Afganistan: Geçmişten Günümüzedidemcan.com

Afganistan: Geçmişten Günümüze (Temmuz 2023)

Özet ve Tez

2023 Mayıs ayının sonunda, İran sınır muhafızları ile Afgan Taliban güçleri arasında sınır bölgesinde yaşanan çatışmada en az üç kişinin öldüğü açıklandı. Bu haber, dünyadaki mülteci krizi ve son dönemde sıkça gündeme gelen Taliban açısından dikkatimi çekti. Bu olay, Afganistan tarihine geleneksel mundane astroloji tekniğiyle bakmamı sağladı. Çalışmada gezegen döngüleri ve gezegenlerin işlevleri, astro-kartografi, Solar Arc (SA) ve Uranian sistemden orta noktalar ile hassas noktalar (0º, 22.5º kardinal, 15º sabit, 29º, 7.5º değişken – hepsi Koç Noktası yani Dünya Ekseni ile açı yapar) kullanıldı.

Bu analiz, Uranüs–Neptün döngüsünün ve Oğlak burcundaki kavuşumunun modern Afganistan tarihindeki güçlü göstergeler ve dönüm noktaları olarak rolünü vurgulamaktadır.

İbn Ezra, sabit yıldızların mundane astrolojide kişisel haritalardan daha fazla dikkate alınması gerektiğini söyler. Bazı sabit yıldızlar değişim sürecinde olayların seyrinde oldukça etkili olabilir. Afganistan örneğinde özellikle Algol’ün etkilerine değinilmektedir.

Bu çalışmada tüm bu teknikler kullanılarak Afgan toplumunun tarih boyunca yaşadığı siyasi değişimler, kabile savaşları ve yabancı ülkelerin Afganistan yönetimi üzerindeki etkisi incelenmiştir.

Ülkenin dönüm noktalarını oluşturan olayların haritaları tartışılmış, karşılaştırılmış ve her harita ilgili bölümde grafik olarak eklenmiştir.

Hanedan değişiminin yaşandığı dönemin kesin ay ve gün bilgisi bulunmadığından, harita yıllık bazda değerlendirilmiştir. Ancak kesin tarihli olaylarda öğle ve gece yarısı haritaları kullanılmıştır.

Tarih boyunca bir ülkeyi en iyi hangi haritanın anlattığını söylemek zordur. Bu nedenle, bir ülke için en etkili gezegeni anlamak istiyorsak, rejim değişimlerinde öne çıkan döngüleri belirlememiz gerekir.

Afganistan

Çeşitli uygarlıkların yükselişine ve çöküşüne tanıklık etmiş, kadim ticaret yolları üzerinde yer alan Afganistan, geçmişten bugüne aradığı barış ve istikrarı bulmakta zorlanmaya devam etmektedir.

Afgan tarihindeki siyasi otoritenin belirlenmesinde etnik kökenler önemli bir rol oynamaktadır. 1747’de Abdali hükümetinin kurulmasından günümüze kadar siyasi güç mücadelesi kabileler arasında yaşanmış, bu da sürekli bir istikrarsızlığa yol açmıştır.

Geçmişten bugüne kabile savaşlarının sürekli yaşandığı bir ülkede, 1819’da Dost Muhammed Kabil’de iktidarını ilan etmiş ve böylece Afganistan’da hanedan değişimi gerçekleşmiştir. (1)

 Kesin gün ve ay bilgisi bulunmasa da, hanedan değişimi yaşandığı ve Dost Muhammed’in iktidarını ilan ettiği dönemde (1819 haritasında) Plüton–Satürn kavuşumu, Uranüs–Neptün kavuşumuna kare açı yapmaktadır (Grafik 1).

Balık–Yay karesine Uranüs eklendiğinde, büyük idealleri sembolize eden bu açı kalıbının ayaklanma ve isyanla birlikte değişim ve zamanında yenilenme getirmesi şaşırtıcı değildir.

Neptün, yanılsama ve hayal nedeniyle savaşlar ve skandallarla ilişkilendirilirken; Uranüs devrim, yenilik ve isyanı sembolize eder. Bu iki gezegene kare açı yapan Satürn–Plüton kavuşumu ise ulusların ortaya çıkışı, derin kültürel değişim, arınma ve yeniden doğuş anlamına gelir. Alfred Witte’ye göre Satürn–Plüton, engellenmiş gelişim, ayrışma ve zorunluluğu ifade eder. Uranüs bu kavuşuma eklendiğinde, gelişen ayrışma krizlere dönüşür. Başka bir deyişle, bu süreci kültürel yapının yeniden inşası olarak da adlandırabiliriz.

