Geçmişten Günümüze Uzanan Medeniyetlerin Beşiği: Suriyedidemcan.com

MEDENİYETLERİN BEŞİĞİ GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE; SURİYE

Didem Can, Aralık 2024

Suriye, tarım ve hayvancılığın ilk kez görülmeye başladığı dönemden bu yana birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Ülkede 2011’den beri devam eden iç savaş, 8 Aralık 2024’te Başkan Beşar Esad’ın ülkeyi terk etmesiyle farklı bir aşamaya evrilmiştir.

Ülkenin dönüm noktalarına astrolojik göstergeler açısından bakıldığında, Suriye için önemli kırılma noktalarına geri dönmek gerekir. Kullanılan haritalar tarih ve saat içermediğinden (antik dönemlere ait oldukları için), bu makale yavaş hareket eden gezegenlerin döngüleri açısından ele alınmaktadır. Haritalara bu farkındalıkla yaklaşmak daha faydalı olacaktır.

 

Osmanlı Dönemi

1516–1918 yılları arasında Osmanlı topraklarının bir parçası olan Suriye, Osmanlılar tarafından büyük bir eyalet olarak yeniden düzenlenmiştir.

Ülke 400 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası olduğundan, 1516 yılındaki gezegensel kombinasyon ülkenin gidişatı hakkında ipucu verecektir.

Osmanlı dönemi haritasında, hem yavaş hareket eden gezegenlerin (Plüton ve Uranüs) ardışık olarak burç değiştirdiğini görmekteyiz. Plüton’un Oğlak burcuna girişiyle birlikte ülkede 400 yıllık Osmanlı hâkimiyeti başlamış, Uranüs ise kısa süre önce Boğa burcuna girmiştir. Dolayısıyla gökyüzü, hikâyeyi değiştiren bir enerjiyle hâkimiyet kurmuştur.

Bu iki gezegenin üçgen açısının, kolektife radikal değişimi besleyen yeni fikirler ve enerji yüklediğini söyleyebiliriz. Tarihte bu ikilinin döngüleri, yeni yerlerin fethedildiği ve genişleyen toprakların yeniden yapılandırıldığı dönemlerle örtüşmektedir.

Osmanlılar, Suriye’yi büyük bir eyalet olarak yeniden organize etmiştir. Devlet birkaç sancak veya bölgeye ayrılmıştır. Suriye toplumundaki her dini azınlık – Şii Müslüman, Ortodoks Rum, Marunî, Ermeni ve Yahudi – bir millet oluşturmuştur. Her cemaatin dini liderleri, tüm kişisel statü yasalarını yönetmiş ve bazı sivil görevleri de yerine getirmiştir.

Hiç şüphe yok ki, toprak burçlarında gerçekleşen Uranüs–Plüton üçgeni güçlü bir örgütlenme sürecine yol açmıştır. Bunun sonucunda, eyaletlere bölünerek dini gruplardan oluşan birleşik bir ülke yapısı ortaya çıkmıştır.

 

 

Fransız Mandası Altında Suriye

1916’da Büyük Britanya ile Fransa arasında imzalanan Sykes-Picot Anlaşması, Rusya ve İtalya tarafından da onaylanmış, bunun sonucunda Suriye 1920’de Milletler Cemiyeti mandası olarak Fransız kontrolüne geçmiştir.

1920 haritasında Plüton burç değiştirerek Yengeç burcuna girmiştir. Tıpkı Osmanlı haritasında olduğu gibi, Uranüs ile üçgen açı yapmaktadır (Harita 2). Yani her iki haritada da aynı konfigürasyon görülmektedir.

 

Fransa, bölgedeki mezhepsel çeşitliliğe göre Suriye topraklarını altı parçaya ayırarak yönetmiştir. Bu bölünmenin nedeni, Arapların gelecekte ulusal bir birlik oluşturmasını ve Fransız mandasına karşı direnmesini engellemekti. Ancak neredeyse tüm dini gruplar Fransızlara karşı çıkmış ve onların yönetimi altında yaşamayı reddetmiştir.

Hem Osmanlı hem de Fransız Mandası haritalarında görülen Plüton–Uranüs üçgeni, Suriye’nin parçalara ayrılması (Uranüs) ve yönetilmesi (Plüton) şeklinde kendini göstermektedir. Bu ikilinin birleşimi, köklü yapıların ve tutumların yıkılmasına yönelik siyasi bir yaklaşımı da sembolize ettiğinden, ülkenin girdiği mezhepsel bölünme süreci beraberinde radikal gelişmeler getirmiştir.

