgisel bilgi ile rasyonel bilginin nasıl dengeleneceğini öğrenmemizi istiyor.  

    Bir önceki Boğa yeni ayında kendi cennetimizi yaratmayı hayal etmiştik. Belki o günden bugüne bizim için en uygun olduğunu düşündüğümüz ortamı hayal edip, hazırlandık. Uzun zamandır ihtiyacını hissettiğimiz huzurlu bir yaşam için hayallerimizi besledik. Yeni ay öncesi hazırlık fazı da aynı burçta yani Boğa burcunda gerçekleşiyor. Başka bir deyişle arzuladığımız cennet için yanımıza neyi alıp, neyi bırakacağımıza karar verdiğimiz dönem. Karanlık ay; bırakma ve helalleşme fazıdır. Bir anlamda ruhun yeniden bedenlenmeye hazırlandığı aşamayı sembolize eder.

    Bu durumda sahip olduklarımızdan hangileri yeni yaratacağımız cennetimiz için gerekli, hangileri değil.

    Ne için bu kadar direniyoruz ve neyin savaşını veriyoruz?

    Güneş ve Aldeberan kavuşumu savaş alanımızın neresi olduğunu açıkça vurguluyor bana göre. Yani mücadelesini vermemiz gereken konu, şu ana kadar elde ettiklerimiz değil, değişim zamanının geldiğini kavrayabilecek bir bilinç seviyesine ulaşmak ve bırakabilme gücünü geliştirmektir.

    Bazen değişim o denli korkutur ki bizi, adım atamayız. Başarısızlık, saygınlığı yitirmek, eleştirilmek gibi korkular mevcudu korumaya zorlar. Ancak gökyüzünün en önemli vurgusu; aradığımız güvenlik modelinin dışsal koşullarda değil tam tersi içsel mekanizmada oluşturulması gerektiğidir bana göre.

    Duygusal olarak güçlenebilirsek, dış dünyada yeni kuracağımız modeli daha kolay oluşturabiliriz. Dalgalanmalara daha kolay göğüs gerebiliriz.  Duygusal olarak güçlenmek, doğru partnerle yol aldığımızda daha kolay. Bizi duygu olarak besleyen, dış dünyada savaşa hazırlayan, acımızı paylaşan biri ile kader ortaklığı yapabilmek, hissettiğimiz yalnızlık duygusunu azaltabilir.

    Geleceğe yol almak için geçmiş ile hesaplaşmalıyız. İster bilinçaltından bilince çıkardığımız temalar, ister deneyimle edindiğimiz bilgiler, isterse gözlemle gelen bilgiler, fark etmez. Günün sonunda bu yeni ayın amacı yeni farkındalık seviyesine ulaşmamızdır.

    Her birimiz kartları yeniden kardıktan sonra, oyunun kurallarını belirleyeceğiz. Ama bu kurallar sadece bizim tarafımızdan, bizim değerlerimize ve bizim cennetimize uygun olarak belirlenecek. Sadece bizim için, sadece bizim tarafımızdan… Yeni ayın hayrı üzerinizde olsun, iyi bayramlar.

  • DOLUNAYDA VURGUN YEMEK

    DOLUNAYDA VURGUN YEMEK

    Bu hafta sonu Akrep burcunun son derecelerinde dolunay gerçekleşiyor. Akrep burcu gücü ve dönüşümü sembolize eder. Oldukça derin ve yoğun bir burçtur. Dolunay ise Güneş ve Ay’ın karşıtlığıdır. Güneş’in ışınlarının, gizlemeye çalıştığımız her temayı açığa çıkaracağını gösterir. Bu sebeple Dolunaylar duygusal krizleri de işaret ederler. Güneş’in ışıkları, kendimizden bile saklamaya çalıştığımız duygularımızı açığa çıkararak, farkındalık geliştirmemizi ister.

    Peki bu hafta sonu Akrep burcundaki dolunay bizi nasıl etkileyebilir dersiniz?

    Gökyüzü konumunun belirleyici faktörü şüphesiz Oğlak burcundaki Saturn, Güney Ay düğümü ve Pluto kavuşumu. Saturn zamanın efendisidir, karma ile ilişkili gezegendir. Güney Ay düğümü de geçmişten biriktirip getirdiğimiz ve bizi alışkanlık seviyesinde hep aynı noktada tutan bir kara deliktir. Bunlara eşlik eden Pluto ise baskıladığımız, gömdüğümüz ve şiddetle arzuladığımız her türlü temayı sembolize eder. Bu enerji, bizi geçmişimizle test edecek bir enerji. Peki ne kadar geriye gitmemiz gerekiyor “geçmiş” kelimesini anlamak için? Nasıl bir geçmişten bahsediyoruz? Karmamız nedir?

    Akrep yolculuğu ve gücümüzün test edildiği dönem 2012 yılı sonlarında başladı.  2016 yılından bugüne olaylar çeşitli boyutlarıyla hız kazandı ve gelişti. Yani hayatımızı kendi ellerimizle ördük, karar aldık ve uyguladık. Hepsi özgür irademizle yaptığımız şeylerdi. Şimdi bu dolunayda önümüze ektiğimiz tohumun mahsulü geliyor. Dolunay açığa vurma, meydana getirme, görünür olmak demektir.

    Görünür olan şey; bastırdığımız, saklamaya çalıştığımız duygularımız, en derin tutkularımız, güç arzumuz. Gücü elimizde tutmak için yaptığımız her şey.

    Belki de kendimizle yüzleşeceğiz bu dolunayda. Görmek istemediğimiz tarafımız zihnimizde belirecek. Kimilerimiz 2012’den bu yana yaşananların gerçek sebeplerini, gerçek oyuncularını, perde arkasını çözecek. Kimilerimiz bazı gerçeklerle yüzleşemeyecek, kimilerimiz ise farkındalığa ulaşmış şekilde ilerleyebilecek. Öyle ya da böyle duygusal olarak yoğun bir hafta sonu olacağı kesin. “Seni öldürmeyen şey, güçlendirir” derler ya.. İşte tam da bu dolunay için uygun bir cümle olabilir bu söylenen. Akrep teması küllerinden doğmaktır. Yıkıcı deneyimlerden geçip hayatta kalabilmektir. “Hiç” olabilmeyi, yenilgiyi, acizliği kabullenip yola devam ettiğimizde, duygusal olarak büyütür bizi.

    Geçmiş geçmişte kaldı, yapılan hatalardan ders alıp, doğru olanı yapma zamanı. Kendimize acıyıp, küstüğümüzde ileriye gitme şansımızı ve durumu düzeltme fırsatını kaçırmış oluruz. Tam da bu noktada en büyük tehlike, yüzleştiğimiz gerçekler nedeniyle ana rahmine çekilme isteği olabilir. Dolunay’ın yöneticisi Mars Yengeç burcundayken bunu söylemeden geçmek istemedim.

    Dolunay haftasında ayağa kalkıp savaşma gücümüz, ruh halimize göre değişkenlik gösterebilir. Yengecin büyüyebilmesi, martıya yem olma riskini göze almasına bağlıdır unutmayın. Yoğun duyguların, geçmiş hesaplaşmaların bizi savaş alanında güçsüzleştirmesine izin vermeden yol almak daha faydalı olacaktır. Bu dolunayın diğer başrol oyuncusu ise Venus.  Uranus ve Venus birlikte yeniye çağrı yapıyorlar. Bu durumda bu sese kulak vermek hepimiz için çıkış yolu olabilir.  Mars ve Venus bize güvenli, şefkatli ve huzurlu bir sığınak için yol haritası çiziyorlar. Nasıl mı?

    Mars Yengeç; güvenli ve şefkatli bir yuva için savaşacağım, bana güvenebilirsin diyor

    Venus Boğa; aradığın sonsuz huzur ve cenneti tadabileceğin ortamı sana getireceğim diyor

    Uranus Boğa; gökyüzü ve yeryüzünü birleştirip yeni bir zenginlik yaratabilirim, kurallarını değiştir yeter ki diyor.

    Derin denizlere dalarken vurgun yememek için bedeni basınca alıştırarak ineriz suyun karanlık derinliklerine. Akrep dolunayında, kendi derinlerimizden yukarıya, duygu dünyamızı hissederek çıkmamız gerekiyor. Hazırlıksız bir şekilde vurgun yediğimiz taktirde, Mars ve Venus’ün bizi götürmek istediği cennete ulaşmamız zor olabilir.

    Kısacası geçmişin yükü ile yeni dünyaya adapte olmamız imkansız. Kabul etsek de etmesek de yeni bir dönemin eşiğindeyiz ve acı çekmemek için değişmek zorundayız.

    İyi hafta sonları

  • KENDİ CENNETİNİ YARATMAK

    KENDİ CENNETİNİ YARATMAK

    Boğa burcunda Yeni Ay’a yaklaşıyoruz. Doğa, Boğa döneminde canlanır, uyanır. Yemyeşil kırlar, çiçekler hem kokusuyla, hem renkleriyle canlandırır bizi. Boğa burcu bu sebeple beş duyu ile ilişkilendirilen bir burçtur. Keyif ve haz burcudur. Boğa döneminde tabiat tablo gibidir. Bu güzelliği izlerken ister istemez “cennet gibi” deriz, cenneti andıran bir huzur duygusu hakim olur benliğimize.

    Doğadan bahsedip, bereketten bahsetmemek olmaz elbette. Böyle bir tablonun içinde şükran duymamak, bir an bile olsa huzuru ve sessizliği hissetmemek imkansızdır. Umarım Yeni Ay’ın resmini tasvir edebilmişimdir. Bir anlık huzur duygusu, yani cennetin ta kendisi!

    Peki bu Yeni Ay’a hazırlık aşamasında gökyüzünün verdiği mesaj nedir ona göz atalım isterseniz.  

    Karanlık Ay fazında ana tema, her zaman bırakmak ve helalleşmekle ilgilidir. İşlevsel olmayan her şey hayatımızdan çıkmalıdır ki, yeniye yer açılsın. Yeni Ay öncesi Koç burcu teması bize bu alanda ışık tutacak diyebiliriz. Bir yaşam boyu süren kimlik bulma gayretimiz bu dönemde ön plana çıkabilir. Senenin başından beri hatta geçen yaz aylarından bu yana yaşananların amacı, kimliğimize uygun bir yaşam amacı bulabilmek ve doğamıza uygun bir kariyer hedefi saptamaktı. Yanlış konmuş hedef için uğraşmak, sevdiklerimizi/kendimizi ihmal etmekten kaynaklı sorunlar veya işteki problemlerin acısını yakınlarımızdan çıkartmak, hayatı cehenneme döndüren en önemli etkenlerdir bana göre.

    Karanlık Ay fazında, Kayron, Ay ve Merkür üçlüsünün bize anlatmaya çalıştığı konu; geçmişimizden bugüne getirdiğimiz acı veren anılar ve kendimizi cesaretle ortaya koymamıza engel olan faktörler. Belki yeteri kadar sevilmediğimiz duygusuyla büyüdük, belki ilgi talep ederken sertlikle karşılaştık. Geçmiş acılar kişiden kişiye göre değişir elbette. Ana fikir, hayat boyu geçmişin acısıyla yaşanamayacağıdır. Bir noktada bunları kabullenip içimizde barışı sağlayabilmemiz gerekir. Aksi halde kendimizi sağlıklı ifade edemeyiz. İçimizde yaşattığımız ucubenin dışardan görünmemesi için çabalar dururuz. Bu durum da bizi kendimizden uzaklaştırır.

    Geçmişteki sorunlar her neyse şimdi parçalar yavaş yavaş yerine oturmaya başladı. Sis perdesi kalktı. Hatta çözüm de zihnimizde belirdi. Bizi bireyliğimizi ortaya koyma konusunda engelleyen şeylerin adını koyabilir duruma geldik. Özgürce isteklerimizin peşinden gitmekteki engelleri saptayabiliriz artık.  Bu noktada gerçekten kim olmak istediğimiz ve ne istediğimiz ile ilgili netsek, Yeni Ay için neyi geride bırakmamız gerektiğini de biliyoruz demektir. Yani Boğa Yeni Ay’ına hazırız demektir.

    Peki bu karanlık ay fazı sadece Koç enerjisiyle mi oluyor? Hayır! Ay, Boğa burcuna girdiği anda Uranus ile birleşerek karanlık ay fazının enerjisini değiştiriyor ve Boğa enerjisini daha hakim kılıyor gökyüzüne. Yani sakinlik, dinginlik, huzur arayışı. Hayattan biraz keyif alabilmek arzusu. Bir telaş bu huzurun peşine düşme çabası yoğunlaşıyor Mars’ın enerjisiyle. Uzun soluklu, stresten uzak bir yaşam ihtimalini sorgulamaya başlıyoruz beynimizin içinde.. Yani kendi cennetimizi yaratma fikri tohumlanıyor bu hafta.. Bunun için bu Yeni Ay’ın soruları beynimizde dönmeye başlamıştır mutlaka.

    “Neye ihtiyacım var?”

    “Sahip olduklarım, bana yeter mi?”

    “Kendimi nasıl güvence altına alabilirim?”

    “Elimdekilerin hangisini tutmalıyım, hangisini bırakmalıyım?”

    Şu anda gökyüzünde geri giden gezegenlerin enerjileri bu soruların yanıtını vermemizi sağlayabilir. Deneyimlerimizden öğrendiğimiz zaman inanç sistemimiz dahil, her şeyi sorgulayıp yeni bir yaklaşımla hayata devam edebiliriz.

    Hangi alanda sadeleşmemiz gerekiyor?

    Neyi hayatımızda tutmak için çabalıyoruz?

    Farkında olmadan maddeye mi hizmet ediyoruz dersiniz? (ev, araba, kıyafet, çanta…) Sahip olduklarımız kimliğimiz haline geldiyse, aradığımız huzuru yakalamamız zor elbette.

    Boğa, hayatın güzelliklerini yaşayarak şükran duymak ister. Onun için şık bir restoranda iyi bir şarap ve hoş bir müzik eşliğinde yavaş yavaş, keyifle yenen yemek kıymetlidir. Ya da sessiz sakin bir doğada, çayırların üzerine uzanıp etrafı seyretmek her şeye bedeldir Boğa için. Hayat aceleye gelmez, gelmemelidir. Bu durumda 10 dakikada hazırlanmış pizzanın bir Boğa için hükmü yoktur! İstisnasız her birimizin içinde bir yerlerde Boğa enerjisi var. Yani hepimiz, hayatımızın bir yerinde durup şükretmeye ve sadece yaşadığımız için keyif almaya ihtiyaç duyuyoruz aslında. Bu duyguyu bir başkası bize veremez, bizim huzurun hayatımıza girmesine izin vermemiz gerekir, hepsi bu.

    Hızlı akan hayat temposunda, yoğun ajandayla ezbere yaşam sürüyorsak, kendi cennetimizden oldukça uzak kalmışız demektir. 

  • İLİŞKİMİZDE AYNI CEPHEDE Mİ SAVAŞIYORUZ?

    İLİŞKİMİZDE AYNI CEPHEDE Mİ SAVAŞIYORUZ?

    Biliyorsunuz astrolojik yeni yıl ilkbahar ekinoksu ile başlar. Bahar ile birlikte Güneş ışınları yeryüzünü ısıtır, doğa yeniden uyanır ve canlanır. Bizim için ekinoks tarihindeki gökyüzü konumu, o yılın nasıl geçeceğinin bir habercisidir. Bu yıl ekinoksa Terazi burcunda dolunay ile girdik. Bu hafta yine Terazi burcunda ikinci bir dolunay gerçekleşiyor. Yani aynı ay içinde aynı burçta iki dolunay! Başka bir deyişle, bu yıla damgasını vuracak olan konu “ilişkiler”

    Neden bu dönemde ilişkiler temalı bir vurgu var gökyüzünde acaba? Zirvenin değişeceği bir dönemde, güç temaları ve iktidar savaşı hakimken yukarıya, neden ilişkiler ekinoksa damga vuruyor dersiniz?

    Uzun dönem planlarının gözden geçirildiği, eski modası geçmiş kalıpların ve kurumların yıkılması gerektiği bir dönemden geçiyoruz da ondan. Güç ve iktidar için sağlam bir ekip çalışması ve güçlü birliktelikler gerekir. Yani aynı yöne baktığın, aynı hedefi paylaştığın insanlarla zirveye yol alırsın.

    Değişen çevresel koşullarla birlikte yeni olana adapte olma süreci, kimilerimiz için zorlu bir süreçtir. Değişimden korkan, eskiye sıkı sıkıya bağlı olanların yıkılan düzeni kabul etmeleri kuşkusuz zaman alacaktır. Toplumsal bir varlık olan insanın, hayatının merkezinde ilişki vardır. Sevgiyi karşımızdaki kişinin üzerinden öğreniriz. Bu çoğu zaman ve sıklıkla “aşk”tır. Ama böyle olmak zorunda değil elbette. Sahip olduğumuz ev hayvanı, pencerenin önündeki çiçek ve telefonun ucundaki dostumuz da bize sevgiyi öğretir, yeter ki açalım kalbimizi.

    Geçen sene yaz döneminden bu yana gökyüzünde Mars ve Venus’un dansına şahitlik ediyoruz. Önce Mars tutulmayla geri gitti ardından Venus.. Her ikisi de bizi bugüne hazırladı aslında.. Biz ne kadar farkındaydık orası şüpheli bana göre. Günlük kaygılarla aynı telaşın içinde yaşadık günlerimizi. Gökyüzü “ilişkilere” geçen yaz, özellikle Ağustos ayında dikkat çekmeye çalıştı. İçinde bulunduğun ilişki seni tamamlıyor mu? Gruplar seni yarına taşıyacak olan gruplar mı? Diğerlerinden farkını tam olarak ifade edebiliyor musun? Belki bazılarımız geçen yaz başlayan bu süreci sancılı da olsa tamamlayabilmiştir, bazılarımız ise aynı şekilde kararsızlıkla devam ediyordur hayatına, bilemem. Ama gökyüzü bir şans daha veriyor özgürlüğe. Birey olabilmek, ilişkinin içinde kendi değerini koruyabilmektir. Eşit ilişki kurabilmektir. Bu dolunay gerçek bir test!

    Anlamamız gereken şey; aşk, cinsellik ve ilişki, birbirinden farklı temalar. Bunların tanımı kuşkusuz her birimize göre değişir. Ancak kesin olan şey bu üç temanın hayatımızda doğru harmanlanması gerektiğidir. İlişkide olduğumuz kişi, ortağımız, sevgilimiz, arkadaşımız olsun fark etmez. Kendimize sormamız gereken soru; bu kişiler bizi yarına taşıyabiliyor mu? Hayatımdaki insan hedefimi gerçekleştirmem için bana ne kadar destek?  Bu kişi benim değişimime ayak uydurabiliyor mu? Hatta en önemli soru; hayatımdaki kişi bana saygı duyuyor mu?

    Geçen yılın son altı ayı olayların birikmesi ve baskılanmasıyla ilgiliydi. Bu yılın ilk altı ayı ise, bilinçdışının yüzeye çıkmasıyla oluşan farkındalık ve çözülmeyle ilgili. İlhamlar ve kişisel hayallerle ilgili.

    Hepimizin yarına umutla bakmaya ve duygusal olarak doymaya ihtiyacı var. Zorlu bir zirve tırmanışı yapmış gibiyiz hepimiz. Eksik olan neşeyi, huzuru, dinginliği yanımızdaki kişide aramamız kadar doğal bir şey yok.

    Savaşta, ateşkes zamanı siperlere geri çekilir askerler. Yaralar sarılır, bedenin ihtiyaçları karşılanır, yeni taktikler konuşulur. İşte günlük hayatımız da böyle bir savaş, bir bakıma. Akşam saatleri ise, siperimize yani evimize çekildiğimiz zamanlar. Evimiz bizim mabedimiz. Duygusal olarak beslendiğimiz yer, bedenin ihtiyaçlarını karşıladığımız alan. Burada hayatımızı, bedenimizi, hayallerimizi, yarınımızı paylaştığımız insanla yeni savaş taktikleri konuşmamız kadar doğal bir şey olamaz.

    O zaman aynı savaşta değilsek, aynı yöne bakmıyorsak, aynı nedenlerle bir arada değilsek ve birbirimizi desteklemekten vazgeçtiysek, neden hala aynı cephedeyiz? Bizi tutan şey nedir?

    Hadi düşünelim biraz...

  • HAYATA BİLGELİĞİNİ İSPAT ET

    HAYATA BİLGELİĞİNİ İSPAT ET

    Güneş Koç burcunun sonlarına doğru ilerlerken, tüm korkularımıza ve uzun dönem hedeflerimize ışık tutuyor. Hayatın içinde, zamana yayılan planlar ile heyecanla zafere koşmak, çarpışır birbiriyle her zaman.

    Son zamanlarda, bir taraftan “planlarım için, zaman içinde sağlam adımlarla ilerlemem lazım” derken, diğer taraftan “bir an önce ipi göğüslemek ve zafer çığlığı atmak istiyorum” cümleleri arasında sıkışıp kaldık.  Üstelik hala çıkış yolunu net görebilmiş değiliz. Etrafımızı saran sis perdesi yerini koruyor. Gerçekler kendisini bizden gizlemeye devam ediyor. Bir süre daha akıl devre dışı.

    İçinden geçtiğimiz bu süreçte, Balık burcundaki enerji yoğunluğu ile, bizi üzen olayları düşünmek ve görmek istemiyoruz muhtemelen. Bunun yerine kendimizi kandırmak daha kolay gelir ve olaylara kendimiz kılıf uydururuz. İlişkide bulunduğumuz kişiler adına bahaneler üretiriz. Yani gerçekleri görmek istemeyiz. İlişki romantik aşk ilişki olmak zorunda değil elbette. Ortaklık, evlilik, arkadaşlık yani ben ve sen ilişkisinden bahsediyorum. Çünkü aynı ay içinde iki adet Terazi dolunayı gerçekleşiyor. Kritik bir dönem olduğunu söylemeliyim. Başka bir ifadeyle, başlangıç ve sonlanmalar dönemi.  Bu durumda, evren bizi seçim yapmaya zorluyor demektir. Her ne kadar görmezden gelip, kendimizi kandırmaya çalışsak da, maalesef değişim rüzgarları çok sert esmekte. Dolunay ile birlikte olaylar hız kazanacaktır mutlaka.

    Gözümüzü, kulağımızı kapatsak da bazı gerçekler yüzümüze çarpar, kaçamayız.  Yüzleşmek istemesek de konular masanın üzerindedir artık. Anlam yüklemeye çalışırız ancak bu da mümün olmaz pek. Tablo pek parlak değil değil mi? Sorun değil, panik yok. Bu durumu kendimiz yarattık yıllar içerisinde. Bulunduğumuz ilişkiyi bu noktaya, partnerimizle birlikte getirdik. Bu durumda bizim de payımız var. O zaman yüzleşmek, anlamak ve temizlemek de bizim sorumluluğumuz.

    Çıkış yolunu görmenin zorluğu kadar, uygun adımı atmak da zor. “Ben böyle idare ederim. Böyle gelmiş, böyle gider” diyebiliriz elbette. Ama bir yere kadar.

    Sınav zamanı gelir mutlaka bir gün. Seçim yapmamızı bekler hayat bizden. İşte o an, bazılarımız için, ölüm kalım anıdır. Eğer, korkarak yaklaşıyorsak hayata, ölüm gibi gelir, karar almak. Teslimiyetle yaklaşanlarımız içinse, nelerden vazgeçeceği konusu ağırlık kazanır kuşkusuz. Yani, eninde sonunda yeniye yelken açılacaktır. İster kolay yolla, ister zorlu yoldan, farketmez. Çanlar bir kere çaldı mı, hayat bizi çağırıyor demektir. Korkuyla kendimizi kandırmaya devam mı edeceğiz, yoksa yeni bir çevreyle mutluluk arayışına mı geçeceğiz?

    Gökyüzünde çok güzel bir ateş üçgeni oluşuyor bu hafta. Yeni fırsatlar kapısı açılıyor önümüzde. Hayatı her şeye rağmen sevebilmekle ilgili bir farkındalık eşiği. İçimizdeki çocuğu uyandırmakla ve mutluluğu yakalamakla ilgili bir fırsat bu. Koç; savaşma cesaretini ister bizden. Aslan; tüm kalbimizle sevebilme cesaretini bekler. Yay ise bunları anlamlandırma bilgeliğini sembolize eder. O zaman bize düşen bu eşikten geçebilme cesaretini gösterip, hayata bilgeliğimizi ispat etmektir!

  • HAYAT RİSK ALMAYA DEĞER

    HAYAT RİSK ALMAYA DEĞER

    Yine bir Yeni Ay haftasındayız. Yeni başlangıçlar, yeni niyetler, yeni tohumlar atılacak hayata. Koç burcu baharın gelişini, Güneş’in bizi tekrar ısıtacağını müjdeler. Doğaya, toprağın altına kabaran tohumu bırakır. Tohum demek bir canlının oluşumunun ilk adımıdır. Tohumun ne olduğunu, toprağı delip filizlenmeye, serpilmeye başlarsa meyvesinden tanıyabiliriz ancak. İnsanın da büyüyüp serpilirken yaşadığı olaylarla şekillenir karakteri. Toplumsal bir varlık olarak bizler de yolculuğumuzda, uyum sağlama kaygısıyla gerçek kişiliğimizden ödün vermişizdir çoğu zaman. Bu fedakarlığın ise mantıklı açıklamaları vardır; sorumluluklar, yaşam derdi, toplumsal statü,… Aslında çoğu zaman en kolay yolu seçmeye meyilliyizdir. 

    Bu haftaki Yani Ay, yılın başındaki tutulma derecesini tetikleyerek, gerçekliğe uyanma vaktinin geldiğini hatırlatıyor. (http://didemcan.com/oglak-burcunda-gunes-tutulmasi-ve-farkindalik-zamani/ )

    Bir şeye tohum atacaksan, ne ektiğini bilmek zorundasın diyor evren. Son zamanlarda ne yöne gideceğimizle ilgili kafa karışıklığı hakimdi. Hatta hayatımızda olup bitenlere anlam vermekte zorlandık. Neler oluyor? Bunları niye yaşıyorum şimdi? Ne değişti de bunlar oldu?…

    Cevap çok basit; sadece rotamızdan biraz saptık hepsi bu!

    Bizi rahatsız eden konuların ne olduğunu anladıysak, bu yeni ayda aksiyon alabiliriz demektir. Kısacası, seçim yapma zamanı şimdi. Kendi özgün kişiliğinle, sahte olan yanın arasında tercih yapma zamanı da diyebiliriz buna. Zira Yeni ay Koç burcunun tam orta derecesinde gerçekleşiyor.

    Bu ay, her iki dolunay da Terazi burcunda olduğuna göre, ana konu “ilişkiler”. Seni tamamlayan bir ilişki içinde misin, yoksa ….mış gibi mi yapıyorsun?

    Sosyal bir varlık olarak insan, partnerini arar durur her zaman. Yanında yürüyecek ve ona sevgiyi öğretecek olan diğer yarısının peşindedir hayat boyu. Ona kavuşamasa da özlemi vardır içinde. Neptün enerjisi hakimken gökyüzüne, hayallerle kendimizi kandırmaya dikkat edelim derim ben. Genelde acıyla yüzleşmek istemediğimiz için yanılgı içinde yaşamayı seçeriz. Sonuç hayal kırıklığı..  Karşımızdakini değiştirmeye uğraşır dururuz ya da onun adına bahaneler uydururuz. Bu da duygusal olarak kendimizi ihmal ettiğimizi gösterir.

    Mars İkizler burcundayken, bizi hayallerden uzaklaştırıp gerçek durumları göstermeye çalışıyor bu ay. Kişisel hayatımızda değişim zamanı şimdi. Bugüne kadar ihmal ettiğimiz duygusal ihtiyaçlarımızla ilgilenmek ve düzenlenmesi gereken alanlar için ilk adımı atmamız kendi hayrımıza olacaktır.

    Son zamanlarda pek çok şey yaşadık ve deneyimlerimizden bir şeyler öğrendik mutlaka. Ancak bu öğretilerden hangisiyle yola devam edeceğimiz konusu hala net değil bana göre. Bunlardan hangisi gerçek, hangisi hayalimizin ürünü acaba? İdeallerimiz algımızı bozmuş olabilir mi? Hatta bazılarımız hala ne öğrendiğini sorguluyor olabilir.  Bunların cevabını, Jupiter gerileme dönemini bitirdiğinde bulacağız muhakkak. Ancak tek sorun bu cevapların gerektirdiğini yapacak cesareti gösterebilecek miyiz yoksa korkularımızın bizi olduğumuz yerde tutmasına izin mi vereceğiz?

    Mars savunma ve savaşma fonksiyonumuz. Koç burcundaki Yeni Ay, korkularımızın üstesinden gelmenin yollarını arıyor ki ilk adımı atabilsin. Cevaplar zihnimize yükseldi. Hadi bir gayret silkinip, doğanın hayata uyanması gibi, canlandırın içinizdeki enerjiyi. Hayat risk almaya değer.

  • MÜZİĞİN SESİNİ DUYABİLİYOR MUSUNUZ?

    MÜZİĞİN SESİNİ DUYABİLİYOR MUSUNUZ?

    Merkür bu hafta artık durağan pozisyonunda. Eminim herkes hafta sonunu bekliyordur dört gözle Merkür düzelecek ve rahatlayacağız diye. Merkür gerilemesinden korkup, düz hareketini bekleyenler için kötü bir haberim var. Hayır umduğunuz gibi rahatlayamayacaksınız.

    Merkür gerilemesinin gerçek anlamının ihmal edildiğine inanıyorum. Güneş’e en yakın ve en hızlı gezegendir Merkür. Gerileme sürecindeki işlevi, bilinçaltına attığımız her temayı ortaya çıkarıp bizi yüzleştirmek ve anlamamızı sağlamak. Yani alışverişte karışıklığa neden olmaktan çok daha önemli bir görevi var Merkür’ün bana göre. Gerileme döneminde, hayatta her gün aldığımız kararların arka planını anlatmaya çalışıyor bize. Üç hafta boyunca Neptün ile ve Oğlaktaki gezegenlerle birlikte, bizi rahatsız eden anıları ve çözülmesi gereken konuları açığa çıkartmış olabilir.

    Evren boşlukları sevmez biliyorsunuz. Boşaltılan her alan yeni bir şeyle doldurulur. En basit örnekle, eşya, kıyafet, alet edevat, işimize yaramayan kullanmadığımız ne varsa, elden çıkarırız. Ara sıra temizlik yapma ihtiyacı duyarız hayatımızda. İşte bu dönem, geçmişin yükünden ve miladını doldurmuş her türlü karmik bağlardan kurtulma zamanı. Bunların ne olduğunu bize öğretmeye çalışan gezegen ise Merkür. Elbette diğer gezegenlerle ortak çalışarak yapıyor bunu.

    Geçmiş anılar ya da geçmişten getirdiğimiz ilişkiler bizi duygusal ve zihinsel olarak yorabilir. Bu duygu, fırtınalı bir denizde yüzmek gibi aslında. Bir an gelir tek bir kulaç atacak gücü bulamayız ve teslim oluruz denize. Panikledikçe dalgalar aşağı çeker bizi, zorlanırız. İşte böyle hissettiren bir enerji hakim gökyüzüne. Sis devam ediyor, hala sezgilerimiz hakim benliğimize. Aklı yüceltmeye çalıştıkça, yaşanmışlıkları akla uydurmaya çalıştıkça, boğuluyoruz. Merkür ileri gitse de, hala Neptün ile kavuşum halinde ve hala Balık burcunda olacak unutmayın! Bize anlatmaya çalıştığı şeyi duyabilsek keşke..

    Bu mücadelenin ortasında yapılacak en iyi şey belki de kini, öfkeyi, güç savaşını bırakmaktır. Oğlak burcundaki dizilimin avantajı, geçmişi temizleme olanağı sunması. Bugüne kadar yanlış sebeplerle, yanlış hedefin peşinden gitmiş olabiliriz. Belki de gereksiz sorumluklarla, başkasının hedefi için uğraşmış da olabiliriz. Eğer böyleyse şimdi rotada değişiklik yapma zamanı. Kendi ihtiyaçlarımızın sorumluluğunu alma zamanı.

    Bana göre, önce duygusal ihtiyaçlarımızın ne olduğunu saptamalıyız. Samimiyetle bunu yaptıktan sonra, kendi gerçekliğimizin ne olduğuna odaklanmalıyız. Son olarak da, adım adım bizi doyuracak olan hedefe ilerlemeliyiz.

    Biliyorum söylemesi kolay, yapması zor.

    Hiçbirimiz geçmişin acıtan anılarıyla yüzleşmek ve kendimizi yargılamak istemeyiz. Ama geçmişten özgürleşmek geleceğe atılacak ilk adımdır, unutmayın. Merkür’ün istediği imzalayacağımız evrakları karıştırmak veya başkasını yanlışlıkla aramamızı sağlamak değil kesinlikle. Satın alacağımız elektronikle de ilgilendiğini söyleyemem.  

    Su grubunda geri giden Merkür’ün, özellikle Neptün ile birlikte hareket ediyorsa, vermek istediği mesaj daha derindir. Evrene ve ilahi plana güvenmemiz gerektiğini anlatmaya çalışıyor bize. Bilinçaltına attığımız her temayı kavramamız için geri gidiyor. İleri gittiğinde artık bazı şeyleri bilincimize taşımış olacak. Farkındalığımız artacak.

    Sonra ne mi olacak?

    İşte gökyüzünün tüm güzelliği de burada bana göre. Mars ikizler burcuna geçerek Merkür’e “Evet şimdi ne yapmamı istiyorsun?” diye soracak. “Kiminle konuşmamı istiyorsun ve nasıl konuşmamı istiyorsun?”

    Gökyüzünde şahane bir orkestra var ve bize muhteşem bir melodiyle sesleniyorlar. Dış sesi biraz susturup duyabilsek keşke…

  • GÜNEŞ VE KUM TANESİ

    GÜNEŞ VE KUM TANESİ

    Güneş Koç burcuna girdiği anda yaralı şifacı Kayron ile kavuşum yapıyor gökyüzünde, üstelik dolunay enerjisiyle..

    İlk nefesimizi aldığımız anda ilk yaramızı da alırız dünyaya gelirken. En güvenli, en huzurlu yer olan anne karnından bizi göbek bağımızı keserek ayırırlar. Bu bedensel yara asla unutulmaz, hücremizde kodludur çünkü. Bedensel ve duygusal yaralar Venüs gezegeni ile sembolize edilir ki, bu dolunayın da başrolünde Venüs gezegeni var. Başka bir deyişle ilişkiler ve huzur arayışı.

    Kendini en üst seviyede ifade etmek isteyen ruhumuz, dünyaya en değerli armağanını sunmak ister. Bu armağan, gerçek kişiliğimizin en saf halidir. En kıymetli varlığımızdır. Bunu da toplumla etkileşim halindeyken yansıtmak isteriz. Kişiliğimizi oluşturan faktörlerin başında yaşanmış deneyimler gelir şüphesiz. Hepimiz sadece mutlu anılardan oluşan hayatlar yaşayamayız, heybemizde acı veren ama derinlere gömdüğümüz hikayeler de vardır. Doğumla birlikte aldığımız ilk yaranın üzerine, yıllar geçtikçe yenilerini ekler yola devam ederiz.

    Bu dolunayda Güneş sadece duygu dünyamıza ışık tutmakla kalmayacak, derine gömüp unutmaya çalıştığımız acılarımızı da açığa çıkaracak.

    Gerçek kimliğimizi ve bizi başkalarından ayıran yönlerimizi ifade edebilmek, ruhumuzu gerçekten yansıtmak demektir.  Eğer yıllar içerisinde acıtan yaramızla en doğru şeklide ilgilenip, pansuman yapabildiysek ortaya çıkan ürün tatminkardır. Mutlu ve dengeli bir yaşam! Ancak yok sayıp, bastırdıysak huzursuzluk ve tatminsizlik olarak bizi rahatsız eder durur. Bu yüzden kanayan yaradır zaten.. Derman arar dururuz. Bir ilişkiden diğerine koşup tatmin olmaya çalışırız ya da ilişkinin içinde savaşıp düzelemeyecek olanı düzeltmeye uğraşırız.

    Gerçek kimliğimizi yansıtabilmek, zaman diye tabir ettiğimiz kavramın en değerli hediyesidir bize. Tıpkı bir incinin istiridyenin içinde oluşması gibi. İstiridye, kendi bünyesinde istenmeyen yabancı maddenin kendisine zarar vermemesi için çevresinde sedef katmanları oluşturur. Yıllara yayılan bu başkalaşım sürecinin neticesinde ortaya değerli bir mücevher çıkar. Bu süreç, istiridyenin canını acıtan bir kum tanesini kabullenip, dönüşmeye gönüllü olmasıyla başlar.

    Kötü anılarımızla yüzleşip barışmak cesaret ister elbette. Hatta bu tür deneyimler, eğer bakış açımızı değiştirebilirsek, bize en geniş perspektifi de sunabilir. Dolunay duygusal krizleri de beraberinde getirdiği için hazır olmasak dahi, gelişen olaylarla birlikte geçmişin anıları canlanır.

    Güneş’in Koç burcuna girmesiyle birlikte ateş enerjisi de hakim olacağı için, son dönemlerde yaşananları anlamaya başlayacağız ama ilk adımı atacak cesareti gösterebilir miyiz emin değilim. En ucube yanımızı fark etmek ve duygu dalgalanmalarında boğulmak ağır gelebilir. Bu da çok anlaşılır bir şeydir. Durayım mı, gideyim mi? Söyleyeyim mi, susayım mı? Arayayım mı, bekleyeyim mi? Devam mı edeyim, bitireyim mi? Bu dolunay, bu anlamda zor bir dolunay!

    Çözüm, acımıza ya da bünyemizdeki farklı tarafa odaklanmak değil, yeni yol arayışında olmaktır bana göre. Farklı yanımızı yani acımızı kabul edip, O anılarımızla barışmalıyız. Geçmişle helalleşerek, kabullenmeliyiz. Şu anda etrafımızda olan biten her şey Merkür’ün öğretmeye çalıştığı dersler. Başka bir deyişle ilahi rehberliği okuyabilmemiz için, bize gönderilen işaretler. Merkür bu sefer bize geçmiş anıları bilince taşıyarak ders vermeye çalışıyor. Kabullenmemiz gereken şey aslında her birimize rehberlik edildiği gerçeği. Kesinlikle bu hayatta yalnız değiliz. Yükümüz ağır gelse de, önümüz şafak!