Satürn–Plüton kavuşumunun tek başına bile bazı dönemlerde isyanlara, iç savaşa, kan dökülmesine ve mezhep çatışmalarına yol açtığı gözlemlenmiştir. 1819 yılının ikinci yarısında Satürn’ün 0º Koç Noktası’na girmesi, değişim sürecinin başlatılmasında gezegenin rolünün önemini vurgulamaktadır.

Dost Muhammed, iç karışıklıkların ardından 1826’da ikinci kez resmen iktidarını ilan etmiş ve Afganistan’da yeni bir dönemi başlatmıştır. Bu tarihte ayrıca Uranüs–Neptün kavuşumunu Oğlak burcunda görmekteyiz (Grafik 2).

 

Bu dönemde ülke, İngilizler ile Ruslar arasında ayakta kalmaya çalıştığı için istenen dengeyi sağlamak kolay olmamıştır. İngilizlerin desteğiyle ülkedeki iktidar bir kez daha değişmiştir.

1819 ve 1826 haritalarında yer alan Plüton’un Uranüs–Neptün kavuşumuna yaptığı kare açı, güç mücadeleleri, ayaklanmalar, krizler ve devrimlerle ilişkilendirilebilir.

  1. yüzyılın sonlarına doğru Afganistan’ın kıta hâkimiyetinde kilit ülke olarak görülmesi stratejik bir bakış açısıdır. İngilizler, imparatorlukları için önemli olan Hindistan’ı korumak amacıyla Afganistan’ı ellerinde tutmaları gerektiğine inanmışlardır. Bu hedef doğrultusunda Afganistan’ı kontrol altına almak istemişlerdir. İki yüzyıldır süren bu oyunun ilk hamlesi, Orta Asya’da ilerleyen Rusya’yı zayıflatmaktır.

Bir yandan Ruslar Kafkasya’da ilerlerken, diğer yandan Afganistan sınırına yaklaşarak Orta Asya’da yeni işgallere girişmişlerdir. Bu sırada İngilizler, hoşnut olmadıkları Dost Muhammed Han’ı tahttan indirip yerine eski hükümdar Şuca Han’ı (Şuca ul-Mülk) getirmek istemiştir.

1843’te İngilizlerin Afganistan’dan çekilmesiyle Dost Muhammed yeniden tahta çıkmıştır. Bu kez Neptün’e eşlik eden gezegen Uranüs değil, Jüpiter’dir. Onun hükümdarlık dönemi, ülkenin uzak bölgelerinde merkezi kontrolün yeniden tesis edildiği ve İngilizlerle dostluk antlaşmalarının imzalandığı bir dönem olarak kaydedilmiştir.

Her ne kadar Jüpiter–Neptün döngüleri dini savaşları beraberinde getirse de, ideolojik ve insani döngüler olarak da tanımlanabilir.

Monarşiye Geçiş

Ülke, 1919’da yabancı hâkimiyetten kurtulmuş ve Amanullah Han döneminde monarşiye geçiş yapmıştır (Grafik 3).

Ülkenin bağımsızlığını ilan etmesi ve monarşiye geçişi, Plüton–Jüpiter kavuşumu (Yengeç – kardinal burç) ile gerçekleşmiştir. Bu 12 yıllık döngüyü anlamak için arka planda işleyen diğer döngülere bakmak anlamlıdır.

1819 ve 1826’da ardışık olarak gözlenen Uranüs–Neptün kavuşumları (Yay ve Oğlak) ideolojik çatışmaları, İngiliz ve Rus müdahalelerini/işgallerini ve çatışmalarla başlayan dönemi temsil ediyordu. Monarşi haritasında ise Uranüs–Neptün döngüsünün karşıt açıya ilerlediğini görüyoruz.