Fransız Mandası haritasında görülen Satürn–Uranüs karşıtlığı ve Jüpiter–Neptün kavuşumu da bu yapıya önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır. Bu kombinasyonlar, sembolik olarak büyük ideallerle yeniden yapılanma döneminin diğer göstergelerini oluşturmaktadır.

Özellikle, Plüton’un Yengeç burcundaki dönemi, Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında vatan sevgisinin milliyetçi kabileciliğe dönüşmesine neden olmuştur. Bu dönem, sınırların hızlı ve radikal biçimde değiştiği, savaşlar nedeniyle ailelerin parçalandığı ve barınma ihtiyacının belirgin şekilde öne çıktığı bir dönemdir. İnsanlık olarak, Yengeç sembolizminin kolektifteki en şiddetli dönüşümünü Birinci Dünya Savaşı sırasında gözlemledik.

Satürn–Uranüs karşıtlığı, yeniliği fikir düzeyinde bırakmak yerine eyleme dönüştürmek ister. Aksi takdirde sürekli bir gerilim ve huzursuzluk yaratır. Suriye’nin Fransız mandasına geçişi ve mezhepsel bölünmesi, Fransa’nın neredeyse her bölgede ayrı ayrı direnişle karşılaşmasının temelini oluşturmuştur.

Balık–Başak eksenindeki Satürn–Uranüs karşıtlığı, otoriteye karşı isyan ve özgürlük ihtiyacının, ülkede karşı-devrimci bir ayaklanmaya yol açan olayların oluşumunun arka planında işleyen önemli bir faktör olduğunu göstermektedir.

1920 haritasını Osmanlı dönemi haritasıyla karşılaştırdığımızda en çarpıcı etki, Plüton–Plüton karşıtlığı, Neptün–Neptün karşıtlığı ve buna eşlik eden Satürn–Satürn karesidir (Harita 3).

İki kolektif gezegenin (Plüton–Neptün) döngüsü 498 yıldır. Bu yarım yüzyıllık döngü, doğamızdaki itici gücün (derin motivasyon) ve gerçekliği aşan hayaller/ideallerin harmanlanmasını temsil eder. Suriye’nin Osmanlı İmparatorluğu’ndan Fransız mandasına geçişi, bu iki kolektif gezegenin eşzamanlı döngüsüyle gerçekleşmiştir.

Aslında bu dönemde insanlık, kolektif olarak kendi gerçekliğini yeniden yazmış ve tanımlamıştır. 1920’ler, Birinci Dünya Savaşı sonrasında büyük kayıpların yaşandığı dönemi temsil eder.

Birinci Dünya Savaşı ülkeler arasındaki sorunları çözememiş, ağır yaptırımlar içeren antlaşmalar sonucunda aşırı milliyetçilik, yeni oluşan faşizm ve ulusal sosyalizm gibi ideolojiler gelişmiş ve bu durum İkinci Dünya Savaşı’nın yolunu açmıştır. İmparatorluklar yıkılmış, yerlerine birçok yeni devlet kurulmuştur.

1920 Fransız Mandası haritasının, Plüton ve Neptün’ün eşzamanlı karşıtlığıyla, Osmanlı İmparatorluğu’nun Suriye üzerindeki 400 yıllık hâkimiyetinin sonunu açıkladığını düşünüyorum.

 

Bağımsız Suriye

Suriye, 17 Nisan 1946’da bağımsızlığını kazanmıştır; ancak ülke siyaseti 1960’ların sonlarına kadar ayaklanmalarla şekillenmiştir.

Fransa, askeri kontrolünü ve ekonomik hâkimiyetini sürdürmesine rağmen, Eylül 1936’da Suriye’nin bağımsızlığını prensipte kabul etmiştir. Bu döneme baktığımızda, Plüton’un Yengeç burcunu terk etmek üzere olduğunu görmekteyiz (Harita 4).

Plüton’un Yengeç burcuna girişiyle başlayan Fransız mandası, gezegenin Yengeç burcundan çıkışıyla sona yaklaşmaktadır.

Tam bağımsızlık 1946’da gerçekleşmiştir. Yine, Plüton’un yeni bir burca (Aslan) geçişiyle birlikte yeni bir dönem başlamıştır.