    Güneş’in ışınları ısıtacak hayatı her gün, bugünden itibaren. Biz sadece tek sabitimiz olan Güneş’i takip edelim ve kum tanesini sedef ile örtmeye gönüllü olalım yeter. Canımızı yakan kum tanesi gün olur değerli bir inci oluverir. Güneş de her sabah inicinin üzerindeki sedefi parlatarak doğar. Yeter ki inancımız ve sabrımız olsun.

  • SEN NEYE GEBE KALACAKSIN KARAR VER

    SEN NEYE GEBE KALACAKSIN KARAR VER

    Astrolojik yeni yılın tam arifesindeyiz. 2019 yılına başlangıç yapacağız önümüzdeki hafta. Ekinoks ile birlikte doğa tohumda can bulacak yeniden. Doğa yeniden hayata gebe kalacak bahar ile birlikte. Güneş yeniden ısıtacak yeryüzünü. Kesin ve güvenilir olan tek şey, Güneş’in her sabah ufuktan doğmasıdır. İşte bu inançla yaşamaya devem etmeliyiz biz de. Astrolojik yılın son haftasını, karmaşık duygular ve net olmayan fikirlerle kapatıyoruz. Yoğun bir Balık enerjisi hakim gökyüzüne. Herkeste biraz melankoli, hüzün ve keyifsizlik söz konusu. Merak etmeyin Güneş haftaya Koç burcuna geçerek yücelecek her zaman olduğu gibi. Yeniden umut ve canlılık vaat edecek görmek isteyenlere.

    Hiç kimse kederlenmek ve kendini kötü hissetmek istemez elbette. Ancak bazı dönemler vardır ne yapacağını bilemez insan ve bilse de cesaret edemez yapması gerekene. Ya da başaracağından emin olamaz ve tutar kendisini.. İşte tam da iki eşik arasındayız bu dönemde. Ruhumuz biliyor haftaya doğanın yeniden tohumda can bulacağını, yeryüzünün hayata gebe kalacağını ve heyecanlı bir hamle bekliyor bizden. Oysa ruhun isteğine, beden ve akıl uymakta zorlanıyor bu hafta. İşte Balık enerjisi böyle bir enerji. Ne yöne gideceğinden emin olamayan, ruhani dünya ile maddi dünya arasına sıkışıp kalmış bir enerji.

    Huzurlu ve mutlu yaşamın tek anahtarı ruhun, bedenin ve aklın dengede olması. Bunu yakalamak da tam bir ustalık işi. Balık enerjisi hayatın ustası olmayı öğretiyor bize. Merkür de Balık burcunda Neptün ve Güneş ile gerileyerek yaklaşık 60 günlük çıraklık eğitimine aldı bizi. Hala öğrenme şansımız var. Öğrenmemiz gereken şey ise kendimizi neye adayacağımız. Akıl yürüterek cevap bulmamızın zor olduğunu söylemeliyim. Cevaplar rasyonel akıl ile gelemez bu dönemde. Şu anda etrafımızda olup bitenlere bir bakın isterseniz, dünyada olup bitenlere de bakın. Haberlerin içerikleri o kadar karışık ki benim diyen uzmanlar bile sağlıklı yorum yapamaz oldular haber başlıklarına.

    Balık enerjisi ilahi plana teslim olmayı öğretmeye çalışıyor bize. Bizden daha büyük bir akıl var ve ilahi plan işliyor büyük çerçevede. Bizim ise sadece yeni olana teslim olmamız gerekiyor hepsi bu.

    Duygusal olarak büyüme zamanı şimdi. Özellikle bu hafta Ay’ın Yengeç burcundan geçişi zor ama bir o kadar da gerçek duygusal ihtiyaçlara ışık tutacak olan bir dönem. Gerçek ihtiyaçlarımızı öğrendiğimiz zaman, bilinçli aklın dayatmasına kurban olmayız ve ruhu besleyecek olana yönelmemiz kolaylaşır.

    Şu ana kadar oluşturduğumuz her şey bitebilir, sonlanabilir, bu da hayatın akışında son derece doğaldır. Şimdi ruhuna uygun bir kariyer/statü, yeni bir yapı oluşturma sorumluluğuna odaklan. Tıpkı doğanın gebe kalışı gibi, sen de yarının için yeni bir hayatın tohumlarını at. Yeter ki bitenin ardından dünyanın başına yıkıldığı hissinden uzaklaş. Bu duygu ile boğulma, sonlanan, giden, kopan her şeyin yasını tutmalısın evet, ancak sadece yeterli bir süre için, Ne eksik ne de fazla!

    Önümüzdeki hafta Ay’ın Aslan burcuna geçmesiyle birlikte yüreğine kulak ver. Kalbin ne söylüyor, ihtiyaç duyduğun aşk ne yöne doğru? Kalbin hangi hedef için atacak. Kurban gibi hissetmek yerine doğa ile birlikte yeniden canlan ama kendi projen için, kendin olmak için. Ruhuna uygun bir hayat sürmek için. Öğrenilmiş yaşam biçimleri yarına hizmet etmeyecek, unutma.

    Haftaya yeni bir yıl başlayacak, Ekinoks ile birlikte sen neye gebe kalacaksın karar ver..

  • Bitişler ve Başlangıçlar

    Bitişler ve Başlangıçlar

    1

    Gökyüzüne kapanışların ve yeni başlangıçların teması hakim. Uzun zamandır üzerinde çalışıp emek verdiğimiz şeylerden vaz geçmek elbette zor. Kimilerimiz kurduğumuz sistemin artık yeterli gelmediğinin farkında, kimilerimiz de asla vazgeçmeden hala debelenip durmakta. Hangi kategoride olduğumuzun bir önemi yok. Dünya değişmek zorunda. Yaşam her zaman ileriye doğru akıyor. Birinin bilgisine bir yenisi ekleniyor ve hayat evriliyor. Aksi halde hala her birimiz Dünya’nın düz ve öküzün boynuzlarında durduğuna inanırdık. Olası değil değil mi? Bir gülümseme oluşmuştur yüzünüzde. İşte insanlık buna benzer bir dönemden geçiyor. Bildiğimiz değerleri yıkacağız ve inanç sistemimizi sorgulayacağız. Toplumsal kurallarımız, yargılarımız değişecek. Dün inandığımıza bugün hayretle bakacağız. Bunlar akşamdan sabaha olmayacak elbette. Böyle bir süreç başladı, özellikle bu hafta ilk adımları atıldı bu enerjinin.

    Dünya değişecek, iklimler değişecek, doğa olayları etkisini gösterecek, peki bizim hayatımızda hangi alanlarda yaşanacak bu değişimler?  Biz ne kadar hazırız alışkanlıklarımızı değiştirmeye ve kalıplarımızı kırmaya? Benim çocukluğumda televizyon akşam “Şeker kız Candy” ile yayına başlardı gece olmadan “İstiklal Marşı” ile biterdi. Şimdiki nesil 6 GB Ram olmazsa cep telefonunu kabul etmiyor. Bütün bunlar son 30 yıl içinde oldu sanırım. Teknolojinin insan bedeninin bir parçası olacağı günler de oldukça yakın.  Sağlık için vücudumuza birtakım aygıtların yerleştirilmesine razı geliyoruz ama sağlık dışındaki nedenlerle bunların vücudumuzda olması fikrine ne kadar hazırız bilemem.

    Her neyse, asıl değinmek istediğim konu bireysel olarak hayatımızdaki yenilik süreci. Gökyüzüne bitişler ve yeni başlangıçlar hakim diyoruz. Bazılarımız bu sonlanmaları yaşıyor hayatında mutlaka. İster evlilik, ister iş değiştirme, ister taşınma fark etmez. İnsanın alışkanlarından vazgeçmesi kolay olmaz. Yeni her zaman korkutur insanı, çünkü bilinmeyendir. Başarısızlık korkusu, eleştirilme korkusu, kaybetme korkusu, yalnızlık korkusu, adını siz koyun.  

    Bu hafta özelinden bahsedersek, bilinçdışında bu tür bir yeniye ve değişime hazır olmayabiliriz. Başka bir deyişle "evet hazırım" desek de, davranışlarımız aksi yönde olabilir. Neden mi? Temkinli, tedbirli, sağlam adımlarla ilerlemek kendini her anlamda güvende hissetmek bizi gerekli adımları atmaktan alıkoyabilir. Risk alın demek istemiyorum, değişmesi gerekeni saptayın diyorum sadece.  Ay, Mars ve Uranus Boğa burcundayken bilinçdışında hala biraz “Hayır” diyor olabiliriz. Boğa önce hayır sonra evet der unutmayın. Bilinç dışındaki değişime direnç temalarıyla kendi kendimize engeller yaratabiliriz. Bu dönemde karşılaştığımız sorunların sebebi belki de karşı taraf değildir, kim bilir..  Bu durumda yapılacak şey; tıpkı siste yürümek gibi, kısa mesafe yol almaktır. Yoldaysan geri dönüşün yoktur. Görebildiğin mesafeyi kat edebilirsin ancak. Bilinç dışının “Hayır” demesine odaklanıp, siste kayboluşuna dövünürsen hiç yol alamazsın. Yarın güneş açacak ve sis dağılacak nasılsa. Sen sadece hedefine odaklan. Enerjini bugün önüne çıkanı aşmak için kullan. Geçmişinde olanlar o güne hizmet etti, şimdi yarının için yeni olanı inşaa etme vakti. Unutmayın Dünya yuvarlak ve dönüyor, öküzün boynuzlarında değil! Sen menzile odaklan..

  • TESLİMİYETLE ÖZGÜRLEŞMEK

    TESLİMİYETLE ÖZGÜRLEŞMEK

    2011 yılından bu yana başlayan bireyliğimizi oluşturma serüveni bu hafta Balık yeni ayı ile birlikte tamamlanıyor. Bu serüven son nefesimizi verene kadar devam edecek elbette, ama ez azından bazı temalar tamamlanacak ve bazı parçalar yerine oturacak.

    Öğrenmek hiç bitmeyen bir yolculuk. Hayatın öğretme yöntemleri ise bazı dönemlerde biraz daha sert hepsi bu. 2011 yılında başlayan olayların sonuçlarıyla henüz yüzleşmeye başladık. Tüm dünyada yaşanan dramatik olayların yanı sıra, bireyler olarak biz de payımıza düşenleri yaşıyoruz.

    Takvim yılı olarak 1 Ocak 2019 yeni yılın başlangıcıdır ancak astrolojik yıl 21 Mart Koç burcuna giriş ile başlar. Başka bir deyişle gökyüzü hala bir kapanış enerjisi barındırıyor içinde. Son 7 yılın muhakemesi önümüzde. Şimdi yeniye yelken açarken son kez aynaya baktığımızda gördüğümüz şeyden ne derece memnunuz? Kendimizde veya hayatımızda değiştirmemiz gerekenler nelerdir?

    Bu ay bu soruların cevaplarını arayacağız.  Yeni olandan kastımız elbette bazılarımız için hayatında yapacağı somut değişiklikler. Ancak bazılarımızda bu enerji zihinsel seviyede gerçekleşecektir. Geçen sene başlayan zorluklar ve sorunların nedeni ve nasıl çözülmesi gerektiğine dair ipuçlarını görebilmeye başlayacağız. Bunları görebilmek ve anlayabilmek işin sadece yarısı. Diğer yarısı çözüme doğru uygun adımları atabilmektir.

    Gökyüzünde büyük enerji değişimleri olurken hayatımızın bazı alanlarında da bu tür değişimler yaşanacak çaresiz.

    Geçtiğimiz sene yaşanan olayları nasıl ele aldık ve kendimize karşı ne kadar dürüsttük acaba?

    Sahip olduklarımız bizi hangi menzile kadar taşıyabilir?

    Ya da sahip olduklarımız kadar mı değerliyiz?

    Kurduğumuz güvenli modeller yarının şartlarında da geçerli mi?

    Bu soruların her birine emin bir şekilde “Evet” dediyseniz, tekrar düşünün isterseniz.

    “Benim bankada hesabım kabarık, dilediğim şeyi alabilirim” ya da “ben bunları parmağımın ucuyla yaparım, çocuk oyuncağı benim için” diyorsanız, sizi bekleyen bir sınav var derim.

    Özellikle sabit burçlar yani Kova, Aslan, Boğa ve Akrep için değişime ayak uydurma zamanı.

    Gerçek ihtiyaçlarımızın ne olduğunu anlamaya yönelik bir test olacak bu. Eğer her gün aynada gördüğümüz yüzü ağır eleştirip, halimizden memnun değilsek sarsıcı bir değişim bizi bekliyor demektir. Bugüne kadar düzeltmeye cesaret edemediğimiz her şey dışardan bir etkiyle değişecektir.

    Kaybetmekten korktuğumuz şeylere gerçekten ihtiyacımız var mı bundan sonra?

    Cevapları bulmak hemen bir anda mümkün değil tabii. Cevabı bilsek dahi kabullenmek zor olur bazen.  Bazılarımız gerçekten bir sisin içinde yürüyor gibi hissedebilir kendisini. Özellikle bu ay!

     alternatifler yok mu, elbette var. Karşılaştığımız zorlukların üstesinden gelebileceğimiz karşılaşmalar olacaktır eş zamanlı olarak. Ancak bunu görebilecek kadar zinde ve uyanık olabilecek miyiz asıl soru bu bence.

    Hissedilen duygusal yoğunluk, geçmişin izleri, hatıralar, acılar bizi bu sisin içinde tutabilir bir süre. Bu ruh hali gökyüzünün tuzağı, dikkat!  Elbette bu noktada amaç bizi çaresiz ve kaybolmuş hissettirmek değil. Sadece sezgisel bilgiye güvenmeyi öğretmek ve ilahi planın bizim önümüze getireceklerine güvenmemizi sağlamak.

    Bizden daha büyük bir güç var ve bazen o güç kontrolü ele alır. Tıpkı bu günlerde olduğu gibi.

    Balık burcu dönemi yeryüzünde suların eriyerek hızla okyanusa doğru ilerlediği dönemdir. Sular önüne ne varsa katarak ilerler. Denize ulaştığında dinginleşir, daha büyük bir şeyle bir olur. Hayat geçmişin bilgisiyle yeniden başlar.

    Bu hafta Balık yeni ayı ile birlikte teslimiyeti kabullenip, daha büyük bir şeyle birleşme dönemidir. Bu yolculuk için ilk adım ise vedalaşmaktır. Tıpkı buzun ve karın ısıya teslim olması gibi, ilahi olana teslim olmaya ihtiyaç var. Önümüzdeki zor kararların, bitişlerle ilgili olması muhtemeldir.

    Belki bu dönemde sağlıklı özgürleşebilmek için öğrenmemiz gereken, öncelikle kendimize merhamet edebilmektir. Merkür’ün Balık burcunda gerilemesi, acımasızca zorlandığımız bu dönemde içimizdeki merhametli tarafımızı ortaya çıkartmamızı istiyor olabilir.  Bir de böyle bakın bu hafta Yeni Ay’a.

  • GEÇMİŞTEN KOPABİLMEK

    GEÇMİŞTEN KOPABİLMEK

    2011 yılından bu yana birey olma ve özgürleşme ile ilgili sancılı bir süreç içerisindeyiz. Olayları yaşarken tam olarak adlandırmak pek mümkün olmuyor. Tıpkı kaynayan suyun içindeki kurbağa gibi suyun değişen sıcaklığını fark edemiyoruz. Her şey olup bittikten sonra geriye baktığımızda idrak edebiliyoruz ancak. Eminim hatırı sayılır değişiklikler yaşanmıştır son 8 yılda. Kimi dostluklar, ortaklıklar, evlilikler bitmiştir. Ölüm gibi gelen terk edişler, hatta yuva bellediğimiz ülkelerden bile ayrılıklar olmuştur. Bunların hepsi aslında gerçek bireyliğimizi, otantik kimliğimizi bulabilmek adına yaşadığımız güçlükler. Ruhun tekâmülü için tekdüzelikten kurtulmamız gerekiyor.

    Genelde insanoğlu alışkanlıklarından vazgeçmez ve kolay olanı yapmaya çalışır. Şimdi bu tekdüzeliğin yıkılma zamanı. Hiç kimse zorlanmadıkça içindeki gücü uyandıramaz, çünkü o gücün varlığından bile habersizdir. Hayat bize gerçek gücümüzü hatırlatmak için bazı seçenekler sunar. Şu anda böyle bir eşikten geçiyoruz. Önümüzde karar vermesi çok zor olan seçenekler var.

    İşin ilginç tarafı ise evrenin akıl yoluyla seçim yapmamıza olanak tanımaması. Öyle ki rasyonelliği destekleyecek bir element veya gezegen enerjisi yok gökyüzünde. Yani bize ruhun ihtiyacına kulak ver mesajı geliyor yukardan. Hem teslimiyeti hem de gerçek yuvanın ve güvenliğin adresini öğretiyor hayat. Nasıl mı?

    Şöyle düşünebiliriz sembolizmi; Zodyak’ın ilk burcu Koç burcudur. Atılganlık, cesaret, ego, bireylik, kendi isteğini gerçekleştirmek. Balık ise Zodyak’ın son burcudur yani Koç’tan önceki burçtur. Teslimiyet, merhamet, fedakarlık, kaosun içindeki düzeni görmekle ilgilidir.  Güneşin ufuktan doğup yükselmeye yani görünür olmaya başlaması Balık burcunun hayat alanıdır. Alacakaranlık anı ise Koç burcunun hayat alanıdır. Bu sebeple, ruhu her zaman gerçek huzur ve dinginliği bulabilmek için egonun önüne koyarız. Ego her zaman her istediğini yapsa da biraz karanlık taraf barındırır içinde.  Bu dönemde gökyüzünün bize öğretmeye çalıştığı, gerçekte ruhumuzun ne istediğidir. Kimliğini bulmak ve birey olmaktan kastettiğimiz de tam olarak budur.

    Özellikle Balık burcu enerjisi ile duygular biraz daha yoğunlaşacak ve yaşam kalitemizi sorgulayacağız. Geçmişin hayaletleri ve hesaplaşmaları ile mücadele edeceğiz. Amaç kendimize duygusal işkence çektirmek değil elbette. Bu sorgulama olmaksızın ruhumuza iyi gelecek olan yeniyi hedeflemek mümkün olamaz da ondan.. Bilinçli aklın isteklerinden özgürleştiğimiz zaman ruhun ihtiyacına odaklanabiliriz.

    Geçen yaz ( 2018 Temmuz - Ağustos ) başlayan olayların nedenini görüp anladığımız bir haftanın içindeyiz. Bugünün sorusu ise ortaya çıkan bu gerçeklikle devam edecek miyiz? Yoksa yeni bir yol mu çizeceğiz? Düzeltebileceğimiz yerler varsa sorun yok ancak düzeltilemez olanla uğraşmaya devam ediyorsak, kurtarıcı olmaya çalışırken kurban olabiliriz.

    Hepimiz kendimize güvenli ve şefkatli bir yuva ararız, güvenlik ihtiyacı insanoğlunun en temel ihtiyacı sonuçta. Ancak gerçek yuvayı, sağlam içsel yapılar kurduğumuz zaman bulabiliriz. Bu da kendimizi duygusal olarak kuvvetlendirebildiğimiz zaman olabilir. Nasıl mı; iç sesine kulak verip zor da olsa ilk adımı attıktan sonra, karşılaşacaklarına razı olarak!

    İyi haftalar.

  • HAYATIN RİTMİ

    HAYATIN RİTMİ

    Başak dolunayı, gerçeklikle hayal arasında gidip gelme temasına damga vurdu bu hafta. Günlük hayatın ritminde düzeltmemiz gereken alanlar üzerinde çalışmamız gerekiyor.  Kendimizi gerçekliğe ayarlama zamanı şimdi. Kafa karışıklığı, geçmişe dönmek, hatıralar derken odağımız kaymış olabilir. Hayatımızda büyük veya küçük değişikliklerin yapılması gereken bir süreçten geçiyoruz. Sözünü ettiğimiz değişim, yeni olana adapte olabilmek. Yeni plan ve projelerin hayata geçirilmesi için eski ile vedalaşıp helalleşmeyi bilmek gerekir. Geçmişin yükleri ile ileriye yol alabilmek nerdeyse imkansızdır çünkü. Gökyüzüne değişim enerjisi hakim. Öncü ve değişken burçların enerjisiyle pek çok şey değişecek hayatımızda. Hayat ileriye evrilmek ister her zaman. Ancak bizler mevcuda sıkı sıkıya sarılmak isteriz ve değişmek istemeyiz.

    İçsel olarak bir şeylerin değişmesi gerektiğini biliyoruz hepimiz, ancak neyi nasıl yapmamız gerektiği ile ilgili şüphelerimiz var. Tam olarak çıkış yolunu bulmakla ilgili karışık duygular içindeyiz. Geçmişin ve alışkanlıkların hayaleti çöker böyle durumlarda insanın üzerine. Geçmişe sıkı sıkı tutunmak sahte bir güven duygusu verir. Ne de olsa gelecek bilinmeyendir. Bizi bekleyen belirsizlik korkutur ve adım atmak istemeyiz. İşte o anda felç eden korku teslim alır hepimizi. Ki bu da son derece insani bir durumdur. Amaç bu noktada gerçekte neye teslim olduğumuzu bilmektir. Korkunun da dozunda olması gerekir.

    Şu anda gökyüzünde geri giden gezegen yok. Değişken ve öncü burçlar hakim atmosfere. Bu rüzgarı arkaya almayı kim istemez ki. Ancak tereddüt ve şüphe en büyük dezavantaj şu anda. Hatta orta yolu bulma çabalarında olumsuzlukla karşılaşmak, sunulan projelere hayır denmesi, çözüme giden yolda aşılamaz engeller sunulması, fikir ayrılıkları bizi kendimizden şüphe etmeye sürükler. Başka bir deyişle gerçekler ve hayaller arasında gidip gelmek diyebiliriz bu duruma.

    Daha önceki yazılarımda da vurgulamıştım. Şimdi Balık burcu zamanındayız. Merkür de yaklaşık iki ay kadar Balık burcunda kalacak. Akıl yoluyla yön bulma zamanı değil. Gökyüzünün bize öğretmeye çalıştığı, sezgilerin de önemli olduğudur. Hayatınız boyunca aklı yücelterek yaşadıysanız şimdi ruhunuz yeni bir şeye yelken açacak demektir. Aklınız size oyun oynayabilir dikkatli olun. Şimdi evren size sembolleri yorumlamayı öğretiyor. Hayatın önünüze getirdiklerine odaklanıp anlam aramaya başlayabilirsiniz. Belki şu şekilde anlatmak daha açıklayıcı olabilir; bir ormanın içinde kayboldunuz ve cep telefonunuzun şarjı yok, çalışmıyor. Düşünsenize “Google” a ulaşıp hiçbir şey soramıyorsunuz, “yandex” çalışmıyor!. Felç!

    Ne yaparsınız?

    Elbette o anda gerçek kaynağa ulaşmak zorundasınız. Daha büyük bir aklın varlığını hissedersiniz. Hemen iç sesinize kulak verirsiniz. Gerçek arama motoru ilahi olan ile bağlantıdaki yanımızdır. Kısacası etrafınızdaki işaretleri okumaya başlarsınız. Hangi bitkiyi yemelisiniz? Kuzey, güney ne taraf? Hangi bitkiyi yaraya sürmeniz gerekir? Susuzluğu nasıl giderebilirsiniz? O anda “ben hareket etmeyeyim bu ağacın altı güzel, burada beklerim” demek şansınız yoktur. İlerlemek yol almak zorunda olduğunuzu bilirsiniz hayatta kalmak için. Şu ana dönecek olursak; şimdi ilerleme zamanı! Bu haftaki dolunay Balık – Başak aksında, yani değişken burçlarda oldu.

    Başak; hayatın ritmi, günlük akış, düzen, hizmet

    Balık; kaos, kurban/kurtarıcı, ilahi olana teslimiyet

    Yani bu dolunayla birlikte gökyüzünün mesajı; hayatının ritmini değiştir. Günlük akışındaki ayarlamaları yap, düzletilemeyecek olanı düzeltmekle uğraşma. Yeni bir sistem kur. Kaosun içindeki düzeni gör ve ilerle. Geçmişin yüklerini temizle. Silkelen, arın ve ilerle.

    İyi hafta sonları.

  • BAŞARISIZLIKTAN KORKARAK BAŞARIYA ULAŞILAMAZ, İZİN VER YENİ PERDE AÇILSIN!

    BAŞARISIZLIKTAN KORKARAK BAŞARIYA ULAŞILAMAZ, İZİN VER YENİ PERDE AÇILSIN!

    Bu hafta astrolojik olarak oldukça ilginç bir hafta. Kapanış ve bitişlerin vurgulandığı bir enerji hakim atmosfere. Gerçek bir test dönemi geçirdik geriye dönüp baktığımızda. Belki de hala bitmedi sınavımız. Verdiğimiz sınav bireyliğimizi oluşturmak ve kendi yaralarımızı sarmakla ilgiliydi.

    Yeni bir yol haritası çizmek ve ilerlemek için eski yüklerden kurtulmak atmamız gereken ilk adım. Ne kadar zeki olursak olalım, Ne kadar cin fikirli veya hazır cevap olursak olalım, fark etmez. Hepimizin bir yumuşak karnı vardır bu hayatta. 2011 yılından bu yana hayata ne kadar güvendiğimiz konusu sınandı. kabulleniciliğimiz test edildi. Şimdi bireyliğimiz ve cesaretimiz konusunda sınavdan geçeceğiz.

    Birey olabilmemiz ve kendimizi gerçekleştirmemiz için sağlam kanılarımızın olması gerekir. Bu alanda yeni sayfaların açılmasını istiyorsak “güven” ve “inanç” temalarının üzerinde düşünmeye ihtiyaç var.  “İlahi plana güveniyor muyuz?” ve “kendimize inanıyor muyuz?” geçen hafta http://didemcan.com/uyanmak-icin-uyumaya-hazir-olun/ yazımda da bahsettiğim gibi Merkür’ün Balık burcuna geçişiyle birlikte akıl yürüterek aradığımız cevapları bulmak çok mümkün değil. Önümüzdeki dönem biraz siste yürümek ve yön bulmaya çalışmak gibi. Kafa karışıklığı, aşırı duygusallık, emin olamamak, geçmişe takılı kalmak gibi durumlarla baş etmek zorunda kalabiliriz. Hatta ilişkimizde gerçeklerle yüzleşmek ve engellerle karşılaşmak da canımızı yakan konular arasında olabilir. İşte bu nokta da asıl konu “Kendini ilahi plana teslim edebiliyor musun?”..

    Bizi bilgeleştiren dersler, canımızı en çok acıtan yaramızdan gelir. Hepimizin hayatında iyileşmeyen ve tekrarlanan bir kısır döngü vardır mutlaka. İçimizdeki ucubeyi kabul edip, sarmalayabiliyor muyuz?.. İşte ilahi plan burada devrede giriyor.

    Bu hafta gökyüzüne bitişlerin ve yeni başlangıçların enerjisi hakim.

    Sevgililer günü haftasının böyle bir enerjiyle yaşanması da hayli ilginç. Sağlam ve köklü ilişkiler için sorun yok zaten. Ancak bir küs bir barışık ilişkilerde gözden geçirilmesi gereken bazı detaylar varsa gökyüzü bu noktaya ışık tutacaktır, dikkat!

    Dürüstlük güvene dayalı ilişkinin temelini oluşturur. Venus Saturn kavuşumu özellikle Oğlak burucundayken; samimiyet ve sorumluluk ilkesiyle hareket etmemizi ister. İyi ve güzel olan zaman alır. Şarabın yıllanması, elmasın toprağın altında kristalize olması gibi, ilişki de zamanla ve emekle örüldüğünde gelgitlere, dalgalanmalara meydan okuyabilir.

    Şimdi Mars Boğa’dayken yavaşlama ve kök salma dönemi. Şekil verip, üretme dönemi. Başka bir bakış açısıyla; geriye dönmek, kendinden tereddüt etmek, bahaneler üretmek zamanı değil. He ne kadar korksak da, ilişkinin gerçekleriyle yüzleşme zamanı. Neyi filizlendirmek, neye başlamak istiyorsak o konuyla ilgili gerçeklerle yüzleşme zamanı. Akıl yürüterek çıkış yoluna ulaşamayacağımız bir gerçek. Bu gerçekler veya engeller ilahi planın bir parçası sadece..

    Yalnız kalmaktan, parasız kalmaktan veya kabul görememekten korkarak yeniye adım atılamaz. Başarısızlıktan korkarak başarıya ulaşılamaz.

    İkinci perdenin başlaması için ilk perdenin kapanması gerekir. İzin verin yeni perde açılsın!

  • UYANMAK İÇİN UYUMAYA HAZIR OLUN

    UYANMAK İÇİN UYUMAYA HAZIR OLUN

    Bazen olayları yaşarken o kadar içselleştiririz ki, olayın kendisine değil, bizi acıtan tarafına odaklanırız. Acıyı kendimizce dindirmek için de karşı tarafı suçlayıp, kendimizi rahatlatmaya çalışırız. Gökyüzünün son birkaç aydır hatta yaklaşık iki yıldır enerjisine bakarsak yıkıcı diyebileceğimiz olaylarla boğuşuyoruz. Yaşanan sinir bozucu olayların nedeni basit anlatımla, etrafımızdaki işaretleri görebilmeyi öğrenmek.

    Bu haftanın geçen haftadan farkı gelişen olayların hızının yavaşlaması olacak. Şu ana kadar gerçek arzuların ve tatminkar ilişkilerin nasıl olması gerektiğine dair bir fikre varmış olmayız. Hatta uygulamaya konmuş kararlarımız bile olmuştur. Biz gönüllü değilsek de gelişen olaylar bizi aksiyon almaya zorlamış olmalı. İşten ayrılmak, beğenmediğimiz muhitten taşınmak, ortaklığı ya da ilişkiyi sonlandırmak, şehir değiştirmek gibi radikal kararlar söz konusu olan. Yani aslında hayatı kökten değiştirecek olaylardan, hatta bizi geçmişimizden kopartacak olan değişimlerden bahsediyorum.

    Merkür 17 Nisan tarihine kadar pek de rahat olmadığı Balık burcunda artık. Ocak ayının son gününden bu yana olan olaylar önümüzdeki 2 aylık periyotta zihnimizi hep meşgul edecek. Şimdi bilgiyi eve getirmek zamanı. Yani idrak etmek, kavramak zamanı.

    Gökyüzü bizden büyümemizi istiyor. Büyümek geleceğimizle ilgili zor seçeneklerle yüzleşmek demek. Artık kendi adımıza bir karar vermek demektir.  Kendimizden emin olamadığımız “doğru mu yapıyorum?” “eyvah, kafam çok karışık” diye kıvrandığımız bir dönem bu dönem. İşte cesaret bu noktada gerekli. Herkes dingin ve açık sularda tekne kullanabilir. Önemli olan siste, ve fırtınalı sularda tekneyi batırmadan limana yanaştırmaktır.

    Akla güvenmek ve mantıkla karar almaya çalışmak nafile.. Üzgünüm ama bizden daha büyük bir akıl var yukarda. Şimdi iç sesine güvenmek, sembolleri okumayı öğrenmek zamanı. Önümüzdeki haftadan sonra Güneş’in de Balık burcuna geçmesiyle birlikte ortam iyice bulanıklaşacak. Şüphe, kararsızlık, endişe, sürüklenme hissi ağır basacak. Geçmişin tüm acıları ve koşullanmaları, dinmeyen yaralarımız hepsi bilince çıkacak. Belki de geçmiş ve pişmanlıklarımız tüm ağırlığı ile üzerimize çökecek. Ama dediğim gibi bunun bir tek amacı var; o da etrafımızdaki işaretleri doğru okumayı öğrenmek. Önümüzdeki günlerde Merkür retrosundan korkmak ve onu suçlamak yerine ondan öğrenmeye çalışabiliriz. Kendi yaramızı iyileştirmeyi öğrenme zamanıdır şimdi. İç sesimize kulak verebilmek  ve aynı zamanda yaratana teslim olmaya gönüllü olmak işin ilk adımı olabilir.

    “Duygu, aklın esiridir. Fakat bil ki, akıl da ruhun eseridir”  der Mevlâna. Ruha ulaşabilmek için zihni biraz durduracağımız günler bu günler..

    Cesaretle dümene geçtiğinde, limana ulaşma ihtimalin var demektir. Belki de tekneyi kullanabildiğini görmen gerekiyordur, kim bilir..

    İyi hafta sonları.

  • Dahi olmak mı dediniz?

    "Dahi" olmak mı dediniz?

    Tam gece yarısı Kova Burcunda bir yeniay gerçekleşiyor. Yazılarımı takip edenler bilirler, uzun zamandır gezegenlerin kendi yöneticiliklerinde oldukça güçlü olduklarını yazıyorum, hatta ilahi bir planın içinde olduğumuzdan bahsediyorum. İşte şimdi bu gece meydana gelecek olan Kova Yeni ayı da tam Neptün ve Saturn’ün orta noktasında meydana geliyor. Bana göre evrenin mesajı çok açık;

    İdeallerini gerçekleştirmek için gerekli olan her şey önünde, uzanıp alman için gerekli olan ilhamı ve gayreti veriyorum. Parçaları birleştirmek senin işin!

    Konu çok basit; kendi iç sesimize inanmamız ve güvenmemiz! Soru soran akıl için cevap her zaman ortadadır. Açık ve net bir iletişim içinde olduğumuz zaman, bizi hayallerimize ulaştıracak kişilerle ve çözümlerle karşılaştıracak olan ortam kendiliğinden oluşabilir. Sadece bunun olmasına izin vermemiz gerekir, hepsi bu.

    Kova burcu için her yerde dahilerin burcu yazar. İşin aslı “dahilik” aşırı zeki olmak değildir. Deha yeniyi düşünmek yani mevcut problemleri yeni yöntemlerle çözebilmek, düşünülmemiş teknikler uygulamaktır. Zeka dahilik için bir araçtır sadece. Bu durumda vizyonumuz için gerekli olan ortamı oluşturmak yani bizi hedefe götürecek olan planın parçalarını tek tek birleştirmek zamanıdır şimdi.

    Sizin burcunuzun Kova olup olmaması önemli değil. Şu anda Kova enerjisi hakim gökyüzüne. Yani bu enerjiyi kullanmak ve fırsata dönüştürmek bizim elimizde. Burcunuz ister Kova olsun ister olmasın. Sonuçta bu enerji hepimizin hayatının bir yerinde parlıyor mutlaka. Sorun şu; bir ayağın içerde bir ayağın dışarda mı yaşayacaksın hayatını? Yoksa hayallerini inşa etmek için önünde duran fırsatları uzanıp alacak mısın cesaretle?

    Herkes dahi olmak ister, dahi olmak için soru sormak ve cevabına açık olmak gerekir. Benim gökyüzünden okuduğum mesaj; hepimiz için “idealleri gerçekleştirme” potansiyeli var. Bunu harcamak inanın yazık olur. “Ben kararlıyım, hayatımda değişiklik istiyorum” diyorsanız eğer;

     İlk soruyu kendinize sormalısınız: “En çok istediğim şey nedir?”

    Cevabınız hazırsa, ikinci soru: “Bunun için bana ne lazım?”

    Bunun cevabı da hazırsa, son soru: “İlk eylemim ne olmalı?”

    Kova iş birliği ister, gruplar içinde eşitlik ilkesi arar. İçinde bulunduğumuz ortamlarda kendimize ait özel alanlar yaratabilmek en büyük özgürlüktür. Eğer hiçbir şey yapamıyorsak belki bunu yapabiliriz bu yeni ayda. Nefes alabileceğimiz, sadece bize ait olan küçücük özgürlükler ilerde bireyliğimizi oluşturan tohumlar olabilir.  

    Zodyak’ın bilgesi Jupiter; fırsatlar ve inanç ile

    Mars ve Uranus birlikte; yeniye doğru farklı savaşma taktikleriyle

    Merkür; farklı düşünme teknikleri ve açık fikirleriyle

    Saturn; uzun soluklu hedef ve odaklanma gücüyle

    Neptün; ilahi kaynaktan gelen ilhamlarla bu yeniayın yanında….

    Elbette bu kadar kolay ve hazır olamaz hiçbir şey. Savaşçının önünde engeller olacak her zaman. Engeller olmazsa içimizdeki dahi nasıl uyanabilir ki, düşünsenize. Sorun olmalı ki çözümünü arayalım. Çözüme ulaştığımızda, artık kendi evrenimizde biz de birer dâhiyizdir.

  • BEDEL ÖDEME ZAMANI

    BEDEL ÖDEME ZAMANI

    Tehlikelerin karşısında sığınak bulmak için değil, onlarla yüzleşirken korkusuz olabilmek için dua edeyim.

    Kederimin dinmesi için değil, yüreğimin onun üstesinden gelmesi için yalvarayım.

    Hayatın savaş alanında müttefiklere değil, kendi gücüme güveneyim.

    Kurtarılmak için endişeli bir korkuyla yakarmadan, özgürlüğümü kazanmak için sabır dileyeyim.

    Merhametini yalnızca başarılarınla hisseden bir korkak olmamayı ihsan et bana.

    Başarısızlıklarımda da senin dokunuşunu duyabileyim.

                                                                 Rabindranath Tagore, Fruit-Gatherings

    Bu ay biraz yoğun bir enerji ile başladı. Güç savaşlarının ve kazanma duygusunun iliklerimize kadar işlediği bir ay olacak. Bu sebeple yazımda 1913 yılında Nobel Barış Ödülünü alan Hintli şair Tagore’nin dizelerini paylaşmak istedim.

    Gökyüzüne aynen bu dizeleri anlatan bir enerji hakim bu ay. Yani savaşçı enerji, teslimiyet, cesaret, özgüven, içsel güç. Tamam bir güç savaşı var bu kesin ama savaşçı doğru yerde mi savaşıyor?

    Günlük hayatta yoğun bir karmaşanın içinde kendi derdimizle boğuşarak geçiriyoruz günleri ve saatleri. Belki de çok uzun zamandır kendimizi bir kapsülün içine hapsettik ve farkında olmadan otomatik pilotta yaşıyoruz hayatımızı. Nedir bu kapsül? Kaybetme ve yüzleşme korkusuyla kendimizi hapsettiğimiz kapsül. Kazancımızın azalması veya iş bulamama korkusuyla sevmediğimiz işi yapmak. Yüzleşme veya yalnızlık korkusuyla partnerimizden ayrılamamak. Eleştirilmek korkusuyla arkadaşlarımıza dürüst olamamak. Örnekleri çoğaltmak mümkün elbette.