Herhangi iki gezegenin kavuşumdan karşıt açıya ilerlemesi süreci; yayılma, büyüme, risk alma ve keşfetme anlamına gelir. Dolayısıyla ülkenin bağımsızlığını ilan ederek monarşiye geçişi bu bağlamda daha anlaşılır hale gelir. Yalnızca Uranüs–Neptün karşıtlığı değil, aynı zamanda Plüton–Satürn kavuşumu da süreci arka planda hazırlamış ve temaya katkıda bulunmuştur.

1919–1929 arasında Kral Amanullah, Avrupa ülkeleri ve Atatürk etkisiyle Türkiye ile ilişkileri geliştirerek ülkede bir modernleşme hareketi başlatmıştır. İdari, askerî, tarımsal ve tıbbi alanlarda önemli gelişmeler yaşanmıştır.

  • Satürn sınırları, sorumlulukları ve yapıları;
  • Plüton yıkımı, ölümü ve dönüşümü sembolize eder.

Bu iki gezegenin kavuşumu her zaman zorlu süreçleri ve yavaş ilerleyen gelişmeleri simgeler. Amanullah’ın Afganistan’da yapmaya çalıştığı değişimler, Satürn–Plüton’un zorlayıcı dönüşüm sürecinin bir yansımasıdır.

Bu noktada, Yengeç burcundaki Plüton–Satürn kavuşumunun ülkenin kendi acil ihtiyaçlarını yapılandırma sürecini temsil ettiğini; Jüpiter’in Plüton ile kavuşum yaptığı anda ise monarşinin ilan edildiğini söyleyebiliriz.

28 Şubat 1919 tarihli monarşi haritasında Merkür’ün Uranüs/Mars orta noktasında bulunduğunu görüyoruz. Ebertin’e göre Mars/Uranüs orta noktası “operasyon” anlamına gelir. Olağanüstü enerji ve cesareti sembolize eden bu orta nokta, özgürlüğün ve savaşçı enerjinin açığa çıkmasını kolaylaştırmıştır.

Amanullah dönemindeki modernleşme hamleleri her ne kadar İslami çevrelerce hoş karşılanmasa da, yeni anayasayı yürürlüğe koyabilmiş, yasama alanında reformlar yapmış ve kadınlara siyasi haklar tanımıştır. Bu özgürlük ve yenilik teması, Güneş/Ay ve Ay/Merkür orta noktalarının Uranüs ile bağlantısında da görülmektedir.

Han yönetiminden Monarşiye geçiş

Burada Monarşi haritasındaki Güneş’in, 1819 haritasındaki Jüpiter/Satürn ve Jüpiter/Plüton orta noktalarında yer aldığını görmekteyiz (Grafik 4).

1819 yılının ortasında Satürn Balık’tan Koç burcuna geçerken Jüpiter sabit burç olan Kova’ya yerleşmiştir. Koç Noktası (0º Koç) mundane olaylarda oldukça etkili olduğundan, Satürn’ün Koç’a girdiği dönem Afganistan tarihi açısından belirleyici bir rol oynamıştır. Uranian perspektifte Koç Noktası’na yapılan 15º sabit açılarla birlikte bu etki daha da önem kazanır. Bu süreçte yenilikçi Kova burcunda hareket eden Jüpiter’in kitleleri etkileyerek değişime katkısını göz ardı edemeyiz.

Jüpiter ve Satürn’ün sosyal gezegenler olarak yıl içinde kardinal ekseni tetiklemesi, 1919 monarşi haritasında Afganistan’ın rejim değişimindeki rolüne iyi bir örnektir. Jüpiter Kova’nın ortasında yer alırken, Satürn yeni Koç’a girmiştir ve bu ikilinin orta noktası 1919 monarşi haritasının Güneşi tarafından etkinleştirilmiştir (Grafik 4).

Bir toplumun kolektif bilincini yansıtan harita, kendinden önce gelen haritanın enerjisinden doğar; bu nedenle birbirlerini nasıl açığa çıkardıkları önemlidir. 1819 haritasındaki Jüpiter/Satürn orta noktası, 1919 haritasının Güneşi (8º Balık) ile kavuşumdadır. Jüpiter/Satürn orta noktası yavaş ilerleme ihtiyacını, kontrollü büyümeyi, organize genişlemeyi ve disiplini gösterir. İngilizlerle süregelen savaşlar nedeniyle büyük ölçüde yıkıma uğramış ve ulusal birlik duygusu zayıflamış ülke, monarşiye geçiş sürecinde yeniden yapılanmaya girmiştir. Bu dönemde Kral Amanullah birçok alanda yenilikler ve gelişmeler getirmeyi başarmıştır.