 

 

 

 

 

 

 

Bağımsızlık haritasında Plüton ile Uranüs’ün altmışlık (sextile) açısını gözlemlemekteyiz (Harita 5).

Suriye’nin önceki dönemlerine baktığımızda – 273 Roma İmparatorluğu, 395 Doğu Roma, 1181 Eyyubiler, 1400 Timurlenk dönemleri – aynı gökyüzü kombinasyonlarını görmekteyiz; Plüton burç değiştirirken Uranüs ile önemli bir açı yapmış ve buna Satürn’ün açıları eşlik etmiştir.

Bu durum bize, Suriye’nin Plüton ve Uranüs gezegenlerinin döngülerine duyarlı olduğunu göstermektedir.

 

 

1940’ta Fransa’nın düşmesiyle (İkinci Dünya Savaşı sırasında) Suriye üzerindeki kontrolü azalmaya başlamış, Britanya’nın desteğiyle Suriyeli milliyetçilerin devam eden baskısı sonucunda ülke 1946’da bağımsızlığını kazanmıştır.

Öte yandan, 1946 haritasının en belirgin açısı Jüpiter–Satürn karesidir (Harita 5).

1920 yılında (yılın sonlarına doğru), yani Fransız mandası döneminde Jüpiter–Satürn kavuşumunu görmekteyiz. Suriye sınırı 1920’de uluslararası olarak tanınmış ve bugüne kadar değişmemiştir.

 

 

 

 

 

1946 Bağımsızlık haritasını hem Osmanlı dönemi hem de Fransız Mandası haritasıyla karşılaştırdığımızda, yine Plüton ve Uranüs’ün aktif biçimde tetiklendiğini ve birbirlerini tetiklediğini görmekteyiz (Harita 6).

Ülkelerin tarih boyunca geçirdiği değişimler, önceki haritalarını ortadan kaldırmaz. Önceliğini kaybettiğini düşündüğümüz haritalar hâlâ aktiftir ve arka planda dinamik bir şekilde çalışmaya devam eder.

Mundane astrolojide gezegen döngüleri daha çok öne çıkar çünkü kolektif olarak değişen şeyler, ülkeler ve kültürlerin de onunla birlikte değişmesinin bir parçasıdır.

Baasçı Suriye

8 Mart 1963’te Arap Sosyalist Baas Partisi üyeleri bir darbeyle iktidarı ele geçirmiştir. Baas Partisi, Suriye’yi totaliter bir devlet olarak yönetmiş; ülkenin siyasetini, eğitimini, kültürünü, dinini kontrol altına almış ve güçlü gizli polis aracılığıyla sivil toplumu denetim altına almıştır (Harita 7).

 

1963 haritasında Plüton–Uranüs kavuşumuna eşlik eden Satürn–Neptün karesini görmekteyiz.

Plüton–Uranüs birleşimi, alışılmış kalıpları kırmaya yardımcı olur. Bu nedenle tarihte bu ikilinin güçlü etkilerini gözlemlemekteyiz. Uranüs (yıkıcı eylem) ve Plüton’un (ezici güç) kavuşumunun kolektife bir sıçrama tahtası ya da eşik olarak hizmet ettiğini söylemek yanlış olmaz. Yavaş hareket eden gezegenler oldukları için, kavuşumun ektiği tohumların meyvelerini görmek doğal olarak zaman alır.

Bu ay, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın ülkesinden kaçmasıyla 61 yıllık bir rejimin çöküşüne tanık olduk. Aslında 61 yıl, 127 yıllık Uranüs–Plüton döngüsünün yarısına karşılık gelmektedir.

Plüton–Uranüs kavuşumu ülkeye bir darbe yoluyla yeni bir rejim getirmiştir. Döngü 2011’de kare açıya ilerlediğinde ise ülkede iç savaşla birlikte kaos yaşanmıştır. Bugün geldiğimiz noktada Suriye, küllerinden yeniden doğmak üzeredir. Ülke toprakları üzerinde hâlâ hak iddia eden devletler veya grupların varlığı, bu etkinin devam ettiğini göstermektedir.

2026’da Uranüs–Plüton üçgen açı yaptığında, büyük olasılıkla Suriye’nin yeniden bölünmüş bir yapıyla karşımıza çıkacağını, tıpkı Osmanlı ve Fransız dönemi haritalarında olduğu gibi, öngörebiliriz.