    Her şeyin düzeleceğini ummak dönemi geride kalıyor artık bu aydan sonra. Şubat ayı büyük değişimlerin başlayacağı ay. Bugüne kadar bastırdığımız her sorun artık bir şekilde yüzeye çıkıyor. Halının altına süpürülmüş konular, bir dargın bir barışık giden ilişkiler, psikolojik savaş dönemi artık kapanıyor.

    Eğer bugüne kadar kadercilik oyunu oynayıp, kendimize acıyarak geçirdiysek günlerimizi, üzülerek söylemem gerekir ki yolun sonuna gelindi. İstesek de istemesek de yüzleşmek zorunda kalacağız. Yüzleşmenin tarzı ise bize bağlı. Gerçek bir açık kavgaya girerek olayları gereksiz bir güç savaşına çevirmek bir ihtimal. Ya da özgürlüğü ifade edecek şekilde ilişki kurarak yenilenmek mümkün.

    Bana göre Şubat ayında Venus ve Mars’ın sahnede rolü daha fazla. Bu iki gezegene şöyle bir bakınca, ilişkilerin oldukça kritik bir süreçten geçtiğini söyleyebilirim. İster ayrılık ister yeni sevgili olsun hayatımızda, fark etmez. Ana tema bizim bugüne kadar tüm yaşadıklarımızdan ne öğrendiğimizdir. Biz değişmediğimiz yani geçmişten öğrenmediğimiz sürece yeni olanın hayrını da görmemiz mümkün olamaz. Yine aynı kısır döngü ile yaşar dururuz.  

    Bu ay bastırdığımız ve yüzleşmek istemediğimiz temaların bir şekilde karşımıza çıkması söz konusu. Biraz acıtabilir yaşanacak olanlar ama yüzleşebilirsek ve doğru üslupla konuşabilirsek çözüme ulaşmak da mümkün. Günün sonunda Pluto ‘dan yani yeraltı tanrısından bahsediyoruz. Elbette kolay olmayacak önümüze çıkarttığı sorunlar. Pluto acı gerçeklerle öldürür!  Diğer taraftan zamanın efendisi Saturn var uğraşmamız gereken. Yani anlatmaya çalıştığım; bu ay hesap ödeme zamanı, yüzleşme zamanı. Geçmiş ile hesaplaşma zamanı. İster sevgili, ister eş, ister ortak, ister arkadaş. Şimdi geçmişin hesapları yapılmalı ve ileriye devam edilmeli.

    Venus bu ay başında galaktik merkezde Uranus ve Kayron ile etkileşim halinde. Başka bir deyişle artık bulunduğumuz evrenden çıkıp farklı bir bilinç seviyesine yükselme zamanı. Yani artık büyüme zamanı. Ne demek büyümek? İçimizdeki ucubeyi sevmeyi, kabullenmeyi becerebilmek demek.  Ancak o zaman ilişkilerimizde özgürleşip doyuma ulaşabiliriz. Bunun ilk adımı önce kendimizle dürüst ilişki kurabilmekten geçer. Önce kendimizle barışalım da sevgili arkasından gelir zaten… Bana göre en zor savaş insanın kendisiyle olan savaşı zaten.

    İyi hafta sonları.

  • İPİ GÖĞÜSLEMEYE HAZIR MISINIZ?

    İPİ GÖĞÜSLEMEYE HAZIR MISINIZ?

    Haftaya karmaşık duygularla ve melankolik bir enerji ile başladık. Güneş Kova’da pek de rahat olmadığı bir burçta. Ay da aynı şekilde hiç rahat etmediği Akrep burcunda. İsteksizlik, geri çekilme, hiçbir şey yapmak istememek gibi duyguların hakim olduğu günler Pazartesi ve Salı. Ancak hazır olsak da olmasak ya da hoşumuza gitse de gitmese de bazı gerçeklerle yüzleşeceğimiz bir haftadayız.

    Güneş ışıklarının Kova temalarını aydınlattığı bu dönemde, özellikle içinde bulunduğumuz grupların, sosyal çevremizin bizi ne kadar hedeflerimize ulaştırdığı veya takım çalışmalarına ne kadar uyumlu olduğumuzu sorguluyor olabiliriz. Özellikle haftanın ilk günleri duygusal tansiyonun fazlasıyla hissedileceğini söylemek mümkün. İlerleyen günlerde olaylar hız kazanacak ve hoşumuza gitmese de bazı kararların alınması gerekecek.

    Gerçeklik/netlik arayışı ve tabuların yıkılması, geleceğe dair planlarımız için bize yol gösterici olacaktır. Soru soran akıl için gerçek ayan beyan ortadadır denir ya, işte bu anda karşımıza çıkan fırsatları görmeyi bilmek de önemlidir. Bizim dışımızda gelişen olaylara seyirci kalıp değişime direnmek, bizi ulaşmak istediğimiz yere götürür mü bilemem. Belki de zamanı gelmiş olan kapanışları yapabilmektir asıl cesaret.

    Eğer hala soru işareti, emin olmamak ve duygusal baskı hissediyorsak, kendimizi ilahi plana bırakamamışız demektir. Bugüne kadar getirdiğimiz ve bizi yarına taşımayacak olan sistemi koruma çabası içinde olmak fayda sağlar mı bilmem...  

    Hafta sonuna doğru her şeyin hız ve netlik kazanacağı ve duygusallıktan çıkacağımız kesin. Eğer bazı kararlar alınacaksa ve bazı adımlar atılacaksa bu hafta sağlığa, aşırı stres ve yorgunluğa dikkat..

    Çarşamba ve Perşembe günleri Güneş Merkür kavuşumu hem sinir sistemine baskı yapacak hem de gerçeklerin ortaya çıkmasına, bazı temaların bilince yükselmesine, farkındalığın artmasına neden olacak. Başka bir deyişle gerçekler dile gelecek. Kelimelerin seslendirilmeye, fikirlerin kendini göstermeye ihtiyacı olacak hafta sonuna doğru. İstesek de istemesek de söylenmesi gerekenler söylenecek.  Olaylar hız kazanacak hazırlıklı olmakta fayda var. Nasıl mı? Elbette önce sağlığa dikkat ederek. Bu hafta kendimizle ilgilenme haftası. Maraton koşucuları koşuya başlamadan önce esneme yapar ve bedendeki tüm kas gruplarının yeterince ısındığından emin olur. İşte aynı sorumlulukla önce bedenin ihtiyaçlarını karşılayıp sonra hayatı göğüslemeye doğru ilerlemeliyiz.

    İyi haftalar.

  • ANLAMAK VE GELECEĞE YOL ALMAK

    ANLAMAK VE GELECEĞE YOL ALMAK

    Son zamanlarda konuştuğum herkes adını koyamadığı bir sıkıntı halinden bahsediyor. Genel bir şikayet ve umutsuzluk hali var. Mümkün olsa istisnasız herkes havlu atmaya hazır. İşimiz var, karnımız tok, sıcak evimizde oturup, televizyon seyrediyoruz. Nedir o zaman bu şikayetin sebebi? Ne olsa mutlu hissedecektik acaba? Ya da neden sebep gösteremiyoruz bu ruh haline?

    Geçen sene yaz döneminde başlayan tüm olayların birikimi bu ruh hali. Yaz aylarından bu yana yaşadıklarımız, hoşumuza gitse de gitmese de, bir zemin oluşturdu bizi bekleyen değişim için. Belki olayların stresi ve şoku nedeniyle anlam vermemiş olabiliriz yaşananlara. Şimdi bu hafta Ay tutulmasının ardından anlam kazanacak her şey.

    Bu haftanın teması idrak! Artık soru işareti kalmayacak hiçbirimizde. Evren sürekli devinim halinde biliyorsunuz. Bu hafta Güneş’in ve ardından Merkür’ün Kova’ya geçmesiyle yaşananlar biraz daha anlamlı hale gelecek ve parçalar oturmaya başlayacak. Ekim ayından bu yana iletişim gezegeni Merkür pek de mutlu değildi yolculuğundan ancak şimdi Kova burcunda daha rahat. Hızlı, hareketli, bağlantı kurabilir halde. Bu sebeple anlamaya başlayacağız hayatımızda olup bitenleri.

    İleriye, yeniye, daha yüksek bilince ulaşma zamanı şimdi. Daha büyük bir mutluluğun arayışındayız bu günlerde.  Bizi gerçek doyuma götürecek olanı anlamayı ve bu doyuma ulaşmamızı sağlayacak olan fırsatları görebileceğimiz enerjiler hakim gök yüzüne. Bu tutulmayla birlikte içinde bulunduğumuz çevrenin, yani bizi sarmalayan yakın çevrenin artık bize hizmet etmediğini anlayacağımız bir idrak haftası bu hafta.

    Hafta başından bu yana olup bitenler bizi acıtsa da, bazı kişilerin hayatımızdan çıkması söz konusu olabilir. Peki neden böyle olmak zorunda? Neden isteyerek ya da istemeyerek alıştığımız ya da sevdiğimiz kişilerden ayrılmak zorunda kalalım ki?  Gelişimimizin bir parçası olan yaşam döngüsü böyle de ondan. Vadesi gelen her şeyin kullanım süresi bitmiş demektir. Evren boşlukları sevmez, biz büyüdükçe bize uyumlu insanları hayatımıza çekeriz. Bunun için eski yol arkadaşlarımızın da kendi yoluna gitmesi gerekir. Bu haftanın teması bu. İlişkilerdeki yol ayrımı. Ay’ın Terazi burcuna girmesiyle birlikte üstü örtülü temalar açığa çıkacak mecburen.

    Başka bir bakış açıyla değerlendirirsek ilahi bir plan işliyor diyebiliriz. Ağır giden gezegenler bulundukları konumlarda çok kuvvetliler. Bizi de olmamız gereken yere, kadersel plana çağırıyorlar.

    İlginç olan şey; hem idealler ve inançlar arasındaki ikilem, hem de gerçeklerle hayaller arasındaki bağlantı enerjisi hakim gökyüzüne. Ne demek şimdi bu? Nasıl yorumlayalım bu enerjiyi?

    Bir insanın vizyonunun olması için hayal gücü şarttır. Kurduğumuz hayale ulaşmak için o hayale önce kendimiz inanmalıyız. Bu hayali oturduğumuz yerden, sadece düşünerek beslemek tek başına yeterli olmaz. İlk adımı atabilecek cesaret ve o adımları oluşturan sağlam, uzun dönemli plan gerekir. İşte böyle bir enerji var aslında gökyüzünde.

    Neptün sezgi ve ilham, özlem, ilahi plan, umut

    Jupiter; inanç, yayılma, bilgiyle büyüme, mutluluk

    Saturn; amaç, çaba, sorumluluklar, gerçekleştirmek

    Bu durumda bize düşen. Yaşanan zorluk ve güçlüklerin arka planında daha büyük bir gelişim fırsatı olduğunu görebilmek. Ağlayıp sızlanmak yerine yakın çevremizdeki değişimleri kabullenip, bizi ileriye taşıyacak olan hayallerimizi beslemek. Yani çaba ve gayretle adım adım hedefe ulaşmak.  

    Şimdi Kova enerjisi bizi yukarıya daha üst bilince çağırıyor. Aydınlanma ve idrak dönemi. İhtiyacımız olan şey vedalaşmayı kabul edip, yeni bir planla ilerlemek. Geçmişe değil geleceğe bakmak!

  • KALBİN İSTEĞİNE SON ÇAĞRI

    KALBİN İSTEĞİNE SON ÇAĞRI

    Bu haftaya Ay tutulması ile başlıyoruz. Duygusal krizler ve sonlanmalar dönemi. Tek başına Ay tutulmasının hazırladığı olaylarla baş etmek yeteri kadar zorken, diğer gezegenlerin de olaya dahil olmasıyla birlikte işler biraz daha hızlanacak diyebiliriz.

    Sanırım herkes büyük bir değişimin içinde olduğumuzun farkında artık. Günlük haberleri, ekonomiyi veya dünyada olup biten şeyleri takip etmeyenler bile değişimi hissetmeye başladılar. Uzun zamandır gökyüzüne bu kadar güçlü enerjiler hakim olmamıştı.

    Ay tutulması sonlanmaları ve duygusal krizleri temsil ettiğine göre cevaplanması gereken bir tek soru var;

    “Nedir sonlanması gereken şey ?“ 

    Açık yüreklilikle bu soruları kendimize sorup, dürüstçe yanıtlamamız gerekir.

    Aksi taktirde bu haftanın “cesaretle ilerle ve hedefine ulaş diyen” enerjisinden faydalanmamız mümkün olamaz. Çünkü Ay düğümlerinin tutulma haftasında başlayan seyrine bakacak olursak, hiç de kolay bir sınavla karşı karşıya değiliz inanın.

    Bir taraftan tamamen yeniye, ileriye daha büyük hayallere doğru gitme peşindeyiz, diğer taraftan ise geçmişimizin hayaletleri arasında sıkışmış gibi hissediyoruz.

    Sorun şu ki bugüne kadar ihmal edip biriktirdiğimiz problemlerimizi çözmeden ilerleme şansımız yok.  Gökyüzü, evladını terbiye etmeye çalışan anne gibi bu hafta.. “Yemeğini bitirmeden sofradan kalkamazsın” ya da “ödev bitmeden cep telefonu yok” gibi bir atmosfer var yukarıda. Sözü edilen görevler geçmişin sorunlarını çözmek. Bunlar kendi yarattığımız sorunlar aslında bu sebeple çözmek de bizim işimiz elbette.

    Oğlak burcundaki dizilim bilinçaltı temalarımızı, tüm korkularımızı ve güvensizliğimizi açığa çıkabilir hazır olun. Gizlediğimiz duygular, düşünceler, geçmişin açtığı gömmek zorunda olduğumuz yaralar bu tutulmayla birlikte açığa çıkabilir.  İstesek de istemesek de gerçekler tüm çıplaklığı ile gözler önüne serilebilir. Hatta işittiğimiz cümleler silah gibi yaralayıcı olabilir. Bu tutulma keskin bir dönemeç. Yeniye açılan bir kapı. Tek şart geçmişimizle yüzleşmek ve ilerlemek için cesaretli olmak.

    Kolay olacak mı derseniz, elbette olmayacak. Almak zorunda olduğumuz kararlar çok zor kararlar ve uygulaması yoğun çaba gerektirebilir. Ay tutulması Aslan burcunun 0 derecesinde olacak. Yöneticisi Güneş İse Kova burcunda..

    Şimdi can alıcı soruya gelelim; Bu tutulmanın anlamı nedir?

    Aslan; sahne benim! ben istediğimi alırım, mutlu olmak ve iyi hissetmek istiyorum, bütün ilgi benim üzerimde olmalı, beni şımartmalısın.. derken

    yöneticisi Güneş ise Kova burcunda Aslan’ın istediği cesareti gösteremez. “Dur bakalım, ben sana güvenmiyorum” diyerek bir adım geri çekilmek ister. Kovanın bir ayağı içerde bir ayağı dışardadır. Durup değerlendirmek ister. Başka bir yolu olabilir diyerek düşünmek ister. Aslan’ın canlı ve neşeli halini Kova’da göremeyiz.

    Kısacası Oğlak burcunun bizi geçmişe ve bilinçaltı gölgelerine, korkulara, şüphe ve kuruntulara çeken eğilimini de düşününce işimiz kolay değil. Ancak, bizi tutan engelleyen temaların farkına varırsak çözümü daha kolay görebiliriz.  Bir sonraki adım ise sadece ilerlemek için cesaret. O adımı attığımız anda artık yoldayız demektir.

    Aslan kalbi yönetir. Aslan burcundaki bu son tutulma; kalbin isteğine son çağrı! Bunu kaçırmak istemezsiniz inanın bana..

    İyi haftalar.

  • `Basitken Zor Olanı Planyayın,Küçükken Mükemmel Olanı Yapın` Sun Tzu

    `Basitken Zor Olanı Planyayın,Küçükken Mükemmel Olanı Yapın` Sun Tzu

    Hızla bir tutulmaya daha ilerlerken bu haftanın enerjisine göz atalım isterseniz. Gökyüzünün mesajı nedir bu hafta..

    Geçen senenin mevcudu korumaya yönelik enerjisi 2019 yılına girdiğimiz zaman değişti. Artık öncü ve ateş enerjisi hakim yukarıya. Bu da hevesle ve istekle yeniye doğru ilerlemek demektir. Kim olduğumuz ve kendimizi nerde görmek istediğimizle ilgili temalarla meşgul olacak zihnimiz daha çok. Bugüne kadar kurmuş olduğumuz, öyle ya da böyle bir hayat tarzımız vardı kendimize göre, ancak şimdi yeni bilinç seviyemize ve değişen şartlara uygun farklı bir rota çizme ihtiyacındayız. Başka bir deyişle; yeni yol haritası çizmek ve/veya ilerlediğimiz yolda küçük değişiklikler yapmak için hazırlık haftasındayız.

    Bu hafta tüm gezegenler ileri hareketinde ve çoğu kendi gemilerinin kaptanı. Ne yaptıklarından ve ne istediklerinden eminler. Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi 2019 yılının önemli temalarından biri; inanç ve değer sistemimizin sorgulanması. Mevcut standartlarımızın inancımızı ve değer yargılarımızı yansıtıp yansıtmadığını düşüneceğiz bol bol. İlhamlarla, hayallerle ve umutla dolu bir atmosfer hakim bu seneye. Ancak hayal ettiğimiz ya da ilham aldığımız hayata kavuşmak için Oğlak disiplini ve kararlılık da şart aynı zamanda. Bizi engelleyen, geride tutan eski alışkanlıkların ne olduğunu idrak edip, gerçek sorumluluğumuza doğru ilerleme gücü bulabiliriz belki yeteri kadar gönüllüysek.  Peki nedir gerçek “sorumluluk”??

    Sanırım günümüz koşullarında hepimiz bir yarışın içinde nereye gittiğimizi bilmeden yaşıyoruz hayatımızı. Öğrenilmiş statüler ve yaşam standartlarını yakalamak için boyumuzu aşan ve strese sokan bir telaş içindeyiz. Giyim kuşamdan okul tercihlerine kadar yarış halindeyiz. Sahte hayat sınırlarına ulaşsak bile yine de içimizde bir şeyler eksik. İşte “gerçek sorumluluk” dediğimiz şey kedimize olan sorumluluğumuzdur. Duygusal güveliği ve saygınlık ihtiyacını dışarda aramak yerine kendi içimizde oluşturmaya çalışmalıyız. Bu hafta biraz da kendimiz için bir plan yapıp uygulamaya koyma zamanı. Kendimizi gerçekleştirebilmeye yaklaşabilirsek, yoğun ajandalarımızda bize ait küçük bir bir zaman dilimi yaratabilirsek tatmin duygusunu hissedebiliriz.

    Bu hafta ihmal edip ertelediğimiz şeylerin listesini yapmakla işe başlayabiliriz mesela. Konu ister aşk ilişkisi, ister iş arayışı veya aile konuları olsun fark etmez. Eski kalıpların ve alışkanlıklarımızın ne olduğuna dair bir farkındalık gelişecek bu hafta. Bu ayın başından beri içimizde uyanan ilham ve fırsatlarla birlikte “Git ve al” duygusu oluşmuş olmalı. Ay ve Güneş yeni bir tutulmaya ilerlerken, bu haftanın enerjisinden faydalanmakta yarar var. Tek ihtiyacımız bizi yarına götürecek bir plan, hepsi bu..

    İyi haftalar.

  • HAZIR OLMAK ZAMANI

    HAZIR OLMAK ZAMANI

    Hafta sonuna girerken Ay kova burcundan Balık burcuna geçiş yaparak tutulma enerjisini de beraberinde taşıyacak. Duygusal ve zihinsel olarak diğerlerinden farkımızı ve bu farkı nasıl ortaya koyabileceğimizi araştırdığımız bir dönemdeyiz.

    21 Ocak Ay tutulmasına kadar fırtınalı günler yaşayacağız. Olaylar tahminimizden daha hızlı gelişebilir. Gökyüzüne çok sık rastlanmayan, kuvvetli enerjiler hakim. Yeni bir bilinç seviyesine ulaşmaktan bahsediyoruz. Dünyada pek çok olay olup biterken, insanlık kendi yaralarını sarmaya çalışırken, bireysel olarak kendimizi bu gelişmelerin dışında tutmamız mümkün değil elbette. İçsel olarak bir şeylerin değişmesi gerektiğinin, kurduğumuz bu düzenin artık aynı şekilde devam edemeyeceğinin farkındayız.

    Dürüst olmak gerekirse içimizdeki ucubenin, tuhaf olarak adlandırdığımız tarafımızın, acıyan yaramızın ne olduğunu biliyoruz. Sadece kendimize karşı dürüst olup bu yönümüzle kendimizi kabullenmemiz gerekiyor. “Canım yanıyor, mutsuzum”, “böyle gelmiş böyle gider” yaklaşımıyla ilerlemek mümkün değil. Kendimize acıma dönemi artık bitti. “İstemiyorum değişmeyi!”, “Korkuyorum önümüzdeki belirsizlikten”, “önümü görememek beni rahatsız ediyor” gibi cümleler yardım eder mi bilemem.

    Hayatımızın işe yaramayan, işlevsel olmayan, arıtılması gereken bölümlerini temizlemek yani geride bırakmak zamanı geldi. Biz hazır değilsek, tutulma dönemi bunu bizim adımıza yapacaktır. Tutulmalar biz hazır olmasak da bizim için zamanın geldiğini sembolize eder. Çalar saat gibi işlev görür hayatımızda. Yeni bir işe başlamak, işten ayrılmak, evlilik, çocuk sahibi olmak, ölüm, kaza.. gibi hayatın mihenk taşlarını işaret ederler. Bu değişime gönüllü olmak bu süreçte daha az acı çekmek veya yeni olana daha kolay adapte olmak demektir.

    Oğlak burcu sabır, zaman ve hedef belirlemekle ilgi ama aynı zamanda hedefe ulaşmayı da sembolize eder. Oğlak zirvenin efendisidir. Patrondur. Emir veren patron: “Bu dosya tamamlanacak”, “Bu iş … vakte kadar bitmiş olacak!” Gibi cümleler Oğlak’a ait cümlelerdir. Oğlak sorumluluk dağıtır ve tamamlanmasını ister. Bu açıdan baktığımızda evren de kadersel planda bize düşen görevin tamamlanmasını talep ediyor.

    Neptün; kozmik anten, kollektif bilinçdışı ile bağlantımızı sağlar.

    Jupiter; deneyimle gelen bilgi. Anlam arayışıdır.

    Bu ikisinin etkileşimi hayallerimiz ve inançlarımızla ilgilidir. Bu iki gezegenin ilk etkileşimini bu hafta sonu hissedeceğiz. Hayat ruhumuza da iyi gelecek olan bir maceraya çağıracak bizi. Ruhun çığlığına çare olacak yeni bir yolculuk arayışına başlayacağız şimdi.

    Kısacası bu hafta sonu büyük hayaller ve sınırları zorlamak ile hayatın gerçekleri ve sorumluklar arasındaki çelişki dönemini yaşayacağız. Bu çelişki kendini tüm şiddetiyle hissettirecek. Gelişecek olaylar bizi seçim yapmaya zorlayacak.

    Ana tema şu; kendi yarattığımız çözümsüzlükle ilerlememiz mümkün değil. Bir dönemi kapatıp yeni başlangıçlar yapmaya çalışırken, eski davranış kalıplarımızla yola devam etmemiz imkansız. Kendi gerçeğimizle yüzleşmemiz gerekir. Arıtılması gereken konuları hayatımızdan çıkarmamız gerekir.

    “Ben değişmek istemiyorum” “Bu halimden memnunum” diyenler de olabilir aramızda. Ama korkarım ki, gelişen dünya düzeninde, yeni gelişmelere kulak tıkamak hiçbirimiz için bir seçenek olamayacak. Yani bir örnekle açıklamak gerekirse; online randevu sistemiyle işlem yapmak veya bankacılık sistemindeki otomatik ses kaydı ile muhatap olmak gibi.. Hayatın içinde geride kalmak gibi bir lüksümüz yok. Ben kendi kurduğum düzende devam edeceğim diye bir seçeneğimiz yok. Hayat değişirken biz de kendi düzenimizi bu değişime uydurmak zorundayız.

    Şimdi korkma zamanı değil. Hazır olma zamanı. İlerleme zamanı.

  • OĞLAK BURCUNDA GÜNEŞ TUTULMASI VE FARKINDALIK ZAMANI

    OĞLAK BURCUNDA GÜNEŞ TUTULMASI VE FARKINDALIK ZAMANI

    Yeni yıl ile birlikte tutulma haftasına da girdik. 6 Ocak tarihinde sabahın erken saatlerinde Oğlak burcunda Güneş Tutulması gerçekleşecek. Nasıl bir atmosferle giriyoruz tutulmaya önce ona bakalım isterseniz.

    En çarpıcı olan tema gökyüzünde hava elementinin olmaması. Merkür akıl fonksiyonunu temsil eden gezegendir zodyakta. Peki Merkür hava elementinin yokluğunu ikame edebilir mi bu günlerde?? HAYIR!

    Eminim herkes Merkür gerilemesinin bitmesine sevinip rahatladı. Merkür düzeldi ya artık işimize bakabiliriz, bir süre rahatız diye düşünenler olabilir. İşin gerçeği; Merkür dahi tutulma döneminde olayları akıl yürüterek anlamamıza yardımcı olamayacak. Gerilemeden bu yana çok da mutlu olmadığı bir burçta ilerliyor ve önce Neptün sonra Kayron ile etkileşimi etrafımızda olup biten olaylara akılcı bir yaklaşım getirmemize engel teşkil ediyor. Özellikle Kayron ile teması yaramıza ve en ucube tarafımıza ışık tutuyor maalesef. “Bir gariplik var anlayamıyorum”, “neden bu şekilde hissediyorum, neyim var benim?” “neden bu durumu düzeltemiyorum”, “eksik taraf nedir?” sorularının zihnimizde daha fazla yankılanmasına sebep oluyor. Elbette bu durumu Venüs’ün Akrep burcunun son derecelerinde olması da tetikliyor.

    Ay’ın Yay burcunda hızla tutulmaya doğru ilerlediğini de göz önünde bulundurduğumuz da (Karanlık ay) iyimser bir yaklaşım içinde olmaya çalışsak da bir şeylerin ters gittiğini ve düzelmediğini gözlemliyoruzdur.

    Mars’ın güçlü olduğu dönemde yapmamız gereken sadece ileriye bakmak. Hedefe yönelmek ve son 6 yılın acılarını ve dramını üzerimizde taşımamak. Son 6 yıl diyorum çünkü Akrep enerjisinin oldukça yoğun olduğu bir dönemi geride bırakıyoruz.  Bir şeyleri kökten değiştirmemiz ve kendi girdabımızda boğulduğumuz alanları temizlememiz gereken süreç 2012 yılında başlamıştı. Şimdi Venüs’ün bu tutulmayla birlikte Akrep burcunu terk etmesiyle birlikte yeni bir dönem ve tema başlıyor. Kısacası geçmiş acıları geçmişte bırakma zamanı. Sadece ileriye yeni hedefe odaklanma dönemi.

    Güneş tutulması, kötücül diye tabir ettiğimiz iki gezegenin tam ortasında gerçekleşiyor. Yani Saturn ve Pluto. Biri ölüm ve dönüşümü sembolize ederken diğeri kısıtlayan daraltan bir enerjiyi taşıyor bünyesinde. Yani hiç de kolay bir dönem değil bizi bekleyen. Tutulma anında 28 derecede Kayron ,Venüs ve Uranus yer alıyor. Uranus ileri gitmek üzere durağan olduğu bir anda tutulma gerçekleşiyor.

    Ne demek bu şimdi?

    Tutulmanın hemen ardından beklenmedik sonlar, kayıplar, kopuşlar, ani değişimler ve çarpıcı gelişmeler yaşanacak. Şimdi içinde bulunduğumuz gerçekliğimiz değişecek. Birdenbire ve hızla gelişen olaylarla algımız ve farkındalığımız farklı bir düzeye çıkacak. Gözümüzün önünden perdenin kalkması gibi..  

    Tutulmanın gebe olduğu sert olayların nasıl cereyan ettiğini akıl yürüterek anlamamız mümkün olamayabilir. Olayları anlamlandırmaya çalışmak veya neden sonuç ilişkisine bağlamaya çalışmak da mümkün görünmüyor. Bunun iki sebebi var öncelikle Uranus’un sahnede olduğu bir ortamda beklenmeyeni beklemek gerekir, ikincisi de Merkür’ün Zodyak konumu. Kısacası yaşanan tüm gelişmelerin akıl yürüterek değil içten bilmeyle kavramaya çalışmakta fayda var.

    Tutulma anında ağır giden gezegenler kendi burçlarında yani hepsi birer kral ve kendi saraylarında güçlüler. Mitolojide ise hepsi birer tanrı. Yani önümüzde tanrıların savaşı var. Zeus, Poseidon ve Kronos! Oğlak burcu toplumsal rolümüzle gerçek kişiliğimizin örtüşmesini temsil eder.  Tanrılar bizi gerçek hedefe yani ilahi plandaki yerimize çağırıyor aslında. Kendimizi uyuttuğumuz, kandırdığımız, mutsuzlukla kabullendiğimiz rotadan çıkartmak üzere harekete geçiyor. İlahi biz düzenin içinde olduğumuzu ve aslında tüm yaşanan ve yaşanacak olanların ilahi düzenin bir parçası olduğunu kavradığımızda güvenle ilerlememiz mümkün olabilir ancak.

  • 2019 yılının ilk gününden bir kare

    2019 yılının ilk gününden bir kare

    Büyük beklentiler ve güzel bir gelecek hayaliyle girdik yeni yıla. Toprak ve ateş elementlerinin hakim olduğu bir enerjiyle yeni takvim yılına başlamış olduk. Genelde her yeni yılın yükü ağır olur, gerçekleştiremesek de mutlaka kendimize bir hedef listesi yaparız. Akrep ve Oğlak burcunun söz konusu olduğu bir dönemde üzerinde düşünüp yoğunlaştığımız konuların şakaya gelir tarafı yoktur. Çok dillendirmesek de aklımızdaki planlar yaşantımızı kökten değiştirebilecek düzeyde olabilir.

    İlk adımı atarız ya da erteleriz fark etmez. Aklımızdan geçen “yapılacaklar listesi” hatırı sayılır maddelerden oluşuyor olabilir.   Akrep ve Oğlak etkileşimi ile çok neşeli, hevesli, coşku dolu duygularla işe koyulma modundayız dersek yalan olur. Biraz karanlık ve karamsar ruh hali hakim olabilir yılın ilk haftası. Bu durum biraz da ihtiyaç duyduğumuz değişimin oldukça radikal kararları gerektiriyor olmasındandır muhtemelen..

    Akrep gerçek ihtiyaçlarımızın ne olduğuna ışık tutarken, Oğlak zorlu yolları, engelleri ve acı gerçekleri aydınlatıyor. Kısacası ihtiyaçlarımızın ne olduğunu bilsek de gerçekler ve koşullar elimizi ayağımızı bağlıyor gibi duruyor.

    Peki ne yapacağız? Kendimize acıyıp, somurtalım mı?

    Elbette hayır!

    Yılın ilk günü Mars Koç burucuna girdi. Yani bir gezegen daha kendi evine geri döndü. Kısacası son derece güçlü bir Mars iş başında. “şimdi savaşma zamanı” “isteklerinin peşinden git” “harekete geç”  mesajını veriyor bize. Gökyüzüne Ateş ve toprak enerjisi hakimken, yaratıcılık ve üretme dürtüsü ile harekete geçmemiz mümkün.. Tek ihtiyacımız olan şey ise CESARET

    Güzel başlangıçlar dileğiyle

  • Yola Devam

    Yola Devam

    Ay’ın Terazi burcuna ilerlemesiyle birlikte huzur ve uyum arayışı da başlayacak Yeni Yıla girerken. Stresli ve yorucu bir yıl daha geride kalarak, tüm umutlar yeni yıla havale olacak. Peki bu hafta sonu Ay Terazi burcundayken bizi yeni seneye taşıyacak olan huzuru yakalayabilecek miyiz?

    Mars Kayron kavuşumu gökyüzüne hakimken duygusal stres ve hassasiyet de had safhada yoğunlaşıyor. Bu kavuşumda savaşma gücümüz elimizden alınmış gibi hissedip uyuşuruz. Hakkımız olanı talep edememek, sesimizi yükseltememek, arzularımızın peşinden koşamamak gibi bir ruh haliyle boğuşup dururuz. Yeni yıla girerken; Terazi burcundaki Ay, Güneş’e ve Oğlak burcundaki diğer gezegenlerle sert etkileşimde olacak. Başka bir deyişle özlediğimiz huzur ve ahenk yerine; kendimize koyduğumuz hedeflerin baskısı, gelecek planlarının yarattığı endişe ve sorumlukların nasıl paylaşılacağı gibi temalarla meşgul olur beynimiz. Bu tip gerginlikler hedefe ilerlerken faydalı olsa da dozu önemli elbette. Akışta kalarak nasıl hedefe ilerleyeceğimizi öğrenmemiz gereken bir dönemden geçiyoruz. Belki küçük ayarlamalar gereklidir yol planımız için. Kolumuzu kanadımızı kıran engellerin içeriğine göz atmak yararımıza olabilir.

    Daha farklı bir gerçekliğe açılan kapılar da var etrafımızda. Yani GÖNÜLLÜ olduğumuz taktirde “çıkış” yolunu gösteren alternatifler mevcut. Sorun şu ki kaçımız bu alternatif planlar için hazırız? Mevcut düzen bizi sıksa da çoğumuz şikayet edip, söylenip oturuyoruz. Kendimize acıma hali bu hafta da devam! Gönüllü olanlar için gökyüzünün iki öğretmeni Jupiter ve Merkür ufkumuzu genişletmek için yeni olanı araştırmaya çağırıyor olacaklar. Yeni yılın ilk haftası tutulmayla başlayacağına göre, yeni başlangıçlar için Jupiter’in araştırma çağrısına kulak versek iyi olur, ne dersiniz..

    Mutlu Seneler

  • Bu Durumu Nasıl Düzeltebilirim?

    Bu Durumu Nasıl Düzeltebilirim?

    Sorgulamalarla gireceğimiz bir Yeni yıl olacak önümüzdeki hafta. Yeni Yıl dilekleri diye hoş bir adetimiz vardır; insanlar birbirlerine yeni yıldan beklediklerini, temennilerini iletirler. Bu yıl beklentiler büyük ve aradığımız cevaplar biraz daha hayata ve geleceğe dair.

    Bu doğrultuda bazılarımızın alacağı kararlar da kimilerine göre daha radikal olacak. Oğlak hedef ve disiplin burcu olarak fazla sayıda gezegeni ağırlıyor kendi evinde. Bu yıl da bitti hiçbir şey olmadı diyenler için hedefinin hangi noktasında olduğunu bilmek önemli. Kafanızdaki soruların üzerinde düşünmek, cevapları aramak ve düzeltilmesi gerekenleri düzeltme zamanı bu hafta.

    Geçtiğimiz yaz ayları boyunca gök yüzüne, gezegen gerilemeleri ve tutulmalarla yoğunlaşmış enerjiler hakimdi. Bunun da amacı kendimizi görmek istediğimiz yer ve konum için, üzerinde düşünmemizi sağlamak ve buna hazırlamaktı. Şimdi artık bu hedef için birtakım düzeltmeler ve küçük ayarlamalar yapmak gereken bir dönem.

    11 Ağustos 2018 tarihinde gerçekleşen Güneş tutulması derecesi Venüs tarafında tetikleniyor bugün. Tutulma anında Jupiter Akrep burcunda tutulma derecesine yaklaşırken, Merkür de geri hareketiyle  aynı tutulmaya eşlik ediyordu.. Başka bir deyişle “gerçekliğin” peşine düşmek, ilişkilerimizi sorgulamak, gerçek arzumuzu bulmak yaz döneminin temasıydı. Yani bizi her anlamda tatmin eden bir hayat arzusuydu kendini iliklerimize kadar hissettiren.

    İşte şimdi Venus Akrep burcunu terk ederken bu tutulma derecesini tetikleyerek bazı cevapların veya halı altına süpürülen konuların açığa çıkmasını sağlayacak.  Bu arayışa sebep biraz da zodyağın iki öğretmeni; Jupiter ve Merkür’ün Yay burcundaki seyri olacak. Büyük sorulara radikal cevaplar bulma zamanı.

    Kısacası geçtiğimiz 4 aylık süre boyunca cevap arayanlar için cevaplar ayan beyan ortada artık. Görmek isteyene ve bakmasını bilene olaylar net bir şekilde geliyordur mutlaka.

    Yapılması gereken Başak burcunun pratikliğine ve hatalarımızı düzeltebilme kabiliyetine güvenmek. Hafta sonuna kadar Ay Başak burcunda olacak. Şimdi artık sorunun şekli değişmiş olmalı; “Bu durumu nasıl düzeltebilirim?”

    Mutlu seneler

  • CESARETİN VAR MI YENİ GELECEĞE?

    CESARETİN VAR MI YENİ GELECEĞE?

    Oğlak dönencesi

    Bu hafta Güneş’in Oğlak Burcuna geçtiği gün Dolunay gerçekleşiyor. Duygusal yoğunluğu iliklerimize kadar hissettiğimiz bu haftanın ana teması aslında geçmişimizle yüzleşerek geride bırakmamız gereken konulara odaklanmak.

    Dolunaya hazırlanırken tüm yaralarımızı, tuhaflıklarımızı, suçluluk duygumuzu bırakabilmeliyiz. Geçtiğimiz iki ay boyunca gerçek tutkumuzun ne olduğunu, kendimizi hangi denklemin içinde görmek istediğimizi, hayatımızın nasıl olması gerektiğini düşündük. Kendimizle yüzleştik. Hesaplaşmamız artık bitmiş olmalı.

    Şimdi atmamız gereken adımlar için cesaret zamanı.