Dikkatimizi çekmesi gereken önemli bir orta nokta ise 1819 haritasındaki Neptün/Plüton orta noktasıdır; bu nokta monarşi haritasının Ay’ı tarafından etkinleştirilmiştir (Grafik 4). Bu gezegensel model, dönüştürücü hayallerin ve derin ideolojilerin (Neptün/Plüton) yeni Afganistan’da halkın (Ay) ortak görüşü olarak hayata geçirilmesi şeklinde yorumlanabilir.

Ay, halkı ve kadınları, ayrıca kamuoyunu sembolize eder. 1919–1929 arasında hüküm süren Kral Amanullah, ülkeyi birleştirme ve modernleştirme girişiminde dikkate değer değişiklikler yapabilmiştir. Kadınların üzerindeki ataerkil aile kontrolünü azaltmak için onlara kamusal alanda özgürlük tanımış, kız çocuklarının okula gönderilmesini teşvik etmiş, kadınların başörtülerini çıkarmalarını ve daha Batılı bir giyim tarzı benimsemelerini sağlamıştır. 1921’de zorla evlilik, çocuk evliliği ve başlık parasına karşı yasa çıkarmış, çok eşliliğe sınırlamalar getirmiştir. Toplumun dini kesimleri tarafından onaylanmasa da, Afganistan’ın yenilik anlaşmaları yaptığı bir dönem olarak görülebilir.

Amanullah, her türlü zorluğa rağmen hayalindeki yeni ülkeyi inşa etmeye çalışıyordu. Ancak Kasım 1928’de bir kabile ayaklanması sonucu başkent Kabil’i kaybetti. Tahtı geri almaya çalışsa da başarılı olamadı ve Afganistan’dan ayrılmak zorunda kaldı.

1973 Sosyalist Afgan Rejimi

Sovyetler Birliği, 1960’larda Afganistan’ın iç siyasi gelişmelerine müdahale etmeye başlamış, 1973, 1978 ve 1979’daki darbelerin ardından ülkeyi işgal ederek sosyalist Afgan rejiminin kurulmasına zemin hazırlamıştır. 1973 darbesiyle tahttan indirilen kral sürgün hayatına Roma’da başlarken, Afganistan’da sosyalist rejim dönemi başlamıştır (Grafik 5).

1919 monarşi haritası ile 1973 haritası arasındaki bağlantıya baktığımızda; Monarşi haritasındaki Satürn/Uranüs orta noktası, Boğa 26’daki sabit yıldız Algol ile kavuşum yapmaktadır. Benzer şekilde, 1973 haritasındaki Satürn/Uranüs orta noktası, monarşi haritasındaki Satürn (23 Aslan) ile kavuşumdadır (Grafik 6).

1973 haritasındaki Satürn/Uranüs orta noktası, yozlaşmış yerleşik kalıplar ile yeni başlangıç yolları veya ideoloji arasındaki gerilimi sembolize eder. Bu, Satürn’ün güvenli ve düzenli olma isteğidir. Eski programlardan ve kısıtlamalardan kurtulma dürtüsünü dengeleyen, fakat bunu yapma korkusunu da içinde barındıran bir birleşimdir. Süreç, özgürlüğün ve bağımsızlığın gerçek anlamını bulma ihtiyacıyla ilgilidir.

Bu açıdan bakıldığında, 1973 sosyalist rejimi Afganistan için yalnızca siyasi bir dönüşüm değil, aynı zamanda kültürel yapının yeniden tanımlanması sürecini de temsil etmektedir.

 

 

1919 monarşi haritasında Satürn/Uranüs orta noktasının şiddetle ilişkilendirilen sabit yıldız Algol ile kavuşumu, beklenen değişimin oldukça acı verici gerçekleşeceğini göstermektedir (Grafik 6). Bu iç savaş ortamı, Algol’ün “baş kesilerek ölüm” niteliğini doğrular.

1973 haritasında ise Satürn/Uranüs orta noktası, 1919 haritasındaki Satürn (23 Aslan) ile kavuşum yapmaktadır. Aynı şekilde, 1973 haritasındaki Satürn–Uranüs ve Güneş–Plüton orta noktaları da Algol ile kare açı yapmaktadır (Grafik 6).

Afganistan’dan gelen haberlerde hâkimlerin halka açık infaz, kırbaçlama, uzuv kesme ve recm gibi cezaları uygulamakla görevlendirildiğini duymaktayız. Bu güçlü gezegensel yapı ve astrolojik sembolizm, 1919 ve 1973 haritalarını birbirine bağlayarak günümüz Afganistan’ının şiddet doğasını açıkça ortaya koymaktadır.

1973 haritasındaki Uranüs’ün 1919 haritasıyla bağlantısına baktığımızda, rejim değişimini iç savaşlardan ve işgal güçlerinden kurtulma arayışı olarak değerlendirebiliriz. Bugün gözlemlediğimiz Afganistan, Uranüs’ün sembolize ettiği modern ve yenilikçi bir ortamla yönetilen bir ülke olmasa da, Rusya tarafından işgal edilen toprakların özgürleştirilmesi olarak düşünülebilir.

Öte yandan, önceki haritalarda öne çıkan Uranüs–Neptün döngüsü, yerini Uranüs–Plüton döngüsüne bırakmış görünmektedir. Uranüs–Plüton döngüleri toplumların ve ulusların radikal yeniden yapılanmasını işaret eder. Ebertin bu döngüyü “yıkıntılar üzerinde inşa edilen bir yapı” olarak tanımlar. 1973 haritasında yalnızca Uranüs–Neptün değil, aynı zamanda Satürn–Neptün kapanış fazı da gözlemlenmektedir.

Bu kapanış fazı; dağılım, küçülme, çürüme ve yeniden tohum haline dönüş sürecidir. Döngünün büyük bölümünde dikkat geri çekilmeye, karamsarlığa, konsolidasyona ve muhafazakârlığa yönelir. Afganistan’da bu döneme baktığımızda, 1984’ten itibaren işgalcilere karşı başarı sağlanmış, SSCB 1989’da Afganistan’dan çekilmiştir. Bu tarih, Sovyet rejiminin çöküşü ve Berlin Duvarı’nın yıkılışıyla da örtüşmektedir.

Bu dönem, hükümet içinde paralel yapılar (derin devlet) oluştuğu, tarım politikalarının halkın yararına olmayacak şekilde değiştirildiği, ordunun küçültülüp etkisizleştirildiği bir süreçtir. Yani hem Uranüs–Neptün hem de Satürn–Neptün kapanış döngüleriyle birlikte ülke yeniden çatışmalarla boğuşur hale gelmiştir.

1992 Peşaver Anlaşması ve Afganistan İslam Cumhuriyeti

24 Nisan 1992’de, bazı ancak tüm mücahit gruplar tarafından Peşaver Anlaşması ilan edilmiştir. Hezb-e İslami lideri Gulbeddin Hikmetyar, Mart 1992’den itibaren koalisyon hükümeti girişimlerine karşı çıkmıştır. Bu anlaşma, Afganistan geçici hükümeti olarak Afganistan İslam Devleti’nin kurulduğunu ilan etmiştir (Grafik 7).

1992 İslam Devleti haritasında, tıpkı 1819 ve 1826 haritalarında olduğu gibi Uranüs–Neptün kavuşumunu görmekteyiz (Grafik 1).

İslam Cumhuriyeti ile eşzamanlı olarak Taliban’ın ülkedeki varlığını artırdığını görüyoruz. 1994’te İslami şeriat hukukunu yaymak amacıyla kurulan Taliban, haraç toplama, fidye ve tutuklamalar ile uyuşturucu ticareti gibi faaliyetlerle finanse edilmiştir. Uranüs–Neptün kavuşumu yeniden Oğlak burcunda gerçekleşmektedir. Bu iki gezegenin döngülerinin Afganistan için dönüm noktalarını işaret ettiği açıkça söylenebilir.

1992 haritasında Uranüs–Neptün kavuşumuna eşlik eden Plüton–Satürn açılım karesi, Afganistan’ın daha geleneksel ve muhafazakâr bir yapıya doğru ilerlediğini göstermektedir. Özgürlük ve eşitlik gibi kavramların (Satürn Kova karesi Plüton Akrep) bastırıldığını ve diktatörlükle yer değiştirdiğini görmekteyiz. Nitekim BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin Kasım 2021’de yayımladığı rapora göre, 2020’de dünyada elde edilen haşhaştan üretilen afyonun %85’inden fazlası Afganistan’da yapılmıştır. Bu durum, Neptün’ün ülke için ne kadar belirleyici olduğunu kanıtlamaktadır; çünkü Neptün aynı zamanda uyuşturucuyu da sembolize eder.