    Dolunaydan hemen önce Güneş  Galaktik Merkez’de. Jupiter ve Merkür de Antares ile birlikte hizalanıyor. Galaktik Merkez bizim Güneş sistemimizden dış uzaya açılan kapıdır. Bu şekilde düşünürsek Güneş bu noktayı aydınlatarak bizi kendi evrenimizden farklı bir boyuta bakmamızı talep ediyor. Işık tuttuğu yer içinde yaşadığımız gerçeklik değil kesinlikle! Dünyamızı değiştirmemizi istiyor bizden. Daha büyük düşünüp ileriye yönelmemizi talep ediyor.

    Güneş Galaktik Merkez’deyken eş zamanlı Jupiter ve Merkür de Antares ile kavuşum yaparak değişen dünya düzenini algılamamızı kolaylaştırıyor aslında. Resmi daha net görmeye hazır hale gelebiliriz başka bir deyişle. Zaten yaz döneminden bu yana yoğun şekilde sorguladık kendimizi. Bunu gönüllü yapmadıysak da, yaşanan olaylar bize kendimizi sorgulattı mutlaka.

    Bu hafta da duygusal çalkantılar devam etmiş olmalı. Dolunay enerjisinin yanı sıra, bunun bir nedeni de Venüs’ün Akrep burcundaki geri / ileri hareketi ve yaptığı etkileşimlerdi. Şimdi 2012 yılında başlayan yoğun Akrep temalarıyla vedalaşma zamanı. Geçmişi kapatıp tamamen yeni “ben”e odaklanma dönemi. Enerjiler öncü burçlara geçiyor ve gezegenler kendi yönettikleri burçlarda son derece güçlüler. Bu rüzgarı kaçırmak istemezsiniz emin olun..

    Kış Solstis’inde Güneş’in Oğlak burcuna geçişiyle birlikte yeni bir sayfa başlıyor hayatımızda. Her yıl kış Solstisi yaşanır. Evet, doğru.. Bu senenin diğerlerinden farkı dolunay ile gerçeklemesi ve gezegenlerin çoğunun ileri harekette ve kendi burçlarında yer alması.

    Bu gökyüzünün mesajı çok anlamlı….

    Yengeç dolunayı duygusal krizleri ve güvenlik temalarını ön plana çıkartır ancak Oğlak cesaret talep eder. Cesareti olmayan bir Oğlak dağın zirvesine nasıl çıkabilir ki, düşünsenize. Oğlak Soğuk gerçekleri yüzümüze dayar. Şimdi korkup tırsma vakti değil. Sığınacak sıcak kucak aramak zamanı değil. Cesaret gösterip ilerleme zamanı.

    Güneş Oğlak; hedef koy, uzun dönem plan yap, atılması gereken adımları listele

    Ay Yengeç; hangi hedefe ulaşırsan kendini gerçekten güvende hissedersin, şimdiki gerçekliğin seni duygusal olarak besliyor mu?

    Uranus Koç; koyduğun hedef ile senin arandaki köprü, ilk adımı atma cesaretidir. Bunun için engel yine kendinsin, kendini aş!

    Kısacası gökyüzü “duygusal tatmini yakalayabileceğin hedefin peşinden gitmelisin” diyor bu dolunayda bize.

    Asıl cevap kendimizi aşmakta yatıyor. Kendimizden yani korkularımızdan, kendi tuhaflıklarımızdan özgürleşebildiğimizde yeni düzene daha kolay alışacağız. İlk adım kurban psikolojisini bırakmak olmalı elbette.

    Kolay gelsin J

  • Ay Mars Kayron Balık Burcunda

    Ay Mars Kayron Balık Burcunda

    Hafta sonu duygusal konular yüzeye çıkıyor. Perşembe günü Balık burcuna giren Ay ile birlikte büyük düşünmek ve  büyük hayaller kurmak söz konusuydu. Hakim olan ana tema;

    Bir yere saplanıp kalmaktan nefret etmek..

    Ben bunları neden yapıyorum duygusu...

    Farklı fikirler ve inançlar arasında içsel çekişme...

    Hayallerle gerçeklerin çelişmesi ve özellikle kendini kurban hissetme eğilimi..

    Hayatın gerçeklerinin isteklerimiz önünde duvar gibi durması ve tatminsizlik hissiydi. Bu temalar size tanıdık geldi mi?

    Bir takım kaygılar, kızgınlıklar, karışıklıklar ve hayal kırıklıkları ile girmiş olabilirsiniz bu hafta sonuna.

    Tüm bu kaosun içinde öfke patlamaları ve bırakıp gitme isteği bizi yolumuzdan, asıl hedeften uzaklaştırabilir. Her ne kadar kendimizi kurban gibi hissettiren olaylar ve deneyimler, çeşitli aksilikler, hayal kırıklıkları olsa da Pazar günü Ay’ın Koç burcuna geçmesiyle birlikte enerji değişecek ve pozitif düşünmeye, fırsatları görmeye ve harekete yönelme gücüne kavuşacağız. Perşembe günü başlayan bu duygusal dalgalanmalar, en kötüsüne odaklanma ve kurban psikolojisi yerini cesarete bırakacak.

    Daha büyük resmi görebilme ve savaşma cesaretini bulabileceğiz. Belki geçen hafta sonu başlayan bu duygusal çalkantılar bizi ileriye götürecek olan yoldaki engelleri görmemiz için yaşanmıştır kim bilir? Artık yeni haftayla birlikte değişen bu enerjiler yolumuzdaki engelleri görmemizi ve onları aşabilmemizi sağlayacak. Sadece bu yönde adım atacak cesareti göstermemiz yeterli.

    Pazartesi gününden itibaren gökyüzünde hareket enerjisi hakim olacak. Hazırlanın..

  • KADER BİZİ ÇAĞIRIYOR; URANÜS AY DÜĞÜMLERİ KARESİ

    KADER BİZİ ÇAĞIRIYOR; URANÜS AY DÜĞÜMLERİ KARESİ

    24 Kasım 2018

    Uranüs 29 derece Koç burcunda ve kadersel Ay düğümlerine sert açı yapıyor. Ay düğümleri geçtiğimiz hafta sorumlulukları sembolize eden Yengeç-Oğlak aksına geçiş yapmıştı. İç ve dış dengeyi yani  iş ve ev dengesini kurabilmeye çağırıyor. Dış dünyada ait olduğumuz topluluğa karşı sorumluluklarımız var evet bu doğru, ama öncelikle kendimize karşı olan sorumluluğumuz da var. Aile içindeki görevlerimiz, duygusal beslenmemiz de en az yaptığımız iş kadar önemli. Evden dışarı adım attığımız anda maddi manevi zorluklarla baş etmeye çalışıyoruz. Eve geldiğimiz anda ertesi gün için duygusal geri beslemeyi almamız gerekiyor. Başka bir deyişle evimiz şarj olduğumuz, dinlendiğimiz, enerji depoladığımız alanımız. Yengeç-Oğlak aksı bu dengeyi bulmaya çağırıyor bizi. Bugün hem Ay düğümleri hem de Uranüs 29 derecede sert açı ile tetikleniyor. Uranüs’ün yıkıcı enerjisi bu dengeyi kurmakta problem yaratabilir. Venüs’ün de hızla bu etkileşim içine gireceğini düşündüğümüzde denge kurmanın, uyumun, huzurun çaba gerektireceği bir haftaya giriyoruz diyebiliriz. Bağlanmak, kalıcı düzen kurma gayretleri veya mevcudu korumak biraz daha zor.

    Uranüs son ayarlamaları yapmak için Koç burcunda geri döndü ve Ay düğümleri ile birlikte final yapacak. Artık bitmesi gereken, amaca hizmet etmeyen ilişkileri, ortaklıkları bitirecek. Bizi beslemeyen ilişkilerden veya ruhumuza seslenmeyen kariyerden özgürleştirecek. Belki bu kopuşlar ilk etapta üzücü gelecek ancak şu an hayat her birimizi  kaderimize çağırıyor, unutmayın.

  • İKİZLER DOLUNAYI

    İKİZLER DOLUNAYI

    İki gündür kendini hissettiren bir dolunay enerjisi hakim gökyüzüne. Güneş Akrep’in son derecelerindeyken, Ay dün Boğa burcuna geçerek dolunay enerjisini yaymaya başladı. Ancak bu enerji kelimenin tam anlamıyla Cuma sabahı Yay – İkizler karşıtlığında yaşanacak. İkizler yay karşıtlığı her zaman bilgi, araştırmayla ve fikirlerle ilgilidir. İkizler aynı zamanda içinde yer aldığımız çevreyi de sembolize eder. Bu durumda arayışımız ne olmalı diye soracak olursak cevap basit; içinde bulunduğumuz çevre bizi hedefe götürecek fırsatları getirecek mi? Çok ilginç bir dolunay gerçekleşecek yarın sabah. Akrep sürecini tamamlayan Güneş Yay burcuna girdiği anda hemen dolunay enerjisi oluşacak. Burcun 0 derecesinde olduğu için de bu enerjiyi uzun bir süre hissedeceğiz. Yay burcunda Jupiter’in ve Geri giden Merkür’ün de olduğunu düşünürsek; bu araştırma sürecinin sadece merak etmenin ötesinde, “içselleştirme” faktörünü de içerdiğini söyleyebiliriz. Çünkü günlük hayattan edindiğimiz bilgilerle kendi felsefemizi yaratmamız isteniyor bizden. Yakın çevreyle, akraba, kardeş ve komşularla kurduğumuz iletişim modeli nasıl? gerçekten etrafımızdaki insanları dinliyor muyuz ya da onları anlamak istiyor muyuz?

    Akılda tutmak gereken bir diğer konu; karşıtlık enerjisi her zaman duygusal bir gerginlik yaratır. Bu gerçekliğe Jupiter’i ve Mars’ın sert açısını da eklediğimizde; duygusal iniş çıkışları da göz önünde bulundurmakta fayda var. Bazen aşırı iyimser ruh halindeyken bir anda çöküp hayal kırıklığı yaşayabiliriz. Sebebini anlamadığımız dalgalanmalar hakim olabilir bu hafta sonu. Mars’ın pozisyonu; etraftan çok fazla uyarıcı gelebileceğinin, dikkatlerin kolayca dağılabileceğinin işareti. Balık enerjisine kapılırsak, hedefe yol almak veya fırsatları görebilmek mümkün olmaz. Balık burcundaki Mars spiritüel savaşçıdır unutmayın. Bu enerjiyi, kendimizi uyuşturarak kaçmak yerine “hedefe ulaşmaya inanç” olarak kullanmayı öneririm.

  • MARS BALIK; SPİRİTÜEL SAVAŞÇI

    MARS BALIK; SPİRİTÜEL SAVAŞÇI

    Bugün Mars yaklaşık Mayıs ayından beri süren Kova burcu yolculuğunu tamamlayarak Balık burcuna giriş yaptı.

    Mars Balık burcundayken, savaşçı yeteneğini kaybeder. Daha çok bilinçdışı temalar ve dışardan gelen etkiler nedeniyle duygusallaşır ve kendine güven azalır, savaşma enerjisini odaklaması zorlaşır. Mars Balık daha çok geri çekilmeye meyillidir. Hiçbir şeyin peşinden koşmamak, kendine acıma hali, yönelimsizlik, ne yapacağını bilememek, fantezi ve özlemlere sığınmak gibi temalar hakim olur atmosfere.

    Büyük hayallerin peşinden giderken etraflıca düşünmemişsek başımız dertte demektir bu hafta. Büyüme, genişleme ve zenginleşme hayalleri yani mutluluk veren hayallerle kendimizi uyuşturmak ve mutlu hissetmek isteyebiliriz. Venus de ilişkilerde denge ve ahenk arayışına başladı. Artık kavgamız bitsin ve biraz huzur bulalım istiyoruz. Hatta bir an önce el sıkışalım diye can atıyoruz. Ancak Merkür de geri hareketine başlamak üzere bugün. Başka bir deyişle, gerçekleri tam olarak görmemize engel durumlar söz konusu. Büyük bir yanılgı içinde de olabiliriz. Karşımıza çıkan fırsatlar gerçek olamayacak kadar güzel gelir ve hemen değerlendirmek isteriz.

    İdeallerimiz büyük, hedeflerimiz yüksek olabilir. Bunda hiçbir sakınca yok. Zaten her zaman çıtayı mevcut pozisyonumuzun üzerine çıkarmak ve daha iyisi için çalışmak en ideal olanı. Ancak ilk adımı atmadan önce etraflıca düşünmek ve sağlam bir araştırmak yapmak gerekir. Çünkü gökyüzünde yanılsamalara, ani kopuşlara, hayal kırıklıklarına sebep olan etkileşimler de mevcut.

    Balık burcu enerjisi kaosun içindeki düzeni görmeye yatkın olan bir enerjidir. Ay, Neptün ve Mars Balık burcundayken, bu hafta sonunu akışı sezmek, iç sesimizi dinlemek, etrafımızda olup bitenlere dışardan bakabilmek için kullanmakta fayda var. Mars Balık spiritüel savaşçıdır aslında, bekleyerek kazanır. Engellerin yanından süzülerek geçer ve hedefine ulaşır. Savaşçı enerjiye sahip bir insanın bile cepheden geri çekilmeye ve yaralarını sarmaya ihtiyacı vardır ara sıra. Mevcudu korumaya çok çaba sarf ettik bu yıl. Artık gökyüzündeki enerjiler değişiyor. Sabit enerjiler yerini öncü ve değişken burçlara bırakıyor. Sahne değişirken alacağımız rolün ne olacağını düşünmek için biraz geri çekilme zamanı. İyi hafta sonları..

  • Jupiter Yuvaya Döndü

    Jupiter Yuvaya Döndü

    Jupiter’in Yay burcu seyri

    Zodyaktaki en büyük planet olan Jupiter her burçta yaklaşık 1 yıl kalır. Yay burcundaki Jupiter uzak bir hedefe doğru kendini büyütmek ve geliştirmek peşindedir.  Jupiter kişiden, doğuştan gelen yaşam inancını takip ederek büyümesini talep eder. Daha büyük bir düzene olan güven, iyimser ve felsefi bir yönelimle desteklenir.

    Yani Jupiter Yay burcundayken amaç; gerçek bir arayıştır.

    Akrep burcundan sonra gelen burçtur Yay burcu. Jupiter geçtiğimiz bir yıllık süreçte kendi karanlık tarafımıza, gerçek tutkumuza, ihtiraslarımıza doğru yolculuğa çıkartmıştı bizi. Buradaki amaç kendi dönüşümümüzü tamamlamaktı.

    Şimdi öğrendiklerimizi uygulamaya koyma vakti. Deneyimle gelen bilginin hayat görüşü olarak benimsenme dönemidir Yay burcu serüveni. Yaşamın anlamını bulmaya çalışmak gerçek bir macera ister. Bu macera için gönüllülük, istek, iyimserlik ve özgürlük gerekir. Jupiter’in büyümeye ve genişlemeye yönelik eğilimi bu hedefe ulaşmakta avantaj olarak düşünülebilir. Ancak dikkate alınması gereken konu Jupiter’in neyi ne şekilde büyüttüğüdür. Eğer yeteri kadar farkındalık geliştirmemişsek, bazen iyimserlik ve geleceğe havale etme eğilimi nedeniyle durmamız gereken yerde aksiyon almamız da söz konusu olabilir.

    Jupiter’in Yay burcuna girmesiyle her yerde en şanslı dönem yazılarına rastlanır. Ancak gökyüzünde her ne olursa olsun, sadece doğum haritamızın vaadi gerçekleşir. Eğer kişisel haritalarımızda Yay burcunun bulunduğu alanda sert etkiler varsa, Jupiter’in Yay burcuna girdiği dönemde bu sert etkilerin açığa çıkması ve problem yaratması söz konusudur. Kendimizle ilgili farkındalığımız varsa bu transiti olumluya çevirmek, daha dikkatli aksiyon almak da mümkün kuşkusuz.

    Jupiter’in transit ettiği alanda birtakım fırsatların çıkacağı kesin ancak bu fırsatların hayatımızda nasıl bir etki yaratacağı sadece kişisel haritamızda gizli. Aşırı harcama potansiyeli olan bir kişinin Jupiter transitinde ödeyemeyeceği bir borcun altına girmesi veya riskli bir yatırım yapması söz konusu olabilir. “Yarın nasıl olsa hallederim”, “bugüne kadar böyle geldik, bir şey olmaz” gibi kandırmacalarla sınırları aşmak da ihtimal dahilinde olabilir.

    Ne zaman genişleyip ne zaman duracağını bilmek bir erdemdir. Jupiter’in de Yay burcundaki seyri, bu erdemi kişiye öğretmektir.

    “Hiçbir şey göründüğü kadar iyi ya da hiçbir şey göründüğü kadar kötü değildir” Jupiter Yay burcunda seyrederken, bu düşünceye erişebilmemizi sağlayacak deneyim fırsatları çıkartır karşımıza.  Sıklıkla “piyangodan para” çıkacakmış anlamına gelen söylemler duyuyoruz bu transitle ilgili ancak Jupiter’in öğretmek istediği konu iyimserliği, hayata güveni ve inancı geliştirmeyi sağlamaktır.

    Nihayi amaç hayata dair felsefi bir yaklaşım geliştirebilmektir. Bu da deneyimden geçmiş bir bilgiyle olur ancak. Kitabı bilgi İkizlerin işidir, Yay ise kitabı bilgiye anlam yüklemek ister.

    Jupiter’in diğer bir özelliği de sosyallik boyutur. Jupiter ve Saturn sosyal gezegenlerdir. Bu sebeple de kurallar, kanunlar Jupiter ile ilişkilendirilir. Yargıçlar, kanun adamları, hukuk sistemi gibi konular da bu transitin içeriğini oluşturur. Transit döneminde gökyüzünün kombinasyonuna bağlı olarak bu alanda bir takım değişiklik veya düzenleme ihtiyacının olması söz konusu olabilir.

    Ahlak ve erdem Jupiter’in Yay burcu seyrinin en önemli ana fikrini oluşturur. Büyüme fırsatı ayağımıza kadar gelmişken yapmamız gereken şey “ahlaki değerlerimizle örtüşüyor mu” sorusunu sormaktır. Büyüyeceğiz belki ama hangi şartlarla büyüyüp zenginleşeceğiz? Hangi vasfımızdan ödün vereceğiz?

    Kısacası Jupiter’in Yay burcu seyri, elinde sihirli değnekle dileklerimizi gerçekleştiren bir etki değildir. Bizi gerçek mutluluğa ulaştıran deneyimlere götüren, inancımızı kuvvetlendiren araştırmaya çağıran bir transittir. Bana göre sözü edilen “Şans faktörü” bu inancı geliştirdiğimizde bize kalan mutluluktur aslında.

    Bu şansı kullanmak için farkındalığımızın da olması gerekir aksi taktirde büyümek yerine şişerek geçiririz bu transiti.

    Peki bu yıl Jupiter Yay transiti nasıl olacak dersiniz?

    Jupiter Yay burcuna girdiği anda Merkür’de yay burcundaydı. Her iki gezegen de bilgi ve zihinsel faaliyetle ilgili gezegenler. Eğer hayatın amacı kendini ifade ise; Jupiter bunun yolunu bulup ortaya çıkartmak amacıyla gelişim sürecine girer, Merkür de bu amaç için en uygun yöntemleri araştırıp bulmak ister.

    Jupiter başka fikirlerden pek hoşlanmaz, kendi inancını savunma eğilimindedir, kendi doğrusuna inanır ancak Merkür kolayca etkilenip, fikir değiştirebilir. Bu doğrultuda Yay burcundaki Merkür detaylara pek hakim olmadan yargılama, doğru bildiğine inanma, fikirlerin havada uçuşması gibi temaların hakim olduğu süreci işaret eder.. Her iki gezegenin de Neptün ile sert etkileşimi yanılgılara, hayal kırıklığına, gerçekleşmesi zor olan idealin peşinden gitmeye sebep olabilir.

    Aslına bakarsanız tüm yıl boyunca Neptun Balık burcunda olacağı için, Jupiter’in Yay burcu seyrinde Neptün her zaman kendini bir parça hissettirecek. Jupiter’in büyüme eğilimi ile Neptun’un sınır problemi birleştiğinde, hangi çizgide durmamız gerektiği bu yılın ana konularından birisi olabilir. Gereksiz riskler almak içten bile değil.

    Jupiter inançla ilgiliyken Neptün ilizyonla iligili gezegendir. Bu durumda inanç sisteminde yanılgılar, bir hayali fanatikçe savunmak, boş hayallerin peşinden koşmak, gerçekleri net algılayamamak, mantıklı düşünce sürecinin eksik olması gibi temalar bu transitin başlarında yaşanabilir.

    Merkür Ocak ayına kadar Yay burcunda geri ve ileri hareketine devam edeceği için etraflıca düşünme, mantığı düşünce sistemine sokmak kısmen zorlaşır ve düşünce esinlenme ve inanma ile desteklenir. Geri hareket döneminde muhakeme içe yönelir ve geleceğe yön vermek için ilhamlarımız test edilir.

    Neptün’ün Jupiter ve Merkür hareketine etkisini gerçek ideallerin içimizde yükselmesine olanak verecek şekilde kullanmak da mümkün. Ancak bu olumlu kullanım için farkındalığın gelişmiş olması ve daha önceki deneyimlerimizden ders almış olmamız gerekir. Aksi taktirde yılın ilk yarısı hayal kırıklığı yaşatacak risklerle dolu da olabilir. Mayınlı tarlalara dikkat! Mayınlar; kibir, gereksiz risk, ilizyon, aşırı özgüven, fazla hoşgörü, kurtarıcı olma çabası olabilir.

    Önümüze çıkan her fırsat büyük ikramiye olmayabilir. Özellikle yaz başlangıcında Jupiter, Güneş ve Neptün etkileşimi bu alanda yaşanacak zorlukların açığa çıkacağı zaman dilimi olabilir.

    Kısacası Jupiter’in Yay burcuna yani en güçlü olduğu burca geçmesi, etkisini en etkin bir şekilde göstereceğinin işareti ancak bu etkiler her yerde rastladığımız en büyük şansın kapımızı çaldığı anlamına gelmiyor.

    Bir kez daha vurgulamkta yarar var; Jupiter’in etkisini, kişisel haritalarımızdaki potansiyele ve hayata verdiğimiz tepkiyle bağlantılı olarak deneyimleriz.

    Bol şans

  • Gerçek Gücü Talep Etme Zamanı

    Gerçek Gücü Talep Etme Zamanı

    Akrep yeni ayı gerçek gücümüzü talep etme zamanını gösterir. Ruhu vücuda davet etme ve yeni bir yaşamı başlatma zamanıdır. Bu sebeple Akrep burcu cinsellikle ilişkilendirilir, kaynaşık bir burçtur. Doğaya baktığımızda da Akrep mevsiminin yağmurla toprağın harmanlanıp çamur olduğunu görürüz.

    Her Yeni Ay bir kavuşum enerjisiyle yeni bir tohum atar evrene yani yeni başlangıçlara taşır bizi. Akrep yeni ayının teması en derindeki arzularımızla, kendi gerçekliğimizin keşfiyle ilgili. Her zaman kendimizle ilgili gerçeklere hazır olmayabiliriz elbette. Kim kendi karanlığıyla yüzleşmek ister ki.. Jupiter son bir yıldır görmek istemediğimiz, gömdüğümüz yönümüzle yüzleştirip büyümemizi talep etti. Şimdi görevini tamamlayıp evine dönüyor. Artık gölgelerimizle yüzleşip bir ders çıkarttıysak bunlardan, şimdi deneyimle bunları pekiştirme zamanı.  Kısacası teorik bitti şimdi uygulama zamanı.

    Yeni ayın yöneticisi Mars da aksiyon zamanı diyor. Hareket, motivasyon, dürtü Mars tarafından kontrol edilir. Bir yöne hareket var bu kesin ama nereye?? Sanırım bu yeni ayın en önemli sorusu bu olacak.

    Kimliğimizi Deneyimlerimiz oluşturur. Yaşadığımız tüm acılar, tartıştığımız fikirler, yenilgiler, aşklar.. Bu engellerdir karakterimizi oluşturan ve bizi güçlü yapan. Venus geri hareketinde gerçek arzularımızın ne olduğuna ve bunlara ulaşmak için toplumla nasıl bir ilişki içinde olmamız gerektiğine işaret eder.

    Yeni ay yöneticisi Mars Venus ile etkileşim halindeyken ilişki talep eder. Özellikle Akrep enerjisiyle harmanlandığında tutku ve haz da işin içine girer. Ters giden, düzeltilmesi gereken veya sürüncemede kalan ilişkiler varsa aksiyon alma zamanıdır. Gökyüzündeki uzun zamandır devam eden sabitlemeye, kök salmaya yönelik enerjiler artık değişiyor, ilerlemeye yeni başlangıç yapmaya yönelik bir enerji hakim olacak önümüzdeki döneme. Bu sebeple kendi gerçeğimize uygun şekilde aksiyon alma zamanı.

    Neptun’un yeni ay ile etkileşiminden de bahsetmekte fayda var. Deneyimlerimize şükranla yaklaşmak, ilahi planın hata yapmayacağına inanmak ve teslim olmak hayatla gerçek bağı kurmamıza yardımcı olabilir. Yani yaşadığımız zorluklar şu an için bize katlanılamaz yükler gibi gelse de aslında daha büyük bir planda zayıflıklarımızı veya düzeltmemiz gereken şartları işaret eder. Yeni başlangıçlar için hedefin ne olacağını bu yeni ay enerjisiyle bulmak mümkün.

    Merkür ve Jupiter Yay burcundayken araştırıp deneyimlemek ve anlam çıkartmak ister. Yaşananlardan anlam çıkartmak güzel elbette, ancak ilk etapta fikirler havada uçuşur. Her şey yapılabilir görünür, en iyi sonuçların alınacağına inanılır. Fazla iyimser bir yaklaşımla bakılır her şeye. Yani Neptün’ün yanıltıcı enerjisini de göz önünde bulundurduğumuzda, hoşumuza giden her fikrin üzerine atlamadan önce etraflıca düşünmek gerekecek.

    Akrep gerçeklikle ilgili, yay ise vizyonumuz ve inancımız. Akrep Yeni Ayı; inançlarımız doğrultusunda yeni başlangıçlar yaparken, kendi gerçeğimizle ilgili farkındalığımızın olması temasını taşıyor.

    Yengeç burcu uzun dönem güvenlik, Oğlak ise uzun dönem hedefle ilgili burçlar. Önümüzdeki tutulmaların teması hedef ve güvenlik olduğuna göre. Akrep enerjisini, gerçekten kendi gerçeğimizi ve bizi doyuracak ihtiyaçlarımızın ne olduğunu bulmak için kullanabiliriz. Bunu başarabildiğimiz taktirde bizi tatmin edecek güvenli bir model geliştirebiliriz.

  • Rüzgar sana karşı olduğunda, bir uçurtma gibi, inancın kökünü köklerine al. En yüksekten uçacaksın (Vikram Verma)

    Rüzgar sana karşı olduğunda, bir uçurtma gibi, inancın kökünü köklerine al. En yüksekten uçacaksın (Vikram Verma)

    Ağustos ayını önemli bir dolunay ile tamamlıyoruz bu hafta.  Bu yaz dönemini gezegen gerilemeleri ve tutulmalar ile geçirdik. Bu hafta sonu Balık burcundaki Dolunay ise hem Güneş tutulmasının enerjisini barındırıyor hem de Mars’ın ileri hareketi için durduğu bir dönemde gerçekleşiyor.

    Sadece bu da değil.

    Merkür de Aslan burcundaki geri hareketini tamamlayarak kalben gerçek mutlulukla ilgili farkındalığı bilincimize çıkarmaya yardımcı oluyor. Gerçek mutluluk hissi, bizi neyin mutlu edeceğini bilmekte yatıyor. Bugünlerde bunu pek düşünmeden hayatımızı otomatik pilotta yaşıyoruz. Umuyorum Merkür’ün Aslan burcundaki gerilemesi, kalben gerçek mutluluğunun nasıl yakalanabileceğine dair bir ipucu olmuştur.

    Güneş’in Başak burcuna geçmesiyle birlikte gökyüzünde Uranus ve Saturn ile birlikte toprak elementinde uyumlu bir enerji akışı var. Toprak elementi uygulanabilirlik, sağlamlık ve verimlilikle ilgilidir. Hedefe kilitlenip başarmak ister. Bu enerji akışı gökyüzünde vurgulanmışken, Merkür’ün heves ve gerçek mutlulukla ilgili çabalarına ne kadar odaklanabiliriz dersiniz?

    Bu dönemde Merkür’ün tüm çabası, hedefimizin kalben bizi mutlu edecek olan gerçekçi hedefler olması. Gerçekçi derken toplumun bize dayattığı ya da sahte statü içeren hedeflerden değil, özümüzü, bireyliğimizi yansıtan hedeflerden bahsediyoruz.

    Örneğin; istemediğimiz işin veya ilişkinin içinde yer almak ve nasıl çıkacağımızı bilememek ya da doygunluğa ulaşmış ve kendini tekrar eden bir hayatın içinde yeniliğe ihtiyaç duymak gibi. Bu gibi durumlarda ızdırap içinde yaşamaktansa, ne istediğine karar verip isteğine uygun davranmak gerekir.

    İşte bu hafta gökyüzünün enerjisi tam da buna uygun titreşiyor.

    Merkür ne istediğimize ışık tuttu gerileme döneminde. Şimdi ileriye giderek kalbimizin isteklerini farkındalığımıza taşıyor. Güneş de Uranus ve Saturn’u aydınlatarak isteğimize uygun kararlılık ve yeniliği hayatımıza uygulama şansı veriyor.

    Unutmamak gerekir ki hafta başında Güneş Başak burcuna girmeden hemen önce Mars ile birlikte geçen sene Ağustos ayında gerçekleşen tutulma derecesini tetikledi. Yani son bir yıl içinde hayatımızda süregelen olayların artık çözümlenmek üzere masaya yatırılması da söz konusu. Artık bu meseleler zihnimizi meşgul etmekten çıkacak ve somut bir şekilde ilgilenilmesi için önümüze gelecek. Şimdi eylem zamanı.

    Harekete geçme vakti geldi. Nerden mi biliyoruz !! Merkür’den sonra şimdi Mars’da ileri hareketine başlayacak önümüzdeki hafta. Kaçış yok. Ofiste gerekli düzenlemeleri yapmak, evi boyatmak, arabayı satmak, yeni eleman almak, bir proje hazırlayıp müşteriye sunmak, iş alanını değiştirmek, mevcut ilişkiyi bir sonraki seviyeye taşımak ya da bitirmek gibi… Ana fikir; kalben bizi mutlu edecek olan bir yöne doğru adım atmak!

    Hafta sonu Balık burcunda gerçekleşecek olan dolunay; evrene ve bize getirdiklerine güvenmemiz gerektiği mesajını taşıyor. Merkür’ün ileri hareketiyle yapacağı ilk etkileşim Jupiter’e olacak. Başka bir deyişle kendi gerçekliğimizi algılama şeklimiz ile bizi doyuma ulaştıracak olan şeyler ve bunları hayata nasıl çekeceğimiz arasındaki çelişki tetiklenecek. Peki bu ne demek?

    Kendi gerçekliğimizi algılama şeklimiz; “istediğim şey bu değil, ben şu an elimdekiyle yetiniyorum zaten, başka şeye ihtiyacım yok”

    öyle mi gerçekten??

    Evren şu an Kova burcundaki Mars ve Boğa burcundaki Uranus transitleriyle çıtayı yukarıya çekiyor farkında değil misiniz? Hissettiğimiz huzursuzluk, adını koyamadığımız ruh hali bu aslında. Sadece evrenin oldukça gizemli metotları var, hepsi bu.

    Gökyüzü bize güzel bir enerji yolluyor yola devam etmek için. tek yapmamız gereken ona güvenmek. Yani kendimize, kaderimize güvenmek. Bir cesaret ilk adımı atmak. Son bir yıl içerisinde hayatımızda olan biten şeylere bakıp, mesajı almak.

    Balık burcu teslimiyetle ilgilidir. Bilinçli aklın isteklerinden vazgeçmektir. Dayatma ve sahte arzuları kenara bırakıp, yüce güce teslim olmaktır. Daha büyük bir şeyle birleşebilmektir. Bu dolunay Balık burcunda bir uçurtma açı kalıbıyla gerçekleşiyor. Üstelik tüm gezegenler nerdeyse aynı derecede. Güneş, bizi yeniliğe çağıran Uranus’e ve bunu gerçekleştirmek için başarıya odaklanan Saturn’e ışık tutuyor. Güneş’in tam karşısında ise Ay yer alıyor. Bu dörtlü birlikte uçurtma enerjisini yayıyorlar.

    Tüm zorluklarla yapıp havalandırdığınız uçurtmanın gökyüzünde süzüldüğünü düşünelim bir an. Rüzgarla birlikte koşarken gözlerimiz gökyüzündedir yani hep ileridedir. Bir çocuk coşkusuyla gözlerimizi kırpmadan izleriz o uçurtmayı. Bizim eserimizdir o uçurtmanın havada süzülmesi. Amaç hep uçmasıdır, havada asılı kalamaz bir uçurtma. Bizden evrenin istediği bu dolunayı yani rüzgarı arkamıza alıp ileriye, daha yüksek bir hedefe doğru havalanmamız. Durmak mümkün değil şimdi.

    Tek problem o uçurtmayı havada tutmak! Başka bir deyişle, dikkat etmemiz gereken tek şey korkularımız.

    Geri giden Oğlak burcundaki Pluto ve Saturn “yapamazsın” alt mesajını da veriyor. Bilinçdışından yükselen bu satır arasına dikkat! Çünkü Mars da durağan haldeyken bu tuzağa düşmek hiç de zor değil.

    Hadi bir gayret son deneme.. uçurtmamız neden havalanmasın ki..  Yapmamız gereken şey çok basit, kendi geleceğimiz için üzerimize düşen sorumluluğu almak sadece..

  • KIRMIZININ SICAĞINDA

    KIRMIZININ SICAĞINDA

    Yarın Ay tutulmasıyla birlikte oldukça sert bir gökyüzü konumu meydana geliyor. Ay dünyadan en uzak mesafesinde ve bu sebeple oldukça uzun bir tutulma olacak. Güneş doğarken ve batarken ufuk nasıl kızıl bir renk alıyorsa, Kova burcundaki Ay da, Dünya’nın tam gölgesine gireceği için kızıl bir görünüm alacak. Bu sebeple bu dolunaya “Kanlı Ay” da deniyor.

    Güneş’in gün batımında ufku kızıla boyayarak yerini Ay’a bırakması ve Ay’ın da Mars ile işbirliği halindeyken gökyüzünü kızıla boyayarak yükselmeleri izlemeye değer bir görüntü elbette. 1 saat 43 dk.  sürecek olan Ay tutulmasının ana teması ilk bakışta mecazi olarak “yangın yeri” gibi görünüyor. Metoforik olarak söz konusu yangın hayatımızın hangi alanında ve nasıl gerçekleşecek acaba?

    Uranus bu tutulmaya gökyüzündeki pozisyonu gereği fazla enerji yükleyecek. Zaten geçmiş konuları çözmek, eski defterleri karıştırmak ve hesaplaşmak zordur. Bir de belirsizliğin ve güvensizliğin olumsuz duygularıyla baş etmeye çalışmak bu tutulmanın etkilerinden biri.

    Ay tutulması, Yengeç burcundaki Güneş tutulmasının duygusal krizlerini gün yüzüne taşıyacak. Başka bir deyişle; İlişkiler, ev/iş dengesi; hayatta kendimizin dışında kimlerin sorumluluklarını aldığımız gibi temalar hakim olacak. Kendi ihtiyaçlarımızın ne kadar farkındayız. Bulunduğumuz gruplarda ne kadar özgüvenli ve gerçek kimliğimizle yer alıyoruz.. gibi konular artık daha sert tartışılır olacak.

    Uranus’un Ay tutulmasıyla sert etkileşimi beklenmedik krizlerle birlikte yukarıda saydığımız temaları sorgulamamıza da neden olabilir. Güneş’in de eş zamanlı yaralı şifacı kayron’a ışık tutması hiç de tesadüf sayılmaz. Kayron da bu tutulmanın bir parçası. En sevmediğimiz ve görmezden geldiğimiz, bizi rahatsız eden tarafımız tetiklenecek.

    Başka bir deyişle içinde bulunduğumuz toplumda,  kendi değerimizi belirli kalıplara bağlamışsak başımız dertte demektir.

    “Keşke marka bir kemerim ya da çantam olsaydı”, “Keşke 3 kilo fazlam olmasaydı o kıyafeti giyebilirdim”, “o pozisyona ben gelebilseydim” gibi bizde olmayana veya hayal ettiğimiz her şeye ışık tutulacak.

    Uranus Boğa burcundayken değer sistemimizle ilgili olan her temayı gündeme getirir. Elbette tutulmayla birlikte bunu sarsıcı ve yıkıcı bir üslupla yapma potansiyeli yüksek. Bu dönemde senin yerine yan masada çalışan arkadaşının terfi etmesi acı verebilir, sen bir aşk bulamamışken ilişki ve evlilik haberleri canını yakabilir. Kısacası etrafında olup bitenler sana kendi yaralarını anımsatır ve üzer.

    Venüs’ün başak burcundaki seyri ise bu temaya faydalı olur mu derseniz cevap kocaman bir “hayır”. Tam tersi karşısındaki Neptun yangına körükle gider. Daha fazlasını hak ediyoruz, bizim de son model arabamız olmalı, biz de o rüya tatile gitmeliyiz, bizim de anlayışlı ve sevgi dolu eşlerimiz olmalı der.

    Venüs bile rolünü aldı bu tutulmada, başak burcundayken kendini düzeltmeye adar, kusurlarını görüp onarmaya çalışır. Sadece faydalı olana odaklanmaya meyillidir. Hatta bir ilişkinin içindeysek belki bu tutulma enerjisiyle, ilişkinin kusurlu yanlarını görüp kriz bile çıkarabiliriz. Bize batar sevgilinin her hatası. Sonuçta Uranus de işin içinde, belli olmaz nasıl aksiyon alacağımız bugünlerde.  Venüs keyif aldığımız her şeyi simgeler ama şimdi keyfi bizden esirgiyor. Daha iyiyi ve daha fazlasını istiyorsan önce bu konuda biraz çalış ve gereğini yap diyor. Bunu sadece Başak burcunda olduğu için değil eş zamanlı Pluto ile iş birliği yaparak da vurguluyor.