Ülke haritaları Neptün ve Uranüs transitlerine çok duyarlıdır. 1992 haritasında 17º Kova’daki Satürn, kardinal eksene (15º sabit) yakın sektil açıdadır. 1819 haritasında Jüpiter’in aynı derecede bulunduğunu gözlemledik. Hem Jüpiter hem Satürn yasa, düzen ve statükoyu sembolize eden sosyal gezegenlerdir; kardinal eksene yaptıkları kombinasyonlar değişimleri tetikleyen unsurlar olarak öne çıkar.

1992 haritasındaki Mars/Uranüs=Satürn gezegensel resmi, Afganistan’ın kabile savaşlarına sürüklenmeye devam ettiğini vurgular. Benzer bir gezegensel resim (Mars/Uranüs=Güneş) 1919 monarşi haritasında da gözlemlenmektedir. Evrensel sembolizmde hem Satürn hem Güneş liderliği ve otoriteyi temsil eder.

Bir diğer dikkat çekici nokta, 1992 haritasındaki Ay/Uranüs ve Ay/Neptün orta noktalarının 23º Oğlak’ta bulunmasıdır. Bu nokta kardinal eksene (22.5º kardinal) başka bir açıya denk gelmektedir. Uranüs ve Neptün, Afganistan için her anlamda daha yakından incelenmesi gereken gezegenler olarak öne çıkar.

ABD’nin 11 Eylül saldırısı sonrası işgal ettiği Afganistan’dan çekilme kararının alındığı 29 Şubat 2020 Doha Anlaşması tarihinde, Plüton–Satürn–Jüpiter kavuşumu gerçekleşmiştir. Bu anlaşmadan sonra Taliban ülkeyi yeniden ele geçirmiş ve baskıcı rejimini sürdürmeye başlamıştır.

1819’da Balık burcundaki Plüton–Satürn kavuşumuyla hanedan değişimini, Yengeç burcundaki kavuşumla monarşiye geçişi gözlemlemiştik. Satürn–Plüton’un Oğlak burcunda, yani geleneksel ve muhafazakâr bir burçta buluştuğu 2020’de ise ülke Taliban rejimine teslim olmuştur. Taliban’ın uyguladığı şeriat rejimi, Oğlak burcunun sembolizmini açıkça ifade etmektedir.

Satürn–Plüton kavuşumunun derin kültürel değişimi ve yıkıntılar üzerinde yeni bir yapı inşasını sembolize ettiği düşünüldüğünde, bu kavuşumun Afganistan’ın 2020 Taliban rejimini yozlaşma ve köktenciliğe doğru yönlendirdiğini söylemek mümkündür.

2021 Sonrası Afganistan

ABD’nin 2021’de Afganistan’dan çekilmesiyle birlikte Taliban’ın ülkedeki yönetimi hızla şeriat hukukuna geri dönmüştür. Afganistan haritasının Uranüs–Neptün döngülerine duyarlılığı, Washington yönetiminin çekilme kararının alındığı tarihteki (29 Şubat 2020 Doha Anlaşması) Jüpiter–Satürn–Plüton kavuşumu ile bir kez daha tetiklenmiştir.

Doha Anlaşması’nın imzalandığı tarihte Transit Satürn’ün, 1992 haritasındaki natal Ay ile kavuşumda olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda Transit Neptün, 1992 haritasının Güneş/Ay orta noktasıyla kavuşumda bulunmaktaydı. Bu durum, halk ve ülke kaynakları açısından gelişmelerin olumlu yönde ilerlemeyeceğini göstermektedir. Ayrıca Plüton/Güneş ve Satürn/Güneş orta noktaları da 1992 haritasındaki Satürn’ü tetiklemektedir (Grafik 8).