    İçinde yer aldığımız gruplardan bize fayda var mı derseniz, yine cevap kocaman bir “Hayır”. Artık ezberlediğiniz gibi Mars Ay düğümü ile Kova da geriliyor yani savaşacak gücü bile zor buluruz kendimizde. Tutulma aksı Kova/Aslan aksı zaten. Yani krizler içinde bulunduğumuz gruplarda başlayacak. Kendi hedeflerimiz, kendi umutlarımız için güvensiz ve yetersiz hissedebiliriz. Konuşması bile yoruyor değil mi, kaldı ki bu hafta bu duygularla yaşıyoruz hepimiz.

    Merkür de Aslan da geri giderek bilinçaltı temalarına boğacak bizi. Yani hiçbir gezegenden fayda yok tutulma haftası bize.

    Mesaj çok açık ve net

    Önümüzdeki hayattan yani yarından korktuğumuz için geçmiş duygularımızın kapanında sıkışıp kalıyoruz. Bu korku girdabında sürükleniyoruz. Tutulma dönemi bize; bu duygu fırtınasıyla yani geçmişle yüzleştirerek, ““mış” gibi yaptığın sürece ileriye gidemeyeceksin” diyor.

    Aslında evrenin amacı bizi krizlerle üzüp, ağlatmak değil. Sevdiklerimizi elimizden almak ya da iflas ettirmek değil. Sadece seçtiğimiz yolun bizi gitmemiz gereken yere taşımayacağını göstermek hepsi bu. Yani farkındalık zamanı. Yaşanan acılar ya da duygu yoğunluğu farkındalık için. Uyanmak için.

    Uranus boğa burcunda. Boğa maddiyatla ilgilidir. Uranus ise gelecekle, büyük fikirlerle ilgilidir. Şu anda sahip olduğun maddiyat seni yarınki istediğin zenginliğe götürmeyecek. Eğer biz gönüllü olmazsak Uranus, sahip olduklarımızı elimizden yıkarak alacak. Yerine yenisini daha uygun koşullarda yeniden inşaa etmek ise bizim bu dönemdeki görevimiz.

    Saturn ve Pluto şimdi Ay tarafından tetiklendi. Uzun soluklu hedefler koymalıyız kendimize. Saturn ve Pluto Oğlak burcunda. Zor seçimler, zor kararlar ve zorlu bir süreç bizi bekliyor.

    Tıpkı lav nehrinin soğuk suyla buluştuğunda volkanik kırmızı kayalara dönüşmesi gibi, her trajik olayın ardından yeni bir hayat yükselir. Anlamamız gereken bu sürece gönüllü olmaktan başka çaremiz yoktur. Volkan bir kez patladığında lavların önünde hiçbir kuvvet duramaz. O lav nehri ya da alevler önüne çıkanı yakarak, dönüştürerek, arıtarak  yoluna devam eder.

    Hayatımızdaki yangın yerine odaklanma ve şifalandırma vaktidir şimdi.

  • KRAL KRALLIĞINA GERİ DÖNÜYOR

    KRAL KRALLIĞINA GERİ DÖNÜYOR

    Bugün Güneş Aslan burcuna girerek yaz döneminin son iki tutulmasını başlatıyor. Bu Cuma günü gerçekleşecek olan Ay tutulması Mars gerilemesiyle, diğer Güneş Tutulması ise Aslan burcunda Merkür gerilemesiyle gerçekleşecek. Çok ilginç bir yaz yaşıyoruz.

    Şimdi biraz başroldeki Güneş’ten bahsedelim. Güneş’in Aslan burcuna girmesi demek evine yani krallığına geri dönmesi anlamına geliyor. Güneş gündüzün ışığı, hayat veren, yaşam kaynağıdır. Diğer gezegenlere ışık tutar. Biz de gezegen hareketlerini Güneş’e olan konumlarına göre yorumlarız çoğu zaman.

    Güneş Aslan’da başarmak ister, yönetmek ister, kontrol edip taktir toplamak ister. Ancak şu anda gökyüzünde en az kendisi kadar güçlü bir başka gezegen daha var. Saturn!

    O da kendi krallığında yani Oğlak burcunda. O da başarmak, yönetmek ve insiyatifi/sorumluluğu üzerine almak istiyor. İki gezegenin de ortak amacı kendi güçlerini göstermek ve başarmak.

    Güneş Aslan burcundayken neşe dolu, heyecanlı, eğlenceli, yaratıcı bir enerji yayar. Yazın en sıcak dönemidir bildiğiniz gibi. Herkesin aklı plajda, denizde, yaz akşamlarında arkadaşlarla eğlencede. Diğer taraftan Saturn; soğuk ve kuru enerjiyi sembolize eder.  Sorumluluk ve karamsarlığın burcundayken, Aslan’ın neşe dolu enerjisine meydan okuyacak.

    Aslan cesaretle kendimizi ortaya koymamızı ister. Boğa burcundaki Uranus ile etkileşimi sert olacak. Kısacası “Köklenmek için ihtiyaç duyduğun kaynakları kendine has yöntemlerle bulmalısın” diyor gökyüzü. Kişiliğimizi yansıtmak ve hedefimize ulaşmak için ihtiyacımız olan şey cesaret.

    Güneş / Uranus etkileşiminin mesajı; “kendi tarzında kendini ortaya koyacak cesareti bulmalısın.”

    Örneğin; uyum ve ahengi yakalamaya çalışmaktan dolayı bireyliğini kaybetmiş bir Terazi’nin bulması gereken cesaret ne istediğini karşı tarafa kırmadan söyleyebilmektir. Ya da seçeneklerini kaybetmek istemeyen İkizler’in karar anı geldiğinde seçim yapabilmektir.

    Venus Başak burcundayken bizim için faydalı olan somut ihtiyaçlarımızı bulma eğiliminde oluruz. Çok da keyifli bir dönem değildir. Neptun ile karşıtlık halindeyken, ilişkimizdeki sınırlar zorlanır, neyi isteyip, neyi istemediğimiz hakkında bir fikrimiz dahi yoktur bu dönemde. Ortama belirsizlik ve kararsızlık hakim olabilir.  “Bu ilişkiyi düzeltmem lazım ama ne yapmam gerektiğini bilmiyorum”, “Onunla konuşmam lazım ama nasıl başlayacağımı bilmiyorum”, “Devam edip etmeyeceğimden emin değilim”, “mutsuz hissediyorum ama bir nedeni yok aslında” gibi cümleler dolaşır durur aklımızda.

    Aslında bizden istenen şey basit. Sadece ruhun ihtiyacı olana konsantre olabilmeliyiz. Uranus’ün Boğa burcundayken bizi özgürleştirmeye çalıştığı şey; maddesel dünyaya olan bağımlılığımızdır. Bazen söz konusu madde dünyası; sahte ihtiyaç yaratılarak bize empoze edilmiş olan her şey olabilir. Toplumda kabul görmeye çalıştıkça esiri olduğumuz tüm varlıklar da diyebiliriz buna.  İhtiyacımız olmayan şeylere sahip olmak için çabalar dururuz. Sizin esiri olduğunuz kopmak istemediğiniz madde dünyası nedir? Cevabı sizde. Çünkü her birimiz kendimize yarattığımız güvenli dünya modeli içinde yaşıyoruz.

    İşte şimdi tüm bu sahte ihtiyaçlardan özgürleşip ruhumuzun istediği yöne yönelme cesaretini bulma zamanı. Güneş Aslan’da ve tutulmaların tetikleyicisi olarak sahnede. Rolü nedir diye sorarsanız, cevap çok basit: “Vurun kellesini!” demek. Kendi krallığına dönmüş bir kral elbette krallığında olup bitenleri fark eder ve gereğini yapar.  Yani bizi sarsarak, yapmaya cesaret edemediğimiz eylemleri bizim yerimize yapar. Çalışmak istemediğimiz işten ayrılırız, bitiremediğimiz ilişkimiz biter, bize yük olan yakınlarımızla, arkadaşlarımızla vedalaşırız. Şartlar bizi gitmemiz gereken yola öyle ya da böyle sokar mutlaka. Çünkü bu tutulmanın içinde Uranus var. Beklenmeyeni bekleyin!

    Büyüme gelişme olacak mı? Daha iyiye gidecek mi her şey? Elbette. Mutlaka, ancak zorlu bir yoldan olacağı kesin.  Hayat bize bu elde joker vermiyor. Biri gelip bizi kurtarmayacak. Çünkü zodyağın savaşçısı, kralın şövalyesi Mars. Artık ezberlediniz Mars geri harekette. Diğer destekleyici role sahip olan burç ise  Kova. Gruplar, arkadaşlar, aynı hedef için çalıştığımız kişiler.  Mars Kova’da geri gidiyor. Uzun lafın kısası bizi kurtarmaya gelecek olan kimse yok. İşte bu yüzden Güneş Aslan burcundayken cesaretimizi bulup, oyunu tamamlamaya çalışmakta fayda var.

    Bunu nasıl yapacağımızı düşünmek için vaktimiz de var aslında. Merkür Çarşamba günü Aslan burcunda geri gitmeye başlayacak. Hemen tutulma öncesi. İnanın çok ilginç bir süreçten geçiyoruz. Merkür geleceğimiz için ilhamlarımızı ve bilinçaltında bizi domine eden tüm kalıpları açığa çıkartmak için gerileme sürecine başlıyor. Bu enerjiyi gerçekten yeni ay tutulmasıyla güzel başlangıçlar için kullanabiliriz. Ya da trajik kopuşlar ve krizler şeklinde yaşayabiliriz. Her madalyonun iki yüzü var. Hangisini kullanacağımız bize bağlı.

    İnternet çağında yaşıyoruz ve her birimiz bir sosyal medya yayıncısıyız. Her gün milyonlarca mesaj yüklüyoruz internete. Videolar hazırlayıp post ediyoruz. Yani Kova sembolizmini görüyoruz sosyal medya ve internet hayatında. Aslan da "kendini dramatik ifade" olduğuna göre, dikkatli olmakta fayda var. Tutulmalar ve geri giden Merkür ile, kendimizi yaptığımız yayınlarla farklı bir kişilik ve doğru olmayan bir kimlik ile tanıtma çabası çizgiyi aşabilir. Konu tahmin edilemeyen sonuçlarla geri dönebilir.

    Cesaret aslında olduğun gibi görünmekte yatar. “Ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün” işte gerçek özgürlük burada yatıyor.

    10 Ağustos hafta sonu tüm bu tutulma dönemini ve önümüzdeki iki yıllık süreci konuşacağız, günlük hayata ve önümüzdeki iki yıllık sürece etkisinin nasıl olacağını merak ediyorsanız bize katılın.

    didemcandc@yahoo.com

  • Ay Jupiter Kavuşumu Akrep Burcunda

    Ay Jupiter Kavuşumu Akrep Burcunda

    Bugün Ay, tutulma enerjisini Jupiter ve Neptün’e taşıtarak ilerlemeye devam ediyor. Tutulma fırtınasının tam ortasındayız. Ay’ın akrep burcundaki seyri de dikkate almamız gereken mesajları içeriyor.

    Akrep burcu en derinliklerimizi, karanlık tarafımızı, kimsenin görmesini istemediğimiz yanımızı simgeler. Jupiter ise en büyük öğretmen; zodyağın bilgesidir.

    Jupiter uzun zamandır Akrep burcunda gerilerken en derine, zaaflarımıza, korkularımıza bakmamızı istemişti bizden. İşte bu hafta başında ileri gitmeye başladı ve içimizdeki tüm çirkinlikleri birer birer açığa çıkarıyor. Kıskançlık, şehvet, hırs, intikam duyguları vs..  Bir arkadaşımızın başarısını kıskanırız, alamadığımız arabanın hırsıyla acı çekeriz, uzun zamandır kovaladığımız iş başkasına gider deliririz. Sevgilimizin ilgisini kaybedip intikam duygusuna kapılırız. “Ya benimsin, ya kara toprağın” “her yol mübah” teması hakim anlayacağınız. Eyleme geçeriz ya da geçmeyiz ama bu duygu ve düşünce yükselir içimizden. Eğer bu karanlık yanımızı besleyip şehvet ve açlıkla hareket ettiysek şimdi ilerleyen Jupiter tutulmalarla birleştiğinde tek tek yüzleşiriz daha önce almış olduğumuz kararlarla (http://didemcan.com/gecmisin-hayaletleriyle-yuzlesme-zamani/).

    Açığa çıkan olayların amacı elbette bizi rezil ederek üzmek, ya da kendimizden nefret etmemizi sağlamak değil. Olaylardan ders alarak yeni bir hayat görüşüyle yolumuza devam etmek ve belki de en önemlisi eski yaralarımızı şifalandırarak hoşgörü kazanmaktır. Kendimize karşı hoşgörülü olabilirsek başkalarını da anlayıp uyum içinde yaşamamız mümkün olur. Her gün gördüğümüz mesai arkadaşımıza ya da komşumuza ya da patronumuza diş bilemek yerine, tebessümle selam verebildiğimizde günümüz aydınlanır.

    Ay tutulma enerjisini Jupiter’e taşıyarak bir takım çirkinlikleri gözler önüne serdi. Bir haftadır arka arkaya okuduğumuz haberleri sindirmek zor. Sırasıyla Saturn ve Pluto ile kavuşarak yaşayacağımız olayların ivmesini arttıracak.  Yani olayların seyri değişecek.  10 Temmuz Jupiter’in ileri harekete başladığı tarih, gazete başlıklarına bakarsanız, “iğrenç” tabir edilen haberlerle dolu. “iğrenç, pis, lağım” gibi terimler akrep burcunun yönettiği alanlardır. Bunların damıtılarak işlenmesi ve mücevher haline getirilmesinden sorumludur Akrep burcu. Elbette ki Akrep burcunu doğru anlayıp, doğru kullanbilirsek.

    Akrep aynı zamanda cinsellikle bağdaştırılır. Ortaklaşa alanları yönettiği için daha çok vermeyi sembolize eder. Zıt burcu Boğa almakla ilgilidir. “bu benim” der. Akrep ise tam tersi vermekle, eşlik etmekle  ilgilidir. Neptün sınırları aşmaktır.  Neptun ve Jupiter Ay tarafından tetikleniyor yani gökyüzü bize  sınırlarımızı bilerek ve karşı tarafa güvenerek verebilmeyi öğretmek istiyor. Verelim ki alabilelim. Seks de böyle bir şeydir. Önce partnerimize enerjimizi verebilmeliyiz ki ondan da onun enerjisini alabilelim. Böylece ortak bir enerji alanı yaratabiliriz. Hatta bu öyle bir enerjidir ki “Can verir, bir hayat meydana getirir” Yani bir güzellik doğar dünyaya.

    Ancak gazete başlılarında okuduğumuzdan anladığım kadarıyla gökyüzündeki mevcut olan bu enerjileri en alt seviyeden, en ham haliyle yaşıyoruz. Cinsel istismar konulu haberler her boyutuyla gündemde. Tam da tutulma döneminde! Daha önümüzde iki tutulma var. Bunlara eşlik eden yoğun enerjilere sahip gezegen dizilimleri var. Yani olaylar henüz yeni başlamış görünüyor. Akrep burcunun en çirkin halini  yaşayacağız ve/veya tanık olacağız. Madalyonun her zaman iki yüzü vardır. Hangisini deneyimleyeceğimiz ise bugüne kadar yaptığımız seçimlere bağlı.

    Jupiter akrep burcundayken derinlerimizdeki korkularımızla yüzleşerek dönüşmemizi ister. Dönüşerek büyümemizi ister. Tutulmaların rüzgarını arkamıza alarak kendi gücümüzü uyandırabiliriz. Fırtınanın ortasında yalnızız, sadece biz kendi gücümüzle ayağa kalkabiliriz.

    Değişim zamanı, şafak vakti. 2019 ve 2020 senelerine hazırlık zamanı. Hayatı otomatik pilottan çıkarma zamanıdır şimdi.

    10 – 12 Ağustos tarihlerinde bu enerjileri anlayarak, nasıl dönüştürebileceğimizi konuşacağız hep birlikte. Siz de fırtınanın ortasına girmeye gönüllüyseniz bekleriz.

  • KRAL EŞİNİ SEÇİYOR. BALOYA HAZIR MISINIZ?

    KRAL EŞİNİ SEÇİYOR. BALOYA HAZIR MISINIZ?

    13 Temmuz tarihindeki Güneş tutulmasının ardından Ay’ı gökyüzünde büyür halde gözlemliyoruz bu hafta. Ay tutulma enerjisini sırasıyla Merkür, Venus, Jupiter ve Oğlak burcundaki diğer gezegenlere taşıyarak devam edecek. Başka bir deyişle olayların hızla yükselmeye ve sonlanma noktasına doğru ivmelenme dönemi.

    Yengeç burcunda gerçekleşen Güneş tutulması ve su grubundaki gezegenler duygusal temaların ve geçmiş koşullanmaların ön planda olduğu bir atmosferi vurguluyordu. Şimdi tutulmaya doğru ilerleyen Ay Terazi burcunda olduğu bugünlerde, duygusal dalgalanmaları en üst seviyeye çıkartacak. Yengeç, terazi, Oğlak sert açısında dengeyi bulamadığımız taktirde kayığımızı batıracağımız kesin. Nasıl mı? Basit bir örnekle açıklayalım. Terazi ilişkideki uyumu, dengeyi sembolize eder. Ay’ın terazideki seyri ilişkide  uyum ihtiyacını arar. Güneş Yengeçte duygusal ihtiyaçlarımıza ışık tutar. Tutulma enerjisi bu günlerde bizi duygusal güvenliği ilişkimizdeki harmonide yakalayacağımızı söylüyor peki bu kendiliğinden olabilecek bir şey mi? Elbette hayır.

    Diğer gezegenlerin eş zamanlı hareketini asla göz ardı edemeyiz. Ay ve Merkür gibi hızlı gezegenlerin etkileri tetikleyicidir. Ay bu hafta ortasında sadece ana temaya ışık tutarak farkındalığımızı arttırmaya çalışıyor. Değişmesi ve işaretleri görmesi gerekenler bizleriz. Dikkatimizi gökyüzünün ana temasına çevirirsek mesajı okuyabiliriz ve aksiyon alabiliriz.

    Bu uyumu yakalamak için üzerimize düşen görev ise içimizdeki cesareti bulmak. Kova burcundaki Mars olaylara farklı bir açıdan yaklaşarak; “en farklı dövüşen, en orijinal tekniklere sahip savaşçı benim” der.  Ancak şu an geri gidiyor ve Ay düğümü ile kavuşum halinde. Yani bu savaşçının gücünü toplayarak bir şekilde bulmacanın parçalarını bir araya getirecek cesareti olmayabilir.

    Mars’ın geri hareki ve tutulma enerjisiyle hepimizde kaybetmişlik duygusu hakim uzun zamandır. Mars Ay düğümüyle özellikle de Ay tutulmasıyla birlikte bize çeşitli kayıplar yaşatabilir. İlk etapta olayları yaşarken sıcağı sıcağına bize “kayıp” gibi gelebilir.  Aslında kayıp söz konusu değil. Belki Aslan burcunda geri gidecek olan Merkür bunu anlamamızı sağlar. Kayıp değil sadece ilerlememize engel olan şeylerin gitmesine izin vermektir gerçekte olan. İşte bunu yapacak cesaret geldiğinde tazeleneceğiz ve ilişkilerimizde de huzuru ve dengeyi yakalayacağız.

    Mars Kayron’un da yönetici gezgeni. Kayron mitolojide yaralı şifacı ve bir Santor. Yani yarı at yarı insan. Hatta farklı olduğu için hem anne hem de babası tarafından terkedilmiş bir ölümsüz. Sözün özü biz de içimizdeki farklı tarafımızla bütünleşemediğimiz zaman, içimizdeki ucubeyi sevemediğimiz zaman şifalanıp, huzuru yakalayamayacağız. Ucube tarafımızla yüzleşmek ise gerçek bir savaşçı cesareti ister. Onunla bütünleşmek ise belki de insanüstü bir çaba gerektirir.

    Sert bir Ay tutulmasına doğru ilerliyoruz ve hemen ardından bir Güneş tutulması daha var. Evrenin bize bağırarak söylemek istediği şey; bu hafta hazırlanmalısın ( Ay Terazi burcunda büyüyen fazda ) .  Nasıl ki bir davet  öncesinde elbise provası, uygun ayakkabı, saç ve makyaj provası yapıyorsan, bu da senin hayatının balosu. Aslan - Kova akslarında tutulmalar var.

    Aslan kral, Kova ise davetliler.  Kral eşini seçmek için bir balo düzenliyor. Siz bu baloya nasıl hazırlanacaksınız?

  • Geçmişin Hayaletleriyle Yüzleşme Zamanı

    Geçmişin Hayaletleriyle Yüzleşme Zamanı

    21 haziran yaz gün dönümü ile fırtınalı bir yaz dönemine giriş yaptık. Yaz aylarında gerçekleşecek olan tutulma serisinin ilkini yaşayacağız bu hafta. Sırasıyla Yengeç, Kova ve Aslan burçlarında bir seri tutulma gerçekleşecek. Her ne kadar sert etkilere sahip olan enerjiler gökyüzüne hakim olsa da olumlu etkileşimlerden de bahsetmemiz gerekir. Her zaman kayıp ve kazanç aynı anda mevcuttur gökyüzünde. Şimdi biraz gökyüzünün mesajına odaklanalım, ne anlama geliyor bu haftaki Güneş tutulması..

    Burada teknik olarak Güneş tutulmasının tarifini vererek sizi bunaltmadan kısaca Güneş’in ışığının Ay tarafından kesilmesi diyerek konuyu özetlemek istiyorum. Yani gerçeklikten bir süreliğine kopmaktan bahsediyoruz. Her gün kullandığımız akıllı telefonlar bizim talebimiz dışında kendisini otomatik olarak belirli dönemlerde güncelliyor. Merkeze bağlanarak kendini güncel teknolojiye uyumluyor. Bunu biz talep etsek de etmesek de yapıyor. Bu güncelleme esnasında kısa bir süreliğine telofonumuzla bağlantımız kesilir. Kendini yenilediğinde ise artık bazı programlar çalışmaz, bazıları farklı çalışır, bazen de yeni bir program eklenmiş olur. İşte tutulma da böyledir. Biz talep etmeyiz ama hayatımızda büyük plana göre yolunda gitmeyen bazı şeyler vardır ve hayat bizi yeni ve gelişmiş bir döneme uyumlamaya çalışır. Yani bizi zorlar. Çünkü biz genelde konfor alanımızdan çıkmak istemeyiz. Tutulmanın getireceği olaylar, aslında bizim otantik kişiliğimize yani gerçek özümüze uygun bir yola çağırır bizi.

    Yengeç Oğlak aksında başlayacak olan tutulma serisinin ilki bu hafta gerçekleşiyor. Yani önümüzdeki birkaç yılın provası bu hafta yapılmış olacak. Yengeç Oğlak aksı, kim anne? Kim baba? aksıdır bir nevi. Yani ebeveyn aksı.  Besleme-beslenme, duygusal güvence-sorumluluklar, ev-iş kutupsallığı gibi temaları sembolize eder. Yengeç aynı zamanda çocukluk koşullanmalarıdır. Pluto’nun karşıtlığında bastırılmış olan ve yara vereceğini düşündüğünüz tüm konular yüzeye çıkabilir. Hatta hallettiğimizi düşündüğümüz eski temalar da gündeme geliverir yeniden. Bu karşıtlık açısının yani bir nevi kendi geçmişimizle yüzleşmenin kolay olmayacağını söylemekte fayda var. Hiç kimse kirli defterleri karıştırmak istemez ancak Pluto bir kere sahneye çıktığında artık ona gönüllü olarak teslim olmamız gerekir. Dersimizi çalışmalı ve kendimizi şifalandırmaya hazır olmalıyız.

    Unutmamak gerekir ki Jupiter Ekim 2017’den beri Akrep burcunda. Yani kişiliğimizin en derinindeki temaları arıtıp, en derin korkularımızla ve karanlık yanımızla yüzleşmemizi talep ediyor. Bu hafta geri hareketini tamamlayarak ilerlemeye başladı. Yani arıtma işlemi bitmiş olmalı. Üzerimize düşen çalışmayı yaptığımızı umalım çünkü Jupiter’in ileri hareketi tutulmayla birleşecek .

    Gökyüzü bizi yarına hazırlıyor yani uyanmaya hazırlıyor. Pluto arıtıp, dönüştüren gezegen olduğundan dersleri de oldukça ağır oluyor. Bize ölüm gibi gelen deneyimlerle ders veriyor. Bir Terazi burcunun karşısındakini kırmamak için takla attığını düşünürsek, karşısındakine “hatalı” olduğunu söylemek zorunda kalması ölüm gibi bir deneyim olabilir. Ya da sahne korkusu olan bir Aslan’ın topluluğa konuşma yapmak zorunda kalmasını düşünsenize. Bunlar elbette oldukça masum örnekler. Hepimiz bireysel hayatlarımızda çok daha sert karşılaşmalar yaşıyoruzdur eminim. Her an hayatımızda olan ve her derdimizi paylaştığımız birilerinin ani kaybıyla oluşan boşluk hissini düşünün şimdi.

    Zaten hassas ve incinmeye hazır olan Yengeç’teki çocuk tarafımız her an ağlayıp mızmızlanmaya hazırdır. Ancak bu sefer karşısındaki öğretmenler acımasız. Evren “Ağlamayı kes” diyor. “Şimdi büyüme zamanı” Ağlama, yardımına kimse gelmeyecek” Jupiter ve Saturn evrenin iki büyük öğretmeni. Saturn zaten doğası gereği baş öğretmen; sert, disiplinli ve gülmeyen öğretmen. Jupiter tam tersi bir yapıya sahip olsa da Akrep burcundayken, Noel baba yerine cadılar bayramını düşünebiliriz. Karanlıklarımızı öğretmekle meşgul bu yıl. Pluto ise küllerimizden doğmamızı talep ediyor. Kısacası; ağlayarak ya da kendimize acıyarak geçirecek bir saniyemiz bile olamaz. Lakin iki büyük tutulma daha var bizi bekleyen.

    Neptün Güneş ve Jupiter üçlüsünün su grubundaki uyumlu açıları çok çabuk kurban psikolojisine sokabilir bizi, bu konuya dikkat etmemiz gerekir bu hafta. Asla kurban değiliz ve olmayız da!! Sadece elimizdeki anahtarın farkında değiliz hepsi bu! Şimdi uyanma zamanı. Korkmadan kendi gücümüzü çıkartma zamanı. Ev, aile, ilişki dinamiklerimizdeki gerçeklerle yüzleşme ve özgürleşme zamanı. Pluto/tutulma karşılığında baskı yaptığımız, gücümüzü dayattığımız kişiler varsa onları serbest bırakma zamanı, biz baskı altındaysak kişiliğimizi bulmak adına özgürleşme zamanı.

    Peki bu tutulmaya destek olan diğer gezegenler nasıl bir etkileşim halindeler biraz da ona bakalım. Uranus Boğa’yı her yerde okuyup dinliyorsunuz eminim. Göklerin tanrısı Uranus, Yeryüzü tanrısının burcunda pek de mutlu değil aslında. Boğa kök salmak, garantilemek ve dünyevi şeylere ihtiyaç duyarken, Uranus özgürleşmek, ileriye gitmek, isyan etmek ister.

    Venus de Başak burcunda mutlu değildir. Venus her ne kadar estetik, zarafet, keyif ve zevk dese de, Başak bir o kadar, işlevsellik, fayda, kullanılabilirlik ve sistem peşindedir. Yani tutulma esnasında başa çıkmaya çalıştığımız duygusal zorlanmalara Venus’ün bizi rahatlatmak adına katkı sağlayacağından söz etmemiz mümkün görünmüyor.

    Uranus “hemen, şimdi, hadi” dese de Boğa temkinli ve garantici davranır. Uranus’u kendi durağanlığına hapseder. Venus de Başak’ın titizlik ve düzenine hapsolmuştur. Bu iki gezegene destek olan Saturn kendi yönettiği Oğlak burcunda uzun süreli, kalıcı ilişkiler ve/veya yapılar kurmaya yardımcı olur.

    Farklı bir bakış açısıyla değerlendirecek olursak; Venüs Başak’tayken aradığımız güzelliği, kusurlarımızı kalıcı şekilde düzelttiğimizde yakalayabiliriz. Uranus de yenilik peşinde olan bir gezegen ve çıtayı yukarıya çekmek istiyor. Bu iki gezegenin enerjisinden üzerimize düşen görevi hakkıyla yaparak faydalanabiliriz. Tutulma enerjisini yumuşatmaya yönelik olan mesajları alabilirsek, kendimizi değişen geleceğe uygun şekilde yapılandırabiliriz.  Hazır toprak elementinde Uranus, Venus, Saturn uyumlu açıları varken bu yeni Ay tutulmasında bir tohum ekebiliriz. Kendimizi yarın nerde görmek istiyorsak o amaç uğrunda bir adım atabiliriz. Bir çiçek ekip her sabah o çiçeği sulamak üzere kalkabiliriz. Saturn bizden disiplinli olmamızı, Uranus yeni ve modern bir hedefi, Venüs güzellik için hizmeti, üretmeyi talep ediyor. Yeni Ay ise yeni başlangıçları..

    Altını çizmek istediğim bir konu da Tutulma öncesindeki karanlık ay fazı. Ay Güneşe yaklaşırken Güneş’in ışıklarından görünmez olur. Yeni ay öncesindeki bu fazda duygularımızdan pek de emin olamayız. Gerçeklikten koparız, ayrılık fazıdır, kopuş fazıdır, kaostur bu dönemin ana teması. Eş zamanlı olarak Merkür de geri hareketinden hemen önce Neptun ve Jupiter’e sert açı yapıyor yani kendinden emin olamama, kötümser düşünme, şüpheci yaklaşım söz konusu. Hatta bilinçdışı temaların kontrolü ele almasından da söz edebiliriz. Fantezinin düşüncelerimize hakimiyeti de gözlemlenebilir. Mars Kova’da Ay düğümü ile birlikte geri hareketteyken kontrolü kaybetmeden, sakin kalmaya çalışmakta fayda var. Ani öfkelenmeler, sinirlilik hali, panik ve korku ile hareket etmek yerine , başka bir deyişle bilinç dışına teslim olmak yerine, ilhamlardan faydalanarak planlı programlı bir yol haritasıyla devam etmekte fayda var.

  • ŞAFAK VAKTİ VE OĞLAK DOLUNAYI

    ŞAFAK VAKTİ VE OĞLAK DOLUNAYI

    Yine bir tutulma dönemine girdik. Aslan Kova tutulma serisinin sonlarındayız artık. Bu yaz Yengeç ve Aslan burçlarında Güneş tutulması gerçekleşecek ve tutulma serisi eksen değiştirerek Oğlak- Yengeç aksına geçecek.

    Aslan ve Yengeç burçları gökyüzündeki iki ışık tarafından yönetilir. Biri Ay diğeri Güneş. Ay bilinç dışını Güneş ise bilincimizi temsil eder. Tutulmaların anlamına geçmeden önce gökyüzü bize hangi zemini hazırlıyor buna bir göz atalım beraber.

    Merkür bu hafta Yengeç burcunun son derecelerinde Kuzey ay düğümüne doğru ilerliyor. Su burçlarının son dereceleri duygularımızı anlamak, hislerimizi kontrol etmeye çalışmak ve bizi rahatsız eden konuları baskılamak açısından zorlayıcıdır. Günlük hayatımızı bir düşünelim, sabah işe gidip akşama kadar yaptığımız konuşmalar, toplantılar, sorunlar ve akşam eve geldiğimizde ise tamamen farklı konuları deneyimleriz. Sadece 24 saatte maruz kaldığımız dış dünyanın bizde tetiklediği duygular neler bunu bir düşünelim önce. Bunlarla baş etmeye çalışırken algılama ve anlatma fonksiyonumuz hangi duygumuzdan etkileniyor bunları bilmemiz nerdeyse imkansız.  Ben teknolojiden hiç anlamam ve gerçekten kullanma özürlüyümdür bu yüzden Yengeç burcunun son derecelerindeki Merkür’ü sıkıştırılmış bir Zip dosyasına benzetmek istiyorum. Bir yazılımın çalışır hale gelmesi için gerekli olan her tür dosyayı sıkıştırıp saklarsınız. Kullanma vakti geldiğinde verimli sonuç almak için açıp çalıştırmak gerekir. (Bu benim şu anda bilgisayarımda yaşadığım en büyük problem!) Hissettiklerimizi analiz etmeye çalışıyoruz, bizi rahatsız eden duygulardan kurtulmak istiyoruz. Denizde akıntıya kapılıp suyun üstünde kalmaya çalışmaktan yorgun düşmek gibi halimiz biraz. Peki neden yorulduk, neden bu şekilde hissediyor olabiliriz. Biraz daha açalım gökyüzündeki etkileşimi.

    Eş zamanlı olarak herkesin şu anda konuştuğu bir Mars Retrosu var gökyüzünde. Bu hafta kova burcunda başladı. Mars hareket enerjimiz, savunma ve savaşma fonksiyonumuz, kimliğimizi ortaya koyma şeklimiz, ve seçtiğimiz yolda nasıl yürüdüğümüzü gösterir. Kova bireysellikle, gruplarla, modern ve yeni dünyayla ilgili bir burç. Kova enerjisi özgün kimliğimizi sembolize eder. Hiçbir gezegen gökyüzünde fiziksel olarak geri gitmez elbette. Bulunduğumuz yerden baktığımızda Dünya’nın Mars’ı geçmesiyle biz Mars’ı geri hareketteymiş gibi algılarız. Savaşçı ve rekabetçi bir gezegenin geri kalmasını ve başka bir gezegen tarafından geçilmesini düşünebiliyor musunuz!

    Mars yani savaşma fonksiyonumuz yaratılış gereği geride kalmak yani yarışı kaybetmek istemez. Peki Mars’ın savaşmamızı istediği şey nedir? Kova burcundayken bizden yeni kimliğimizi oluşturmamızı, kendimizi gelişen dünyaya adapte etmemizi, doğamıza uygun davranmamızı ister.  Yeni ve değişen dünyaya uyum sağlamamız için kendimize bir hedef ( yeni bir yol ) koymamızı ve bu hedef için çalışmamızı ister.

    Aslına bakarsanız geçen seneden beri yazılarımda 2018 senesinin hazırlık yılı olduğunu yazıyorum. Oğlak burcundaki Saturn ve Pluto bizi istesek de istemesek de yeni dünya için zorlayacak. Şimdi Kova burcundaki Mars gerileyerek savaşa bir küçük mola veriyor. Yani “gün batarken dinlenelim, yaralarımızı saralım, kaslarımıza biraz kuvvet gelsin, yeni bir plan yapıp gün doğarken tekrar cepheye geri döneriz” demek istiyor. İşte tam da bu nokta da Merkür su grubunun son derecelerinde zaten duygularımızı, aslında kalben ne istediğimizi, bizi rahatsız eden hislerimizi anlamamızı sağlıyor. Artık iç dünyamızla yaptığımız hesaplaşmanın son günleri. Zihne taşıdığımız şeyleri Mars gerilemesinde hazmetmemiz lazım. Yani duygusal yaralarımızı görmezden gelmeden sarmalıyız ki tekrar yola devam edebilelim.

    Bu kadarı bile yordu değil mi? Ama bitmedi henüz gökyüzünün anlatmaya çalıştığı hikaye!

    Mars geri giderken Güney ay düğümü ile kavuşacak ve geri hareketinde Uranus ile zorlayıcı bir etkileşim içinde olacak. Yani aslında Mars’ı yöneten gezegen ( uranus ) ile  kavga halindeyken geri gidecek. Kısacası geçmişimizle yüzleşmek, eski hataların tekrar farklı bir biçimde karşımıza çıkması, kapanmamış yaraların nüksetmesi gibi konularla baş etmemiz gerekecek. Bunları düşünüp, değerlendirip yeni bir yöntemle çözme zamanıdır artık. Çünkü bugüne kadar uyguladığımız şeyler artık bugünün gerçeklerine hitap etmiyor. Kendimizi yeni döneme adapte etmemiz en iyi yol gibi duruyor. Nasıl ki kullandığımız cep telefonları ve bilgisayarlar bizim isteğimiz dışı kendilerini otomatik güncelliyorsa biz de yeni ve değişen dünyaya adapte olacak şekilde kendimizi geliştirmeliyiz. Konfor alanlarımızdan çıkma dönemi. Mars kova da bireyliğimizi, özgünlüğümüzü bulmamızı istiyor. Şu anda kısa bir mola, “düşünmeliyiz”. Kendimize bu cepheyi kazanmamızı sağlayacak yeni bir strateji yapmalıyız.

    Devam edelim o zaman.

    28 Haziran sabahı Oğlak burcunda bir dolunay gerçekleşecek. Ay mutlu olmadığı Oğlak burcunda ve Saturn ile kavuşumdayken gerçekleşecek bu dolunay. Açıkça söylemek gerekir ki çok da kolay bir enerji değil bu enerji. Ay mutlu değilken Saturn kendi yönettiği alanda gayet kuvvetli pozisyonda olacak. Yani Saturun’un zorlayıcı, daraltan, kısıtlayan enerjisi duygularımız üzerinde etkili olacak. Ay’ın eş zamanlı Kayron ile sert etkileşimini de eklersek, eski yaralar, kusurlarımız, bir türlü geliştiremediğimizi düşündüğümüz yönlerimiz tetiklenecek.

    Oğlak Dolunayında güçlü olan gezegen Saturn demiştik ya,  Mars’ın içinde bulunduğu burcu da yöneten gezegen Saturn. Başka bir deyişle; bu savaşı asla kazanamayacağımızı düşünüp, bir daha ayağa kalkmak istemeyebiliriz. Bu tuzağa düşmeyelim.

    Mars kova burcunda çok da mutsuz değil aslında. Çünkü Kova gruplarla, toplumla, aynı hedefe koşan insanlarla hatta grup içinde bireysellikle ilgili bir burç. Mars burda sosyalleşerek gücünü gösterebilir. Bu dönemde bize öğretmek istediği aslında içinde bulunduğumuz gruplarda ve sosyal çevremizde gerçekten kendimiz olabiliyor muyuz? Hakkımızı nasıl savunuyoruz, doğru sosyal çevrede miyiz? Takıldığımız insanlar bizi kendi hedefimize yani birey olmamıza yardımcı kişiler mi? Bunları durup düşünme vaktidir şimdi. Mars ilerleyen günlerde Oğlak burcunda gerilerken tam istediği gibi gücünü gösterme fırsatı bulacak. Yani içimizdeki gücü/savaşçıyı açığa çıkartma şansı tanıyacak. Ne kadar başarılı olduğumuzu ise yaz sonunda ileri hareketiyle test edecek. Eğer hala 2018 yılında kendinizi değiştirmeye gönüllü ve hazır değilseniz, 2019 ve  2020 yıllarında Oğlak burcunda ortaya çıkacak enerjiyi hatırlatmak isterim.

    Bir kez daha düşünme vaktidir şimdi. Neden mi böyle söylüyorum? Çünkü dolunay da Güneş’in karşısında ki sadece Ay değil, en kuvvetli haliyle Saturn yer alıyor. Bir de bu açıdan bakmak lazım gökyüzünün talebine.

    Güneş Saturn’e ışık tutarak kendimizi nasıl yapılandıracağımızı test edecek. Saturn Oğlak burcuna geçiş yaptığından beri ne yaptık? Bir hedefimiz var mı, yeteri kadar planlı ve sistemli bir çalışma içine girdik mi? Yoksa hala otamatik pilotta mı yaşıyoruz? Merkür’ün katkısını da konuya eklediğimizde, mahsul elimizde, geçmişten aldığımız dersler masada diyebiliriz. Soru şudur? Bu mahsulle ne yapacağım, bundan sonraki cephede hangi silahlarımla savaşacağım, duygum nedir? Kalbim ne istiyor? Ruhumu dinlemediğimde yaşadığım kimliğimden memnun muyum?

    Güneş’in karşısındaki Saturn kendi sorumluluğumuzu almamızı istiyor. Yengeç burcundaki Güneş kolaylıkla küser, kırılır, alınganlaşır, hassaslaşır. Yani kolayca çocuk olabilir ancak Saturn göreve çağırıyor.

    “Ağlama, kimse yardımına gelmeyecek. Ayağa kalk ve savaşmaya devam et” İşte bu dolunayda mesaj bu.

    Yani araştırmaya devam, duygularımızı ve nerde olmak istediğimizi araştırırken zaten kendi büyümemizi gerçekleştirebiliriz. Evet yollar biraz engebeli olabilir ama bu haftasonu  Merkür Aslan burcuna geçtiğinde ve hızla Venüs’e yaklaştığında biraz daha rahatlama gelecek. Merkür tam 0 derecede Aslan burcuna girdiğinde Venus 18 derecede yani tam tutulma dercesinde olacak. Uranus ile uyumlu etkileşimi ise engelleri nasıl aşacağımız konusunda ışık tutacak.

    Yani bir şafak vaktindeyiz hep beraber. Uyanmaya az kaldı bence, siz ne dersiniz?

    DİDEM CAN

  • SEÇİM ZAMANI; Akrep Dolunayı

    SEÇİM ZAMANI; Akrep Dolunayı

    Dolunayının enerjisi geçtiğimiz hafta boyunca üzerimizdeki varlığını hissettirdi. Ana konumuz Akrep burcundaki dolunay ancak tek başına bu dolunaydan bahsetmek içinden geçtiğimiz bu ağır enerjiyi anlamamız için yeterli değil elbette. Bu dolunayın etrafında neler oluyor, gökyüzündeki sahne nasıl  bakalım isterseniz.

    Venüs bu hafta kendi yönettiği burçtan çıkarak ikizlere geçti. Şimdi kendimizi, ne istediğimizi, kendi değerimizi sorgulama dönemi. Üzerinde çalıştığınız projeler tekrar değerlendirmeye alınıp değiştirilebilir, ilişkilerde taraflar fikir değiştirebilir, siz hayatınızdaki bazı şeyleri yeniden değerlendirme ihtiyacı duyabilirsiniz. Bunlar hayata renk ve dinamizm katar ama eğer bu değişikliklere hazır değilseniz size şaşırtıcı gelebilir ve rahatsız eder.

    Peki bu yeniden gözden geçirme hangi konularda olabilir, neyi gözden geçirip değerlendirme yapacağız?

    Bunun için Venüs’un ilişkide olduğu Merkür ve Kayron’a bakacak olursak konunun tamamen kendimiz ve kendi gerçekliğimiz olduğunu söyleyebiliriz. Venüs neden hoşlandığımız ve değer yargılarımızın ne olduğu konusunda cevap arıyor ancak bu hafta bu cevapları bulması bir hayli zor. Çünkü Merkür’ün Saturn ile yaptığı sert açı buna engel oluyor ve hatta bizi biraz da karamsar yapıyor. Kayron bir anahtar.  Koç burcundayken, kendimizi bulmaya giden yolun anahtarı olduğunu söyleyebiliriz. Yaralı şifacı olarak kendine has ve değişik yöntemleri var elbette. Bize kendimize giden yolu en yaralı olduğumuz ve güvensiz olduğumuz tarafımıza ayna tutarak yapıyor. İçerde kilitli kalmış olan gerçek kimliğimizi açığa çıkartacak olan anahtarı sunuyor bize. Uranüs’ün Koç burcundaki son derecesi ise artık kendimizi olduğumuz gibi vurgulamak ve özgürleşmek adına evrenin kışkırtıcı çağrısını hatırlatıyor bu hafta.

    Bu kadarla kalmıyor bu haftanın mesajı; bu sert enerjiye  Mars ve  Pluto’nun  Oğlak burcundaki kavuşumunu da eklememiz gerekecek.  Peki bu ikilinin katkısı nasıl dersiniz?  İçimizde hissettiğimiz şiddetli açlık!

    Mars Pluto’ya “hadi şimdi, hemen” diye cesaret veriyor. Ancak Akrep Jupiter’i ise korkuları yüzeye çıkarttığı için bu kavuşum, arzuların inkar edilip bastırılmasına neden oluyor. Mars cesaret ve savaş gezegeni ve Oğlak burcunda çok güçlü. Elbette Mars gerçek hırsların ve tutkuların peşinden gidilmesini isteyecek. Bu gezegenin doğasında var. Karar vermemizi ve kararlı olmamızı talep ediyor.

    Koç burcundaki Uranüs, Merkür ve hatta Kayron enerjisi içimizdeki bulunmamış, keşfedilmemiş potansiyelleri dışarı çıkarmaya zorluyor. Bunu her birimiz kendimize ait yöntemlerle yapacağız elbette. Ana tema şu; evren bizden gönüllülük beklemiyor. Gökyüzü bizi değişime zorluyor bu hafta!

    Öncü burçlardaki gezegen sayısı oldukça fazla şu anda. Merkür gerilemesi de öncü burçta gerçekleşti geçtiğimiz ay. Yani seçim yapmak için kendimizle baş başa zaman tanıdı bize. Ne istediğimizi, nasıl düşündüğümüzü, ilhamlarımızı hatırlattı. Şimdi Merkür’den bayrağı Venüs alarak İkizler burcuna geçti ve yeniden sorgulatıyor bize gerçek arzularımızı. Ne istiyoruz, değer duygularımız nedir? Bu sahip olduklarımız bizi ileriye taşıyor mu? Hak ettiğimiz, bize layık olan şeylere mi tutunuyoruz?

    Mars ve Pluto ikilisi de bizi karar almaya zorluyor. Ancak korkularımızla yüzleştirerek yapıyor bunu. Hiçbirimiz gerçek korkularımızla yüzleşecek cesarete sahip değiliz elbette. Ya da bunu gönüllü bir şekilde yapmayız. Akrep dolunayının ana konusu neyi bırakıp neyi tutmamız gerektiği ile ilgili. Akrep ölümle yani vazgeçmekle, bırakmakla ilgilidir, Boğa burcu ise sahip olmak, maddiyat, güvence ve sağlamlaştırmakla ilgilidir. Bu durumda Akrep dolunayında “bizi ileriye yani hedefimize götürecek olan şeyleri mi tutuyoruz hayatımızda” sorusu sorgulanabilir. Sıkı sıkıya bağlandığımız şey bizi yarına taşıyacak olan şey midir? Seçimim hangi alanda olmalı, ne için savaşıp neyin bitmesine izin vermeliyim?

    Sanırım bu dolunayın ana teması seçim yapacak kadar cesur olup olmadığımızdır. Çünkü gökyüzünde bundan sonra gerçekleşecek olan dizilim ya da yeni sahne şimdi oynamayı seçtiğimiz rolün devamı niteliğinde olacak. Tohum atma senesi bu sene. Hayat size bir sonraki sahnede nasıl bir rol versin istiyorsunuz?

  • Altın Anahtar; Koç Yeni Ay`ı

    Altın Anahtar; Koç Yeni Ay'ı

    Merhabalar

    Yine bir Koç Burcu Yeni Ay’ına yaklaşıyoruz. Bu seferki diğer yıllardan biraz farklı olacak. Neden derseniz aynı anda birden fazla gökyüzü olayı gerçekleşiyor ve hepsinin ayrı ayrı anlamları çok derin ve önemli.

    Konuşacak çok şey var aslında bu haftaya dair. Hepimizi yolun sonuna geldiğimiz gerçeği ile yüzleştiren bir enerji var yukarda. Bir tarafta cennet algısı, taze çiçekler, yeşil çayırlar ve dingin sular vaat eden bir Neptün enerjisi ile gerçek değerlerimiz ve ulaşmak istediğimiz hedefler için bizi zorlayan Mars ve Venüs gezegenleri. Bu hafta Mars, Venüs, Neptün gezegenlerinin birbiriyle uyumlu etkileşimi nedeniyle bu yeşil vadilere inanmak içten bile değil. Venüs şu anda yönettiği burçta çok güçlü, ne istediğinden, neyi hak ettiğinden emin. Mars da yüceldiği burçta ez az onun kadar güçlü, bize uğruna savaşacak bir hedef sunuyor. Mars Gücü arzuluyor, kazanmayı ve yönetmeyi hedefliyor. Neptün de kendi yönettiği burçta son derece kuvvetli üstelik de burcun tam orta derecesinde yani iyice kuvvetlenmiş durumda. Bize peşinden koştuğumuz hedeflerin en güzel kısımlarını parlatarak sunuyor. Oğlak hedeflerimizle ilgili, çalışmak ve başarmakla ilgiliyken bu kadar şiddetle vurgulanması, çok çalışıp zorlanacağımız anlamına geliyor. Mars, Pluto ve Saturn kavuşumu üstesinden kolay gelinebilecek bir enerji değildir. Dönüşüm, yapılandırma, savaşma, savunma enerjisidir. Tek başına bu kombinasyonla baş etmek bu kadar güçken, biz kişisel olarak ne ile savaşmaktan, neyi savunmaktan, neyi dönüştürmekten bahsediyoruz acaba? Oğlak burcu hedef ise kendimize koyduğumuz hedef nedir o zaman? Başkasının doğrusu benim doğrum olabilir mi? Kiminle yarışıyorum ben? Önce bu soruları soralım bir an kendimize ve devam edelim gökyüzüne bakmaya.

    Haftanın başında Venüs ile Ay düğümlerinin etkileşimi gergin bir enerjiye sebep oldu. Bu sert açı kalıbı Kova burcundaki Ay ile tetiklendiğinde, aslında gerçek arzularımızın peşinden gitmenin sandığımız kadar kolay olamayacağı gerçeği ile yüzleştirdi bizi. Çünkü sosyal bir varlık olarak, içinde bulunduğumuz yapılarda dengeleri kurup gözetmekle o kadar meşgulüz ki, kendi isteklerimiz çoğu zaman geri planda kalabiliyor. İlişki dinamikleri, başkalarını mutlu etmeye çalışmak, bizden beklenenleri yapma çabaları, “başkaları ne der” endişesi ile adım atmakta zorlanıyoruz. Aslan burcundaki Kuzey Ay düğümü ise asıl dersimizin kendimizi mutlu etmek olduğunu söylüyor bize. Oğlak burucundaki bu vurgu da asıl hedefin kendimiz olma yolunda ilerlemek olduğunu söylüyor aslında. İşte Merkür gerilerken bu temaların üzerinde durup düşünmemizi istiyor bizden. “İlhamlarım geleceğime yön veriyor mu” soru bu!

    Cuma günü Kiron yani yaralı şifacı, Balık burcunun son derecesinde karanlık Ay ile kavuşum yapıyor ve Geri Merkür de Kiron’a doğru yaklaşıyor. Başka bir deyişle, tam bir tereddüt etme hali. İstediğim şeyleri yapabilecek miyim?, bu proje istediğim gibi sonuçlanacak mı?, şu anda doğru şeyi mi yapıyorum? gibi sorular hakim olabilir. Kiron Koç burcundayken, başlatmak, savaşmak, savunmak gibi kavramlar konusunda çekimser kalır. Kendini yetersiz hisseder insan. Ay Neptün’den aldığı enerjiyi Kiron’a taşıyarak bizi duygusal olarak hassaslaştıracak. Kendimizi biraz yaralı ve çaresiz hissedebiliriz. Zaten Uranüs de artık Koç burcunun son derecesinde yani burç değiştirmeden önceki son çıkış. “Yapamadım”, “artık fark etmez ki”, ”bir anlamı yok ki” gibi bir duygu oluşabilir.  İşte bu tuzağa düşmemek gerekir.  Bunun yerine gerçek duygularımızı hissetmeyi seçebiliriz. Bir noktada teslimiyeti deneyimleyebiliriz. Sürekli zorladığımız hedef, bizi olmamız gereken yola götürmüyorsa kabullenmeyi seçebiliriz.

    Bildiğiniz gibi, kabullenmek ya da teslimiyet hiçbir şey yapmamak anlamına gelmiyor. Gökyüzünün mesajı gerçek kimliğimize ulaşmak için gerekli savaşı vermemizle ilgili. Güneş ve Uranüs Koç burcunda ve Oğlak burcuna sert açı yapıyor yani savaşma enerjisi hakim. Sadece doğru cephede savaş verdiğimizden emin olmamız gerekir hepsi bu.

    Oğlak burcunun gölgesi zirveye giderken onu büyüleyen başka faktörleri kendisine hedef seçerek yolundan sapmasıdır. Bize öğretilmiş ya da dayatılmış fikirler ve rol modellerle kendimizi olmadığımız kimlikler veya pozisyonlar için nafile zorluyor olabiliriz. Neptün bu hafta tam da bu konuda bize pembe hayaller sunup yolumuzdan saptırabilir mi acaba? “Ben aslında bunu hak ediyorum” girdabıyla yine yanlış yerde savaşır mıyız dersiniz?

    Peki yeni ay’dan önce bu kadar mı gezegenlerin oyunu bize. Elbette hayır. Daha bitmedi. Hepimizin çok sevdiği bolluk ve bereket gezegeni Jupiter’den hiç bahsetmedik!

    Akrep burcunda gerilerden Pluto ile iş birliğine devam ediyorlar. Üstelik son derece kişisel bir gezegen olan Venüs de Jupiter’e karşıtlık yaparak sahnedeki rolünü oynuyor. Venus Pluto karşıtlığı derin tutkular, karşı konulmaz istekler, ilişkide önemsenme ve güç savaşlarını vurgular. Jupiter’in bu denklemin içindeki rolü açıkçası hiç de küçümsenmeyecek bir rol. Yani bizi kendi korkularımız ve karanlık yanımızla yüzleştirmek. Tam da Merkür gerilemesiyle birlikte gerçekleşiyor bu yüzleşmeler. Hepimiz şöyle bir geçmişe dalmışızdır ara ara, bizi rahatsız eden, bastırdığımız, düşünmek istemediğimiz anılar canlanmıştır. Ya da öyle bir olayın içinde bulmuşuzdur ki kendimizi, bastırmaya çalıştığımız bir huyumuz test edilmiştir. (Öfke nöbetleri, kıskançlık, alkol veya sigara bağımlılığı, küfür, küsme, demogoji vb.)  Aslına bu karanlık taraflarımız da bizi biz yapan alanlar. Bu tarafımızla yüzleşmeden, barışmadan yeni bir kimlik oluşturmamız ve dönüşüp büyümemiz mümkün değil. Jupiter akrepte seyrederken, özellikle Pluto ile uyumlu bir görünüm yaparken, bize bu yönümüzü düzeltme fırsatı verir. Sorun şu ki biz bununla yüzleşmeyi mi seçeceğiz yoksa yine hasır altı yapıp faturayı  günah keçilerine mi keseceğiz.

    Mitolojide Uranüs gökyüzü tanrısıdır. Önümüzdeki hafta Koç burcundaki Yeni Ay Uranüs kavuşumu ile gerçekleşecek. Yani aslında Gökyüzü tanrısı gökyüzünün kapılarını hepimiz için açacak. Uranüs bize elinde altın anahtarı ile geçiş izni sunacak. “Hayır geçmek istemiyorum, ben kendime güvenmiyorum” veya “bu bildiğim yol, emin olduğum düzende devam etmek istiyorum” demek bize kalmış.

    hayat bizi kendi mutluluğumuz için savaşmaya çağırıyor. Kendi gölgelerimizle yüzleşip, yeni kimliğimizi oluşturmaya çağırıyor. Evet hayatın içinde özgür irade kavramı var ama kaçımız otomatik pilotta yaşamak varken, bu özgür irade kartını kullanmaya gönüllüyüz ki…

  • UYANMA ZAMANI

    UYANMA ZAMANI

    Bir Ay tutulmasını geride bırakırken yeni bir Güneş tutulmasını karşılayacağız önümüzdeki hafta. Yani iki tutulma arasındaki dönemdeyiz ve hala tüm gezegenler ileri hareketteler. Yani hızlı ve etkin bir haftanın içindeyiz.

    Gökyüzünün mesajı nedir, kısaca göz atalım isterseniz.

    2018 senesinin tutulmaları biri dışında Aslan ve Kova hattında gerçekleşiyor. Yani kendimizi gerçekleştirme ve toplum içinde farkımızı ortaya koyabilme sürecindeyiz hala. Bu haftaya yoğun Kova enerjisiyle başladık. Yani özgürleşme, bireyleşme enerjisi de diyebiliriz.

    Haftanın hemen başında Ay Jupiter’e yoğunluk vererek, derinlerdeki dönüşüm gücünü, arzuları, tutkuları  tetiklemeye başladı.  Yani bizi duygusal olarak yoğunlaştırıyor. Bu ikili kalbimizin nerde attığını ve asıl ihtiyaçlarımızı sorgulamamızı istiyor.

    Akrep gerçeklikle ilgili bir burçtur. Hazır olsan da olmasan da seni bunlarla yüzleştirir ve bu yüzleşmeyle birlikte dönüşmeni ister. Zümrüdü Anka kuşunun hikayesini bilmeyen yoktur sanırım. Küllerinden doğar Zümrüdü Anka kuşu, ateşin içinden geçer. Bu ateş hayatın acı gerçekleridir bana göre. Bazı gerçekler öldürür ya insanı işte öyle bir süreçtir akrep süreci. Bu hafta başında Ay Jupiter ile akrep burcunda kavuşarak kendimizle, korkularımızla dürüstçe ( jupiter ) yüzleşmemizi istiyor. En derininde gerçek kimliğin nedir? Seni büyütecek  olan tutkuların nelerdir?

    Gökyüzünün çağrısı bir süredir gerçek kimliğimizi ve bu kimliğimizle yeni toplumsal rolümüzü bulmamız yönünde biliyorsunuz. İşte bu hafta Akrep Kova sert etkileşimi, daha fazla rol yapamayacağımızı söylüyor. Mesaj  çok net!

    Eğer üzerimize uygun olmayan bir kıyafet giyiyorsak yani olmadığımız biri gibi davranıyorsak, bu enerji bizi huzursuz etmeye devam edecektir. Kova toplumsal bir burç. Toplumda eşitlik, toplum yararına yapılan işler, grup çalışması, arkadaşlık gibi temalar Kovayla ilişkilendirilir. Bu noktada biz ait olduğumuz gruplarda ne yapıyoruz sorusu geliyor insanın aklına. Gerçekten kime ne şekilde faydalı olabiliyoruz. Neyi neden yapıyoruz?

    Bu haftanın başındaki  Ay Güneş karesi, dürüstçe kendimizle yüzleşip, yeni kimliğimize doğru yol almamızı istiyor  bizden. Sormamız gereken sorular; birileri beni bu rolü oynamam için zorluyor mu? Sırf dışlanmamak için mi aynı sistemin içinde kalıyorum, eğer içimden geldiği gibi hareket edersem eleştirilir miyim? Uranüs’ün de Venüs’e bu konuda biraz gerginlik katacağını ve sinir sistemimiz üzerinde biraz baskı oluşturacağını söylemek yanlış olmaz.

    İki tutulma arasında hissedilen gerginlik Ay’ın sırasıyla Mars, Saturn Ve Pluto’yla yapacağı hizalanmalarla devam edecek. Üstelik tüm gezegenler ileri harekette!  Bu durum bende, içinden geçtiğimiz dönemin  kadersel olduğu izlenimini uyandırıyor. İki tutulma arasında tüm gezegenlerin ileri pozisyonda olması tesadüf olamaz sanki.

    Mars, her şey hızla ilerlerken ve çanlar bizim için çalarken bizi maceraya çağırıyor. Ateş burcu olan Yay’da Kova enerjisine yani özgürleşmeye destek oluyor. “Üzerine uymayan kimliği bırak”, “sana ait olmayan yoldan özgürleş”, “kendini bulmak için maceraya atıl” diyor. Sizin için maceranın adı nedir bunu ben bilemem. İstemediğiniz, memnun olmadığınız bir işte çalışmak mı? Sizi üzen ve kıran bir arkadaşı bırakabilmek mi? Sevgilinizden ayrılmak mı?

    Sizi buralarda tutan korkular nelerse bununla açıkça ve dürüstçe yüzleşmeye çağırıyor Akrep Kova sert açısı. Jupiter ahlak ve etik kurallarla ilgili olduğu kadar öğrenmekle de ilgili bir gezegendir. Öğrendiklerimizi hayatta deneyimlememizi ister. Ay hafta başında Jupiter’i tetikleyerek Kova burcundaki gezegenlere sert açı yaptığına göre, ne yaşıyoruz bu hafta düşünme ve öğrenme zamanı!

    Akrep süreci sadece  Ocak ve Şubat aylarının konusu değil elbette. Aslında 2013 yılından beri deneyimlediğimiz bir süreci tamamlıyoruz. 2013 yılında Saturn’un Akrep burcuna girmesi,  2016 yılında Mars’ın bu burçta gerilemesi ve şimdi de Jupiter’in aynı burçta yer alması dönüşüm sürecinin içinde olduğumuzun işaretleri. Başka bir deyişle 2013 ve 2018 yılları arasında gökyüzü bizi tutkularımız, korkularımız ve içimizdeki gerçek güçle ilgili ipuçlarını görmemiz için zorluyor. Şimdi biraz düşünelim bakalım, neler olup bitiyor bu yıllar arasında kişisel olarak hayatımızda. Bizi neler rahatsız ediyor? Ne yönde değişime zorluyor hayat bizi.

    Bunu yapmak kolay olabilir mi peki? Neden olmasın. Venüs’ün Balık burcuna geçmesiyle birlikte yapacağı açılar çözümü daha rahat görmemizi sağlayacaktır eminim. Bu dönemde hayatımıza girecek olan kişiler ya da karşılaşmalarımız bizi aslında hedefe taşıyacak olan karşılaşmalar olabilir. Kuvvetli ve  kendini iyi hisseden Venüs’ün  sırasıyla Satürn, Jupiter ve Pluto ile destekleyici enerjisini kaçırmak istemeyiz hiçbirimiz. Venüs 11 Şubat’tan itibaren Balık burcuna girerek biraz huzur istiyorum diyecek. Kendimizi iyi hissetme hakkımızı kullanacağız bu tarihte.  Sonra mı? 15 Şubat Güneş tutulması elbette! Uyandırma zili çalacak!

    Venüs’ün balık burcundaki hareketi ile çözümü de içsel olarak hissedeceğiz. Karşılaşmalarımız, sosyalleştiğimiz kişiler aslında çözümün birer parçası olabilirler. Sadece biraz dikkat gerekiyor günlük hayatta. Hayatımızı otomatik pilottan çıkarıp yaşarsak, gemiyi limana tek parça olarak ulaştırabiliriz.

    Oğlak burucundaki Pluto ile sadece mevcut düzeni korumakta ısrarcı olup direnecek miyiz, yoksa Kova enerjisiyle kendimizi özgür mü bırakacağız!

    Hadi bakalım cevap sizde..

  • LIGHTNING

    LIGHTNING

    2018 yılının ana temasını belirleyecek olan tutulma haftasına girdik. Hareketli ve temposu oldukça yüksek bir oyun var bu hafta gökyüzünde.

    Bence en ilginç olan hareket Merkür’ün tam tutulma esnasında  burç değiştirerek Kovaya girmesi yani tutulmanın tam karşısına geçip olaya dahil olması. Yazılarımı takip edenler biliriler Merkür Kasım ayından bu yana pek de mutlu değildi. Doğasını dilediği gibi canlı kanlı gösteremedi. Küçük yaramaz bir çocuk gibi oradan oraya dolaşıp muziplikler yapamadı. Şimdi üçlü yöneticisi olduğu hava burcuna tam tutulma anında giriyor. Şimdi meydan onun! Merkür bu ne yapacağı hiç belli olmaz. Zeus’u ve Apollo’yu kıvrak zekasıyla kandırmış bir Tanrı’dan bahsediyoruz. Bize nasıl bir oyun oynayacağı hiç belli olmaz.

    Düşünün Kasım ayından bu yana neler biriktirdi cebinde! Yay burcunda ve galaktik merkezde geriledi, Oğlak burcunda Saturn ve Pluto gibi görevleri ağır ve önemli olan iki gezegenle buluştu. Bunları yaparken de çok eğlendiğini söyleyemeyiz. Şimdi biriktirdiklerini kusma zamanı. Bunu da tutulmaya eşlik ederek yapmayı seçti. Bana göre tam da Hermes’e göre bir yaklaşım.. Peki Hermes’in görevi ne olacak bu tutulmada? Bunun için önce tutulmaya bir kez daha göz atalım.

    Aslan Kova hattı yani kalp ve arkadaşlık. Aslan kalbinin içindeki niyeti simgeler. Kimliğini, özünde olman gerekeni sembolize eder. Oyun parkında dünyayı umursamayan bir çocuğun titreşimi vardır Aslan burcunda. Kova ise kendini gerçekleştirip sosyalleşen, rolünü toplumun içinde oynayan olgun bir  ferdin enerjisidir. Başka bir deyişle Aslan kendini olduğu gibi gösteren, kova ise toplumun içinde kendini gösteren bir enerjidir.

    İşte bu hafta bu tutulma bir UYAN çağrısı yapan çalar saat gibi çalışacak. Eğer gerçek kimliğimizi, yaradılışımıza uygun doğamızı oluşturamamışsak, haliyle toplum içinde de rahatça kendimizi gösteremeyiz. Hala içimizde yanlış olduğunu bildiğimiz ve adını koyamadığımız bir kıvranma hali hissediyorsak, içinde bulunduğumuz topluluklarda nasıl kendimizden emin durabiliriz ki!

    Peki Hermes yani Merkür ne yapacak bu durumda? Bunu işbirlikçisi Mars ile birlikte değerlendirelim bence. Mars ateş burcu olan Yay’a henüz girdi ve daha işin başında. Tutulma da ateş burcu olan Aslan da gerçekleşiyor. Ateş; hevesi, canlılığı, ilhamları sembolize eder. Işıkla ve ısıyla dünyaya renk getirir. Dürtüseldir. Mars hareket enerjisi, savaşma ve savunma fonksiyonumuzdur. Bu durumda Merkür hem tutulmaya hem de Mars’a komut veriyor. “Uyan, canlan, eksik parçayı bul” komutu bu. Elektrik yüklü Uranus her ne kadar uzak bir mesafede olsa da, o da ateş burcu olan Koç’ta seyrediyor. Onun da bu tutulmada payı çok büyük. Güneş’in ve Merkür’ün yöneticisi olarak gerekli olan akımı ilgili yerlere ulaştırıyor. Merkür de bu durumda, göğsümüze elektrik şokunu vermekten keyif alacaktır eminim. Haksız da sayılmaz. Kasım ve Aralık ayında bilincimize yükselmesi gereken temaları düşünmemizi sağladı. Ocak ayında hedeflerimizi gözden geçirmemizi istedi. Şimdi hala uyanmamışsak tutulmayla bize bir şok dalgası göndermesi normaldir. Suçlamayalım lütfen her fırsatta Merkür’ü.

    Kolaylıkla anladığınız gibi elektrik yüklü bir hafta da diyebiliriz bu haftaya. Ne için bu akım? Eksik olan parçayı bulmak için.

    Benliğimize uygun olan davranış modeli geliştirmek üzere eksik olan şeyi bulmak adına titreşiyor evren. Merkür, Venüs, Güneş Kova burcunda, Mars Yay burcunda. Yani bu hafta sosyalleşme enerjisi, gruplarla aktivite enerjisi hakim. Zaten Ay Aslan’da tutulacak. Yani yüksek enerjili bir hafta. İyi ama ana tema yiyip, içip, eğlenmek gibi bir sosyalleşmek mi?

    Unutmamamız gereken Jupiter hala Akrep’te ve yavaş yavaş  geri hareketine hazırlanıyor ve Oğlak’ta iki önemli gezegen hedeflerimizi hatırlatıyor. Yani gökyüzü bu hareket enerjisini geleceğine dair umutlarını gözden geçirerek ve hatta her ne kadar ulaşılmaz olsalar bile başlangıç adımını atmak için kullanmalısın diyor.

    Güneş / Aslan =Kalp        Uranüs=elektrik       Merkür=haberci/elçi

    Sen yeter ki değişmeye niyetli ol.  Zaten tutulma,  göğsüne büyük bir enerji dalgası ile uyandıracak seni. Duygular dramatik şekilde dışa vuracak. İşin sırrı Merkür’e kızmak değil, Merkür’ü anlamak. Yani tutulma haftasında yaşadığımız olaylara kızmak değil, olayların neden yaşadığımızı sorgulamak ve bu olayları yeni planlar yapmak için neden olarak görüp, gerekli adımları atmak.

  • LA FONTAİNE`DEN MASALLAR : Karınca ve Ağustos Böceği

    LA FONTAİNE'DEN MASALLAR : Karınca ve Ağustos Böceği

    Yılın ilk tutulmasının  arifesindeyiz bundan dolayı da çok parlak bir hafta olacağını söylemek mümkün değil.

    2018 yılının tutulmaları Kova Aslan hattının son tutulmaları. Bunlar içsel olan ile dışsal olanın dengelenmesini talep eden  tutulma serileri. Birey ve grup karşıtlığı veya  otokrat – demokrat karşıtlıği veya sanatçı – bilim insanı karşıtlığı da diyebiliriz. Aslan burcu ne kadar içimizdeki çocukla bağ kurmamızı isterse, Kova burcu o kadar gruplar içinde eşit ve özgür birey olmamız konusunda çağrı yapar. Gökyüzü 2016 yılından bu yana bu kutupsallık içinde bir denge bulmak üzere titreşim yayıyor. Sorumsuz, şımarık her gördüğünü isteyen bir çocuk mu yoksa kendi farkını idrak edebilmiş, uyumlu, işbirliğine müsait birey mi? Geçen bu süreçte bu iki uç arasında hangi noktaya gelebildik acaba?

    Şimdi gökyüzünde Oğlak burcu ve Kova burcu, bu tutulma temalarını iyice ön plana çıkartıyor. Asıl mesele içsel ve dışsal  bağlantıların dengesini bulabilmek. Yani hedefimizi bu skalanın neresinde yer almak istediğimize göre belirlemek. Hissettiğimiz baskının amacı bizi harekete geçirmek. Bunun başka bir adı ise “Stres”

    Peki nedir Sters?

    HEKIMLIK TERIMI

    ameliyat şoku, travma, soğuk, heyecan gibi etkenlerin organizmada, iç organlarda ve metabolizmada oluşturduğu bozuklukların tümü.

     

    RUHBILIM TERIMI

    kişide, birtakım sorunların yol açtığı coşkusal, ruhsal gerilim.

     

    Sözlük karşılığında travma ve soğuğun üzerimizdeki olumsuz etkisinden bahsediliyor. Oğlak burcundaki gezegen diziliminden ve bunun öneminden  bahsediyorum sürekli son zamanlarda. Tutulma öncesi havadaki bu gerginliğin üzerimizdeki baskısı bireysel olarak yarınımıza ne kadar hazır olduğumuzla ilgili. Son iki yıldır hissettiğimiz değişim arzusuna nasıl reaksiyon verdik. İsteklerimiz için yeterli araştırmayı yapabildik mi yoksa sadece lafta mı kaldı? Belki de söylenip söylenip oturduk. Sadece şikayet ettik ve sustuk. Eğer hala, kendimizi görmek istediğimiz yerden emin değilsek yani bir planımız yoksa bu stres kendisini daha fazla hissettirecektir.

    Neden mi? Çünkü evren ilerlemek istiyor! Yeni bir çağa geçmek istiyor!

    “Eski modeller yıkılmalı ve yeni geleceğe uygun, daha modern bir yapı kurulmalı” diyor. Biz sadece, insanoğlu olarak evrenin titreşimine hemen hazır olamıyoruz, hepsi bu. Güvenli köşelerimizde eski gibi kalmak istiyoruz. Ancak etrafımızdaki titreşimler buna uygun değil ve beden olarak rahatsızlanıyoruz. Bu rahatsızlığın adını koymaya çalıştıkça daha da zorlanıyoruz. Kısaca “stres” diyoruz ve önümüze çıkan her olayı bu çerçeve içine koyup, kulağımızın üzerine yatmaya devam ediyoruz.

    Oğlak burcu mevsimsel olarak kara kışın tam ortasına denk gelir. Kışın ağaçlar tüm yapraklarını dökmüş ve çıplak kalmıştır doğada. Sert rüzgarlarla kırılmamak için esner durur ve baharın gelmesini bekler. Köklerini daha da sağlamlaştırır bu zaman zarfında. Kışı atlatmak için hem esnemeli hem de kök salmalıdır toprağa. Ağaç bilir: Baharda can bulmak için kışı atlatmalıdır.

    Doğa her zaman bilir baharın bir gün geleceğini. Oğlak burcu işte bu kara kışın ortasında her zaman “ya yaz gelmezse” yaklaşımıyla bakar hayata. Bu sebeple en zor koşullarda bile direnebilen, sabırla bekleyen, disiplinle çalışan bir burçtur. La Fontaine’in Ağustos Böceği ve Karınca” masalındaki  Karıncaya benzetebiliriz Oğlak burcunu. Hiç yaz gelmeyecekmiş gibi doldurur yiyecekle yuvasını.

    Oğlak burcunun sorunu hedefini doğru koyabilmektir. Akrep burcunun sorunu ise ölmeyi bilememektir veya “hiç” olmak korkusudur.  Yanlışta ısrar etmek, değişime direnmek, özümüze aykırı toplumsal trendleri taklit etmek şu anki gökyüzü enerjisinin talebi değil kesinlikle.

    Akrep’teki Mars  ve Jupiter dönüşmemiz için Oğlak’taki gezegenlere destek oluyorlar. Bireyliği sembolize eden Kova’yı Güneş aydınlatıyor. Biz bu sese kulak verirsek ancak o zaman stresimizi azaltabiliriz. Sorunu yaşarken söylenmek/şikayet etmek yerine, temeldeki probleme odaklanmak veya şu anda bize acı veren konuları anlayıp birer birer üzerine gidebilmek en önemli konu bence.

    Bize uygun olmayan  rolleri taşıyamaz olduk artık. Daha fazla oynamak istemediğimiz için de stres ile baş etmeye çalışıyoruz. Yapbozun parçaları gibi kendi boşluğumuzu arıyoruz.

    Bu hafta Ay’ın Oğlak burcuna sert açısı tutulmanın gerginliğini üzerimizde daha fazla hissettirdi. Yani tüm soğukluğu, travmayı ve heyecanı tetikledi. Hatta Uranüs’e kavuşum yaptığı bu iki gün bazılarımız küçük patlamalar, duygusal boşalmalar  yaşadık belki de.

    Merkür’ün Saturn’den ayrılıp Pluto ile kavuşuma gitmesi bu temalarla kolaylıkla başa çıkamayacağımızı da gösteriyor maalesef. Merkür Pluto kavuşumu “Olumlu düşün olumlu olsun” gibi beylik cümlelerle kendimizi kandırabileceğimiz bir dönemde olmadığımız gerçeği ile yüzleştirmiş olmalı hepimizi.

    Merkür İkizlerin yöneticisi, zodyağın deli dolu çocuğu, hilekarı, kurnazlığıyla Zeus’u bile kandırmış bir kahraman. Yani kısacası doğası gereği Merkür sosyalleşmek, eğlenmek, gezmek ister. Gam ve kasvet pek  Merkür’ün işi değildir. Özellikle bu hafta Pluto  ile kavuşumu depresif düşünmeye itti belki de hepimizi.

    Stres ve depresyonun, yaratıcılığın bir önceki adımı olduğu söylenir genellikle. Sanatçılar en büyük eserlerini depresyon esnasında ortaya çıkarırlarmış. Belki bu bilginin ışığında tutulmanın gerginliğini, Merkür’ün Pluto ile dansından gelen derin bilgiyi, yeni dönemde yerimizi bulmak adına kullanabiliriz kim bilir.. Bizim yaratacağımız eser; özümüze uygun olan yeni rolümüzü yazmak olabilir.