Witte, Satürn=Güneş/Plüton orta noktasını “yavaş fiziksel gelişim, fiziksel sertleşme, özümseme” olarak açıklar. Taliban rejimiyle birlikte ülkede medya kuruluşlarının kapatıldığı, kadınların çalışmasının ve dışarıda dolaşmasının yasaklandığı, kızların okula gitmesinin bile kısıtlandığı bir süreç başlamıştır.

Transit Mars/Plüton ve Mars/Satürn orta noktaları, yoğun ve takıntılı bir saldırganlığı sembolize ederek 1992 haritasındaki Uranüs ile kavuşum yapmaktadır. Uranüs’ün bu etkisi, 2020’de ABD’nin Afganistan’dan çekilme kararına benzer şekilde, 1973’te Sovyetlerden kurtuluş sürecini hatırlatmaktadır. Ancak ABD’nin çekilmesinden sonra Uranüs’ün gölge yönü olan isyan, bölünme ve çatışma atmosferi tüm ülkeyi etkilemiştir.

Ayrıca Transit Jüpiter’in 1992 haritasındaki Uranüs–Neptün kavuşumuyla kavuşumda olduğunu söyleyebiliriz. Bu kavuşum, iki gezegenin sembolizmini abartılı bir biçimde ortaya koymuştur. Kısacası, şeriat hukukunun dayatılması, taraflılık ve kaos bu kavuşumun Afganistan için sonucu olmuştur.

1992 İslam Cumhuriyeti haritasına baktığımızda, Transit Uranüs’ün natal Plüton’a karşıt açı yaptığını ve Transit Plüton’un natal Ay ile kavuşumda olduğunu görüyoruz (Grafik 9). Her iki transit de tüm yıl boyunca etkin olacağından dikkatle gözlemlenmesi gereken süreçlerdir.

Bu güçlü gezegensel etkileşimler, Afganistan’ın 2020 sonrası Taliban rejimi altında neden yeniden baskı, bölünme ve çatışma döngüsüne girdiğini astrolojik açıdan net biçimde açıklamaktadır.

Plüton, kitle psikolojisini ve halkın gücünü, aynı zamanda yeniden doğuş ve dönüşümü sembolize eder. Tetiklendiğinde ise toplumsal ayaklanmalar, güç mücadeleleri, terörizm veya yolsuzlukla ilişkilendirilir. Bu bağlamda Afganistan’da terör ve çatışma ikliminin devam edeceğini söylemek yanlış olmaz. Ülkenin kaynaklarının yetersizliği nedeniyle baskı, çatışma ve terör ortamının uzun süre halkı zor durumda bırakacağı görülmektedir.

Venüs’ün genç kadınları temsil etmesi nedeniyle, Solar Arc (SA) Venüs’ün natal Plüton ile kavuşumu Taliban’ın kadınlar ve kız çocukları üzerindeki baskısının devamını desteklemektedir. Bu tema ayrıca Transit Plüton’un natal Ay ile kavuşumuyla da güçlenmektedir. Venüs’ü finansal bir gösterge olarak ele aldığımızda, Batı desteğinin çekilmesiyle ortaya çıkan ekonomik sorunların da süreceğini göstermektedir.

Özellikle yaz dönemindeki güçlü transitler ülkeyi savaş ortamına sürüklemiştir. Ağustos 2023’teki retrograd Venüs–Güneş kavuşumu, 1992 haritasındaki natal Plüton’a kare açı yapmıştır. Transit Satürn’ün natal Jüpiter’e karşıt açısı ve Transit Mars’ın natal Mars’a karşıt açısı dikkat çeken diğer konfigürasyonlardır. Ekim 2023’teki Terazi Güneş tutulması, natal Venüs’e karşıt açı yaparak çatışma ortamını hızlandırmıştır.

Geleneksel astroloji kaynaklarına göre Venüs sabah yıldızı olduğunda savaş potansiyelini işaret eder. Bu nedenle yalnızca İran ile olan gerilim değil, kabile çatışmalarının da süreceğini söyleyebiliriz. Nitekim Transit Uranüs’ün Boğa burcunda natal Plüton’a karşıt açı yapması ve retrograd hareketle natal Uranüs–Neptün kavuşumuna üçgen açı oluşturması olayların istenmeyen bir şekilde yön değiştirmesine yol açmıştır.