    Neden olmasın

  • KARMANIN EFENDİSİ; İNANÇ VE CESARET

    KARMANIN EFENDİSİ; İNANÇ VE CESARET

    Bugün çok eski bir dostumla sohbet ederken “daha ne kadar zorlanacağız, yeter” gibi bir cümle geçti konuşmanın arasında. Bugün bu cümleden ilham alarak bir şeyler karalamak istedim.
    Bu hafta Salı (16 Ocak 2018 ) Oğlak burcunda bir Yeni Ay gerçekleşti biliyorsunuz. Çok ilginçtir ki bunu söyleyen arkadaşım da Oğlak!
    Oğlak burcu otorite, taahhüt, toplum kuralları, kendini bir amaca adamakla ilgilidir. Çok sıkı çalışma ve disiplin ister. Seçtiğimiz yol, koyduğumuz hedefle ilgilidir. Üzerimize düşen sorumlulukları almalıyız ki yolun sonunda kendimizi gerçekleştirebilelim.
    Oğlak Yeni Ay’ın teması; yolculuk için o en zor olan ilk adımı atmaktı. Bir önceki yazımda tüm gezegenlerin düz harekette olduğundan bahsetmiştim ( http://didemcan.com/gokyuzu-ciglik-atiyor-duyuyor-musunuz/ ). Gökyüzü hala bizi desteklemek için uygun enerjilerle titreşiyor. Yeni Ay yeni tohum atmak demektir. Bu tohum, doğum haritamıza bağlı olarak, her birimizin hayatında farklı alanlarda atılır. Kimimiz para, kimimiz aşk, kimimiz kariyer alanında yeni gelişmeler kaydederiz Yeni ay enerjileriyle. Ancak bu seneki Oğlak Yeni Ay’ı 2017 senesinin bilançosu ve 2019 senesinin kaosunun arasındaki köprü gibi bana göre. Yani hazırlık yılı olan 2018’in ilk Yeni Ay’ı. Bunu biraz açalım isterseniz.
    2017 senesinde Merkür 3 ay zararda olduğu Yay burcunda geriledi, Venus zararda olduğu Akrep burcunda geriledi, Mars zararda olduğu Terazi burcundaydı, Jupiter pek de mutlu olmadığı bir burçtaydı. 2011 yılından beri Pluto Uranus karesi üzerimizdeki baskıyı arttırdı ve hepimiz değişime zorlandık. Başka bir deyişle 2017 senesi pek de hoş bir yıl değildi. Ne kendimizden emindik ne de geleceğimizden. Geçtiğimiz seneyi doğum sancılarının şiddetlendiği yıl diye de tabir edebiliriz.
    2019 yılı ise artık birçok gezegenin Oğlak burcunda hizalanmaya başlayacağı bir sene. Suyun yavaş yavaş kaynama noktasına gelmesi gibi. Kaotik bir dönemin başlangıcı. Bu sebeple 2018 yılı çok önemli. Mars akrepte kendi evinde, Saturn kendi evinde, Jupiter yıl sonunda kendi evinde olacak, Neptün kendi evinde, Merkür bu kadar mutsuz olmayacak. Yani gökyüzü gerçekten emrimize amade!! Elbette ne istediğimizi biliyorsak.
    Bu sebeple yılın ilk Yeni Ay’ında kendi sorumluluğumuzu almak ve hayattaki yerimizi bulmak çok önemli. Birkaç kez Galaktik merkez ve Merkür gerilemesinden bahsetmiştim http://didemcan.com/yeni-bir-donem-basliyor-hazir-misiniz/ ). Şimdi Merkür Saturn ile birleşip bize kendi sorumluluğumuzun ne olduğunu anlamamıza bir kapı açmış olmalı. Hayatı ve yolumuzu daha ciddiye alma zamanıdır şimdi. Yeni Ay esnasında Jupiter ve Mars Akrep burcundan gerçek isteklerimize tutkuyla sahip çıkıp, peşinden gidebilme enerjisini yayıyor. Yani evren kalk ve harekete geç komutunu veriyor.
    Bu Yeni Ay’ın bir başka ayrıcalığı ise Ay tutulmasına önderlik etmesi. Seneye çok hızlı bir başlangıç yapıyoruz. Oğlak dizilimi hedeflerimizden ve bu uğurda kendimizi adayacağımızdan emin olmamızı istiyor. Eğer yürüdüğümüz yol bizi gitmemiz gereken hedefe götürmüyorsa çanlar çalmaya başlar, sistem hata verir. Yani taşıdığımız yük ağır gelir. Gereksiz sorumluluklarla yaşarsak somurturuz, şikayet ederiz, yakınırız. Ayaklarımız geri geri gider. Her gün işkence gibi gelir. Satrun’ün kuru ve soğuk enerjisini iliklerimizde hissederiz. Bizi yaşamdan soğutur, kısıtlar. Dar gelen gömleğin içinde nefes alamamak gibi..
    Unutmayın bu hafta gökyüzünde 10 gök cisminden 6’sı Oğlak burcundaydı. Yani mesaj oldukça açık; “bireyliğimizin sorumluluğu için yeni başlangıç zamanı” “Kalk ve harekete geç”
    Neptun ve Mars/Jupiter kavuşumu Oğlak burcundaki bu dizilimi destekler nitelikte enerji gönderiyorlar. Ben buna “Cesaretin inançla birleşmesi” diyorum. İnancın kuvvetliyse ve yeteri kadar cesaretin varsa “başarabilirsin, neden olmasın”. Böylesi bir enerjiyi kaçırmak istemezsiniz.
    Bugün arkadaşıma da söylediğim gibi “daha sınavımız bitmedi”. Asıl test Mars ve Jupiter’in de Oğlak burcuna girişiyle başlayacak. Şimdi kuvvetlenme zamanı. Neden diye sorarsanız basitçe kıssadan hisse diyelim;
    Saturn yani Kranos mitolojide kendi babasını öldürerek tahtına geçen kral Tanrıdır. Tıpkı kendi babasına yaptığı gibi, tahtı çocukları tarafından elinden alınır korkusuyla doğan her çocuğunu yutmuş bir mitolojik karekterdir. Oğullarından Zeus ona bir tuzak kurup yuttuğu tüm kardeşlerini kusmasını sağlamış ve böylece yeni bir savaşın başlamasına neden olmuştur. Sonunda Kranos’un ( Satrun ) karanlık ve kasvetli bir yer olan Tartarus’a yollanmasıyla Zeus’un krallığı başlar.
    Bu yüzden Saturn gezegenine “karmanın efendisi” de denir. Halk deyişiyle “Ne ekersen onu biçersin” de diyebiliriz. 2018 karma zamanı. 2011 yılından beri başlayan yeniden yapılanma, bireyliğimizi bulma, baskıya isyan etme, yeni bir düzen kurma temalarını barındıran 7 yıllık döneminin nasıl geçirildiği önem kazanacak. Şimdi aldığımız kararların sonuçlarıyla yüzleşme zamanı.
    Geç değil. Bu yeni ay enerjisini kullanıp, gezegenlerin rehberliğine inançla ve cesaretle izin verirsek bu köprüyü geçeriz belki, kim bilir.

  • GÖKYÜZÜ ÇIĞLIK ATIYOR, DUYUYOR MUSUNUZ?

    GÖKYÜZÜ ÇIĞLIK ATIYOR, DUYUYOR MUSUNUZ?

    Bu yıl dolunay enerjisiyle birlikte hareketli başladı. Gökyüzünde hiçbir gezegen geri gitmiyor! Evren bizi hızlanmaya, atağa geçmeye çağırıyor. Tüm gezegenlerin aynı anda düz harekette olması çok da sık olan bir durum değildir. Bu çağrıya gerçekten kulak vermek gerekir.

    Tek tek inceleyelim isterseniz gökyüzü konumunu.


    Bir tarafta Güneş, Pluto ve Venüs tam derecesiyle kavuşum yaparak bizi yaratıcılığa, kendimizi fark etmeye, ilişkiye giriş biçimimizi değiştirmeye, değer duygumuzu test etmeye çağırıyor. Kısacası bir proje olarak kendimizi ele almamızı istiyor. Oğlak burcu hedefle, gidilmesi gereken yön ile, kurallarla, toplum kanunlarıyla ilgilidir. Koyduğumuz hedef için sabırla ve özveriyle çalışmamızı ister. Bu durumda Güneş ve Venüs hedef olarak bizi kendimizi bulmaya davet ediyor. Hatta kendimizi gerçekleştirmeye davet ediyor dersek yanılmış olmayız. Zaten Uranüs’ün Koç burcundaki son seyri de bu temayı tetikliyordu hatırlarsanız ( http://didemcan.com/yeni-bir-donem-basliyor-hazir-misini ). Güneş ve Venüs’ün Pluto ile tam kavuşumu; kendimizi bulmaya olan heyecanımızı, tutkumuzu ateşliyor.

    Çoğumuzda bir sıkkınlık duygusu, yeniye açlık, değişim ihtiyacı hissedilir derecede artmış olabilir. “Kendimden çok sıkıldım” cümlelerini çok sık duymaya başladım son zamanlarda. Hatta “aynı tiyatroya devam” gibi konuşmalar yapıyoruz arkadaşlarla ara sıra. Gökyüzü çığlık atıyor bu hafta. Nasıl mı çığlık atıyor? Tüm gezegenler ileri gidiyor yani  gemi kalkıyor bir adrese doğru.

    İlerleme zamanı şimdi.

    Daha önceki yazılarımda özellikle vurguladım hep, gökyüzünde her bir gezegenin ve her bir döngünün bir anlamı var ve bunları bir bütün olarak algılamamız önemli. Yukarıdan bize bir amaca doğru hazırlanmamız için uyarı mesajları geliyor. Anlamak isteyene elbette. Bu yıl 2019 ve 2020 Oğlak dizilimi için hazırlık dönemi.

    Bu üç gezegenin sorusu şu; Yeni kimliğinle ne yapacaksın?  “Değişim için yanıp tutuşuyorsun, yeni bir şeyler istiyorsun anladım. Ama bu yeni “sen” ile ne yapacaksın?”

    Oğlak burcu serüveni için kurallar, disiplin, sabır çok önemlidir. Yeni kimlik, yeni statü, aldığın terfii, yeni ülke, yeni şehir, yeni iş, yeni sevgili… hedefin her neyse bunun için yola çıkmaya hazır mısın?  Çünkü yukarda hareket enerjisi hakim. Bu gemi öyle de böyle de kalkıyor. Sen ister hazır ol, ister olma. Elinde bilet hangi gemiye bineceğini soran şaşkın yolcu misali düşünebiliriz kendimizi.

    Diğer yandan gökyüzünde  bu gezegenleri tetikleyen Jupiter Mars ikilisi de var sahnede. Yani sorunun cevabı bu ikilide. Mars kendi yönettiği burçta oldukça kuvvetli. Jupiter de bu ateşli gezegene birçok alternatif sunuyor şu anda. Jupiter Mars’a; “hangi kapıdan geçmek istiyorsan ben sana açayım kapıları. Sen seç seç al” diyor anlayacağınız. Hatta Mars’ın bu ateşli haline de biraz destek oluyor. Yangına körükle gitmek gibi. Mars telaşlı gezegen olarak bir an önce fırsatları değerlendirmek istiyor. “Hemen şimdi” diyor Jupiter’e. Bu ikili birlikte kimliğimizi oluşturmada en önemli rehber oluyorlar aslında farkında olmadan.

    Bu ikilinin mesajı şu; En derindeki arzularını gerçekleştir, adres  en temel ihtiyaçlarında gizli. Onlara kulak vermeden oluşturacağın yeni “sen” doğru bir yapı olmayabilir.

    Peki bu telaş içinde bunu nasıl anlayacağız? Elbette Neptün’ün sözünü ettiğimiz bu kombinasyona etkisi bizim hassasiyetimizi, kuruntumuzu, belirsizlik duygumuzu arttıracak. Neptün şu anda bu temalara  biraz bulanıklık katıyor. Kimilerimizin hayalleri daha ulaşılmaz, kimilerimiz ise  denemiş yanılmış ve denememeye yemin etmiş olabilir. Aldatılmak ve aldatmak  nedeniyle acı çekmiş olabiliriz. Bedenimiz bunları hatırlar ve korkar elbette.

    Sadece Neptün enerjisi değil bu belirsizliği yaratan gökyüzünde. Kasım ayının başından beri Yay burcunda olan Merkür de Neptün’e yardımcı oluyor. Merkür Yay burcunda çok sağlıklı çalışmıyor.  Misafirlikte rahat edemeyen insan misali biraz diken üstündedir hep bu burçtayken. İşte böyle düşünün Merkür’ü aylardır. Hatta Aralık ayında 3 hafta kadar gerilemişti hatırlarsanız. İşin sırrı tam da burada işte. Merkür Yay’dan çıkıp Oğlak burcuna girdiğinde ( 11 Ocak 2018 ) artık bu belirsizlik hali kısmen de olsa gidecek diyebiliriz.

    Şu anda Merkür yine galaktik merkezde ilerliyor. Yeni ufuklara bizi çoktan hazırlamış olmalı bu zaman zarfında. Başka bir deyişle biz bu gerileme döneminde üzerimize düşen görevi yaparak, düşünmüş olmalıyız neyi istediğimizi.  Şimdi artık Oğlak burcundaki yeni “Ben” temasında nereye doğru yelken açacağımız, yani hangi gemiye bineceğimiz daha net olacak. Çünkü Merkür gerilemesinden sonra  bilinç altından bilince doğru yükselen her türlü tema artık bize rehberlik ediyor olacak.

    Panik yok, gideceğimiz yol önümüzde az çok belirir zaten.

    Peki bitti mi bu kadar mı derseniz, hayır bitmedi.  Elbette Merkür’ün ilk durağı Saturn’e olacak. Galaktik merkez yazımda (http://didemcan.com/merkur-gerilemesi-galaktik-merkez/)  Saturn ve Merkür etkileşiminden bahsetmiştim. Saturn yapılandırma fonksiyonumuz ve  daraltan kısıtlayan bir enerji. Merkür Saturn ile buluştuğunda emin olamama durumu yeniden sahneye çıkabilir. Neptün de arka plandayken kararsızlık hakim olabilir. Ancak ana tema şu; biz bu kararsızlık ve korkuyla hareket ettiğimizde daha doğrusu hareket edemediğimizde, neyi kaçırıyoruz acaba? Bu korku ve endişeyle elimizdeki jokeri kullanmazsak bu eli kazanma şansımızı da kaybederiz. Endişe ve korkuyla beklerken vakit geçer, hayat akar. Biz karar vermeye hazır olduğumuzda ise; o kazak başkasına satılmış, o işi çoktan rakibimiz almış, istediğimiz ilişkinin tadı kaçmış sevdiğimiz kişi başkasını seçmiş olabilir. Hiçbir şey yapmadan mevcut durumu koruyarak bu güvenli limanda kalırsak, daha büyük kazanımların olacağı bir yolculuğu kaçırmış olur muyuz ne dersiniz?

  • UÇURTMA ZAMANI

    UÇURTMA ZAMANI

    Dün yeğenimle yılın son kaçamağını yapıp sinemaya gittik “Jumanji”. Çok eğlenceli ve komik bir film.
    4 öğrenci farklı sebeplerden disiplin cezası alıyorlar filmin hemen başında. Okul müdürü öğrencilerine şu cümlelerle cezalarını bildiriyor ; “Gerçekte ne olmak istiyorsunuz, seçtiğiniz yol bu mu olacak.” “Olmak istedğiniz kişi olun, çaba gösterin” Filmin en sonunda da karekterler, cesaret gerektiren bir iş için tekrar bu cümlelerle birbirlerini yüreklendiriyorlar.
    Yeni yıl haftasında giren bu filmin tesadüf olmadığını düşünerek yılın ilk dolunayına bir daha vurgu yapmak istedim. Çünkü bu dolunay tam da “Jumanji” filminin ana temasını barındırıyor! “Ben okuduğumdan anlamıyorum ya da hemen unutuyorum” derseniz bu filme gidin derim ben. Fotografik hafıza için ideal olabilir.


    Uçurtma uçurmayı denediniz mi hiç bilmem. En zor kısmı uçurtmayı havalandırmayı başarmaktır. Uygun mesafe olmalı önünüzde ki koşarak uçurtmayı havalandırabilesiniz. Bir kere havalandı mı tamamdır, artık havada süzülmesini seyredebilirsiniz büyük bir keyifle. Başarmanın verdiği hazdır hissettiğiniz.
    İşte yılın ilk günleri Yengeç Dolunayı ile UÇURTMA AÇI KALIBI oluşuyor gökyüzünde. Bir önceki, Yeni Yıl yazımda (http://didemcan.com/2018-yeni-yila-girerken/) hangi temaların gökyüzüne hakim olduğundan bahsetmiştim.
    “Ya hep ya hiç” mi yoksa, “ne pahasına olursa olsun” mu diyeceğiniz size bağlı. Mevcut gücünüzü yıkmak için mi yapmak için mi kullanacaksınız?
    Önünüzde uçurtmayı havalandıracak kadar mesafe yani; geçmişten aldığınız dersler, bedeli ağır deneyimler var mı yok mu bilemem.
    Hayatı otomatik pilotta mı yaşadınız yoksa dümen sizin elinizde mi? Bu soruların cevabı sadece sizde.
    Bakalım kendi uçurtmanızı havalandırabilecek misiniz?

  • 2018 Yeni Yıla Girerken !!

    2018 Yeni Yıla Girerken !!

    Yeni yıl yeni umutlarla gelir her zaman. Yükü çok ağırdır çünkü bir önceki senenin borcunu da yeni yıla kaydederiz. Gerçekleşmemiş ve/veya yeni hayaller yeni yılın konusudur hep. 2018 nasıl başlayacak dersiniz? Gökyüzünün bize yeni yıl mesajını anlamak için önce yılın son haftasına bakalım isterseniz.

    Hafta yoğun enerji yüklüydü. 2012 – 2015 yılları arasındaki Uranus Pluto karesinin; kimlik, ego, gitmek istediğimiz yol gibi temaları arttıran bir enerjiden bahsediyoruz. Başka bir deyişle rahatsızlık veren bir enerjiyle kapatıyoruz 2017 senesini.
    Son beş yıldır bu iki gezegenin çatışması bizi kimliğimiz, tutkularımız, bireyliğimiz ile ilgili konuları sorgulamaya ve kendimizi düzeltmeye zorladı. Bazen etrafımızla, astlarımızla, çocuklarımızla, bazen de kendimizle güç savaşlarına girdik. Daha da vahimi içimizdeki gücü açığa çıkarabilelim diye daha büyük bir güç tarafından köşeye sıkıştırıldık.
    İşte bu hafta gökyüzü bizi Merkür’ün de ileri hareketiyle, tüm bu yılların muhasebesini yapmaya çağırıyor. “Gitmek istediğimiz yol bu mu?” Ay, Uranüs’e ( bireylik, özgürlük, yenilik, orjinallik, yaratıcılık ) yaklaşarak gezegenin tüm kışkırtıcılığını açığa çıkartarak hedeflerimizi ve sorumluluklarımızı gözden geçirmemizi istiyor. Çünkü Uranüs’ün bir sonraki yolculuğu kalıcılığı sağlayacak olan Boğa burcunda olacak. Artık bu son şans bizim için. Kendi bireyliğimizi bulmak için, olmak istediğimiz kişi olabilmek için kendimize karşı sorumluluğumuzu almış olmamız gerekiyor.
    Merkür’ün son 3 haftadır bilinç dışına yapmış olduğu yolculuğu iyi değerlendirmiş olmalıyız ki şimdi ileri hareketinde bize hedeflerimizi doğru saptamamız için rehberlik edebilsin. Yay burundaki bu gerilemesi yeni bir macera için çağrı niteliğindeydi. Son iki yazımdan bundan bahsetmiştim. http://didemcan.com/yeni-bir-donem-basliyor-hazir-misiniz/)
    Bu haftanın çok da sıradan bir yılbaşı haftası olduğunu düşünmüyorum açıkçası. 2018 büyük bir enerjiyle giriyor!


    Bu enerjinin etkisini daha iyi anlayabilmek için Başka bir kavuşuma daha bakalım. Jupiter Mars ikilisi bu çağrıya hangi anlamda destek veriyorlar?
    Akrep burcundaki bu kavuşum; en dipte, derinliklerimizde ne istediğimizi sorguluyor.
    Belki farkında olmadığımız ama bizi kontrol eden gizli tutkularımız vardır. Bunlar neler? “Kendinle yüzleş ve öyle hareket et” çağrısıdır bu ikilinin bize seslenişi.
    Jupiter Mars’a büyük filozof olarak; “gidebilirsin ama bu gitmek istediğin yol mu?” diye soruyor, Mars ise Jupiter’e; “tamam, önüme bir sürü ve kocaman kapılar açıyorsun anladım ama benim bunlardan birinden hemen geçmem lazım” diyor.

    İşte böyle bir enerjiyle bir yılı bitirip diğerine geçiyoruz ki bu hiç kolay bir enerji değil. Önümüzdeki gerçeklerin çok acı olduğunu ve seçimlerimizin ise zor olacağını anlamamız gerekiyor. Gerçekten ne istediğimizi bilmek en büyük meselemiz zaten. Akrep Oğlak etkileşiminde kendimizle yüzleşerek seçim yapmamız gerekir.
    Uranus ise ileri gitmek üzere duracak, artık Koç burcunun son derecelerinde ilerleyerek Oğlak burucundaki gezegenlere sert açısını yapacak. Tüm bu eş zamanlılık bize “hayat yolunda olmak istediğin kişi misin, en derinlerindeki tutkularını, özünü keşfettin mi, bu yolda devam etmek istediğine emin misin?” diye soruyor. Uranüs yılın ilk günlerinde ileri giderek 2012 yılından beri devam eden içsel huzursuzluğu, isyan duygusunu tetikleyecek. Biraz daha rahatsız ve huzursuz edecek ki kim olduğumuzu anlayabilelim. Ne istediğimizi bilelim. Yani anlatmaya çalıştığım evrendeki eş zamanlılık ve gezegenlerin muhteşem işbirliği başka bir deyişle uyum ve ahengi.
    Peki yıldızların mesajı bu kadar mı dersiniz? Tabi ki hayır! Bu havai fişek gösterisi için bir ateş gerekir. Hikayedeki eksik parçayı tamamlaması gereken bir enerji; yılın ilk günlerindeki Dolunay!
    2 Ocak tarihinde Yengeç burcunda dolunay gerçekleşecek. Hikayeye nasıl bir anlam yükleyecek bu dolunay?
    Hedef dedik, kendimizle yüzleşme dedik, sorumluluk dedik, çok çalışma dedik. Peki bu kadar çalışırken, kendi zirvemize ulaşmaya çabalarken birilerinin bizi besleyip, doyurması, ihtiyaçlarımızı karşılaması gerekir değil mi? Yani dışarda hayatla mücadele ettikten sonra, huzur ve beslenme için en mahremimize, evimize döneriz ki ertesi sabah yine dışarıya çıkıp mücadele edebilelim. İşte Yengeç Oğlak karşıtlığı bu temaları içerir. Yengeç ev, duygusal güvenlik konularıyla ilgiliyken, Oğlak zirve ve dış hayatta sorumluluk için çalışmakla ilgilidir. Seçtiğimiz ve karar verdiğimiz yolda ilerlerken duygusal yüklerimiz bize destek olabilecek mi? Yani duygusal olarak yeni seçimlerimize hazır mıyız? Bugüne kadar kendimizi ne kadar büyütebildik. Duygusal büyüme için başka neler yapılması gerekiyor? Yeni hedeflerimiz duygu dünyamızla uyumlu mu? Duygusal gücümüz bizi ileriye taşıyabilecek mi?
    Gökyüzündeki Akrep Oğlak etkileşimi bizi acı gerçeklerle yüzleşmeye zorlayacak. Seçimlerimizin sandığımız kadar kolay olmayacağını hatırlatacak.
    Yılın ilk günleri tüm gezegenler ileri harekette olduğundan evren bizi ilerlemeye zorlayacak. Mars ve Saturn en kuvvetli oldukları burçlardalar. Mars son vitesle arzularının peşinden gitmek istiyor ve Jupiter de ona destek veriyor. Saturn yapılandırma fonksiyonumuz olarak sorumluluk almamızı istiyor.
    Yılın ilk ayı bir Ay Tutulması ile taçlandırılacak ve çalar saat çalmış olacak. Soru şu; kendimizi gerçekleştirmeye cesaretimiz var mı, yoksa risk almadan hala aynı noktada, alıştığımız ve bildiğimiz hayatı yaşamaya devam mı edeceğiz?
    “Bildiğin kötü, bilmediğin iyiden daha iyidir” diyerek risk almak istemeyenler ve güvenli limanlarında kalanlar için, değişim arzusu içten içe yanmaya devam eder ve ruh hep huzuru dengeyi arar. Değişime direnç gösterdikçe baskı artarak devam eder. Bu süreci söylenerek ve şikayet ederek geçirmek yerine eyleme geçmek zamanıdır.
    Gemi limandan hareket ettikten sonra faydası yok derim ben. O gemi de olmak lazım şimdi.. Yolculuk bireyliğe, yolculuk yeniye, yolculuk özümüze…
    Hayırlı yolculuklar, güzel başlangıçlar..

  • Yeni bir dönem başlıyor, Hazır mısınız?

    Yeni bir dönem başlıyor, Hazır mısınız?

    Yine Galaktik Merkez yine bir Yay Burcu vurgusu. Evren bizi ısrarlı bir şekilde yeni maceralara çağırıyor. Hazır mıyız dersiniz?
    Büyük değişimler eş zamanlılık gerektirir. Aynı dönemde sevgililerinden ayrılmış iki insanın bir davette tanışmaları veya işinden memnun olmayan birinin dost sohbetinde iş teklifi alması gibi.. Bu tip şanslı karşılaşmaların yaşandığını duyarız sıklıkla. “Şansa bak!” “Şans işte” “Kısmet” der geçeriz bu tip olayları anlatırken. Ben ise buna “Kozmik sistem hata yapmaz” diyorum. Bana göre hayatta hiçbir şey tesadüf değil. Yıldızlarda saklı işin sırrı. Gökyüzü ile inkar edilemez güçlü bir kozmik bağımız var. Yıldızlar bizim kozmik saatimizin akrep ve yelkovanları. Elbette biraz daha komplike bir saat. Çalışma prensibinde okumasını bilene daha çok detayı içeriyor.
    İşte sürprizlerle dolu bir eşzamanlılık bu hafta bizi bekliyor. Bu yıl, her yıl gerçekleşen Yay yeni Ay’ından daha farklı bir mesajı var evrenin. Kozmik eşzamanlılık bizi yepyeni bir döneme çağırıyor, cevap verebilecek miyiz dersiniz?
    Pazartesi sabahı tam da Galaktik Merkez’de Yay Burcu’nda bir Yeni Ay gerçekleşecek. Bu Yeni Ay Saturn’un Yay Burcundan çıkışını ihtişamlı bir şekilde destekleyecek. Artık Saturn kendi evine yani yöneticisi olduğu Oğlak Burcu’na geri dönüyor. Oğlak zodyakta zirvenin yöneticisidir. Hepimizin zirvesi kendi doğamıza uygun olarak değişir. Kimimiz için toplum önünde konuşabilme cesareti zirvedir, kimine göre ise tatlıya hayır diyebilmek zirvedir. Zirveye ulaşabilmemiz ise kendi hayatımızın sorumluluğunu almamızla mümkündür.
    Yay Burcu macerayı temsil eder. Öğrenci, gezgin ve filozoftur. Yaşayarak öğrenir.
    Filozof olmak hayatı anlamaktan geçer. Bu durumda kendi yolculuğumuzu anlamak; bizi zirveye taşıyacak hedeflerimizi doğru tanımlayıp, doğru adımları atmamıza bağlıdır.
    İşte bu yeni Ay Saturn tam da kendi evine dönmeden az önce Macera burcu Yay’ın son derecesinde oluşuyor. Bir önceki yazımda Merkür gerilemesinden bahsetmiştim http://didemcan.com/merkur-gerilemesi-galaktik-merkez/. Bu hafta Merkür ileri gitmek üzere duruyor. Nedir bu gerilemenin anlamı derseniz; son üç hafta zihnimizi geleceğimize ilham olacak şekilde hayallerimizi revize etmemiz için durdurdu diyebiliriz.
    Farkındalığı yüksek kişiler eminim bu zamanı diğerlerine göre daha verimli kullandı, bazılarımız ise iletişim hataları yüzünden şikayet edip zavallı Merkür’ü suçladı. Şimdi aksiyon zamanı. Merkür Saturn’un rehberliğindeki Yeni Ay’a yani yeni döneme süzgeçten geçirilmiş bilgilerle eşlik edecek. Başka bir deyişle Güneş’e koşacak yani bilinçdışı bilgileri bilince taşıyacak. “Ne yapacağımı biliyorum artık” diyebileceğiz. Saturn ise bizi sorumluluklara çağıracak.
    Hepimiz ancak kendi bilgeliğimiz kadar yol alabileceğiz. Unutmayın tüm bunlar Galaktik Merkezde gerçekleşiyor yani evren kendi kabuğumuzu kırıp farklı ufuklara yelken açmamızı istiyor. Bize başka bir evrenin kapısını açıyor. Evrenin bizim için hazırladığı eşzamanlılık bu kadarla sınırlı değil elbette. Bu temaları destekleyen Neptun Jupiter uyumlu açısı ve Uranus Yeni Ay uyumlu açısından da bahsetmemiz gerekir. Yani “Daha büyük hayaller kur”, “Evreninden çık, Kendi cennetini yarat” cümleleri tam bu haftanın ana teması.
    Uranus gezegeni de bu temalara beklenmedik sürprizlerle eşlik edecek. Yeni Yılın ilk haftası ileri hareketine dönecek ve 2011 yılının Mart ayından beri bulunduğu Koç Burcu’nu terk ederek Boğa Burcu’na girecek. Uranus son 6 yıldır dönüşüm gezegeni olan Pluto ile belirli periyodlarda sert açı yaparak yeni bir dönemin zeminini hazırlamıştı bizim için. O tarihten bu yana ihmal ettiğimiz, bizi zorlayan ve bir türlü adım atamadığımız konular neler acaba? Belki bu Merkür geri hareketinde yüzleşmemiz gereken ana temalar bunlardı kim bilir? Bu temalarla yüzleşmezsek, hasır altı yapmayı tercih edersek, yarın nasıl olsa düzelir dersek, aynı şartlarla devam edebilecek miyiz? Uranus’un bizi kendi bireyliğimize çağıran sesine ne kadar kulak verebildik.
    Uranus Koç Burcu’nu terk etmeden önce bizi yeni bir macera için destekleyip bir fırsat daha verecek.
    Yani bu hafta Yay Burcu’nun damgasını vurduğu yeni maceralar, tahminimizden de uzun bir yolculuk olacak. Kemerlerinizi bağlayın ve hiç tahmin etmediğiniz olaylar zincirine hazır olun. “Ben hazırım” diyene biletleri çoktan hazırlandı bile.
    İyi Yolculuklar

  • MERKÜR GERİLEMESİ VE GALAKTİK MERKEZ

    MERKÜR GERİLEMESİ VE GALAKTİK MERKEZ

    Merkür gerilemesi Saturn ile kavuşum halinde Galaktik Merkezde yer alıyor. Gökyüzünün yaramaz çocuğu olarak bilinen Merkür bu sefer bize ne anlatmaya çalışıyor acaba? Nedir Galaktik Merkez?
    Galaktik Merkez Samanyolu’nun ortasında yer alır. Sembolik olarak, bilinçdışına ulaşabilmek, eski duygusal yaralardan ve travmalardan kurtulabilmek ve yeni rollerimize adapte olmakla ilişki olduğu düşünülür. Aslında Galaktik Merkez’e “İlahi Bilinç” de deniyor ve Yay burcunun 26 – 27 derecelerini kapsıyor. Yay burcu macera, dürüstlük, gerçeklikle ilişkilendirilen bir burçtur. Konunun tam da bu noktadan başladığını söyleyebiliriz. Deneyimlerimizden öğrenmek ve öğrendiklerimizden kendimize bir yaşam felsefesi oluşturmak bu buluşmanın ana teması olabilir.
    Merkür meşhur geri hareketine Saturn ile Galaktik Merkez’de başlayarak bir şeylerin işaretini veriyor. Öğrendiklerimiz sert bir şekilde test edilecek ya da katı bir deneyimle idrak gelişecek. 2017 yılının başından beri Saturn bu noktayı tetiklemeye başlamıştı zaten. Hepimiz hayatımızın belirli alanlarında (yay burcunun bu derecelerini kapsayan alan) yaşadığımız sert karşılaşmalarla bir şeylerin artık değişmesi gerektiği fikrine varmışızdır. Bizi sıkan, boğan, çözümsüz hissettiğimiz konularla ilgili olarak karar almamız gerektiğini biliriz ama bir türlü çözümü bulamayız veya nedenini anlayamayız. Sadece sıkılırız, bunalırız. Merkür’ün rolü bu durumu tetikleyip açığa çıkarmak olacak.
    Peki nedir Merkür’ün geri hareketi?
    Sadece yanlış anlaşılmalara ve elektronik cihazların bozulmasına sebep olan bir hareket mi? Elbette ve kesinlikle HAYIR.
    Bu döngünün arkasında daha büyük bir anlam var. “Uyanmak için uyumak” dönemidir Merkür’ün geri hareketi. Uyku ile uyanıklık arasındaki rehberdir Merkür. Başka bir deyişle bilinç ile bilinçdışı arasındaki rehberdir. Hangi elementte geri gidiyorsa o konuyla ilgili düşünülmesi ve düzeltilmesi gereken konulara işaret eder. Bu sebeple sürekli yazılıp çizilen;
    “sözleşme imzalamayın” veya
    “elektronik eşya almayın”
    “yanlış anlaşılmalar”
    gibi söylemlere karşı olduğumu belirtmek isterim. Bu cümleler döngüyü basite indirgemektir sadece. Eğer gezegenin gerçekten bize anlatmak isteği konuyu anlayabilirsek o transitten faydalanmamız da mümkün olur. Bugün başlayan Yay burcunda yani “ateş” elementinde geri hareketi bize “ilhamlarımla geleceğime nasıl yön verebilirim?” sorusunu soruyor.
    Bir önceki Ateş elementindeki (Aslan burcunda) geri hareketi de sıradan değildi, Güneş tutulmasının enerjisiyle gerçekleşmişti. Şöyle bir düşünecek olursak o günden bu yana pek çok şey yaşandı aslında tüm dünyada. Gündem o kadar hızlı akıyor ki takip etmek nerdeyse imkansız. İşte Merkür o günden bugüne aldığı, topladığı bilgileri eve getirmek üzere tekrar Güneş’e yakınlaşmaya başladı (Geri hareketi). Güneş ile pazarlık etmek üzere randevusu var. Bu bilgiler derin bir süzgeçten geçirilerek hazmedilecek.
    Merkür bu görevini Saturn ile buluşup gerçekleştirecek. İşte önemli nokta burası. Bu sefer Merkür bize ne söylemeye çalışıyor Saturn ile işbirliği yaparak? Dikkatimizi nereye çekmeye çalışıyor? Sanırım bu iki öğretmen bilincimizin sınırlarını aşmamız için bizi birlikte zorlayacaklar.
    Merkür bilinçaltındakini bilince taşımak üzere durup gerileyerek, zihnin telaşını hafifletecek ve farkındalığı arttıracak.
    Saturn zodyağın diğer gezegenlerine göre daha dünyevidir. Kronos/ Saturn çocuklarını tek tek yutan Mitolojik bir kahramandır. Sonunda kendi oğlu Zeus/Jupiter tarafından tahtından indirilir ve bir devir kapanır. Kendi oğullarını yutma davranışı aslında gücünü kaybetme korkusudur. İnsanoğlu da “kendi korkularını yutar” “duygularında boğulur” ve “en yakınlarını yok eder, zarar verir”. Yutma arketipi, yani yaratıcılığımızı gösterememek hepimizin dramıdır aslında.
    Saturn bizi sınırlayan korkularımız ve engellerimiz olduğuna göre; bizi engelleyen korkularımızın neler olduğunu bulup ortaya çıkarabileceğimiz bir dönemdeyiz demek yanlış olmaz.
    Biz yeter ki buna gönüllü olalım.
    Bu sefer tam da “Galaktik Merkez”de olacak bu kavuşum. Kısacası bizi esir eden eski yaralarımızdan kurtulmak, özgürleşmek ve yeni rollerimizi oynamak için yeniye uyumlanmak dönemidir bu dönem.

    Gönüllü olsak da olmasak da yaşanacak olaylar bizi yeni bilgilere, yeni karşılaşmalara hazırlayacak gibi görünüyor. Neden mi?
    Bu sene Merkür gerilemesine ilginç bir detay daha ekleniyor. 21 Aralık ( Kış solstis) tarihinde Merkür ilerlemek üzere duruyor ve Saturn kendi yönettiği Oğlak burcuna geçiş yapıyor. Bu dönemde Kuzey yarım kürede Güneş’in ışıkları Oğlak dönencesine dik gelir ve günler uzamaya başlar. En uzun gecedir. Yani sembolik dilde söylersek; artık karanlık yavaş yavaş yerini aydınlığa devreder. Bu tarihten sonra öğreneceğimiz yeni şeylerin olacağı kesin. Bazı şeyler gün ışığına çıkıp vücut bulacak ve biz kendimizi bu bilgilerin rehberliğinde yeniden yapılandıracağız.

    Bakalım yeni olana ne kadar açığız ve değişen şeylere ne kadar uyum sağlayabileceğiz.
    Kozmik sistem bizi kendi galaksimizin ötesine taşımaya hazır ama biz buna hazır mıyız?

    Didem CAN

  • Türkiye`de Neler Oluyor

    Türkiye'de Neler Oluyor

    Son dönemlerde oldukça hareketli günler geçiriyoruz ülke olarak. En başta Türk lirasının diğer para birimlerine karşı değer kaybı, piyasalarda endişe uyandırmaya başladı. Merkez bankasının yetersiz müdahalesi de çözüm olamıyor gibi görünüyor. Alım gücü azalırken, halkın her geçen gün fakirleştiği yönünde ifadelere sıkça rastlamak mümkün. Bazı ekonomistlere göre faizlerin artması ve büyümenin durması olası sonuçlardan. Nedeni ise Amerika’da başlamak üzere olan Rıza Zarrab mahkemesi.

    Temel olarak dava başlamadan durumun hangi boyutta olduğunu bilmemiz mümkün değil elbette. Bu sebeple; söz konusu ekonomik göstergelerin ana sebeplerinden biri olan “ Zarrab” olayına bakalım. Juri seçim günü 27 Kasım olarak belirlendi, mahkeme ise 4 Aralık tarihinde başlayacak.

    Artık “kimdir bu Rıza Zarrab “diye sormaya veya açıklamaya gerek yok sanırım. Değil ülkemizde, diğer ülkelerde bile kim olduğu hakkında geniş bilgiler yer almaya başladı. Genç yaşta şöhret  olmuş bir kişi!

    19 Mart 2016 tarihinde Miami’de gözaltına alınarak hapse gönderildi. 10 gün içinde mahkemeye çıkarılacak. Amerika’da yargılanma sebebi ülkemizde isminin karıştığı rüşvet iddiaları değil.  “Amerika’nın İran ambargosunu delmek” suçlamasıyla yargılanacak veya isminin karıştığı dava konusu bu en azından.

    Şimdi bunu astrolojik sembolizmde işaretlerini arayalım;

    Uranus ve Pluto uzun zamandır hayati değişimlere zemin hazırlamak için iş başındaydı. 2011 yılından beri bu iki nesil gezegeni birbirleriyle kare açı yaparak,  ülkenin repütasyonunu, hükümeti, idari kadroları oldukça zorladı . 2013 yılında Jupiter’in de bu ikiliye katılmasıyla birlikte dünyada köklü değişime yol açacak hareketlenmeler başladı. “Arap baharı” bu gezegenlerin gökyüzünde dönüşümü simgeleyen dizilimine en önemli örnektir. Tunus’ta başlayan hareketlenmeler sırasıyla Mısır, Suriye, Bahreyn, Ürdün, Yemen gibi ülkelerde de gözlemlenmeye başladı. 2011 hem dünya siyasetine hem de küresel ekonomiye damgasını vuran bir yıl oldu. Tıpkı Amerika’da olduğu gibi borç krizindeki “Avrupa” da bu olaylardan etkilenmeye başlamıştı. Avrupa’da sorun Yunanistan’dan başladı hatırlarsanız. 18 Nisan’da “Standard and Poors” derecelendirme kuruluşu Amerika’nın görünümünü ilk kez negatife çevirdi.

    Uranus Pluto ve Jupiter hizalanması ( T-Kare ) öncü burçlarda meydana geldi ve  tarihi olaylara damgasını vurdu.  Oldukça ağır hareket eden gezegenler oldukları için etki süreleri de yavaş ve ortaya çıkardıkları olaylar ise derin oluyor. Başka bir deyişle 2011 yılında atılan tohumların mahsulleri bugünlerde görünür oluyor diyebiliriz. O yıllarda Türkiye’de ise oldukça meşhur yıllarca sürecek olan Ergenekon ve Balyoz adı verilen davalar başlamıştı. Uranüs’ün bugünlerde tetiklediği noktalar bu konuların aslında nasıl bir yanılgı içinde ele alındığını, oluşturulan davaların çöküşünü sembolize ediyor. Hatta işbirliği yaptığımız, ortağımız dediğimiz ülkelerin ya da müttefiklerin de yakın zamanda değişeceğinin de habercisi diyebiliriz.

    Saturn zodyağın baş öğretmeni. Kısıtlayan, daraltan, baskılayan bir enerjiyle kendisini gösterir. Satrun’ün ve Pluto’nun verdiği dersler zordur ve kolay unutulmaz. İşte en önemli öğretmen olan Saturn 2018 yılının başında Oğlak burcunda yolculuğuna devam edecek. İşin ilginci Türkiye haritasının “açık düşmanlar”, “Dış ilişkiler” “müttefikler ( ortak hareket ettiğimiz ülkeler ) ” alanında ilerleyecek. Peki bu ne anlama geliyor? Saturn geçtiği yaşam alanındaki mevcut durumu test eder. Eğer sağlam bir yapı inşa edememişsek bu alanda zayıf yanlarımızı ortaya çıkartarak  kuvvetlenmemizi sağlar. İşte bu noktada Türkiye mevcut müttefikleriyle olan ilişkisini test etmek ve uygun olmayan yapıları bırakmak zorunda kalacak. Yani kendisine yeni ve sağlam bir müttefik bulmak zorunda kalabilir. Elbette aynı zamanda kendisini savunmak ve güçlü bir rakiple mücadele etmek zorunda kalacak.

    Sonuçta söz konusu olan Ben-Sen kutupsallığı. Yani bir ilişki modeli. Her iki tarafın da ihtiyaçlarının eşit ve adil karşılanması gerekir böyle bir karşıtlıkta.  Saturn bu alana ilerlediğinde tüm defolar ve karanlıklar ortaya çıkar ve sağlam bir ilişki kurulması için şartlar tarafları zorlar.

    Saturn Türkiye’nin sadece ilişkiler alanını değil aynı zamanda “krediler, borçlar”, “hukuk, davalar”, “yutdışı para ilişkileri” “uluslararası ilişkiler”  “yargıçlar, üniversiteler” gibi konuları da yönetiyor. Bu durumda bu alanda da bazı çözülmeler, yeniden yapılandırmalar beklemek yanlış olmaz. Uranüs bir noktaya ilerlediğinde söz konusu değişim hiç beklemediğimiz bir zamanda gerçekleşir. Biz bu değişimi bir anda yapmak zorunda kalırız. Bazen hazır olmadığımızda ya da direndiğimizde, canımızı yakacak sonuçlarla karşılaşabiliriz. İşte bu günlerde Uranus, Türkiye’nin natal Saturn’e karşıtlık yaparak bazı alanlarda önce yıkmak, ardından yeniye uygun şekilde yapılandırmak zorunda bırakıyor.

    Peki Uranüs sadece ülkenin Saturn’üne mi karşıtlık yapıyor? Hayır maalesef eş zamanlı olarak, “toprak bütünlüğü” “ana kara”, “muhalefet partisi” “madenler”, “gizli düşmanlar”  “hapishaneler, hastaneler” gibi alanları yöneten Merkür’üne de karşıtlık yapacak. Yani daha önce sözünü ettiğimiz beklenmedik değişimlerin bu alanda da yapılması gerekecek. Uranüs’ün iş başında olduğu durumlarda planlı programlı organize bir yapılanma ihtiyacından söz etmek pek mümkün değil elbette.

    Bu arada Jupiter’in akrep burcundaki seyri de dikkat çeken transitlerden, çünkü bu davanın başladığı tarihte tam Türkiye’nin  ASC/MC ( yükselen/ tepe noktası) orta noktasına karşıtlık yapacak. Opozisyon farkındalık açısıdır, yüzleşme açısıdır aslında. Jupiter’in tam dava başlangıç tarihinde bu noktayı tetiklemesi ilginç.  Türkiye kendi adına bir varoluş mücadelesi içine girecek gibi görünüyor.

    Amerika’nın Türk bankası veya bankalarına bir yaptırım uygularsa ( daha önce örnekleri olduğundan sıkça bahsediliyor )  ekonomik olarak iyice zor durumda kalacağımızdan sıkça bahsediliyor. Astrolojik olarak bu ihtimalin kuvvetli izleri mevcut.

    Türkiye 14 Aralık 2017 – 27 Mayıs 2020 tarihleri arasında  Ay periyodunda olacak.  yani ülkenin politik duruşu ve ekonomisi  yoğun olarak gündemde olacak. Bir önceki Ay periyodu 13 Ocak 1978 – 2 Şubat 1980 yılları arasında yaşanmış. Bu dönemin başlangıcına kısaca bakacak olursak;

    5 Ocak: Yapılan açıklamada, rafinerilerde 2 günlük petrol kaldığı açıklandı.

    7 Ocak: Libya'dan 9.000 ton petrol getirildi.

    8 Ocak: Merkez Bankası'nın döviz rezervlerinin 450 milyon dolara düştüğü açıklandı. Son yılların en düşük rakamı.

    15 Ocak: Son 15 günde siyasi cinayetler sonucunda 30 kişinin öldürüldüğü açıklandı.

    29 Ocak: Ocak ayı içerisinde İstanbul'da siyasi cinayetler neticesinde 14 kişinin öldürüldüğü, 75 kişinin yaralandığı açıklandı. İl genelinde 43 bombalama olayı gerçekleşti.

    12 Şubat: Almanya, Türkiye'ye 130 milyon mark kredi açtı.

    13 Şubat: Yurt çapında çeşitli işyerlerinde devam eden grevler bugün itibariyle bitti. Yeni zam dalgası geliyor.

    Kredi muslukları açıldı. Dünya Bankası 350 milyon dolar kredi verdi. 3 Amerikan Bankası toplam 3 milyar dolar kredi açacak. Romanya ile de kredi anlaşması yapılıyor.

    23 Şubat: Libya, Türkiye'ye 2 milyon ton daha fazla petrol vereceğini açıkladı.

    1 Mart: Devalüasyon yapıldı. TL. %38 oranında değer kaybetti.

    11 Mart: ABD Başkanı Carter'ın, Türkiye'ye karşı devam eden ambargoyu devam ettirme isteği üzerine ABD'ye nota verdik.

    23 Mart: IMF ile 1.5 milyar dolarlık kredi anlaşması yapıldı.

    İçinden geçtiğimiz sürece bakarsak şekli ve zemini farklı olsa da, Türkiye’nin aynı temalarla mücadele etme olasılığı yüksek.

    Dilerim hayat bize daha kolay sınavlar getirir. Elbette bu coğrafyada yalnız değiliz ve gökyüzündeki hizalanmalar ve gezegen döngüleri her ülke için ayrı ayrı sahneler hazırlıyor. Herkes bu oyunda üzerine düşen rolü oynuyor. Bizler ise bazen seyirci bazen oyuncu olarak sıramızı bekliyoruz. Ama eninde sonunda üzerimize düşen görevi yapıyoruz. Bu keskin virajlarda dengede kalabilmek dileğiyle..

  • 1999 Güneş Tutulması ve Gölcük Depremi

    1999 Güneş Tutulması ve Gölcük Depremi

    Hepimizin bildiği gibi 17 Ağustos 1999 tarihinde,  İzmit körfezinde 7.4 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşti. Kayıtlara göre bu depremde,17.480 kişi hayatını kaybetti. Bugünlerde Ege Denizi’nde meydana gelen depremlerle birlikte yaklaşan Güneş tutulmasının başka felaketleri tetikleyip tetiklemeyeceği tartışılıyor. Yakın tarihte gerçekleşen Gölcük depremine astrolojik yaklaşımla biraz ışık tutalım.

    Tutulmalar ( Güneş/Ay ) ışığın engellenmesiyle ilgilidir. Güneş tutulması yoğun ve parlak bir ışığın engellenmesi olduğundan daha somut olaylara etki ederler. Savaş, önemli ölümler, suikastler, uçak kazaları, depremler, doğal afetler gibi olaylar Güneş tutulmasıyla ilişkilendirilir.

    Ay tutulmalarının etkileri ise, tekrarlanan tabiat olayları; ekonomik  krizler, mahsullerde zarar, salgın hastalık, gizli sadırılar ile ilişkilendirilir.

    Her yıl, belirli periyodlarda birbirinin tamamlayıcısı olan, aynı aksta yer alan  ( zıt burçlarda ) bir tutulma serisi gerçekleşir. Bu tutulmalar birbirlerine 10 derece orb içinde, zıt burçlarda gerçekleştiğinde ve Geodetik haritada köşesel evlerde yer aldıklarında; barındırdıkları enerjinin yeryüzünde bir olay şeklinde ortaya çıkma ihtimalini kuvvetlendirirler. Deprem ve  tsunami gibi kuvvetli olayların tek tutulmadan ziyade aynı aksta yer alan tamamlayıcı diğer tutulma ile değerlendirilmesi daha açıklayıcı olacaktır. Sonuçta her iki tutulma da, gökyüzünde belirli noktaları hassas hale getirerek, olayın açığa çıkmasına sebep olurlar.

    11 Ağustos 1999 tarihinde 180 Aslan burcunda Türkiye’den de gözlemlenen bir Güneş tutulması gerçekleşti.  Zıt burcunda gerçekleşen tutulma ise 16 Şubat 1999 tarihinde 270 Kova burcunda gözlemlendi. Her iki tutulmayı Geodetik haritada incelediğimizde köşesel evlerde yer aldığını görürüz.  

    11 Ağustos haritasında Güneş/Ay, Uranüs, Saturn ve Mars birbirlerine 900 lik açı yaparak gökyüzünde büyük kareyi oluşturdular. Bu tür bir açı kalıbı çok büyük bir enerjiyi içinde barındırır. Dört duvarın içine sıkışmış ve dışarıya yol bulamayan stresli bir enerji söz konusudur.

    Tutulma anındaki büyük karede; yıkıcı ve savaşçı enerjiyi temsil eden Mars bir köşede, kısıtlanma, daralma ve yapıları temsil eden Saturn ise diğer köşede yer alıyor.  Sabit burçlarda oluşan bu açı kalıbı Türkiye’nin köşesel evlerinde gerçekleştiği için son derece dramatik bir olayı açığa çıkarıyor elbette.

    ( Mars  depremler, toprak kayması gibi doğal afetlerin temsil edildiği 4. Ev’de konumlanıyor. )

    Tutulmaya karşıtlık yaparak gerilimi arttıran Uranüs’ün de rolünü unutmamak gerekir.  

    17 Ağustos 1999 Venus gezegenin geri harekette olduğu yani gündüz gezegeni olmaya hazırlandığını görüyoruz. Eski medeniyetlerde Venüs gündüz gezegeni olarak ufuktan yükseldiğinde “Savaş Tanrıçası” olduğuna inanılırdı. Güneş’ten önce doğarak Güneş’in önünü açtığı ve yolunu temizlediği inancı yaygındı.  Aztek ve İnka’ların Venus’ün ışığından korunmak için evlerinden çıkmadıkları rivayet edilir. Bu açıdan baktığımızda; savaşçı kimliğine hazırlanan Venüs, Güneş ile birlikte 270 Kova’daki güneş tutulması derecesini tetikleyerek bu enerjiyi açığa çıkarıyor.

    Transit Ay ise deprem anı haritasında  00 ile Akrep burcuna girdiği anda Mars / Neptun karesi ile oluşan hassas noktayı tetikleyerek etki meydana getiriyor.

    Tutulma anında gökyüzündeki yıldız haritasına bakacak olursak; Sirius yıldızının yükselmekte  olduğunu görürüz. Bu yıldız olay anında ufukta gözlemlendiğinde ölümle sonuçlanan yaralanmalar, büyük tehlikelere işaret eder.


    ( eclipse.gsfc.nasa.gov )

    Sirius  Yunanca “Seirios” kelimesinden gelmektedir. Her iki kelime de Hint – Avrupa dil grubundan gelip; kök olarak; kuvvetlice, vahşice sarsmak anlamına gelen “tweist”  kelimesine  dayanmaktadır. Bu sebeple “seismo” “seirios” depremle ilişkilendirilmiş kelimelerdir. ( Maria Meteus/ Kepler kolej)


    Bir diğer deprem göstergesinin, Natal Neptün’ün tutulma derecesi ile tetiklenmesi olduğunu söyleyebiliriz.

    Roma mitolojisine göre Poseidon (Neptun) depremler, denizler, atlar tanrısıdır. Kronos ve Rheia’nın oğludur. Elinde tuttuğu üç dişli asasını yere vurduğunda deprem meydana getirir. Hırs ve gücü sembolize eder. Dünyanın en mükemmel şehrini inşa etmek için Atlantis’in yok olmasına sebep olmuştur. 180 Aslan burcundaki tutulma da Türkiye’nin natal Neptün’ün üzerinde gerçekleşerek bu enerjiyi açığa çıkarmıştır. Neptün’ün denizlerle olan bağlantısını depremin körfezde gerçekleşmesi ile ilişkilendirebileceğimiz bir bağlantı diyebiliriz.

    Sembolik dilde ışığın kısa bir süre için  gökyüzünde kesilmesi hayatın olağan akışının engellenmesidir. Tutulmalar da, kişisel haritalarımızda önemli noktaları tetiklediklerinde hayatımızın olağan akışında değişiklik meydana getirirler. Çalar saat gibi işlev görürler. Hayat bir platformdan diğerine sıçramak zorundadır. Biz her ne kadar hazır olmasak da, sıramız gelmiştir. Ruhun tekamül etmesi gerekir. Yeni bir sahne kurulur önümüzde ve biz bu sahnede yerimizi almak zorundayızdır. 1999 yılında Türkiye acı bir olayla büyük bir ders aldı aslında. Kitaplardaki basit, kuru bir tariften öteye geçti “deprem” kelimesi bizler için. Yeterli olsun olmasın bir  farkındalık da gelişti depreme karşı.

    21 Ağustos 2017 tarihinde aynı “Saros Döngüsü”ne ait bir tutulma daha yaşayacağız. Saros döngüsü yaklaşık olarak 18 yıl 11 gün 8 saat zaman aralığında gerçekleşir.  Bir saros döngüsü tutulmasından sonra; Güneş, dünya ve Ay yaklaşık  aynı gometric hizalanmaya geri dönerek hemen hemen aynı tutulmayı oluştururlar. Ay aynı fazında, aynı düğümde ve dünyadan aynı uzaklıktadır. Bununla birlikte Dünay da Güneşten aynı uzaklıkta ve aynı yöne doğru eğiktir. Aynı Saros Döngüsüne ait bir önceki tutulma 11 Ağustos 1999 yılındaydı, bir sonraki ise 2 Eylül 2035 tarihinde gerçekleşecek. (https://eclipse2017.nasa.gov/what-saros-cycle)

    Her ne kadar bu tutulma Türkiye’den gözlemlenmese de Geodetik haritaya göre Uranüs’ün iz düşümü  Türkiye üzerinden  geçiyor. Tutulma sonrası çok hayırlı gelişmelerin yaşanacağını söylemek oldukça zor bana göre.

     

  • Türkiye`nin Sıçrama Tahtası

    Türkiye'nin Sıçrama Tahtası

    Zodiacal Releasing Vetius Valens tarafından kullanılan ve günümüze ulaşan, “Yıl Yöneticiliği” yöntemiyle yapılan bir öngörü tekniğidir. Ruh Noktasının içinde bulunduğu burç ile başlayarak her bir burca belirli bir zaman dilimi ayrılmak suretiyle değerlendirme yapılır. Alt periyotları ile birlikte her burç belirli bir dönemi yönetir. “Loosing of the bond” yani LB dönemi bunların içinde en önemli olan zaman dilimidir. Bir zodyak kuşağı tamamlanıp başlangıç burcuna geri dönüldüğünde, tam zıt burca atlayarak bambaşka bir döneme geçiş yapılır ve hayatın teması değişir. İşte bu LB periyotudur, mutlaka bir iz bırakarak devam edilir yola.

    ZR tekniği ile Türkiye'nin içinde bulunduğu dönemi incelersek; L1/L2 Aslan periyotunun ardından major değişimlerin olacağını söyleyebiliriz. Toplumda uyumun sağlanması, komşu ülkelerle diyalog, ülke bütünlüğünün korunması ve ekonomik istikrar konularında zorlu bir dönem görünüyor. Şimdi bu göstergeleri Zodiacal releasing altında tek tek inceleyelim.
    Türkiye L1 Aslan periyotuna 4 Eylül 2002 tarihinde girdi. Bu yılın önemli olaylarına hızlıca bakarsak eğer; 57. Hükumet'in Başbakanı Bülent Ecevit'in rahatsızlanması, 2002 yılı boyunca siyaset alanında yaşanan hızlı gelişmelerin başlangıcını oluşturdu. Erken seçim yapıldı, hükumet ortakları ve ana muhalefet partisi baraja takıldı, iki parti parlamentoya girebildi. Siyasetin önemli isimleri sahneden çekildi, AK Parti tek başına iktidara geldi. Yüksek Askeri Şura'da alınan kararlarla 30 Ağustos 2002 tarihi itibariyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) üst komuta kademesi yeniden şekillendi.

    Bu dönemin ilk alt periyotu Kasım 2005 tarihine kadar süren Başak periyotunda ise Türkiye ekonomisi 2004 yılında yüzde 9.9 büyüme hızını yakalayarak, dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi konumuna yükseldi. Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre, Gayri Safi Milli Hasıla artış hızı yüzde 9.9, Gayri Safi Yurt içi Hasıla artış hızı yüzde 8.9 olarak gerçekleşti. Türkiye böylece 1966 yılından bu yana en yüksek büyüme hızını yakalarken, yıl sonu büyüme hızı itibariyle dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi konumundaki Çin'i geride bıraktı. Ayrıca TL’den 6 sıfır atılarak Yeni Türk Lirasına geçiş yapıldı. 31 Ocak 2004 yılında resmi gazetede yayınlanarak Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu dönemi astrolojik sembolizmle açıklayacak olursak; Türkiye'nin Şans Noktası ( Part Of Fortuna ) Akrep burcunda Güneş ile kavuşum halinde.

     

    Şans noktasını yükselene yerleştirdiğimizde Aslan burcu Türkiye'nin 10. Evine düşüyor (hükumet, lider, ülkenin başka ülkeler tarafından nasıl algılandığı). Aslan’ın yöneticisi Güneş ise Şans Noktası, Jüpiter, Venüs kavuşum halinde 1. evde yer alıyor. Başka bir deyişle Türkiye'nin Aslan özeliklerini temsil eden bir lider tarafından yönetileceği bir dönemin de işareti. Zodyakta Aslan bir kraldır. 10. evde Aslan burcu yerleşiyorsa ülkenin bir kral tarafından yönetileceğini düşünebiliriz. İyicil gezegenler köşesel evlerde ve en önemlisi yıl yöneticisi aynı zamanda MC’nin de yöneticisi olarak yükselende duruyor. Türkiye'nin yeni bir döneme girmesini ve çok büyük idealleri (Neptün MC) olan bir hükumet ile yeni döneme başlanmasını açıklıyor.


    2007 yılında Yay alt periyotunda; yurt dışında mortgage piyasasında yaşanan sorunlar, petrol fiyatlarında yaşanan tırmanma, yurt içinde seçim süreci, terör olayları, Irak'ın kuzeyine sınır ötesi operasyon konusu gibi gelişmeler nedeniyle ekonomi ile ilgili konular gündeme oturmaya başladı. Yay burcu ülkenin kaynaklarını, halkın refah düzeyini simgeleyen 2. evi yönetiyor. Halkın ekonomik sıkıntı ile mücadele etmesini, borçlar ve gelir kaynakları dengesini yakalama çabasını Ay- Satürn üçgeni ile açıklayabiliriz. Satürn sıkıntı sorun evi olan 12. evde yerleşmişken, Ay (halk), kriz ve borçlar evi olan 8. evde konumlanıyor.
    Plüton yasalar, hakimler, adalet ve mahkemeleri konu alan 9. evde yer alıyor. Plüton’un bulunduğu bölgede genellikle zorlayıcı olaylar, major dönüşümler, güç mücadelelerinden söz edebiliriz. Nisan 2016 tarihinden aralık 2017 tarihine kadar bu konuların önce İkizler ardından da Yengeç burçlarının alt periyot olarak hukuk, yüksek öğrenim, hakimler, kanunlar gibi konularla ön plana çıktığını görüyoruz. Söz konusu başlıkları içeren yoğun tartışmalar, hatta adalet adına yapılan yürüyüş ve miting gündemi bir süre meşgul etmişti.
    Bununla birlite halkın din ile kandırılarak kullanılması konusu da son bir yıldır tartışılan konular arasında. Bunun da sembolizmle açıklamasını MC’de yerleşen Neptün gezegenin, ülkenin halkını sembolize eden 1. evdeki Jüpiter Venüs kavuşumunu sert açı (kare) ile tetiklemesi olarak yapabiliriz.

    Türkiye Aslan L1 periyotundan 27 Mayıs 2021 tarihinde çıkarak Başak L1 periyotuna girecek. Bu dönemi daha iyi anlayabilmek için bir önceki Başak alt döneminde yaşananlara göz atarsak Türkiye’nin çok başarılı bir süreçten geçtiğini görürüz. Bu dönemde Türkiye büyüme adına atılması gereken tüm adımları başarıyla atarak büyüme grafiğini yukarıya doğru taşırken, Avrupa Birliği ilişkilerinde de önemli gelişmeler kaydetmişti. Tüm gözlerin Türkiye’ye çevrildiği ve olumlu raporların kayda geçtiği bir dönemdi. Ancak Türkiye'nin Kova LB periyotunun ardından Başak'ın yöneticiliğine geçeceğini düşünürsek daha detaylı bir analiz yapmamız gerekebilir. Şimdi yaklaşan LB periyotuna ve bu periyotun anlamına bakalım.

    “Loosing of the bond” ( LB ). Türkiye'nin LB Kova periyotu 3 ocak 2020 tarihinde başlıyor. Aralık 2010 tarihindeki Kova periyotunda Ergenekon ve Balyoz davaları, Rusya uçağının düşürülmesi, Afyon’da askeri cephanelikte patlama, cezaevlerinde açlık grevleri, mülteci krizi ve Gezi Parkı olayları yaşandı. Hükumetin en zorlu döneminin başlangıcı oldu diyebiliriz. Kova’nın yöneticisi Satürn 12. evde (kontrol edemediğimiz, göremediğimiz alan, gizli düşmanlar) yerleşiyor. Çeşitli kadroların aslında terör örgütleriyle işbirliği halinde olduğu ortaya çıkıyor ve bu kriz Boğa periyotunda yani 2015 ikinci yarısından sonra iyice derinleşiyor. Boğa 7. evin yöneticisi olarak (açık düşmanlar, ortaklar, işbirlikçiler) sahne alıyor. Artık Türkiye'nin gizli düşmanı, açık düşman olarak Boğa alt periyotunda uğraşmak zorunda kaldığı bir başlık olarak gündeme oturuyor.

    2020 LB periyotunu öngörebilmek adına İkincil İlerletim (Secondary Progress/PRG) ve Transitlere de (TRS) bakarsak; Satürn, Jüpiter ve Plüton’un Türkiye'nin 7. evinde natal Plüton’un karşısında sıralandığını görürüz. Bu kötücül gezegenler halkın radikal bir şekilde dönüşeceğinin işareti. Natal Mars Türkiye haritasının 4. evinde (Anavatan, bayrak, vatanseverlik, madenler vs.) yerleşiyor ve bu kötücüllere sert (kare) açı yapıyor. Türkiye bu sert açı altındayken komşu ülkelerle karşı karşıya gelerek kendini savunmak zorunda kalabilir.
    4. ev aynı zamanda deprem, toprak kayması, orman yangınları, maden kazası, sel gibi doğa olaylarını da yansıtır. Umalım ki Türkiye bu dönemde doğal afetlerle de uğraşmak zorunda kalmasın.
    Eş zamanlı olarak PRG Satürn Natal Güneş’e yaklaşırken, Transit Uranüs ise bu kavuşuma karşıtlık yapıyor. Ülkenin yöneticilerinin (Güneş) beklemedik olaylar, ayaklanmalar (Uranüs) sebebiyle zor durumda kalması ve politikalarını gözden geçirmesi (Satürn) gerekebilir.

    PRG Merkür ve Ay natal Plüton’un karşısında hizalanıyor. PRG Güneş kova burcunda 8. evde ve PRG Uranüs MC ile kavuşum halinde. Merkür Türkiye'nin 12. evini (Sıkıntı sorun, gizli düşmanlar) ve 4. evini yönetiyor. Türkiye'nin gerek komşu ülkeler gerekse müttefikleriyle gizli kalmış, hasır altı edilen konuların çözülmesi yüzleşilmesi ve arıtılması (Plüton) zamanının geldiğine işaret ediyor. PRG Güneş’in krizleri ve borçları sembolize eden kötücül evde (8. ev) yer alması ve diğer göstergeler, hükumetin bu dönemde müttefikleri ve/veya düşmanları (Satürn) tarafından zorlanacağının işareti.

    TRS Neptün’ün natal MC (Ülkenin imajı, hükumet, lider) ile kavuşum halinde olması; politik istikrarsızlık, aldanma, hayalperest politikalar, skandal, yolsuzluk gibi konuları beraberinde getiriyor. Bu da hükumetin halk nazarında güveninin sarsılmasına sebep olabilir.

    Tüm bunlara ilave olarak PRG Mars ve Jüpiter; ordu, polis gücü, halk sağlığı, işçiler ve sendikaları temsil eden 6. evde bulunuyor. Jüpiter Türkiye'nin yükseleninin yücelme yöneticisi. PRG Venüs/Uranüs PRG Jüpiter/Mars kavuşumuna sert açı yapıyor. Bu dönemde diplomasinin (Venüs ) yerine çatışma (Mars) ve eylemin ön planda olacağını söyleyebiliriz. Venüs Türkiye haritasının Almuten’i yani en önemli gezegeni. Venüs’ün tetiklenmesi ve/veya ilerletimle tetiklediği gezegenler de önemli hale geliyor. Meclis, yerel yönetimler, organizasyonlar, (11. ev) gençler, borsa, meydanlar ( 5. ev) Venüs’un yönettiği alanlar. Bu sebeple ekonomik göstergelerin yansıması olarak meclisin yapısında ve meydanlarda, borsada, sportif faaliyetlerde Mars Venüs sert açısını (Çatışma, ayaklanma, isyan) gözlemlememiz mümkün.


    Diğer yandan 2020 yılının “Koç Girişi” haritasına baktığımızda yükselen yöneticisi olan Jupiter’in Plüton/Satürn ve Mars tarafından kıstırılmış olduğunu görüyoruz. Ay kova burcunda 12. evde yerleşiyor. Kova burcu toplum içinde eşitliğin, farklılığın ve isyankarlığın sembolüdür. Halkın sıkıntı ve problemler nedeniyle (12. ev) özgürlük ve eşit haklar (Kova) için savaşacağını (Ay/Uranüs sert açı) gösteriyor.
    Venüs 7. evin (Açık düşmanlar, müttefikler) ikinci yöneticisi olarak Türkiye'nini kaynakları üzerinde oturuyor (2. ev). Halk kendisine ait olanı koruma gayreti içinde olabilir. Güney Ay Düğümü hükumeti, ülkenin imajını, iktidarı temsil eden evde (10. ev) yerleşmiş durumda. 2020 yılı için Türkiye pek çok problemle aynı anda uğraşmak zorunda kalan ve imajını toparlama derdinde olan bir ülke konumunda olacak öngörüsü yanlış olmayacaktır.

    LB periyodu olan 2020 senesinde 6 adet tutulma yaşanacak. Her bir tutulma Türkiye'nin önemli bir derecesini tetikleyecek. Özellikle 21 Haziran 2020 tarihindeki tutulma ortadoğu hattından gözlemlenecek. Türkiye de dolaylı olarak bu tutulmanın ortadoğu ülkelerindeki yansımalarından etkilenecek gibi görünüyor. 0 derece Yengeç burcunda gerçekleşecek Güneş Tutulması, Türkiye’nin halkı temsil eden Ay'ının üzerinde meydana gelecek. Komşu ülkelerde olan olaylar, halkı sıkıntıya sokacak gelişmeler olacak.


    21 Haziran 2020 Güneş tutulması hattı

    Türkiye'nin haritasında Venüs gezegeninin çok önemli olduğunu söylemiştik. 2020 yılının ilk Ay tutulması 20 derece Yengeç burcunda gerçekleşecek ve natal Venüs ve Merkür'e açı yapacak.
    İkinci Ay tutulması 15 derece Yay burcunda gerçekleşerek Türkiye'nin MC deresine sert açı yapacak.
    Üçüncü ay tutulması 13 derece Oğlak burcunda ve Natal Plüton’un karşısında olacak.
    Dördüncü Ay tutulması 8 derece İkizler burcunda olacak ve Ay düğümlerini tetikleyecek.
    Kısacası Türkiye'nin LB periyotu olan 2020 senesi oldukça hareketli geçecek gibi görünüyor.

    Sonuç:

    Özetleyecek olursak çatışmalar, yüzleşmeler, eşitlik ilkesi, adalet gibi konular Türkiyenin LB periyoduna damga vuracak. Ekonomik göstergeler ise bunların temelinde tetikleyici faktör olabilir. Aslan’dan sonra gelen Başak periyodu LB döneminden sonra başlayacağı için dibe vurmadan yüzeye çıkmak sözkonusu olmayacak.
    Merkur Saturn ile kavuşum halinde 12. evde yer alıyor. Yıl yöneticisi olan Merkür’ün Plüton’dan sert açı aldığını düşünürsek ülke çok zor bir dönemden geçecek.

    Tüm bunları göz onunda bulundurursak, Türkiye geçmişinden sağlam dersler alarak, kendini arıtıp dönüştürmeyi başarmalı. Başak astrolojide “usta – çırak” ilişkisini sembolize eder. Türkiye gerçekten “çırak” olmayı becerebilirse bu dönemin sonunda “usta” olarak çıkabilir. Ama geçmişini, hatalarını iyi analiz edemeyip, işlevsel olmayan organlarını kesip atamazsa, çırak olmadan usta gibi davranmaya çalışırsa bu dönemde çok acı çekeceğe benzer.

  • 2017 Ağustos Güneş Tutulması Türkiye`yi Nasıl Etkileyecek?

    21 Agustos 2017 tarihinde Oregon’dan Güney  Carolina’ya kadar uzanan 70 mil genişliğinde Amerika’yı bir uçtan diğer uca kadar izdüşüyle bölen Tam Güneş Tutulması yaşanacak. Bu tutulmanın Türkiye üzerindeki etkisini Amerika’dan bağımsız olarak yorumlamak çok doğru olmayabilir. Dünyasal olaylarda her bir ülke birbirine pek çok açıdan bağlı aslında. Bu tutulmada da Uranus’ün tutulma derecesine  tam orb ile üçgen açı yapması Türkiye değerledirmesinde üzerinde durmamız gereken bir başlık.

    Geodetic haritada Tutulma anında Uranus’un izdüşümü  Türkiye üzerinden geçiyor olması yılın ikinci yarısında ülkemizde de çeşitli hareketlenmelerin olacağının işareti. Şimdi biraz daha  detaya inip incelersek, tutulmanın Türkiye’nin natal Ay’ını tetiklediğini görürüz. AY ülkeler astrolojisinde halkı, kitleleri temsil ederken Yükselen yöneticisi olarak da politikayı, ülkeyi ve içinde yaşayan insanları ( 1. Ev ) ülke ekonomisini, maddi kaynakları, ülkenin refahını, zenginliğini, halkın satin alma gücünü de ( 2. ev)  temsil ediyor. Bu saydığımız başlıklar tutulmanın bizim dikkatimizi çekmek istediği ana başlıklar olacak.

    Peki bu başlıklar nasıl bir etkileşimle ön plana çıkacaklar? İletişim, radyo-televizyon, komşu ülkelerle olan diyalog, alışveriş, taşımacılık, ulaşım, gazete, yayıncılık gibi alanların temsil edildiği 3. Ev konularıyla  birlikte etkilerini hissettirmeye başlayacak.

    Komşu ülkeler konusu başlı başına ana tema aslında. Gündemi takip eden herkesin bildiği gibi oldukça kritik bir süreçten geçiyor ortadoğu uzun zamandır. Bu sorunlardan kaynaklanan mülteci probleminin ülke ekonomisine etkisi konuşulup tartışılıyor medyada.

    Tutulma gününün transitlerine bakacak olursak, Mars’ın natal Neptun’e kavuşum yaptığını görüyoruz. Natal haritada Neptun  MC yöneticisi olan Jupiter’e kare, Ay’a sextil yapıyor. Bu açı kalıbı tutulma anında Mars tarafından tetiklenmiş olacak.  Başka bir deyişle halkın ( Ay)  çeşitli inanç sistemleriye uyutulması, bir hayale inanmak, gerçekleri tam olarak algılayıp görememek,  Türkiye’nin natal haritasındaki mevcut potansiyel. ( Jupiter / Neptun karesi 3. Ev ) Tutulma anında bu konunun tetiklenmesi ve görünür olayları açığa çıkarması söz konusu olabilir. Uranus’un bu dereceye tam açı yapması beklenmedik, ani bir takım gelişmelerin ortaya çıkacağının habercisi.

    Uranus tutulma derecesini tetiklerken sözünü ettiğimiz açı kalıbını da harekete geçirmiş oluyor. Bu durumda hükümet ( Jupiter) eş zamanlı beklemediği bazı olaylarla baş etmek durumunda kalabilir. Tutulmalar bir uyarıcı gibi işlev görürler. Zamanı gelen olayları biz istesek de istemesek de önümüze çıkartırlar. Artık bazı şeyleri ötelemek, görmezden gelmek mümkün değildir.

    Çalar saat olarak bu tutulma hükümetin ertleyemeyeceği konuların gündeme geleceğini işaret ediyor. Uranus’un bilinen kalıplardan özgürleşmeyi sembolize ettiğini düşünürsek; tutulmayla birlikte başkaldırının, huzursuzluğun, kargaşanın daha fazla yaşanacağını öngörebiliriz. Ay kamuoyunu da sembolize ettiği için tutulmadan alacağı etki  ile halkın farkındalığın da artması, söz konusu ortama etki edecek faktörlerden olacaktır. Jupiter hükümetin dışında 6. Evin temsil ettiği işçi sınıfı, çalışanlar, ordu, polisler, işçi sendikalarının da göstergesidir. Bu durumda tutulmanın etkilerini bu alanda da gözlemlemiz mümkün.

    Uranus, Turkiye haritasında parlamentoyu, meclis üyelerini, belediyeleri, ülkenin dost ve müttefiklerini, toplumun beklenti ve umutlarını sembolize eden 11. Evinde transit ediyor. Tutulmaya bu alanlardan etki edecek. Diğer bir deyişle tutulma etkilerinin türkiye gündemine bu başlıklarla da taşınması söz konusu olabilir.

    Transit Neptun’ün Türkiye’nin MC yani hükümeti temsil eden köşe noktasına yaklaşması bazı olayların net olarak görülemeyeceğini ya da fazla hayalci hedeflerin olabileceğinden bahsedebiliriz.  Eş zamanlı olarak Solar Arc Mars Natal Pluto’nun karşısında yer alarak tutulma dönemi için hiç de iyi bir Zemin hazırlamıyor. Tutulma sonrası çok köklü değişimlerin ülkeyi beklediğini söyleyebiliriz.

    Eğer diğer öngörü tekniği olarak Zodiacal Releasing periyodlarından bahsedecek olursak, 14 Aralık 2017 tarihine kadar İkizler L2 alt periyodunda olduğunu görürüz. Şans noktasını yükselene alarak incelediğimizde Periyod yöneticisi Merkür,  sıkıntı sorun evi olan 12. Evde yerleşiyor. Merkür L2 periyodunun yöneticisi olmasının yanısıra 11 ve 8. Evlerin de yöneticisi yani meclis, yeleceğe yönelik umutlar, belediyeler, dış borçlar, faiz oranı gibi konular. Yine aynı temaların ön plana çıkması dikkat çekici. Merkür tutulma sırasına geri harekette olacağından bu tutulma Türkiye’nin geçmişte çözemediği sorunlarla mücadele edeceğinin sinyallerini veriyor.

    Bu durumda Türkiye tutulma sonrasında  oldukça hareketli bir döneme girecek ve bu daha bir başlangıç. Umarız Uranus’un etkisini yenilikçi, modern ve teknolojik gelişmelere ön ayak olacak şekilde kullanabiliriz.