Yılın son Ay tutulması (5º Boğa), 1992 Afganistan haritasındaki natal Güneş (4º Boğa) ile kavuşumda gerçekleşmiştir. Güneş’in sert açı alması ülke içinde gerilimi işaret eder. Kısacası, 2023’te gelişen olayların 2024’te de devam edeceğini söyleyebiliriz.

Astrokartografi:
2023’ün ikinci yarısında gerçekleşen Güneş ve Ay tutulmalarının çizgilerine baktığımızda, tutulma anındaki Neptün ve Uranüs çizgilerinin Afganistan üzerinden geçtiğini görmekteyiz (Grafik 10–11). Bu da ülkenin kaderinde Uranüs ve Neptün etkilerinin ne kadar belirleyici olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.

Kanser ingress haritasında Plüton hattının Hindistan üzerinde konumlandığını ve Afganistan’a oldukça yakın olduğunu görmekteyiz. Burada en önemli nokta, Afganistan üzerinden geçen Mars hattının Plüton hattıyla kesişmesidir (Grafik 12).

İkinci yarıda gerçekleşen tutulmalara kadar bölgede yaşanan gerginlik ve çatışmaların Hindistan ve Pakistan’ın ulusal birlik ve bütünlüğünü etkileyeceğini söyleyebiliriz. Nitekim 1947’den beri süregelen Pakistan–Afganistan sınır sorunu hâlâ devam etmektedir. Afganistan’daki savaşlar nedeniyle ortaya çıkan mülteci sorunu da bölge ülkelerinin güvenliğini tehdit etmektedir. Ayrıca Afganistan, Hindistan’ın Orta Asya enerji kaynaklarına erişimi açısından stratejik bir konumdadır.

Rusya’nın Çin ile stratejik işbirliğini geliştirmesi, Hindistan’ın 2019’da ABD–Rusya–Çin üçlü birliğine (Afganistan barış görüşmeleri için) dahil edilmemesi ve Pakistan’ın bu yıl sürece katılması, Hindistan’ın oyunun dışında kalma endişelerini artırmaktadır. Afganistan meselesi Hindistan–Çin arasındaki uçurumu büyütürken, Hindistan–Rusya arasındaki mesafeyi de artırma potansiyeline sahiptir.

Yılın diğer ekinoks ingress haritasında, Güneş (Terazi) hattının Neptün ile birlikte Afganistan üzerinden geçtiğini görmekteyiz. Oğlak ingress haritası ise aynı temayı Plüton hatlarıyla desteklemektedir (Grafik 13–14). Bu astrolojik göstergeler, Afganistan’ın bölgesel dengelerde kritik bir rol oynadığını ve yaşanan çatışmaların yalnızca ülkeyi değil, çevresindeki büyük güçleri de etkilediğini ortaya koymaktadır.

Daha önce vurguladığımız gibi Afganistan için Neptün ve Uranüs döngüleri kritik öneme sahip. Son dönemde yaşanan savaş ve yıkım enerjisinin hâlâ güncel olduğunu söylemek mümkün.

Özetle, 2023 yılı Afganistan açısından hem Batı hem Doğu sınır komşularıyla ilişkilerde parlak görünmemektedir. Ulusal birlik ve bölgesel güvenlik sorunları devam etmektedir.

Özellikle 2025 başında Neptün’ün 0º Koç burcuna geçişi ve aynı derecede Satürn ile kavuşumu, ülke tarihinde olduğu gibi radikal bir değişim sürecini işaret etmektedir (Grafik 15). Bu kavuşum, kardinal eksen üzerinde ülkenin Ay düğümleriyle T-kare açı kalıbı oluşturacaktır. Bu da Afganistan’ın kendi kaynaklarını savunabilmek için yapısal değişimlere ihtiyaç duyacağını göstermektedir.

Astrolojik açıdan bu dönem, ülkenin yeniden yapılanma ve dönüşüm sürecine gireceğini, ancak bunun sancılı ve köklü bir değişim olacağını işaret etmektedir. Neptün–Satürn kavuşumu, hem sınırların ve sorumlulukların yeniden tanımlanmasını hem de ideolojik ve toplumsal yapının dönüşümünü beraberinde getirecektir.

Güç savaşlarının yarattığı yıkım atmosferinin, önümüzdeki iki yıl boyunca Doğu Bloku’nda tüm şiddetiyle devam edeceği görülüyor.

Didem Can
Temmuz 2023